Aydın'ın Nazilli ilçesinde tarımsal girdi maliyetlerinin gelirleri aşması üreticileri zor durumda bıraktı. Ürün satış fiyatlarının beklentilerin altında kalması nedeniyle çiftçiler ekim yapmaktan uzaklaşmaya başladı.
Öne çıkanlar
Mazotun litresi geçen yıl 30 lirayken bu yıl 100 liraya ulaştı.
Üreticiler taban fiyatların ekim döneminden önce açıklanmasını istiyor.
Haberin Detayı
Aydın'ın Nazilli ilçesinde tarımla uğraşan üreticiler, katlanan masraflar ve yetersiz kalan ürün satış bedelleri sebebiyle bütçesel sıkıntılar yaşıyor. Pamuktan nara kadar pek çok tarım ürününün yetiştiği bölgede, emeğin karşılığının alınamadığı ifade ediliyor. Geçmişte ziraat odasında yöneticilik yapan üreticiler, yıllardır aynı problemlerin çözülmediğini dile getiriyor.
Üretim girdilerindeki fahiş artışlar, çiftçilerin hesaplarını altüst etmiş durumda. Geçtiğimiz sezon pamuk 24 ila 25 lira arasında alıcı bulurken mazotun litresine 30 lira civarında ödeme yapılıyordu. Bu yıl ise pamuk fiyatları 35 ila 40 lira seviyesine çıksa da mazot fiyatı 100 lirayı buldu. Benzer şekilde dönüm başına ödenen ilaç masrafı da 50 liradan 100 liraya katlandı.
Nazilli ekonomisinin can damarı olan pamuk üretimi, artan masraflar yüzünden tehlike altında bulunuyor. Eskiden bereketli hasat dönemleriyle hareketlenen ilçe pazarları, üreticilerin önlerini görememesi nedeniyle eski canlılığını yitirdi. Çiftçiler artık ürünlerini sattıklarında ellerine ne kalacağını hesap edemez hale geldi.
Yıllardır aynı sıkıntıları dile getirdiklerini belirten bölge üreticileri, sorunların çözümsüzlükle karşılık bulmasından yakınıyor. Üretim faaliyetlerinin devam edebilmesi ve çiftçinin rahat bir nefes alabilmesi için acil tedbirler bekleniyor. Özellikle taban fiyatların mahsul ekilmeden önce duyurulması ve mazot, gübre ile ilaç desteklerinin ekilen miktara göre düzenlenmesi talep ediliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Tarım sektöründeki maliyet artışları ile ürün fiyatları arasındaki makas açıldıkça kırsaldaki üretim direnci hızla kırılıyor. Üç katına çıkan mazot ve iki katına yükselen ilaç masrafları karşısında pamuk fiyatlarındaki sınırlı artış, çiftçinin belini bükmeye yetiyor. Eğer taban fiyatlar ekim sezonundan çok önce açıklanmaz ve gerçekçi destekler devreye sokulmazsa, önümüzdeki yıllarda tarlaların boş kalması kaçınılmaz bir senaryo olarak öne çıkıyor.
Kaynak:
Sözcü Gündem
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Musa Ertugan, Antalya Elmalı ilçesinde elmanın 4 liraya satılmasına tepki gösterdi. Üreticilerin borç yükü altında ezildiğini belirten Ertugan, hükümetin acilen alım ve destek mekanizmalarını çalıştırması gerektiğini ifade etti.
Antalya Elmalı ilçesinde elma fiyatı 4 liraya kadar geriledi.
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Musa Ertugan konuyu sosyal medyada gündeme taşıdı.
Ertugan, hükümetten acil tarımsal destek ve alım mekanizmaları istedi.
Türkiye genelinde tarım sektöründe yaşanan maliyet artışları ve ürün fiyatlarındaki dengesizlikler tartışılmaya devam ederken, Akdeniz bölgesinden gelen görüntüler siyasetin de gündemine girdi. Antalya'nın Elmalı ilçesindeki üreticilerin karşılaştığı ekonomik çıkmaz, Zafer Partisi tarafından kamuoyuna taşındı.
Konuya ilişkin sosyal medya hesapları üzerinden açıklamalarda bulunan Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Musa Ertugan, mahsulün değer bulmamasını eleştirdi. Çiftçilerin yaşadığı mağduriyetin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Ertugan, mahsulün dalında kaldığını ve üreticinin borç sarmalına sürüklendiğini dile getirdi.
Paylaşılan videoda yer alan bir çiftçinin Elmalı'daki düşük fiyatlara isyan ettiği anlara dikkat çeken parti yöneticisi, emeğin karşılığının verilmediğini kaydetti. Üreticilerin tarlalarını ekmekten ve ürünlerini toplamaktan vazgeçecek noktaya geldiğini belirten açıklamada, mevcut tarım politikalardaki eksikliklere vurgu yapıldı.
Zafer Partisi kanadından yapılan çağrıda, Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların derhal devreye girmesi talep edildi. Çiftçinin borç yükünden kurtarılması ve hak ettiği kazancı elde etmesi adına kapsamlı destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiği yinelendi.
AI YORUMU
Antalya Elmalı'da elma fiyatının 4 liraya düşmesi, girdi maliyetleri ile satış rakamları arasındaki makasın üreticiyi nasıl iflasın eşiğine getirdiğini net biçimde gösteriyor. Siyasi figürlerin konuyu gündeme taşıması önemli olsa da, asıl çözüm kalıcı tarım politikalarının ve taban fiyat güvencesinin sağlanmasından geçiyor. Aksi takdirde küçük ölçekli çiftçilik tamamen bitebilir.
Bitlis'in Hizan ilçesinde, yüksek rakımlı yaylalarda geleneksel usullerle üretilen karakovan balı hasat edilmeye başlandı. Üreticiler bu yıl yüksek rekolte ve kaliteli arıcılık faaliyetlerinden oldukça memnun görünüyor.
Hizan ilçesinde bu yıl toplam 1800 ton bal hasadı yapılması bekleniyor.
Bölgedeki arıcılık faaliyetlerinde kullanılan kovanların yüzde 70'ini karakovan oluşturuyor.
Hasat edilen balın yüzde 60'lık kısmının karakovan balı olacağı öngörülüyor.
Bitlis iline bağlı Hizan ilçesinin zengin bitki örtüsüne sahip yüksek yaylalarında, geleneksel yöntemlerle yürütülen arıcılık faaliyetlerinde yeni sezon hasat dönemi resmen başladı. İlkbahar mevsiminde yüksek rakımlı meralara bırakılan kovanlar, bölgenin zengin florası sayesinde sonbaharda üreticilere kaliteli bal sunuyor.
İlçedeki bal üreticileri coğrafi yapının sağladığı avantajla verimden memnun kalırken, Hizan Bal Üreticileri Birliği Başkanı Seyithan Ekinci bölgenin arıcılık potansiyeline dikkat çekti. Ekinci, kovanların önemli bir bölümünün boru şeklinde ve yaklaşık 1 metre 20 santimetre uzunluğunda karakovanlardan meydana geldiğini belirtti.
Geleneksel üretim sürecinde sepetlerin örülerek çamurla sıvanmasıyla hazırlanan kovanlar, balın nem dengesini korumasını ve içindeki hava miktarının azalmasını sağlıyor. Bu yapısal özellik, elde edilen ürünün kalitesine doğrudan katkı sunarken bölge genelinde 1800 tonluk rekolte beklentisini beraberinde getiriyor.
Yöre halkından arıcı Şükrullah Yaldız ise yıl boyunca farklı dönemlerde açan yabani çiçeklerin balın aromasını güçlendirdiğini ifade etti. Ağaçtan yapılan ve etrafı çamurla kaplanan sepet kovanların serin kalması, üretim sürecindeki verimliliği artıran unsurlar arasında yer alıyor.
AI YORUMU
Geleneksel üretim yöntemlerinin modern tarım baskısı altında sürdürülebilirliği, bölgesel ekonomiler için belirleyici bir eşik oluşturuyor. Hizan özelindeki yüzde 70'lik karakovan oranı ve hedeflenen 1800 tonluk rekolte, coğrafi işaretli ürünlerin yerel kalkınmadaki rolünü somutlaştırıyor. Bu ölçekteki üretim biçimleri desteklenmediği takdirde, özgün tatlar standart endüstriyel üretim karşısında dezavantajlı duruma düşebilir. Doğal floranın korunması, önümüzdeki yıllarda benzer bölgelerdeki üreticiler için hem pazar payını koruma hem de katma değerli ürün satma fırsatı yaratacaktır.
Otoyol yapımı sırasında kesilmekten kurtarılarak Antalya'ya taşınan 1200 yıllık zeytin ağacından bu sezon yaklaşık 90 kilo ürün alınması bekleniyor. Ağacın meyveleri ve zeytinyağı, taşıdığı manevi değer nedeniyle vatandaşlar tarafından büyük talep görüyor.
Otoyol çalışmasından kurtarılan 1200 yıllık zeytin ağacından bu yıl yaklaşık 90 kilo ürün bekleniyor.
Antalya Zeytinpark'ta korunan iki asırlık ağacın meyveleri manevi değeriyle talep topluyor.
Ağaçların meyveleri sofralık zeytin ve zeytinyağı olarak özenle değerlendiriliyor.
Manisa'nın Akhisar ilçesindeki otoyol projesi kapsamında kesilme tehlikesi yaşayan asırlık zeytin ağaçları, 2016 yılında Antalya Ticaret Borsası'nın girişimleriyle kurtarıldı. Söküm işlemi sonrasında Antalya'daki Zeytinpark alanına nakledilen ve uzmanların incelemeleriyle yaşları belirlenen ağaçlar, yeni topraklarında özel bir bakıma alındı. İlk aşamada uyum sağlayıp sağlamayacakları konusunda endişe duyulan 'uslu' cinsi zeytin ağaçları, yeni yaşam alanlarında güçlenerek yeniden meyve vermeye başladı.
Zeytinpark Genel Müdürü Bayram Çarkçıgil, bu sezon 800 yıllık ağaçtan 70 kilogram, 1200 yıllık ağaçtan ise 90 kilograma yakın zeytin toplamayı öngördüklerini açıkladı. Hasat döneminde verimliliğini koruyan ağaçların ürünleri genellikle yeşilken toplanarak kuruluyor ve ihtiyaç duyulan kısımları zeytinyağı haline getiriliyor. Sınırlı miktarda elde edilen bu özel mahsul, geçmiş yıllarda da yüksek manevi değeri ve açık artırma girişimleriyle gündeme gelmişti.
Asırlık ağaçların meyveleri, tarımsal değerinin ötesinde taşıdığı manevi anlam nedeniyle vatandaşların markajında yer alıyor. Zeytinpark yönetimine ulaşan bazı kişilerin, ağacın tek bir zeytin tanesini dahi cüzdanlarında saklamak üzere talep ettiği belirtiliyor. Alanın işletmesini yürüten Zeytinpark A.Ş., tarımsal üretimi sürdürürken çocukların doğayı tanımasına yönelik çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.
AI YORUMU
Tarihi miras niteliğindeki tarım ürünlerinin ekonomik değerinden ziyade simgesel anlamlarıyla talep görmesi, toplumsal hafızanın somut nesneler üzerinden korunma çabasını gösteriyor. Yılda sadece 90 kilogram gibi kısıtlı bir mahsul veren 1200 yıllık bir ağacın ürünlerine gösterilen bu yoğun yönelim, tarımsal varlıkların koruma altındaki başarı hikayelerini gözler önüne seriyor. Benzer koruma projelerinin artmaması durumunda, bu tür yaşayan tarihler otoyol ve altyapı çalışmalarına kurban gitmeye devam edecektir. Ürünlerin ticari bir mal olmaktan çıkıp manevi birer hatıra objesine dönüşmesi, tarım turizmi açısından da yeni bir yönelim yaratıyor.
Aydın il genelinde jandarma ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonda, çeşitli suçlardan aranan ve kesinleşmiş hapis cezası bulunan 31 şüpheli yakalandı. İki gün süren denetimlerde gözaltına alınan şahıslar adli makamlara sevk edildi.
Çember-146 operasyonunda 237 personel ve 81 ekip görev aldı.
Yakalanan 31 kişiden 15'inin hakkında hapis cezası bulunuyor.
Şüpheliler arasında yağma, hırsızlık ve uyuşturucu suçluları da var.
Aydın İl Jandarma Komutanlığı suç ve suçlularla mücadele kapsamında il genelinde kapsamlı bir takip başlattı. Ekipler, haklarında yakalama kararı veya kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişilerin saklandığı adresleri belirlemek amacıyla özel bir çalışma yürüttü. 15-17 Ekim tarihleri arasında eş zamanlı olarak düğmeye basılan operasyonlara güvenlik güçleri geniş katılım sağladı.
Çember-146 adı verilen bu operasyonlar için toplam 81 farklı ekip oluşturuldu ve bu ekiplerde 237 personel görev yaptı. Belirlenen adreslere yapılan baskınlarda, aralarında farklı suç dosyaları bulunan 31 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Operasyon süresince mahalle ve sokaklarda güvenlik önlemleri artırıldı.
Yakalanan kişilerin adli durumları incelendiğinde ceza süreleri netleşti. Şüphelilerden ikisinin iki yıla kadar, dokuzunun beş yıla kadar ve dördünün on yıla kadar kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı tespit edildi. Geri kalan şahısların ise çeşitli suçlamalarla arama kaydı bulunduğu açıklandı.
Ekiplerin yaptığı detaylı incelemelerde yakalananların suç dağılımı da ortaya çıktı. Buna göre iki şüphelinin yağma, birinin hırsızlık, birinin uyuşturucu ticareti, ikisinin yaralama, ikisinin tehdit ve üçünün dolandırıcılık suçlarından arandığı belirlendi. Ayrıca farklı suçlardan aranan dört kişi ile ifade vermesi gereken on altı kişi de kıskıvrak yakalandı.
Gözaltına alınan tüm şüpheliler jandarmadaki ilk işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Adli makamlara çıkarılan zanlıların cezalarının infazı ve soruşturma süreçleri titizlikle yürütülüyor. Yetkililer, suçluların yakalanmasına yönelik bu tür planlı denetimlerin kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.
AI YORUMU
Güvenlik birimlerinin bu tür nokta atışı uygulamaları, firari şahısların sokaklarda rahatça dolaşmasının önüne geçiyor. Belirli bir plan dahilinde 237 personelle yapılan bu operasyon, adaletin tecellisi açısından caydırıcı bir etki yaratıyor. Özellikle hapis cezası kesinleşmiş kişilerin yakalanması, toplum huzurunun korunmasında kritik bir rol oynuyor. Benzer denetimlerin artması, suç oranlarının düşürülmesinde en büyük güvenceyi oluşturuyor.