Artvin'in Yusufeli ilçesinde coğrafi işaretli Butko zeytini için sarp arazilerde zorlu hasat mesaisi başladı. Bölgedeki üreticiler, ince kabuklu ürünleri toplamak için 12 metrelik merdivenlere çıkarak rekolteyi ambarlara taşıyor.
Öne çıkanlar
Yusufeli ve çevresindeki köylerde 900 dekar alandan 700 ton sofralık zeytin bekleniyor.
Zeytinler hassas yapısı ve erken yumuşama riski nedeniyle çubukla değil elle toplanıyor.
Bölgede kurulan zeytinyağı işleme tesislerinin toplam 150 ton kapasiteye ulaşması öngörülüyor.
Haberin Detayı
Artvin sınırları içinde bulunan ve Yusufeli ilçesine bağlı Yağcılar köyü başta olmak üzere çeşitli noktalarda özel bir zeytin türünün toplama dönemi hareketli geçti. Sabahın erken saatlerinde engebeli arazilerdeki bahçelere giren üreticiler, dallardaki ürünleri zarar vermeden toplamak için uzun merdivenler yardımıyla yüksekliğe ulaştı.
Zeytinin ince kabuklu yapısı ve düşük asit oranı, hasat sırasında son derece hassas bir çalışma yürütülmesini zorunlu kıldı. Ürünlerin ezilmemesi amacıyla geleneksel yöntemlerin dışına çıkılmayarak sırıkla silkeleme yapılmadı ve tüm taneler işçiler tarafından tek tek elle toplandı.
Çoruh Vadisi'nin iklim şartlarında yetişen ve geçmişte uluslararası alanda ödül alan Butko cinsi zeytin, hem sofralık tüketimde hem de kaliteli zeytinyağı üretiminde değerlendiriliyor. Artvin genelinde merkez, Yusufeli ve Ardanuç ilçelerini kapsayan 25 bin ağaçlık üretim alanından bu sezon rekolte hedefleri netleşti.
Yapılan planlamalara göre bölgeden 700 ton sofralık zeytin ile 80 ton zeytinyağı elde edilmesi hedefleniyor. Yağcılar köyündeki yeni tesislerin de devreye girmesiyle birlikte zeytinyağı işleme kapasitesinin artacağı ve üreticinin ürününü yerinde değerlendirme imkanı bulacağı ifade edildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sarp coğrafyalarda insan gücüne dayalı bu tür geleneksel tarım faaliyetleri, yüksek maliyetlere rağmen yöre ekonomisinin en önemli dayanağını oluşturuyor. Bölgede hedeflenen 700 tonluk rekolte, üreticinin zorlu arazi şartlarına katlanma motivasyonunu doğrudan açıklıyor. Modern mekanizasyonun uygulanamadığı bu tür dik yamaçlarda, elde edilen ürünün katma değerli bir coğrafi işaretli tescile sahip olması sürdürülebilirliği sağlıyor. Üretim maliyetlerinin düşürülememesi durumunda küçük ölçekli üreticinin uzun vadede yaşayacağı iş gücü sıkıntısı en büyük risk olarak öne çıkıyor.
Kaynak:
Sözcü Gündem
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Otoyol yapımı sırasında kesilmekten kurtarılarak Antalya'ya taşınan 1200 yıllık zeytin ağacından bu sezon yaklaşık 90 kilo ürün alınması bekleniyor. Ağacın meyveleri ve zeytinyağı, taşıdığı manevi değer nedeniyle vatandaşlar tarafından büyük talep görüyor.
Otoyol çalışmasından kurtarılan 1200 yıllık zeytin ağacından bu yıl yaklaşık 90 kilo ürün bekleniyor.
Antalya Zeytinpark'ta korunan iki asırlık ağacın meyveleri manevi değeriyle talep topluyor.
Ağaçların meyveleri sofralık zeytin ve zeytinyağı olarak özenle değerlendiriliyor.
Manisa'nın Akhisar ilçesindeki otoyol projesi kapsamında kesilme tehlikesi yaşayan asırlık zeytin ağaçları, 2016 yılında Antalya Ticaret Borsası'nın girişimleriyle kurtarıldı. Söküm işlemi sonrasında Antalya'daki Zeytinpark alanına nakledilen ve uzmanların incelemeleriyle yaşları belirlenen ağaçlar, yeni topraklarında özel bir bakıma alındı. İlk aşamada uyum sağlayıp sağlamayacakları konusunda endişe duyulan 'uslu' cinsi zeytin ağaçları, yeni yaşam alanlarında güçlenerek yeniden meyve vermeye başladı.
Zeytinpark Genel Müdürü Bayram Çarkçıgil, bu sezon 800 yıllık ağaçtan 70 kilogram, 1200 yıllık ağaçtan ise 90 kilograma yakın zeytin toplamayı öngördüklerini açıkladı. Hasat döneminde verimliliğini koruyan ağaçların ürünleri genellikle yeşilken toplanarak kuruluyor ve ihtiyaç duyulan kısımları zeytinyağı haline getiriliyor. Sınırlı miktarda elde edilen bu özel mahsul, geçmiş yıllarda da yüksek manevi değeri ve açık artırma girişimleriyle gündeme gelmişti.
Asırlık ağaçların meyveleri, tarımsal değerinin ötesinde taşıdığı manevi anlam nedeniyle vatandaşların markajında yer alıyor. Zeytinpark yönetimine ulaşan bazı kişilerin, ağacın tek bir zeytin tanesini dahi cüzdanlarında saklamak üzere talep ettiği belirtiliyor. Alanın işletmesini yürüten Zeytinpark A.Ş., tarımsal üretimi sürdürürken çocukların doğayı tanımasına yönelik çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.
AI YORUMU
Tarihi miras niteliğindeki tarım ürünlerinin ekonomik değerinden ziyade simgesel anlamlarıyla talep görmesi, toplumsal hafızanın somut nesneler üzerinden korunma çabasını gösteriyor. Yılda sadece 90 kilogram gibi kısıtlı bir mahsul veren 1200 yıllık bir ağacın ürünlerine gösterilen bu yoğun yönelim, tarımsal varlıkların koruma altındaki başarı hikayelerini gözler önüne seriyor. Benzer koruma projelerinin artmaması durumunda, bu tür yaşayan tarihler otoyol ve altyapı çalışmalarına kurban gitmeye devam edecektir. Ürünlerin ticari bir mal olmaktan çıkıp manevi birer hatıra objesine dönüşmesi, tarım turizmi açısından da yeni bir yönelim yaratıyor.
Geçen yıl don olayları nedeniyle yaşanan verim kayıplarının bu dönem görülmediği belirtilirken üreticiler kaliteden memnun.
Karaağaç köyünde bu sezon yaklaşık 400 ton ceviz rekoltesi bekleniyor.
Cevizlerin toptan fiyatı 250 lira, perakende satış fiyatı ise 300 lira seviyesinde.
Kapalı sistem sulama projesinin yüzde 90-95 oranında tamamlandığı bildirildi.
Edirne sınırları içindeki İpsala ilçesine bağlı Karaağaç köyünde ceviz üreticileri hareketli bir sezon geçiriyor. Bölge genelinde bu yıl yaklaşık 400 ton rekolte elde edilmesi öngörülürken, önceki sezon yaşanan don afetinin bu döneme etki etmediği ifade ediliyor. Üretim yapan çiftçiler elde edilen ürünlerin kalitesinden duydukları memnuniyeti dile getiriyor.
Köyde ceviz üretimiyle uğraşan Uğur Eski, kendi arazisinde 60 dekardan yaklaşık 25 ton ürün almayı hedefliyor. Mahsulün kalibre değerlerinin 30 ile 34 aralığında değiştiğini kaydeden Eski, sulama sürecinde Karasa Sulama Kooperatifi ile Hamzadere Sulama Birliği tarafından destek aldıklarını belirtti. Ayrıca bölgeye gelen tüccarlarla doğrudan temas kurulması çağrısında bulundu.
Bir diğer üretici Burak Koç, yaklaşık 7 yıl önce dikimi yapılan Chandler cinsi ağaçların hasadına başladıklarını aktardı. İstanbul’da yaşamasına rağmen hafta sonları köyde bakım çalışmaları yürüttüğünü belirten Koç, toplanan cevizlerin dolu ve boş ayrımından geçirilerek 25 kilogramlık çuvallarda paketlendiğini söyledi.
Tanju Özgür ise geçen yıla kıyasla verimin oldukça yüksek seyrettiğini vurguladı. Toptan satış fiyatlarının 250 lira, perakende fiyatlarının ise 300 lira civarında olduğunu belirten Özgür, piyasada ticaretin henüz tam anlamıyla hız kazanmadığını ve fiyatların önümüzdeki günlerde artmasını beklediklerini kaydetti.
Hasat sürecinin ağaçların silkelenmesiyle başlayıp yıkama, soyma ve kurutma gibi aşamalardan geçtiğini anlatan Özgür, ürünlerin sofraya ulaşana kadar sekiz ile on farklı aşamadan geçtiğini ifade etti. Köy genelinde iki bin beş yüz dekar alanda yürütülen üretimin, sulama projelerinin bitmesiyle üç ila dört bin dekara çıkarılması hedefleniyor.
Mevcut durumda tankerlerle su taşınarak yürütülen sulama faaliyetlerinin, Devlet Su İşleri tarafından yürütülen kapalı sistem gölet projesiyle son bulması bekleniyor. Ortalama yüzde 90-95 seviyesine ulaşan projenin tamamlanmasıyla işçilik maliyetlerinin düşmesi ve kalite standartlarının daha da yükselmesi öngörülüyor.
AI YORUMU
Tarım sektöründe iklim koşullarının oluşturduğu riskler, doğrudan rekolte ve fiyat dengesini belirliyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan don olayının bu sezon görülmemesi, 400 tonluk beklentinin gerçekleşmesinde kilit rol oynadı. Toptan fiyatların 250 lira bandında seyretmesi, üreticilerin maliyetleri karşılaması açısından dikkatle izlenirken sulama altyapısının tamamlanması verimliliği kalıcı olarak artıracaktır.
Türkiye genelinde ceviz hasadı devam ederken, üreticinin tarlada sattığı fiyat ile market raflarındaki etiketler arasındaki derin uçurum tepki çekiyor. Üreticiler artan maliyetler karşısında gelirlerinin yetersiz kaldığını belirtiyor.
Beyaz içli ceviz tarlada 100 ila 150 lira arasında alıcı buluyor.
Özel çeşit olan kırmızı içli cevizin kilogram fiyatı 500 liraya ulaşıyor.
Yozgat ve Kütahya'daki üreticiler mazot ve işçilik yükünden dert yanıyor.
Türkiye'nin farklı bölgelerinde ceviz hasat sezonu tüm hızıyla sürerken, ürün çeşitleri arasındaki belirgin fiyat makası ve tarladan rafa uzanan süreçteki değişimler sektörün gündeminde yer alıyor. Üreticiler emeklerinin karşılığını almakta zorlandıklarını vurgularken, özellikle beyaz ve kırmızı içli cevizler arasındaki maliyet ve satış dengesizliği dikkatleri üzerine çekiyor.
Yozgat'ın Örencik köyünde üretim yapan Coşkun, mahsullerini 100 ile 150 lira arasındaki rakamlardan elden çıkarmak zorunda kaldıklarını aktarıyor. Aynı ürünlerin market raflarında 400 ila 500 lira bandında satılması ise üreticiler ile tüketiciler arasındaki ekonomik uçurumu gözler önüne seriyor.
Kütahya'nın Simav ilçesindeki çiftçiler ise rekolte ve verim açısından sezondan memnun olduklarını dile getiriyor. Buna karşın mazot, tarımsal ilaçlar ve işçilik gibi kalemlerde yaşanan sürekli artışlar, satış fiyatlarının maliyetleri karşılama oranını düşürüyor ve üreticilerde geleceğe yönelik kaygıları artırıyor.
Hasat dönemindeki bu tablo, tarımsal üretimde aracı zincirlerinin rolünü ve maliyet baskısını bir kez daha tartışmaya açıyor. Üreticiler düşük satış rakamlarından şikayet ederken, girdi fiyatlarındaki tırmanış tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini tehdit eden unsurlar arasında gösteriliyor.
AI YORUMU
Tarımsal üretimde tarladaki kazancın raflardaki rakamlarla eşleşmemesi, yerli üreticinin en temel kronik sorunlarından birini oluşturuyor. Yozgat ve Kütahya örneklerinde görülen 100 liralık taban fiyat ile 500 liralık market etiketi arasındaki fark, denetim mekanizmalarının ve aracı maliyetlerinin yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor. Eğer bu makas daraltılamazsa, önümüzdeki yıllarda küçük ölçekli üreticilerin tarlalarını ekmekten vazgeçmesi kaçınılmaz bir risk olarak öne çıkıyor.
Yozgat bölgesinde üreticiler, geçen yıla kıyasla oldukça verimli geçen ceviz hasadına başladı. Yaklaşık beş metrelik sırıklarla ağaçlardan düşürülen mahsul, yeşil kabuklarından arındırılarak kurutulmaya bırakılıyor. Çiftçiler yüksek rekolteye rağmen ürünlerini toptan 100 ile 150 lira arasında satarken, marketlerde fiyatların 500 liraya ulaşmasından şikayetçi.
Yozgat genelinde ceviz hasadı yaklaşık beş metrelik sırıklar yardımıyla yapılıyor.
Üreticiler taze cevizi toptan olarak 100 ile 150 lira arasında satıyor.
Çiftçiler, kendilerinden ucuza çıkan ürünlerin marketlerde 500 liraya satıldığını belirtiyor.
Yozgat genelinde tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler, sonbahar mevsimiyle birlikte ceviz mesaisine hız kazandırdı. Ağaçlarda olgunlaşan mahsul, yaklaşık beş metrelik uzun sırıklar kullanılarak dallardan düşürülüyor ve toprak üzerindeki mesai başlıyor.
Toplanan ürünler ilk olarak dışındaki kalın yeşil kabuklarından özenle temizleniyor. Ardından kış aylarındaki tüketim için bir miktar ayrılırken kalan kısım kuruma sürecine bırakılıyor.
Örencik köyünde üretim yapan Coşkun Koç, önceki sezona kıyasla bu yıl verimin son derece yüksek olduğunu ifade etti. Hayvancılıkla birlikte ceviz yetiştiriciliğinin de geçim kaynakları arasında yer aldığını belirten Koç, rekolte artsa bile kazancın kendilerini tatmin etmediğini dile getirdi.
Maliyetler ve satış rakamları arasındaki dengesizliğe dikkat çeken üreticiler, mahsulün kilogramını 100 ila 150 lira arasında elden çıkarmak zorunda kaldıklarını aktardı. Ürün kurudukça ağırlığının yarı yarıya azaldığını vurgulayan çiftçiler, tarladan çıkan cevizlerin zincir market raflarında 400 ila 500 lirayı bulan fiyatlarla alıcı bulduğunu belirtti.
AI YORUMU
Tarım sektöründeki en kronik sorunlardan biri olan üretici ile tüketici arasındaki uçurum, Coşkun Koç'un paylaştığı 100 liralık tarlat satış fiyatı ile 500 liralık market etiketi arasındaki farkta net biçimde görülüyor. Yozgat gibi yüksek verim alınan bölgelerde bile çiftçinin eline geçen paranın düşük kalması, kırsal kalkınmayı ve üretim motivasyonunu doğrudan zedeliyor. Yetkililerin aracı zincirlerini denetleyici adımlar atmaması durumunda, yüksek rekolte bile tek başına küçük üreticinin refahını artırmaya yetmeyecektir.