Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Prof. Dr. Osman Bektaş'tan 7,5 büyüklüğündeki Marmara depremi açıklaması
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: TGRT Haber
Özet
Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde beklenen 7,5 büyüklüğündeki sarsıntı senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel veriler ve fay mekanizmalarındaki belirsizliklere dikkat çekerek alternatif modellerin de incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Öne çıkanlar
Prof. Dr. Osman Bektaş, M7,5 büyüklüğündeki deprem olasılığının bir model sonucu olduğunu belirtti.
Tarihsel deprem verileri ile fay mekanizmalarında ciddi belirsizlikler bulunduğunu ifade etti.
Bilimin korku yerine veri üretmesi gerektiğinin altını çizdi.
Haberin Detayı
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarla Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara denizindeki uzantısına ilişkin ezber bozan değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bölge halkını ve uzmanları düşündüren sorular yöneltti. İstanbul için sıklıkla dile getirilen 7,5 büyüklüğündeki senaryoların kesin bir doğa kuralı gibi sunulmasını eleştiren deneyimli akademisyen, bu tür öngörülerin yalnızca belirli bilgisayar simülasyonlarının ve matematiksel kabullerin sonucu olduğunun altını çizdi.
Açıklamalarında geçmiş dönem sarsıntılarına ait kayıtların barındırdığı eksikliklere ve fayların davranış biçimlerindeki bilinmezliklere geniş yer ayıran Bektaş, deprem tekrarlanma aralıklarının ve kilitlenme oranlarının kesinlikten uzak varsayımlara dayandığını aktardı. Tek bir ana segmentin koparak devasa bir yıkım üreteceği teorisinin yanında, daha küçük parçalı kırılmaların veya derin sürünme hareketlerinin de olasılık dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Marmara'daki sarsıntı riskinin elbette var olduğunu ancak kamuoyuna aktarılan kaygı verici söylemlerin bilimsel gerçeklikle her zaman örtüşmediğini dile getiren yer bilimci, araştırmacıların alternatif teorileri de aynı titizlikle sınaması gerektiğini kaydetti. Toplumun korku iklimine sürüklenmesi yerine somut verilere dayalı, şeffaf ve çok yönlü risk analizlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Marmara fayına dair dile getirdiği bu kuşkucu yaklaşım, tek tip senaryolara dayalı afet planlamalarının gözden geçirilmesi için uyarı niteliği taşıyor. Özellikle 7,5 büyüklüğündeki model varsayımlarının sorgulanması, yerel yönetimlerin hazırlık süreçlerinde farklı risk katsayılarını da hesaba katmasını zorunlu kılıyor. Bundan sonraki süreçte, tek bir senaryoya odaklanmak yerine çoklu ihtimalleri barındıran mühendislik ve kentsel dönüşüm stratejilerinin izlenmesi büyük önem arz ediyor.
Kaynak:
TGRT Haber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul için konuşulan yedi buçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, tarihsel verilerdeki belirsizliklerin ve alternatif kırılma modellerinin titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Osman Bektaş Marmara depremi senaryolarını değerlendirdi.
Yedi buçuk büyüklüğündeki deprem olasılığının model verisi olduğunu belirtti.
Derin sürünme ve parçalı kırılma ihtimallerinin incelenmesi gerektiğini savundu.
Yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Bölgesi'nde yaşanması muhtemel sarsıntılara dair kamuoyuna yansıyan bazı varsayımların netlik taşımadığını dile getirdi. Sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımlarda, sismik tehlikelerle ilgili paylaşılan rakamların kesin bir doğa kanunu gibi algılanmaması gerektiğine işaret etti. İstanbul için sıkça dile getirilen yedibuçuk büyüklük ihtimalinin aslında belirli simülasyonların birer sonucu olduğunu ifade etti.
Geçmiş yüzyıllarda meydana gelmiş sarsıntıların büyüklüklerinin saptanmasında ciddi belirsizlikler bulunduğunu hatırlatan uzman isim, fay hatlarının kilitlenme durumlarını tahmin etmenin birtakım kabullere dayandığını belirtti. Sismik döngülerin tekrarlanma sürelerinin hesaplanmasındaki zorluklara da değinen Bektaş, topluma aktarılan bilimsel verilerde azami özen gösterilmesi lüzumuna dikkat çekti.
Marmara Fay hattının devasa ölçüde tek parça halinde açılacağı senaryosunun karşısında, alternatif teorilerin de masada tutulması gerektiğini savundu. Derin sürünme hareketleri ve parçalı kırılma olasılıklarının da bilimsel bir titizlikle ele alınmasının şart olduğunu kaydetti.
Net bir felaket senaryosu çizen ifadelerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını ve toplumda gereksiz bir endişe dalgası yarattığını belirten Bektaş, bilimin temel amacının korku üretmek yerine şeffaf veri sunmak olduğunu hatırlattı. Kentin sismik açıdan risk barındırdığını kabul etmekle birlikte, kullanılan ifadelere dikkat edilmesi gerektiğini yineledi.
AI YORUMU
Osman Bektaş'ın yedibuçuk büyüklüğündeki deprem senaryolarının birer model verisi olduğunu hatırlatması, risk yönetiminde salt korku yerine bilimsel gerçekliğin konulması açısından değer taşıyor. Toplumun ve karar vericilerin tek tip bir kırılma varsayımı yerine parçalı kırılma ihtimallerini de göz önüne alması, kentsel dönüşüm ve hazırlık çalışmalarının daha gerçekçi temellerde şekillenmesini sağlayabilir.
Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'daki olası büyük depreme yönelik 7,5 büyüklüğündeki senaryoların doğa kanunu olmadığını belirtti. Bilim insanı, modellerin belirsizlikler içerdiğini vurgulayarak kamuoyunda korku yaratılmaması çağrısında bulundu.
Prof. Dr. Osman Bektaş sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
M7+ deprem olasılığının bir model sonucu olduğu vurgulandı.
Derin sürünme ve parçalı kırılma ihtimallerinin incelenmesi istendi.
Türkiye'nin en kritik fay hatlarından biri olan Marmara çevresindeki sismik hareketlilik tartışılmaya devam ederken, konu hakkında uzman isimlerden uyarılar gelmeye devam ediyor. Son olarak jeofizik alanındaki değerlendirmeleriyle bilinen Prof. Dr. Osman Bektaş, toplumda sıklıkla dile getirilen büyük deprem iddialarına yönelik açıklamalarda bulundu. Dijital medya mecraları üzerinden yaptığı paylaşımlarda, sismik risklerin ele alınış biçimine dair eleştirilerini sıraladı.
Kamuoyunda sıklıkla ifade edilen 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryolarının kesin bir doğa kanunu gibi sunulmasının yanlış olduğunu savundu. Bilimsel çalışmaların korku iklimi yaratmak yerine somut veriler sunması gerektiğini belirten uzman isim, mevcut modellerin varsayımlara dayandığını hatırlattı. Tarihsel sismik hareketlerin büyüklük tahminleri, hatların kilitlenme dereceleri ve tekrarlanma periyotları gibi unsurların belirsizlik barındırdığına dikkat çekti.
Marmara Fayı'nın bütünüyle tek bir hamlede kırılacağı varsayımının yanı sıra, alternatif senaryoların da göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. Fay hattının bazı bölümlerinde gözlenen yavaş kayma hareketleri ile parçalı kırılma ihtimallerinin de aynı titizlikle incelenmesi gerektiğini kaydetti. Bilimsel belirsizliklerin halka aktarılırken daha dikkatli olunması lüzumuna işaret etti.
Açıklamalarının sonunda İstanbul özelinde bir sismik tehlikenin varlığını kabul eden Bektaş, buna rağmen kaygı pompalayan yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini yineledi. Bilim insanlarının öncelikli görevinin paniği körüklemek değil, doğrulanmış ve güvenilir veriler üretmek olduğunun altını çizdi.
AI YORUMU
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın M7+ deprem olasılığının matematiksel bir modelden ibaret olduğu yönündeki hatırlatması, bilgi kirliliğiyle mücadele açısından oldukça kıymetli. Sürekli tekrarlanan korku odaklı söylemler, yerel yönetimlerin ve bireylerin rasyonel hazırlık yapmasını engelliyor. Bundan sonraki süreçte afet iletişiminin spekülasyonlardan arındırılarak şeffaf ve ölçülebilir verilere dayandırılması şart.
Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara bölgesinde son günlerde kaydedilen küçük sarsıntıların büyük bir depremin habercisi sayılamayacağını bildirdi. Uzman isim, tektonik gerilimin bu şekilde azaldığını düşünmenin bilimsel açıdan doğru olmadığını vurguladı.
Deprem büyüklüğü logaritmiktir; 7 büyüklüğü 3 büyüklüğünden bir milyon kat daha fazla enerji üretir.
Marmara'daki riskli yapı stokunun güvenli hale getirilmesi öncelikli hedef olmalıdır.
İstanbul ve çevresinde son dönemde hissedilen sarsıntılar, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi'ndeki kısımlarını yeniden gündemin ilk sırasına taşıdı. Yalova açıklarında peş peşe yaşanan 3.5 ve 2.9 büyüklüğündeki depremlerin yanı sıra ağustos ayında Adalar civarında görülen hareketlilik, halk arasında tedirginliğe yol açtı. Yaşanan bu sismik gelişmelerin ardından uzman isimler konuyu bilimsel veriler çerçevesinde ele almaya başladı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara'nın tek bir fay çizgisinden ibaret olmadığını hatırlattı. Bölgede ana hat üzerinde ve ikincil kollarda çok sayıda farklı segmentin bulunduğunu belirten Gürçay, her küçük sarsıntının aynı mekanik özelliklerle açıklanamayacağını ve bunların birbirine doğrudan bağlanamayacağını ifade etti.
Deprem enerjisinin logaritmik bir ölçekle arttığına dikkat çeken Gürçay, birkaç küçük sarsıntının bölgedeki büyük stresi önemli ölçüde hafiflettiği yönündeki yaygın kanının yanıltıcı olduğunu kaydetti. Yedinci büyüklükteki bir depremde açığa çıkan enerjinin, üçüncü büyüklüktekinden yaklaşık bir milyon kat fazla olduğunu hatırlatan uzman, küçük sarsıntılar sırasında komşu alanlarda gerilme değişimleri olabileceğini dile getirdi.
Yer kabuğundaki her hareketliliğin yaklaşan yıkıcı bir afetin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Gürçay, öncü sarsıntıların çoğunlukla ancak büyük felaket sonrasından anlaşılabildiğini söyledi. Tarihsel kayıtlar ve güncel jeodezik ölçümler ışığında İstanbul için tehlikenin yeni olmadığını vurgulayan Gürçay, asıl odaklanılması gereken hususun fayların uzun dönemli davranış biçimi olduğunu aktardı.
Depremlerin vaktini önceden bilmenin mümkün olmadığını ancak riskli yapıların tespit edilebileceğini belirten Gürçay, milyonlarca insanın yaşadığı kentte yapı stokunun dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti. Aynı büyüklükteki bir sarsıntının farklı zemin kalitelerinde ve yapı kalitelerinde çok farklı sonuçlar doğurabileceğini belirten uzman, hazırlıkların bu doğrultuda yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Marmara Denizi'ndeki 3.5 ve 2.9 büyüklüğündeki sarsıntılar sonrasında yapılan bu uyarılar, toplumdaki yanlış inanışların önüne geçilmesi açısından oldukça kıymetli. Enerji birikiminin logaritmik doğası göz önüne alındığında, küçük depremlerin stresi azalttığı düşüncesinin ne kadar tehlikeli bir yanılgı olduğu net biçimde görülüyor. Yetkililerin ve vatandaşların tartışmalı tahminler yerine yapı stokunu güçlendirmeye odaklanması hayati önem taşıyor.
Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, Marmara Denizi'nde son dönemde yaşanan küçük depremlerin beklenen büyük sarsıntının habercisi sayılamayacağını ve faydaki gerilimi güvenli düzeye indirmediğini açıkladı. Gürçay, bölgedeki tehlikenin günlük titreşimler yerine fay sisteminin uzun vadeli davranışıyla incelenmesi gerektiğini belirtti.
Cem Gürçay, küçük depremlerin Marmara'daki gerilimi güvenli seviyeye indirmediğini belirtti.
7 büyüklüğündeki deprem, 3 büyüklüğündeki sarsıntıdan yaklaşık 1 milyon kat fazla enerji yayıyor.
Yalova açıklarında 10 ve 11 Ekim tarihlerinde 3.5 ve 2.9 büyüklüğünde depremler kaydedilmişti.
Marmara Denizi ve çevresinde zaman zaman hissedilen sismik hareketlilik kamuoyunda tedirginliğe yol açarken, yer bilimciler kaydedilen verileri analiz etmeyi sürdürüyor. Yalova açıklarında 10 Ekim günü ölçülen 3.5 büyüklüğündeki ilk kırılmanın ardından 11 Ekim'de kaydedilen 2.9 büyüklüğündeki sarsıntı ve Ağustos ayında Adalar civarında yaşanan deprem dizisi, bölgedeki fayların durumuyla ilgili soru işaretlerini çoğalttı.
Bölgedeki hareketleri değerlendiren Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, yer kabuğundaki mikro kırılmaların büyük bir afetin yaklaştığı biçiminde yorumlanamayacağını aktardı. Marmara Denizi altındaki yapının tek bir kırık hattından ibaret olmadığını hatırlatan Gürçay, Kuzey Anadolu Fay Zonu çatısı altında çok sayıda ikincil parçanın yer aldığını ve her segmentin mekanik özelliklerinin birbirinden farklı çalıştığını dile getirdi.
Küçük depremlerin biriken enerjiyi boşaltarak büyük sarsıntı tehlikesini ortadan kaldırdığı algısının yanıltıcı olduğunu vurgulayan uzman, büyüklük ölçümlerinin logaritmik formüle dayandığına işaret etti. Paylaşılan teknik bilgiye göre 7 büyüklüğündeki bir depremin açığa çıkardığı kinetik enerji, 5 büyüklüğündeki olaydan yaklaşık bin kat, 3 büyüklüğündeki küçük bir titreşimden ise ortalama bir milyon kat daha fazla bir boyuta ulaşıyor. Bu devasa uçurum, birkaç küçük hareketin faydaki ana yükü tüketmeye yetmeyeceğini somutluyor.
Bir sarsıntının daha büyük bir depremin öncüsü olup olmadığının ancak ana şok geliştikten sonra geriye dönük tespit edilebildiğini hatırlatan Gürçay, birkaç günlük tablodan felaket ya da rahatlama kehaneti üretilemeyeceğini söyledi. Anadolu levhasının batıya doğru kesintisiz ilerlediğini belirten mühendis, fayın kilitli kalan parçalarında biriken gerilim miktarının esas bilimsel takip noktası olması gerektiğini vurguladı.
AI YORUMU
Toplum genelinde her küçük sarsıntının ardından oluşan rahatlama hissi ne yazık ki jeofizik kurallarıyla bağdaşmıyor. Cem Gürçay'ın 7 ile 3 büyüklüğü arasındaki bir milyon katlık enerji farkına işaret etmesi, küçük depremlerle güvende olunduğu yanılgısını tümüyle geçersiz kılıyor. Bireysel ve kentsel hazırlıkların anlık sarsıntıların yarattığı psikolojik dalgalanmalara göre değil, Marmara'nın yüzyıllara yayılan tektonik yük gerçeğine göre sürdürülmesi şart.