PİYASA
Ekonomi

Fed, ekim ayı faiz kararı takvimini açıkladı ve toplantı tarihi netleşti

Fed, ekim ayı faiz kararı takvimini açıkladı ve toplantı tarihi netleşti Fotoğraf: CNN Türk

Özet

ABD Merkez Bankası'nın ekim ayı para politikası toplantı takvimi resmiyet kazanırken küresel piyasalar Washington'dan gelecek açıklamalara odaklandı. Eylül ayı enflasyon verilerinin ardından yatırımcılar dolar, altın ve borsa üzerindeki olası adımları bekliyor.

Öne çıkanlar

  • Fed faiz toplantısı 27-28 Ekim 2026 tarihlerinde Washington'da gerçekleştirilecek.
  • Eylül ayı enflasyonunun beklentileri aşması yeni faiz artışı ihtimalini gündeme taşıdı.

Haberin Detayı

Amerikan Merkez Bankası'nın para politikası hamleleri öncesinde küresel finans çevrelerinde hareketlilik hız kazandı. Son dönemde açıklanan eylül ayı enflasyon rakamlarının piyasa tahminlerinin üzerine çıkması, bankanın izleyeceği yola ilişkin belirsizlikleri artırdı. Yatırımcılar ve analistler, bu verilerin ardından faiz oranlarında yaşanabilecek olası değişimleri yakından takip ediyor.

Banka tarafından paylaşılan resmi takvime göre kritik toplantı 27 ile 28 Ekim 2026 tarihlerinde yapılacak. Kararın açıklanacağı gün olan 28 Ekim Çarşamba akşamı Türkiye saatiyle 21.00'de sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacak. Hemen ardından saat 21.30'da ise Başkan tarafından basın toplantısı düzenlenecek.

Kurum, gerçekleştirdiği son toplantıda politika faizini 25 baz puan yukarı çekerek yüzde 3,75 ile 4,00 aralığına getirmişti. Bu hamlenin ardından yıl sonuna kadar yeni bir artış ihtimali aralık ayı için konuşulurken, enflasyon verilerinin beklentileri aşması takvimi öne çekebileceği tartışmalarını başlattı.

Piyasa aktörleri şimdi ekim toplantısından çıkacak karara ve verilecek mesajlara kilitlenmiş durumda. Altın, dolar ve küresel borsa endeksleri olası senaryolara göre şekillenirken, bankanın temkinli duruşunu koruyup korumayacağı mercek altında tutuluyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Para politikası süreçlerindeki bu tür veri odaklı sürprizler, yatırımcıların risk algısını doğrudan değiştiriyor. Eylül ayında açıklanan enflasyon oranlarının beklentileri aşması, aralık ayına bırakılması düşünülen adımların ekim toplantısında 25 baz puanlık bir artış ihtimalini masaya getirmesine yol açtı. Bu durum, altın ve dolar pozisyonu taşıyan bireysel ile kurumsal yatırımcıların küresel çapta pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Eğer banka temkinli politikasından saparsa, piyasalarda ani dalgalanmaların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir.

Kaynak: CNN Türk Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Ekonomi
• Dünya Gazetesi
Altında Haftalık Düşüş: Fed Beklentileri Ve Petrol Baskısı
Fotoğraf: Dünya Gazetesi

Küresel piyasalarda ons altın, ABD Merkez Bankasının faiz politikasına dair belirsizlikler ve yükselen enerji maliyetlerinin baskısıyla haftayı değer kaybıyla kapattı. ABD'de açıklanan yüksek enflasyon verilerine rağmen Fed yetkililerinden gelen temkinli mesajlar faiz artırımı ihtimalini zayıflattı. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını tırmandırması ise kıymetli metal üzerindeki satış baskısını artırdı.

  • Ons altın haftalık bazda yüzde 0,7 düşüşle 4 bin 165 dolara geriledi.
  • ABD Eylül ayı ÜFE verisi yüzde 6,3 ile son dönemin rekorunu kırdı.
  • Orta Doğu'daki gerilimle WTI petrolü haftalık yüzde 10,9 değer kazandı.

Değerli metaller piyasası, ABD'den gelen ekonomik veriler ile küresel enerji krizinin gölgesinde dalgalı bir haftayı geride bıraktı. Dolar endeksindeki gevşeme ve tahvil getirilerindeki düşüş altın için destek oluşturabilecek nitelikte olsa da petrol fiyatlarındaki sert yükseliş bu olumlu etkiyi sınırlandırdı. Ons altın haftalık süreçte yüzde 0,7 gerileyerek 4 bin 165,40 dolar seviyesinde haftayı tamamladı.

Piyasaların odağındaki ana konu olan ABD enflasyon rakamları, makroekonomik tablonun karmaşıklığını bir kez daha ortaya koydu. Eylülde tüketici fiyat indeksi yıllık bazda yüzde 3,7 artarken, özellikle üretici fiyat indeksinin yüzde 6,3 seviyesine ulaşması dikkat çekti. Enerji kalemlerindeki yüzde 20,4'lük artış manşet rakamları yukarı taşırken, Fed'in yakın vadede faiz artırımına gideceği yönündeki tahminler bir süre güç kazandı.

Ancak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'ta yaptığı değerlendirmeler, agresif sıkılaşma beklentilerini yumuşattı. Küresel ekonominin dayanıklılığına vurgu yapan Warsh, gelecek dönem politikalarına ilişkin net bir yön çizmekten kaçındı. Bu açıklamaların ardından CME FedWatch verilerinde ekim ayı faiz artış olasılığı yüzde 28'den yüzde 17 seviyesine geri çekildi. Analistler, merkez bankasının daha temkinli ve kademeli bir patika izleyebileceğine işaret ediyor.

Altın fiyatları üzerindeki en kritik baskı unsurlarından biri ise enerji piyasasındaki hareketlilik oldu. Orta Doğu'daki stratejik su yollarında yaşanan gerilimler ve sevkiyat hatlarına yönelik riskler nedeniyle Brent petrol yüzde 4,8, ABD ham petrolü ise yüzde 10,9 oranında prim yaptı. Öte yandan teknoloji devlerinin yapay zekalara yönelik borçlanma eğilimleri tahvil piyasasına güvenli liman talebi getirirken, bu durum altındaki gerilemenin daha derinleşmesini engelledi.

AI YORUMU

Enerji maliyetlerindeki tırmanış ile enflasyonist endişelerin yeniden canlanması, altın yatırımcıları için çift taraflı bir risk ortamı oluşturuyor. Faiz artış ihtimalinin zayıflaması normal şartlarda altını desteklemesi gerekirken, petrol kaynaklı maliyet artışları piyasa dengelerini bozmuş durumda. Önümüzdeki süreçte jeopolitik risklerin seyri ve Fed'in para politikasında izleyeceği hassas denge, kıymetli metalin yönünü belirlemede ana unsur olmaya devam edecektir.

Kaynak: Dünya Gazetesi Haberin tam sayfası →

Ekonomi
• Sözcü Ekonomi
Sanayici yüksek faiz sarmalında: Vardiyalar düştü, fabrikalar kapanıyor
Fotoğraf: Sözcü Ekonomi

Uzun süredir yüksek seyreden ticari kredi faizleri ve enflasyon baskısı, sanayi sektöründe üretimi durma noktasına getirdi. Fabrikalar vardiya azaltırken, finansmana erişim sorunları nedeniyle istihdam kaybı da kronikleşti.

  • Ticari kredilerde yüksek faizler ve erişim sorunları sanayiciyi zorluyor.
  • TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, faizlerin yüzde 30'un altına inmesini talep etti.
  • İSO Üyesi Hüseyin Çetin, ihracatçıya verilen yüzde 3'lük döviz desteğinin alınamadığını belirtti.

Enflasyonla mücadele sürecinde hedeflerin tutmaması, yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün azalması ve uzun süredir yüksek kalan faizler üreticileri çıkmaza soktu. Birçok tesiste vardiya sayıları düşürülürken satılık ve kiralık fabrika ilanlarında artış görüldü. Sektör temsilcileri mevcut maliyetlerle ayakta kalmanın zorlaştığını vurguluyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Güleç, ağır finansman yükü sebebiyle yatırımların askıya alındığını ifade etti. Güleç, uzun vadeli hedeflerden vazgeçmenin gelecekte büyük sorunlar doğuracağını belirterek, kredi kanallarının açılması ve oranların yüzde 30 seviyesinin altına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.

Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Arslan Küçükemre ise ticari kredilerdeki oranların yüksekliğine dikkat çekerek bazı firmaların faaliyetlerini durdurup tesislerini kiraya verdiğini aktardı. Küçükemre, üretim tıkanıklığının aşılmaması durumunda erken sanayisizleşme tehlikesinin baş gösterebileceği konusunda uyardı.

Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Alican Duran, kur ve enflasyon makası nedeniyle sene başından bu yana ciddi oranda erime yaşadıklarını kaydetti. Duran, mevcut faiz yüküyle alınan kredilerin kâr marjıyla ödenmesinin imkansız olduğunu savunarak banka kazançlarına işaret etti.

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Çetin, Merkez Bankası'nın ihracatçılara sağladığı yüzde 3 döviz desteğinde limit aşımı gerekçesiyle sorun yaşandığını bildirdi. Çetin, yüksek oranlar sebebiyle ticaretin ve yatırımların durma noktasına geldiğini, yıl sonunda kapanma kararı alan firmaların bulunduğunu söyledi.

Sanayici yüksek faiz sarmalında: Vardiyalar düştü, fabrikalar kapanıyor — haber fotoğrafı
Fotoğraf: Sözcü Ekonomi
AI YORUMU

Ekonomideki dezenflasyon sürecinin faturası, finansman maliyetleriyle boğuşan üreticilere kesiliyor. Yüzde 30 seviyesindeki faiz eşiği aşılamazsa, ihracat odaklı büyüme hedeflerinden uzaklaşma riski artıyor. Finansal giderleri gelirlerini aşan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bankalar birer ortak haline gelirken, bu durum istihdamı doğrudan tehdit ediyor. Eğer kredi kanalları esnetilmezse sanayi tesislerindeki kapanmalar dalga boyunu büyütecektir.

Kaynak: Sözcü Ekonomi Haberin tam sayfası →

Ekonomi
• Safranbolu Birlik Haber
ABD enflasyonu son 4 ayın zirvesinde, tahvil faizleri geriliyor
Fotoğraf: Safranbolu Birlik Haber

Küresel piyasalar ABD enflasyon verileri ve yapay zeka yatırımlarındaki gelişmelerle hareketli bir hafta geçirdi. Yükselen enerji maliyetleri enflasyonu son dört ayın en yüksek seviyesine taşırken, tahvil faizleri ve dolar endeksi düşüş kaydetti.

  • 10 yıllık tahvil faizi 15 baz puan azalışla yüzde 5,09'a geriledi.

Küresel pay piyasaları ABD'de açıklanan enflasyon verileri, Orta Doğu jeopolitik riskleri ve yapay zeka alanındaki yatırımların etkisiyle dalgalı bir hafta geride bıraktı. Haftaya enerji arzı kaynaklı iyimserlikle başlansa da, hafta ortasında açıklanan enflasyon rakamları piyasaların yön arayışını değiştirdi. Rusya-Ukrayna hattı ve Orta Doğu'daki gelişmelerin tetiklediği enerji maliyeti artışları, tüketici fiyat endeksini yukarı çekti.

Tüketici fiyatlarındaki bu tırmanış sonrasında ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek dönemde faiz artırımlarına devam edebileceği beklentileri güç kazandı. Para piyasalarında Fed'in gelecek yılın sonuna kadar toplam üç kez faiz artırabileceği fiyatlansa da, tahvil faizleri ile dolar endeksi haftayı düşüşle kapattı. Çinli çip üreticisi CXMT'nin maliyet avantajlı çip geliştirme hamleleri de teknoloji hisselerinde satış baskısını derinleştirdi.

Yüksek faiz oranlarının yapay zeka yatırımlarını yavaşlatabileceği endişesi yatırımcıları devlet tahvillerine yöneltti. Bu kapsamda ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 15 baz puanlık düşüşle yüzde 5,09 seviyesine inerken, dolar endeksi ise 101,8 seviyesine gerileyerek dört haftalık yükseliş serisini noktaladı. Sektördeki rekabetin artması teknoloji şirketlerinin karlılıklarına yönelik kaygıları artırdı.

Gelecek hafta dünya genelinde açıklanacak ekim ayı öncü PMI verileri ile ABD'li teknoloji devleri Meta ve Tesla'nın bilançoları yatırımcıların odağında yer alacak. Fed yetkililerinin açıklamaları da para politikasının seyrine dair ipuçları vermeye devam ediyor. New York Fed Başkanı John Williams dezenflasyonist güçlerin devrede olduğunu belirtirken, Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack ise fiyat istikrarı için kısıtlayıcı politikanın sürmesini savundu.

Fed'in bu ay faiz artırmayacağına yönelik beklentiler güçlü kalmaya devam etse de, ilerleyen toplantılara dair şahin tonlu öngörüler kıymetli metalleri baskıladı. New York borsasında S&P 500 ve Nasdaq düşüş yaşarken Dow Jones endeksi yükseliş kaydetti.

AI YORUMU

Teknoloji sektöründeki yüksek maliyet endişeleri, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırarak tahvil piyasasına yönelmesini tetikledi. Özellikle yüzde 5,09 seviyesine gerileyen 10 yıllık tahvil faizleri, borsalardaki risk iştahının zayıfladığını açıkça gösteriyor. Şirketlerin çip üretim maliyetlerindeki olası düşüşler rekabeti kızıştırırken, dev teknoloji firmalarının karlılık marjlarını doğrudan tehdit edebilir. Yatırımcıların önümüzdeki dönemde büyüme odaklı hisselerden uzaklaşıp nakit akışı güçlü projelere yönelmesi kaçınılmaz görünüyor.

Kaynak: Safranbolu Birlik Haber Haberin tam sayfası →

Ekonomi
• Bigpara
Ara seçimler yaklaşırken ticaret savaşları küresel ekonomiyi tehdit ediyor
Fotoğraf: Bigpara

Kasım ayındaki ara seçimlerin ardından ABD yönetiminin ticaret politikalarını sertleştirmesi ve gümrük tarifelerini artırması bekleniyor. Allianz Trade raporuna göre korumacı adımlar küresel tedarik zincirlerini zorlarken yapay zeka talebi ticareti destekliyor.

  • ABD tarifeleriyle bağlantılı ihracat kayıplarının 2025 yılında 74 milyar doları bulması bekleniyor.
  • Olumsuz senaryolarda ortalama gümrük tarifesi oranının yüzde 21,3 seviyesine çıkabileceği tahmin ediliyor.

Küresel ticarette korumacı politikalar ve gümrük tarifelerine ilişkin belirsizlikler devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri'nde kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ticaret politikalarının daha sert bir döneme girmesi bekleniyor. Allianz Trade tarafından yayımlanan Ekonomik Görünüm raporunda, küresel ticaretin jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki aksaklıklar ve korumacı eğilimler nedeniyle köklü bir değişim sürecinden geçtiği vurgulanıyor. ABD'nin uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri ile Çin'deki zayıf iç talebin birleşmesi, Çinli şirketlerin ihracat rotasını Avrupa ve Küresel Güney pazarlarına çevirmesine yol açıyor.

Çin şoku 2,0 olarak adlandırılan bu süreç Avrupa ekonomileri üzerinde yoğun bir baskı oluştururken, artan rekabet ve azalan ihracat fırsatları ticaret dengelerini sarsıyor. Raporda aktarılan verilere göre, ABD tarifeleriyle bağlantılı ihracat kayıplarının 2025 yılında 74 milyar dolar düzeyinde gerçekleşeceği, 2026 döneminde ise 42 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Seçimlerin ardından ticaret savaşlarının tırmanabileceği ve olumsuz senaryolarda ortalama gümrük tarifelerinin yüzde 21,3 oranına kadar yükselebileceği öngörülüyor. Çin'in üretim fazlasına yönelik yeni ek vergiler getirilmesi ve üçüncü ülkeler üzerinden yapılan sevkıyatların soruşturulması başlıca risk başlıkları arasında yer alıyor.

Tüm bu korumacı baskılara karşın teknoloji odaklı gelişmeler ticaret hacmini ayakta tutan temel unsur olarak öne çıkıyor. Yapay zeka talebinin küresel mal ticareti büyümesine bu yıl 4,8 puanlık bir katkı sunması beklenirken, Avrupa'nın savunma harcamaları 0,2 puanlık destek sağlıyor. Buna karşılık Hürmüz Boğazı'nın kapanma ihtimali ticaret büyümesinden 2,1 puan, devam eden ticaret savaşları ise 0,4 puan siliyor. Yapay zeka kaynaklı güçlü talep dalgası, küresel ekonomideki yapısal ayrışmaları kısmen perdeleyerek farklı büyüme hızlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.

Asya-Pasifik bölgesi, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinden ve yarı iletken girdilerine duyulan yoğun ihtiyaçtan doğrudan yararlanıyor. Yapay zeka tedarik zincirlerinde aktif rol alan Güney Kore'nin ihracatı yıllık bazda yüzde 10,5 artış gösterirken, Tayvan'da bu oran yüzde 30 seviyesine ulaşıyor. Meksika, Vietnam ve Malezya da tedarik zincirlerindeki kaymalardan olumlu etkilenen ülkeler arasında bulunuyor. Uzmanlar, yapay zekanın veri ve altyapı maliyetlerine rağmen Asya-Pasifik ekonomilerinde büyümenin yüzde 25'inin bu yatırımlardan kaynaklanacağını tahmin ediyor.

Gelecek döneme ilişkin beklentiler, serbest ticaret anlaşmalarının ihracata sunacağı ölçülebilir katkılara odaklanıyor. Son on iki ayda imzalanan anlaşmaların 2027 yılından itibaren küresel ticarete yıllık yaklaşık 0,1 puan destek vermesi bekleniyor. Avrupa Birliği, Hindistan ve Avustralya gibi pazarların bu anlaşmalardan kazançlı çıkması öngörülürken, tarife baskılarının getirdiği maliyetlerin dijital ve teknolojik yatırımlarla dengelenmeye çalışılacağı anlaşılıyor.

AI YORUMU

Yapay zeka talebinin getirdiği ihracat artışı, korumacı politikaların yarattığı lojistik daralmaları ve maliyetleri tek başına sırtlayamaz. Güney Kore'nin yüzde 10,5 ve Tayvan'ın yüzde 30'luk ihracat artışı, donanım tedarik zincirinde doğru konumlanan ülkelerin kazançlı çıkacağını net biçimde gösteriyor. Ancak bu teknolojik ivme, fiziki gümrük duvarlarının ve ara seçim sonrası sertleşmesi muhtemel ticaret savaşlarının getirdiği riskleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Ülkeler çip üretimi ve veri altyapısına bel bağlasa da, tarifeler küresel büyümeden her yıl pay koparmaya devam edecek.

Kaynak: Bigpara Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

GitHub hesabıyla yazılır — reklamsız, takipsiz.

Yorumlar yükleniyor…