Ticaret Bakanlığı, ihracatçıları desteklemek için Marka ve Turquality programlarında köklü değişiklikler yaptı. Firma, kullanmadığı desteği 5 yıl sonraya taşıyabilecek. Fuar giderleri yüzde 75 oranında karşılanacak.
Öne çıkanlar
Hedef pazar desteği 5 yıl sonraya taşınabilecek
Türk ihracat fuarlarına katılım %75 destekleniyor
Yazılım alımlarında TÜR Belgesi şartı arandı
Haberin Detayı
Ticaret Bakanlığı, küresel pazarda Türk markalarının konumunu güçlendirmek amacıyla Marka ve Turquality Destek Programı'nda önemli düzenlemelere gitti. Yeni genelge, şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinde yerli teknoloji çözümlerini kullanmasını teşvik eden somut adımlar içeriyor.
Düzenlemelerle birlikte şirketlerin hedef pazarlara yönelik destek süresinin etkin kullanımı amaçlanıyor. Bu kapsamda, herhangi bir ödeme yapılmayan yılların bir defaya mahsus olmak üzere mevcut 5 yıllık destek süresinin sonuna eklenmesine olanak tanındı. Bu esneklik, ihracatçıların markalaşma faaliyetlerini daha verimli planlamasına ve bütçelerini uzun vadede optimize etmesine imkân verecek.
Türk ürünlerinin uluslararası fuarlardaki görünürlüğünü artırmak amacıyla finansal destekler de genişletildi. Ödemeler destek üst limitinden muaf tutularak, güçlü markaların bu etkinliklerde daha etkin biçimde temsil edilmesi hedefleniyor.
Yurt dışındaki alıcı ve kamu temsilcilerinin Türkiye'ye davet edilmesi de yeni destek kalemleri arasına girdi. Bu uygulama ile yabancı alıcıların üretim altyapısını ve kalite standartlarını yerinde görmesi sağlanarak potansiyel işbirliklerinin kapısı açılıyor. Şirketlerin yurt dışındaki bayi ve distribütörlerindeki markaya özgü teşhir alanları da finansal destek kapsamına alındı.
Bakanlık, Türk şirketlerinin yalnızca ürün satan değil, uluslararası marka değeri oluşturan küresel oyuncular haline gelmesini hedefliyor. Bu bütüncül yaklaşım, Türkiye'nin 'Türk Malı' çatı markasını güçlendirirken yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ihracatın artmasını da destekliyor. Düzenlemeler, ihracatçıların değişen ihtiyaçlarına göre programın sürekli iyileştirilmesi vizyonunun bir parçası olarak hayata geçirildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Bu düzenleme, markalaşma bütçesini tek seferde harcamak zorunda kalmayan KOBİ'ler için ciddi bir nakit akışı rahatlaması anlamına geliyor. Özellikle TÜR Belgesi şartı, devlet desteğinin yerli yazılım geliştiricilerine akmasını sağlayarak teknoloji transferi yaratıyor. Ancak yüzde 75'lik fuar desteğinin üst limit muafiyeti, sadece rekabetçi olan şirketlerin bu kaynağı en verimli şekilde kullanmasını teşvik edecek. Eğer şirketler bu ek 5 yıllık süreyi yeni pazar açılımlarına harcarlarsa, mevcut ihracat rakamlarında kalıcı bir artış bekleniyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin eylül ayında 25,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek 103 yıllık Cumhuriyet tarihindeki en yüksek ikinci aylık seviyeye ulaştığını açıkladı. Bölgesel gerilimlere rağmen ihracat hacmi yılın dokuz ayında yüzde 5,2 artış gösterdi.
Eylül ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,3 artarak 25,9 milyar dolar oldu.
Yılın ilk dokuz ayında toplam ihracat 210,9 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Dış ticaret açığı eylül ayında yıllık bazda yüzde 25,8 oranında geriledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından paylaşılan eylül ayı dış ticaret verileri, Türkiye’nin küresel ekonomik zorluklara rağmen ihracatta gösterdiği güçlü performansın altını çiziyor. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,3 oranında büyüme kaydeden ihracat rakamı, 25 milyar 967 milyon dolarla tüm zamanların en yüksek ikinci aylık verisi olarak kayıtlara geçti. Bu başarı, özellikle bölgesel savaşların ve dünya genelindeki ticaret korumacılığının yarattığı olumsuz koşullara rağmen elde edildi.
Yılın geride kalan dokuz ayına bakıldığında, ihracatın yüzde 5,2 artışla 210 milyar 952 milyon dolara ulaştığı görülüyor. Yıllıklandırılmış mal ihracatı ise 283,7 milyar dolarla Orta Vadeli Program hedeflerinin üzerine çıktı. Bu durum, Türkiye’nin küresel ticaret ağındaki yerini genişletmeye ve zorlu uluslararası şartlarda dahi dış satım hacmini korumaya yönelik stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
İthalat tarafındaki artışın ihracata kıyasla daha sınırlı kalması, dış ticaret dengesindeki iyileşmeyi hızlandırdı. Eylül ayında mal ithalatı yıllık bazda sadece yüzde 5,6 yükselerek 31 milyar 130 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İhracattaki çift haneli büyüme ve ithalattaki bu dengeli seyir sayesinde, aylık dış ticaret açığı yüzde 25,8 oranında azalarak 5 milyar 163 milyon dolara geriledi.
Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı ise 95 milyar 976 milyon dolar olarak kaydedilirken, dış ticaret istatistikleri ve hizmetler dengesi verileri cari işlemler hesabında eylül ayında 2 milyar doların üzerinde fazla beklentisini destekliyor. Bakan Bolat, mevcut jeopolitik gerginliklere ve zayıf dış talebe rağmen ihracattaki dirençli görünümün korunacağını ifade ediyor. Yıl sonu itibarıyla mal ve hizmet ihracatında 410 milyar dolarlık eşiğin aşılması temel hedef olarak belirlendi.
Orta Vadeli Program çerçevesinde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payını artırmaya yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Düşük ve orta teknoloji sektörlerinde yapılacak dijital ve yeşil dönüşüm destekleriyle firmaların daha rekabetçi bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Ayrıca, yurt içi üreticileri haksız rekabete karşı korumak adına uluslararası ticaret hukukuna uygun yeni önlemlerin devreye alınacağı vurgulanıyor.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin küresel ticaretten aldığı payı yükseltmek için yeni dinamiklere uygun politikalar uygulanmaya devam edecek. Özellikle teknoloji odaklı üretim modellerine geçiş süreci, Türkiye'nin ihracat portföyünü çeşitlendirme hedefi için kritik bir rol oynuyor. Bakanlık, yerli üretimi destekleme ve uluslararası piyasalarda daha güçlü bir konum elde etme amacına yönelik atılacak adımların temelini bu dönüşüm vizyonuna bağlıyor.
AI YORUMU
Eylül ayı verileri, Türkiye’nin dış ticaret dengesini iyileştirmek adına ihracatı yüksek katma değerli ürünlere kaydırma sürecinin hızlanması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor. İhracattaki 25,9 milyar dolarlık hacim, küresel talep zayıflığına rağmen üreticilerin pazar çeşitlendirme kapasitesini koruduğuna işaret ediyor. Özellikle dış ticaret açığındaki yüzde 25,8’lik azalma, cari dengeyi destekleyerek ekonomik kırılganlıkları sınırlıyor. İthalatın ihracattan daha yavaş artması, döviz çıkışını kontrol altına alan bir senaryo sunarken, bu başarının sürdürülebilirliği tamamen teknoloji odaklı üretim hedeflerinin ne hızla hayata geçeceğine bağlıdır.
Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki dış ticaret hacmi geçen yıl 38,5 milyar dolara ulaştı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2025 verilerini paylaşırken yeni dönem hedeflerini de duyurdu.
İkili ticaret hacmi 2025 yılında yüzde 13 artarak 38,5 milyar dolara ulaştı.
2026 yılında ticaret hacminin 42 ila 43 milyar dolar seviyesini aşması bekleniyor.
Amerikan şirketlerinin Türkiye'deki doğrudan yatırımları 16,5 milyar doları buldu.
İstanbul'da gerçekleştirilen GO GLOBAL Türkiye Zirvesi'nde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ilişkiler masaya yatırıldı. Toplantıda dünyanın önde gelen yatırımcıları ile yerli girişimciler bir araya gelerek yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Etkinlikte konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülke arasındaki ticari faaliyetlerin kararlılıkla büyümeye devam ettiğini ifade etti.
Bakan Bolat'ın paylaştığı verilere göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 yılında önceki yıla kıyasla yüzde 13 oranında artış gösterdi. Bu artışla birlikte hacim 38,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bolat, 2026 yılı için daha iddialı bir hedef koyarak ikili ticarette 42 ile 43 milyar dolar aralığının kesinlikle aşılacağını belirtti. Uzun vadede ise 2028 yılına kadar 50 milyar dolarlık hacme ulaşılması hedefleniyor.
Ekonomik ilişkilerin yalnızca mal alım satımıyla sınırlı kalmadığı, savunma sanayisi ve havacılık alımlarının yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatının da pay sahibi olduğu aktarıldı. Öte yandan Amerikan sermayeli şirketlerin Türkiye'deki doğrudan yatırımları 16,5 milyar doları bulurken, bu süreçte 60 milyar dolarlık ek yatırım yapıldı. Türk yatırımcıların Amerika Birleşik Devletleri'ndeki doğrudan yatırımları ise 14,5 milyar dolar seviyesinde kaydedildi.
Zirvede Türk girişim ekosisteminin büyüme rakamları da kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye'deki girişimlerin toplam değerinin 40 milyar avroyu geride bıraktığı, girişim sermayesi desteği alan şirket sayısının ise bin sınırını aştığı açıklandı. 2019 ile 2024 yılları arasında girişim ekosisteminin yaklaşık 9,4 kat büyüdüğü, özellikle finansal teknolojiler ile oyun sektörlerinin uluslararası yatırımcıların odağında olduğu vurgulandı.
İstanbul'un yedi unicorn şirkete ev sahipliği yaptığını belirten yetkililer, Türkiye'nin girişimcilik alanındaki konumunu her geçen gün güçlendirdiğini kaydetti. Etkinliğe katılan 50'den fazla uluslararası fon yöneticisi, Türkiye'deki yüzün üzerinde yenilikçi girişimle temas kurma imkânı buldu. Son yirmi üç yılda Türkiye'nin milli gelirinin ve ihracat rakamlarının kaydettiği artış, ülkeye gelen doğrudan yabancı yatırımların hacmini de artırdı.
AI YORUMU
İki ülke arasındaki ticaret hacminin 40 milyar dolar sınırına dayanması, dış ticarette çeşitliliğin artırılması açısından somut bir gösterge niteliği taşıyor. Açıklanan 38,5 milyar dolarlık 2025 hacmi, hedeflenen 100 milyar dolarlık uzun vadeli vizyon için atılan adımların hızlandığını gösteriyor. Özellikle teknoloji ve finansal teknolojiler alanındaki yatırımlar, ihracatın katma değerli ürünlere kaymasını hızlandırabilir. Bu doğrultuda Türk girişimlerinin uluslararası fonlara erişimi kolaylaşmazsa, büyüme hızı öngörülen takvimin gerisinde kalabilir.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve otomotiv sektörü temsilcileri, Avrupa Birliği'nin Made in EU düzenlemesinde Türkiye'nin kapsamda kalması için bir araya geldi. Yapılan görüşmelerde, ortak üretim ve tedarik zincirlerinin korunması hedefleniyor.
Ticaret Bakanlığı ve sektör temsilcileri Made in EU taslağını masaya yatırdı.
Türkiye'nin kapsam dışında kalması durumunda üretim tesislerinin durma riski bulunuyor.
TİM, OİB, OSD ve TAYSAD yöneticileri toplantıya katılan kurumlar arasında yer aldı.
Türkiye, Avrupa Birliği'nin hazırladığı Made in EU düzenlemesinde herhangi bir hak kaybı yaşamamak ve kapsam dışında kalmamak adına diplomatik ve sektörel temaslarını hızlandırdı. Gümrük Birliği sürecinden bu yana kurulan üretim ve tedarik entegrasyonunun korunması, ülkenin ekonomik istikrarı için kritik bir başlık oluşturuyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ülkedeki otomotiv sektörünün önde gelen isimleriyle bir araya gelerek taslak metindeki son durumu ayrıntılı şekilde inceledi. Gerçekleştirilen bu kritik buluşmaya Türkiye İhracatçılar Meclisi, Otomotiv İhracatçıları Birliği, Otomotiv Sanayi Derneği ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği başkanları ile üst düzey yöneticileri katılım gösterdi.
Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmelerde, düzenlemenin Türkiye'yi dışarıda bırakacak biçimde hayata geçirilmesinin yalnızca yerli üreticileri değil, aynı zamanda Türkiye'den parça alan Avrupalı otomotiv şirketlerini de olumsuz etkileyeceği vurgulandı. Avrupa sanayisinin rekabet gücünü koruması adına mevcut tedarik ağlarının zarar görmemesi gerektiği ifade edildi.
Sektör temsilcileri de Avrupa'daki karar alıcılara Türkiye'deki üretim tesislerinin kıtasal ekosistem açısından taşıdığı stratejik değeri aktarmaya devam ediyor. Taslak kapsamında yerli üretime verilecek avantajların Türkiye'yi kapsaması, şirketlerin herhangi bir ek vergi veya kısıtlama ile karşılaşmadan faaliyetlerini sürdürmesini sağlayacak.
Eğer Türkiye düzenlemeden muaf tutulursa, ülkede üretilen taşıtlar ve parçalar Avrupa içerisindeki kamu alımlarından ve destek mekanizmalarından yararlanamayacak. Bu senaryo, ihracat hacminin düşmesine ve yatırımların AB üyesi diğer ülkelere kaydırılmasına zemin hazırlayabileceği için taraflar ortak bir çözüm için çaba harcıyor.
AI YORUMU
Ticaret Bakanlığı ile otomotiv örgütlerinin yürüttüğü bu temaslar, Gümrük Birliği ortaklığının geleceğini doğrudan belirliyor. Eğer Türkiye düzenlemenin dışında bırakılırsa, yerli tesislerden Avrupa'ya yapılan sevkiyatlar ek vergi ve kısıtlamalarla karşı karşıya kalacak. TAYSAD, OSD, OİB ve TİM gibi çatı kuruluşların ortak hareket etmesi, tedarik zincirindeki kırılmaları önlemek adına atılan en somut adım olarak öne çıkıyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından düzenlenen TİMWINGS etkinliğinde, F-35 uçaklarının radar görünürlüğünü düşüren polimer teknolojisi kadın girişimcilerle paylaşıldı. Bilimsel bilginin ekonomik değere dönüşümünü hedefleyen buluşmada, ihracat süreçlerinde inovasyonun rolü ve uluslararası pazarlara giriş stratejileri detaylıca ele alındı.
F-35 uçaklarının radar görünürlüğünü azaltan polimer teknolojisi kadın girişimcilere tanıtıldı.
TİM Dış Ticaret Kompleksi'ndeki etkinlikte bilimsel bilginin ticari değere dönüşümü işlendi.
TİMWINGS programı kadın ihracatçıların küresel pazardaki görünürlüğünü artırmayı amaçlıyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi bünyesinde yürütülen TİMWINGS programı, savunma sanayisi ve ileri malzeme teknolojileri alanında uzman isimleri kadın iş insanlarıyla bir araya getirdi. İstanbul'daki TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde gerçekleşen özel oturumda, havacılık sektörünün çehresini değiştiren polimer teknolojileri ana gündem maddesi oldu. Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Ergün Kırlıkovalı, F-35 savaş uçaklarının radar izini minimize eden özel kaplama teknolojileri üzerine yürüttüğü çalışmaları detaylandırdı.
Teknolojik bilginin basit bir laboratuvar verisi olmaktan çıkıp nasıl yüksek katma değerli bir ekonomik ürüne evrilebileceği konusunda katılımcılara rehberlik edildi. Kırlıkovalı, bilimsel bir buluşun uluslararası piyasalarda ticari başarıya dönüşebilmesi için gereken girişimcilik vizyonunu ve rekabet stratejilerini örneklerle açıkladı. Bu süreçte inovasyonun sadece bir üretim aşaması değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümenin temel yapı taşı olduğu vurgulandı.
Oturum süresince kadınların ihracat dünyasındaki temsiliyetini güçlendirecek yöntemler üzerinde duruldu. Betül Gülbahar ve Sevda Kayhan Yılmaz gibi sektör temsilcilerinin moderasyonunda yürütülen tartışmalarda, kadın girişimcilerin küresel ticaretteki engelleri nasıl aşabileceği irdelendi. Programın temel hedefinin, katılımcıların uluslararası ağlara erişimini kolaylaştırmak ve sektörel iş birliklerini teşvik etmek olduğu belirtildi.
TİMWINGS, yalnızca bilgi paylaşımıyla sınırlı kalmayıp aynı zamanda finansmana erişim ve kurumsal kapasite geliştirme gibi konularda da destek sunuyor. Kadın ihracatçıların küresel piyasalarda daha aktif rol almalarını destekleyen bu platform, yeni iş bağlantılarının kurulması için bir köprü işlevi görüyor. Etkinliğe katılan girişimciler, özellikle havacılık gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlarda kadın istihdamının ve liderliğinin artırılması konusunda ortak bir vizyonda birleşti.
Etkinliğin sonunda, bilim ve sanayinin kesişim noktasında yer alan kadınların dünya ticaretine yön verme potansiyeli bir kez daha kanıtlandı. Kırlıkovalı’nın paylaştığı teknik deneyimler, katılımcılara inovatif bakış açısının sadece savunma sanayisinde değil, tüm ihracat kalemlerinde uygulanabileceğini gösterdi. Program, kadınların ekonomik hayattaki etkisini genişletmek üzere ilerleyen dönemlerde de benzer tematik buluşmalara ev sahipliği yapmaya devam edecek.
AI YORUMU
Bilimsel uzmanlığın ticari vizyonla harmanlanması, ihracat kalemlerimizin teknolojik derinliğini artırmak adına temel bir zorunluluktur. F-35 gibi karmaşık savunma projelerinde kullanılan polimer teknolojisi üzerinden kurulan bu köprü, kadın girişimcilerin sadece geleneksel sektörlerde değil, yüksek teknoloji üretiminde de yer alabileceğini gösteriyor. Yerel şirketlerin bu tür stratejik bilgi paylaşımlarıyla küresel tedarik zincirlerine entegre olması, sadece pazar payını artırmakla kalmayıp, ürün başına elde edilen katma değeri de doğrudan yukarı taşıyacaktır.