Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeleri Konak'ta eylem yaptı
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
iFotoğraf: JasonParis from Toronto, Canada · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons
Özet
İzmir'de bir araya gelen emekli yurttaşlar, artan geçim sıkıntısına ve mevcut ekonomik politikalara karşı Konak Meydanı'nda oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemin 39'uncu haftasında yapılan açıklamalarda ülkenin kaynaklarından adil pay alınamadığı vurgulandı.
Öne çıkanlar
Oturma eylemi İzmir Konak'ta 39'uncu haftasına ulaştı.
Platform sözcüsü Yusuf Şenol sefalet koşullarının haksız bölüşümden kaynaklandığını söyledi.
Sosyal güvenliğin bir hak olduğu ve asla yük olarak görülemeyeceği belirtildi.
Haberin Detayı
Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeler Platformu, ekonomik şartların yarattığı baskıya ve derinleşen geçim derdine dikkat çekmek amacıyla Konak'ta sürdürdükleri eylemlerine ara vermeden devam ediyor. Her hafta belirli aralıklarla bir araya gelen grup üyeleri, seslerini duyurabilmek için alanlarda taleplerini dile getiriyor.
Gerçekleştirilen eylemlerin 39'uncu haftasında basın açıklamasını okuyan dönem sözcüsü Yusuf Şenol, milyonlarca emeklinin ve çalışanın bugün karşı karşıya kaldığı yoksulluk tablosunun temel nedeninin gelir dağılımındaki adaletsizlikler olduğunu ifade etti.
Ülke zenginliklerinden ve büyümeden hak ettikleri payı alamadıklarını savunan Şenol, sosyal güvenlik sisteminin doğası gereği temel bir insan hakkı statüsünde olduğunu ve hiçbir gerekçeyle devlet sırtında yük olarak nitelendirilemeyeceğini dile getirdi.
Sendika üyeleri, alım gücünün erimesine ve temel tüketim maddelerine gelen zamlara karşı mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek benzer buluşmaların devam edeceğinin sinyalini verdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Gelir adaletsizliğinin doruğa ulaştığı bu dönemde, emeklilerin hak arayışları toplumsal barışın korunması adına hayati bir eşik oluşturuyor. Yusuf Şenol'un aktardığı 39 haftalık direniş süreci, ekonomik krizin dar gelirli kesimler üzerindeki yıkıcı etkisini somut bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu durum yalnızca yaşlı yurttaşların bütçesini değil, aynı zamanda hane halkı ekonomisinin tamamını doğrudan sarsıyor. Adil paylaşım mekanizmaları kurulmadığı takdirde, önümüzdeki süreçte geçim krizinin daha da derinleşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yaşayan dar gelirli vatandaşlar, derinleşen ekonomik sıkıntılar ve yetersiz gelirler sebebiyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Artan enflasyon ve yüksek yaşam maliyetleri karşısında çaresiz kalan yurttaşlar, geçim dertlerini humorist bir benzetmeyle dile getirirken sağlık harcamalarını dahi karşılayamadıklarını belirtiyor.
Kadirli ilçesindeki yurttaşlar düşük gelir ve işsizlik nedeniyle geçinemiyor.
Bazı emekliler ve yaşlılar sağlık masraflarını karşılamakta büyük güçlük çekiyor.
Yüksek enflasyon ve tarım giderleri nedeniyle vatandaşlar üretim yapamıyor.
Türkiye genelinde etkisini sürdüren ekonomik darboğaz, taşrada yaşayan dar gelirli kesimin omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da artırıyor. Osmaniye ilinin Kadirli ilçesinde mikrofona konuşan vatandaşlar, temel gıda maddelerine ve sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları engelleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Gelir elde edemediklerini veya ellerine geçen cüzi miktarların güncel piyasa koşullarında eriyip gittiğini belirten ilçe sakinleri, günlük yaşamlarını sürdürebilmek adına büyük bir çaba sarf ediyor.
Geçmişte elde ettiği kısıtlı tarımsal gelirle yıl boyunca idare etmeye çalışan ancak artık bu imkânı bile bulamadığını aktaran bir ilçe sakini, sofrasındaki yiyeceklerin son derece sınırlı kaldığını ifade ediyor. Tedavi masraflarını ödemekte zorlanan ve yaşından ötürü herhangi bir işte çalışma fırsatı bulamadığını kaydeden başka bir yurttaş ise, ekonomik tablonun vahametini esprili bir dille özetliyor. Pazar ve market vitrinlerindeki ürünleri yalnızca uzaktan izlemekle yetindiklerini dile getiren vatandaşlar, alım güçlerinin tamamen sıfırlandığına dikkat çekiyor.
Altı bin lira tutarındaki aylık geliriyle hem barınma hem de sağlık giderlerini denkleştirmeye çalışan bir başka emekçi ise artan fatura yükünün altında ezildiğini söylüyor. Hastane ulaşım maliyetlerinin ve reçete giderlerinin bütçesini tamamen tükettiğini belirten bu kişiler, kimseye el açmamak için direndiklerini ancak mevcut tablonun bu direncini kırdığını dile getiriyor. Tarımla uğraşan kesim ise mazot ve gübre gibi temel girdilerin aşırı pahalanması sebebiyle tarlalarını işleyemez duruma geldiklerini vurguluyor.
Yaşanan bu sosyo-ekonomik sıkıntılar, özellikle sabit gelirli ve herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan kesimler için hayatı sürdürülemez bir noktaya taşıyor. Yetkililerden ve ilgili kurumlardan çözüm bekleyen ilçe halkı, temel insanî ihtiyaçlarını dahi karşılamakta yaşadıkları bu çıkmazın bir an önce son bulmasını talep ediyor.
AI YORUMU
Bu tablo, enflasyonun ve yüksek yaşam maliyetlerinin Anadolu'nun en ücra köşelerindeki dar gelirli vatandaşları nasıl bir çıkmaza sürüklediğini net bir şekilde gösteriyor. Tarımsal üretimin maliyetler yüzünden durma noktasına gelmesi ve sağlık harcamalarının hane bütçelerini eritmesi, önümüzdeki dönemde sosyal risklerin daha da artabileceğine işaret ediyor. Sadece büyükşehirlerde değil, Anadolu genelinde de kalıcı ve kapsayıcı ekonomik rahatlatma politikalarına acilen ihtiyaç duyuluyor.
İzmir'in net göç artışı 2025 yılında 7 bin 355 kişiye düşerek son yılların en düşük seviyesine geriledi. Kent nüfus kazanmaya devam etse de göç alımındaki ivme belirgin şekilde zayıfladı.
İzmir'in net göç hızı binde 1,63 olarak kayıtlara geçti ve 81 il arasında 25. sırada yer aldı.
Ayrılanların yüzde 22,2'si daha iyi konut ve yaşam koşullarını gerekçe gösterdi.
İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği tarafından yapılan son çalışmalar, kentin nüfus dinamiklerindeki değişimi gözler önüne serdi. TÜİK istatistiklerinden derlenen bilgilere göre metropol, 2025 döneminde 106 bin 83 kişilik bir giriş yaşarken, aynı süreçte 98 bin 728 kişi başka şehirlere taşındı. Ortaya çıkan 7 bin 355 kişilik net artış, 2008 yılından bu yana ölçülen en düşük rakam olarak kayıtlara geçti.
Hazırlanan raporda kentin net göç hızının binde 1,63 seviyesinde kaldığı ve Türkiye genelindeki 81 il arasında 25'inci sırada konumlandığı tespit edildi. Uzmanlar yüksek nüfus hareketliliğinin tek başına yeterli olmadığını, toplamda 200 bini aşan bu sirkülasyonun niteliğinin incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Gelenler kadar gidenlerin profili ve ayrılış nedenleri de yerel stratejilerin belirlenmesinde kritik bir rol oynuyor.
Kentten ayrılan nüfusun yüzde 22,2 gibi önemli bir kesiminin daha iyi konut ve yaşam koşulları arayışıyla taşındığı görüldü. Söz konusu oran Türkiye ortalamasının 1,6 puan üzerinde yer alırken, barınma maliyetlerinin ve kira artışlarının yerel iş gücü piyasasını doğrudan etkilediğini ortaya koydu. Yaşam maliyetlerinin tırmanması, özellikle genç çalışanların şehirde kalma kararını zorlaştıran unsurlar arasında bulunuyor.
Tüm bu zorluklara karşın iş ve tayin odaklı hareketlilikte İzmir'in net bin 763 kişilik pozitif bakiye üretmesi umut verici bir unsur olarak öne çıkıyor. İş dünyası temsilcileri, kentin kariyer olanakları bakımından hâlâ cazibe barındırdığını, bu avantajın yüksek katma değerli üretimle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Dijital dönüşüm ve nitelikli istihdam yatırımlarının artırılması, kentin gelecekteki büyüme kapasitesini doğrudan şekillendirecek.
AI YORUMU
Yerel yönetimlerin ve iş dünyasının yalnızca nüfus çekmeye odaklanma devri kapandı; asıl mesele gelen nitelikli insan kaynağını şehirde tutabilmek. 2025 yılındaki net artışın 7 bin 355 kişiye gerilemesi, yüksek konut ve yaşam maliyetlerinin artık sürdürülemez bir ekonomik baskı yarattığını net şekilde gösteriyor. Eğer kira ve barınma giderleri kontrol altına alınmazsa, mühendisler ve teknisyenler gibi üretken kesimler alternatif şehirlere yönelmeye devam edecektir.
İzmir'deki Çiğli Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ÇİBEL şirketinde görevli işçiler, geciken ödemeler sebebiyle iş bırakma kararı aldı. Belirtilen saatler arasında şantiyelerde işten kaçınma hakkını kullanacak olan personel, çöp toplama hizmetlerini ise eylem kapsamı dışınd tuttu.
Çiğli Belediyesi ÇİBEL çalışanları maaş gecikmeleri nedeniyle iş bırakıyor
Eylem 08.30-12.30 saatleri arasında şantiye ve idari birimlerde uygulanacak
Çöp toplama hizmetleri normal mesai düzeninde devam edecek
İzmir sınırları içerisinde yer alan Çiğli Belediyesi bünyesindeki ÇİBEL şirketinde çalışan personel, maaşların gününde yatırılmaması ve sendikal hakların karşılanmaması nedeniyle eylem kararı aldı. Şantiye, idari bina ve bağlı tüm birimlerde görev yapan çalışanlar belirli saat aralıklarında işten kaçınma haklarını hayata geçireceklerini duyurdu. Alınan karar doğrultusunda ilgili birimlerde görevli personelin belirtilen zaman diliminde iş yerlerinde bulunacağı bildirildi.
ÇİBEL İşyeri Temsiliyeti tarafından yapılan resmi açıklamada, eylemin detayları kamuoyu ile paylaşıldı. Buna göre Sabit Park ve Süpürge birimlerinde çalışan emekçilerin şantiyede hazır bulunmaları ve parmak okutma işlemlerini burada gerçekleştirmeleri istendi. Personelin mesai saatleri içerisindeki bu katılımı, hak arama mücadelesinin bir parçası olarak organize edildi.
Toplumun günlük yaşamını ve çevre sağlığını doğrudan etkileyen çöp toplama hizmetleri ise alınan ortak kararla eylemin dışında tutuldu. Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan temizlik görevlilerinin normal iş akışlarına kesintisiz şekilde devam edeceği vurgulandı. Böylece kentsel temizlik hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmasının önüne geçilmesi hedeflendi.
Yerel yönetim bünyesindeki bu gelişmeler, çalışanların ekonomik hakları ve zamanında yapılan ödemelerin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. İşçilerin haklarını savunmak amacıyla başlattığı bu duruş, belediye yönetimleri ile sendikalar arasındaki dengelerin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
AI YORUMU
Yerel yönetimlerde yaşanan maaş krizleri, doğrudan kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini ve çalışanların geçim koşullarını tehdit ediyor. Çiğli Belediyesi bünyesindeki personelin saat sınırlamalı iş bırakma eylemi, yönetimle işçiler arasındaki uzlaşmazlığın somut bir yansımasıdır. Çöp toplama hizmetlerinin kapsam dışı bırakılması, vatandaşın günlük yaşamının tamamen aksamasını önleyen stratejik bir hamle olarak dikkat çekiyor. Benzer ekonomik sıkıntılar çözülmediği takdirde, diğer belediye iştiraklerinde de benzer eylemlerin yaygınlaşması muhtemel bir senaryodur.
Finans sektöründe faaliyet gösteren Birikim Varlık Yönetim'in başkanı hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Söz konusu adli adım sonrasında şirket yönetiminin nasıl bir yol izleyeceği merakla takip ediliyor.
Birikim Varlık Yönetim Başkanı hakkında gözaltı kararı verildi.
Gelişme finans çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
Soruşturmanın detayları önümüzdeki günlerde netleşecek.
Finans dünyasının tanınan isimlerinden biri olan Birikim Varlık Yönetim kurumunun başkanıyla ilgili yeni bir hukuki süreç devreye sokuldu. Alınan son dakika kararları doğrultusunda yönetim kurulu başkanının ifadeye çağrıldığı ve hakkında gözaltı tedbiri uygulandığı bildirildi.
Şirket cephesinden konuya ilişkin henüz resmi bir yazılı açıklama yapılmazken, piyasalardaki hareketlilik yakından izleniyor. Varlık yönetimi sektöründe faaliyet gösteren kurumun operasyonlarının bu durumdan nasıl etkileneceği yatırımcılarca tartışılıyor.
Yargı mercilerinin yürüttüğü soruşturmanın kapsamı hakkında henüz detaylı bir bilgi paylaşılmadı. Güvenlik güçlerinin yürüttüğü işlemlerin ardından şüphelinin savcılığa sevk edilmesi ve buradaki ifadesinin ardından mahkemeye çıkarılması bekleniyor.
Ekonomi otoriteleri ve piyasa analistleri, kurumsal yönetim süreçlerinin bu tür durumlarda ne kadar hassas olduğunu vurguluyor. Yaşanan bu gelişmelerin şirketin hisse değerleri ve genel piyasa algısı üzerindeki muhtemel yansımaları kısa süre içinde netleşecek.
AI YORUMU
Piyasalarda güven unsurunun ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bu tür operasyonlar, kurumsal denetimin ne denli hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Soruşturmanın sonucunda ortaya çıkacak hukuki gerekçeler, şirketin gelecekteki operasyonel yapısını doğrudan şekillendirecektir. Yatırımcılar açısından belirsizlik yaratan bu süreç, benzer ölçekteki diğer finans kurumlarının da risk yönetim süreçlerini gözden geçirmesini zorunlu kılıyor.