PİYASA
Ekonomi

Türk üreticiler Güney Afrika'daki fuarda 10 firmayla boy gösterdi

Türk üreticiler Güney Afrika'daki fuarda 10 firmayla boy gösterdi

Özet

27-29 Ekim tarihlerindeki organizasyonda Türk üreticiler 140 metrekarelik alanda potansiyel alıcılar ve distribütörlerle ticari görüşmeler yürüttü.

Öne çıkanlar

  • Türkiye, Cape Town'daki ambalaj fuarına 10 firma ile milli katılım sağladı.
  • Türk üreticiler 140 metrekarelik stant alanında yeni nesil teknolojilerini tanıttı.
  • Fuarın ikinci gününde ziyaretçi yoğunluğunun artmasıyla ticari temaslar hız kazandı.

Haberin Detayı

Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde yer alan Uluslararası Kongre Merkezi, ambalaj ve gıda işleme sektörlerinin küresel temsilcilerine ev sahipliği yaptı. 27-29 Ekim tarihlerinde kapılarını açan Propak Cape 2026 Fuarı bünyesinde plastik, baskı ve etiketleme alanında faaliyet gösteren çok sayıda uluslararası marka stant açtı. Türkiye organizasyonda ulusal düzeyde temsil edilerek yerli üretim gücünü ve yeni nesil teknolojilerini Afrika kıtasına taşıdı. Türk firmaları üç gün süren etkinlik boyunca bölgedeki potansiyel alıcılarla doğrudan temas kurma şansı elde etti.

Fuara Türkiye'den katılan 10 farklı üretici firma, sahip oldukları gelişmiş makine ve teknolojik çözümleri uluslararası katılımcılara doğrudan sundu. Türkiye'nin Cape Town Başkonsolosu Yonca Sunel ile Pretoria Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Yasin Sarman etkinlik alanını bizzat ziyaret ederek yerli firmalarla bir araya geldi. İlk gün nispeten sakin geçen fuarda ikinci günden itibaren ziyaretçi trafiği belirgin şekilde arttı. Katılımcı şirketler bu hareketlilik sayesinde çok sayıda potansiyel müşteri ve sektör temsilcisiyle verimli görüşmeler gerçekleştirdi.

Başkonsolos Yonca Sunel, Western Cape eyaletinin sahip olduğu güçlü ekonomik altyapıya işaret ederek bölgenin tarım, gıda üretimi, işleme ve ihracat alanlarındaki potansiyelini vurguladı. Bölgede üretilen gıda maddelerinin işlenmesi, standartlara uygun paketlenmesi, depolanması ve küresel pazarlara ulaştırılmasının yerel ekonomi çarkları açısından önemini ifade etti. Sunel, modern ambalaj teknolojilerinin yerli üreticilerin rekabet gücü üzerinde doğrudan belirleyici olduğunu aktardı. Ayrıca organizasyonun uluslararası tedarikçiler ile yatırımcıları buluşturan bir köprü görevi gördüğünü belirtti.

Türk sanayisinin üretim kapasitesi ve teknolojik yetkinliğinin Güney Afrika ile dünya pazarlarına tanıtılmasını değerlendiren Sunel, fuarların ticari ağları genişlettiğini kaydetti. Bu tür küresel organizasyonların yalnızca mevcut ürünleri sergilemekle kalmadığını, uzun vadeli ortaklıkların zeminini hazırladığını dile getirdi. Bölgesel pazarlara açılma noktasında yeni distribütörlük anlaşmalarının kurulmasının hedeflendiğini belirtti. Yapılan temasların iki ülke arasındaki ticari hacme katkı sunması öngörülüyor.

Milli katılım organizasyonundan sorumlu Onur Çanga ise Türk firmalarının fuar alanında toplam 140 metrekarelik bir stant alanında ürünlerini sergilediğini açıkladı. Güney Afrika'nın kıtanın en gelişmiş sanayi altyapılarından birine sahip olduğunu vurgulayan Çanga, ambalaj ve gıda işleme sektörlerindeki makine ihtiyacının aralıksız büyüdüğünü dile getirdi. Ülkenin diğer Afrika pazarlarına erişim sağlamak isteyen Türk ihracatçıları için stratejik bir dağıtım merkezi konumunda bulunduğunun altını çizerek ifade etti.

Türk üreticilerin sunduğu uygun fiyat-kalite dengesi ile esnek üretim imkanlarının pazardaki rekabet gücünü artırdığını söyleyen Çanga, fuar süresince yürütülen temasların olumlu sonuçlar vereceğini öngördüklerini aktardı. Potansiyel alıcılar ve bölgesel distribütörlerle yapılan ikili görüşmelerin ileriki aylarda somut siparişlere dönüşmesi bekleniyor. Türk şirketlerinin bu hamlelerle birlikte Afrika kıtasında kalıcı temsilcilikler edinmesi ve pazar paylarını artırması hedefleniyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Türk ambalaj üreticilerinin Afrika pazarında kalıcı olabilmesi için ürün satışının ötesinde yerel teknik servis ağları kurması şarttır. Propak Cape 2026 Fuarı'nda 10 firmayla kaplanan 140 metrekarelik stant alanı, sanayi altyapısı güçlü Güney Afrika pazarına giriş için somut bir zemin oluşturuyor. Bu hamle, kıtada Avrupalı rakip üreticilerin hakimiyetini kırarak Türk ihracatçısına yeni pazar payı kazandıracaktır. Kurulan ikili görüşmeler ilk altı ay içinde resmi distribütörlük anlaşmalarına dönüştürülemezse, bölgedeki fiyat rekabetinde avantaj kaybedilebilir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Ekonomi
    Ticaret Bakanlığı: Eylül ayında ihracat 25,9 milyar dolarla rekor kırdı

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin eylül ayında 25,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek 103 yıllık Cumhuriyet tarihindeki en yüksek ikinci aylık seviyeye ulaştığını açıkladı. Bölgesel gerilimlere rağmen ihracat hacmi yılın dokuz ayında yüzde 5,2 artış gösterdi.

    • Eylül ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,3 artarak 25,9 milyar dolar oldu.
    • Yılın ilk dokuz ayında toplam ihracat 210,9 milyar dolar seviyesine ulaştı.
    • Dış ticaret açığı eylül ayında yıllık bazda yüzde 25,8 oranında geriledi.

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından paylaşılan eylül ayı dış ticaret verileri, Türkiye’nin küresel ekonomik zorluklara rağmen ihracatta gösterdiği güçlü performansın altını çiziyor. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,3 oranında büyüme kaydeden ihracat rakamı, 25 milyar 967 milyon dolarla tüm zamanların en yüksek ikinci aylık verisi olarak kayıtlara geçti. Bu başarı, özellikle bölgesel savaşların ve dünya genelindeki ticaret korumacılığının yarattığı olumsuz koşullara rağmen elde edildi.

    Yılın geride kalan dokuz ayına bakıldığında, ihracatın yüzde 5,2 artışla 210 milyar 952 milyon dolara ulaştığı görülüyor. Yıllıklandırılmış mal ihracatı ise 283,7 milyar dolarla Orta Vadeli Program hedeflerinin üzerine çıktı. Bu durum, Türkiye’nin küresel ticaret ağındaki yerini genişletmeye ve zorlu uluslararası şartlarda dahi dış satım hacmini korumaya yönelik stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

    İthalat tarafındaki artışın ihracata kıyasla daha sınırlı kalması, dış ticaret dengesindeki iyileşmeyi hızlandırdı. Eylül ayında mal ithalatı yıllık bazda sadece yüzde 5,6 yükselerek 31 milyar 130 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İhracattaki çift haneli büyüme ve ithalattaki bu dengeli seyir sayesinde, aylık dış ticaret açığı yüzde 25,8 oranında azalarak 5 milyar 163 milyon dolara geriledi.

    Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı ise 95 milyar 976 milyon dolar olarak kaydedilirken, dış ticaret istatistikleri ve hizmetler dengesi verileri cari işlemler hesabında eylül ayında 2 milyar doların üzerinde fazla beklentisini destekliyor. Bakan Bolat, mevcut jeopolitik gerginliklere ve zayıf dış talebe rağmen ihracattaki dirençli görünümün korunacağını ifade ediyor. Yıl sonu itibarıyla mal ve hizmet ihracatında 410 milyar dolarlık eşiğin aşılması temel hedef olarak belirlendi.

    Orta Vadeli Program çerçevesinde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payını artırmaya yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Düşük ve orta teknoloji sektörlerinde yapılacak dijital ve yeşil dönüşüm destekleriyle firmaların daha rekabetçi bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Ayrıca, yurt içi üreticileri haksız rekabete karşı korumak adına uluslararası ticaret hukukuna uygun yeni önlemlerin devreye alınacağı vurgulanıyor.

    Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin küresel ticaretten aldığı payı yükseltmek için yeni dinamiklere uygun politikalar uygulanmaya devam edecek. Özellikle teknoloji odaklı üretim modellerine geçiş süreci, Türkiye'nin ihracat portföyünü çeşitlendirme hedefi için kritik bir rol oynuyor. Bakanlık, yerli üretimi destekleme ve uluslararası piyasalarda daha güçlü bir konum elde etme amacına yönelik atılacak adımların temelini bu dönüşüm vizyonuna bağlıyor.

    AI YORUMU

    Eylül ayı verileri, Türkiye’nin dış ticaret dengesini iyileştirmek adına ihracatı yüksek katma değerli ürünlere kaydırma sürecinin hızlanması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor. İhracattaki 25,9 milyar dolarlık hacim, küresel talep zayıflığına rağmen üreticilerin pazar çeşitlendirme kapasitesini koruduğuna işaret ediyor. Özellikle dış ticaret açığındaki yüzde 25,8’lik azalma, cari dengeyi destekleyerek ekonomik kırılganlıkları sınırlıyor. İthalatın ihracattan daha yavaş artması, döviz çıkışını kontrol altına alan bir senaryo sunarken, bu başarının sürdürülebilirliği tamamen teknoloji odaklı üretim hedeflerinin ne hızla hayata geçeceğine bağlıdır.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Ticaret Bakanı Bolat, ABD ile ticaret hacmi rekorunu açıkladı

    Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki dış ticaret hacmi geçen yıl 38,5 milyar dolara ulaştı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2025 verilerini paylaşırken yeni dönem hedeflerini de duyurdu.

    • İkili ticaret hacmi 2025 yılında yüzde 13 artarak 38,5 milyar dolara ulaştı.
    • 2026 yılında ticaret hacminin 42 ila 43 milyar dolar seviyesini aşması bekleniyor.
    • Amerikan şirketlerinin Türkiye'deki doğrudan yatırımları 16,5 milyar doları buldu.

    İstanbul'da gerçekleştirilen GO GLOBAL Türkiye Zirvesi'nde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ilişkiler masaya yatırıldı. Toplantıda dünyanın önde gelen yatırımcıları ile yerli girişimciler bir araya gelerek yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Etkinlikte konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülke arasındaki ticari faaliyetlerin kararlılıkla büyümeye devam ettiğini ifade etti.

    Bakan Bolat'ın paylaştığı verilere göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 yılında önceki yıla kıyasla yüzde 13 oranında artış gösterdi. Bu artışla birlikte hacim 38,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bolat, 2026 yılı için daha iddialı bir hedef koyarak ikili ticarette 42 ile 43 milyar dolar aralığının kesinlikle aşılacağını belirtti. Uzun vadede ise 2028 yılına kadar 50 milyar dolarlık hacme ulaşılması hedefleniyor.

    Ekonomik ilişkilerin yalnızca mal alım satımıyla sınırlı kalmadığı, savunma sanayisi ve havacılık alımlarının yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatının da pay sahibi olduğu aktarıldı. Öte yandan Amerikan sermayeli şirketlerin Türkiye'deki doğrudan yatırımları 16,5 milyar doları bulurken, bu süreçte 60 milyar dolarlık ek yatırım yapıldı. Türk yatırımcıların Amerika Birleşik Devletleri'ndeki doğrudan yatırımları ise 14,5 milyar dolar seviyesinde kaydedildi.

    Zirvede Türk girişim ekosisteminin büyüme rakamları da kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye'deki girişimlerin toplam değerinin 40 milyar avroyu geride bıraktığı, girişim sermayesi desteği alan şirket sayısının ise bin sınırını aştığı açıklandı. 2019 ile 2024 yılları arasında girişim ekosisteminin yaklaşık 9,4 kat büyüdüğü, özellikle finansal teknolojiler ile oyun sektörlerinin uluslararası yatırımcıların odağında olduğu vurgulandı.

    İstanbul'un yedi unicorn şirkete ev sahipliği yaptığını belirten yetkililer, Türkiye'nin girişimcilik alanındaki konumunu her geçen gün güçlendirdiğini kaydetti. Etkinliğe katılan 50'den fazla uluslararası fon yöneticisi, Türkiye'deki yüzün üzerinde yenilikçi girişimle temas kurma imkânı buldu. Son yirmi üç yılda Türkiye'nin milli gelirinin ve ihracat rakamlarının kaydettiği artış, ülkeye gelen doğrudan yabancı yatırımların hacmini de artırdı.

    AI YORUMU

    İki ülke arasındaki ticaret hacminin 40 milyar dolar sınırına dayanması, dış ticarette çeşitliliğin artırılması açısından somut bir gösterge niteliği taşıyor. Açıklanan 38,5 milyar dolarlık 2025 hacmi, hedeflenen 100 milyar dolarlık uzun vadeli vizyon için atılan adımların hızlandığını gösteriyor. Özellikle teknoloji ve finansal teknolojiler alanındaki yatırımlar, ihracatın katma değerli ürünlere kaymasını hızlandırabilir. Bu doğrultuda Türk girişimlerinin uluslararası fonlara erişimi kolaylaşmazsa, büyüme hızı öngörülen takvimin gerisinde kalabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Türk çekici ihracatı ocak-eylül döneminde 1,7 milyar doları aştı

    Türkiye'nin çekici ihracatı yılın ilk dokuz ayında yüzde 25'ten fazla artış kaydetti. Otomotiv sektörünün alt grubu olan bu alanda Almanya en büyük pazar konumunu korudu.

    • Ocak-eylül döneminde çekici ihracatı 1 milyar 731 milyon dolara ulaştı.
    • Almanya 299 milyon dolarla ihracatta ilk sırada yer aldı.
    • Hollanda'ya yapılan dış satım yüzde 241 oranında artış gösterdi.

    Otomotiv sektörünün önemli kollarından biri olan çekici üretim sanayisi, yılın ilk dokuz ayında dış pazarlarda önemli bir hareketlilik yaşadı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği verilerine göre, ocak-eylül dönemindeki ihracat hacmi geçen yılın aynı zaman aralığına kıyasla yüzde 25,4 oranında artış gösterdi. Bu süreçte sektörün toplam gelirleri 1 milyar 380 milyon dolardan 1 milyar 731 milyon dolara yükseldi.

    Sektör temsilcilerinin en fazla ürün gönderdiği ülke konumundaki Almanya, liderliğini bu dönemde de sürdürdü. Almanya'ya gerçekleştirilen dış satım yüzde 21 artarak 299 milyon dolar sınırına dayandı. Bu ülkeyi 234 milyon dolarlık ihracatla Birleşik Krallık ve 180 milyon dolarlık rakamla Slovenya takip etti.

    Avrupa pazarındaki diğer ülkelerde de belirgin değişimler yaşandı. Fransa'ya yapılan sevkiyat yüzde 60 artışla 162 milyon dolara çıkarken, İspanya'ya gönderilen çekici miktarında yüzde 13,2 oranında düşüş görüldü. Polonya ve İtalya pazarlarında ise sırasıyla yüzde 56 ve yüzde 69 civarında artışlar kayıtlara geçti.

    En dikkat çekici yükselişlerden biri Hollanda pazarında yaşandı. Bu ülkeye yapılan dış satım yüzde 241 oranında artarak 92,6 milyon dolara ulaştı. Norveç ise yüzde 95'lik artışla ilk on ülke arasında yer alırken, dokuz aylık dönemdeki toplam ihracatın yüzde 87,6'lık büyük kısmı doğrudan ilk on ülkeye yapıldı.

    AI YORUMU

    Otomotiv sanayisinin bu performansı, Avrupa lojistik pazarındaki araç yenileme döngüsünün doğrudan bir sonucudur. Toplam 1,7 milyar doları geçen bu hacim, sadece ana pazarlardaki talebi karşılamakla kalmayıp Hollanda gibi ikincil pazarlardaki yüksek oranlı büyüme potansiyelini de ortaya koyuyor. Çekici üreticileri açısından bu tablo, coğrafi çeşitliliğin artırılması gerektiğini gösteriyor. Sektör, önceki yıla kıyasla yakaladığı yüzde 25,4'lük büyüme ivmesini koruyabilirse yıl sonunda yeni bir rekor eşiğini geride bırakacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Cevdet Yılmaz açıkladı: Kişi başına gelir hedefi 2027 için 22.285 dolar

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yeni bütçe teklifini sunan Cevdet Yılmaz, 2027 yılı kişi başı gelir hedefini 22 bin 285 dolar olarak duyurdu. TBMM'deki sunumda büyüme rakamları ve enflasyon beklentileri de paylaşıldı.

    • 2027 yılı kişi başı milli gelir hedefi 22 bin 285 dolar olarak açıklandı.
    • Savunma ve güvenlik için 2027 bütçesinde 3 trilyon 454 milyar TL kaynak ayrıldı.
    • Deprem bölgesinin yeniden inşası için 2027 bütçesinde 769 milyar TL öngörüldü.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yeni döneme ilişkin mali planlamaları paylaştı. İlgili kanun tekliflerinin görüşmelerinde söz alan Yılmaz, hazırlanan harcama programını Dayanıklılık, Refah ve Dönüşüm Bütçesi adıyla tanımladı. Küresel alanda yaşanan jeopolitik risklerin enerji maliyetlerini artırdığını belirten yetkili, dışsal şoklara rağmen ekonomik büyümenin kesintisiz devam ettiğini vurguladı.

    Küresel ekonomideki yavaşlama eğilimlerine karşın iç piyasadaki istikrarın korunduğunu aktaran Yılmaz, ekonominin son yirmi dört çeyrektir büyüdüğünü kaydetti. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranının on dört çeyrektir tek haneli seviyelerde seyrettiğini, yıl sonu işsizlik oranının ise yüzde 8,1 olmasının beklendiğini bildirdi. Enflasyonla mücadele sürecine değinen konuşmacı, dış etkenlerin baskısına rağmen tüketici enflasyonunun gerileme eğiliminde olduğunu belirtti.

    Dış ticaret verilerine de değinen ekonomi yönetimi, mal ihracatının 283,7 milyar dolara ulaştığını ve 2027 hedefinin 292 milyar dolar olarak belirlendiğini açıkladı. İmalat sanayiindeki teknolojik ürün payının yüzde 44,7 seviyesine çıktığı bilgisi verildi. Cari açığın milli gelire oranının ise önümüzdeki yıllarda kademeli olarak düşüş göstereceği öngörüldü.

    Bütçe dağılımında en büyük pay eğitime ayrılırken savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 83 seviyesine ulaştığı açıklandı. Savunma ve güvenlik birimleri için ayrılan ödeneğin 3 trilyon 454 milyar TL olduğu duyuruldu. Ayrıca deprem felaketinin izlerini silmek amacıyla 2023-2026 döneminde devasa harcamalar yapıldığı, yeni bütçede de bölgeye 769 milyar TL kaynak tahsis edildiği ifade edildi.

    AI YORUMU

    Orta vadeli mali planlamada belirlenen 22 bin dolar üzerindeki kişi başı gelir hedefi, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelini artırma iddiasını somutlaştırıyor. 2027 yılı için hedeflenen bu rakam, özellikle enflasyon ve dış ticaret dengesindeki beklentilerle birlikte okunduğunda orta gelir tuzağını aşma iradesini gösteriyor. Vatandaşların alım gücü ve refah seviyesinin bu hedefler doğrultusunda nasıl şekilleneceği, önümüzdeki yıllarda atılacak mali adımların başarısına doğrudan bağlı.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler