Yalnızca seçtiğin başlıklardan bildirim gelir (varsayılan: günde ~10 bildirim).
Genel son dakika
Kapalıyken yalnızca seçtiğin başlıklar gelir. Tüm ayarlar için Profil sayfasına git.
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Dünya
Rusya, Ukrayna İHA saldırılarına karşı MiG-35 jetlerini devreye soktu
•2 dk okuma
Paylaş
HDünya
Fotoğraf: ssbulten.com.tr
Özet
Rusya Hava Kuvvetleri, Ukrayna kaynaklı insansız hava aracı saldırılarına karşı sınırlı sayıdaki MiG-35 savaş uçaklarını hava savunma görevlerinde kullanmaya başladı. Savaş jetlerinin operasyonlarda nasıl bir maliyet ve strateji dengesi oluşturacağı merak ediliyor.
Öne çıkanlar
MiG-35 jetleri Ukrayna İHA saldırılarına karşı hava savunma görevinde kullanılıyor.
AESA radar sistemi aynı anda 30 hedefi takip edip 160 kilometre menzilde tespit yapabiliyor.
RD-33MK turbofan motorları 4.000 saate kadar hizmet ömrü sunuyor.
Haberin Detayı
Rusya Hava - Uzay Kuvvetleri envanterinde bulunan sınırlı sayıdaki MiG-35 savaş uçaklarını Ukrayna'dan gelen İHA saldırılarına karşı hava savunma operasyonlarında görevlendirdi. Savunma Bakanlığı tarafından 2018 yılında tedarik sözleşmesi imzalanan bu uçaklar, 2019 yılında başlayan seri üretime rağmen geniş çaplı bir yaygınlık kazanamamıştı. Yapısal olarak MiG-29K/KUB ve MiG-29M/M2 serilerinin teknolojik devamı niteliğini taşıyan platform, çeşitli mühimmat entegrasyonlarıyla dikkat çekiyor.
Savaş uçaklarının donanımında yer alan AESA radarı yaklaşık 160 kilometre menzilde tespit yapma kapasitesine sahip bulunuyor. Sistem, aynı anda 30 farklı hava hedefini takip edebilme ve en tehlikeli altı hedefe angaje olma yeteneği barındırıyor. Uçağa güç veren RD-33MK turbofan motorları ise 4.000 saate kadar çıkabilen hizmet ömrü sunuyor. Operasyonel süreçlerde R-73, R-77 ve R-27 füze seçenekleri mühimmat envanterinde kullanılabiliyor.
İHA avı için maliyetli savaş uçaklarının tercih edilmesi askeri çevrelerde mühimmat tüketimi ve tespit masrafları açısından tartışılıyor. Düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı pahalı hava-hava füzelerinin harcanması, yoğun saldırı dalgalarında ekonomik dezavantajlar doğurabiliyor. Buna karşılık savaş jetleri, geniş operasyon sahasında hızlı reaksiyon gösterme ve farklı irtifalardaki hedeflere etkili müdahale etme avantajı sağlıyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Savaş uçaklarının düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı konumlandırılması, askeri bütçeler ve mühimmat sarfiyatı açısından sürdürülebilir olmayan maliyet dengesizlikleri yaratabilir. Sınırlı sayıdaki MiG-35 jetlerinin 160 kilometre radar menziline rağmen pahalı füzelerle İHA avına çıkması, uzun soluklu yoğun çatışmalarda lojistik zorlukları beraberinde getirecektir. Bu durum, askeri planlamacılar için ekonomik ve taktiksel bir ikilem yaratıyor. Benzer hava savunma operasyonlarında maliyet etkin çözümler tercih edilmezse, kaynak tüketimi kısa sürede kritik eşikleri aşabilir.
Kaynak:
ssbulten.com.tr
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Rusya'nın enerji altyapısına yönelik artan hava saldırıları Ukrayna'da can kaybına ve yaralanmalara yol açtı. Kiev yönetimi kritik savunma füzelerinin tükenmek üzere olduğunu bildirirken, Batılı müttefiklerden gelecek yeni mühimmat desteği bekleniyor. ABD'den onay çıkmaması durumunda ülkenin savunma kapasitesinin zayıflayabileceği ifade ediliyor.
Kiev ve Harkiv kentlerindeki saldırılarda 4 kişi hayatını kaybetti.
25'ten fazla sivil düzenlenen hava bombardımanlarında yaralandı.
Patriot füzesi stoklarının tükenmek üzere olduğu uluslararası kaynaklara yansıdı.
Moskova yönetimi, Doğu Avrupa'daki çatışma hattında stratejik öneme sahip enerji tesislerini hedef alan hava operasyonlarını yoğunlaştırdı. Ülkenin farklı noktalarında sivil yerleşimler ve temel altyapı unsurları yoğun bombardıman altında kalırken, yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar endişeleri artırdı.
Güvenlik güçleri ve yerel makamlar, tükenme noktasına gelen hava savunma kapasitesi nedeniyle gelen füzeleri etkisiz hale getirmekte güçlük çekiyor. Özellikle başkent ve çevresindeki kritik noktaların korunmasında rol oynayan mühimmatın azalması, savunma hatlarında ciddi zafiyetler yaratma potansiyeli taşıyor.
Uluslararası medya kuruluşlarında yer alan değerlendirmelere göre, Washington yönetiminden yeni askeri sevkiyat yapılmaması savaşın dengesini değiştirebilir. Destek mekanizmalarının aksaması halinde ordunun elindeki mühimmatın kısa süre içinde tamamen bitebileceği öngörülüyor.
Devlet Başkanı Vladimir Zelenski uzun süredir müttefik ülkelerden acil mühimmat yardımı talep ediyor. Son dönemde lisans süreçleri ve ABD Başkanı Donald Trump'ın atacağı olası adımlar beklenirken, sahadaki askeri dengenin bu kararlara doğrudan bağlı olduğu vurgulanıyor.
AI YORUMU
Hava savunma sistemlerindeki bu kritik azalış, yalnızca askeri kayıpları değil, aynı zamanda sivillerin hayatta kalma mücadelesini de doğrudan tehdit ediyor. Destek zincirindeki en küçük bir aksama, cephedeki tüm dengeleri kısa sürede tersine çevirebilir. Önümüzdeki günlerde Washington'dan gelecek olası onaylar, krizin boyutunu belirleyecek en önemli etken olacak.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Washington yönetiminin ülkesini Moskova karşısında teslim olmaya zorladığını savundu. Taraflar arasındaki gerilim, ekonomik teşvikler ve cephe hattındaki hamleler nedeniyle tırmanıyor.
Volodimir Zelenski, ABD'nin Kiev'i Moskova karşısında teslim olmaya zorladığını belirtti.
ABD'nin Rusya'dan dizel yakıt alacağını açıklaması Batı yaptırımları konusunda endişe yarattı.
Putin'in önerdiği APEC zirvesi kapsamında üçlü toplantı yapılması ihtimali tartışılıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Washington'un izlediği adımların ülkesini Rusya karşısında geri adım atmaya zorladığını ifade ederek eleştirilerini sertleştirdi. İki müttefik ülke arasındaki diplomatik hat, liderlerin karşılıklı açıklamalarıyla yeni bir gerilim sarmalına girdi. Kiev yönetimi, ABD'nin savaşı hızla bitirme arzusunun kendi ulusal çıkarlarını tehlikeye attığından endişe duyuyor.
Gerilimin arka planında Washington'un Moskova'ya yönelik ekonomik teşvik politikaları ve cephedeki stratejik talepleri yer alıyor. ABD'nin Rusya'dan dizel yakıt temin edeceğini duyurması ve Kiev'den Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıları askıya almasını istemesi Ukrayna'da rahatsızlık yarattı. Ukrayna tarafı, bu hamlelerin Moskova'nın savaş finansmanını kolaylaştıracağını ve Batı yaptırımlarının etkisini yitirmesine yol açacağını savunuyor.
Washington'daki karar alıcılar ise müzakere masasını açık tutmak ve çatışmaları dondurmak adına ekonomik dengeleri gözetmeye çalışıyor. Buna karşın Kiev, güvenlik garantileri içermeyen ve toprak bütünlüğünü riske atan herhangi bir uzlaşma girişimine karşı çıkıyor. Taraflar arasındaki bu vizyon farkı, barış tanımının ve izlenecek yol haritasının taban tabana zıt olduğunu gösteriyor.
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kasım ayında düzenlenecek APEC zirvesi kapsamında üçlü bir görüşme yapılması yönündeki önerisi diplomatik kulislerde hareketliliğe neden oldu. Ukrayna'nın dışarıda bırakıldığı bu olası zirve senaryosu, savaşın geleceğinin Moskova'nın koşullarına göre şekillendirilebileceği kaygısını artırıyor. ABD yönetimi hem müzakereleri sürdürme hem de müttefikinin tepkilerini dengeleme konusunda zorlu bir ikilemle karşı karşıya bulunuyor.
AI YORUMU
Diplomatik arenada beliren bu yeni kırılma, Washington ile Kiev arasındaki güvenlik önceliklerinin ne kadar farklılaştığını açıkça ortaya koyuyor. ABD yönetimi ekonomik hamlelerle masayı ayakta tutmaya çalışırken, Kiev yönetimi için bu yaklaşım doğrudan varoluşsal bir tehdit anlamı taşıyor. Eğer ekonomik teşvikler somut güvenlik garantilerine bağlanmazsa, yaptırım rejiminin bütünüyle işlevsiz kalması kaçınılmaz bir senaryo olarak öne çıkıyor.
ABD Başkanı Trump, İran krizi nedeniyle petrol fiyatlarını dengelemek amacıyla Rusya ile anlaşma arayışını hızlandırdı. Bu kapsamda Ukrayna lideri Zelenskiy, cephede savaşı dondurma hamlesiyle Moskova'nın şartlarına direnmeye çalışıyor.
ABD temsilcileri Oslo ve St. Petersburg'da kritik temaslar gerçekleştirdi.
Donald Trump, Rusya ile olası bir anlaşma için Ukrayna üzerindeki baskıyı artırdı.
Putin, Donbas ve Karadeniz kıyısındaki stratejik bölgelerin kendisine bırakılmasını istiyor.
Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaları sonlandırmayı amaçlayan diplomatik trafik yeniden hız kazandı. Geçtiğimiz yılın sonbaharında başlayan ancak şubat ayındaki uluslararası gelişmeler nedeniyle kesintiye uğrayan görüşme masası tekrar kuruluyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, son dönemde izlediği politika değişikliğiyle dikkat çekiyor. Washington yönetimi, artan küresel petrol fiyatları ve kasım ayındaki ara seçimler öncesi yaşanan sıkışıklığı aşmak için Moskova ile doğrudan uzlaşma yolları arıyor.
Toplantıya Avrupalı müttefiklerin temsilcileri de katılırken, ekipteki Jared Kushner sağlık gerekçeleriyle çevrim içi bağlandı.
Görüşmelerin hemen ardından Witkoff, 21 Ekim'de St. Petersburg kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yüz yüze görüştü. Washington'ın bu hamleleri, Kiev ve Avrupa başkentlerinde ABD'nin Ukrayna desteğini geri çekebileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Müzakere masasında ele alınan ana başlıklar arasında Rusya'nın 2022 sonrasında ele geçirdiği toprakların durumu yer alıyor. Moskova yönetimi Luhansk, Donetsk, Zaporijya ve Herson bölgelerinin yanı sıra zengin maden yataklarına sahip stratejik sahaların devrini talep ediyor.
AI YORUMU
Uluslararası diplomasi masasında yaşanan bu son hamle, Ukrayna'nın askeri ve ekonomik direncini uzun vadede sürdürebilmesi için yeni ve sert bir sınav niteliği taşıyor. Washington yönetiminin İran kaynaklı petrol krizini çözmek adına Moskova'nın taleplerine boyun eğmesi, Kiev'in elindeki toprak pazarlığı kozunu büyük ölçüde zayıflatıyor. Özellikle Donbas ve Zaporijya gibi ağır sanayi bölgelerinin devri gerçekleşirse, Ukrayna ekonomisi kalıcı bir yıkımla karşı karşıya kalabilir. Geçtiğimiz yılki Cenevre müzakerelerinde sergilenen direnişin bu kez aynı kararlılıkla sürdürülememesi, cephe hattındaki dengeleri kalıcı olarak değiştirecektir.
ABD Başkanı Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Rusya lideri Vladimir Putin St. Petersburg kentinde bir araya geldi. Taraflar Ukrayna krizini ve olası üçlü barış müzakerelerini masaya yatırdı.
Steve Witkoff ile Vladimir Putin St. Petersburg'da dokuzuncu kez yüz yüze temas kurdu.
Rusya, ABD'li emekli öğretmen Stephen Hubbard'ı serbest bırakarak süreci başlattı.
Putin, İran nükleer programı ve gübre tedariki konusunda iş birliği teklif etti.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi konumundaki Steve Witkoff, Rusya lideri Vladimir Putin ile St. Petersburg şehrinde kritik bir temas gerçekleştirdi. İki taraf arasındaki dokuzuncu yüz yüze görüşme niteliğini taşıyan bu buluşma, Moskova yönetiminin ABD vatandaşı emekli öğretmen Stephen Hubbard'ı serbest bırakmasıyla fiilen başladı. Bu hamle, iki ülke arasındaki diplomatik kanalların açık tutulması adına atılan somut bir adım olarak kayda geçti.
Gerçekleşen uzun soluklu toplantıda masadaki ana başlık Ukrayna'daki savaş ve çözüm yolları oldu. Witkoff, Putin'e hitaben yaptığı konuşmada, Washington, Moskova ve Kiev arasında üçlü mekanizmaların yeniden canlandırılması gerektiğini vurguladı. Taraflar şu an nihai bir mutabakata varamasa da, bir sonraki aşamada atılabilecek adımları değerlendirmenin önemine dikkat çekti. Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de daha önce benzer bir üçlü zirveye yeşil ışık yakmıştı.
Görüşme esnasında bölgesel ve ticari pek çok yan konu da ele alındı. Rus lider Putin, İran'ın nükleer programına yönelik Washington'ın kaygılarını gidermek amacıyla arabuluculuk yapabileceğini aktardı. Ayrıca ABD'li çiftçileri desteklemek amacıyla büyük hacimli gübre sevkiyatı gerçekleştirebileceklerini belirtti. Gelecek ay Çin'de düzenlenecek olası bir zirvede Trump ile bir araya gelme arzusunu dile getiren Putin, bu masada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in de bulunabileceğini ifade etti.
Zirvenin zamanlaması, ABD'nin Ukrayna'ya verdiği askeri ve lojistik destekte geri adım atıp atmayacağı yönündeki soru işaretlerini artırdı. Trump'ın 3 Kasım'daki ara seçimler öncesinde yakıt maliyetlerini düşürmek amacıyla Rusya ile dizel ihracat anlaşması imzalaması iki ülke ilişkilerini gerdi. Bu anlaşmanın ardından Kiev yönetimi, istihbarat paylaşımı ve Starshield uydu sisteminin işleyişinde bazı aksaklıklar yaşandığını rapor etti. Kremlin ise Donetsk ve NATO üyeliği gibi temel taleplerinden vazgeçmiyor.
AI YORUMU
Diplomatik temasların yoğunlaşması, tarafların sahadaki tıkanıklığı masada aşma arayışını net biçimde gösteriyor. Dokuzuncu kez bir araya gelen ikilinin üçlü zirve ihtimalini konuşması, arka kapı diplomasi trafiğinin hızlandığına işaret ediyor. Ancak Donbass ve NATO konusundaki net çizgiler korunurken, yakıt fiyatları ve gübre tedariki gibi ekonomik pazarlıkların süreci nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor. Bu tablo, askeri yardımlardaki olası yavaşlamanın Kiev yönetimi üzerindeki baskıyı artıracağını ortaya koyuyor.