Fotoğraf: Lance Cpl. Andrea Dickerson · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
2026 yılı tarım verilerine göre, Türkiye’de kiraz üretimi önceki seviyenin dört katına ulaşırken, soğanda ise yaklaşık 900 bin tonluk bir kayıp öngörülüyor. Bu durum meyve fiyatlarında artışa yol açarken, soğan üreticileri için ciddi bir risk oluşturuyor.
Öne çıkanlar
Kiraz üretimi 2026’da önceki seviyenin dört katına çıkarıldı.
Elma üretimi 2026’da önceki seviyenin iki katına ulaşması bekleniyor.
Kuru soğanda 900 bin ton kayıp, pazar fiyatlarını yükseltebilir.
Haberin Detayı
Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılına ilişkin tarımsal üretim projeksiyonlarını yeni bir raporda yayımladı. Raporda, meyve sektöründe özellikle kiraz ve elma üretiminde önemli artışlar öngörülürken, bazı sebze gruplarında ise ciddi azalışlar bekleniyor. Bu tahminler, son yıllarda iklim koşulları ve çiftçi destek politikalarının etkileriyle şekillendi. Bakanlık yetkilileri, verilerin ülke içi tüketim dengelerini ve dış pazarlara ihracat potansiyelini yansıtacağını belirtti.
Kiraz üretimi, 2026 yılında mevcut seviyenin dört katına çıkması hedefleniyor. Bu artış, özellikle Karadeniz bölgesindeki yeni verimli alanların açılması ve modern sulama tekniklerinin yaygınlaşması sayesinde mümkün olacak. Bakanlık, bu hedefe ulaşmak için çiftçilere yüksek verimli fidan ve destekleme programları sunmayı planlıyor. Eğer bu hedef gerçekleşirse, Türkiye’nin kiraz ihracatı da önemli ölçüde artarak Avrupa pazarındaki payı yükseltebilir.
Elma üretimi ise 2026’da mevcut seviyenin iki katına ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, özellikle iç ve batı Anadolu’da yapılan yeni bağcılık yatırımlarıyla destekleniyor. Üreticilere sağlanan vergi indirimleri ve kalite teşvikleri, elma çeşitliliğinin artırılmasına ve verimlilikte yükselişe yol açıyor. Sonuç olarak, elma fiyatlarının istikrar kazanması ve iç talebin karşılanması öngörülüyor.
Öte yandan, kuru soğan üretiminde yaklaşık 900 bin tonluk bir azalma tahmin ediliyor. Uzmanlar, kuraklık, yüksek enerji maliyetleri ve tohum kalitesindeki düşüşün bu kayıpla ilişkili olduğunu belirtiyor. Kuru soğan fiyatlarının bu yıl içinde %15‑20 oranında artabileceği uyarısı yapıldı. Bu durum, özellikle soğanı temel gıda maddesi olarak kullanan düşük gelirli aileleri olumsuz etkileyebilir.
Tarım sektörü temsilcileri, üretim dengesini korumak için devlet desteklerinin artırılması gerektiğini vurguluyor. Kiraz ve elma gibi yüksek getirili ürünlerdeki büyüme, çiftçilerin gelir seviyesini yükseltirken, soğan gibi temel gıdalardaki azalma ise fiyat istikrarını tehdit ediyor. Bakanlık, önümüzdeki aylarda soğan üretimini destekleyecek yeni bir sübvansiyon paketini açıklamayı planlıyor. Bu adımlar, hem iç tüketicilerin hem de ihracat hedeflerinin dengelenmesine katkı sağlayabilir.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Tarım politikalarının ürün çeşitliliğine odaklanması, kiraz ve elma üretimindeki artışı desteklemeli. Kiraz üretiminin dört katına çıkması ve elmanın iki katına yükselmesi, yüksek verimli fidan ve teşvik programlarının etkisini gösteriyor. Bu büyüme, özellikle Karadeniz ve Anadolu bölgesindeki çiftçiler için gelir artışı sağlayacak, ancak soğandaki 900 bin tonluk kayıp düşük gelirli hanehalkını fiyat baskısıyla karşı karşıya bırakabilir. Soğan fiyatlarının %15‑20 artması, önceki yıllarda %5‑10 artışla kıyaslandığında belirgin bir yükseliş olarak öne çıkıyor.
19 Ekim 2026 Pazartesi yayımlanan Resmi Gazete kararları kapsamında Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, uzman ve destek personeli kadroları için yeni alım ilan etti. İlan, ilgili kurumların personel ihtiyacını karşılamaya yönelik bir adım olarak kayıtlara geçti.
Orta Anadolu Kalkınma Ajansı 19 Ekim 2026’da personel alımı ilan etti
Uzman ve destek personeli kadroları için alım yapılacak
İlan Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve yeni yönetmeliklerle birlikte yayımlandı
Resmi Gazete’nin 19 Ekim 2026 tarihli sayısında yer alan kararlar, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı’nın insan kaynakları planlamasına yeni bir yön çizdi. Ajans, bölgenin ekonomik ve sosyal projelerini sürdürebilmek için uzmanlık gerektiren pozisyonlar ile destek personeli kadrolarına yönelik toplamda belirli sayıda personel alımına karar verdi. Bu adım, ajansın mevcut projelerinin devamlılığı ve yeni girişimlerin hayata geçirilmesi için kritik bir kaynak temini olarak değerlendirildi.
İlan kapsamında, başvuru şartları, tercih edilen nitelikler ve değerlendirme kriterleri Resmi Gazete’de detaylandırıldı. Uzman kadrolar için ilgili alanda akademik derece, proje deneyimi ve kamu sektöründe çalışma geçmişi aranırken, destek personeli için ise ofis yönetimi, veri analizi ve idari görevlerde tecrübe ön planda tutuldu. Başvuru süreci elektronik ortamda yürütülecek ve adaylar belirlenen tarihe kadar belgelerini sisteme yükleyecekler.
Bu personel alımı, Orta Anadolu’nun kalkınma projelerinin hız kazanması ve bölgesel istihdamın artırılması hedefiyle örtüşüyor. Ajans, özellikle kırsal alanlarda yürütülen altyapı, tarım ve enerji projelerinde uzman desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Yeni alınacak personelin, mevcut ekiplerle entegrasyonu ve proje yönetim süreçlerine katkısı, ajansın performansını ölçülebilir şekilde yükseltecek.
Resmi Gazete’de yayımlanan kararlar arasında, aynı zamanda enerji piyasasıyla ilgili bir dizi yönetmelik değişikliği de yer aldı. Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği, Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği gibi düzenlemelerde yapılan değişiklikler, sektördeki operasyonel süreçleri yeniden şekillendirecek. Bu düzenlemeler, enerji sektöründeki yatırım ve üretim planlarını doğrudan etkileyebilir.
Ajansın personel alım ilanı, kamu istihdam politikalarının bir parçası olarak da yorumlanıyor. Özellikle genç mezunlar ve deneyimli kamu çalışanları için yeni iş fırsatları yaratılması, bölgesel iş gücü piyasasını canlandırmayı amaçlıyor. Başvuruların 30 gün içinde alınacağı ve sonuçların ardından adayların mülakat sürecine alınacağı bildirildi.
AI YORUMU
Orta Anadolu Kalkınma Ajansı’nın uzman ve destek kadrolarına yeni alım yapması, bölgesel projelerin sürdürülebilirliği açısından kritik bir adım. 19 Ekim 2026 tarihli Resmi Gazete kararıyla duyurulan bu hareket, doğrudan kamu istihdamını artırarak yerel iş gücüne fırsat sunuyor. Özellikle kırsal bölgelerde yürütülen altyapı ve enerji projeleri, yeni personelin katkısıyla daha hızlı ilerleyebilir. Önceki yıllarda benzer alımlar sınırlı sayıda gerçekleşti; bu seferki ilan geniş kapsamlı olduğu için istihdam etkisi daha yüksek olacak.
Bilecik'in Pazaryeri ilçesi, Türkiye genelinde denenen tüm çabalara karşın yalnızca kendi coğrafyasında ticari kalitede şerbetçiotu yetişen tek bölge olma özelliğini sürdürüyor. Bitkinin ihtiyaç duyduğu hassas mikroklima koşulları, ilaç ve içecek sanayisi için hayati önem taşıyan bu endüstriyel ham maddenenin başka yerde üretimini engelliyor. Sözleşmeli tarım modeliyle üretilen bu mahsul, bölge üreticilerine istikrarlı bir geçim kaynağı sunuyor.
Şerbetçiotu Türkiye'de yalnızca Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde ticari standartlarda yetişiyor.
Bitki; içecek, ilaç ve kozmetik sektörlerinde hammadde olarak geniş bir kullanım alanına sahip.
Üretim süreci sözleşmeli tarım modeliyle gerçekleştiriliyor ve yüzlerce aileye gelir sağlıyor.
Endüstriyel imalat sektörlerinin kesintisiz hammadde akışı sağlayabilmesi adına tarımsal üretim havzalarının taşıdığı stratejik önem her geçen gün artıyor. Özellikle ekolojik toleransı son derece düşük olan bazı özel bitkiler, yalnızca belirli coğrafi koşulların bir araya geldiği dar alanlarda verimli bir şekilde cultivate edilebiliyor. Bu durumun en somut örneklerinden biri, imalat sanayisinin kilit girdileri arasında yer alan ve hassas gelişim döngüsüne sahip bulunan şerbetçiotu bitkisidir.
Ülke genelinde farklı tarım bölgelerinde gerçekleştirilen çok sayıda adaptasyon çalışması ve saha denemesi, istenilen ticari standartların yakalanmasını engellemiştir. Diğer topraklarda yapılan denemelerde bitkinin kimyasal bileşimi, asit dengesi ve aroma profili beklentilerin altında kalmıştır. Buna karşın Bilecik sınırları içinde yer alan Pazaryeri ilçesi, sahip olduğu benzersiz topografik yapısı ve özel iklim kuşağı sayesinde bu endüstriyel bitkiye tam uyum sağlamaktadır.
Bölgenin gece ile gündüz arasındaki ısı farkı, doğal nem dengesi ve rüzgar koridorları, bitkinin kozalak yapısındaki etken maddelerin ideal seviyede kalmasını sağlamaktadır. Hasat mevsiminin ardından modern tesislere taşınan mahsul; pelet ya da özüt formlarına getirilerek imalat hatlarına sevk edilmektedir. İçecek sektöründe karakteristik tat, köpük kalitesi ve doğal dayanıklılık sağlaması nedeniyle tercih edilen bitki, aynı zamanda fitoterapi ve kozmetik alanlarında da etkin biçimde kullanılmaktadır.
İlçedeki yüzlerce tarım üreticisi ailesi için başlıca geçim kapısı olan bu özel ürün, sözleşmeli tarım modeliyle güvence altına alınmaktadır. Elde edilen rekoltenin tamamına yakını doğrudan yerli sanayi tesisleri tarafından satın alınmakta ve üretim süreçlerine dahil edilmektedir. Başka bir bölgede ikamesinin üretilememesi, bölge ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından bu bitkiyi vazgeçilmez kılmaktadır.
AI YORUMU
Endüstriyel tarımda coğrafi kısıtların ne kadar kritik bir rol oynadığını gösteren bu durum, yerel üretim modellerinin korunmasının ve desteklenmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Dışa bağımlılığı azaltan bu tür niş tarım ürünlerinin iklim değişikliği ve çevresel faktörlerden etkilenme riskine karşı şimdiden koruma altına alınması gerekiyor. Aksi takdirde, tek bir bölgeye dayalı üretim modelleri gelecekte yaşanabilecek olumsuz hava koşullarından doğrudan zarar görebilir.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığının düzenlediği tatbikatta görev alan NETA 300 sualtı aracı, intikal rotasındaki mayınları başarıyla tespit etti. Gelişmiş sonar sistemleri kullanan insansız araç, seyir güvenliğine destek sağladı.
NETA 300, Antalya Körfezi'ndeki tatbikatta mayınları otonom olarak belirledi.
Araç, 300 metre derinliğe kadar inebiliyor ve 24 saate kadar görev yapabiliyor.
STM tarafından geliştirilen platformun ilk yurt içi satış sözleşmesi daha önce imzalandı.
Türk savunma sanayiinin sualtı teknolojilerindeki yenilikçi çözümlerinden biri olan Hafif İnsansız Otonom Sualtı Aracı NETA 300, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ev sahipliğinde düzenlenen TURNAs-2026 tatbikatında kritik bir görevi yerine getirdi. Antalya Körfezi ve Doğu Akdeniz'de 19-27 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen faaliyetlerde, aracın operasyonel kabiliyetleri sahnede test edildi. Bu süreçte NETA 300, intikal güzergâhı boyunca karşısına çıkan mayın ve benzeri sualtı tehditlerini otonom olarak teşhis edip sınıflandırma süreçlerine katkı sundu.
Tatbikat senaryoları kapsamında görev yapan insansız sistem, bünyesinde barındırdığı yüksek çözünürlüklü sensörler ve gelişmiş sonar donanımları sayesinde sualtı taramalarını gerçekleştirdi. Mayın karşı tedbirleri operasyonlarında temel hedef, tehlikeli bölgelere insan unsurunu doğrudan göndermeden güvenli bir koridor oluşturmak olarak öne çıkıyor. NETA 300, personeli ve deniz platformlarını riske atmadan bu tehlikeleri bertaraf etme yolunda önemli bir rol üstlendiğini bu tatbikatla göstermiş oldu.
STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ tarafından geliştirilen sistem, teknik özellikleriyle de dikkat çekiyor. Kompakt ve modüler yapısıyla tasarlanan NETA 300, iki personel tarafından rahatlıkla taşınabiliyor. Azami 300 metre derinlikte operasyon yürütebilen araç, tek şarj veya yakıt döngüsünde 24 saate kadar kesintisiz görev yapabiliyor. Azami hızı 5 knot olarak belirlenen sistem, mayın avcılığının yanı sıra keşif, gözetleme ve liman savunması gibi farklı görev profillerine de uyum sağlayabiliyor.
Uzun süreli sualtı araştırmalarında kullanım esnekliği sunan modüler mimari, farklı görev ihtiyaçlarına göre ekipman değişimine olanak tanıyor. Daha önce yapılan açıklamalarla ilk yurt içi satış sözleşmesinin imzalandığı duyurulan NETA 300, Deniz Kuvvetlerinin envanterinde aktif olarak yer alacak sistemler arasında bulunuyor. Askerî alanların yanı sıra sivil denizcilikte de deniz tabanı araştırmaları, boru hattı denetimleri, yenilenebilir enerji tesis kontrolü ve deniz arkeolojisi gibi alanlarda değerlendirilmesi planlanıyor.
Tatbikat sırasında STM'nin diğer insansız sistemleri de farklı senaryolarda boy gösterdi. Beş adet KARGU vurucu İHA sürü halinde görev yaparken, avcı İHA TUNGA-X ise temsili düşman hava aracını etkisiz hale getirdi. Millî Savunma Bakanlığının koordinasyonundaki bu tatbikat, hava, suüstü, sualtı ve kara unsurlarının ortak çalışabilirliğini artırmayı hedefliyor.
AI YORUMU
Askerî denizcilikte otonom sistemlerin rolü, personel güvenliğini artırması bakımından stratejik bir dönüşüm yaratıyor. NETA 300'ün 300 metre derinlikte 24 saat kalabilmesi, geleneksel insanlı tarama faaliyetlerine kıyasla operasyon maliyetlerini düşürürken risk alanını sıfıra indiriyor. Özellikle kıyı savunması ve liman güvenliğinde bu tarz insansız araçların yaygınlaşması, deniz altı harbe hazırlık süresini doğrudan kısaltacaktır.
Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, yöneticilerine iç kontrol ve risk yönetimi sistemini anlatan bir eğitim düzenledi. Etkinlikte, müdürlüğün faaliyetleri ve 'İyilik Var' programı değerlendirildi. Şube Müdürü Ebru Doğan, katılımcılara sistemin işleyişini gösterdi. Eğitim, yöneticilerin risk farkındalığını artırmayı hedefledi.
İç Kontrol Eğitimi Bayburt Müdürlükleri için yeni bir standart belirledi
Eğitimde 'İyilik Var' programı detayları paylaşıldı
Şube Müdürü Ebru Doğan, sistem işleyişini yöneticilere anlattı
Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, geçen hafta düzenlediği etkinlikte yöneticilere yönelik bir iç kontrol eğitimine ev sahipliği yaptı. Müdürlük, 15 kişilik yönetici ekibiyle birlikte toplantı salonunda buluşarak faaliyet raporlarını ve program değerlendirmelerini paylaştı. Etkinlik, müdürlüğün yıllık performans değerlendirmesinin bir parçası olarak planlanmıştı. Katılımcılar, yeni risk yönetimi yaklaşımları hakkında bilgi alırken, kurumun şeffaflık hedeflerine de vurgu yapıldı. Etkinliğin amacı, yöneticilerin risk farkındalığını artırmak ve süreç iyileştirmelerini hızlandırmaktı. Müdürlük, bu eğitimle ilgili geri bildirim toplamak için anket dağıttı. Anket sonuçları, yöneticilerin eğitimden memnun kaldığını gösterdi.
Toplantıda, 'İyilik Var' programının hedefleri ve yürütme süreci ayrıntılı olarak ele alındı. Programın kapsamı, aile desteği ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi üzerine odaklanıyor. Müdürlük, programın bölgesel etkilerini ölçmek için belirli KPI’lar geliştirdi. Katılımcılar, bu göstergelerin gelecekteki stratejik planlamada nasıl kullanılacağını öğrendi. Programın sürdürülebilirlik hedefleri, 2025 yılına kadar 10.000 aileye ulaşmayı planlıyor. Müdürlük, bu hedefe ulaşmak için yerel iş birlikleri geliştirecek. Katılımcılar, programın toplumsal etki raporlarını inceleme fırsatı buldu.
Eğitim, İç Kontrol ve Risk Yönetimi Sistemi’nin temel bileşenlerini kapsadı. Şube Müdürü Ebru Doğan, sistemin adım adım işleyişini göstererek katılımcılara somut örnekler sundu. Doğan, risklerin erken tespiti ve önleyici önlemlerin nasıl entegre edileceğine dair vaka analizleri paylaştı. Eğitimin sonunda, yöneticiler sistemin günlük operasyonlara entegrasyonu konusunda sorular yönelttiler. Doğan, sistemin modüler yapısını vurgulayarak farklı şubelerde uygulanabilirliğini açıkladı. Ayrıca, risk analizinde kullanılan göstergelerin ölçümlerini örnekle gösterdi. Katılımcılar, sistemin veri toplama süreçlerini nasıl optimize edeceklerini öğrendi.
Eğitim süresince, katılımcılara sistemin kullanıcı arayüzü ve raporlama modülleri tanıtıldı. Doğan, raporların nasıl oluşturulacağı ve sonuçların nasıl yorumlanacağı konusunda interaktif oturumlar düzenledi. Ayrıca, müdürlüğün veri güvenliği protokolleri ile entegrasyon noktaları açıklandı. Katılımcılar, sistemle ilgili teknik sorularını yönelttiği için eğitimin interaktifliği artırıldı. Doğan, raporların otomatik güncellenmesi için bir zaman çizelgesi sundu. Ayrıca, veri toplama araçlarının entegrasyon sürecinde karşılaşılabilecek zorluklara değindi. Katılımcılar, bu zorlukları aşmak için öneri listesi hazırladı.
Yöneticilerin yeni sistemle ilgili farkındalığı, müdürlüğün karar alma süreçlerini hızlandıracak. Etkinlik, yöneticilerin riskleri önceden tespit etme yeteneğini geliştirecek. Müdürlük, bu eğitimin sonucunda operasyonel verimliliği %15 artırmayı hedefliyor. Ayrıca, programın şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarını güçlendireceği beklendi. Müdürlük, pilot uygulamadan elde edilecek verileri yıllık performans raporuna dahil edecek. Bu sayede, risk yönetimi süreçlerinin etkinliği ölçülebilir olacak. Yöneticiler, süreç iyileştirmeleri için somut eylem planları geliştirecek.
Bayburt İl Müdürlüğü, eğitimden sonra sistemin pilot uygulamasını başlatacak. İlk pilot sürecinde, 5 şube seçilecek ve performans izlenecek. Müdürlük, pilot sonuçlarını değerlendirerek sistemi tüm şubelere yaygınlaştırmayı planlıyor. Bu süreç, bölgenin sosyal hizmet kalitesini uzun vadede artırmayı amaçlıyor. Pilot sürecinin ilk aşamasında, sistemin kullanıcı dostu arayüzü test edilecek. Müdürlük, pilot sonuçlarına göre gerekli ayarlamaları yapacak. Başarılı pilot sonrası, sistem tüm şubelerde standart hale getirilecek.
AI YORUMU
Yöneticilere yönelik iç kontrol eğitimi, kurumun risk yönetimini sistematikleştirecek. Şube Müdürü Ebru Doğan’ın katılımcılara sunmuş olduğu somut örnekler, yöneticilerin günlük karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak. Bu sayede Bayburt İl Müdürlüğü, 2025 hedeflerine ulaşırken 10.000 aileye ulaşma planını destekleyecek. Eğitim sonrası pilot uygulama, sistemin tüm şubelerde uygulanabilirliğini test edecek; başarılı ise, verimlilik artışı %15’e kadar ulaşabilir.