Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Soma'da açılan merkeze Dr. Kübra Tonguç Altın'ın adı verildi
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Redhead3434 · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Eskiden halk kütüphanesi olan binanın tahsis edildiği merkez törenle açıldı.
Öne çıkanlar
Soma Devlet Hastanesi bünyesinde açılan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi hizmet vermeye başladı.
Merkezin binası daha önce Soma Belediyesi Halk Kütüphanesi olarak kullanılıyordu.
Açılış törenine ilçe protokolü, sağlık çalışanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Haberin Detayı
Bolu'da yaşanan otel yangını faciasında yaşamını yitiren doktor Kübra Tonguç Altın ile küçük kızı Alya Altın'ın hatırası memleketlerinde yaşatılacak. Bu amaçla hayata geçirilen Dr. Kübra Tonguç Altın Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, düzenlenen resmi bir törenle kapılarını açtı. Açılışta merkezin kurulması için büyük çaba harcayan aile üyeleri ve protokol bir araya geldi.
Daha önce Soma Belediyesi Halk Kütüphanesi olarak hizmet veren mülk, belediye meclisinin aldığı kararla Soma Devlet Hastanesi'ne tahsis edildi. Binanın tadilat ve tefrişat süreçleri aile tarafından üstlenilerek kısa sürede tamamlandı. Yeni merkez, bölge halkına ruh sağlığı alanında profesyonel destek sunmayı hedefliyor.
Tören sırasında hayatını kaybeden hekimin eşi Hilmi Altın duygusal bir konuşma yaparak adalet çağrısında bulundu. Hukuki süreçlerin sürdüğü bu dönemde merkezin açılışına tutunduklarını belirten Altın, liyakatin esas alındığı bir ülke temennisini dile getirdi. Soma Kaymakamı Ünal Koç ve Soma Belediye Başkanı Sercan Okur da devlet millet iş birliğinin önemine değindi.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve aile bireyleri kurdeleyi keserek merkezin açılışını gerçekleştirdi. Sağlık altyapısına katkı sağlayacak bu yeni birim, bölgedeki vatandaşların psikolojik sağlık hizmetlerine daha kolay erişmesini sağlayacak. Açılış töreni, katılımcıların merkezi gezmesiyle sona erdi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Adaletin tesisi konusundaki toplumsal hassasiyetin somut bir projeye dönüşmesi, benzer acıların tekrarlanmaması adına önemli bir sorumluluk ortaya koyuyor. Hukuk mücadelesi sürerken atılan bu adım, bireylerin yaşadığı trajedileri unutturmamak için kalıcı bir eser bırakma çabasını gösteriyor. Sağlık alanında hizmet verecek bu merkez, bölgedeki ruh sağlığı destek ihtiyacını doğrudan karşılayacak kapasiteye sahip.
Kaynak:
Anka Haber
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılı sonuna kadar toplam 38 bin hekim dışı sağlık personelinin istihdam edileceğini duyurdu. Bu alım, kamu hastanelerinde ve sağlık ocaklarında personel eksikliğini azaltmayı hedefliyor.
38.000 hekim dışı personel 2026'ya kadar istihdama alınacak
Alımlar, kamu sağlık kurumları başta olmak üzere yürütülecek
Yeni personel sayısı, mevcut eksikliği %30 oranında azaltmayı amaçlıyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada 2026 yılına kadar 38 bin yeni sağlık personelinin istihdama alınacağını bildirdi. Bu karar, uzun süredir devam eden sağlık çalışanı açığının giderilmesi amacıyla alındı.
Alım süreci, hekim dışı tüm meslek gruplarını kapsayacak şekilde tasarlandı; hemşire, teknisyen, idari personel ve diğer destek hizmet çalışanları bu kapsama dahil. Başvuruların hangi tarihlerde açılacağı ve seçim ölçütleri, Sağlık Bakanlığı tarafından ilerleyen haftalarda netleştirilecek.
Sağlık Bakanlığı, yeni personelin özellikle kırsal ve dezavantajlı bölgelerdeki hastanelerde görev almasını öncelikli hedef olarak belirledi. Böylece hizmet kalitesinin yükselmesi ve hasta bekleme sürelerinin kısalması bekleniyor. Bakanlık, mevcut personel eksikliğinin %30’unu bu sayede kapatmayı öngörüyor.
Finansman planı ise bütçe öncelikleri arasında yer alıyor; 2024-2026 dönemine tahsis edilen ek kaynakların bir kısmı bu alıma ayrıldı. Uzmanlar, bu yatırımın uzun vadede sağlık harcamalarında tasarruf sağlayabileceğini ve sistem verimliliğini artıracağını belirtiyor. Ayrıca, yeni istihdamın genç nüfusa istihdam fırsatı sunması bekleniyor.
Bu adım, sağlık sistemindeki yapısal sorunlara kalıcı çözümler getirme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Yetkililer, alım sürecinin şeffaf ve adil bir şekilde yürütülmesi için denetim mekanizmalarının güçlendirileceğini vurguladı. Yeni personelin görevlerine başlamasıyla birlikte, hasta memnuniyetinde ve hizmet sürekliliğinde olumlu etkiler görülmesi öngörülüyor.
AI YORUMU
38 bin yeni sağlık personelinin alınması, özellikle kırsal alanlarda hizmet kalitesini artırma potansiyeli taşıyor. Bu sayı, mevcut personel açığını %30 oranında azaltma hedefiyle uyumlu ve genç işsizliğine de çözüm sunabilir. Ancak alım sürecinin şeffaflığı ve yer dağılımının doğru yapılması, planın başarısı için kritik olacak. Gelecek yıllarda, bu personelin entegrasyonu ve eğitim süreçlerinin etkin yönetilmesi, sistemde kalıcı iyileşmeler sağlayabilir.
Manisa'nın Demirci ilçesinde kırsal kesimde yaşayan kadınlar, dağlardan topladıkları yıllık yaklaşık 450 ton çitlembiki kurutarak büyükşehirlerdeki ilaç ve kozmetik firmalarına satıyor. Sonbahar aylarında imece usulüyle toplanan bu doğal ürün, yöre halkına önemli bir ek gelir kapısı oluşturuyor.
Manisa Demirci'de her yıl yaklaşık 450 ton çitlembik toplanıyor.
Hasat edilen ürünler İstanbul, Ankara, Gaziantep ve Bursa'ya gönderiliyor.
İmece usulü toplanan çitlembik ilaç ve kozmetik sanayisinde hammadde olarak kullanılıyor.
Manisa ilinin Demirci ilçesinde dağlık arazilerde kendiliğinden yetişen çitlembikler, kırsal mahallelerde yaşayan kadınların ekonomik yaşamında ağırlıklı bir yer tutuyor. Çevredeki yayla ve dik yamaçlarda kendiliğinden yayılan bu bitki, hatmi çiçeği ve kekik gibi bölgenin değerli bitkisel kaynakları arasında bulunuyor.
Eylül ayının gelmesiyle birlikte yeşil tonlarını almaya başlayan ürünler, yaklaşık 40 farklı mahallede yaşayan kadınlarca sabahın erken saatlerinde toplanmaya başlanıyor. Rahmanlar, Kulalar, Sevinçler, Esenyurt, Mezitler, Boyacık ve Kerpiçlik gibi yerleşim yerlerindeki üreticiler, zorlu arazi şartlarına rağmen kovalarla yollara düşerek hasat gerçekleştiriyor.
Toplanan mahsuller evlere taşındıktan sonra titizlikle sudan geçiriliyor ve ardından kurutma işlemine tabi tutuluyor. Hazırlanan çitlembikler; İstanbul, Ankara, Gaziantep ve Bursa gibi büyük sanayi merkezlerinde faaliyet gösteren kozmetik ve ilaç üreticilerine ulaştırılıyor.
Çocukluk yıllarından beri bu işle uğraşan 78 yaşındaki Zeynep Sönmez, geçmiş dönemlerde ürünleri kaynatarak kendi evlerinin aydınlanma ve gıda yağ ihtiyacını karşıladıklarını belirtiyor. Günümüzde ise bölgedeki imkanların artmasıyla birlikte elde edilen mahsulün tamamı ekonomik kazanca dönüştürülüyor.
Havana Sönmez ise sonbahar mevsiminde komşuların bir araya gelerek imece kültürüyle dağlara çıktığını aktarıyor. Kurutma aşamasından geçen çitlembikler doğrudan satışa sunulurken, bazı haneler tarafından geleneksel yöntemlerle yağı çıkarılarak değerlendiriliyor.
AI YORUMU
Yıllık 450 tonluk üretim kapasitesi, kırsal kesimdeki kadın emeğinin yerel ekonomiye katma değer sağlama potansiyelini açıkça gösteriyor. İlaç ve kozmetik endüstrisinin hammadde tedarikinde yerel üreticilere yönelmesi, unutulmaya yüz tutan geleneksel toplama faaliyetlerini ticari bir başarıya dönüştürüyor. Önümüzdeki dönemde bu tür coğrafi işaret potansiyeli taşıyan bitkilerin standartlaştırılması, köylerdeki istihdamı doğrudan artıracaktır.
Ameliyat masasına yatırılacağı sırada kalbi iki kez duran hasta, acil müdahale ile hayata döndürüldü. Gerçekleştirilen başarılı bypass operasyonu sayesinde sağlığına kavuşan hastanın tedavisi tamamlandı.
Ameliyat öncesi hazırlık safhasında hastanın kalbi iki defa durdu.
Acil müdahalenin ardından gerçekleştirilen bypass operasyonu sonuç verdi.
Sağlığına kavuşan hasta başarılı geçen sürecin ardından hayata bağlandı.
Sağlık alanında yaşanan ender olaylardan biri, ameliyat masasına gitmeye hazırlanan bir hastanın yaşadığı ani krizle kayıtlara geçti. Operasyon öncesindeki hazırlıklar sürerken hastanın kalbinin art arda iki kez durduğu bildirildi. Uzman ekiplerin anında başlattığı kritik müdahale sayesinde hasta yeniden hayata döndürüldü.
Durumu stabilize edilen hasta için acil bir cerrahi planlama yapılarak hızlıca ameliyathaneye alındı. Gerçekleştirilen bypass operasyonunun ardından hastanın kalp fonksiyonlarının yeniden düzenli çalışmaya başladığı aktarıldı. Uzun süren zorlu sürecin ardından hastanın hayati tehlikeyi atlattığı ifade edildi.
Tıp dünyasında dikkat çeken bu olay, ameliyat öncesi ve sırasındaki ani gelişen risklerin ne denli hayati olabildiğini bir kez daha gösterdi. Sağlık ekibinin zamanında ve koordineli hamlesi, olası bir kaybın önüne geçti. Operasyon sonrasındaki takip sürecinin olumlu ilerlediği kaydedildi.
AI YORUMU
Cerrahi operasyonların hazırlık evresi de tıpkı müdahalenin kendisi gibi büyük bir risk barındırıyor. Kalbin iki kez durması gibi ani krizler, anestezi ve ameliyathane ekiplerinin saniyelik reaksiyon yeteneğinin ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu tür vakalarda erken müdahale yapılmasaydı sonuç çok farklı olabilirdi. Benzer süreçlerden geçen hastalar için bu operasyonlar hem bir dönüm noktası hem de yakın takibin şart olduğunu gösteren somut bir örnek.
Meme dokusunda veya koltuk altında ortaya çıkan her sertlik doğrudan kanser anlamına gelmiyor. Uzmanlar, ağrısız kitlelerin yanı sıra cilt değişikliklerinin de ertelemeden bir hekim tarafından incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
Meme kanserinde en yaygın bulgu ağrısız kitle olarak öne çıkıyor.
Ultrasonografi ve mamografi gibi yöntemler tanı sürecinde kullanılıyor.
Yaş, genetik yatkınlık ve obezite gibi unsurlar riski artırabiliyor.
Kadınlarda en yaygın görülen sağlık sorunlarından biri olan meme kanseri, süt bezlerini ve kanallarını oluşturan hücrelerin kontrol dışı çoğalmasıyla ortaya çıkıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Özden, memede fark edilen her kitlenin doğrudan habis bir duruma işaret etmediğini, ancak vücutta meydana gelen olağandışı değişimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzman hekim, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısının ciddi oranlarda arttığını ifade ediyor.
Hastalığın en sık rastlanan belirtisinin ağrısız kitleler olduğunu belirten Özden, bununla birlikte ağrılı sertlikler, meme başı akıntıları, ciltte kalınlaşma, portakal kabuğu görünümü ve renk değişimlerinin de görülebileceğini aktarıyor. Bu tür bulguların her zaman kansere işaret etmediği, farklı etkenlerden de kaynaklanabileceği ifade ediliyor. Kadınların kendi bedenlerini yakından tanıması ve normal dışı bir farklılık sezdiklerinde durumu kendiliğinden geçmesini beklemeden bir uzmana danışmaları öneriliyor.
Meme kanseri riskini artırabilen etkenler arasında yaşın ilerlemesi, ailede benzer vakaların bulunması, erken adet görme, geç menopoz, hormon ilaçlarının uzun süreli kullanımı ve obezite yer alıyor. Ayrıca ilk doğumun 30 yaşından sonra gerçekleşmesi, emzirme süresinin kısa olması veya hiç emzirmeme, tütün ürünleri ile alkol tüketimi ve radyasyona maruz kalma gibi unsurlar da risk faktörleri arasında değerlendiriliyor. Ancak bu risk unsurlarının varlığı kesin olarak kanser gelişeceği anlamına gelmiyor.
Tanı aşamasında klinik değerlendirmelerin yanı sıra ultrasonografi, standart mamografi, MR mamografi ve renkli Doppler gibi çeşitli görüntüleme tekniklerinden yararlanılıyor. Gereken durumlarda biyopsi prosedürleri de devreye sokulurken, uygulanacak yöntemin hastanın yaşı ve muayene bulgularına göre şekillendirildiği belirtiliyor. Tedavi sürecinde ise tümörün boyutu, sayısı ve yayılım durumu gibi kriterler göz önünde bulundurularak multidisipliner bir planlama yapılıyor.
AI YORUMU
Erken teşhis imkanları, tedavi sürecindeki başarı oranını doğrudan belirleyen en kritik unsurdur. Vücutta fark edilen en ufak bir fiziki değişimi ertelemek, tanı ve müdahale şansını tehlikeye atabilir. Bu noktada bireylerin kendi vücut farkındalığını artırması ve risk faktörlerini bilerek hareket etmesi gerekir. Düzenli taramalar ihmal edilirse, hastalık ilerleyen evrelerde çok daha karmaşık tedavi protokolleri gerektirecektir.