Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Ankara'da 6 aylık Osman bebek dünyada 3. kez uygulanan yöntemle iyileşti
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: Yeni Şafak
Özet
Akciğer damarlarındaki yüksek basınç nedeniyle kalp yetmezliği yaşayan altı aylık bebek, Ankara'da gerçekleştirilen nadir bir ameliyat ve özel ilaç tedavisiyle sağlığına kavuştu. Ambulans helikopterle hastaneye sevk edilen bebek taburculuk için gün sayıyor.
Öne çıkanlar
Dünyada sadece 2 bebeğe uygulanan özel tedavi Türkiye'de 6 aylık Osman'a yapıldı.
Konya'dan Ankara Bilkent Şehir Hastanesine helikopterle sevk edilen bebeğe Potts şantı uygulandı.
Bakanlık onayıyla temin edilen nadir ilaç tedavisiyle bebek sağlığına kavuştu.
Haberin Detayı
Konya'da yaşamını sürdüren altı aylık Osman Alp Ordu, iki aylıkken başlayan morarma ve kasılma şikayetleri üzerine hastaneye götürüldü. Yapılan tetkikler sonucunda akciğer damarlarında ciddi basınç yüksekliği ve buna bağlı sağ kalp yetmezliği geliştiği belirlendi. İlk tedavisinin ardından taburcu edilen bebek, evinde durumunun ağırlaşması üzerine entübe edilerek ambulans helikopterle Ankara Bilkent Şehir Hastanesine nakledildi.
Hastanede Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ece ve Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Atakan Atalay öncülüğünde kapsamlı bir tedavi süreci başlatıldı. Bebeğin yaşının çok küçük olması ve akciğer naklinin yüksek risk taşınması sebebiyle cerrahi ekip farklı bir yöntem olan Potts şantı ameliyatına karar verdi. Sol akciğer atardamarı ile aort arasına yapay köprü damar yerleştirilerek kalbin sağ tarafındaki yükün azaltılması hedeflendi.
Ameliyat sonrasında da solunum cihazına bağlı kalmaya devam eden bebeğin yoğun bakımdan çıkarılabilmesi için yeni bir ilaç tedavisine ihtiyaç duyuldu. Erişkinlerde kullanılan ancak altı aydan küçük bebeklerde son derece nadir tercih edilen bu ilaç için Sağlık Bakanlığından özel onay alındı. Dünya genelinde bu yaş grubundaki sadece iki hastada kullanıldığı bilinen ilaç, Osman Alp üzerinde başarıyla uygulandı ve tedavi edilen üçüncü vaka olarak kayıtlara geçti.
Tedavi sürecinin olumlu sonuç vermesiyle birlikte bebeğin bayılma ve morarma atakları son buldu, kendi başına beslenebilecek duruma geldi. Yoğun bakım ünitesinden çıkarılan ve solunum cihazından ayrılarak takibi sürdürülen minik bebeğin taburculuk hazırlıkları devam ediyor. Uzmanlar, benzer belirtiler gösteren çocukların ailelerinin vakit kaybetmeden çocuk kardiyolojisi uzmanlarına başvurması gerektiğini vurguluyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Nadir görülen pulmoner hipertansiyon vakalarında erken teşhisin hayati rolü, Osman Alp'in tedavi sürecinde bir kez daha netleşti. Benzer yaş gruplarında dünyada sadece iki örneği bulunan bu özel yöntemin Türkiye'de başarıyla uygulanması, kritik çocuk kardiyolojisi vakalarında uluslararası standartlarda müdahale kapasitesine ulaşıldığını gösteriyor. Ancak bu tür ileri düzey cerrahi ve ilaç süreçlerinin yalnızca donanımlı üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında sürdürülebiliyor olması, erken sevkin ne denli elzem olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak:
Yeni Şafak
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Uzmanlar, erkeklerde 50 yaşından sonra görülen iyi huylu prostat büyümesinin doğrudan kansere yol açmadığını belirtiyor. İdrar şikayetleri ve PSA yüksekliği gibi bulguların ayrıntılı tetkiklerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
İyi huylu prostat büyümesi kansere dönüşmez ancak aynı kişide birlikte görülebilir.
50 yaşından sonra sık idrara çıkma ve akışta zayıflama gibi şikayetler artar.
PSA yüksekliği tek başına kanser tanısı koydurmaz; ileri tetkik ve biyopsi gerekebilir.
İlerlemiş yaşlardaki erkeklerin en büyük sağlık endişeleri arasında yer alan prostat rahatsızlıkları, belirtileri ortaya çıktığında hemen kanser korkusunu tetikliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Ayrancı, iyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanserinin tamamen farklı iki süreç olduğunu ve doğrudan birbirine dönüşmediğini aktarıyor.
İyi huylu prostat büyümesi, tıp dilindeki adıyla BPH, prostat bezindeki hücrelerin sayıca artması sonucunda gelişiyor. Büyüyen bu doku idrar kanalına baskı yaratarak tuvalet alışkanlıklarında aksamalara neden olabiliyor. Buna karşın prostat kanseri, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü huylu bir tablo olarak biliniyor. Uzmanlar, ilk durumun tek başına kanser riskini artırmadığını ancak her iki rahatsızlığın aynı hastada eş zamanlı bulunabileceğini ifade ediyor.
İdrar şikayetlerinin şiddeti tek başına kanser varlığını kanıtlamıyor çünkü erken evredeki prostat kanseri hiçbir belirti vermeyebiliyor. Belirgin prostat büyümesi olan bazı hastalarda kansere rastlanmazken, hiçbir yakınması olmayan bireylerde de kanser saptanabiliyor. Sağlık durumunun netleşmesi için kanda prostat spesifik antijen yani PSA düzeyinin ölçülmesi önem taşıyor. PSA yüksekliği yalnızca kanserle değil, prostat iltihabı veya iyi huylu büyüme gibi durumlarla da ilişkilendirilebiliyor.
Tek bir PSA ölçümüyle kesin tanı konulamadığı için değerler hastanın yaşı, aile geçmişi ve fiziksel muayene bulgularıyla birlikte ele alınıyor. Şüpheli durumlarda multiparametrik prostat MR incelemesinden yararlanılıyor ve gerek görülürse prostat biyopsisi planlanıyor. Tanı kesinleştikten sonra ise hastanın yaşı, evresi, tümör özellikleri ve genel sağlık durumu göz önüne alınarak aktif izlem, radyoterapi veya cerrahi yöntemler tercih ediliyor.
AI YORUMU
Erkek sağlığında elli yaş eşiği aşıldığında ortaya çıkan idrar şikayetleri hastaları doğrudan kanser kaygısına sürüklüyor ancak uzmanlar iki durumun mekanizmasının farklı olduğunu hatırlatıyor. PSA değerinin tek başına bir anlam ifade etmemesi, hastaların rutin taramalarda yalnızca tek bir teste güvenmemesi gerektiğini açıkça gösteriyor. MR görüntülemesi ve biyopsi gibi ileri tetkikler olmadan yapılan erken çıkarımlar yanlış yönlendirmelere yol açabilir. Bu nedenle klinik değerlendirmelerin uzman kontrolünde bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerekir.
Meme kanseri taramalarında başlama yaşı kişisel risk faktörlerine göre değişiklik gösteriyor. Ailede genetik yatkınlık bulunması durumunda kontrollerin 20'li yaşların başında başlaması gerekiyor.
Ortalama risk grubundaki kadınlar 40 yaşından itibaren mamografi taramasına yönlendiriliyor.
Birinci derece akrabaların yanı sıra diğer aile bireylerindeki vakalar da riski etkiliyor.
Erkeklerde de görülebilen meme kanseri için kalıtsal yatkınlık önemli bir bulgu oluşturuyor.
Meme kanseri tedavisinde erken tanı, başarı oranını artıran en temel faktörler arasında yer alıyor. Hastalık her zaman ele gelen kitlelerle belirti vermediği için henüz hissedilmeyecek boyuttaki lezyonlar görüntüleme yöntemleriyle saptanabiliyor. Bu durum tedavi sürecinin hastaya özel planlanmasına ve cerrahi seçeneklerin genişlemesine olanak tanıyor.
Tarama süreçlerinin başlama yaşı kişilerin sahip olduğu risk profillerine göre farklılık gösteriyor. Standart risk grubunda bulunan kadınlar için 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrolleri önem kazanırken, yüksek riskli bireylerde bu süreç çok daha erken yaşlarda başlıyor. Aile bireylerinde geçmişte yaşanan vakalar tarama takviminin oluşturulmasında doğrudan dikkate alınıyor.
Genetik yatkınlık taşıyan kişilerde klinik değerlendirmelerin 20'li yaşların başlarında devreye sokulması gerekebiliyor. Ancak bu durum her kadına doğrudan mamografi çekileceği anlamına gelmiyor ve yöntemler bireysel risk analizine göre belirleniyor. Anne ve kız kardeş gibi yakın akrabaların yanı sıra hala, teyze veya erkek akrabalardaki kanser öyküleri de değerlendirmeye alınıyor.
Temel tarama aracı olan mamografinin yanında meme ultrasonografisi ve riskli gruplarda meme MR tetkikleri de sürece dahil ediliyor. Belirti göstermeyen vakaların da bulunması nedeniyle şikayet beklenmeden düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor. Sağlık hizmetleri kapsamında yürütülen bu tarama programları, bireylerin yaşam alışkanlıkları ve tıbbi geçmişleriyle birlikte ele alınıyor.
AI YORUMU
Erken teşhis süreçlerinde standart yaş sınırlarının tek başına uygulanması yerine aile geçmişinin hesaba katılması tanı başarısını doğrudan yukarı taşıyor. Özellikle 40 yaş sınırı genel bir ortalamayı temsil etse de genetik risk barındıran bireylerin çok daha erken yaşlarda tarama programına alınması hayat kurtarıcı bir rol üstleniyor. Bu yaklaşım, hastaların tedavi süreçlerine daha erken evrede başlamasını sağlayarak olası cerrahi müdahalelerin kapsamını daraltıyor. Bireysel risk haritalarının çıkarılmaması durumunda ise erken tanı fırsatı kaçırılabiliyor.
Balık yerken boğaza takılan kılçıkları temizlemek amacıyla ekmek tüketmek ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Uzmanlar yanlış müdahalelerin dokularda kalıcı yaralanmalar oluşturabileceğini vurguluyor.
Balık kılçığı için ekmek yemek riskli yaralanmalara yol açabiliyor.
Pirinç veya muz yutma yöntemleri de güvenli sonuçlar vermiyor.
Yanlış müdahaleler boğaz bölgesinde tahribatı artırabiliyor.
Sofraların vazgeçilmezi olan balığı tükettiğimiz anlarda yaşanan kazalar, yanlış alışkanlıklar yüzünden daha tehlikeli bir boyuta ulaşabiliyor. Yemek sırasında boğaza batan küçük kemikleri temizlemek amacıyla halk arasında bilinen bazı pratik yöntemler uygulanıyor. Özellikle ekmek içi yutmak, pirinç yemek veya muzla bastırmaya çalışmak en sık başvurulan refleksler arasında yer alıyor. Ancak sağlık uzmanları bu geleneksel yöntemlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ve durumu daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor.
Aktarılan son bilgilere göre kılçığı ortadan kaldırmak için gıda ürünlerini doğrudan yutmak sorunu çözmek yerine büyütüyor. Boğazda sıkışan sert ve sivri yapılı kemikler, itme kuvvetiyle birlikte hassas dokulara daha derin saplanabiliyor. Bu durum yemek borusunda çizilmelere, yırtılmalara ve hatta enfeksiyon riskine zemin hazırlıyor. Yanlış yapılan her hamle, uzman müdahalesini zorunlu kılan cerrahi riskleri beraberinde getiriyor.
Halk arasında yaygın olan bu tür ezbere dayalı uygulamalar yerine bilinçli adımlar atmak büyük önem taşıyor. Kılçık batması durumunda evde zorlama yöntemleri denemek yerine en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Uzman hekimler uygun aletler ve steril koşullarda müdahale ederek olası komplikasyonların önüne geçebiliyor. Kendi kendine tedavi etme çabaları ise hastane süreçlerini daha da karmaşık hale getirebiliyor.
AI YORUMU
Halk arasında yaygın olarak bilinen ekmekle yutma taktiği, boğaz dokularına zarar vererek sorunu daha da derinleştiriyor. Küçük bir kılçığı yok etmeye çalışırken yemek borusunda oluşabilecek yırtılmalar hastanede müdahale gerektiren acil vakalara dönüşebilir. Bu nedenle evde zorlama yöntemleri denemek yerine doğrudan uzman desteği almak her zaman en güvenli yoldur. Yanlış bir hamle, basit bir takılmayı ciddi bir operasyona çevirebilir.
Nazilli Devlet Hastanesi bünyesinde görev yapan acil bakım hemşireleri, düzenlenen özel eğitim programını başarıyla tamamladı. Gerçekleştirilen törenle birlikte katılımcılara resmi belgeleri teslim edildi ve sağlık personellerinin mesleki yetkinlikleri belgelendirilmiş oldu.
Nazilli Devlet Hastanesi acil bakım hemşirelerine sertifika verdi
Eğitim programını başarıyla tamamlayan sağlık çalışanları belgelerini aldı
Nazilli Devlet Hastanesi tarafından sağlık personellerinin mesleki gelişimini desteklemek amacıyla özel bir program hayata geçirildi. Acil servis departmanında görev yapan hemşirelerin katıldığı bu süreç, yoğun ve detaylı bir müfredatla yürütüldü. Çalışanların kriz anındaki müdahale becerilerini artırmayı hedefleyen çalışmalar başarıyla sonuçlandı.
Eğitim dönemi boyunca katılımcılara acil durumlarda hızlı karar verme ve etkin bakım sağlama konularında pratik bilgiler aktarıldı. Uzman eğiticiler eşliğinde yürütülen teorik dersler, simülasyon çalışmalarıyla desteklendi. Hemşireler, sahada karşılaşabilecekleri zorluklara karşı güncel yöntemleri birebir deneyimleme fırsatı buldu.
Programın sona ermesiyle birlikte hastane bünyesinde resmi bir belge takdim töreni düzenlendi. Yetkililer tarafından tebrik edilen hemşireler, yeni yetkinliklerini gösteren belgelerini teslim aldı. Elde edilen bu başarı, kurum içindeki sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da yukarı taşıyacak bir adım olarak değerlendiriliyor.
AI YORUMU
Sağlık sektöründe sürekli eğitim süreçleri, hizmet kalitesini doğrudan belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Nazilli Devlet Hastanesinin imza attığı bu belge takdimi, acil birimlerde görev yapan personelin hazırlık seviyesini artırıyor. Özellikle kritik anlarda doğru müdahale imkanı sunan bu tür programlar, hem çalışanların özgüvenini tazeliyor hem de hastaların tedavi süreçlerini olumlu yönde etkiliyor. Benzer mesleki gelişim adımlarının yaygınlaşması, genel sağlık hizmet standardının yükselmesine zemin hazırlıyor.