ASELSAN'ın geliştirdiği KORKUT hava savunma sistemi, insansız hava araçlarına karşı dokuz ülkede aktif göreve başladı. Sistem, yüksek maliyetli füzeler yerine 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat kullanarak kamikaze İHA'ları 10 bin doların altında bir maliyetle düşürebiliyor. Ukrayna ordusunun da envanterine kattığı bu teknoloji, şirketin ihracat oranlarını hızlı biçimde yükseltiyor.
Öne çıkanlar
KORKUT, kamikaze İHA'ları 10 bin doların altındaki toplam maliyetle imha edebiliyor.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sistemin 9 farklı ülkede kullanıldığını açıkladı.
Şirket, 2023'te yüzde 8 olan ihracat payını yüzde 25 seviyesine çıkardı.
Haberin Detayı
Savaş sahalarında ucuz kamikaze insansız hava araçlarının kullanımının yaygınlaşması, modern hava savunma stratejilerini ve bütçelerini doğrudan etkiliyor. Milyonlarca dolarlık savunma füzelerinin ucuz dronlara karşı harcanması bütçeler üzerinde ciddi baskı yaratıyor. ASELSAN imzalı KORKUT sistemi, sunduğu yakın hava savunma yaklaşımıyla bu bütçe dengesizliğine karşı somut bir alternatif oluşturuyor. 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat mermi başına yaklaşık 1.000 dolar maliyet sunarken, bir hedefi vurmak toplamda 10 bin doların altına tamamlanabiliyor.
Fotoğraf: ShiftDelete
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, KORKUT'un faal olarak dokuz ayrı ülkede kullanıldığını resmi olarak bildirdi. Müşteri ülkeler arasında Rusya ile çatışmaların sürdüğü Ukrayna da yer alıyor. Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre Ukrayna Hava Kuvvetleri bir savunma biriminin bu sistemle donatıldığını doğruladı. Operasyonel performans ve kullanılan birim sayıları detaylandırılmasa da sistem alçak irtifadaki dron tehditlerine karşı aktif koruma sağlıyor.
Uluslararası pazardaki bu yoğun ilgi, ASELSAN'ın küresel bazdaki finansal rakamlarına da doğrudan yansıyor. Şirketin toplam gelirleri içindeki yurt dışı satış payı 2023 yılında yüzde 8 iken günümüzde yüzde 25 seviyesine ulaşmış durumda. Yönetim, 2030 yılına kadar bu oranı yüzde 50 seviyesine çıkarmayı hedeflerken sipariş birikiminin 30 milyar dolara yaklaştığı belirtiliyor. Türkiye'nin genel savunma ihracatı ise geçtiğimiz yıl 10 milyar dolar barajına erişti.
Fotoğraf: ShiftDelete
KORKUT aynı zamanda Türkiye'nin yerli entegre hava savunma konsepti olan Çelik Kubbe projesinin katmanlarından birini oluşturuyor. Sistem, radar ve komuta kontrol ağlarıyla entegre çalışarak uzun menzilli pahalı füzelerin gereksiz harcanmasını önlüyor. Ancak jet motorlu veya son derece hızlı hedeflere karşı operasyonel etkinliğe dair kamuya açık verilerin henüz sınırlı olduğunu unutmamak gerekiyor. Yakın mesafe önlemelerinde topçu sistemleri, maliyet etkinliğini korumadaki ana unsur olarak öne çıkıyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Mühimmat başı 1.000 dolarlık harcamayla milyon dolarlık füzeleri korumak, modern harp doktrinlerinde asıl belirleyici faktördür. Hava savunmasında sürdürülebilirlik sağlamak isteyen ordular, yıpratma savaşlarında füze stoklarını tüketmek yerine KORKUT benzeri topçu sistemlerine yönelmek zorundadır. Bu durum özellikle kısıtlı askeri bütçeye sahip ülkeler için doğrudan stok güvenliği anlamına geliyor. Şirketin ihracat payını yüzde 25'e taşıyan bu f/p odaklı yaklaşım devam ederse, geleneksel füze üreticileri pazar payı kaybetmeye başlayabilir.
Kaynak:
ShiftDelete
Bu haber, ilgili kaynaktan derlenen veriler doğrultusunda HaberinAi Haber Merkezi tarafından hazırlanmış ve editoryal incelemeden geçirilmiştir.
Yayın ilkelerimiz ve içerik politikamız hakkında bilgi edinebilirsiniz.
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Türk savunma sanayiinin geliştirdiği elliden fazla yeni silah ve sistem, Ateş Serbest 2026 tatbikatında ilk kez kamuoyuna tanıtıldı. ROKETSAN, MKE ve ASELSAN imzalı bu modern çözümler, özellikle dron tehditlerine karşı lazer ve elektromanyetik harp kabiliyetleri sergiledi.
Ateş Serbest 2026 tatbikatında 53 yeni silah ve sistem ilk kez sergilendi.
ROKETSAN’ın ALKA sistemi dronları lazer ve elektromanyetik güçle imha etti.
MKE üretimi TOLGA yakın hava savunma sistemi hedefi 760 metreden vurdu.
Modern harp sahasının değişen dinamikleri ve artan insansız hava aracı tehditleri, yerli savunma sanayii firmalarının yenilikçi teknolojilere odaklanmasını sağladı. Gerçekleştirilen Ateş Serbest 2026 tatbikatı, bu alandaki en son kabiliyetlerin sahada test edilmesi için önemli bir zemin oluşturdu.
ROKETSAN tarafından geliştirilen ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi, atışlı faaliyetlerde ilk defa kullanılarak tam başarı gösterdi. Sabit ve döner kanatlı asimetrik hava tehditlerini etkisiz hâle getiren sistem, Çelik Kubbe projesinin yakın hava savunma halkasında görev alıyor.
MKE mühendisliğince tasarlanan TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, kara, hava ve deniz unsurlarına karşı koruma sağlamak üzere hazırlandı. Tatbikat sırasında hedefini 760 metre mesafeden başarıyla vuran TOLGA, üç farklı müdahale yöntemi barındırıyor.
ASELSAN'ın imzasını taşıyan EJDERHA Yüksek Güçlü Elektromanyetik Sistemi ise dronların elektronik devre kartlarını hedef alıyor. Yaklaşık 1 kilometrelik etki alanına sahip bu yeni nesil teknoloji, sürü saldırılarına karşı caydırıcı bir güç sunuyor.
AI YORUMU
Rakamların ve teknik menzillerin açıkça ortaya konduğu bu tatbikat, Türkiye'nin katmanlı hava savunma mimarisindeki dışa bağımlılığını azaltma kararlılığını somut biçimde gösteriyor. Özellikle ALKA ve EJDERHA gibi yönlendirilmiş enerji çözümleri, asimetrik tehditlerin karşılanmasında maliyet etkin ve sürdürülebilir bir model sunuyor. Askeri operasyonların geleceğinde elektronik harp unsurlarının kazanacağı rol göz önüne alındığında, bu sistemlerin sahadaki entegrasyon hızı stratejik üstünlük sağlayacaktır.
Rusya Hava Kuvvetleri, Ukrayna kaynaklı insansız hava aracı saldırılarına karşı sınırlı sayıdaki MiG-35 savaş uçaklarını hava savunma görevlerinde kullanmaya başladı. Savaş jetlerinin operasyonlarda nasıl bir maliyet ve strateji dengesi oluşturacağı merak ediliyor.
MiG-35 jetleri Ukrayna İHA saldırılarına karşı hava savunma görevinde kullanılıyor.
AESA radar sistemi aynı anda 30 hedefi takip edip 160 kilometre menzilde tespit yapabiliyor.
RD-33MK turbofan motorları 4.000 saate kadar hizmet ömrü sunuyor.
Rusya Hava - Uzay Kuvvetleri envanterinde bulunan sınırlı sayıdaki MiG-35 savaş uçaklarını Ukrayna'dan gelen İHA saldırılarına karşı hava savunma operasyonlarında görevlendirdi. Savunma Bakanlığı tarafından 2018 yılında tedarik sözleşmesi imzalanan bu uçaklar, 2019 yılında başlayan seri üretime rağmen geniş çaplı bir yaygınlık kazanamamıştı. Yapısal olarak MiG-29K/KUB ve MiG-29M/M2 serilerinin teknolojik devamı niteliğini taşıyan platform, çeşitli mühimmat entegrasyonlarıyla dikkat çekiyor.
Savaş uçaklarının donanımında yer alan AESA radarı yaklaşık 160 kilometre menzilde tespit yapma kapasitesine sahip bulunuyor. Sistem, aynı anda 30 farklı hava hedefini takip edebilme ve en tehlikeli altı hedefe angaje olma yeteneği barındırıyor. Uçağa güç veren RD-33MK turbofan motorları ise 4.000 saate kadar çıkabilen hizmet ömrü sunuyor. Operasyonel süreçlerde R-73, R-77 ve R-27 füze seçenekleri mühimmat envanterinde kullanılabiliyor.
İHA avı için maliyetli savaş uçaklarının tercih edilmesi askeri çevrelerde mühimmat tüketimi ve tespit masrafları açısından tartışılıyor. Düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı pahalı hava-hava füzelerinin harcanması, yoğun saldırı dalgalarında ekonomik dezavantajlar doğurabiliyor. Buna karşılık savaş jetleri, geniş operasyon sahasında hızlı reaksiyon gösterme ve farklı irtifalardaki hedeflere etkili müdahale etme avantajı sağlıyor.
AI YORUMU
Savaş uçaklarının düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı konumlandırılması, askeri bütçeler ve mühimmat sarfiyatı açısından sürdürülebilir olmayan maliyet dengesizlikleri yaratabilir. Sınırlı sayıdaki MiG-35 jetlerinin 160 kilometre radar menziline rağmen pahalı füzelerle İHA avına çıkması, uzun soluklu yoğun çatışmalarda lojistik zorlukları beraberinde getirecektir. Bu durum, askeri planlamacılar için ekonomik ve taktiksel bir ikilem yaratıyor. Benzer hava savunma operasyonlarında maliyet etkin çözümler tercih edilmezse, kaynak tüketimi kısa sürede kritik eşikleri aşabilir.
Türk savunma sanayisinin ürünü KORKUT, milyonluk füzeler yerine ekonomik çözümlerle insansız hava araçlarını etkisiz kılıyor. Ukrayna'dan Körfez'e kadar geniş bir coğrafyada kullanılan sistem, savunma maliyetlerini ciddi oranda aşağı çekiyor.
KORKUT sistemi, kamikaze İHA tehditlerini yaklaşık 10 bin dolarlık harcamayla bertaraf ediyor.
ASELSAN imzalı hava savunma sistemi şu anda Ukrayna dahil dokuz ülkede aktif görev yapıyor.
Şirketin uluslararası sipariş portföyü 30 milyar dolara yaklaşarak küresel pazarda büyüyor.
İngiltere merkezli yayın organı Financial Times, Türk savunma sektörünün önde gelen kuruluşlarından ASELSAN'ın geliştirdiği KORKUT hava savunma sistemini geniş bir analizle ele aldı. Analizde, milyonlarca dolar değerindeki füzeler yerine ekonomik mühimmatlar kullanan sistemin harp sahasındaki dengeleri değiştirdiği vurgulandı. Doğu Avrupa'dan Körfez bölgesine kadar uzanan geniş bir coğrafyada dokuz farklı ülke tarafından tercih edilen teknolojinin küresel ölçekte belirleyici bir konuma ulaştığı ifade edildi.
İnsansız hava araçlarının oluşturduğu ucuz sürü tehditlerine karşı geliştirilen sistem, yaklaşık 10 bin dolarlık harcamayla hedefi imha edebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, 35 milimetrelik parçacıklı mühimmatların birim maliyetinin bin dolar civarında olduğunu belirtti. Akyol, Ukrayna ve Körfez krizlerinde görüldüğü üzere sürü saldırılarına karşı yalnızca füze kullanmanın ekonomik açıdan sürdürülebilir olmadığını ve KORKUT'un maliyet avantajı sağladığını dile getirdi.
Sistemin operasyonel başarısı sayesinde uluslararası alanda talep gördüğünü aktaran Akyol, belki yüzlerce İHA'nın bu yolla etkisiz kılındığını kaydetti. Ukrayna Hava Kuvvetleri yetkilileri de envanterlerindeki bir birliğin belirlenmeyen miktarda KORKUT sistemiyle donatıldığını doğruladı. Öte yandan sistem, ilk büyük sınavını 2020 yılındaki Libya operasyonlarında vererek kritik tesislerin savunulmasında kilit bir rol üstlenmişti.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasındaki ambargo dönemine dayanan kökleriyle dikkat çeken ASELSAN, günümüzde Borsa İstanbul'un en değerli şirketi unvanını taşıyor. Hisselerinin çoğunluğu Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'na ait olan kurum, Baykar gibi üreticilerin platformlarına sağladığı elektronik harp ve sensör sistemleriyle ekosistemin omurgasını oluşturuyor. Polonya ile imzalanan 410 milyon dolarlık sözleşmeyle NATO pazarındaki ağırlığını artıran şirket, ihracat payını yükseltmeyi hedefliyor.
Türkiye'nin geçen yıl yüzde 48 artışla 10 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştığı ve dünyanın en büyük 11'inci savunma tedarikçisi olduğu belirtilen haberde, prototipten saha kullanımına geçişteki bürokrasi azlığı başarı unsuru olarak gösterildi. Suudi Arabistan ve Pakistan iş birlikleriyle sipariş portföyünü 30 milyar dolara yaklaştıran ASELSAN, uluslararası satışların cirodaki payını yüzde 25'e çıkardı ve 2030 yılı için yüzde 50 hedefini koydu.
AI YORUMU
Milyon dolarlık füze maliyetleriyle kıyaslandığında 10 bin dolar seviyesindeki imha masrafı, modern asimetrik savaşlarda ekonomik sürdürülebilirliğin sınırlarını yeniden çiziyor. Şirketin ihracat payını yüzde 25 seviyesine taşıması, sadece ürün kalitesinin değil lojistik ve tedarik hızının da küresel pazarda karşılık bulduğunu kanıtlıyor. Önümüzdeki süreçte Çelik Kubbe projesinin ana ihracat lokomotifi olması, ülkenin savunma ekonomisindeki döviz girdisini katlayarak artıracaktır.
Kanada Başbakanı Mark Carney, İstanbul ziyareti sırasında Türkiye ile askeri teknoloji tedariki ve ortak üretime açık olduklarını açıkladı. İki ülke arasında savunma sanayisinden nükleer enerji iş birliğine kadar birçok konu ele alındı.
Kanada, Türkiye'nin savunma teknolojileri ve insansız hava araçları alanındaki deneyiminden yararlanmayı hedefliyor.
CANDU nükleer reaktörleri konusunda Türkiye ile yürütülen müzakereler son dönemde hız kazandı.
Kanada, Ukrayna'ya yönelik desteğini doğrudan temaslar ve uluslararası koordinasyonla sürdürüyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye temasları kapsamında İstanbul'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak iki ülke arasındaki stratejik iş birliği alanlarına değindi. Ankara ile askeri kabiliyet tedariki ve ortak endüstriyel üretim seçeneklerini değerlendirdiklerini belirten Carney, Türkiye'nin savunma alanındaki üretim kapasitesine vurgu yaptı. Ülkesinin savunma kapasitesini güçlendirme sürecinde Türk uzmanlığından faydalanmayı önemsediklerini ifade eden konuk başbakan, özellikle insansız hava aracı teknolojilerinde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekti.
Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 80'ini kendi imkanlarıyla karşıladığını hatırlatan Carney, Kanada'da bu tablonun farklı olduğunu ve Türk savunma sanayisinden alınacak dersler bulunduğunu söyledi. Askeri teknoloji satın alımı ile endüstriyel ortaklık kurulması seçeneklerinin her ikisine de sıcak baktıklarını dile getiren Carney, birbirini tamamlayan teknolojiler sunan ortaklık modeline daha yakın durduklarını kaydetti. Görüşmelerde ayrıca Türkiye ile Ukrayna arasındaki savunma iş birliği örnek alınarak bu alandaki olası ortak adımlar masaya yatırıldı.
Ziyaret sırasında savunma sanayisinin yanı sıra enerji alanındaki iş birliği imkanları da detaylı şekilde ele alındı. Düşük emisyonlu ve sıfır emisyonlu temiz enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunun görüşmelerin odağında yer aldığı ifade edildi.
Ukrayna'ya verilen destek ve uluslararası gelişmeler de Carney'nin değerlendirmeleri arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmelerde Ukrayna'ya sağlanacak desteğin ele alındığını belirten konuk lider, Avrupa Birliği aracı olmaksızın doğrudan Kiev yönetimiyle temas kurduklarını aktardı. SpaceX ve Starlink uydu sistemlerinin savunma kapasitesine etkilerine de değinen Carney, tek bir hizmet sağlayıcıya bağımlı kalmanın yarattığı risklere karşı uyarılarda bulundu.
AI YORUMU
Kanada gibi Kuzey Amerika ülkesinin Türkiye'nin yerli savunma birikimine doğrudan talip olması, Türk savunma sanayisinin küresel ölçekteki olgunlaşma sürecini net biçimde tescilliyor. İnsansız hava araçları ve askeri teknoloji pazarında Batılı müttefiklerle yürütülecek ortak üretim modelleri, ihracat pazarını çeşitlendirirken tedarik zincirindeki bağımlılıkları da dengeliyor. Sadece askeri alanda değil nükleer enerji gibi sıtma ve altyapı projelerinde de masaya oturulması, iki ülke arasındaki ticari hacmin uzun vadede farklı bir boyuta evrilebileceğini gösteriyor. Teknoloji transferi ve ortak geliştirme projelerinde atılacak adımlar, Türk savunma şirketlerinin uluslararası rekabet gücünü doğrudan yukarı çekecektir.