Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Konya'da kaybolan Temsili Nasreddin Hoca cinayetinde karar çıktı
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
iFotoğraf: Mostafameraji · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Konya'da 77 gündür aranan Mehmet Tural'ı öldürdüğünü itiraf eden sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti, azmettirici veya suç ortaklığı bulunan diğer sanıkların cezalarında ise farklı hükümler kurdu.
Öne çıkanlar
Sanık Kenan Y. tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet aldı.
Olayda nitelikli yağma suçundan 12 yıl, ruhsatsız silahtan 3 yıl hapis cezası verildi.
Tetikçinin babası Dursun Y. hakkında verilen 3 yıllık silah cezası ertelendi.
Haberin Detayı
Konya'nın Akşehir ilçesinde uzun süre haber alınamayan Mehmet Tural'ın cinayete kurban gittiği belirlendi. Bölgede Nasreddin Hoca karakterini canlandırmasıyla tanınan 62 yaşındaki Tural'ın akıbeti, günlerce kayıp olarak araştırıldı.
Ailesinin televizyon programına katılarak yardım istemesi üzerine olay aydınlatıldı. Programa katılan Kenan Y, aralarında yaşanan tartışma sonrasında Tural'ı otomobil içerisinde tabancayla vurarak yaşamına son verdiğini itiraf etti.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Kenan Y. ile babası Dursun Y, 17 Haziran 2025 tarihinde adliyeye sevk edildi. Nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanan sanıklar hakkında dava açıldı.
Akşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında tutuklu sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu. Hakim karşısına çıkan Kenan Y. suçlamaları reddederek beraat talebinde bulundu.
Yargılama sonucunda mahkeme heyeti sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ayrıca nitelikli yağma ve ateşli silahlar kanununa muhalefet suçlarından toplam 15 yıl hapis cezasına hükmedildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Televizyon yayınlarına katılarak gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayan bu tür itiraflar, adli süreçlerin seyrini kökten değiştiren en somut unsurlardır. Akşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği ağırlaştırılmış müebbet cezası, tasarlanan cinayetler karşısında hukukun caydırıcı yönünü net biçimde ortaya koymaktadır. Suç ortaklığı şüphesiyle yargılanan sanıkların cezalarındaki farklılıklar, adaletin her failin eylemine göre şekillendiğini gösteriyor. Bu karar, benzer suçlarda delil toplama sürecinin ne denli hızlı sonuç verebileceğini kanıtlayan bir örnek teşkil ediyor.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Adana'da aynı aileden dört kişiyi tabancayla öldüren sanık ile babası ve onlara yardım ettiği öne sürülen beş kişinin yargılanmasına devam edildi. Mahkeme heyeti, olay yerinde keşif yapılmasına ve sanık babanın sağlık raporunun alınmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
Mahkeme, olay yerinde keşif yapılmasına ve sanık Şerif A. için sağlık raporu alınmasına karar verdi.
Tutuklu sanık Hakim A., eşinin ailesinden sürekli tehdit aldığı için silah taşıdığını öne sürdü.
Tutuklu sanık Şerif A., evlerinin basıldığını ve olay sırasında baygınlık geçirdiğini iddia etti.
Adana'nın Seyhan ilçesinde 22 Haziran 2024 tarihinde yaşanan ve dört kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırıyla ilgili dava süreci devam ediyor. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Hakim A. ve babası Şerif A. ile tutuksuz yargılanan beş sanık katıldı. Mahkeme salonunda tarafların savunmaları dinlenirken, güvenlik önlemleri altında gerçekleşen oturumda yeni ara kararlar alındı.
Olayın faili olarak tutuklanan 25 yaşındaki Hakim A., savunmasında boşanma aşamasındaki eşinin ailesi tarafından sürekli tehdit edildiğini savundu. Sanık, iş yerinde bu nedenle tabanca bulundurduğunu ve olay anında hedef gözetmeden ateş açtığını öne sürdü. Babasının olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını iddia eden Hakim A., beraatini ve tahliyesini talep etti.
Davanın diğer tutuklu sanığı olan 67 yaşındaki baba Şerif A. ise suçlamaları reddederek ailecek evlerinin basıldığını ileri sürdü. Kafasına aldığı darbe nedeniyle olay sırasında baygınlık geçirdiğini belirten Şerif A., kimseye ateş etmediğini ve oğlunun eylemini görmediğini söyledi. Sağlık sorunlarının cezaevi koşullarına uygun olmadığını ifade eden sanık da tahliyesini istedi.
Duruşmada dinlenen diğer beş tutuksuz sanık ise baba ve oğluna yardım ettikleri iddialarını kabul etmedi. Avukatların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şerif A.'nın sağlık durumunun cezaevinde kalmasına elverişli olup olmadığının belirlenmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor istenmesini kararlaştırdı. Heyet ayrıca olay yerinde keşif yapılmasına hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
AI YORUMU
Yargı sürecinin sağlıklı ilerlemesi adına olay yerinde keşif yapılması ve adli tıp raporunun beklenmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkması için kritik bir aşamayı oluşturuyor. Sanıkların karşılıklı iddiaları ve çelişkili ifadeleri, suçun işleniş biçimi ile azmettirici unsurların netleşmesini zorlaştırıyor. Mahkemenin atacağı bu adımlar, dört kişinin hayatını kaybettiği dosyadaki soru işaretlerini giderecek en somut veri kaynağı olacak.
Manisa'nın Gördes ilçesinde çıkan silahlı kavgada 54 yaşındaki baba ve 25 yaşındaki oğlu hayatını kaybetti. Olay yerinden kaçan saldırgan, suç aleti av tüfeğiyle birlikte kısa sürede yakalandı.
Manisa Gördes'te İ.B. ile Arif Bulut ve oğlu Hasan Hüseyin Bulut tartıştı.
Çıkan kavgada av tüfeğiyle vurulan 54 ve 25 yaşındaki iki kişi kurtarılamadı.
Şüpheli İ.B., olayda kullandığı silahla birlikte jandarma tarafından yakalandı.
Manisa'nın Gördes ilçesine bağlı Balıklı Mahallesi, akşam saatlerinde acı bir olayla sarsıldı. İddialara göre İ.B. isimli şahıs ile bölgede yaşayan Arif Bulut ve oğlu Hasan Hüseyin Bulut arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Kısa süre içerisinde büyüyen sözlü münakaşa yerini şiddetli bir kavgaya bıraktı.
Taraflar arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte İ.B., yanında bulundurduğu av tüfeğiyle baba ve oğluna doğru ateş açtı. Silahından çıkan saçmaların hedefi olan Arif Bulut ve oğlu Hasan Hüseyin Bulut ağır yaralanarak kanlar içinde yere yığıldı. Saldırgan ise olay yerinden hızla uzaklaşarak izini kaybettirmeye çalıştı.
Çevredeki vatandaşların silah seslerini duyarak ihbarda bulunması üzerine bölgeye çok sayıda jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Kısa sürede adrese ulaşan sağlık görevlileri, yaptıkları ilk kontrollerde 54 yaşındaki Arif Bulut ile 25 yaşındaki Hasan Hüseyin Bulut'un yaşamını yitirdiğini tespit etti.
Olay yerinde savcılık ve güvenlik güçleri tarafından yapılan incelemelerin ardından hayatını kaybeden baba ile oğlunun cenazeleri otopsi için hastane morguna götürüldü. Cinayetin ardından kaçan zanlıyı yakalamak için operasyon başlatan jandarma ekipleri, İ.B.'yi suç aleti tüfekle birlikte yakalayarak gözaltına aldı ve soruşturma başlatıldı.
AI YORUMU
Bireysel silahlanmanın yarattığı trajik sonuçlar, en temel yaşam haklarını doğrudan tehdit etmeye devam ediyor. Manisa'daki bu olayda 54 ve 25 yaşlarındaki iki kişinin hayatını kaybetmesi, öfke kontrolünün sağlanamaması durumunda yaşanan kayıpların ne kadar yıkıcı olduğunu gösteriyor. Toplumun farklı kesimlerini ve aileleri derinden etkileyen bu tür şiddet vakalarının önlenmesi için denetimlerin artırılması hayati önem taşıyor.
Yurt dışında boşanan çiftlerin Türkiye'deki tanıma davalarında dijital evrak dönemi yargı engeline takıldı. Yargıtay, 5718 sayılı Kanun gereğince karekodlu belgelerin tek başına yeterli olmadığını onadı.
Yurt dışı mahkeme kararları için karekodlu belgeler tek başına yeterli bulunmadı.
Eskişehir 5. Aile Mahkemesi, usulüne uygun onaylı belge şartı arayarak davayı reddetti.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerel mahkemenin bu kararını hukuka uygun bulup onadı.
Avrupa ülkesi Belçika mahkemelerinde haklarında boşanma kararı verilen gurbetçi çiftten biri, bu kararın Türkiye sınırları içinde de geçerlilik kazanması amacıyla hukuki süreç başlattı. Eskişehir 5. Aile Mahkemesi salonlarında görülen tanıma davasında, yabancı makamların verdiği boşanma ilamı ve kesinleşme şerhi elektronik ortam üzerinden üretilen karekodlu belgelerle dosyaya sunuldu. Ancak yerel mahkeme heyeti, bu dijital evrakların 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da aranan onaylı resmi belge kriterlerini tam olarak karşılamadığına hükmetti.
Mevzuatta yer alan açık hükümlere göre, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınabilmesi için o ülkenin yetkili makamlarınca usulen onanmış aslının, yargı organınca tasdik edilmiş örneğinin ve onaylı tercümesinin fiziki ya da yasal usullere uygun şekilde dosyaya ibraz edilmesi gerekiyor. Yerli mahkeme, sunulan karekodlu çıktıların kanuni tasdik şartını sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Davacı tarafın bu hükme itiraz etmesiyle dosya önce istinaf aşamasından geçti, ardından Yargıtay mercii önüne taşındı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından incelenen dosya sonunda yerel mahkemenin red kararı hukuka uygun bulunarak onandı. Dava sürecini takip eden avukatlar, günümüzde resmi işlemlerin büyük oranda dijitalleştiğini ve pek çok ülkenin artık fiziki evrak yerine karekodlu sistemler kullandığını vurguladı. Buna rağmen yüksek mahkeme, dijital kolaylıkların kanunen zorunlu kılınan onaylı belge kuralını ortadan kaldırmayacağını tescillemiş oldu.
Alınan bu yargı kararı, yurt dışında yasal olarak yollarını ayıran ve Türkiye'de de bu statüyü tescil ettirmek isteyen binlerce vatandaşın işleyişini doğrudan ilgilendiriyor. Hukukçular, yabancı ülkelerden alınan boşanma ilamlarının Türkiye'deki yasalara uyarlanması aşamasında mağduriyet yaşanmaması adına evrakların eksiksiz ve usulüne uygun hazırlanması gerektiğinin altını çiziyor.
AI YORUMU
Yasal düzenlemelerin dijital dönüşüm hızına ayak uyduramaması, gurbetçi vatandaşların işlemlerinde ciddi bürokratik engeller yaratıyor. 5718 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki katı şekil şartları, karekodlu ve elektronik imzalı evrak devrinde bile fiziki tasdik arandığını net bir şekilde gösteriyor. Eğer gerekli diplomatik veya konsolosluk onayları tamamlanmazsa, sadece dijital doğrulama koduna güvenen vatandaşlar hak kaybı yaşama riskiyle karşı karşıya kalacak.
İstanbul Çekmeköy'de boşanma aşamasındaki eşini silahla vurarak öldüren firari zanlı hakkında uluslararası arama kararı çıkarıldı. Eylül ayında düzenlenen saldırının ardından şüphelinin yakalanması için kırmızı bülten çıkarılması kararlaştırıldı.
Firari zanlı Yunus Elik için kırmızı bülten kararı alındı.
Olay 29 Eylül 2025 tarihinde Çekmeköy'de gerçekleştirildi.
Ağır ceza mahkemesindeki duruşma 21 Ocak 2026 tarihine ertelendi.
İstanbul'da eşini hedef alan silahlı saldırının ardından başlatılan adli süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Boşanma sürecindeki eşini planlı bir şekilde takip ederek hayattan koparan firari zanlının yakalanması amacıyla uluslarüstü düzeyde arama talep edildi. Yargı mercileri, sanığın sınırları dışına çıkma ihtimaline karşı kırmızı bülten çıkarılmasına hükmetti.
Dosyada yer alan iddialara göre, maktul Suzan Elik'in başka biriyle ilişkisi olduğu iddiası üzerine şüpheli ve yakınları ortak bir karar aldı. Olay günü kendi hattını kapatan Yunus Elik, babasına ait telefonla eşini arayarak evden dışarı çıkmasını sağladı. Kiralık bir otomobille takip ettiği eşinin bulunduğu Soğukpınar Mahallesi'nde aracı durdurarak peş peşe ateş açtı.
Vücuduna üç kurşun isabet eden ve omuriliğinde ağır hasar oluşan Suzan Elik, kaldırıldığı sağlık kuruluşunda 16 Ekim 2025 tarihinde yaşamını yitirdi. Saldırının ardından kullandığı kiralık aracı Ümraniye Çakmak Metro İstasyonu yakınlarında terk eden zanlı izini kaybettirdi. Güvenlik güçleri firari şahsı yakalamak için kapsamlı bir çalışma başlattı.
Sanıklar suçlamaları reddederek tahliye ve beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vererek yargılamayı 21 Ocak Perşembe günü saat 14.00'e erteledi.
AI YORUMU
Kadın cinayetlerinde planlı ve organize aile meclisi kararlarının varlığı, adalet sisteminin çok katmanlı bir suç şebekesiyle mücadele ettiğini gösteriyor. 29 Eylül 2025 tarihinde işlenen bu suçun ardından firari zanlının uluslararası düzeyde aranması, sınır ötesi kaçış ihtimallerini daraltmak adına atılan zorunlu bir adımdır. Sanıkların mahkemedeki inkâr savunmaları, toplumsal vicdanı yaralayan benzer dosyalardaki tipik reflekslerle birebir örtüşüyor. Yargılamanın ilerleyen celselerinde verilecek kararlar, bu tarz organize suç ortaklıklarının cezalandırılmasında emsal teşkil edecek.