Fotoğraf: Foreign and Commonwealth Office · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons
Özet
Garanti BBVA ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Global Expansion Day, girişimcileri ve yatırımcıları İstanbul'da buluşturacak. Etkinlik kapsamında uluslararası pazarlara açılma süreçleri ve başarı hikayeleri masaya yatırılacak.
Öne çıkanlar
Global Expansion Day, 3 Aralık 2026 tarihinde Wyndham Levent Hotel'de düzenlenecek.
Y Combinator girişimlerinden Kamion ve Freya kurucuları oturumlarda deneyimlerini paylaşacak.
Girişimlerle yatırımcıları buluşturan B2B eşleştirme görüşmeleri için son başvuru tarihi 2 Kasım.
Haberin Detayı
Garanti BBVA ev sahipliğinde hayata geçirilen Global Expansion Day, yerli girişim ekosistemini uluslararası aktörlerle aynı masada buluşturmaya hazırlanıyor. 3 Aralık 2026 tarihinde İstanbul Wyndham Levent Hotel adresinde düzenlenecek buluşma, sınır ötesi pazarlara açılmayı hedefleyen şirketlerin ihtiyaç duyduğu bağlantıları kurmayı amaçlıyor. Bir gün sürecek organizasyon boyunca konuşmalar, paneller, fireside chat oturumları ve birebir eşleştirme görüşmeleri gerçekleştirilecek.
Yatırımcılar ve girişimciler arasındaki birebir görüşmeler
Fotoğraf: Richter Frank-Jurgen · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons
Etkinliğin en dikkat çekici oturumlarından biri Y Combinator mezunu Kamion ve Freya kurucularının katılımıyla gerçekleşecek. Berkay Adlım ile Tunga Bayrak, globalleşme yolculuğunda karşılaşılan engelleri ve bu süreçten çıkarılan dersleri katılımcılara aktaracak. Ayrıca küresel pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlamanın yollarını tartışan paneller ve yakında ismi duyurulacak özel bir konukun ilham veren konuşması da programda yer alacak.
Programın merkezinde yer alan B2B matchmaking oturumları, girişimlerin yatırımcılar ve ülke delegasyonlarıyla önceden planlanmış birebir görüşmeler yapmasına olanak tanıyacak. İngiltere, Fransa ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkenin temsilcileri bu platformda yer alarak katılımcı listesini her geçen gün genişletiyor. Etkinlik öncesinde seçilen sınırlı sayıda girişim, uzman isimlerle bir araya gelerek hedefledikleri pazarları yakından tanıma şansı yakalayacak.
Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik daha önceki açıklamalarında, girişimciliği yalnızca ekonomik büyümenin değil aynı zamanda kültürel dönüşümün de anahtarı olarak gördüklerini belirtmişti. Bankanın yaklaşık yirmi yıldır girişimleri fikir aşamasından küresel ölçeğe varan süreçte desteklediğini hatırlatan Kezik, temel amaçlarının şirketleri yerel pazardan global sahneye taşıyacak doğru köprüleri kurmak olduğunu ifade etmişti.
Geçmişteki ikinci edisyonunda 400'den fazla özel davetliyi, 70'i aşkın yatırımcıyı ve 10'dan fazla ülke delegasyonunu ağırlayan organizasyon, bu yıl etki alanını daha da artırmayı hedefliyor. Küresel büyüme vizyonuna sahip olan ve etkinlikte yer almak isteyen girişimlerin, 2 Kasım tarihine kadar resmi web sitesi üzerinden başvurularını tamamlaması gerekiyor. Yapılacak değerlendirmelerin ardından uygun görülen ekipler B2B görüşmelerine davet edilecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Garanti BBVA'nın yirmi yıllık destek geçmişi, yerel girişimlerin uluslararası arenada varlık göstermesi açısından kritik bir eşik oluşturuyor. Özellikle Y Combinator gibi küresel hızlandırıcı programlarından gelen kurucuların deneyim aktarımı, erken aşama şirketlerin hatalardan kaçınmasını sağlayacaktır. Etkinliğe katılan 70'ten fazla yatırımcı ve 10'u aşkın ülke delegasyonu göz önüne alındığında, bu buluşma sadece bir networking etkinliği değil, aynı zamanda somut yatırımların kapısını aralayan ticari bir köprü işlevi görüyor.
Fotoğraf: Bogdan Hoyaux / European Union, 2024 / EC - Audiovisual Service
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, GO GLOBAL Türkiye Zirvesi'nde ABD ile ticaret hacmini 42 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini duyurdu. Geçen yıl %13 artışla 38,5 milyar dolara ulaşan iki ülke arasındaki ticaret, önümüzdeki yıl rekor seviyeye ulaşacak.
Ticaret hacmi geçen yıl %13 artarak 38,5 milyar dolar oldu
Bu yıl hedef 42 milyar doların üzerine çıkmak
Amerikan şirketleri 16,5 milyar dolar, Türk yatırımcıları 14,5 milyar dolar ABD'ye yatırım yaptı
İstanbul’da düzenlenen GO GLOBAL Türkiye Zirvesi’nde Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye‑ABD ticaret ilişkilerinin yeni bir seviyeye taşınacağını belirtti. Geçtiğimiz yıl iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi %13 artışla 38,5 milyar dolara yükselmişti ve bu yıl 42 milyar doları aşma hedefi belirlendi. Bolat, bu rakamın hem ihracatçıların hem de ithalatçıların beklentilerini karşılayacak bir büyüme olduğunu vurguladı.
Bakan, Amerikan şirketlerinin Türkiye’ye 16,5 milyar dolar doğrudan sermaye yatırımı yaptığını, Türk yatırımcıların ise ABD’de 14,5 milyar dolar değerinde projelere dahil olduğunu kaydetti. Bu yatırımlar, teknoloji, enerji ve otomotiv gibi stratejik sektörlerde yeni iş fırsatları yaratacak. Ayrıca, iki ülke arasındaki nihai ticaret hedefinin 100 milyar dolar olduğu ve uzun vadeli iş birliğinin sürdürülebilir büyüme sağlayacağı belirtildi.
Girişim ekosistemi ise 2019‑2024 döneminde 9,4 kat büyüyerek bölgedeki en hızlı gelişen teknoloji ortamı konumuna geldi. İstanbul, şu anda yedi unicorn girişime ev sahipliği yapıyor ve bu sayının artması bekleniyor.
Zirve kapsamında 100'ün üzerinde startup ve 50'yi aşkın uluslararası fon yöneticisi bir araya getirildi. Bakan, yapay zeka, fintech, siber güvenlik ve dijital dönüşüm alanlarında Türk‑Amerikan iş birliğinin güçlendirilmesinin, inovasyon ekosistemini canlandıracağını belirtti. Katılımcılar, ortak Ar‑Ge projeleri ve yatırım fırsatları üzerinde görüş alışverişinde bulundu.
Bakan Bolat, ticaret hacmindeki artışın sadece rakamsal bir büyüme olmadığını, aynı zamanda iki ekonominin birbirine entegrasyonunu derinleştireceğini sözlerine ekledi. ABD‑Türkiye ticaret ilişkilerinin genişlemesi, bölgesel tedarik zincirlerinin çeşitlenmesine ve istihdamın artmasına da katkı sağlayacak. Bu çerçevede, önümüzdeki yıllarda daha fazla ortak projeye ve yatırım fırsatına imza atılması bekleniyor.
AI YORUMU
Türkiye'nin ABD ile ticaret hacmindeki hızlı artış, dış ticaret dengesini güçlendirecek kritik bir adım. 42 milyar dolar hedefi, geçen yılın 38,5 milyar dolarını aşarak yeni bir eşiği geçiyor ve ihracatçılar için geniş pazar fırsatları sunuyor. Ancak bu büyüme, yatırım ortamındaki belirsizlikler ve küresel ticaret riskleriyle dengelenmeli; aksi takdirde sürdürülebilirlik sağlanamayabilir. Rekabetçi bir ortamda, hedef rakam önceki yılın seviyesinin %9 üzerindedir, bu da daha agresif pazarlama ve kalite odaklı stratejiler gerektirir.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonundaki İSTKA, kamu kurumlarının teknolojik ihtiyaçlarını karşılayacak girişimler için hibe programı başlattı. Kasım 2026'da başvuruları açılacak projede, seçilen startuplara konsept aşamasında 500 bin TL, MVP aşamasında ise 5 milyon TL'ye kadar ödeme yapılacak.
MVP aşaması için 5 milyon TL'ye varan geri ödemesiz destek verilecek.
Kamu kurumlarının projeler için herhangi bir mali yükümlülüğü olmayacak.
Başvurular govtech.istanbul portalı üzerinden Kasım 2026'da başlayacak.
İstanbul Kalkınma Ajansı, yerel yönetimlerin ve devlet dairelerinin günlük işleyişte karşılaştığı zorlukları teknoloji tabanlı projelerle aşmak amacıyla kapsamlı bir hibe paketi hazırladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı denetiminde yürütülecek GovTech İstanbul isimli çalışma, kamusal hizmetlerin dijitalleşmesini hızlandırmayı ve girişim ekosistemini kamu projeleriyle buluşturmayı hedefliyor. Modelin temel işleyişine göre kurumlar sıkıntılarını bildirirken, girişimciler bu alanlara özel projeler geliştiriyor ve tüm finansman süreci İSTKA tarafından üstleniliyor.
Proje süreçleri toplamda dört aşamadan meydana geliyor ve her adım belirli takvim kurallarına göre işliyor. İlk etapta yayımlanan çağrılara başvuran adaylar arasından en fazla üç startup seçiliyor ve konsept aşaması için 500 bin lira hibe alıyor. Kurumlar bu süreç sonunda bir girişimi seçerek MVP geliştirme aşamasına geçiyor. Girişimciler dört aylık zaman zarfında, gerektiğinde üç ay daha uzatılabilen süre içinde çalışan ürünü tamamlıyor ve Demo Day etkinliğinde sergiliyor. Destek ödemeleri, kurum ürünü resmen kabul ettikten sonra hesaba aktarılıyor.
Destek programından faydalanabilecek kurumlar arasında bakanlıklar, merkezi idare birimleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, İSKİ, İETT, valilikler, kaymakamlıklar ve devlet üniversiteleri yer alıyor. Buna karşın belediye iştirak şirketleri ve iktisadi teşekküller başvuru yapamıyor. Yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti, robotik ve siber güvenlik gibi alanlardaki yenilikçi fikirler kabul görürken, klasik lisans satın alımları veya tek bir kurumun kendi iç süreçlerine özel çözümler kapsam dışında bırakılıyor.
Başvuru portalı govtech.istanbul üzerinden yürütülecek süreç, Kasım 2026 başı itibarıyla aylık dönemler halinde işlemeye başlayacak. Başvuruların son kabul tarihi her ayın son günü olarak belirlenirken, ilk değerlendirmeler Aralık 2026 tarihinde yapılacak. Süreç boyunca kamu başvuruları 31 Mayıs 2027 tarihine kadar kabul edilecek ve dosyalar bağımsız bir komite tarafından incelenerek nihai karar verilecek.
AI YORUMU
Kamu kurumlarının teknolojik dönüşüm süreçlerinde bütçe engeline takılmadan yerli girişimlerle ortaklık kurabilmesi, ekosistem için uzun vadeli bir fırsat yaratıyor. İSTKA'nın sağladığı 5 milyon TL'lik üst limit, özellikle erken aşamadaki girişimlerin ürünlerini ölçeklemesi için somut bir can suyu niteliği taşıyor. Belediyeler ve bakanlıkların bu süreçte mali yük taşımaması, katılım oranını artıran en kritik unsur olarak öne çıkıyor. Şayet seçilen projeler kamu nezdinde karşılık bulursa, kamusal hizmet kalitesinde ciddi bir hızlanma görülebilir.
Kripto para piyasasındaki en büyük iki varlık olan Bitcoin ve Ethereum tabanlı borsa yatırım fonlarına yönelen sermaye akışında belirgin bir hızlanma görüldü. Yatırımcıların bu dijital varlıklara olan ilgisi küresel çapta artış gösterirken fon hacimleri de bu gelişmeyle birlikte yukarı yönlü bir ivme yakaladı.
Bitcoin ve Ethereum ETF varlıklarına doğru olan fon girişleri hız kazandı.
Küresel yatırımcıların kripto para borsasındaki ürünlere ilgisi bariz şekilde arttı.
Dijital varlık fonlarının işlem hacimlerinde yeni bir hareketlilik yaşandı.
Küresel finans piyasalarında dijital varlıklara yönelik ilgi her geçen gün farklı bir boyut kazanırken, borsa yatırım fonları üzerinden yapılan işlemler de bu durumdan doğrudan etkileniyor. Özellikle piyasanın öncü isimleri konumundaki Bitcoin ve Ethereum varlıklarına odaklanan fonlar, son dönemde yatırımcılardan gelen yoğun talebi karşılamaya çalışıyor. Sermaye sahiplerinin bu iki büyük varlığa olan güvenini tazeleyen süreç, fon yöneticilerinin de portföy stratejilerini yeniden gözden geçirmesine zemin hazırlıyor.
Piyasa verileri incelendiğinde, söz konusu fonlara giriş yapan nakit miktarındaki artışın kısa süre içinde işlem hacimlerine de yansıdığı net bir şekilde görülüyor. Kurumsal yatırımcıların yanı sıra bireysel yatırımcıların da bu finansal araçlara yönelmesi, borsalardaki likidite oranlarını doğrudan yukarı taşıyor. Analistler, gelen bu taze sermayenin varlık fiyatları üzerinde dengeleyici bir rol oynamasını beklerken, fonların gördüğü ilginin sürdürülebilirliği konusunda da çeşitli değerlendirmeler yapıyor.
Gelişen piyasa dinamikleri çerçevesinde, geleneksel finans sisteminin kripto varlıklarla entegrasyonu da hız kesmeden devam ediyor. Fonlara akan bu yüksek hacimli sermaye, regülasyonlar ve güvenlik standartları açısından da yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Yatırımcıların risk iştahını doğrudan etkileyen bu dönemeçte, dijital varlık ürünlerinin sunduğu esneklik ve erişilebilirlik en büyük avantaj olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde makroekonomik verilerin ve merkez bankası kararlarının bu fon akışını nasıl şekillendireceği yakından izleniyor. Uzmanlar, yatırımcı tabanının genişlemesiyle birlikte piyasadaki dalgalanmalarının yön değiştirebileceğine işaret ediyor. Borsa yatırım fonları üzerinden işlem yapanların sayısı artarken, ekosistemin bütünü bu sermaye hareketliliğinden doğrudan pay alıyor.
AI YORUMU
Sermaye akışındaki bu ani hızlanma, kripto varlıkların geleneksel finans portföylerindeki yerini sağlamlaştırırken yatırımcıların risk algısını da dönüştürüyor. Geleneksel piyasalardaki dalgalanmalardan kaçmak isteyen sermaye sahipleri için bu fonlar bir sığınak işlevi görürken, olası bir regülasyon baskısında bu paranın ne kadar kalacağı soru işaretlerini koruyor. Bireysel yatırımcılar için bu durum hem yeni bir kazanç kapısı aralıyor hem de ani fiyat hareketlerine karşı kayıp riskini artırıyor. Eğer bu fonlara gelen günlük girişler mevcut seviyelerini korumayı başarırsa, yılın geri kalanında dijital varlıkların piyasa değerinde kalıcı bir taban oluşması kaçınılmaz hale gelecektir.
Dünya Altın Konseyi tarafından paylaşılan verilere göre dijital altın piyasasının büyüklüğü 2031 yılında 170 milyar dolara yükselebilir. Uzun vadeli potansiyel talebin ise uygun şartların sağlanması durumunda 700 milyar doları bulması öngörülüyor.
Dijital altın piyasası 2025 başından bu yana üç kat büyüyerek 55 milyar dolara ulaştı.
Tokenleştirilmiş altının spot işlem hacmi 2026 ilk çeyreğinde 90 milyar doları aştı.
Yatırımcıların yüzde 90'ı uygun koşullarda dijital altına yönelmeye istekli olduğunu belirtti.
Altın birikimi yapmak isteyenler için geleneksel yöntemlerin yanı sıra dijital ürünlerin payı hızla artış gösteriyor. Dünya Altın Konseyi'nin yayımladığı geniş kapsamlı araştırma, küresel çapta dijital altın piyasasının mevcut durumunu ve gelecekteki büyüme potansiyelini gözler önüne seriyor. On iki binden fazla bireysel katılımcı ve sektör uzmanının katkı sunduğu çalışma, dijital varlıklara duyulan ilginin yüksek düzeyde seyrettiğini doğruluyor.
Mevcut veriler incelendiğinde 2025 yılının başından itibaren yaklaşık üç kat genişleyen piyasanın 55 milyar dolar seviyesine yaklaştığı görülüyor. Yaklaşık 13 trilyon dolarlık devasa fiziki altın pazarıyla kıyaslandığında dijital ürünlerin payı hâlâ yüzde 1 sınırının altında kalıyor. Buna karşın dünyada yetmişten fazla alternatif dijital altın ürünü yatırımcılara sunulurken, özellikle blokzincir tabanlı token seçeneklerinin işlem hacmindeki yukarı yönlü ivme dikkat çekiyor.
Bu hacim yaklaşık 370 tonluk fiziki altına denk gelirken, küresel altın ETF varlıklarının yüzde sekizlik dilimine ulaştı. Araştırma katılımcılarının yaklaşık yüzde doksanı, gerekli güven ve erişim kolaylığı sağlandığı takdirde dijital ürünlere yatırım yapabileceğini ifade ediyor.
Farklı yaş gruplarının dijital altına bakışı incelendiğinde 25 ila 34 yaş aralığındaki bireylerde farkındalık oranının yüzde elliye ulaştığı, elli beş yaş ve üzerindekilerde ise bu oranın yüzde yirmi üçte kaldı görülüyor. Hindistan, Çin ve Endonezya gibi ödeme sistemlerine entegrasyon sağlanan bölgelerde kullanım oranlarının diğer pazarlara göre yedi kata kadar çıktığı belirtiliyor. Piyasada PAX Gold ve Tether Gold gibi ürünler tokenleştirilmiş emtia hacminin büyük bölümünü sırtlıyor.
Konseyin temel senaryo tahminlerine göre piyasa her yıl ortalama yüzde yirmi yedi büyüyerek 2031 yılına kadar 160 ila 170 milyar dolar aralığına ulaşabilir. Erişim engellerinin tamamen ortadan kalkması halinde ise uzun vadeli talep potansiyelinin 700 milyar dolara tırmanabileceği hesaplanıyor. Türkiye genelinde ve Hatay gibi yerel pazarlarda altın tasarrufu yaygın bir alışkanlık olmaya devam ederken, bu tür alternatif dijital araçların yatırımcıların tercih masasındaki ağırlığı da kademeli olarak artıyor.
AI YORUMU
Geleneksel birikim alışkanlıklarının teknolojik altyapıyla buluşması, bireysel yatırımcılar için yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Piyasada görülen yüzde 1'lik pay henüz mütevazı bir seviyede kalsa da, 2026 yılı ilk çeyreğinde 90 milyar doları aşan işlem hacmi bu alanın hızla olgunlaştığını kanıtlıyor. Hizmet sağlayıcılara duyulan güvenin yüzde 80 oranında öncelikli koşul olarak görülmesi, düzenlemelerin ve saklama koşullarının ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Eğer saklama ve likidite riskleri şeffaf bir şekilde çözülürse, 700 milyar dolarlık uzun vadeli talep potansiyeli gerçeğe dönüşebilir.