Fotoğraf: Mostafameraji · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, yöneticilerine iç kontrol ve risk yönetimi sistemini anlatan bir eğitim düzenledi. Etkinlikte, müdürlüğün faaliyetleri ve 'İyilik Var' programı değerlendirildi. Şube Müdürü Ebru Doğan, katılımcılara sistemin işleyişini gösterdi. Eğitim, yöneticilerin risk farkındalığını artırmayı hedefledi.
Öne çıkanlar
İç Kontrol Eğitimi Bayburt Müdürlükleri için yeni bir standart belirledi
Eğitimde 'İyilik Var' programı detayları paylaşıldı
Şube Müdürü Ebru Doğan, sistem işleyişini yöneticilere anlattı
Haberin Detayı
Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, geçen hafta düzenlediği etkinlikte yöneticilere yönelik bir iç kontrol eğitimine ev sahipliği yaptı. Müdürlük, 15 kişilik yönetici ekibiyle birlikte toplantı salonunda buluşarak faaliyet raporlarını ve program değerlendirmelerini paylaştı. Etkinlik, müdürlüğün yıllık performans değerlendirmesinin bir parçası olarak planlanmıştı. Katılımcılar, yeni risk yönetimi yaklaşımları hakkında bilgi alırken, kurumun şeffaflık hedeflerine de vurgu yapıldı. Etkinliğin amacı, yöneticilerin risk farkındalığını artırmak ve süreç iyileştirmelerini hızlandırmaktı. Müdürlük, bu eğitimle ilgili geri bildirim toplamak için anket dağıttı. Anket sonuçları, yöneticilerin eğitimden memnun kaldığını gösterdi.
Toplantıda, 'İyilik Var' programının hedefleri ve yürütme süreci ayrıntılı olarak ele alındı. Programın kapsamı, aile desteği ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi üzerine odaklanıyor. Müdürlük, programın bölgesel etkilerini ölçmek için belirli KPI’lar geliştirdi. Katılımcılar, bu göstergelerin gelecekteki stratejik planlamada nasıl kullanılacağını öğrendi. Programın sürdürülebilirlik hedefleri, 2025 yılına kadar 10.000 aileye ulaşmayı planlıyor. Müdürlük, bu hedefe ulaşmak için yerel iş birlikleri geliştirecek. Katılımcılar, programın toplumsal etki raporlarını inceleme fırsatı buldu.
Eğitim, İç Kontrol ve Risk Yönetimi Sistemi’nin temel bileşenlerini kapsadı. Şube Müdürü Ebru Doğan, sistemin adım adım işleyişini göstererek katılımcılara somut örnekler sundu. Doğan, risklerin erken tespiti ve önleyici önlemlerin nasıl entegre edileceğine dair vaka analizleri paylaştı. Eğitimin sonunda, yöneticiler sistemin günlük operasyonlara entegrasyonu konusunda sorular yönelttiler. Doğan, sistemin modüler yapısını vurgulayarak farklı şubelerde uygulanabilirliğini açıkladı. Ayrıca, risk analizinde kullanılan göstergelerin ölçümlerini örnekle gösterdi. Katılımcılar, sistemin veri toplama süreçlerini nasıl optimize edeceklerini öğrendi.
Eğitim süresince, katılımcılara sistemin kullanıcı arayüzü ve raporlama modülleri tanıtıldı. Doğan, raporların nasıl oluşturulacağı ve sonuçların nasıl yorumlanacağı konusunda interaktif oturumlar düzenledi. Ayrıca, müdürlüğün veri güvenliği protokolleri ile entegrasyon noktaları açıklandı. Katılımcılar, sistemle ilgili teknik sorularını yönelttiği için eğitimin interaktifliği artırıldı. Doğan, raporların otomatik güncellenmesi için bir zaman çizelgesi sundu. Ayrıca, veri toplama araçlarının entegrasyon sürecinde karşılaşılabilecek zorluklara değindi. Katılımcılar, bu zorlukları aşmak için öneri listesi hazırladı.
Yöneticilerin yeni sistemle ilgili farkındalığı, müdürlüğün karar alma süreçlerini hızlandıracak. Etkinlik, yöneticilerin riskleri önceden tespit etme yeteneğini geliştirecek. Müdürlük, bu eğitimin sonucunda operasyonel verimliliği %15 artırmayı hedefliyor. Ayrıca, programın şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarını güçlendireceği beklendi. Müdürlük, pilot uygulamadan elde edilecek verileri yıllık performans raporuna dahil edecek. Bu sayede, risk yönetimi süreçlerinin etkinliği ölçülebilir olacak. Yöneticiler, süreç iyileştirmeleri için somut eylem planları geliştirecek.
Bayburt İl Müdürlüğü, eğitimden sonra sistemin pilot uygulamasını başlatacak. İlk pilot sürecinde, 5 şube seçilecek ve performans izlenecek. Müdürlük, pilot sonuçlarını değerlendirerek sistemi tüm şubelere yaygınlaştırmayı planlıyor. Bu süreç, bölgenin sosyal hizmet kalitesini uzun vadede artırmayı amaçlıyor. Pilot sürecinin ilk aşamasında, sistemin kullanıcı dostu arayüzü test edilecek. Müdürlük, pilot sonuçlarına göre gerekli ayarlamaları yapacak. Başarılı pilot sonrası, sistem tüm şubelerde standart hale getirilecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yöneticilere yönelik iç kontrol eğitimi, kurumun risk yönetimini sistematikleştirecek. Şube Müdürü Ebru Doğan’ın katılımcılara sunmuş olduğu somut örnekler, yöneticilerin günlük karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak. Bu sayede Bayburt İl Müdürlüğü, 2025 hedeflerine ulaşırken 10.000 aileye ulaşma planını destekleyecek. Eğitim sonrası pilot uygulama, sistemin tüm şubelerde uygulanabilirliğini test edecek; başarılı ise, verimlilik artışı %15’e kadar ulaşabilir.
Marmara, İstanbul ve Boğaziçi üniversitelerinden kırk kişilik hukuk heyeti, Uluslararası Hukuk Yolculuğu Projesi çerçevesinde Avrupa'daki en kritik yargı mercilerinde saha çalışması yürüttü. Öğrenciler AİHM, UAD ve UCM gibi merkezlerdeki tarihi duruşmaları bizzat takip etti.
Kırk kişilik öğrenci ve akademisyen heyeti Strazburg, Lüksemburg, Paris ve Lahey'de saha çalışması yaptı.
Proje katılımcıları AİHM, AB Adalet Divanı, UAD, UCM ve ICC kurumlarını ziyaret etti.
Heyet, 12 haftalık teorik eğitimin ardından 1-10 Eylül tarihlerinde Avrupa mahkemelerinde incelemelerde bulundu.
İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin hukuk fakültelerinden seçilen kırk kişilik öğrenci ve akademisyen grubu, uluslararası yargı mekanizmalarını yerinde incelemek üzere Avrupa'ya gitti. Rindan ekibinin hamiliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TİKA ile Diyanet İşleri Başkanlığının destekleriyle hayata geçirilen Uluslararası Hukuk Yolculuğu Projesi kapsamında gerçekleştirilen bu çalışma, 1 ila 10 Eylül tarihleri arasında tamamlandı.
Strazburg, Lüksemburg, Paris ve Lahey şehirlerini kapsayan 10 günlük programda öğrenciler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Milletlerarası Ticaret Odası gibi küresel ölçekteki en önemli yargı organlarını ziyaret etti. Genç hukukçular, bu kurumlardaki kritik duruşmaları bizzat takip ederek yetkililerden doğrudan brifing alma imkanı yakaladı.
Saha çalışmasından önce zorlu yazılı sınavlar ve mülakat süreçlerinden geçen adaylar, 12 hafta boyunca yoğun bir teorik eğitime tabi tutuldu. Proje danışmanı avukat Kamil Uğur Yaralı, öğrencilerin hukuki argümantasyon becerilerini artırmak amacıyla interaktif derslerin yanı sıra kitap tahlilleri ve film kritikleri gibi disiplinler arası çalışmalara da katıldığını belirtti.
Projenin temel hedefleri arasında Türk hukukçularının uluslararası alandaki görünürlüğünü ve temsil oranını yükseltmek yer alıyor. Genel koordinatör Dr. Öğr. Üyesi Hasan Basri Bülbül, ziyaret takviminin özellikle Uluslararası Adalet Divanı'nda görülen kritik bir dava akışına göre planlandığını vurgulayarak gençlerin uluslararası arenada kariyer inşa etmeleri için önemli bir tecrübe kazandığını ifade etti.
Ziyaret edilen duruşmalar arasında yer alan Nikaragua ve Almanya arasındaki dava dosyası öğrenciler için en dikkat çekici deneyimlerden biri oldu. Katılımcı öğrenciler, derslerde teorik olarak öğrendikleri uluslararası yargılama usullerinin uygulamadaki işleyişini yerinde görmenin mesleki motivasyonlarını artırdığını ve bu kurumların kendileri için ulaşılabilir olduğunu fark ettiklerini kaydetti.
AI YORUMU
Uluslararası mahkemelerdeki duruşmaların yerinde gözlemlenmesi, hukuk eğitimindeki teorik duvarları yıkmak adına kritik bir pratik fırsat sunuyor. Türkiye'den mezun olan gençlerin bu küresel platformlarda temsil oranının düşük olduğu göz önüne alındığında, kırk kişilik heyetin AİHM ve UAD gibi merkezlere yaptığı bu temaslar gelecekteki kariyerler için somut bir basamak oluşturuyor. Bu tür saha projeleri yaygınlaşmadığı takdirde hukuk eğitimi fakülte duvarları arasında hapsolmaya devam edecektir.
Milli Eğitim Bakanlığı, ortaokul ve liselerdeki ortak yazılı sınavlarda soruların yüzde sekseninin yapay zeka tarafından oluşturulacağı yeni bir sistem hayata geçirmeye hazırlanıyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk döneminde başlaması öngörülen uygulama, öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme yetkilerinin kısıtlanacağı yönünde tartışmalara neden oldu.
Sınavlardaki 10 sorudan 8'i yapay zeka tarafından hazırlanacak.
LGS ve YKS hazırlığındaki 8 ve 12'nci sınıflar uygulama dışı tutulacak.
Eğitimciler sistemin öğretmenlerin mesleki özerkliğine zarar vereceğini savunuyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim alanında dijital dönüşüm adımları kapsamında yeni bir ölçme ve değerlendirme modelini devreye sokmaya hazırlanıyor. Planlanan düzenlemeye göre, ortaokul ve liselerde gerçekleştirilecek ortak yazılı sınavların soru havuzu merkezi ve yapay zeka temelli bir altyapıyla oluşturulacak.
Yeni modelin 2026-2027 eğitim öğretim yılının birinci döneminden itibaren uygulanmaya başlanması öngörülüyor. Buna göre on sorudan oluşan bir yazılı sınavda öğretmenler yalnızca iki soru belirleme yetkisine sahip olacakken, kalan sekiz soru teknolojik altyapı tarafından otomatik olarak üretilecek.
Uygulama kapsamına ortaokullarda beş, altı ve yedinci sınıflar dahil edilirken; liselerde ise dokuz, on ve on birinci sınıflar yer alacak. Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, fizik, kimya, biyoloji, felsefe, din kültürü ve İngilizce dersleri bu sistemle yürütülecek temel alanlar olarak belirlendi. Ancak merkezi sınavlara hazırlanan sekizinci ve on ikinci sınıf öğrencileri kapsam dışı bırakıldı.
Süreçte açık uçlu sorulara da yer verileceği ve öğretmenlerin öğrencilerin aldıkları puanları dijital sisteme ayrı ayrı gireceği aktarılıyor. Farklı okullar arasında standart sağlamak amacıyla kurgulanan bu yöntem, eğitim camiasında farklı tepkilerle karşılandı. Özellikle okullar arasındaki fiziki ve imkan farkları göz önüne alınmaksızın aynı ölçütlerin kullanılacak olması eleştirilerin odak noktasını oluşturuyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan eğitimci Özgür Bozdoğan, ülkenin dört bir yanında okullar arasında ciddi imkan eşitsizlikleri bulunduğunu vurguladı. Ankara'nın Mamak ilçesindeki bir okul ile ekonomik koşulları farklı bir bölgedeki okulun aynı kriterlerle değerlendirilmesinin sakıncalarına dikkat çeken Bozdoğan, öğretmenlerin hazırlık sürecine dahil edilmemesinin mesleki özerkliği zedelediğini ifade etti. Bakanlık kanadından ise teknik detaylar ve resmi takvime dair henüz kapsamlı bir açıklama yapılmadı.
AI YORUMU
Yapay zeka temelli soru hazırlama mekanizması, eğitimde standart sağlama iddiası taşısa da okullar arasındaki derin imkan eşitsizliklerini göz ardı etme riski barındırıyor. On soru içerisinde sadece iki soruya müdahale edebilen öğretmenlerin, sınıflarının gerçek ihtiyaçlarına göre esneklik göstermesi zorlaşacaktır. Özgür Bozdoğan'ın da belirttiği gibi, Mamak'taki bir öğrenci ile dezavantajsız koşullardaki bir öğrencinin aynı yapay zeka süzgecinden geçmesi adil bir ölçme ortamı yaratmayabilir. Kararın uygulanma aşamasında sahadan gelecek geri bildirimler sistemin geleceğini belirleyecektir.
Fransa'da lise öğrencilerinin kötü eğitim koşulları ve ekonomik sıkıntıları protesto etmek amacıyla başlattığı eylemler üç haftayı geride bırakırken, sokaklardaki hareketlilik giderek yayılıyor. Başbakan Sébastien Lecornu, gösterilerin yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyaseten manipüle edildiğini savundu. Sendikalar ve Sarı Yelekliler hareketinin de destek verdiği protestolar, ülkenin derin bütçe krizinin gölgesinde devam ediyor.
Öğrenci eylemleri 3 haftayı aşkın süredir liseleri ablukaya alarak devam ediyor.
Başbakan Lecornu, gösterilerin siyasi olarak manipüle edildiğini öne sürdü.
Lens kentinde 15 yaşındaki bir eylemcinin elini kaybetmesiyle ses bombaları yasaklandı.
Fransa sokakları, eğitim sistemindeki yetersizlikler ve giderek ağırlaşan hayat pahalılığına karşı direnen gençlerin eylemleriyle çalkalanıyor. Üç haftadan uzun süredir yüzlerce lisenin girişine barikat kuran öğrenciler, sınıfların aşırı kalabalık olmasından, bina fiziki şartlarının kötülüğünden ve öğretmen eksikliğinden şikayet ediyor.
Giderek büyüyen bu toplumsal dalgaya işçi sendikaları ile 2018'deki kitlesel eylemlerle bilinen Sarı Yelekliler grubu da destek verme kararı aldı. Sosyal medyada çağrılar yapan aktivistler, halkı mutfaktaki yangına ve alım gücünün düşüşüne karşı meydanlara çağırıyor. Hükümet kanadı ise gösterilerin zamanlamasına dikkat çekiyor; Başbakan Sébastien Lecornu, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde gençlerin öfkesinin siyasi çıkarlar doğrultusunda yönlendirildiğini iddia ediyor.
Protesto alanlarında güvenlik güçlerinin müdahaleleri de tartışmaların odağında yer alıyor. İçişleri Bakanlığı sert müdahale suçlamalarını reddetse de son gösteriler esnasında Lens şehrinde 15 yaşındaki bir öğrencinin patlayıcı düzenek nedeniyle elini kaybetmesi üzerine polisin eylemlerde ses bombası kullanımı yasaklandı. Birçok veli ise çocuklarını hem polisin sert müdahalesinden korumak hem de hak arayışlarına destek vermek için barikat başlarında nöbet tutuyor.
Ekonomik boyutta ise derin bir parlamento bölünmesi ve yüksek kamu borcu göze çarpıyor. Uzmanlar, Fransa'nın mevcut mali durumunu 2012 Yunanistan krizinden ziyade İngiltere'nin kısa süreli bütçe türbülansına benzetiyor. Piyasa analistleri, ülkenin vergilendirme potansiyeli sayesinde borç yükünü hafifletebileceğini düşünse de halkın vergi artışlarına veya sosyal kesintilere nasıl yanıt vereceği belirsizliğini koruyor.
AI YORUMU
Fransa'da sokakların yeniden ısınması sadece gençliğin anlık bir tepkisi değil, yıllardır biriken sosyoekonomik adaletsizliklerin kaçınılmaz bir sonucudur. Hükümetin protestoları siyasi manipülasyon olarak kestirip atması, tabandaki derin hoşnutsuzluğu çözmek yerine derinleştirme riski taşıyor. Yüksek borç yükü altındaki Paris yönetiminin kemer sıkma politikalarına yönelmesi halinde toplumsal patlamaların Euro Bölgesi geneline mali dalgalanmalar olarak yansıması kaçınılmaz olacaktır.
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, yeni kurulan erken uyarı sistemi tehlike alarmı vererek vatandaşları bilgilendirdi. Sistem, potansiyel hava koşulları risklerini tespit edip anlık bildirim gönderiyor ve yetkililerin müdahale süresini kısaltıyor. Bu ilk uygulama, şehirdeki 5 milyon nüfusa yönelik geniş çaplı bir güvenlik önlemi olarak değerlendiriliyor.
Erken uyarı sistemi Riyad’da ilk kez tehlike alarmı verdi.
Sistem anlık bildirimle hava koşulu risklerini tespit ediyor.
5 milyon kişilik nüfusa yönelik geniş çaplı güvenlik önlemi olarak planlandı.
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, uzun süredir artan iklimsel değişiklikler ve yoğun nüfus nedeniyle acil durum yönetiminde yeni adımlar atıyor. Bu çerçevede, iç güvenlik yetkilileri tarafından geliştirilen erken uyarı sistemi, vatandaşların güvenliğini artırmak amacıyla devreye alındı. İlk kez tehlike alarmı vererek, halkın dikkatini potansiyel risklere çekti ve yetkililere hızlı müdahale imkanı sağladı.
Sistemin temelini, şehir genelinde yerleştirilen hava ve çevresel sensör ağları oluşturuyor. Bu sensörler, anlık olarak sıcaklık, nem, rüzgar hızı gibi parametreleri ölçerek merkezi bir kontrol odasına veri akışı sağlıyor. Toplanan bilgiler, yapay zeka destekli analiz platformu tarafından işleniyor ve belirli eşik değerleri aşan durumlarda otomatik olarak alarm tetikleniyor. Bu sayede, riskli koşullar önceden belirlenebiliyor.
Alarmların iletiminde, mobil uygulama ve SMS hizmetleri kullanılıyor. Riyad’da yaşayan 5 milyon vatandaş, sistemin uyarılarını akıllı telefonları üzerinden anında alabiliyor. Ayrıca, şehir içi ekranları ve hoparlör sistemleri aracılığıyla toplu bildirimler yapılabiliyor. Yetkililer, bu çok kanallı iletişim stratejisinin, halkın bilgilendirilme oranını yüzde 80'in üzerine çıkardığını belirtiyor.
Erken uyarı sisteminin devreye girmesi, sadece hava koşullarıyla sınırlı kalmayıp, sel, toz fırtınası ve diğer doğa olayları için de genişletilecek bir çerçeve sunuyor. Şu ana kadar, sistemin ilk test aşamasında yağışlı bir fırtına sırasında verilen alarm, acil durum ekiplerinin zamanında bölgeyi boşaltmasına ve olası can kaybını önlemesine yardımcı oldu. Bu deneyim, sistemin etkinliğini kanıtladı.
Gelecek planları arasında, sensör altyapısının şehir dışı bölgelere de yayılması ve diğer Orta Doğu şehirleriyle veri paylaşımının sağlanması bulunuyor. Uzmanlar, bu tür bir erken uyarı mekanizmasının, bölgesel afet risk yönetiminde standart bir uygulama haline gelmesinin uzun vadede toplumsal dayanıklılığı artıracağını öngörüyor. Riyad'da başlayan bu adım, bölgedeki diğer büyük şehirler için bir model oluşturabilir.
AI YORUMU
Erken uyarı sisteminin hayata geçirilmesi, Riyad’daki 5 milyon kişilik nüfusun güvenliğini somut bir şekilde iyileştiriyor. Sistem, alarm eşiklerini aşan hava koşullarını anlık tespit ederek, müdahale süresini önemli ölçüde kısaltıyor. Bu durum, acil durum ekiplerinin ve vatandaşların daha hızlı hareket etmesini sağlıyor. Önceki yıllarda benzer bir altyapı olmadan, riskli olaylara müdahale çok daha uzun sürüyordu; yeni sistem bu boşluğu dolduruyor.