PİYASA
Gündem

STM'nin sualtı aracı NETA 300, tatbikatta mayınları tespit etti

STM'nin sualtı aracı NETA 300, tatbikatta mayınları tespit etti Fotoğraf: U.S. Navy photo by Rebecca Burke · Kamu malı · Wikimedia Commons

Özet

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığının düzenlediği tatbikatta görev alan NETA 300 sualtı aracı, intikal rotasındaki mayınları başarıyla tespit etti. Gelişmiş sonar sistemleri kullanan insansız araç, seyir güvenliğine destek sağladı.

Öne çıkanlar

  • NETA 300, Antalya Körfezi'ndeki tatbikatta mayınları otonom olarak belirledi.
  • Araç, 300 metre derinliğe kadar inebiliyor ve 24 saate kadar görev yapabiliyor.
  • STM tarafından geliştirilen platformun ilk yurt içi satış sözleşmesi daha önce imzalandı.

Haberin Detayı

Türk savunma sanayiinin sualtı teknolojilerindeki yenilikçi çözümlerinden biri olan Hafif İnsansız Otonom Sualtı Aracı NETA 300, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ev sahipliğinde düzenlenen TURNAs-2026 tatbikatında kritik bir görevi yerine getirdi. Antalya Körfezi ve Doğu Akdeniz'de 19-27 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen faaliyetlerde, aracın operasyonel kabiliyetleri sahnede test edildi. Bu süreçte NETA 300, intikal güzergâhı boyunca karşısına çıkan mayın ve benzeri sualtı tehditlerini otonom olarak teşhis edip sınıflandırma süreçlerine katkı sundu.

Tatbikat senaryoları kapsamında görev yapan insansız sistem, bünyesinde barındırdığı yüksek çözünürlüklü sensörler ve gelişmiş sonar donanımları sayesinde sualtı taramalarını gerçekleştirdi. Mayın karşı tedbirleri operasyonlarında temel hedef, tehlikeli bölgelere insan unsurunu doğrudan göndermeden güvenli bir koridor oluşturmak olarak öne çıkıyor. NETA 300, personeli ve deniz platformlarını riske atmadan bu tehlikeleri bertaraf etme yolunda önemli bir rol üstlendiğini bu tatbikatla göstermiş oldu.

STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ tarafından geliştirilen sistem, teknik özellikleriyle de dikkat çekiyor. Kompakt ve modüler yapısıyla tasarlanan NETA 300, iki personel tarafından rahatlıkla taşınabiliyor. Azami 300 metre derinlikte operasyon yürütebilen araç, tek şarj veya yakıt döngüsünde 24 saate kadar kesintisiz görev yapabiliyor. Azami hızı 5 knot olarak belirlenen sistem, mayın avcılığının yanı sıra keşif, gözetleme ve liman savunması gibi farklı görev profillerine de uyum sağlayabiliyor.

Uzun süreli sualtı araştırmalarında kullanım esnekliği sunan modüler mimari, farklı görev ihtiyaçlarına göre ekipman değişimine olanak tanıyor. Daha önce yapılan açıklamalarla ilk yurt içi satış sözleşmesinin imzalandığı duyurulan NETA 300, Deniz Kuvvetlerinin envanterinde aktif olarak yer alacak sistemler arasında bulunuyor. Askerî alanların yanı sıra sivil denizcilikte de deniz tabanı araştırmaları, boru hattı denetimleri, yenilenebilir enerji tesis kontrolü ve deniz arkeolojisi gibi alanlarda değerlendirilmesi planlanıyor.

Tatbikat sırasında STM'nin diğer insansız sistemleri de farklı senaryolarda boy gösterdi. Beş adet KARGU vurucu İHA sürü halinde görev yaparken, avcı İHA TUNGA-X ise temsili düşman hava aracını etkisiz hale getirdi. Millî Savunma Bakanlığının koordinasyonundaki bu tatbikat, hava, suüstü, sualtı ve kara unsurlarının ortak çalışabilirliğini artırmayı hedefliyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Askerî denizcilikte otonom sistemlerin rolü, personel güvenliğini artırması bakımından stratejik bir dönüşüm yaratıyor. NETA 300'ün 300 metre derinlikte 24 saat kalabilmesi, geleneksel insanlı tarama faaliyetlerine kıyasla operasyon maliyetlerini düşürürken risk alanını sıfıra indiriyor. Özellikle kıyı savunması ve liman güvenliğinde bu tarz insansız araçların yaygınlaşması, deniz altı harbe hazırlık süresini doğrudan kısaltacaktır.

Kaynak: ShiftDelete
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Uzay
    • ShiftDelete
    TUSAŞ, ANKA-3 muharip insansız savaş uçağının teknik verilerini paylaştı
    Fotoğraf: Gerald Nino

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, seri üretim aşamasındaki ANKA-3 insansız savaş uçağının güncellenmiş teknik kapasitesini duyurdu. Yeni yapılandırmada azami kalkış ağırlığı 7.250 kilograma ve faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma ulaştı.

    • ANKA-3'ün azami faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma çıkarıldı.
    • Platformun hava-hava görevlerindeki görev yarıçapı 1.075 kilometre olarak açıklandı.
    • AESA radar ve IRST sistemleriyle donatılan uçak elektronik harp kabiliyetleri taşıyor.

    Düşük radar görünürlüğü elde etme amacıyla tasarlanan bu hava aracı; hava-yer taarruzları, hava-hava angajmanları, elektronik harp ve insanlı platformlarla ortak görev icra etme yetenekleriyle donatılıyor. Paylaşılan bilgilere göre platformun uzunluğu 8,9 metre, kanat açıklığı 13,1 metre ve yüksekliği 2,5 metre olarak belirlenmiş durumda.

    Mühimmat ve diğer görev ekipmanlarının yerleştirilmesi için uçakta iki dahili ve iki harici istasyon yer alıyor. Gövde içindeki dahili istasyonlar, mühimmatın radarda görünmesini engelleyerek düşük görünürlük hedefine doğrudan katkı sunuyor. Faydalı yük sınırındaki artış, platformun farklı mühimmat kombinasyonlarını esnek bir şekilde taşımasına imkân tanıyor.

    Paylaşılan operasyonel verilere göre ANKA-3'ün görev yarıçapı icra edilecek faaliyetin türüne göre farklılık gösteriyor. Hava-hava operasyonlarında 1.075 kilometre menzil sunan platform, hava-yer görevlerinde ise 750 kilometre yarıçapla hareket edebiliyor. Bu değerler doğrudan azami uçuş menzili anlamına gelmeyip, belirli görev profilleri için öngörülen mesafeleri temsil ediyor. Hava-hava mühimmatlarıyla donatılması, aracın yalnızca kara hedeflerine yönelik taarruzlarla sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor.

    Platformun görev kabiliyetlerini artırmak amacıyla gelişmiş sensör ve radar sistemleri entegre ediliyor. AESA radar hem hava hem de yer hedeflerinin tespiti ile takibini sağlarken, Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi pasif algılama imkânı veriyor. Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ise sensörler aracılığıyla hedef teşhisi ve nişan alma süreçlerini destekliyor. Bu donanımlar sayesinde hava aracının zorlu çevre koşullarında bile hedef takibi yapabilmesi hedefleniyor.

    Elektronik harp ve öz savunma mimarisi de ANKA-3'ün temel özellikleri arasında yer alıyor. Füze uyarı sistemi, radar uyarı alıcısı, yönlendirilmiş kızılötesi karşı tedbir sistemi, RF karıştırıcı ile chaff ve flare atıcıları platformu koruyan donanımlar arasında bulunuyor. Bu sistemler yaklaşan tehditleri algılayıp aldatma mekanizmaları devreye sokarken, elektromanyetik alanın izlenmesine de olanak tanıyor.

    MUM-T olarak adlandırılan insanlı ve insansız platformların ortak görev konsepti de geliştirme başlıkları arasında bulunuyor. Ayrıca uçak gemilerinden kalkış ve iniş yapabilme kabiliyeti, deniz havacılığı alanındaki potansiyel kullanım senaryolarını işaret ediyor. Ancak bu özelliklerin operasyonel sahada fiilen kullanılabilmesi, gelecekteki test ve entegrasyon süreçlerinin başarıyla tamamlanmasına bağlı olacak.

    AI YORUMU

    Savunma sanayiinde platformların çok yönlü görev icra edebilmesi, operasyonel esneklik açısından belirleyici bir eşiktir. TUSAŞ'ın açıkladığı 1.700 kilogramlık yük kapasitesi ve 1.075 kilometrelik hava-hava yarıçafı gibi somut veriler, ANKA-3'ün hafif taarruz çizgisinden çıkarak stratejik bir muharip güce dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, gelecekteki hava muharebelerinde insanlı uçakların yükünü hafifletecek insansız unsurların rolünü pekiştiriyor. Eğer test süreçleri planlandığı gibi ilerlerse, deniz platformlarından kalkabilen bu tür insansız sistemler donanma operasyonlarının dengesini değiştirecektir.

    Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    • ShiftDelete
    ASELSAN, KORKUT hava savunma sistemini 9 ülkeye ihraç etti
    Fotoğraf: VoidWanderer

    ASELSAN'ın geliştirdiği KORKUT hava savunma sistemi, insansız hava araçlarına karşı dokuz ülkede aktif göreve başladı. Sistem, yüksek maliyetli füzeler yerine 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat kullanarak kamikaze İHA'ları 10 bin doların altında bir maliyetle düşürebiliyor. Ukrayna ordusunun da envanterine kattığı bu teknoloji, şirketin ihracat oranlarını hızlı biçimde yükseltiyor.

    • KORKUT, kamikaze İHA'ları 10 bin doların altındaki toplam maliyetle imha edebiliyor.
    • ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sistemin 9 farklı ülkede kullanıldığını açıkladı.
    • Şirket, 2023'te yüzde 8 olan ihracat payını yüzde 25 seviyesine çıkardı.

    Savaş sahalarında ucuz kamikaze insansız hava araçlarının kullanımının yaygınlaşması, modern hava savunma stratejilerini ve bütçelerini doğrudan etkiliyor. Milyonlarca dolarlık savunma füzelerinin ucuz dronlara karşı harcanması bütçeler üzerinde ciddi baskı yaratıyor. ASELSAN imzalı KORKUT sistemi, sunduğu yakın hava savunma yaklaşımıyla bu bütçe dengesizliğine karşı somut bir alternatif oluşturuyor. 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat mermi başına yaklaşık 1.000 dolar maliyet sunarken, bir hedefi vurmak toplamda 10 bin doların altına tamamlanabiliyor.

    ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, KORKUT'un faal olarak dokuz ayrı ülkede kullanıldığını resmi olarak bildirdi. Müşteri ülkeler arasında Rusya ile çatışmaların sürdüğü Ukrayna da yer alıyor. Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre Ukrayna Hava Kuvvetleri bir savunma biriminin bu sistemle donatıldığını doğruladı. Operasyonel performans ve kullanılan birim sayıları detaylandırılmasa da sistem alçak irtifadaki dron tehditlerine karşı aktif koruma sağlıyor.

    Uluslararası pazardaki bu yoğun ilgi, ASELSAN'ın küresel bazdaki finansal rakamlarına da doğrudan yansıyor. Şirketin toplam gelirleri içindeki yurt dışı satış payı 2023 yılında yüzde 8 iken günümüzde yüzde 25 seviyesine ulaşmış durumda. Yönetim, 2030 yılına kadar bu oranı yüzde 50 seviyesine çıkarmayı hedeflerken sipariş birikiminin 30 milyar dolara yaklaştığı belirtiliyor. Türkiye'nin genel savunma ihracatı ise geçtiğimiz yıl 10 milyar dolar barajına erişti.

    KORKUT aynı zamanda Türkiye'nin yerli entegre hava savunma konsepti olan Çelik Kubbe projesinin katmanlarından birini oluşturuyor. Sistem, radar ve komuta kontrol ağlarıyla entegre çalışarak uzun menzilli pahalı füzelerin gereksiz harcanmasını önlüyor. Ancak jet motorlu veya son derece hızlı hedeflere karşı operasyonel etkinliğe dair kamuya açık verilerin henüz sınırlı olduğunu unutmamak gerekiyor. Yakın mesafe önlemelerinde topçu sistemleri, maliyet etkinliğini korumadaki ana unsur olarak öne çıkıyor.

    AI YORUMU

    Mühimmat başı 1.000 dolarlık harcamayla milyon dolarlık füzeleri korumak, modern harp doktrinlerinde asıl belirleyici faktördür. Hava savunmasında sürdürülebilirlik sağlamak isteyen ordular, yıpratma savaşlarında füze stoklarını tüketmek yerine KORKUT benzeri topçu sistemlerine yönelmek zorundadır. Bu durum özellikle kısıtlı askeri bütçeye sahip ülkeler için doğrudan stok güvenliği anlamına geliyor. Şirketin ihracat payını yüzde 25'e taşıyan bu f/p odaklı yaklaşım devam ederse, geleneksel füze üreticileri pazar payı kaybetmeye başlayabilir.

    Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    • EHA Medya
    Kanada Başbakanı Carney: Türkiye'nin savunma tecrübesinden faydalanmak istiyoruz
    Fotoğraf: CarletonU, Faculty of Public and Global Affairs

    Kanada Başbakanı Mark Carney, İstanbul ziyareti sırasında Türkiye ile askeri teknoloji tedariki ve ortak üretime açık olduklarını açıkladı. İki ülke arasında savunma sanayisinden nükleer enerji iş birliğine kadar birçok konu ele alındı.

    • Kanada, Türkiye'nin savunma teknolojileri ve insansız hava araçları alanındaki deneyiminden yararlanmayı hedefliyor.
    • CANDU nükleer reaktörleri konusunda Türkiye ile yürütülen müzakereler son dönemde hız kazandı.
    • Kanada, Ukrayna'ya yönelik desteğini doğrudan temaslar ve uluslararası koordinasyonla sürdürüyor.

    Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye temasları kapsamında İstanbul'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak iki ülke arasındaki stratejik iş birliği alanlarına değindi. Ankara ile askeri kabiliyet tedariki ve ortak endüstriyel üretim seçeneklerini değerlendirdiklerini belirten Carney, Türkiye'nin savunma alanındaki üretim kapasitesine vurgu yaptı. Ülkesinin savunma kapasitesini güçlendirme sürecinde Türk uzmanlığından faydalanmayı önemsediklerini ifade eden konuk başbakan, özellikle insansız hava aracı teknolojilerinde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekti.

    Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 80'ini kendi imkanlarıyla karşıladığını hatırlatan Carney, Kanada'da bu tablonun farklı olduğunu ve Türk savunma sanayisinden alınacak dersler bulunduğunu söyledi. Askeri teknoloji satın alımı ile endüstriyel ortaklık kurulması seçeneklerinin her ikisine de sıcak baktıklarını dile getiren Carney, birbirini tamamlayan teknolojiler sunan ortaklık modeline daha yakın durduklarını kaydetti. Görüşmelerde ayrıca Türkiye ile Ukrayna arasındaki savunma iş birliği örnek alınarak bu alandaki olası ortak adımlar masaya yatırıldı.

    Ziyaret sırasında savunma sanayisinin yanı sıra enerji alanındaki iş birliği imkanları da detaylı şekilde ele alındı. Düşük emisyonlu ve sıfır emisyonlu temiz enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunun görüşmelerin odağında yer aldığı ifade edildi.

    Ukrayna'ya verilen destek ve uluslararası gelişmeler de Carney'nin değerlendirmeleri arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmelerde Ukrayna'ya sağlanacak desteğin ele alındığını belirten konuk lider, Avrupa Birliği aracı olmaksızın doğrudan Kiev yönetimiyle temas kurduklarını aktardı. SpaceX ve Starlink uydu sistemlerinin savunma kapasitesine etkilerine de değinen Carney, tek bir hizmet sağlayıcıya bağımlı kalmanın yarattığı risklere karşı uyarılarda bulundu.

    AI YORUMU

    Kanada gibi Kuzey Amerika ülkesinin Türkiye'nin yerli savunma birikimine doğrudan talip olması, Türk savunma sanayisinin küresel ölçekteki olgunlaşma sürecini net biçimde tescilliyor. İnsansız hava araçları ve askeri teknoloji pazarında Batılı müttefiklerle yürütülecek ortak üretim modelleri, ihracat pazarını çeşitlendirirken tedarik zincirindeki bağımlılıkları da dengeliyor. Sadece askeri alanda değil nükleer enerji gibi sıtma ve altyapı projelerinde de masaya oturulması, iki ülke arasındaki ticari hacmin uzun vadede farklı bir boyuta evrilebileceğini gösteriyor. Teknoloji transferi ve ortak geliştirme projelerinde atılacak adımlar, Türk savunma şirketlerinin uluslararası rekabet gücünü doğrudan yukarı çekecektir.

    Kaynak: EHA Medya Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    • ShiftDelete
    Endonezya ordusu, ROKETSAN üretimi Türk füzeleriyle canlı atış yaptı
    Fotoğraf: Kingbjelica

    Endonezya Kara Kuvvetleri, Türkiye'den satın aldığı BORA ve TRG-122 sistemlerini gerçek mühimmatla test etti. Yapılan canlı atış faaliyetlerinde hedeflerin tam isabetle vurulduğu görüntülendi.

    • Endonezya, 22 Ekim 2026 tarihinde Türk yapımı füzelerle gerçek mühimmatlı canlı atış gerçekleştirdi.
    • Atışlarda menzili 80 ila 280 kilometre arasında değişen BORA balistik füze sistemi kullanıldı.
    • Faaliyette ayrıca 10 ila 28 kilometre menzile sahip TRG-122 güdümlü roketleri de yer aldı.

    Türkiye'nin savunma sanayisindeki küresel ihracat hamleleri hız kesmeden devam ederken, Türk mühendisliğinin gururu olan sistemler farklı ülkelerin envanterinde aktif olarak görev yapıyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen roket ve füze teknolojileri, uluslararası alanda sahadaki başarılarıyla adından söz ettiriyor. Bu kapsamda en son gelişmelerden biri Güneydoğu Asya'dan geldi ve Endonezya ordusunun gerçekleştirdiği tatbikat kameralara yansıdı.

    Endonezya Kara Kuvvetleri envanterinde bulunan Türk yapımı harp sistemleri ile gerçek mühimmatlı atışlar icra etti. Yayımlanan son görüntülerde, Türkiye'den tedarik edilen taktik balistik füze ve güdümlü roketlerin sahadaki kabiliyetleri net bir şekilde görüldü. Yapılan faaliyetlerin ardından her iki sistemin de belirlenen hedefleri başarıyla imha ettiği resmi kaynaklar tarafından teyit edildi.

    Gerçekleşen tatbikatın en dikkat çekici unsurlarından biri karadan karaya atılan BORA füze sistemi oldu. Uluslararası pazarda KHAN adıyla bilinen bu stratejik sistem, yüksek hassasiyet gerektiren uzak mesafelerdeki hedefler için tasarlandı. ROKETSAN verilerine göre 80 ile 280 kilometre arasında menzil sunan füze, kısa hazırlık süresi ve gelişmiş navigasyon yetenekleriyle öne çıkıyor. Endonezya bu sistemin ilk uluslararası müşterisi konumunda bulunuyor.

    Aynı operasyonda kullanılan bir diğer ROKETSAN ürünü ise 122 milimetre çapındaki TRG-122 güdümlü roketleri oldu. Koordinata dayalı güdüm teknolojisiyle donatılan bu mühimmatlar, 10 ile 28 kilometre aralığındaki hedeflere karşı etkili ateş desteği sağlıyor. Çok namlulu platformlardan fırlatılabilen roketlerin başarılı atışları, farklı menzil ihtiyaçlarının tek bir ordunun envanterinde nasıl uyumla çalıştığını gösterdi.

    İki ülke arasındaki savunma ilişkileri yalnızca bu füze alımlarıyla sınırlı kalmayıp askeri fuarlar ve teknoloji transferleriyle de derinleşiyor. ROKETSAN'ın geçtiğimiz yıllarda Endonezya'da düzenlenen fuarlarda sergilediği çok sayıda sistem, gelecekteki olası iş birliklerinin de sinyalini veriyor. Yapılan bu canlı atışlar, Türk savunma sanayi ürünlerinin sadece kağıt üzerinde kalmadığını, kullanıcı ülkelerin sahadaki operasyonel gücüne doğrudan katkı sunduğunu kanıtlıyor.

    AI YORUMU

    Savunma sanayi ürünlerinin doğrudan saha testlerinde başarı göstermesi, ihracat yapılan ülkelere duyulan güveni artırırken pazar payını da doğrudan genişletiyor. 80 ila 280 kilometre menzil sunan BORA sisteminin ilk kullanıcısı olan Endonezya ordusunun bu mühimmatları aktif tatbikatlarda kullanması, Türk mühendisliğinin uluslararası standartlardaki yerini pekiştiriyor. Rakip savunma ürünleriyle kıyaslandığında kısa hazırlık süresi sunan bu çözümler, bütçe ve performans dengesini gözeten ülkeler için cazip bir alternatif olmayı sürdürüyor. Sahadaki bu tür başarılı testler devam ettikçe, Türkiye'nin savunma ihracatındaki toplam hacminin önümüzdeki dönemde daha da yukarı tırmanması kaçınılmaz görünüyor.

    Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler