Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Jeolog Osman Bektaş, Marmara depremi senaryolarına karşı uyarıyor
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Gazete Kritik
Özet
Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'da 7,5 büyüklüğünde bir depremin yakın olduğuna dair iddiaların kesin bilimsel verilere dayanmadığını belirtti. Bilim insanı, farklı fay kırılma ihtimallerinin ve mevcut belirsizliklerin kamuoyuna doğru aktarılması gerektiğinin altını çizdi.
Öne çıkanlar
Prof. Dr. Osman Bektaş 18 Ekim 2026 tarihinde Marmara depremi değerlendirmelerinde bulundu
Marmara'daki 7 ve üzeri deprem olasılığının kesin bir doğa yasası gibi sunulmaması istendi
Fayın derin kesimlerindeki yavaş kayma hareketleri ve parçalı kırılma ihtimalleri araştırılıyor
Haberin Detayı
İstanbul'da beklenen büyük deprem tartışmaları sürerken, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş'tan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Marmara Denizi içerisindeki fay hatlarının yarattığı riskler kamuoyunda endişe yaratırken, 7,5 büyüklüğündeki bir sarsıntının çok yakın olduğuna yönelik söylemler eleştirildi. Bilimsel modellerin tek ve kesin sonuçlar üretecekmiş gibi sunulmasının hatalı olduğunu savunan uzman isim, bu durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Bektaş, 18 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda tarihsel deprem kayıtlarının ve fay hareketlerine ait hesaplamaların belirli sınırlılıklar barındırdığına işaret etti. Geçmiş dönemlerde gerçekleşen büyük sarsıntıların büyüklüklerinin güncel ölçüm araçlarıyla doğrudan saptanamadığını, bu nedenle eski kayıtların çeşitli tahminler içerdiğini belirtti.
Marmara Fayı'nın olası kırılma biçimleri hakkında da konuşan Bektaş, tek seferde büyük bir kırılma senaryosunun yanında alternatif ihtimallerin incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Fayın derin kısımlarında görülebilen yavaş kayma hareketleri ile farklı parçaların ayrı ayrı kırılması olasılıklarının araştırılmasının önemine dikkat çekildi. Derin sürünme olarak bilinen bu hareketlerin, bazı kesimlerin ani kopma yerine yavaşça kaymasını ifade ettiği ancak bu durumun tek başına büyük risk ortadan kalktı anlamına gelmediği belirtildi.
Bilimsel belirsizliklerin topluma doğru aktarılması gerektiğinin altını çizen uzman isim, alternatif senaryolar yeterince incelenmeden büyük bir sarsıntının çok yakın olduğunun söylenmesinin sakıncalı olduğunu aktardı. İstanbul'un tehlike altında bulunduğu gerçeği kabul edilmekle birlikte, yapılan değerlendirmelerin korku yaratmak yerine somut verilere dayanması gerektiği savunuldu. Marmara'daki fayların davranışı, kırılma uzunlukları ve olası büyüklükler üzerindeki araştırmaların bilim dünyasında sürdüğü ifade edildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Bilimsel belirsizliklerin kesin yargılarla halka aktarılması, toplumda gereksiz bir panik dalgası yaratırken gerçek risklerin göz ardı edilmesine yol açabilir. Prof. Dr. Osman Bektaş'ın işaret ettiği tarihsel kayıtların sınırları ve derin sürünme gibi alternatif kırılma senaryoları, tek tip bir senaryoya odaklanmanın mahsurlarını net biçimde gösteriyor. İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde yaşayan milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu süreçte, yetkililerin ve uzmanların tek bir tarihe odaklanmak yerine çoklu senaryolara göre hazırlık yapması şarttır. Eğer tek bir büyüklük ve tarih varsayımı üzerinden hareket edilirse, farklı kırılma dinamiklerinin getireceği olası sürprizlere karşı alınacak önlemler eksik kalabilir.
Kaynak:
Gazete Kritik
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Marmara'da beklenen olası büyük depreme yönelik tartışmalar sürerken jeoloji uzmanından dikkat çeken bir uyarı geldi. Yedi buçuk büyüklüğündeki senaryoların kesin bir sonuç gibi sunulmasının bilimsel açıdan doğru olmadığı belirtildi.
Marmara'da yedi buçuk büyüklük beklentisi kesin bir sonuç değil olasılıktır.
Fayın tek parça yerine farklı ihtimallerle kırılabileceği araştırılmalıdır.
Tarihsel deprem tahminlerinde ve fayın kilitlenme oranlarında belirsizlikler var.
İstanbul ve çevresinde yaşanabilecek olası büyük sarsıntılar hakkındaki tartışmalar devam ederken Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş sosyal medya hesabından yeni değerlendirmeler paylaştı. Bektaş, bölgede yedi ve üzeri büyüklükte bir sarsıntının kesinlikle gerçekleşeceği yönündeki iddiaların bilimsel temellerle tam olarak örtüşmediğini ifade etti.
Kamuoyunda sıklıkla dile getirilen yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryosunun mutlak bir son olmadığını vurgulayan uzman isim, bu verinin yalnızca belirli varsayımlar üzerine kurulan olasılıksal modellerden ibaret olduğunu hatırlattı. Geçmişteki sarsıntıların büyüklükleri ve fay hatlarının kilitlenme dereceleri konusunda hâlâ önemli belirsizlikler bulunduğunun altı çizildi.
Marmara Fayı'nın nasıl kırılacağına dair alternatif modellerin de incelenmesi gerektiği belirtildi. Sadece ana hattın tek parça halinde kırılacağı senaryosu üzerinde durulmaması gerektiğini savunan Bektaş, fayın daha küçük parçalara ayrılabileceği ya da derin kesimlerde farklı hareketler sergileyebileceği ihtimallerinin de göz ardı edilmemesini istedi.
Bilimsel belirsizliklerin yeterince aktarılmadan tek bir senaryonun kesinmiş gibi sunulmasının yanıltıcı olabileceği kaydedildi. İstanbul'un sarsıntı tehlikesinin varlığı korunurken kamuoyu bilgilendirmelerinde verilerin ve olasılıkların doğru şekilde ele alınması gerektiği yinelendi.
AI YORUMU
Bilimsel modellerin sunduğu olasılıkları mutlak birer kehanet gibi sunmak riskli bir yaklaşımdır. Belirsizlikleri göz ardı ederek tek bir senaryoya odaklanmak, toplumsal kaygıyı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu durum özellikle megakentte yaşayan vatandaşların doğru bilgiye erişimini zorlaştırıyor. Fayın kırılma biçimleri üzerine alternatif ihtimaller masada tutulmazsa yanlış hazırlık planları yapılabilir.
Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde beklenen 7,5 büyüklüğündeki sarsıntı senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel veriler ve fay mekanizmalarındaki belirsizliklere dikkat çekerek alternatif modellerin de incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Osman Bektaş, M7,5 büyüklüğündeki deprem olasılığının bir model sonucu olduğunu belirtti.
Tarihsel deprem verileri ile fay mekanizmalarında ciddi belirsizlikler bulunduğunu ifade etti.
Bilimin korku yerine veri üretmesi gerektiğinin altını çizdi.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara denizindeki uzantısına ilişkin ezber bozan değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bölge halkını ve uzmanları düşündüren sorular yöneltti. İstanbul için sıklıkla dile getirilen 7,5 büyüklüğündeki senaryoların kesin bir doğa kuralı gibi sunulmasını eleştiren deneyimli akademisyen, bu tür öngörülerin yalnızca belirli bilgisayar simülasyonlarının ve matematiksel kabullerin sonucu olduğunun altını çizdi.
Açıklamalarında geçmiş dönem sarsıntılarına ait kayıtların barındırdığı eksikliklere ve fayların davranış biçimlerindeki bilinmezliklere geniş yer ayıran Bektaş, deprem tekrarlanma aralıklarının ve kilitlenme oranlarının kesinlikten uzak varsayımlara dayandığını aktardı. Tek bir ana segmentin koparak devasa bir yıkım üreteceği teorisinin yanında, daha küçük parçalı kırılmaların veya derin sürünme hareketlerinin de olasılık dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Marmara'daki sarsıntı riskinin elbette var olduğunu ancak kamuoyuna aktarılan kaygı verici söylemlerin bilimsel gerçeklikle her zaman örtüşmediğini dile getiren yer bilimci, araştırmacıların alternatif teorileri de aynı titizlikle sınaması gerektiğini kaydetti. Toplumun korku iklimine sürüklenmesi yerine somut verilere dayalı, şeffaf ve çok yönlü risk analizlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.
AI YORUMU
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Marmara fayına dair dile getirdiği bu kuşkucu yaklaşım, tek tip senaryolara dayalı afet planlamalarının gözden geçirilmesi için uyarı niteliği taşıyor. Özellikle 7,5 büyüklüğündeki model varsayımlarının sorgulanması, yerel yönetimlerin hazırlık süreçlerinde farklı risk katsayılarını da hesaba katmasını zorunlu kılıyor. Bundan sonraki süreçte, tek bir senaryoya odaklanmak yerine çoklu ihtimalleri barındıran mühendislik ve kentsel dönüşüm stratejilerinin izlenmesi büyük önem arz ediyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul için dillendirilen yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının kesin bir gerçek olarak sunulmasına karşı çıktı. Bilimsel modellerin olasılıklar barındırdığını belirten uzman, fayların kilitlenme durumundaki belirsizliklere dikkat çekti.
Marmara'da yedi ve üzeri büyüklük senaryoları kesin doğa kanunu gibi sunulmamalı.
Fayların kilitlenme durumları ve geçmiş deprem kayıtları belirsizlik barındırıyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş, tek parça kırılma varsayımının yanı sıra parçalı kırılmayı da inceledi.
Kamuoyunda sıklıkla dile getirilen İstanbul merkezli büyük deprem iddiaları üzerine jeoloji dünyasından dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Uzman isimler, bölgedeki tehlikenin boyutunu tartışırken bazı kabullerin kesinleşmiş birer yargı gibi sunulmasını eleştirdi.
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının bilimsel altyapısını masaya yatırdı. Mevcut modellerin gelecekte yaşanacak sarsıntıların tarihini ve büyüklüğünü kesin olarak tayin edemeyeceğini vurgulayan Bektaş, olasılıklar ile kesinlik arasındaki ayrıma işaret etti.
Geçmiş dönemlerde gerçekleşen sarsıntılara ait verilerin doğrudan ölçüm sistemleriyle elde edilmediği, tarihsel belgeler ile hasar kayıtları üzerinden tahmin edildiği biliniyor. Bu durum, geçmiş deprem büyüklüklerinin belirli bir hata payı ve belirsizlik taşımasına neden oluyor.
Fay hatlarının hangi bölümlerinin kilitli kaldığı ve ne kadar gerilim biriktirdiği gibi kritik sorular farklı gözlem verileriyle inceleniyor. Marmara Fayı'nın tek parça halinde mi yoksa farklı segmentler şeklinde parçalı olarak mı kırılacağı sorusu, bilim insanlarının araştırmaya devam ettiği ihtimaller arasında bulunuyor.
AI YORUMU
Bilimsel modellerin sunduğu olasılıklar asla değişmez birer doğa kanunu gibi sunulmamalıdır. Bektaş'ın paylaştığı bu teknik çekinceler, özellikle İstanbul'daki kentsel dönüşüm ve risk planlaması yapan yetkililer ile risk altındaki tüm vatandaşları doğrudan ilgilendiriyor. Tarihsel kayıtların taşıdığı belirsizlik payı göz önüne alınmadığında, üretilen senaryolar gerçekçi bir hazırlık süreci yerine toplumsal bir paniğe yol açabilir. Fayların tek parça halinde kırılacağı senaryosu ile parçalı kırılma ihtimali aynı anda masada tutulmazsa, alınacak mühendislik önlemleri eksik kalacaktır.
Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul için konuşulan yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel verilerdeki belirsizliklerin ve alternatif kırılma modellerinin titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Osman Bektaş Marmara depremi senaryolarını değerlendirdi.
Yedi buçuk büyüklüğündeki deprem olasılığının model verisi olduğunu belirtti.
Derin sürünme ve parçalı kırılma ihtimallerinin incelenmesi gerektiğini savundu.
Yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde yaşanması muhtemel sarsıntılara dair kamuoyuna yansıyan bazı varsayımların netlik taşımadığını dile getirdi. Sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımlarda, sismik tehlikelerle ilgili paylaşılan rakamların kesin bir doğa kanunu gibi algılanmaması gerektiğine işaret etti. İstanbul için sıkça dile getirilen yedibuçuk büyüklük ihtimalinin aslında belirli simülasyonların birer sonucu olduğunu ifade etti.
Geçmiş yüzyıllarda meydana gelmiş sarsıntıların büyüklüklerinin saptanmasında ciddi belirsizlikler bulunduğunu hatırlatan uzman isim, fay hatlarının kilitlenme durumlarını tahmin etmenin birtakım kabullere dayandığını belirtti. Sismik döngülerin tekrarlanma sürelerinin hesaplanmasındaki zorluklara da değinen Bektaş, topluma aktarılan bilimsel verilerde azami özen gösterilmesi lüzumuna dikkat çekti.
Marmara Fay hattının devasa ölçüde tek parça halinde açılacağı senaryosunun karşısında, alternatif teorilerin de masada tutulması gerektiğini savundu. Derin sürünme hareketleri ve parçalı kırılma olasılıklarının da bilimsel bir titizlikle ele alınmasının şart olduğunu kaydetti.
Net bir felaket senaryosu çizen ifadelerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını ve toplumda gereksiz bir endişe dalgası yarattığını belirten Bektaş, bilimin temel amacının korku üretmek yerine şeffaf veri sunmak olduğunu hatırlattı. Kentin sismik açıdan risk barındırdığını kabul etmekle birlikte, kullanılan ifadelere dikkat edilmesi gerektiğini yineledi.
AI YORUMU
Osman Bektaş'ın yedibuçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının birer model verisi olduğunu hatırlatması, risk yönetiminde salt korku yerine bilimsel gerçekliğin konulması açısından değer taşıyor. Toplumun ve karar vericilerin tek tip bir kırılma varsayımı yerine parçalı kırılma ihtimallerini de göz önüne alması, kentsel dönüşüm ve hazırlık çalışmalarının daha gerçekçi temellerde şekillenmesini sağlayabilir.