Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Ekonomi
İzmir'in net göç artışı 7 bin 355 kişiye kadar geriledi
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Cumhuriyet
Özet
İzmir'in net göç artışı 2025 yılında 7 bin 355 kişiye düşerek son yılların en düşük seviyesine geriledi. Kent nüfus kazanmaya devam etse de göç alımındaki ivme belirgin şekilde zayıfladı.
Öne çıkanlar
İzmir'in net göç hızı binde 1,63 olarak kayıtlara geçti ve 81 il arasında 25. sırada yer aldı.
Ayrılanların yüzde 22,2'si daha iyi konut ve yaşam koşullarını gerekçe gösterdi.
Haberin Detayı
İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği tarafından yapılan son çalışmalar, kentin nüfus dinamiklerindeki değişimi gözler önüne serdi. TÜİK istatistiklerinden derlenen bilgilere göre metropol, 2025 döneminde 106 bin 83 kişilik bir giriş yaşarken, aynı süreçte 98 bin 728 kişi başka şehirlere taşındı. Ortaya çıkan 7 bin 355 kişilik net artış, 2008 yılından bu yana ölçülen en düşük rakam olarak kayıtlara geçti.
Hazırlanan raporda kentin net göç hızının binde 1,63 seviyesinde kaldığı ve Türkiye genelindeki 81 il arasında 25'inci sırada konumlandığı tespit edildi. Uzmanlar yüksek nüfus hareketliliğinin tek başına yeterli olmadığını, toplamda 200 bini aşan bu sirkülasyonun niteliğinin incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Gelenler kadar gidenlerin profili ve ayrılış nedenleri de yerel stratejilerin belirlenmesinde kritik bir rol oynuyor.
Kentten ayrılan nüfusun yüzde 22,2 gibi önemli bir kesiminin daha iyi konut ve yaşam koşulları arayışıyla taşındığı görüldü. Söz konusu oran Türkiye ortalamasının 1,6 puan üzerinde yer alırken, barınma maliyetlerinin ve kira artışlarının yerel iş gücü piyasasını doğrudan etkilediğini ortaya koydu. Yaşam maliyetlerinin tırmanması, özellikle genç çalışanların şehirde kalma kararını zorlaştıran unsurlar arasında bulunuyor.
Tüm bu zorluklara karşın iş ve tayin odaklı hareketlilikte İzmir'in net bin 763 kişilik pozitif bakiye üretmesi umut verici bir unsur olarak öne çıkıyor. İş dünyası temsilcileri, kentin kariyer olanakları bakımından hâlâ cazibe barındırdığını, bu avantajın yüksek katma değerli üretimle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Dijital dönüşüm ve nitelikli istihdam yatırımlarının artırılması, kentin gelecekteki büyüme kapasitesini doğrudan şekillendirecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yerel yönetimlerin ve iş dünyasının yalnızca nüfus çekmeye odaklanma devri kapandı; asıl mesele gelen nitelikli insan kaynağını şehirde tutabilmek. 2025 yılındaki net artışın 7 bin 355 kişiye gerilemesi, yüksek konut ve yaşam maliyetlerinin artık sürdürülemez bir ekonomik baskı yarattığını net şekilde gösteriyor. Eğer kira ve barınma giderleri kontrol altına alınmazsa, mühendisler ve teknisyenler gibi üretken kesimler alternatif şehirlere yönelmeye devam edecektir.
Kaynak:
Cumhuriyet
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
İngiltere'deki destekli konaklama sisteminin bazı özel şirketler tarafından istismar edildiği ve sakinlere yeterli bakım hizmeti sunulmadığı belirtildi. BBC'nin araştırmasına göre, kamu kaynakları amacından saparken Birmingham Belediyesi yöneticileri bu durumu skandal olarak nitelendirdi.
Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı yalnızca Birmingham için bir yılda 410 milyon sterlin ödeme yaptı.
Birmingham genelinde 34 binden fazla insan destekli konaklama sisteminden yararlanıyor.
Yardım kuruluşları ve milletvekilleri, vergi mükelleflerinin parasının israf edildiğini savunuyor.
İngiltere çapında dezavantajlı grupların barınma ve bakım ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan destekli konaklama sistemi, son dönemde yaşanan tartışmalarla gündeme geldi. Eski mahkûmlar, bağımlılıkla mücadele edenler ve şiddet gören bireyler için tasarlanan modelin bazı noktalarında ciddi denetim eksiklikleri bulunduğu ifade ediliyor. Yardımların doğrudan sakinler yerine kâr amacı gütmeyen kayıtlı kuruluşlara gitmesi ve bu kurumların da özel şirketlerle çalışması finansal takibi zorlaştırıyor.
BBC Panorama ekibinin yaptığı incelemeler, bazı emlak aracılarının sosyal medya platformları üzerinden ücretsiz oda ve eğlence imkânları vadettiğini ortaya koydu. Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı verilerine göre, yalnızca Birmingham bölgesindeki bu konaklama modeli için son mali yılda 410 milyon sterlinlik kaynak aktarıldı.
Bölgede destekli konutlarda yaşayanların sayısı 34 bini aşarken, yedi katından fazla nüfusa sahip Londra'da bu rakamın yaklaşık 22 bin seviyesinde kalması dikkat çekti. Birmingham milletvekili Jess Phillips, bazı yapıların kamu fonlarını almasına rağmen karşılığında gereken hizmeti vermediğini sert bir şekilde eleştirdi. Birmingham Belediye Meclisi Lideri Roger Harmer ise yaşananları kamu parasının açık bir israfı ve skandal olarak değerlendirdi.
Şiddet içeren ilişkisinden ayrıldıktan sonra barınma sorunu yaşayan Alysha adlı vatandaşın yaşadıkları, sistemin gerçek mağdurlar açısından taşıdığı kritik rolü gözler önüne serdi. Uzmanlar ve yerel yöneticiler, fonların amacına uygun harcanması için denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini vurguluyor. Gelişmeler, kamu kaynaklarının dağıtım mekanizmalarının yeniden gözden geçirilmesi yönündeki baskıları artırıyor.
AI YORUMU
Sosyal destek bütçelerinin aracı şirketlerin kâr hırsına kurban gitmesi, kamu denetim mekanizmalarının ne denli yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor. Birmingham için harcanan 410 milyon sterlinlik devasa kaynağın yerinde denetlenmemesi, yardıma muhtaç bireylerin barınma hakkını zedelerken bazı işletmelere haksız kazanç kapısı aralıyor. Benzer toplumsal refah projelerinde şeffaflık sağlanmadığı sürece vergi mükelleflerinin parası kötü niyetli yapılara aktarılmaya devam edecektir.
ABD Merkez Bankası'nın ekim ayı para politikası toplantı takvimi resmiyet kazanırken küresel piyasalar Washington'dan gelecek açıklamalara odaklandı. Eylül ayı enflasyon verilerinin ardından yatırımcılar dolar, altın ve borsa üzerindeki olası adımları bekliyor.
Fed faiz toplantısı 27-28 Ekim 2026 tarihlerinde Washington'da gerçekleştirilecek.
Eylül ayı enflasyonunun beklentileri aşması yeni faiz artışı ihtimalini gündeme taşıdı.
Amerikan Merkez Bankası'nın para politikası hamleleri öncesinde küresel finans çevrelerinde hareketlilik hız kazandı. Son dönemde açıklanan eylül ayı enflasyon rakamlarının piyasa tahminlerinin üzerine çıkması, bankanın izleyeceği yola ilişkin belirsizlikleri artırdı. Yatırımcılar ve analistler, bu verilerin ardından faiz oranlarında yaşanabilecek olası değişimleri yakından takip ediyor.
Banka tarafından paylaşılan resmi takvime göre kritik toplantı 27 ile 28 Ekim 2026 tarihlerinde yapılacak. Kararın açıklanacağı gün olan 28 Ekim Çarşamba akşamı Türkiye saatiyle 21.00'de sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacak. Hemen ardından saat 21.30'da ise Başkan tarafından basın toplantısı düzenlenecek.
Kurum, gerçekleştirdiği son toplantıda politika faizini 25 baz puan yukarı çekerek yüzde 3,75 ile 4,00 aralığına getirmişti. Bu hamlenin ardından yıl sonuna kadar yeni bir artış ihtimali aralık ayı için konuşulurken, enflasyon verilerinin beklentileri aşması takvimi öne çekebileceği tartışmalarını başlattı.
Piyasa aktörleri şimdi ekim toplantısından çıkacak karara ve verilecek mesajlara kilitlenmiş durumda. Altın, dolar ve küresel borsa endeksleri olası senaryolara göre şekillenirken, bankanın temkinli duruşunu koruyup korumayacağı mercek altında tutuluyor.
AI YORUMU
Para politikası süreçlerindeki bu tür veri odaklı sürprizler, yatırımcıların risk algısını doğrudan değiştiriyor. Eylül ayında açıklanan enflasyon oranlarının beklentileri aşması, aralık ayına bırakılması düşünülen adımların ekim toplantısında 25 baz puanlık bir artış ihtimalini masaya getirmesine yol açtı. Bu durum, altın ve dolar pozisyonu taşıyan bireysel ile kurumsal yatırımcıların küresel çapta pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Eğer banka temkinli politikasından saparsa, piyasalarda ani dalgalanmaların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir.
Türkiye'nin ocak-eylül dönemi ihracatı yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaştı. Yılın dokuz aylık sürecinde 26 sektörden 18'i dış satımını artırırken, en yüksek yükseliş yaş meyve ve sebze alanında kaydedildi.
Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara yükseldi.
Zeytin ve zeytinyağı ihracatı düşük rekolte nedeniyle yüzde 28 geriledi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında dış ticaret hacmi rekor seviyeye ulaştı. Belirtilen dönemde toplam ihracat geçen yılın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 5,2 oranında artış göstererek 211 milyar dolar sınırını aştı. Son 12 aylık periyotta ise toplam dış satım 283,7 milyar dolara yükseldi ve bu süreçte incelenen 26 ana sektörün 18'i büyüme kaydetti.
Yılın dokuz aylık bilançosuna göre ihracatını en çok artıran alan yüzde 42'lik tırmanışla yaş meyve ve sebze oldu ve 3,2 milyar dolarlık satış gerçekleştirildi. Savunma ve havacılık sanayisi ise yüzde 16 yükselişle 6,9 milyar dolarlık ihracata imza attı.
Otomotiv endüstrisi 31,1 milyar dolarlık dış satımla hacim liderliğini korurken, kimyevi maddeler ve mamulleri 25,8 milyar dolarla bu sektörü takip etti. Çelik ihracatı 12,7 milyar dolar, elektrik ve elektronik sektörü ise 14,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Belirtilen dönemde bazı kalemlerde ise daralma yaşandı.
Toplam 8 sektörün ihracatında düşüş kaydedilirken, en sert gerileme yüzde 28 ile zeytin ve zeytinyağı sektöründe görüldü. Sektör temsilcileri bu düşüşün temel sebebinin geçen sezonki düşük rekolte olduğunu bildirdi. Ayrıca ABD'nin temmuz ayında yürürlüğe koyduğu yüzde 12,5'lik ek verginin üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi.
AI YORUMU
Dış ticaret verilerindeki artış eğilimi genel toplamda olumlu bir tablo çizebilse de, tarım ve gıda kollarındaki dalgalanmalar yerel üreticilerin karşılaştığı yapısal riskleri açıkça işaret ediyor. Zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki yüzde 28'lik sert düşüş, iklim koşullarına bağlı rekolte kayıplarının dış pazardaki payı ne denli hızlı eritebileceğini gösteriyor. Üreticilerin önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlardaki korumacı vergi duvarlarıyla baş edebilmesi için maliyet yönetimi ve katma değerli ürün stratejilerine ağırlık vermesi şart.
Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca'nın aktardığına göre, şirketini halka arz etmek isteyen bir sanayiciden rüşvet alındı. Yaşanan rüşvet skandalı ve sonrasındaki gelişmeler Bursa siyasetinde geniş yankı uyandırdı.
Halka arz sürecindeki sanayiciden korktuğu için 600 bin dolar alındığı öne sürüldü.
Bursa Saati yazarı Yüksel Baysal'ın kaleme aldığı yazı sosyal medyada gündem oldu.
AKP Milletvekili Refik Özen ile Saadet Partili Atmaca iddialarla ilgili açıklama yaptı.
Bursa'da şirketini borsaya açmak isteyen bir sanayicinin yaşadığı süreç, siyaset ve ekonomi kulislerinde tartışma yarattı. 2023 yılının mayıs ayında başlayan olayda, iki yıldır Sermaye Piyasası Kurulundan sonuç alamayan iş insanı Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ile iletişime geçti. Dosyanın ilerlemesi için devreye giren milletvekilleri ile SPK yönetimi arasında çeşitli görüşmeler gerçekleştirildi.
Atmaca'nın girişimlerinin ardından SPK olağan takvimi dışında cuma günü toplanarak başvuruyu ele aldı. Kurul üyelerinden bazılarının şirketin geçmişine yönelik iddialar öne sürerek dosyaya karşı çıktığı belirtildi. Sürece AKP Bursa Milletvekili Refik Özen de dahil olurken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e durum aktarıldı ve taraflar arasında belge alışverişi yapıldı.
Tüm bu görüşmelerin sonucunda şirketin halka arzı gerçekleşti. Ancak süreç bittikten sonra sanayicinin kendisini arayan başka bir milletvekiliyle görüştüğü ve halka arzın gerçekleşmesi karşılığında para talep edildiği iddia edildi. Atmaca'nın paylaştığı bilgilere göre iş insanı, baskı altında kalarak 600 bin dolar ödeme yapmak zorunda kaldı.
Ortaya atılan iddiaların ardından yazar Yüksel Baysal'ın konuyu köşesine taşıdığı yazı internet sitesinden kaldırıldı. Sözcü'ye konuşan AKP Milletvekili Refik Özen, sanayicinin kendisine rüşvet iddiasında bulunduğunu ancak isim ya da rakam vermediğini ifade etti. Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca ise siyaseti kamu yararı için yaptıklarını belirterek rüşvet olayına şahit olmadığını dile getirdi.
AI YORUMU
Sermaye piyasalarındaki onay süreçlerinin şeffaflıktan uzaklaşması, aracı kişilerin devreye girdiği gayriresmi ilişkilerin önünü açıyor. Borsaya açılmak isteyen firmaların iki yılı bulan gecikmelerle karşılaşması ve ardından 600 bin dolar gibi büyük tutarların talep edilmesi, denetim mekanizmalarının sorgulanmasını zorunlu kılıyor. Bu durum yalnızca ilgili şirketi mali ve hukuki riske atmakla kalmıyor, küçük yatırımcının sermaye piyasalarına olan güvenini de derinden sarsıyor. Benzer kurumsal onay süreçlerinde dijital ve şeffaf takip mekanizmaları kurulmazsa, benzer iddiaların tekrarlanması kaçınılmaz bir senaryo olmaya devam edecektir.