Naci Görür İstanbul Depremi İçin Tarih Verdi: 7.5 Büyüklük Bekleniyor
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Yeniçağ Gazetesi
Özet
Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi'nde 30 yıllık süreç içerisinde 7.2 ila 7.5 büyüklüğünde bir depremin meydana gelme olasılığının yüzde 48 seviyesinde olduğunu duyurdu. Uzman isim, özellikle kıyı kesimler ile zayıf zeminli bölgelerin ağır bir yıkımla karşılaşabileceğine işaret etti.
Öne çıkanlar
Marmara'da beklenen deprem büyüklüğü 7.2 ile 7.5 arasında değişiyor.
Otuz yıllık süreçteki deprem olasılığı yüzde 48 civarında hesaplanıyor.
Avrupa yakasındaki sahil şeridi ve Avcılar çevresi riskli alanlar arasında yer alıyor.
Haberin Detayı
Marmara Denizi'ni sarsması beklenen büyük deprem tehlikesine karşı uyarılarını sürdüren yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, megakentin karşılaşabileceği olumsuz tablonun boyutlarını paylaştı. Yapılan son bilimsel projeksiyonlara göre kalan zaman aralığının oldukça daraldığını belirten uzman, Kartal Adalar fayı, Kumburgaz fayı ve Tekirdağ fayı gibi hatların hareket kabiliyetine dikkat çekti. Bölgede beklenen sarsıntının büyüklüğünün 7.2 ila 7.5 aralığında olacağı öngörülüyor.
Şehir genelindeki olası hasar dağılımına değinen Görür, zemin kalitesinin zayıf olduğu kıyı bölgelerinde ve özellikle Avrupa yakasındaki Avcılar çevresinde yıkım oranının daha yüksek seyredeceğini ifade etti. Nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerleşim yerlerinde can kaybı riskinin de artacağına işaret eden yerbilimci, kıyı kesimlerde tsunami gibi ikincil felaketlerin de etkili olabileceğini vurguladı.
Mevcut sığınma ve toplanma alanlarının yetersizliğine de eleştiriler yönelten Görür, bu bölgelerin yalnızca kâğıt üstünde kaldığını dile getirdi. Gerçek anlamda bir toplanma alanının barınma, içme suyu, tuvalet ve temel altyapı imkânlarını barındırması gerektiğini belirten uzman, sahadaki mevcut alanların bu standartlardan uzak olduğunu kaydetti.
Kanal İstanbul projesinin olası sarsıntıları tetikleyip tetikleyemeyeceği konusundaki tartışmalara da açıklık getiren Görür, projenin ana fay hatlarını doğrudan tetiklemeyeceğini ancak güzergâh üzerindeki bazı canlı fayların hareketlenmesi durumunda çevredeki yapılaşmaya zarar verebileceğini sözlerine ekledi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
İstanbul için yapılan bu tür bilimsel uyarılar, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin altyapı hazırlıklarını hızlandırması açısından hayati önem taşıyor. Özellikle yüzde 48 olarak hesaplanan olasılık oranının süresinin daralması, toplanma alanları ve zayıf zeminli bölgelerdeki yapı stoğu gibi konuların acilen ele alınmasını zorunlu kılıyor. Sadece kâğıt üstünde bırakılan toplanma yerlerinin gerçek birer kriz merkezine dönüştürülmesi, yaşanacak felakette can kaybını azaltacak en temel adım olacaktır.
Kaynak:
Yeniçağ Gazetesi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara bölgesinde son günlerde kaydedilen küçük sarsıntıların büyük bir depremin habercisi sayılamayacağını bildirdi. Uzman isim, tektonik gerilimin bu şekilde azaldığını düşünmenin bilimsel açıdan doğru olmadığını vurguladı.
Deprem büyüklüğü logaritmiktir; 7 büyüklüğü 3 büyüklüğünden bir milyon kat daha fazla enerji üretir.
Marmara'daki riskli yapı stokunun güvenli hale getirilmesi öncelikli hedef olmalıdır.
İstanbul ve çevresinde son dönemde hissedilen sarsıntılar, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi'ndeki kısımlarını yeniden gündemin ilk sırasına taşıdı. Yalova açıklarında peş peşe yaşanan 3.5 ve 2.9 büyüklüğündeki depremlerin yanı sıra ağustos ayında Adalar civarında görülen hareketlilik, halk arasında tedirginliğe yol açtı. Yaşanan bu sismik gelişmelerin ardından uzman isimler konuyu bilimsel veriler çerçevesinde ele almaya başladı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara'nın tek bir fay çizgisinden ibaret olmadığını hatırlattı. Bölgede ana hat üzerinde ve ikincil kollarda çok sayıda farklı segmentin bulunduğunu belirten Gürçay, her küçük sarsıntının aynı mekanik özelliklerle açıklanamayacağını ve bunların birbirine doğrudan bağlanamayacağını ifade etti.
Deprem enerjisinin logaritmik bir ölçekle arttığına dikkat çeken Gürçay, birkaç küçük sarsıntının bölgedeki büyük stresi önemli ölçüde hafiflettiği yönündeki yaygın kanının yanıltıcı olduğunu kaydetti. Yedinci büyüklükteki bir depremde açığa çıkan enerjinin, üçüncü büyüklüktekinden yaklaşık bir milyon kat fazla olduğunu hatırlatan uzman, küçük sarsıntılar sırasında komşu alanlarda gerilme değişimleri olabileceğini dile getirdi.
Yer kabuğundaki her hareketliliğin yaklaşan yıkıcı bir afetin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Gürçay, öncü sarsıntıların çoğunlukla ancak büyük felaket sonrasından anlaşılabildiğini söyledi. Tarihsel kayıtlar ve güncel jeodezik ölçümler ışığında İstanbul için tehlikenin yeni olmadığını vurgulayan Gürçay, asıl odaklanılması gereken hususun fayların uzun dönemli davranış biçimi olduğunu aktardı.
Depremlerin vaktini önceden bilmenin mümkün olmadığını ancak riskli yapıların tespit edilebileceğini belirten Gürçay, milyonlarca insanın yaşadığı kentte yapı stokunun dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti. Aynı büyüklükteki bir sarsıntının farklı zemin kalitelerinde ve yapı kalitelerinde çok farklı sonuçlar doğurabileceğini belirten uzman, hazırlıkların bu doğrultuda yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Marmara Denizi'ndeki 3.5 ve 2.9 büyüklüğündeki sarsıntılar sonrasında yapılan bu uyarılar, toplumdaki yanlış inanışların önüne geçilmesi açısından oldukça kıymetli. Enerji birikiminin logaritmik doğası göz önüne alındığında, küçük depremlerin stresi azalttığı düşüncesinin ne kadar tehlikeli bir yanılgı olduğu net biçimde görülüyor. Yetkililerin ve vatandaşların tartışmalı tahminler yerine yapı stokunu güçlendirmeye odaklanması hayati önem taşıyor.
Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara Denizi'nde son dönemde yaşanan küçük depremlerin beklenen büyük sarsıntının habercisi sayılamayacağını ve faydaki gerilimi güvenli düzeye indirmediğini açıkladı. Gürçay, bölgedeki tehlikenin günlük titreşimler yerine fay sisteminin uzun vadeli davranışıyla incelenmesi gerektiğini belirtti.
Cem Gürçay, küçük depremlerin Marmara'daki gerilimi güvenli seviyeye indirmediğini belirtti.
7 büyüklüğündeki deprem, 3 büyüklüğündeki sarsıntıdan yaklaşık 1 milyon kat fazla enerji yayıyor.
Yalova açıklarında 10 ve 11 Ekim tarihlerinde 3.5 ve 2.9 büyüklüğünde depremler kaydedilmişti.
Marmara Denizi ve çevresinde zaman zaman hissedilen sismik hareketlilik kamuoyunda tedirginliğe yol açarken, yer bilimciler kaydedilen verileri analiz etmeyi sürdürüyor. Yalova açıklarında 10 Ekim günü ölçülen 3.5 büyüklüğündeki ilk kırılmanın ardından 11 Ekim'de kaydedilen 2.9 büyüklüğündeki sarsıntı ve Ağustos ayında Adalar civarında yaşanan deprem dizisi, bölgedeki fayların durumuyla ilgili soru işaretlerini çoğalttı.
Bölgedeki hareketleri değerlendiren Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, yer kabuğundaki mikro kırılmaların büyük bir afetin yaklaştığı biçiminde yorumlanamayacağını aktardı. Marmara Denizi altındaki yapının tek bir kırık hattından ibaret olmadığını hatırlatan Gürçay, Kuzey Anadolu Fay Zonu çatısı altında çok sayıda ikincil parçanın yer aldığını ve her segmentin mekanik özelliklerinin birbirinden farklı çalıştığını dile getirdi.
Küçük depremlerin biriken enerjiyi boşaltarak büyük sarsıntı tehlikesini ortadan kaldırdığı algısının yanıltıcı olduğunu vurgulayan uzman, büyüklük ölçümlerinin logaritmik formüle dayandığına işaret etti. Paylaşılan teknik bilgiye göre 7 büyüklüğündeki bir depremin açığa çıkardığı kinetik enerji, 5 büyüklüğündeki olaydan yaklaşık bin kat, 3 büyüklüğündeki küçük bir titreşimden ise ortalama bir milyon kat daha fazla bir boyuta ulaşıyor. Bu devasa uçurum, birkaç küçük hareketin faydaki ana yükü tüketmeye yetmeyeceğini somutluyor.
Bir sarsıntının daha büyük bir depremin öncüsü olup olmadığının ancak ana şok geliştikten sonra geriye dönük tespit edilebildiğini hatırlatan Gürçay, birkaç günlük tablodan felaket ya da rahatlama kehaneti üretilemeyeceğini söyledi. Anadolu levhasının batıya doğru kesintisiz ilerlediğini belirten mühendis, fayın kilitli kalan parçalarında biriken gerilim miktarının esas bilimsel takip noktası olması gerektiğini vurguladı.
AI YORUMU
Toplum genelinde her küçük sarsıntının ardından oluşan rahatlama hissi ne yazık ki jeofizik kurallarıyla bağdaşmıyor. Cem Gürçay'ın 7 ile 3 büyüklüğü arasındaki bir milyon katlık enerji farkına işaret etmesi, küçük depremlerle güvende olunduğu yanılgısını tümüyle geçersiz kılıyor. Bireysel ve kentsel hazırlıkların anlık sarsıntıların yarattığı psikolojik dalgalanmalara göre değil, Marmara'nın yüzyıllara yayılan tektonik yük gerçeğine göre sürdürülmesi şart.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iki ülke arasındaki ilişkilerin koparılamaz bağlarla örülü olduğunu vurguladı. Yapılan değerlendirmelerde ortak iradenin her şart altında korunduğu ifade edildi.
Devlet Bahçeli Türkiye ve Azerbaycan dostluğunu vurguladı.
İki ülkenin ortak değerler etrafında kenetlendiği belirtildi.
Birlik ve beraberlik mesajları kamuoyuyla paylaşıldı.
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki diplomatik ve kültürel bağların gücü, siyasi arenadaki liderlerin açıklamalarıyla sık sık pekiştiriliyor. Son olarak MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından yapılan değerlendirmeler, iki devlet arasındaki sarsılmaz ortaklığın altını bir kez daha çizdi.
Yapılan açıklamada, coğrafi sınırların ötesinde bir gönül köprüsünün kurulduğu ve her türlü meselede ortak bir duruş sergilendiği belirtildi. İki ülkenin geleceğe yönelik stratejik adımlarında birbirini desteklemeye devam edeceği ifade edildi.
Bölgesel gelişmelerin yoğun bir şekilde yaşandığı bu dönemde, Ankara ve Bakü arasındaki iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceği aktarıldı. Tarafların karşılıklı güven esasına dayanan ilişkileri, uluslararası alandaki ortak projelerin de güvencesini oluşturuyor.
AI YORUMU
Devlet Bahçeli'nin Azerbaycan vurgusu, dış politikada iki devlet tek millet anlayışının somut bir yansımasıdır. Bu tür açıklamalar, karşılıklı ticaret ve enerji hatları projelerinin geleceği açısından da siyasi bir güvence niteliği taşır.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen iş insanı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Selim Akın uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklandı.
Hamdi Akın'ın oğlu olan Selim Akın adliyeye sevk edildi.
Mahkeme heyeti tutuklama kararı verdi.
İş dünyasında geniş yankı uyandıran gelişmeler arasında, AKFEN Holding bünyesindeki üst düzey isimlerin aile üyeleri de adli mercilerin inceleme alanına girdi. Yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Selim Akın, emniyet birimlerindeki sorgu işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye çıkarıldı.
Savcılık tarafından yürütülen sorgunun akabinde tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Akın hakkında mahkeme kararını verdi. Hakimlik, mevcut delil durumu ve soruşturmanın dosya kapsamını göz önünde bulundurarak tutuklanmasına hükmetti.
Yaşanan bu hukuki sürecin ardından gözler holding kanadından gelebilecek olası açıklamalara çevrilirken, soruşturmanın seyrine dair detayların ilerleyen günlerde netleşmesi bekleniyor. Emniyet güçlerinin yürüttüğü kapsamlı tahkikat çok yönlü olarak sürdürülüyor.
AI YORUMU
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında dosyaya eklenebilecek yeni deliller ve atılacak adımlar, hem şirket cephesini hem de kamuoyunun konuya olan ilgisini doğrudan etkileyecektir.