Gündem

Marmara depremi tartışması: Prof. Dr. Naci Görür ve Dr. Ramazan Demirtaş karşı karşıya geldi

Marmara depremi tartışması: Prof. Dr. Naci Görür ve Dr. Ramazan Demirtaş karşı karşıya geldi Fotoğraf: Adem · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Özet

Prof. Dr. Naci Görür'ün Marmara'da olası büyük deprem uyarılarına Dr. Ramazan Demirtaş'tan sert eleştiri geldi. Demirtaş, 27 yıldır tekrarlanan rakamsal tahminlerin ve felaket senaryolarının toplumu paniğe sürüklediğini savundu.

Öne çıkanlar

  • Naci Görür, Marmara'da 30 yıl içinde 7.2 ila 7.5 büyüklüğünde deprem olasılığını yüzde 48 olarak açıkladı.
  • Ramazan Demirtaş, geçmiş yıllardaki tahminlerin sürekli değiştirildiğini ve rakamların düşürüldüğünü belirtti.
  • Demirtaş, yetkili olmayan kişilerin yaptığı bu tür kurgusal açıklamaların toplumsal travma yarattığını ifade etti.

Haberin Detayı

İstanbul'da beklenen olası büyük sarsıntı için uzman isimler arasındaki görüş ayrılıkları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Prof. Dr. Naci Görür, Kartal Adalar, Kumburgaz ve Tekirdağ fay hatlarını işaret ederek Marmara Denizi içerisinde 7.2 ile 7.5 büyüklüğünde bir hareketliliğin yaşanabileceğini dile getirmişti. Yaklaşık 30 yıllık zaman dilimi içerisindeki olasılığın yüzde 48 civarında olduğunu vurgulayan Görür, altyapı eksikliklerine ve yaşanabilecek can kayıplarına dikkat çekmişti.

Fotoğraf: Adem · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Bu açıklamalara sosyal medya hesabı üzerinden yanıt veren Dr. Ramazan Demirtaş ise meslektaşının geçmişte dile getirdiği büyüklük tahminlerindeki tutarsızlıkları eleştirdi. 1999 yılından bu yana 8.0 büyüklüğünden başlayıp zamanla 7.0 seviyelerine ve ardından 7.5 rakamına çekilen tahminleri sorgulayan Demirtaş, tahmini senaryoların halkı gereksiz yere korkuttuğunu belirtti. Yüz binlerce konutun yıkılacağı ve milyonlarca insanın enkaz altında kalacağı yönündeki söylemlerin bilimsel bir temeli bulunmadığını savundu.

Yetkili kurumların dışındaki kişilerin bu tür korkutucu ifadeler kullanmasının etik olmadığını belirten Demirtaş, deprem riskini azaltma çalışmalarının resmi makamlarca yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Sürekli tekrarlanan kulis bilgilerinin ve genel kültür düzeyindeki ifadelerin kentsel dönüşüme hiçbir katkı sağlamadığını ifade eden uzman isim, bilim insanlarının toplumsal kaygıyı artırmak yerine çözüm odaklı adımlara odaklanması gerektiğini dile getirdi.

Marmara bölgesindeki fay hatlarının tekrarlanma aralığı dolmadan yapılan açıklamaların travmatik sonuçlar doğurduğunu belirten Demirtaş, kurgusal yaklaşımların gerçeği yansıtmadığını yineledi. Türkiye'nin deprem dirençli yerleşim alanlarına kavuşması için yasal sorumlu bakanlıkların ve ilgili kurumların kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarla hareket etmesinin şart olduğu ifade edildi.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Bilim insanları arasındaki bu tür polemikler, afet yönetimi konusunda halkın hangi bilgiye güveneceği sorusunu gündeme getiriyor. Onlarca yıldır yinelenen soyut felaket senaryoları yerine somut kentsel dönüşüm verilerine odaklanılması gerekiyor. 30 yıllık olasılık diliminin geride kalmasına rağmen yapı stokunun hâlâ istenen direnç seviyesine ulaşmamış olması asıl risk faktörünü oluşturuyor. Uzmanların rakamlar üzerindeki tartışmaları sürerken, milyonlarca vatandaşın günlük yaşamındaki güvenlik açığı devam ediyor.

Kaynak: F5Haber Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    • GZT
    Naci Görür'ün İstanbul depremi tahminlerine Ramazan Demirtaş'tan itiraz
    Fotoğraf: GZT

    Prof. Dr. Naci Görür'ün Marmara'daki fay hatları için dile getirdiği 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryolarına paleosismolog Ramazan Demirtaş'tan eleştiri geldi. Demirtaş, tekrarlanma aralığı dolmayan depremler üzerinden yapılan kesin zamanlı açıklamaların toplumda travma yarattığını savundu.

    • Naci Görür, İstanbul'da 7,2 ile 7,5 büyüklüğünde deprem beklendiğini açıkladı.
    • Görür, 30 yıl içinde deprem olma olasılığının yüzde 48 civarında olduğunu belirtti.
    • Ramazan Demirtaş, geçmiş yıllardaki farklı büyüklük tahminlerindeki tutarsızlıklara dikkat çekti.

    Marmara Denizi'nde yer alan fay hatları ve megakentte yaşanabilecek olası büyük sarsıntı, yer bilimciler arasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür'ün son yaptığı değerlendirmeler, bilim dünyasında farklı yaklaşımların yeniden masaya yatırılmasına yol açtı. Görür, bölgedeki fay sisteminin hareketliliğine dikkat çekerek yakın gelecekte yaşanabilecek tehlikenin boyutlarını aktarmıştı.

    Yapılan araştırmalara dayanan açıklamalarında otuz yıllık bir vadeye işaret eden Görür, bu süreçte sarsıntı olasılığının yüzde kırk sekiz seviyesinde ölçüldüğünü vurguladı. Kartal-Adalar, Kumburgaz ve Tekirdağ segmentlerini ayrı ayrı işaret eden uzman isim, beklentinin yedi nokta iki ila yedi nokta beş aralığında olduğunu kamuoyuyla paylaştı. Altyapı eksikliği bulunan yerleşim yerlerinde büyük hasar ve can kayıplarının kaçınılmaz olacağı uyarısı da bu değerlendirmelerde yer aldı.

    Söz konusu açıklamalara paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş'tan gecikmeli olmayan bir tepki geldi. Demirtaş, geride kalan yıllarda aynı uzmanlar tarafından dile getirilen farklı büyüklük ve tarih öngörülerindeki değişimleri hatırlatarak eleştirilerini sıraladı. Doksan dokuz depremlerinden bu yana sekiz büyüklüğünden yedi buçuğa çekilen tahminlerin bilimsel temelde tutarsızlık barındırdığını öne sürdü.

    Bölgedeki sarsıntı riskini bütünüyle reddetmediğini belirten Demirtaş, kesin zamanlama veren ve toplumda korku iklimi yaratan yaklaşımların karşılığı olmadığını savundu. Yirmi yedi yıldır sürekli olarak milyonlarca insanın enkaz altında kalacağı yönünde senaryolar üretilmesinin etik olmadığını dile getirdi. Yetkili kurumlar dışındaki kişilerin bu tür panik yaratacak ifadeler kullanmaması gerektiğinin altını çizdi.

    AI YORUMU

    Bilim insanları arasındaki bu tür görüş ayrılıkları, toplumun risk yönetimine olan güvenini doğrudan sarsarak karar alıcıların işini zorlaştırıyor. Net bir veri tabanına dayanmayan korku odaklı açıklamalar yerine, risk azaltma odaklı somut mühendislik çalışmalarına odaklanılması şarttır. Milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren bu süreçte, uzmanların çelişkili ifadelerle kamuoyunu germek yerine ortak bir dil kurması beklenir. Aksi takdirde, olası bir afet anında halkın yetkili kurumlara göstereceği refleks güven eksikliği nedeniyle zayıflayacaktır.

    Kaynak: GZT Haberin tam sayfası →

    Gündem
    • Gazete Kritik
    Jeolog Osman Bektaş, Marmara depremi senaryolarına karşı uyarıyor
    Fotoğraf: Gazete Kritik

    Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'da 7,5 büyüklüğünde bir depremin yakın olduğuna dair iddiaların kesin bilimsel verilere dayanmadığını belirtti. Bilim insanı, farklı fay kırılma ihtimallerinin ve mevcut belirsizliklerin kamuoyuna doğru aktarılması gerektiğinin altını çizdi.

    • Prof. Dr. Osman Bektaş 18 Ekim 2026 tarihinde Marmara depremi değerlendirmelerinde bulundu
    • Marmara'daki 7 ve üzeri deprem olasılığının kesin bir doğa yasası gibi sunulmaması istendi
    • Fayın derin kesimlerindeki yavaş kayma hareketleri ve parçalı kırılma ihtimalleri araştırılıyor

    İstanbul'da beklenen büyük deprem tartışmaları sürerken, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş'tan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Marmara Denizi içerisindeki fay hatlarının yarattığı riskler kamuoyunda endişe yaratırken, 7,5 büyüklüğündeki bir sarsıntının çok yakın olduğuna yönelik söylemler eleştirildi. Bilimsel modellerin tek ve kesin sonuçlar üretecekmiş gibi sunulmasının hatalı olduğunu savunan uzman isim, bu durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

    Bektaş, 18 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda tarihsel deprem kayıtlarının ve fay hareketlerine ait hesaplamaların belirli sınırlılıklar barındırdığına işaret etti. Geçmiş dönemlerde gerçekleşen büyük sarsıntıların büyüklüklerinin güncel ölçüm araçlarıyla doğrudan saptanamadığını, bu nedenle eski kayıtların çeşitli tahminler içerdiğini belirtti.

    Marmara Fayı'nın olası kırılma biçimleri hakkında da konuşan Bektaş, tek seferde büyük bir kırılma senaryosunun yanında alternatif ihtimallerin incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Fayın derin kısımlarında görülebilen yavaş kayma hareketleri ile farklı parçaların ayrı ayrı kırılması olasılıklarının araştırılmasının önemine dikkat çekildi. Derin sürünme olarak bilinen bu hareketlerin, bazı kesimlerin ani kopma yerine yavaşça kaymasını ifade ettiği ancak bu durumun tek başına büyük risk ortadan kalktı anlamına gelmediği belirtildi.

    Bilimsel belirsizliklerin topluma doğru aktarılması gerektiğinin altını çizen uzman isim, alternatif senaryolar yeterince incelenmeden büyük bir sarsıntının çok yakın olduğunun söylenmesinin sakıncalı olduğunu aktardı. İstanbul'un tehlike altında bulunduğu gerçeği kabul edilmekle birlikte, yapılan değerlendirmelerin korku yaratmak yerine somut verilere dayanması gerektiği savunuldu. Marmara'daki fayların davranışı, kırılma uzunlukları ve olası büyüklükler üzerindeki araştırmaların bilim dünyasında sürdüğü ifade edildi.

    AI YORUMU

    Bilimsel belirsizliklerin kesin yargılarla halka aktarılması, toplumda gereksiz bir panik dalgası yaratırken gerçek risklerin göz ardı edilmesine yol açabilir. Prof. Dr. Osman Bektaş'ın işaret ettiği tarihsel kayıtların sınırları ve derin sürünme gibi alternatif kırılma senaryoları, tek tip bir senaryoya odaklanmanın mahsurlarını net biçimde gösteriyor. İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde yaşayan milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu süreçte, yetkililerin ve uzmanların tek bir tarihe odaklanmak yerine çoklu senaryolara göre hazırlık yapması şarttır. Eğer tek bir büyüklük ve tarih varsayımı üzerinden hareket edilirse, farklı kırılma dinamiklerinin getireceği olası sürprizlere karşı alınacak önlemler eksik kalabilir.

    Kaynak: Gazete Kritik Haberin tam sayfası →

    Gündem
    • kayserihaber.com
    Naci Görür'den İstanbul Depremi Uyarısı: 7.2 ve 7.5 Büyüklüğünde Bekleniyor
    Fotoğraf: kayserihaber.com

    Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi'nde 7.2 ile 7.5 büyüklükleri arasında bir deprem beklendiğini belirterek yerel yapılaşmanın yetersizliğine ve olası can kayıplarının yüksek olacağına dikkat çekti. Yapılan son araştırmalara göre otuz yıllık risk payının büyük kısmının geride kaldığı ifade edildi.

    • Marmara Denizi'ndeki fay hatlarında 7.2 ve 7.5 büyüklüğünde deprem bekleniyor.
    • Otuz yıllık risk süresinin büyük kısmı dolmuş durumda.
    • Toplanma alanlarının altyapı eksiklikleri ve yetersizliği tehlike yaratıyor.

    Türkiye'nin önde gelen yer bilimcilerinden Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul ve çevresini sarsması beklenen olası büyük depreme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Marmara Denizi içerisinde doğu ve batı doğrultusunda uzanan fay sistemlerinin hareketliliğine dikkat çeken uzman isim, beklenen sarsıntının büyüklüğünün 7.2 ile 7.5 arasında değişebileceğini ifade etti. Kartal Adalar, Kumburgaz ve Tekirdağ fay hatlarının bu riskli mekanizmanın içerisinde yer aldığını vurguladı.

    Geçmiş bilimsel çalışmaların otuz yıllık bir periyot içinde deprem olma olasılığını yüzde kırk sekiz civarında öngördüğünü hatırlatan Görür, bu sürenin büyük bir kısmının tükendiğini belirtti. Kalan zaman diliminin oldukça daraldığını ve sarsıntının her an meydana gelebileceğini kaydeden yer bilimci, özellikle zemin kalitesinin zayıf olduğu bölgelerde yıkımın çok daha şiddetli hissedileceğini dile getirdi. Avrupa yakasında sahile yakın alanların, özellikle Avcılar ve çevresinin büyük risk taşıdığı aktarıldı.

    Olası afetin ardından yaşanacak fiziksel yıkımın yanı sıra altyapı yetersizliklerine de parantez açıldı. Yolların, havaalanlarının ve kritik ulaşım ağlarının zarar görebileceğini belirten Görür, kıyı kesimlerinde tsunami tehlikesinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Nüfus yoğunluğunun fazla olduğu noktalarda kayıpların katlanabileceği uyarısı yapıldı.

    Mevcut toplanma alanlarının afet durumundaki acil ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu savunan uzman isim, bu bölgelerin sadece tabeladan ibaret bırakıldığını eleştirdi. Gerçek bir deprem toplanma alanında su, tuvalet, barınma ve temel iaşe imkanlarının eksiksiz bulunması gerektiğini vurgulayan Görür, mevcut sahaların bu donanımdan yoksun olduğunu ifade etti.

    Naci Görür'den İstanbul Depremi Uyarısı: 7.2 ve 7.5 Büyüklüğünde Bekleniyor — haber fotoğrafı
    Fotoğraf: kayserihaber.com
    AI YORUMU

    Naci Görür'ün işaret ettiği yüzde kırk sekizlik olasılık ve otuz yıllık vade, İstanbul için zamanın daraldığını net bir şekilde gösteriyor. Yalnızca binaların dayanıklılığı değil, tabelalardan ibaret bırakılan toplanma alanlarının altyapı eksikliği de yaklaşan afetin boyutunu büyütebilir. Yerel yönetimlerin ve merkezi planlamanın bu uyarıları dikkate alarak acil eylem planlarını hızlandırması hayati önem taşıyor.

    Kaynak: kayserihaber.com Haberin tam sayfası →

    Gündem
    • TGRT Haber
    Prof. Dr. Osman Bektaş'tan 7,5 büyüklüğündeki Marmara depremi açıklaması
    Fotoğraf: TGRT Haber

    Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde beklenen 7,5 büyüklüğündeki sarsıntı senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel veriler ve fay mekanizmalarındaki belirsizliklere dikkat çekerek alternatif modellerin de incelenmesi gerektiğini vurguladı.

    • Prof. Dr. Osman Bektaş, M7,5 büyüklüğündeki deprem olasılığının bir model sonucu olduğunu belirtti.
    • Tarihsel deprem verileri ile fay mekanizmalarında ciddi belirsizlikler bulunduğunu ifade etti.
    • Bilimin korku yerine veri üretmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara denizindeki uzantısına ilişkin ezber bozan değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bölge halkını ve uzmanları düşündüren sorular yöneltti. İstanbul için sıklıkla dile getirilen 7,5 büyüklüğündeki senaryoların kesin bir doğa kuralı gibi sunulmasını eleştiren deneyimli akademisyen, bu tür öngörülerin yalnızca belirli bilgisayar simülasyonlarının ve matematiksel kabullerin sonucu olduğunun altını çizdi.

    Açıklamalarında geçmiş dönem sarsıntılarına ait kayıtların barındırdığı eksikliklere ve fayların davranış biçimlerindeki bilinmezliklere geniş yer ayıran Bektaş, deprem tekrarlanma aralıklarının ve kilitlenme oranlarının kesinlikten uzak varsayımlara dayandığını aktardı. Tek bir ana segmentin koparak devasa bir yıkım üreteceği teorisinin yanında, daha küçük parçalı kırılmaların veya derin sürünme hareketlerinin de olasılık dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

    Marmara'daki sarsıntı riskinin elbette var olduğunu ancak kamuoyuna aktarılan kaygı verici söylemlerin bilimsel gerçeklikle her zaman örtüşmediğini dile getiren yer bilimci, araştırmacıların alternatif teorileri de aynı titizlikle sınaması gerektiğini kaydetti. Toplumun korku iklimine sürüklenmesi yerine somut verilere dayalı, şeffaf ve çok yönlü risk analizlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

    AI YORUMU

    Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Marmara fayına dair dile getirdiği bu kuşkucu yaklaşım, tek tip senaryolara dayalı afet planlamalarının gözden geçirilmesi için uyarı niteliği taşıyor. Özellikle 7,5 büyüklüğündeki model varsayımlarının sorgulanması, yerel yönetimlerin hazırlık süreçlerinde farklı risk katsayılarını da hesaba katmasını zorunlu kılıyor. Bundan sonraki süreçte, tek bir senaryoya odaklanmak yerine çoklu ihtimalleri barındıran mühendislik ve kentsel dönüşüm stratejilerinin izlenmesi büyük önem arz ediyor.

    Kaynak: TGRT Haber Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler