PİYASA
Uzay

TUSAŞ, ANKA-3 muharip insansız savaş uçağının teknik verilerini paylaştı

TUSAŞ, ANKA-3 muharip insansız savaş uçağının teknik verilerini paylaştı Fotoğraf: Gerald Nino · Kamu malı · Wikimedia Commons

Özet

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, seri üretim aşamasındaki ANKA-3 insansız savaş uçağının güncellenmiş teknik kapasitesini duyurdu. Yeni yapılandırmada azami kalkış ağırlığı 7.250 kilograma ve faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma ulaştı.

Öne çıkanlar

  • ANKA-3'ün azami faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma çıkarıldı.
  • Platformun hava-hava görevlerindeki görev yarıçapı 1.075 kilometre olarak açıklandı.
  • AESA radar ve IRST sistemleriyle donatılan uçak elektronik harp kabiliyetleri taşıyor.

Haberin Detayı

Düşük radar görünürlüğü elde etme amacıyla tasarlanan bu hava aracı; hava-yer taarruzları, hava-hava angajmanları, elektronik harp ve insanlı platformlarla ortak görev icra etme yetenekleriyle donatılıyor. Paylaşılan bilgilere göre platformun uzunluğu 8,9 metre, kanat açıklığı 13,1 metre ve yüksekliği 2,5 metre olarak belirlenmiş durumda.

Uçağın mühimmat entegrasyonu için tasarlanan dahili istasyon yapısı Fotoğraf: Krzysztof Popławski · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons

Mühimmat ve diğer görev ekipmanlarının yerleştirilmesi için uçakta iki dahili ve iki harici istasyon yer alıyor. Gövde içindeki dahili istasyonlar, mühimmatın radarda görünmesini engelleyerek düşük görünürlük hedefine doğrudan katkı sunuyor. Faydalı yük sınırındaki artış, platformun farklı mühimmat kombinasyonlarını esnek bir şekilde taşımasına imkân tanıyor.

Paylaşılan operasyonel verilere göre ANKA-3'ün görev yarıçapı icra edilecek faaliyetin türüne göre farklılık gösteriyor. Hava-hava operasyonlarında 1.075 kilometre menzil sunan platform, hava-yer görevlerinde ise 750 kilometre yarıçapla hareket edebiliyor. Bu değerler doğrudan azami uçuş menzili anlamına gelmeyip, belirli görev profilleri için öngörülen mesafeleri temsil ediyor. Hava-hava mühimmatlarıyla donatılması, aracın yalnızca kara hedeflerine yönelik taarruzlarla sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor.

Platformun görev kabiliyetlerini artırmak amacıyla gelişmiş sensör ve radar sistemleri entegre ediliyor. AESA radar hem hava hem de yer hedeflerinin tespiti ile takibini sağlarken, Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi pasif algılama imkânı veriyor. Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ise sensörler aracılığıyla hedef teşhisi ve nişan alma süreçlerini destekliyor. Bu donanımlar sayesinde hava aracının zorlu çevre koşullarında bile hedef takibi yapabilmesi hedefleniyor.

Elektronik harp ve öz savunma mimarisi de ANKA-3'ün temel özellikleri arasında yer alıyor. Füze uyarı sistemi, radar uyarı alıcısı, yönlendirilmiş kızılötesi karşı tedbir sistemi, RF karıştırıcı ile chaff ve flare atıcıları platformu koruyan donanımlar arasında bulunuyor. Bu sistemler yaklaşan tehditleri algılayıp aldatma mekanizmaları devreye sokarken, elektromanyetik alanın izlenmesine de olanak tanıyor.

MUM-T olarak adlandırılan insanlı ve insansız platformların ortak görev konsepti de geliştirme başlıkları arasında bulunuyor. Ayrıca uçak gemilerinden kalkış ve iniş yapabilme kabiliyeti, deniz havacılığı alanındaki potansiyel kullanım senaryolarını işaret ediyor. Ancak bu özelliklerin operasyonel sahada fiilen kullanılabilmesi, gelecekteki test ve entegrasyon süreçlerinin başarıyla tamamlanmasına bağlı olacak.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Savunma sanayiinde platformların çok yönlü görev icra edebilmesi, operasyonel esneklik açısından belirleyici bir eşiktir. TUSAŞ'ın açıkladığı 1.700 kilogramlık yük kapasitesi ve 1.075 kilometrelik hava-hava yarıçafı gibi somut veriler, ANKA-3'ün hafif taarruz çizgisinden çıkarak stratejik bir muharip güce dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, gelecekteki hava muharebelerinde insanlı uçakların yükünü hafifletecek insansız unsurların rolünü pekiştiriyor. Eğer test süreçleri planlandığı gibi ilerlerse, deniz platformlarından kalkabilen bu tür insansız sistemler donanma operasyonlarının dengesini değiştirecektir.

Kaynak: ShiftDelete
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Teknoloji
    • ShiftDelete
    ASELSAN, KORKUT hava savunma sistemini 9 ülkeye ihraç etti
    Fotoğraf: VoidWanderer

    ASELSAN'ın geliştirdiği KORKUT hava savunma sistemi, insansız hava araçlarına karşı dokuz ülkede aktif göreve başladı. Sistem, yüksek maliyetli füzeler yerine 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat kullanarak kamikaze İHA'ları 10 bin doların altında bir maliyetle düşürebiliyor. Ukrayna ordusunun da envanterine kattığı bu teknoloji, şirketin ihracat oranlarını hızlı biçimde yükseltiyor.

    • KORKUT, kamikaze İHA'ları 10 bin doların altındaki toplam maliyetle imha edebiliyor.
    • ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sistemin 9 farklı ülkede kullanıldığını açıkladı.
    • Şirket, 2023'te yüzde 8 olan ihracat payını yüzde 25 seviyesine çıkardı.

    Savaş sahalarında ucuz kamikaze insansız hava araçlarının kullanımının yaygınlaşması, modern hava savunma stratejilerini ve bütçelerini doğrudan etkiliyor. Milyonlarca dolarlık savunma füzelerinin ucuz dronlara karşı harcanması bütçeler üzerinde ciddi baskı yaratıyor. ASELSAN imzalı KORKUT sistemi, sunduğu yakın hava savunma yaklaşımıyla bu bütçe dengesizliğine karşı somut bir alternatif oluşturuyor. 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat mermi başına yaklaşık 1.000 dolar maliyet sunarken, bir hedefi vurmak toplamda 10 bin doların altına tamamlanabiliyor.

    ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, KORKUT'un faal olarak dokuz ayrı ülkede kullanıldığını resmi olarak bildirdi. Müşteri ülkeler arasında Rusya ile çatışmaların sürdüğü Ukrayna da yer alıyor. Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre Ukrayna Hava Kuvvetleri bir savunma biriminin bu sistemle donatıldığını doğruladı. Operasyonel performans ve kullanılan birim sayıları detaylandırılmasa da sistem alçak irtifadaki dron tehditlerine karşı aktif koruma sağlıyor.

    Uluslararası pazardaki bu yoğun ilgi, ASELSAN'ın küresel bazdaki finansal rakamlarına da doğrudan yansıyor. Şirketin toplam gelirleri içindeki yurt dışı satış payı 2023 yılında yüzde 8 iken günümüzde yüzde 25 seviyesine ulaşmış durumda. Yönetim, 2030 yılına kadar bu oranı yüzde 50 seviyesine çıkarmayı hedeflerken sipariş birikiminin 30 milyar dolara yaklaştığı belirtiliyor. Türkiye'nin genel savunma ihracatı ise geçtiğimiz yıl 10 milyar dolar barajına erişti.

    KORKUT aynı zamanda Türkiye'nin yerli entegre hava savunma konsepti olan Çelik Kubbe projesinin katmanlarından birini oluşturuyor. Sistem, radar ve komuta kontrol ağlarıyla entegre çalışarak uzun menzilli pahalı füzelerin gereksiz harcanmasını önlüyor. Ancak jet motorlu veya son derece hızlı hedeflere karşı operasyonel etkinliğe dair kamuya açık verilerin henüz sınırlı olduğunu unutmamak gerekiyor. Yakın mesafe önlemelerinde topçu sistemleri, maliyet etkinliğini korumadaki ana unsur olarak öne çıkıyor.

    AI YORUMU

    Mühimmat başı 1.000 dolarlık harcamayla milyon dolarlık füzeleri korumak, modern harp doktrinlerinde asıl belirleyici faktördür. Hava savunmasında sürdürülebilirlik sağlamak isteyen ordular, yıpratma savaşlarında füze stoklarını tüketmek yerine KORKUT benzeri topçu sistemlerine yönelmek zorundadır. Bu durum özellikle kısıtlı askeri bütçeye sahip ülkeler için doğrudan stok güvenliği anlamına geliyor. Şirketin ihracat payını yüzde 25'e taşıyan bu f/p odaklı yaklaşım devam ederse, geleneksel füze üreticileri pazar payı kaybetmeye başlayabilir.

    Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • ssbulten.com.tr
    Umman, Çin ve Pakistan ile JF-17 savaş uçağı pazarlığına başladı
    Fotoğraf: Ibex73

    Umman Kraliyet Hava Kuvvetleri, filosunu takviye etmek amacıyla Pakistan ve Çin ortak yapımı JF-17 savaş uçakları için resmi temas kurdu. Hürmüz Boğazı çevresindeki hava sahasını korumayı hedefleyen Maskat yönetimi, henüz bağlayıcı bir sipariş kararı almadı. Süreç, bölgesel askeri dengeler açısından yakından izleniyor.

    • JF-17 Block III modeli, AESA radarı ve uzun menzilli PL-15E füze kabiliyetine sahip.
    • Umman hava filosunda halihazırda 12 Typhoon, 17 F-16 ve 10 Hawk uçağı bulunuyor.
    • Musandam Yarımadası ve Hürmüz Boğazı hava savunması için resmi görüşmeler başladı.

    Umman yönetimi, hava sahası güvenliğini artırmak için alternatif platform arayışına girerek Çin ve Pakistan ortaklığında üretilen JF-17 Thunder savaş uçaklarına yöneldi. Ekim 2026 döneminde Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Albusaidi'nin İslamabad temasları sırasında masaya gelen dosya, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini yeni bir aşamaya taşıdı. Görüşmeler, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mohammad Ishaq Dar'ın da katıldığı sekizinci Pakistan-Umman Ortak Bakanlar Komisyonu toplantısında hız kazandı.

    Körfez ülkesinin gündemine gelen tedarik süreci, bağımsız istihbarat raporlarına da yansıdı. Umman Kraliyet Hava Kuvvetleri, stratejik konumu nedeniyle Basra Körfezi'nin kilit noktası sayılan Musandam Yarımadası ve Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini güçlendirmek istiyor. Bu doğrultuda Chengdu Aircraft Corporation ve Pakistan Aeronautical Complex konsorsiyumu tarafından geliştirilen hafif avcı uçağının operasyonel kabiliyetleri teknik heyetler tarafından inceleniyor.

    Umman'ın mevcut hava muharip envanteri ağırlıklı olarak Batı menşeili sistemlerden oluşuyor. Maskat yönetiminin elinde şu anda operasyonel durumda 12 adet Eurofighter Typhoon, 17 adet F-16C/D ve 10 adet Hawk 200 hafif taarruz uçağı yer alıyor. Masadaki JF-17 Block III seçeneği ise AESA radarı, gelişmiş kask monteli hedefleme sistemi ve uzun menzilli PL-15E hava-hava füzeleriyle dikkat çekici bir maliyet dengesi sunuyor.

    Hava kuvvetlerini çeşitlendirmek isteyen tek ülke Umman değil. Ocak 2026 tarihinden bu yana Bangladeş, Endonezya, Irak, Fas, Suudi Arabistan, Sudan ve Somali gibi ülkeler de aynı platformu filolarına katmak için temaslarda bulunuyor. Umman tarafı şimdilik görüşmeleri müzakere düzeyinde tutuyor ve henüz resmiyet kazanmış, imzalanmış bir satın alma sözleşmesi bulunmuyor.

    AI YORUMU

    Batı menşeili platformlara bağımlı kalan Körfez hava kuvvetlerinin Çin ve Pakistan ortaklığına yönelmesi, askeri tedarik stratejilerinde kaçınılmaz bir eksen kayması yaratıyor. Umman'ın mevcut 17 adet F-16 ve 12 Typhoon uçağının yanına PL-15E taşıyabilen JF-17 Block III modelini eklemesi, operasyon maliyetlerini ciddi oranda aşağı çekecektir. Batılı üreticilerin uzun teslimat süreleri ve politik kısıtlamaları sürdükçe, Körfez ülkeleri için Doğu menşeili mühimmat entegrasyonu tek rasyonel alternatif haline gelir.

    Kaynak: ssbulten.com.tr Haberin tam sayfası →

    Gündem
    • ShiftDelete
    STM'nin sualtı aracı NETA 300, tatbikatta mayınları tespit etti
    Fotoğraf: U.S. Navy photo by Rebecca Burke

    Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığının düzenlediği tatbikatta görev alan NETA 300 sualtı aracı, intikal rotasındaki mayınları başarıyla tespit etti. Gelişmiş sonar sistemleri kullanan insansız araç, seyir güvenliğine destek sağladı.

    • NETA 300, Antalya Körfezi'ndeki tatbikatta mayınları otonom olarak belirledi.
    • Araç, 300 metre derinliğe kadar inebiliyor ve 24 saate kadar görev yapabiliyor.
    • STM tarafından geliştirilen platformun ilk yurt içi satış sözleşmesi daha önce imzalandı.

    Türk savunma sanayiinin sualtı teknolojilerindeki yenilikçi çözümlerinden biri olan Hafif İnsansız Otonom Sualtı Aracı NETA 300, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ev sahipliğinde düzenlenen TURNAs-2026 tatbikatında kritik bir görevi yerine getirdi. Antalya Körfezi ve Doğu Akdeniz'de 19-27 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen faaliyetlerde, aracın operasyonel kabiliyetleri sahnede test edildi. Bu süreçte NETA 300, intikal güzergâhı boyunca karşısına çıkan mayın ve benzeri sualtı tehditlerini otonom olarak teşhis edip sınıflandırma süreçlerine katkı sundu.

    Tatbikat senaryoları kapsamında görev yapan insansız sistem, bünyesinde barındırdığı yüksek çözünürlüklü sensörler ve gelişmiş sonar donanımları sayesinde sualtı taramalarını gerçekleştirdi. Mayın karşı tedbirleri operasyonlarında temel hedef, tehlikeli bölgelere insan unsurunu doğrudan göndermeden güvenli bir koridor oluşturmak olarak öne çıkıyor. NETA 300, personeli ve deniz platformlarını riske atmadan bu tehlikeleri bertaraf etme yolunda önemli bir rol üstlendiğini bu tatbikatla göstermiş oldu.

    STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ tarafından geliştirilen sistem, teknik özellikleriyle de dikkat çekiyor. Kompakt ve modüler yapısıyla tasarlanan NETA 300, iki personel tarafından rahatlıkla taşınabiliyor. Azami 300 metre derinlikte operasyon yürütebilen araç, tek şarj veya yakıt döngüsünde 24 saate kadar kesintisiz görev yapabiliyor. Azami hızı 5 knot olarak belirlenen sistem, mayın avcılığının yanı sıra keşif, gözetleme ve liman savunması gibi farklı görev profillerine de uyum sağlayabiliyor.

    Uzun süreli sualtı araştırmalarında kullanım esnekliği sunan modüler mimari, farklı görev ihtiyaçlarına göre ekipman değişimine olanak tanıyor. Daha önce yapılan açıklamalarla ilk yurt içi satış sözleşmesinin imzalandığı duyurulan NETA 300, Deniz Kuvvetlerinin envanterinde aktif olarak yer alacak sistemler arasında bulunuyor. Askerî alanların yanı sıra sivil denizcilikte de deniz tabanı araştırmaları, boru hattı denetimleri, yenilenebilir enerji tesis kontrolü ve deniz arkeolojisi gibi alanlarda değerlendirilmesi planlanıyor.

    Tatbikat sırasında STM'nin diğer insansız sistemleri de farklı senaryolarda boy gösterdi. Beş adet KARGU vurucu İHA sürü halinde görev yaparken, avcı İHA TUNGA-X ise temsili düşman hava aracını etkisiz hale getirdi. Millî Savunma Bakanlığının koordinasyonundaki bu tatbikat, hava, suüstü, sualtı ve kara unsurlarının ortak çalışabilirliğini artırmayı hedefliyor.

    AI YORUMU

    Askerî denizcilikte otonom sistemlerin rolü, personel güvenliğini artırması bakımından stratejik bir dönüşüm yaratıyor. NETA 300'ün 300 metre derinlikte 24 saat kalabilmesi, geleneksel insanlı tarama faaliyetlerine kıyasla operasyon maliyetlerini düşürürken risk alanını sıfıra indiriyor. Özellikle kıyı savunması ve liman güvenliğinde bu tarz insansız araçların yaygınlaşması, deniz altı harbe hazırlık süresini doğrudan kısaltacaktır.

    Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

    Dünya
    • Orta Doğu Haber
    Ukrayna Ordusu, 491 Gün Mahsur Kalan Askeri İHA ile Tahliye Etti
    Fotoğraf: Todd Huffman from Phoenix, AZ

    Cephede 491 gün boyunca mahsur kalan yaralı bir Ukrayna askeri, ağır yük taşıyabilen altı pervaneli bir insansız hava aracıyla havadan kurtarıldı. Operasyon, Ukrayna ordusunun savaş tarihindeki ilk İHA destekli personel tahliyesi olarak kayda geçti.

    • Altı pervaneli dev İHA, yaralı askeri havadan taşıyarak ilk kez tahliye yaptı
    • Asker 491 gün boyunca Harkiv bölgesindeki harabelerde mahsur kaldı
    • Ukrayna 92. Taarruz Tugayı, ağır yük taşıma kapasitesine sahip İHA'yı kullandı

    Ukrayna ordusu, savaş alanında uzun süreli mahsur kalma durumlarını aşmak için yeni bir taktik denedi. Altı pervaneli, büyük taşıma kapasitesine sahip bir insansız hava aracı, Harkiv bölgesindeki bir enkazın içinde kalan yaralı bir askeri havadan alarak sahadan çıkardı. Bu hamle, savaş tarihindeki benzeri görülmemiş bir İHA destekli tahliye olarak öne çıkıyor.

    Tahliyenin gerçekleştiği asker, 49 yaşındaki Kostyantyn Vlasenko, bombardıman sonrası bir okul binasının kalıntılarında aylarca hayatta kalma mücadelesi vermişti. Vlasenko, İHA kamerasından alınan görüntülerle operasyonun detaylarını doğruladı ve kurtarılma sürecini anlattı. Uzmanlar, bu tür bir insansız platformun ağır yaralıları güvenli bir şekilde taşımadaki potansiyelini değerlendirmeye başladı.

    Ukrayna 92. Taarruz Tugayı, tahliye için kullanılan İHA'nın taşıma kapasitesinin tam olarak ne kadar olduğunu açıklamadı, ancak “ağır yük taşıma” özelliği vurgulandı. Savaşın ilk beş yılda İHA'ların esasen keşif ve saldırı görevlerinde kullanıldığı göz önüne alındığında, bu yeni kullanım alanı askeri lojistiğin sınırlarını genişletebilir. Operasyon, diğer birimlerin benzer durumlarda bu teknolojiyi benimsemesi için bir örnek teşkil ediyor.

    Uzmanlar, bu başarıyı takiben Ukrayna ordusunun İHA tabanlı kurtarma ekipmanlarını artırabileceğini ve sahada daha fazla insansız kurtarma görevi planlayabileceğini öne sürüyor. Bu durum, çatışma bölgelerinde yaralıların hayatta kalma şansını yükseltirken, düşman hatları içinde daha esnek bir hareket kabiliyeti sağlayabilir.

    AI YORUMU

    İHA destekli tahliye, Ukrayna ordusunun sahadaki esnekliğini artırmalı. 491 günlük mahsur kalma süresi ve ağır yük taşıma kapasitesi, bu yöntemin pratikte işe yaradığını gösteriyor. Özellikle yaralı askerler ve lojistik ekipleri bu gelişmeden doğrudan fayda sağlayacak. Geleneksel helikopter operasyonlarıyla kıyaslandığında, maliyet ve risk açısından daha avantajlı bir alternatif sunabilir.

    Kaynak: Orta Doğu Haber Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler