Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Sağlık
İngiltere'de suçiçeği geçiren 10 yaşındaki kız grip sanıldı
•2 dk okuma
Paylaş
HSağlık
iFotoğraf: Miscellaneous Items in High Demand, PPOC, Library of Congress · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
İngiltere'de suçiçeği atlatan küçük bir kızın yürüyemez hale gelmesi ailesini ve doktorları şaşırttı. Aileye ilk başta grip teşhisi konulurken, haftalar sonra beyni ve omuriliği etkileyen nadir bir iltihabi hastalık fark edildi.
Öne çıkanlar
Suçiçeği geçiren 10 yaşındaki Ruby'nin ateşi 40 dereceye kadar yükseldi.
Leeds General Infirmary Hastanesi ilk etapta aileye durumun grip olduğunu söyledi.
St James's Hastanesi'ndeki detaylı tetkiklerde hastaya ADEM teşhisi konuldu.
Haberin Detayı
İngiltere'de yaşayan Lauren Hopper'ın kızı Ruby, 2022 yılında kardeşi Archie ile aynı dönemde suçiçeğine yakalandı. Kardeşlerin vücudundaki kabarcıklar kabuk bağlamaya başladığı sırada Ruby'nin sağlık durumu aniden kötüleşti. Ateşi 40 dereceye çıkan çocuk çevresinden tamamen koparak konuşamaz ve hareket edemez bir duruma geldi.
Fotoğraf: National Library of Medicine - History of Medicine · No restrictions · Wikimedia Commons No restrictions · Wikimedia Commons
Ailesi tarafından acilen Leeds General Infirmary Hastanesi'ne götürülen küçük kıza ilk muayenede grip teşhisi konuldu. Hastaneden taburcu edildikten iki gün sonra dahi yürüyemeyen ve konuşamayan Ruby, kontrolünü kaybederek altını ıslatmaya başladı. Anne Lauren Hopper doktorların uyarılarını dikkate almadığını belirterek bu teşhise karşı çıktı.
Anne Hopper'ın endişeleri hastane çalışanları ve aile hekimleri tarafından defalarca göz ardı edildi. Sürecin ilerleyen haftalarında kızının sağ gözünün dışa doğru kaydığını fark eden anne, durumu bir göz doktoruna taşıdı. Uzman hekim bu belirtinin beyin tümörü işareti olabileceği uyarısında bulunarak acilen hastaneye gitmelerini istedi.
St James's Hastanesi'nde yapılan kapsamlı incelemeler sonucunda beyin tümörü ihtimali dışlandı ve Ruby'ye akut dissemine ensefalomiyelit tanısı konuldu. Kaynak haberin yayımlandığı dönemde 10 yaşında olan Ruby, hastalık nedeniyle sağ gözündeki görme sinirinde kalıcı hasar yaşadı. Beyni ve omuriliği etkileyen bu nadir iltihabi durum, küçük kızın hareket kabiliyetini de kalıcı olarak kısıtladı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Sağlık sistemlerindeki ön tanılama hataları, nadir görülen nörolojik rahatsızlıkların tedavisinde hayati zaman kayıplarına yol açıyor. Ailenin ısrarlarına rağmen hastane çalışanlarının durumu yalnızca mevsismsel grip olarak değerlendirmesi, 10 yaşındaki bir çocuğun kalıcı görme kaybı yaşamasına zemin hazırladı. Benzer vakalarda standart enfeksiyon belirtileri ile sinir sistemi hastalıkları birbirine karıştırıldığında, tedavi pencereleri hızla kapanıyor. Uzmanların ailelerin uyarılarını daha dikkatli incelememesi durumunda benzer teşhis gecikmeleri yaşanmaya devam edecek.
Kaynak:
Sözcü Gündem
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
Teknolojik imkanlara adil erişimin önemine dikkat çeken Bakan, Samsung Medison ile renkli Doppler ultrasonografi cihazlarının birlikte üretilmesi için iş birliği başlatıldığını duyurdu.
Güney Kore'nin Seul şehrinde 5'inci Dünya Biyo Zirvesi gerçekleştirildi.
Samsung Medison ile renkli Doppler ultrason cihazları ortak üretilecek.
Yapay zeka sistemleri 'Üreten Sağlık' yaklaşımıyla entegre ediliyor.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, uluslararası temaslarda bulunmak üzere Güney Kore'nin başkenti Seul'e resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında 5'inci kez düzenlenen Dünya Biyo Zirvesi'ne katılan Bakan, katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı. Konuşmasına Korece bir selamlama ile başlayan yetkili, iki ülke arasındaki ilişkilerin bilim ve sağlık alanındaki projelerle derinleşmesini hedeflediklerini ifade etti.
Konuşmasında teknolojik yeniliklerin vicdani boyutuna vurgu yapan Memişoğlu, imkanlara adil erişimin şart olduğunu belirtti. Dünyada tedavi imkanlarından mahrum kalan insanların varlığına işaret eden Bakan, teknolojik ilerlemelerin insan sağlığı öncelikli ele alınması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin kurduğu altyapıya dikkat çeken Memişoğlu, yapay zeka teknolojilerinin sağlık sistemine dahil edildiğini aktardı.
Ziyaretin en somut adımlarından biri Samsung Medison şirketiyle atıldı. İki taraf arasında varılan mutabakat doğrultusunda, renkli Doppler ultrasonografi cihazlarının ortak imalatı için yeni bir süreç başlatıldı. Bu çalışmanın dostluk bağlarını ticari ve teknolojik üretime taşıdığı ifade edildi.
Programın sonunda Seul'deki teknoloji fuar alanını gezen Bakan Memişoğlu, küresel sağlık krizleri karşısında dayanışmanın gücüne inandıklarını yineledi. Farklılıkların bir zenginlik olarak görülmesi gerektiğini belirten yetkili, eşit şartlarda sağlık hizmetine ulaşım için ortak üretimin artırılması çağrısında bulundu.
AI YORUMU
Uluslararası sağlık diplomasisinde teknoloji transferi ve yerli üretim ortaklıkları, dışa bağımlılığı azaltmak adına doğrudan üretici ülkelerle yapılan stratejik hamlelere dayanıyor. Samsung Medison ile imzalanan bu iş birliği, özellikle medikal cihaz pazarında tedarik zinciri çeşitliliği sağlarken Türkiye'nin teknoloji entegrasyon hızına doğrudan etki ediyor. Bu tür ortaklıklar kurulmazsa, yerli sistemlerin maliyet dezavantajı dezavantaj yaratmaya devam eder.
Popüler cilt bakım rutinlerindeki aşırı ürün katmanlaması koruyucu bariyeri tahrip ediyor. Uzmanlar agresif uygulamalar yerine onarıcı ve sade yöntemleri savunuyor.
On aşamalı rutinler ve sert asitler cildin en dış tabakasını zayıflatıyor.
Bariyeri bozulan cilt nem kaybederek savunma amaçlı aşırı yağ üretiyor.
Dermatoloji dünyası günümüzde sadeleşmeyi savunan cilt döngüsü akımına yöneliyor.
Günlük kozmetik alışkanlıklarında popülerleşen çok aşamalı rutinler ve üst üste kullanılan aktif bileşenler, hedeflenen kusursuz görünümün aksine cilt sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, cilde her gün asit ve peeling gibi agresif maddeler yüklemenin koruyucu kalkanı erittiğini vurguluyor. İyi niyetle yapılan bu uygulamalar uzun vadede cildin yapısını bozarak kronik sorunlara zemin hazırlıyor.
Cildin en dış katmanı stratum corneum, hücreler ve aralarındaki yağlar sayesinde dış etkenlere karşı doğal bir duvar örer. Bu yapı nemi hapsederken zararlı maddelerin geçişini engeller. Ancak uyumsuz içeriklerin bir arada kullanımı bu doğal harcı çözerek tuğla benzeri hücrelerin dökülmesine yol açar ve cildin savunmasız kalmasına neden olur.
Koruyucu bariyerini yitiren ten hızla nem kaybeder ve bu kuruma durumuna tepki olarak daha fazla sebum salgılamaya başlar. Bunun sonucunda hem kuruyup pullanan hem de aşırı yağlanarak sivilce üreten kızarık bir tablo ortaya çıkar. Kişi cildinin kirlendiğini sanarak temizleyicileri artırdıkça bu kısır döngü daha da derinleşir.
Modern dermatoloji yaklaşımı artık aşırı ürün yüklemesinden kaçınarak cilde nefes alacak alan tanımayı hedefliyor. Uzmanlar tarafından önerilen cilt döngüsü mantığı, güçlü içeriklerin belirli günlere bölünmesini ve aralara onarıcı molalar konulmasını öngörüyor. Sağlıklı bir ten için nazik temizlik, güçlü bariyer nemlendiricisi ve düzenli güneş koruması yeterli görülüyor.
AI YORUMU
Kozmetik pazarındaki aşırı tüketim furyası, kişisel bakım adı altında cildin kendi biyolojisine zarar veriyor. On aşamalı rutinler gibi karmaşık süreçler yerine cildin doğal onarım mekanizmalarına güvenmek uzun vadede daha kalıcı sonuçlar doğurur. Bilinçsiz aktif kullanımının yarattığı mikro-enflamasyon döngüsü kırılmadığı sürece tüketilen kozmetik bütçesi boşa harcanmış olur.
Hacettepe Üniversitesi'ndeki kongrede uzmanlar, gıda güvenliği kararlarının arkasındaki bilimsel kanıtların önemini tartıştı. Oturumda uluslararası standartların oluşturulma süreçleri ve risk değerlendirme yöntemleri detaylıca aktarıldı.
Kongrede bilimsel kanıtların kalitesi ve risk değerlendirme süreçleri masaya yatırıldı.
Uluslararası gıda standartlarının hazırlanması ortalama 3 ile 5 yıl sürebiliyor.
JECFA üyesi Prof. Dr. Bensu Karahalil, Kanıtların Ağırlığı yaklaşımını vurguladı.
Hacettepe Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 12. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi, gıda güvenliği ve risk değerlendirmesi konusundaki kritik tartışmalara sahne oldu. Gıda Güvenliği Derneği'nin katkılarıyla gerçekleşen oturumda, beslenme alanındaki bilgi kirliliği ve güvenilir verilerin toplumla paylaşılması gerekliliği masaya yatırıldı. Uzmanlar, bilim temelli kararların alınmasında kullanılan yöntemlerin sorgulanmasının hayati olduğunu belirtti.
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bensu Karahalil, regülasyonların güvenilirliğinin doğrudan kanıt kalitesine bağlı olduğunu ifade etti. Karahalil, tek bir araştırmanın sonuçlarına odaklanmak yerine farklı kaynaklardan gelen verilerin birlikte harmanlanması gerektiğini kaydetti. Toksikolojik testler sayesinde maddelerin günlük alım limitlerinin saptandığını ve bu süreçlerde standardizasyonun şart olduğunu dile getirdi.
Yeni teknolojilerin risk analizine katkı sunduğunu belirten Karahalil, elde edilen verilerin tekrarlanabilir ve geçerli olması gerektiğinin altını çizdi. Çelişkili verilerle karşılaşıldığında mekanizmaların derinlemesine incelenmesi gerektiğini savundu. Bu doğrultuda Kanıtların Ağırlığı yaklaşımının düzenleyici süreçlerde yol gösterici bir rol üstlendiğini kaydetti.
Betül Vazgeçer ise küresel standartların arkasındaki uzun soluklu çalışmalara dikkat çekti. Standartların bağımsız uzman değerlendirmeleri ve uluslararası uzlaşıyla şekillendiğini anlatan Vazgeçer, bu süreçlerin ortalama üç ile beş yıl sürdüğünü vurguladı. Codex yapısının hükümetler arası bir nitelik taşıdığını ve tek bir ülkenin ya da uzmanın tek başına standart belirlemesinin mümkün olmadığını sözlerine ekledi.
AI YORUMU
Uluslararası standartların belirlenmesinde kullanılan 3 ila 5 yıllık süreç, gıda güvenliği politikalarının ne denli titizlikle yürütüldüğünü açıkça gösteriyor. Tek bir araştırmaya körü körüne bağlanmak yerine Kanıtların Ağırlığı yaklaşımının benimsenmesi, hem sanayi üreticilerini hem de tüketicileri koruyan daha sağlam bir kalkan oluşturuyor. Aksi takdirde, çelişkili veriler üzerinden atılacak aceleci adımlar piyasada büyük bir bilgi kirliliğine yol açabilir. Bu denetim mekanizmaları sıkı tutulmadığı sürece, küresel ölçekte tüketici sağlığını garanti altına almak imkansız hale gelir.
Tek bacakta aniden görülen ağrı ve şişlik gibi belirtiler derin ven trombozunun işareti olabilir. Uzmanlar bu durumun hayati risk taşıdığı konusunda uyarıyor.
Tek bacakta ani şişlik, ağrı ve kızarıklık derin ven trombozu belirtisidir.
Uzun süre hareketsiz kalmak ve bazı kalıtsal faktörler riski artırır.
Ani nefes darlığı ve göğüs ağrısı durumunda derhal 112 aranmalıdır.
Dr. Mehmet Adnan Celkan, bacak toplardamarlarında meydana gelen kan pıhtılarının ciddi sağlık tehditleri barındırdığını açıkladı. Özellikle tek bacakta aniden ortaya çıkan şişlik, ağrı ve kızarıklık gibi bulguların kesinlikle göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı. Bu tür fiziksel değişimlerin erken fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceği belirtildi.
Uzmanlar, bacaklardaki bu ani şikâyetlerin yalnızca günlük yorgunluk veya kas ağrısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Açıklanamayan ağrı ve şişlik durumlarında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor. Erken evrede konulacak tanı, ileride yaşanabilecek ciddi tıbbi komplikasyonların önüne geçilmesini sağlıyor.
Derin ven trombozu gelişiminde birçok farklı risk faktörü rol oynayabiliyor. Uzun süreli hareketsizlik, büyük cerrahi operasyonlar, hastanede uzun yatış süreleri, gebelik, doğum sonrası dönem ve bazı kanser türleri bu riskleri tırmandırıyor. Ayrıca daha önce pıhtı sorunu yaşamış olmak ve genetik pıhtılaşma bozuklukları da tehlike çemberinde yer alıyor.
Uzun yolculuklarda veya masa başı çalışanlarda düzenli aralıklarla hareket etmek, bol sıvı tüketmek ve kişisel risk durumlarını bilmek korunmada önemli bir yer tutuyor. Kan sulandırıcı ve pıhtı önleyici ilaçların ise kesinlikle doktor gözetiminde ve önerisiyle kullanılması gerekiyor.
Prof. Dr. Celkan, tabloya ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtilerin eklenmesi durumunda durumun aciliyet kazandığını ifade etti. Böyle anlarda zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranarak profesyonel tıbbi yardım alınması gerektiği yinelendi.
AI YORUMU
Bacakta beliren ani ağrı ve şişlik gibi bulgular asla basit bir yorgunluk olarak görülmemelidir; çünkü bu durum ilerleyerek ölümcül pıhtı atmasına yol açabilir. Özellikle uzun süre hareketsiz kalan masa başı çalışanları ve yakın zamanda ameliyat geçiren hastalar doğrudan risk altındadır. Tedavi sürecinde hekim önerisi dışında kullanılan kan sulandırıcılar yarardan çok zarar getirebilir; bu nedenle erken tanı ve tıbbi yönlendirme hayati önemdedir.