Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Ekonomi
Sanayici yüksek faiz sarmalında: Vardiyalar düştü, fabrikalar kapanıyor
•2 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
Fotoğraf: Sözcü Ekonomi
Özet
Uzun süredir yüksek seyreden ticari kredi faizleri ve enflasyon baskısı, sanayi sektöründe üretimi durma noktasına getirdi. Fabrikalar vardiya azaltırken, finansmana erişim sorunları nedeniyle istihdam kaybı da kronikleşti.
Öne çıkanlar
Ticari kredilerde yüksek faizler ve erişim sorunları sanayiciyi zorluyor.
TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, faizlerin yüzde 30'un altına inmesini talep etti.
İSO Üyesi Hüseyin Çetin, ihracatçıya verilen yüzde 3'lük döviz desteğinin alınamadığını belirtti.
Haberin Detayı
Enflasyonla mücadele sürecinde hedeflerin tutmaması, yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün azalması ve uzun süredir yüksek kalan faizler üreticileri çıkmaza soktu. Birçok tesiste vardiya sayıları düşürülürken satılık ve kiralık fabrika ilanlarında artış görüldü. Sektör temsilcileri mevcut maliyetlerle ayakta kalmanın zorlaştığını vurguluyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Ahmet Güleç, ağır finansman yükü sebebiyle yatırımların askıya alındığını ifade etti. Güleç, uzun vadeli hedeflerden vazgeçmenin gelecekte büyük sorunlar doğuracağını belirterek, kredi kanallarının açılması ve oranların yüzde 30 seviyesinin altına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.
Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Arslan Küçükemre ise ticari kredilerdeki oranların yüksekliğine dikkat çekerek bazı firmaların faaliyetlerini durdurup tesislerini kiraya verdiğini aktardı. Küçükemre, üretim tıkanıklığının aşılmaması durumunda erken sanayisizleşme tehlikesinin baş gösterebileceği konusunda uyardı.
Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Alican Duran, kur ve enflasyon makası nedeniyle sene başından bu yana ciddi oranda erime yaşadıklarını kaydetti. Duran, mevcut faiz yüküyle alınan kredilerin kâr marjıyla ödenmesinin imkansız olduğunu savunarak banka kazançlarına işaret etti.
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Çetin, Merkez Bankası'nın ihracatçılara sağladığı yüzde 3 döviz desteğinde limit aşımı gerekçesiyle sorun yaşandığını bildirdi. Çetin, yüksek oranlar sebebiyle ticaretin ve yatırımların durma noktasına geldiğini, yıl sonunda kapanma kararı alan firmaların bulunduğunu söyledi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Ekonomideki dezenflasyon sürecinin faturası, finansman maliyetleriyle boğuşan üreticilere kesiliyor. Yüzde 30 seviyesindeki faiz eşiği aşılamazsa, ihracat odaklı büyüme hedeflerinden uzaklaşma riski artıyor. Finansal giderleri gelirlerini aşan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bankalar birer ortak haline gelirken, bu durum istihdamı doğrudan tehdit ediyor. Eğer kredi kanalları esnetilmezse sanayi tesislerindeki kapanmalar dalga boyunu büyütecektir.
Kaynak:
Sözcü Ekonomi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Ulusal Meclis delegesi Nguyen Nhu So, doğrudan yabancı yatırımlara sağlanan teşviklerin teknoloji transferi ve üretim kapasitesinin artırılmasıyla doğrudan ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtti. Temsilci, 2026 yılının ilk dokuz ayındaki ekonomik büyüme rakamlarına rağmen bütçenin arazi gelirlerine bağımlı kaldığına ve işletmelerin sermaye erişiminde zorlandığına dikkat çekti.
2026 ilk dokuz ayında GSYİH yüzde 9,01 oranında artış gösterdi.
Bütçe gelirleri 2.187 trilyon VND'ye ulaştı ancak büyük kısmı arazi ve geçici kaynaklardan geldi.
Kurumsal kredi faizleri yıllık yüzde 16 ila 18 seviyelerine kadar yükseldi.
Bac Ninh ili delegesi Nguyen Nhu So, 16. Ulusal Meclis'in 2. Oturumu sırasında gerçekleştirdiği konuşmada, ülkenin ekonomik göstergelerindeki son durumu ve karşılaşılan yapısal sorunları ele aldı. Yılın ilk üç çeyreğinde kaydedilen yüzde 9,01'lik GSYİH büyümesi, yüzde 12,3'lük sanayi üretim artışı ve 888 milyar dolarlık dış ticaret hacmi olumlu bir tablo çizerken, yıl sonu hedeflerini yakalamak için dördüncü çeyrekte yüzde 12,5 oranında bir büyüme ivmesi yakalanması gerekiyor.
Mevcut mali tablonun güçlü bir görüntü sunmasına karşın gelir akışındaki kalitenin tartışmalı olduğu vurgulandı. Toplam 2.187 trilyon VND seviyesindeki bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 42,7'sinin arazi kullanım ücretleri, ham petrol ve devlet mali gelirlerinden oluştuğu ifade edildi. Bu durum, bütçenin istikrarlı üretim faaliyetlerinden ziyade geçici ve arazi bazlı kaynaklara dayandığını ortaya koydu.
Reel sektörün finansmana erişiminde yaşanan sıkıntılar da oturumun ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplam kredi hacmi yıl sonuna göre yüzde 9,98 artışla 20,45 milyon milyar VND seviyesine çıkmasına rağmen, ortalama yeni kredi faiz oranları yüzde 9,12'ye tırmandı ve bazı kurumsal borçlanmalarda oranlar yüzde 18'e kadar dayandı.
Delegasyon, sermaye yetersizliğinden ziyade tahsis mekanizmasındaki verimsizliklere ve aşırı teminat beklentilerine işaret etti. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi amacıyla kredi başvuru prosedürlerinin sadeleştirilmesi, teminat yerine nakit akışı ve siparişlere dayalı değerlendirme sistemlerinin kurulması yönünde somut reform önerilerinde bulunuldu.
AI YORUMU
Nguyen Nhu So'nun 2.187 trilyon VND'lik bütçe geliri içindeki arazi payına yönelik eleştirileri, büyümenin kalitesi konusundaki yapısal açmazları net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle yüzde 18'e varan kurumsal kredi faizleri, sanayi ve ihracat odaklı üreticilerin finansman maliyetlerini sürdürülemez bir noktaya taşıyor. Devletin kredi garanti mekanizmalarında reform yapmaması durumunda, yüksek teknoloji ve destekleyici sanayi yatırımlarının küresel zincirlerdeki entegrasyonu ciddi bir yavaşlama yaşayabilir.
Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin borç faiz ödemeleri 2026 mali yılında 1 trilyon doların üzerine çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Artan faiz giderleri federal bütçeyi zorlarken, ekonomistler durumu ülkenin mali kapasitesinin kademeli olarak aşınması şeklinde değerlendiriyor.
Eylül sonu itibarıyla yıllık net faiz giderleri 1,05 trilyon dolara yükseldi.
Hazine tahvilleri için ödenen ortalama faiz oranı yüzde 3,52 seviyesine ulaştı.
Peter G. Peterson Vakfı, faiz giderlerinin GSYH oranının yüzde 3,2 olmasını bekliyor.
Washington yönetiminin borçlanma giderlerindeki tırmanış hız kesmeden sürüyor ve son veriler bütçe üzerindeki baskının derinleştiğini gösteriyor. Hazine Bakanlığı tarafından paylaşılan rakamlar, Eylül ayına kadar geçen on iki aylık sürede net faiz ödemelerinin 1,05 trilyon dolar sınırını geride bıraktığını ortaya koyuyor. Böylece geçtiğimiz mali yılda 970 milyar dolar olarak kaydedilen toplam fatura yüzde sekizden fazla bir artış kaydetmiş durumda.
Mali tablodaki bu bozulmanın arkasındaki temel dinamiklerin başında, büyüyen toplam borç stoku ile birlikte yükselen faiz oranları geliyor. Ülkenin borç göstergesi 32 trilyon doların üzerine çıkarken, piyasada işlem gören Hazine tahvillerinin ortalama getirisi de yüzde 3,52 düzeyine tırmandı. Beş yıl önce aynı oran yüzde 1,47 seviyesindeyken, yeni borçlanma ihalelerinde gösterge getiriler yüzde 5 civarında seyrediyor.
Araştırma kuruluşları ve uzmanlar mevcut gidişatın makroekonomik etkilerini yakından izliyor. Peter G. Peterson Vakfı verilerine göre, faiz ödemelerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,2 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Bu oran gerçekleşirse, 1991 yılında kırılan tarihi rekor geride bırakılmış olacak ve federal gelirlerin daha büyük bir kısmı doğrudan borç servisine aktarılacak.
Yaşanan mali sıkışıklığa rağmen uzmanlar henüz kısa vadede ani bir finansal çöküş öngörmüyor. Hazine tahvillerine gösterilen talebin güçlü kalması ve kredi akışının aksamaması, şimdilik piyasalarda büyük bir panik yaratmıyor. Ancak Brookings Enstitüsü araştırmacıları, uzun vadede borçlanma maliyetlerinin artmasının ABD ekonomisinin borçlanma kapasitesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
AI YORUMU
Trilyon dolarlık faiz faturası, ABD bütçesinin esnekliğini giderek daraltan en somut göstergelerden biri. Ortalama tahvil faizinin yüzde 3,52'ye çıkması ve yeni borçlanmaların yüzde 5 seviyesinde maliyet yaratması, önümüzdeki dönemde kamu harcamalarında kesintileri zorunlu kılabilir. Kredi derecelendirme kuruluşları ve küresel piyasalar, bu borç sarmalının ülkenin uzun vadeli kredi notu üzerindeki olası etkilerini yakından takip ediyor.
Küresel piyasalarda ons altın, ABD Merkez Bankasının faiz politikasına dair belirsizlikler ve yükselen enerji maliyetlerinin baskısıyla haftayı değer kaybıyla kapattı. ABD'de açıklanan yüksek enflasyon verilerine rağmen Fed yetkililerinden gelen temkinli mesajlar faiz artırımı ihtimalini zayıflattı. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını tırmandırması ise kıymetli metal üzerindeki satış baskısını artırdı.
Ons altın haftalık bazda yüzde 0,7 düşüşle 4 bin 165 dolara geriledi.
ABD Eylül ayı ÜFE verisi yüzde 6,3 ile son dönemin rekorunu kırdı.
Orta Doğu'daki gerilimle WTI petrolü haftalık yüzde 10,9 değer kazandı.
Değerli metaller piyasası, ABD'den gelen ekonomik veriler ile küresel enerji krizinin gölgesinde dalgalı bir haftayı geride bıraktı. Dolar endeksindeki gevşeme ve tahvil getirilerindeki düşüş altın için destek oluşturabilecek nitelikte olsa da petrol fiyatlarındaki sert yükseliş bu olumlu etkiyi sınırlandırdı. Ons altın haftalık süreçte yüzde 0,7 gerileyerek 4 bin 165,40 dolar seviyesinde haftayı tamamladı.
Piyasaların odağındaki ana konu olan ABD enflasyon rakamları, makroekonomik tablonun karmaşıklığını bir kez daha ortaya koydu. Eylülde tüketici fiyat indeksi yıllık bazda yüzde 3,7 artarken, özellikle üretici fiyat indeksinin yüzde 6,3 seviyesine ulaşması dikkat çekti. Enerji kalemlerindeki yüzde 20,4'lük artış manşet rakamları yukarı taşırken, Fed'in yakın vadede faiz artırımına gideceği yönündeki tahminler bir süre güç kazandı.
Ancak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'ta yaptığı değerlendirmeler, agresif sıkılaşma beklentilerini yumuşattı. Küresel ekonominin dayanıklılığına vurgu yapan Warsh, gelecek dönem politikalarına ilişkin net bir yön çizmekten kaçındı. Bu açıklamaların ardından CME FedWatch verilerinde ekim ayı faiz artış olasılığı yüzde 28'den yüzde 17 seviyesine geri çekildi. Analistler, merkez bankasının daha temkinli ve kademeli bir patika izleyebileceğine işaret ediyor.
Altın fiyatları üzerindeki en kritik baskı unsurlarından biri ise enerji piyasasındaki hareketlilik oldu. Orta Doğu'daki stratejik su yollarında yaşanan gerilimler ve sevkiyat hatlarına yönelik riskler nedeniyle Brent petrol yüzde 4,8, ABD ham petrolü ise yüzde 10,9 oranında prim yaptı. Öte yandan teknoloji devlerinin yapay zekalara yönelik borçlanma eğilimleri tahvil piyasasına güvenli liman talebi getirirken, bu durum altındaki gerilemenin daha derinleşmesini engelledi.
AI YORUMU
Enerji maliyetlerindeki tırmanış ile enflasyonist endişelerin yeniden canlanması, altın yatırımcıları için çift taraflı bir risk ortamı oluşturuyor. Faiz artış ihtimalinin zayıflaması normal şartlarda altını desteklemesi gerekirken, petrol kaynaklı maliyet artışları piyasa dengelerini bozmuş durumda. Önümüzdeki süreçte jeopolitik risklerin seyri ve Fed'in para politikasında izleyeceği hassas denge, kıymetli metalin yönünü belirlemede ana unsur olmaya devam edecektir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden gerçekleştirilen hububat ve gıda mamulleri dış satımı ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı zamanına göre artış gösterdi. Toplam hacim 2,75 milyar doları aşarken, bölge Türkiye genelindeki sektörel liderliğini sürdürdü. En fazla gelir ayçiçek yağı ve makarna satışlarından elde edildi.
Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,6 artarak 2 milyar 753 milyon dolara ulaştı.
Türkiye'nin sektörel dış satımında bölgenin payı yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.
En çok gelir 563 milyon dolarla ayçiçek yağı ve 502 milyon dolarla makarnadan sağlandı.
Türkiye'nin önemli tarım ve gıda üretim merkezlerinden biri olan Güneydoğu Anadolu, yılın dokuz aylık bilançosunda dış ticaret başarısıyla dikkat çekti. Bölgeden yapılan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bu ürünlerin mamulleri sevkiyatı istikrarlı bir ivme yakaladı. Açıklanan veriler, küresel ölçekteki dalgalanmalara rağmen üreticilerin ve ihracatçıların pazar payını korumayı başardığını ortaya koydu.
Gerçekleşen sevkiyatların miktar bazındaki artışı yüzde 3,7 civarında kalırken, elde edilen gelirdeki artışın yüzde 5,6 oranında gerçekleşmesi dikkat çekti. Bu dönemde dış pazarlara sevk edilen toplam ürün miktarı 3 milyon tonu geride bıraktı. Ürün bazında incelendiğinde, gelir tablosunun zirvesinde ayçiçek yağı yer aldı ve bu kalemde önemli bir dış ticaret geliri elde edildi.
Ayçiçek yağını, sağladığı döviz girdisiyle makarna takip etti. Bölgeden gönderilen makarna miktarı ve bu kalemin getirdiği finansal büyüklük sektörel çeşitliliğin önemini gösterdi. Ayrıca buğday unu da hatırı sayılır miktarlarda dış pazarlara ulaştırılarak toplam hacme katkı sunan ana kalemler arasında konumlandı.
Coğrafi olarak bölgenin en büyük alıcısı konumundaki Orta Doğu ülkeleri ilk sıradaki yerini korurken, Afrika pazarı da ihracatçılar için kritik bir üs olmayı sürdürdü. İki bölgeye yapılan milyarlarca dolarlık satış, dış ticaret dengesinin oturmuş pazarlar üzerinden yürüdüğünü gösterdi. Sektör temsilcileri, özellikle Afrika pazarındaki döviz dinamiklerinin ve alım gücü değişimlerinin tüketici tercihlerini doğrudan etkilediğini vurguladı.
Birlik yönetimi tarafından yapılan değerlendirmelerde, yalnızca hacim odaklı büyümenin yeterli olmadığına dikkat çekildi. Bölgesel krizlerin ve ekonomik hassasiyetlerin un ve bitkisel yağ gibi temel gıda maddelerine olan talebi artırdığı, buna karşın ambalajlı ve katma değerli ürünlerde daha temkinli bir alım eğiliminin hakim olduğu ifade edildi.
AI YORUMU
Küresel pazarlardaki daralma ve bölgesel gerilimlere rağmen bu rakamların yakalanması Türk gıda sektörünün esnekliğini gösteriyor. Ancak katma değerli ürün payının artırılması, sadece ham veya yarı mamul sevkiyatına bağımlılığın azaltılması açısından hayati önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde lojistik maliyetler ve hedef pazarlardaki döviz likiditesi, ihracatın seyrini belirleyecek ana unsurlar olmaya devam edecek.