PİYASA
Gündem

Jeolog Osman Bektaş, İstanbul depremi için 2025 yılı verilerini açtı

Jeolog Osman Bektaş, İstanbul depremi için 2025 yılı verilerini açtı Fotoğraf: Yeniçağ Gazetesi

Özet

Prof. Dr. Osman Bektaş, 2025 yılında gerçekleşen 6.2 büyüklüğündeki deprem üzerinden Marmara'daki sismik moment hesabının sorgulanması gerektiğini belirtti. Uzman isim, yüksek sismik moment varsayımlarının acilen gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Öne çıkanlar

  • 23 Nisan 2025 tarihinde Kumburgaz Fay hattında 6.2 büyüklüğünde deprem oldu.
  • Marmara fayının tek tip bir yapı olarak modellenemeyeceği vurgulandı.
  • M7+ senaryolarının dayandığı yüksek sismik moment varsayımları tartışmaya açıldı.

Haberin Detayı

Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Osman Bektaş, 2025 yılında yaşanan sarsıntıyı baz alarak mevcut risk hesaplamaları üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Marmara bölgesindeki sismik moment hesaplarının yeniden ele alınması gerektiğini dile getiren uzman, bölgedeki fay hareketlerinin tek bir merkezden yönetilen standart bir yapıyla açıklanamayacağının altını çizdi. Uzun kırılma süresi, otuz santim atım miktarı ve sıfır virgül bir ile sıfır virgül iki g düzeyindeki yer ivmeleri bu değerlendirmenin temelini oluşturdu.

Geçtiğimiz yıl nisan ayının yirmi üçüncü gününde saat on ikiyi kırk dokuz geçe merkez üssü Marmara Denizi olan altı nokta iki büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedilmişti. Meydana gelen bu doğa olayı, bölgedeki fay hatlarının potansiyelini ve gerilme birikim modellerini doğrudan tartıştırmaya başladı.

Bektaş, Marmara fayının her noktada yüksek gerilme biriktiren, tamamen kilitli ve tek tip bir mekanizma olarak ele alınamayacağını savundu. Düşük kayma modülü, sınırlı sismik atım ve aseismik sürünme gibi unsurların etkisinin kapsamlı bir biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut yedinci dereceden büyük deprem senaryolarının dayandığı yüksek kayma modülü ile dört metrelik fay atımı varsayımlarının geçerliliğini yitirdiği savunuldu.

Uzman ismin paylaştığı bu teknik veriler, bölge halkı ve yapı stokuna yönelik planlamaların hangi kriterlere göre yapılması gerektiği sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Yapılan bilimsel uyarılar, standart senaryoların körü körüne uygulanması yerine yerel verilerin daha detaylı incelenmesinin şart olduğunu gösteriyor. Bilim insanlarının sunduğu bu yeni perspektif, kentsel dönüşüm ve afet hazırlık çalışmalarında izlenecek stratejilerin bilimsel temellerini güncellemeyi amaçlıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Bilim insanlarının sunduğu bu tür teknik itirazlar, ezbere dayalı afet senaryolarının güncellenmesi adına somut bir zemin yaratıyor. Altı nokta iki büyüklüğündeki bir sarsıntının ardından gelen bu uyarı, milyonlarca insanı barındıran bölgede risk yönetiminin sadece en kötü senaryoya göre değil, sahadaki gerçek ölçümlerle yapılması gerektiğini gösteriyor. Eğer sismik moment varsayımları yerel verilere göre yeniden düzenlenmezse, kentsel dönüşüm kaynakları yanlış önceliklere harcanabilir. Bu durum, hem yerel yönetimlerin bütçe planlamasını hem de milyonlarca vatandaşın güvenliğini doğrudan etkiliyor.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Gündem
• Gazete Kritik
Jeolog Osman Bektaş, Marmara depremi senaryolarına karşı uyarıyor
Fotoğraf: Gazete Kritik

Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'da 7,5 büyüklüğünde bir depremin yakın olduğuna dair iddiaların kesin bilimsel verilere dayanmadığını belirtti. Bilim insanı, farklı fay kırılma ihtimallerinin ve mevcut belirsizliklerin kamuoyuna doğru aktarılması gerektiğinin altını çizdi.

  • Prof. Dr. Osman Bektaş 18 Ekim 2026 tarihinde Marmara depremi değerlendirmelerinde bulundu
  • Marmara'daki 7 ve üzeri deprem olasılığının kesin bir doğa yasası gibi sunulmaması istendi
  • Fayın derin kesimlerindeki yavaş kayma hareketleri ve parçalı kırılma ihtimalleri araştırılıyor

İstanbul'da beklenen büyük deprem tartışmaları sürerken, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş'tan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Marmara Denizi içerisindeki fay hatlarının yarattığı riskler kamuoyunda endişe yaratırken, 7,5 büyüklüğündeki bir sarsıntının çok yakın olduğuna yönelik söylemler eleştirildi. Bilimsel modellerin tek ve kesin sonuçlar üretecekmiş gibi sunulmasının hatalı olduğunu savunan uzman isim, bu durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Bektaş, 18 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda tarihsel deprem kayıtlarının ve fay hareketlerine ait hesaplamaların belirli sınırlılıklar barındırdığına işaret etti. Geçmiş dönemlerde gerçekleşen büyük sarsıntıların büyüklüklerinin güncel ölçüm araçlarıyla doğrudan saptanamadığını, bu nedenle eski kayıtların çeşitli tahminler içerdiğini belirtti.

Marmara Fayı'nın olası kırılma biçimleri hakkında da konuşan Bektaş, tek seferde büyük bir kırılma senaryosunun yanında alternatif ihtimallerin incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Fayın derin kısımlarında görülebilen yavaş kayma hareketleri ile farklı parçaların ayrı ayrı kırılması olasılıklarının araştırılmasının önemine dikkat çekildi. Derin sürünme olarak bilinen bu hareketlerin, bazı kesimlerin ani kopma yerine yavaşça kaymasını ifade ettiği ancak bu durumun tek başına büyük risk ortadan kalktı anlamına gelmediği belirtildi.

Bilimsel belirsizliklerin topluma doğru aktarılması gerektiğinin altını çizen uzman isim, alternatif senaryolar yeterince incelenmeden büyük bir sarsıntının çok yakın olduğunun söylenmesinin sakıncalı olduğunu aktardı. İstanbul'un tehlike altında bulunduğu gerçeği kabul edilmekle birlikte, yapılan değerlendirmelerin korku yaratmak yerine somut verilere dayanması gerektiği savunuldu. Marmara'daki fayların davranışı, kırılma uzunlukları ve olası büyüklükler üzerindeki araştırmaların bilim dünyasında sürdüğü ifade edildi.

AI YORUMU

Bilimsel belirsizliklerin kesin yargılarla halka aktarılması, toplumda gereksiz bir panik dalgası yaratırken gerçek risklerin göz ardı edilmesine yol açabilir. Prof. Dr. Osman Bektaş'ın işaret ettiği tarihsel kayıtların sınırları ve derin sürünme gibi alternatif kırılma senaryoları, tek tip bir senaryoya odaklanmanın mahsurlarını net biçimde gösteriyor. İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde yaşayan milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu süreçte, yetkililerin ve uzmanların tek bir tarihe odaklanmak yerine çoklu senaryolara göre hazırlık yapması şarttır. Eğer tek bir büyüklük ve tarih varsayımı üzerinden hareket edilirse, farklı kırılma dinamiklerinin getireceği olası sürprizlere karşı alınacak önlemler eksik kalabilir.

Kaynak: Gazete Kritik Haberin tam sayfası →

Gündem
• Ortadoğu Gazetesi
Osman Bektaş Marmara Depremi Modelleri İçin Uyarıda Bulundu
Fotoğraf: Ortadoğu Gazetesi

Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul için konuşulan yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel verilerdeki belirsizliklerin ve alternatif kırılma modellerinin titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı.

  • Prof. Dr. Osman Bektaş Marmara depremi senaryolarını değerlendirdi.
  • Yedi buçuk büyüklüğündeki deprem olasılığının model verisi olduğunu belirtti.
  • Derin sürünme ve parçalı kırılma ihtimallerinin incelenmesi gerektiğini savundu.

Yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde yaşanması muhtemel sarsıntılara dair kamuoyuna yansıyan bazı varsayımların netlik taşımadığını dile getirdi. Sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımlarda, sismik tehlikelerle ilgili paylaşılan rakamların kesin bir doğa kanunu gibi algılanmaması gerektiğine işaret etti. İstanbul için sıkça dile getirilen yedibuçuk büyüklük ihtimalinin aslında belirli simülasyonların birer sonucu olduğunu ifade etti.

Geçmiş yüzyıllarda meydana gelmiş sarsıntıların büyüklüklerinin saptanmasında ciddi belirsizlikler bulunduğunu hatırlatan uzman isim, fay hatlarının kilitlenme durumlarını tahmin etmenin birtakım kabullere dayandığını belirtti. Sismik döngülerin tekrarlanma sürelerinin hesaplanmasındaki zorluklara da değinen Bektaş, topluma aktarılan bilimsel verilerde azami özen gösterilmesi lüzumuna dikkat çekti.

Marmara Fay hattının devasa ölçüde tek parça halinde açılacağı senaryosunun karşısında, alternatif teorilerin de masada tutulması gerektiğini savundu. Derin sürünme hareketleri ve parçalı kırılma olasılıklarının da bilimsel bir titizlikle ele alınmasının şart olduğunu kaydetti.

Net bir felaket senaryosu çizen ifadelerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını ve toplumda gereksiz bir endişe dalgası yarattığını belirten Bektaş, bilimin temel amacının korku üretmek yerine şeffaf veri sunmak olduğunu hatırlattı. Kentin sismik açıdan risk barındırdığını kabul etmekle birlikte, kullanılan ifadelere dikkat edilmesi gerektiğini yineledi.

AI YORUMU

Osman Bektaş'ın yedibuçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının birer model verisi olduğunu hatırlatması, risk yönetiminde salt korku yerine bilimsel gerçekliğin konulması açısından değer taşıyor. Toplumun ve karar vericilerin tek tip bir kırılma varsayımı yerine parçalı kırılma ihtimallerini de göz önüne alması, kentsel dönüşüm ve hazırlık çalışmalarının daha gerçekçi temellerde şekillenmesini sağlayabilir.

Kaynak: Ortadoğu Gazetesi Haberin tam sayfası →

Gündem
• TGRT Haber
Prof. Dr. Osman Bektaş'tan 7,5 büyüklüğündeki Marmara depremi açıklaması
Fotoğraf: TGRT Haber

Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde beklenen 7,5 büyüklüğündeki sarsıntı senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel veriler ve fay mekanizmalarındaki belirsizliklere dikkat çekerek alternatif modellerin de incelenmesi gerektiğini vurguladı.

  • Prof. Dr. Osman Bektaş, M7,5 büyüklüğündeki deprem olasılığının bir model sonucu olduğunu belirtti.
  • Tarihsel deprem verileri ile fay mekanizmalarında ciddi belirsizlikler bulunduğunu ifade etti.
  • Bilimin korku yerine veri üretmesi gerektiğinin altını çizdi.

Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara denizindeki uzantısına ilişkin ezber bozan değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bölge halkını ve uzmanları düşündüren sorular yöneltti. İstanbul için sıklıkla dile getirilen 7,5 büyüklüğündeki senaryoların kesin bir doğa kuralı gibi sunulmasını eleştiren deneyimli akademisyen, bu tür öngörülerin yalnızca belirli bilgisayar simülasyonlarının ve matematiksel kabullerin sonucu olduğunun altını çizdi.

Açıklamalarında geçmiş dönem sarsıntılarına ait kayıtların barındırdığı eksikliklere ve fayların davranış biçimlerindeki bilinmezliklere geniş yer ayıran Bektaş, deprem tekrarlanma aralıklarının ve kilitlenme oranlarının kesinlikten uzak varsayımlara dayandığını aktardı. Tek bir ana segmentin koparak devasa bir yıkım üreteceği teorisinin yanında, daha küçük parçalı kırılmaların veya derin sürünme hareketlerinin de olasılık dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Marmara'daki sarsıntı riskinin elbette var olduğunu ancak kamuoyuna aktarılan kaygı verici söylemlerin bilimsel gerçeklikle her zaman örtüşmediğini dile getiren yer bilimci, araştırmacıların alternatif teorileri de aynı titizlikle sınaması gerektiğini kaydetti. Toplumun korku iklimine sürüklenmesi yerine somut verilere dayalı, şeffaf ve çok yönlü risk analizlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

AI YORUMU

Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Marmara fayına dair dile getirdiği bu kuşkucu yaklaşım, tek tip senaryolara dayalı afet planlamalarının gözden geçirilmesi için uyarı niteliği taşıyor. Özellikle 7,5 büyüklüğündeki model varsayımlarının sorgulanması, yerel yönetimlerin hazırlık süreçlerinde farklı risk katsayılarını da hesaba katmasını zorunlu kılıyor. Bundan sonraki süreçte, tek bir senaryoya odaklanmak yerine çoklu ihtimalleri barındıran mühendislik ve kentsel dönüşüm stratejilerinin izlenmesi büyük önem arz ediyor.

Kaynak: TGRT Haber Haberin tam sayfası →

Gündem
• Yeniçağ Gazetesi
Naci Görür İstanbul Depremi İçin Tarih Verdi: 7.5 Büyüklük Bekleniyor
Fotoğraf: Yeniçağ Gazetesi

Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi'nde 30 yıllık süreç içerisinde 7.2 ila 7.5 büyüklüğünde bir depremin meydana gelme olasılığının yüzde 48 seviyesinde olduğunu duyurdu. Uzman isim, özellikle kıyı kesimler ile zayıf zeminli bölgelerin ağır bir yıkımla karşılaşabileceğine işaret etti.

  • Marmara'da beklenen deprem büyüklüğü 7.2 ile 7.5 arasında değişiyor.
  • Otuz yıllık süreçteki deprem olasılığı yüzde 48 civarında hesaplanıyor.
  • Avrupa yakasındaki sahil şeridi ve Avcılar çevresi riskli alanlar arasında yer alıyor.

Marmara Denizi'ni sarsması beklenen büyük deprem tehlikesine karşı uyarılarını sürdüren yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, megakentin karşılaşabileceği olumsuz tablonun boyutlarını paylaştı. Yapılan son bilimsel projeksiyonlara göre kalan zaman aralığının oldukça daraldığını belirten uzman, Kartal Adalar fayı, Kumburgaz fayı ve Tekirdağ fayı gibi hatların hareket kabiliyetine dikkat çekti. Bölgede beklenen sarsıntının büyüklüğünün 7.2 ila 7.5 aralığında olacağı öngörülüyor.

Şehir genelindeki olası hasar dağılımına değinen Görür, zemin kalitesinin zayıf olduğu kıyı bölgelerinde ve özellikle Avrupa yakasındaki Avcılar çevresinde yıkım oranının daha yüksek seyredeceğini ifade etti. Nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerleşim yerlerinde can kaybı riskinin de artacağına işaret eden yerbilimci, kıyı kesimlerde tsunami gibi ikincil felaketlerin de etkili olabileceğini vurguladı.

Mevcut sığınma ve toplanma alanlarının yetersizliğine de eleştiriler yönelten Görür, bu bölgelerin yalnızca kâğıt üstünde kaldığını dile getirdi. Gerçek anlamda bir toplanma alanının barınma, içme suyu, tuvalet ve temel altyapı imkânlarını barındırması gerektiğini belirten uzman, sahadaki mevcut alanların bu standartlardan uzak olduğunu kaydetti.

Kanal İstanbul projesinin olası sarsıntıları tetikleyip tetikleyemeyeceği konusundaki tartışmalara da açıklık getiren Görür, projenin ana fay hatlarını doğrudan tetiklemeyeceğini ancak güzergâh üzerindeki bazı canlı fayların hareketlenmesi durumunda çevredeki yapılaşmaya zarar verebileceğini sözlerine ekledi.

AI YORUMU

İstanbul için yapılan bu tür bilimsel uyarılar, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin altyapı hazırlıklarını hızlandırması açısından hayati önem taşıyor. Özellikle yüzde 48 olarak hesaplanan olasılık oranının süresinin daralması, toplanma alanları ve zayıf zeminli bölgelerdeki yapı stoğu gibi konuların acilen ele alınmasını zorunlu kılıyor. Sadece kâğıt üstünde bırakılan toplanma yerlerinin gerçek birer kriz merkezine dönüştürülmesi, yaşanacak felakette can kaybını azaltacak en temel adım olacaktır.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

GitHub hesabıyla yazılır — reklamsız, takipsiz.

Yorumlar yükleniyor…