PİYASA
Gündem

Türk hukuk öğrencileri Strazburg ve Lahey'de duruşmaları yerinde izledi

Türk hukuk öğrencileri Strazburg ve Lahey'de duruşmaları yerinde izledi Fotoğraf: Sémhur ( talk ) · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Özet

Marmara, İstanbul ve Boğaziçi üniversitelerinden kırk kişilik hukuk heyeti, Uluslararası Hukuk Yolculuğu Projesi çerçevesinde Avrupa'daki en kritik yargı mercilerinde saha çalışması yürüttü. Öğrenciler AİHM, UAD ve UCM gibi merkezlerdeki tarihi duruşmaları bizzat takip etti.

Öne çıkanlar

  • Kırk kişilik öğrenci ve akademisyen heyeti Strazburg, Lüksemburg, Paris ve Lahey'de saha çalışması yaptı.
  • Proje katılımcıları AİHM, AB Adalet Divanı, UAD, UCM ve ICC kurumlarını ziyaret etti.
  • Heyet, 12 haftalık teorik eğitimin ardından 1-10 Eylül tarihlerinde Avrupa mahkemelerinde incelemelerde bulundu.

Haberin Detayı

İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin hukuk fakültelerinden seçilen kırk kişilik öğrenci ve akademisyen grubu, uluslararası yargı mekanizmalarını yerinde incelemek üzere Avrupa'ya gitti. Rindan ekibinin hamiliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TİKA ile Diyanet İşleri Başkanlığının destekleriyle hayata geçirilen Uluslararası Hukuk Yolculuğu Projesi kapsamında gerçekleştirilen bu çalışma, 1 ila 10 Eylül tarihleri arasında tamamlandı.

Strazburg kentindeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi binası dış görünümü Fotoğraf: Adrian Grycuk · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Strazburg, Lüksemburg, Paris ve Lahey şehirlerini kapsayan 10 günlük programda öğrenciler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Milletlerarası Ticaret Odası gibi küresel ölçekteki en önemli yargı organlarını ziyaret etti. Genç hukukçular, bu kurumlardaki kritik duruşmaları bizzat takip ederek yetkililerden doğrudan brifing alma imkanı yakaladı.

Saha çalışmasından önce zorlu yazılı sınavlar ve mülakat süreçlerinden geçen adaylar, 12 hafta boyunca yoğun bir teorik eğitime tabi tutuldu. Proje danışmanı avukat Kamil Uğur Yaralı, öğrencilerin hukuki argümantasyon becerilerini artırmak amacıyla interaktif derslerin yanı sıra kitap tahlilleri ve film kritikleri gibi disiplinler arası çalışmalara da katıldığını belirtti.

Uluslararası mahkemelerdeki duruşmaları takip eden hukuk öğrencileri Fotoğraf: Usmanagm · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Projenin temel hedefleri arasında Türk hukukçularının uluslararası alandaki görünürlüğünü ve temsil oranını yükseltmek yer alıyor. Genel koordinatör Dr. Öğr. Üyesi Hasan Basri Bülbül, ziyaret takviminin özellikle Uluslararası Adalet Divanı'nda görülen kritik bir dava akışına göre planlandığını vurgulayarak gençlerin uluslararası arenada kariyer inşa etmeleri için önemli bir tecrübe kazandığını ifade etti.

Ziyaret edilen duruşmalar arasında yer alan Nikaragua ve Almanya arasındaki dava dosyası öğrenciler için en dikkat çekici deneyimlerden biri oldu. Katılımcı öğrenciler, derslerde teorik olarak öğrendikleri uluslararası yargılama usullerinin uygulamadaki işleyişini yerinde görmenin mesleki motivasyonlarını artırdığını ve bu kurumların kendileri için ulaşılabilir olduğunu fark ettiklerini kaydetti.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Uluslararası mahkemelerdeki duruşmaların yerinde gözlemlenmesi, hukuk eğitimindeki teorik duvarları yıkmak adına kritik bir pratik fırsat sunuyor. Türkiye'den mezun olan gençlerin bu küresel platformlarda temsil oranının düşük olduğu göz önüne alındığında, kırk kişilik heyetin AİHM ve UAD gibi merkezlere yaptığı bu temaslar gelecekteki kariyerler için somut bir basamak oluşturuyor. Bu tür saha projeleri yaygınlaşmadığı takdirde hukuk eğitimi fakülte duvarları arasında hapsolmaya devam edecektir.

Kaynak: AA Güncel
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    • İz Gazete
    Siber Zorbalıkla Mücadelede Hukuki ve Sosyal Öneriler
    Fotoğraf: U.S. Navy photo by Petty Officer 2nd Class Sebastian Portieleslopez

    Antalya Emniyet Müdürlüğü’nden polis memuru Gülşen Ünsal, siber zorbalığa maruz kalanların hakaret veya tehditle karşılık vermelerinin hukuki sorumluluk doğurabileceğini belirtti. Ünsal, çocuk ve gençlerin siber zorbalıkla karşılaştıklarında tartışmadan kaçınarak hesabı engellemesi ve şikayet etmesi gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda internet üzerinden yapılan hakaret, tehdit, şantaj ve kişisel veri ihlallerinin de suç sayılabileceğini hatırlattı. Bu görüşler, dijital ortamda yaşanan zorbalığın hukuki boyutunu ve önleyici adımları açıklıyor.

    • Polis memuru siber zorbalıkta hakaretle karşılık vermenin suç olabileceğini söyledi
    • Çocuk ve gençler tartışmadan kaçınmalı, hesabı engellemeli ve şikayet etmelidir
    • İnternet suçları arasında hakaret, tehdit, şantaj ve veri ihlali bulunuyor

    Siber zorbalık, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya platformlarında artan bir sorun haline geldi. Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan Gülşen Ünsal, bu konuda hem hukuki hem de sosyal önlemler hakkında bilgi verdi. Ünsal, siber zorbalığa maruz kalan kişilerin, hakaret veya tehdit içeren yanıtlarla durumu daha da kötüleştirebileceğini belirtti. Bu tür tepkilerin de suç oluşturabileceği uyarısında bulundu.

    Çocuk ve gençlerin karşılaştıkları siber zorbalık durumlarında en doğru adımın tartışmaya girmemek olduğu vurgulandı. Ünsal, bu durumda ilgili hesabın sosyal medya platformu üzerinden engellenmesi ve şikayet edilmesinin önemine dikkat çekti. Ayrıca, hakaret, tehdit veya şantaj gibi eylemlerin kolluk kuvvetlerine bildirilmesinin gerekliliğini söyledi. İnternet üzerinden gerçekleşen suç türleri arasında bilişim sistemleriyle dolandırıcılık ve özel hayatın gizliliğinin ihlali de yer alıyor.

    Polisin sözleri, dijital ortamda yaşanan suçların fiziksel suçlarla aynı hukuki sonuçları doğurabileceğini hatırlatıyor. Ünsal, yasa dışı bahis ve halkı kin tahrik etme gibi eylemlerin de suç teşkil edebileceğini belirtti. Bu bağlamda, çocukların ve gençlerin interneti bilinçli kullanmaları ve olumsuz durumları aileleriyle paylaşmaları gerektiği ifade edildi.

    Kullanıcıların karşılaştıkları olumsuzlukları sosyal medya üzerinden bildirmelerinin yanı sıra, gerektiğinde kolluk kuvvetlerine başvurmaları konusunda da uyarılarda bulundu. Ünsal, internet suçlarının çeşitlendiğini ve bu nedenle hangi davranışların suç oluşturduğunu bilmenin önemini vurguladı. Bu bilincin artması, siber zorbalıkla mücadelede etkili bir araç olabilir.

    Son olarak, dijital ortamda yapılan eylemlerin hukuki sonuçlarının, fiziksel ortamda yapılan suçlarla aynı olduğunu yineleyen Ünsal, gençlerin bilinçli hareket etmeleri ve olumsuz deneyimleri paylaşmaları gerektiğini hatırlattı. Bu yaklaşım, siber zorbalığın önlenmesi ve mağdurların korunması için temel bir adım olarak öne çıkıyor.

    AI YORUMU

    Siber zorbalık, sadece psikolojik bir sorun değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk da doğuran bir suç alanı. Bu nedenle, gençlerin ve ailelerin bilinçlenmesi kritik; olumsuz durumları hemen bildirmek, hem mağdurun haklarını korur hem de suçu önlemeye yardımcı olur. Gülşen Ünsal’ın uyarıları, dijital ortamda karşılaşılan tehditlerin gerçek dünyadaki suçlarla aynı ağırlıkta ele alınması gerektiğini gösteriyor. Gelecekte, bu tür haberlerin farkındalık yaratmasıyla siber zorbalıkla mücadelede daha etkin adımlar atılabilir.

    Kaynak: İz Gazete Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    • Sözcü Ekonomi
    Yargıtay'dan emsal ATM kararı: Unutulan parayı alanlar hırsızlıkla suçlanıyor
    Fotoğraf: WrS.tm.pl

    Otomatik vezne makinelerinde unutulan paraları alan kişiler hakkında hırsızlık suçlamasıyla adli işlem başlatılıyor. Yüksek mahkeme, hazinede kalan varlıkların sahipsiz olmadığını ve bankaların koruma yükümlülüğü bulunduğunu netleştirdi.

    • ATM'de unutulan parayı alanlar hırsızlık suçuyla yargılanıyor.
    • Bildirim süresini aşan hesap sahipleri ağır kusurlu sayılıyor.
    • Bankalar sistemsel arızalardan ve kopyalama aparatlarından sorumlu.

    Banka müşterilerinin otomatik vezne makinelerinde karşılaştığı para sıkışması, kart kopyalama ve sistemsel arıza sorunları hukuki boyutuyla yeniden masaya yatırıldı. Yargıtay tarafından verilen emsal niteliğindeki kararlar, cihazlarda yaşanan aksaklıklardan doğan zararlar ile tarafların hak ve yükümlülüklerini somut bir netlikle ortaya koyuyor. Uyuşmazlıkların çözümünde güvenlik kameralarının yanı sıra elektronik işlem log kayıtları da belirleyici bir delil niteliği taşıyor.

    Yüksek mahkemenin ilgili ceza dairelerinin içtihatlarına göre, bir başkasının cihaz haznesinde unuttuğu paranın veya işlem ekranında kalan kartın alınıp kullanılması doğrudan suç teşkil ediyor. Hazinede bırakılan paraların sahipsiz mal statüsünde değerlendirilmediği, mülkiyetin asıl sahibinde kaldığı ve bankaların da bu değerleri koruma sorumluluğu olduğu vurgulanıyor. Bu doğrultuda açık kalan ekrandan işlem yapan ya da parayı alan kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde adli süreç işletiliyor.

    Hukuk dairelerinin kararlarında müşterilerin kendi ihmalleri de kusur oranının belirlenmesinde hesaba katılıyor. Cihazda kartını unutan ya da kartı yutulan kişilerin vakit kaybetmeden bankaya haber vermesi şart koşuluyor. Yetkisiz kişilerin hesaptan para çekmesi durumunda makul sürede bildirimde bulunmayan hesap sahipleri ağır kusurlu kabul ediliyor ve oluşan zararın tamamını bankadan tazmin edemiyor.

    Paranın hazinede kalması, mekanik arızalar veya kart okuyucu kopyalama aparatları gibi durumlarda finans kuruluşları birinci dereceden sorumlu tutuluyor. Müşterinin kusuru kanıtlanamadığı hallerde meydana gelen maddi kayıplar bankalar tarafından karşılanıyor.

    Cihazların kartlara el koyması ise güvenlik protokolleri ve teknik arızalar nedeniyle otomatik olarak gerçekleşiyor. Üç kez hatalı şifre girilmesi, süresi aşulan işlemler, kayıp çalıntı bildirimleri, süresi dolan kartlar ve dolandırıcılık amaçlı dış müdahaleler kartın haznede kalmasına yol açıyor. Bu gibi durumlarda mağduriyet yaşamamak adına müşterilerin derhal müşteri hizmetlerini arayarak kartlarını kullanıma kapatması hukuki açıdan zorunluluk arz ediyor.

    AI YORUMU

    Yargıtay'ın bu kararı, dijital bankacılık ekosisteminde bireysel sorumluluk sınırlarını netleştirirken bankaların güvenlik altyapısına olan güveni de hukuki bir zemine oturtuyor. Özellikle üç kez hatalı şifre denemesi veya süre aşımı gibi durumlarda kartın yutulması gibi mekanizmaların kullanıcı hatasıyla birleştiği noktalarda bildirim süresi hayati önem taşıyor. Müşterilerin anlık dalgınlıkla cihazda unuttuğu varlıkların sahipsiz olmadığını bilmesi ve hukuki yaptırımların hırsızlık suçuna evrildiğini fark etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, hem maddi kayıp yaşanıyor hem de adli sicil riski doğuyor.

    Kaynak: Sözcü Ekonomi Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    • Nirvana Haber
    MEB Sınavlarında Soruları Yapay Zeka Hazırlayacak
    Fotoğraf: Alison wood

    Milli Eğitim Bakanlığı, ortaokul ve liselerdeki ortak yazılı sınavlarda soruların yüzde sekseninin yapay zeka tarafından oluşturulacağı yeni bir sistem hayata geçirmeye hazırlanıyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk döneminde başlaması öngörülen uygulama, öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme yetkilerinin kısıtlanacağı yönünde tartışmalara neden oldu.

    • Sınavlardaki 10 sorudan 8'i yapay zeka tarafından hazırlanacak.
    • LGS ve YKS hazırlığındaki 8 ve 12'nci sınıflar uygulama dışı tutulacak.
    • Eğitimciler sistemin öğretmenlerin mesleki özerkliğine zarar vereceğini savunuyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim alanında dijital dönüşüm adımları kapsamında yeni bir ölçme ve değerlendirme modelini devreye sokmaya hazırlanıyor. Planlanan düzenlemeye göre, ortaokul ve liselerde gerçekleştirilecek ortak yazılı sınavların soru havuzu merkezi ve yapay zeka temelli bir altyapıyla oluşturulacak.

    Yeni modelin 2026-2027 eğitim öğretim yılının birinci döneminden itibaren uygulanmaya başlanması öngörülüyor. Buna göre on sorudan oluşan bir yazılı sınavda öğretmenler yalnızca iki soru belirleme yetkisine sahip olacakken, kalan sekiz soru teknolojik altyapı tarafından otomatik olarak üretilecek.

    Uygulama kapsamına ortaokullarda beş, altı ve yedinci sınıflar dahil edilirken; liselerde ise dokuz, on ve on birinci sınıflar yer alacak. Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, fizik, kimya, biyoloji, felsefe, din kültürü ve İngilizce dersleri bu sistemle yürütülecek temel alanlar olarak belirlendi. Ancak merkezi sınavlara hazırlanan sekizinci ve on ikinci sınıf öğrencileri kapsam dışı bırakıldı.

    Süreçte açık uçlu sorulara da yer verileceği ve öğretmenlerin öğrencilerin aldıkları puanları dijital sisteme ayrı ayrı gireceği aktarılıyor. Farklı okullar arasında standart sağlamak amacıyla kurgulanan bu yöntem, eğitim camiasında farklı tepkilerle karşılandı. Özellikle okullar arasındaki fiziki ve imkan farkları göz önüne alınmaksızın aynı ölçütlerin kullanılacak olması eleştirilerin odak noktasını oluşturuyor.

    Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan eğitimci Özgür Bozdoğan, ülkenin dört bir yanında okullar arasında ciddi imkan eşitsizlikleri bulunduğunu vurguladı. Ankara'nın Mamak ilçesindeki bir okul ile ekonomik koşulları farklı bir bölgedeki okulun aynı kriterlerle değerlendirilmesinin sakıncalarına dikkat çeken Bozdoğan, öğretmenlerin hazırlık sürecine dahil edilmemesinin mesleki özerkliği zedelediğini ifade etti. Bakanlık kanadından ise teknik detaylar ve resmi takvime dair henüz kapsamlı bir açıklama yapılmadı.

    AI YORUMU

    Yapay zeka temelli soru hazırlama mekanizması, eğitimde standart sağlama iddiası taşısa da okullar arasındaki derin imkan eşitsizliklerini göz ardı etme riski barındırıyor. On soru içerisinde sadece iki soruya müdahale edebilen öğretmenlerin, sınıflarının gerçek ihtiyaçlarına göre esneklik göstermesi zorlaşacaktır. Özgür Bozdoğan'ın da belirttiği gibi, Mamak'taki bir öğrenci ile dezavantajsız koşullardaki bir öğrencinin aynı yapay zeka süzgecinden geçmesi adil bir ölçme ortamı yaratmayabilir. Kararın uygulanma aşamasında sahadan gelecek geri bildirimler sistemin geleceğini belirleyecektir.

    Kaynak: Nirvana Haber Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    • CHIP Online
    Meta'nın Yeni Ticari Şartları Yapay Zeka Eğitimi İçin Tartışma Yarattı
    Fotoğraf: LPS.1

    Meta'nın 30 Ekim tarihinde yürürlüğe sokacağı yeni ticari koşullar, işletmelerin internet sitelerindeki içeriklerin yapay zeka modellerinin eğitimi amacıyla taranmasına kapı aralıyor. Hukukçular ve uzmanlar, bu durumun yayıncılar ile şirket arasında telif hakları bağlamında yeni ihtilaflar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

    • Meta'nın yeni ticari kullanım şartları 30 Ekim tarihinde devreye girecek.
    • Hukukçular, metnin site içeriklerinin yapay zeka eğitimi için kullanılabileceğini savunuyor.
    • Şirket, site sahiplerinin robots.txt dosyalarıyla erişimi yönetebileceğini belirtiyor.

    Teknoloji devi Meta'nın önümüzdeki dönemde uygulamaya koymayı planladığı güncellenmiş ticari koşullar metni, dijital yayıncılık dünyasında geniş yankı uyandırdı. Şirketin iş ortaklarına ve işletmelere sunduğu yeni sözleşme, otomatik yazılımların internet sitelerini tarayarak veri toplamasını ve bu verilerin yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesinde kullanılmasını yasal olarak destekleyebilecek ifadeler barındırıyor.

    Konuyu inceleyen hukuk uzmanları, söz konusu maddelerin oldukça geniş bir yetki alanı tanıdığını ifade ediyor. Cornell Üniversitesi'nden James Grimmelmann ve diğer hukukçular, bu düzenlemenin Meta'ya yayıncıların verilerini kendi yapay zeka modellerini eğitmek üzere işleme hakkı verebileceğini, bunun da uzun vadede içerik üreticileriyle doğrudan bir rekabet yaratabileceğini dile getiriyor.

    Yayıncılar açısından bu durum ciddi bir ikilem yaratırken, işletmelere sunulan seçenekler oldukça kısıtlı tutuluyor. Şirket, yeni koşulları kabul etmek istemeyen ticari kullanıcıların ilgili araçları kullanmaktan vazgeçmesi gerektiğini belirtiyor ve alternatif bir ara yol sunmuyor. Ayrıca, sözleşmenin ödeme duvarlarıyla korunan özel içerikleri kapsayıp kapsamadığı konusu belirsizliğini korumaya devam ediyor.

    Meta cephesinden yapılan açıklamalarda ise güncellemelerin tarama mekanizmasında köklü bir değişiklik yaratmayacağı savunuluyor. Yetkililer, web sitesi yöneticilerinin robots.txt dosyaları aracılığıyla arama botlarını ve tarayıcı yazılımlarını denetlemeye devam edebileceğini vurguluyor. Ancak uzmanlar, sözleşmedeki genel hükümlerin bu tür engelleme talimatlarını hukuki olarak aşabileceği yönünde endişeler taşıyor.

    Yapay zeka modellerinin telifli içeriklerle eğitilmesi konusundaki küresel hukuki süreçler hız kesmeden sürerken, bu yeni sözleşme metni mevcut gerilimi daha da tırmandırabilir. Mayıs ayında beş büyük kitap yayıncısının Llama modellerinin eğitimi nedeniyle açtığı dava hatırlatılırsa, Meta'nın yeni ticari adımlarının mahkemelerde nasıl bir karşılık bulacağı önümüzdeki dönemin en kritik hukuki başlıkları arasında yer alıyor.

    AI YORUMU

    Meta'nın sözleşme metninde yaptığı bu güncelleme, yapay zeka devleri ile içerik üreticileri arasındaki güç dengesini teknoloji şirketleri lehine biraz daha değiştirebilir. Milyonlarca dolarlık lisans bedellerinin söz konusu olduğu bir pazarda, işletmelerin araçlara erişebilmek için veri paylaşımına zorlanması telif hukuku açısından yeni dava dalgalarını tetikleyecektir. Yayıncıların robots.txt gibi geleneksel savunma mekanizmalarının mahkemelerde bu sözleşme maddelerine karşı ne kadar direnç göstereceği, dijital medyanın geleceği adına belirleyici olacaktır.

    Kaynak: CHIP Online Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler