Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Yazılım
Broadcom tabanlı modemlerde 16 yıldır süren güvenlik açığı bulundu
•2 dk okuma
Paylaş
HYazılım
iFotoğraf: Martin Vorel · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Güvenlik araştırmacısı Quentin Kaiser, 2010 yılından bu yana Broadcom işlemcili milyonlarca modemde parola istemeyen kritik bir açık keşfetti. WPSplinter adı verilen bu zafiyet, menzildeki kişilerin kablosuz ağ şifresini bilmeden cihazlara erişmesine zemin hazırlıyor.
Öne çıkanlar
Broadcom yongalı milyonlarca modemde 2010'dan beri parola istemeyen açık tespit edildi.
WPSplinter adlı zafiyet, Wi-Fi menzilindeki kişilerin cihaza yetkisiz erişmesini sağlıyor.
Türk Telekom ve Türksat Kablonet altyapısında kullanılan bazı modeller de listede yer alıyor.
Haberin Detayı
Kablosuz ağ donanımlarında uzun süredir fark edilmeyen büyük bir güvenlik riski kamuoyuyla paylaşıldı. Güvenlik uzmanı Quentin Kaiser, Broadcom işlemcileri kullanan pek çok kablosuz erişim noktası ve modemde on yılı aşkın süredir var olan bir zafiyet ortaya çıkardı. Araştırma sonucunda hazırlanan liste, dünya genelinde milyonlarca kullanıcıyı etkileyen donanım sorunlarına ışık tuttu.
WPSplinter ismi verilen açık, üreticilere sağlanan yazılım paketindeki eski WPS bileşeninin bellek yönetim hatasından kaynaklanıyor. Bu hata sayesinde kötü niyetli kişiler, herhangi bir şifre girmeden veya eşleştirme yapmadan doğrudan kablosuz menzil üzerinden cihazlara sızabiliyor. Uzmanlar, saldırının sokağın karşısından bile gerçekleştirilebileceğini ve hedef kullanıcının herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadığını belirtiyor.
Türkiye pazarında ise Zyxel'in belirli VMG serisi cihazları Türk Telekom etiketiyle, CastleNET üretimi bazı NetMASTER modelleri ise Türksat Kablonet notuyla listede yer alıyor.
Araştırmacının 18 Temmuz tarihinde üreticiye bildirdiği sorunun ardından Broadcom, eski yazılım desteğinin 2018 yılında sonlandırıldığını belirtti ve resmi bir CVE kaydı açmayı reddetti. 16 Ekim 2026 itibarıyla test edilen cihazların hiçbirine resmi bir yama veya güncelleme sunulmadı. Donanım üreticileri ve servis sağlayıcıları henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Siber güvenlik dünyasında uzun süredir saklı kalan donanım açıklarının milyonlarca son kullanıcıyı nasıl doğrudan risk altında bıraktığı bir kez daha netleşti. Üretici firmaların 2018 yılında eski yazılım bileşenlerini terk etmesine rağmen, binlerce eski modelin hala güncellenmeden evlerde çalışmaya devam etmesi büyük bir zaaf yaratıyor. Operatörler tarafından dağıtılan bu cihazların sahipleri, yama desteği bulunmadığı için doğrudan saldırı senaryolarına karşı savunmasız kalıyor. Cihaz üreticilerinin eski donanım döngülerini tamamen terk ederek güncelleme yelpazesini genişletmesi zorunlu hale geliyor.
Kaynak:
Tamindir
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Microsoft, kurumsal güvenlik yazılımı Defender for Endpoint çözümünü Linux masaüstü sistemlere genişletti. Kamu ön izleme aşamasındaki yeni ürün, geliştiricilerin kullandığı iş istasyonlarını hedefliyor.
Defender for Linux Workstations kamu ön izleme aşamasında kullanıcıya açıldı.
Ubuntu, CentOS ve Red Hat gibi popüler Linux dağıtımları sistem tarafından destekleniyor.
Kullanım için Defender for Endpoint Plan 2 veya Microsoft 365 lisansları gerekiyor.
Microsoft, kurumsal güvenlik alanındaki ürün yelpazesini genişleterek Defender for Endpoint çözümünü Linux masaüstü bilgisayarlara taşıdı. Defender for Linux Workstations adı verilen bu yeni çözüm, işletmelerin Linux kullanan çalışanlarını mevcut merkezi güvenlik altyapıları üzerinden korumasını sağlıyor. Şimdilik kamu ön izleme aşamasında bulunan yazılım, özellikle yazılım geliştiricilerin yoğun olarak tercih ettiği Linux tabanlı iş istasyonlarını hedef alıyor.
Yeni güvenlik çözümü virüsten koruma, tehdit algılama, güvenlik açıklarını yönetme ve olaylara hızlı müdahale etme gibi yetenekleri Linux masaüstlerine getiriyor. Bilgi işlem yöneticileri bu sayede cihaz envanterini görüntüleyebiliyor, güvenlik ayarlarını yapılandırabiliyor ve gerektiğinde riskli bir bilgisayarı ağdan tamamen izole edebiliyor. Daha önceleri sunucu tarafında kullanılan altyapı, böylece masaüstü kullanım senaryolarını da kapsayacak şekilde genişlemiş oluyor.
Ancak tam uyumluluk, kullanılan dağıtımın sürümüne ve tercih edilen Linux çekirdeğine göre farklılık gösterebiliyor.
Şirketlerin masaüstü bilgisayarlar için ayrı bir güvenlik ajanı kurmasına gerek kalmıyor çünkü altyapı tamamen mevcut Linux sunucu çözümlerini temel alıyor. Güvenlik ekipleri, Windows cihazlarda halihazırda kullandıkları araçlar ve iş süreçleri üzerinden Linux bilgisayarları da aynı çatı altında yönetebiliyor. Microsoft, bu hamlenin arkasında müşteri taleplerinin ve yazılımcılar arasında yaygınlaşan Linux kullanım oranlarının etkili olduğunu ifade ediyor.
AI YORUMU
Yazılım geliştirme süreçlerinde Linux kullanımı yaygınlaşırken güvenlik sınırlarının bu platformlara çekilmesi kaçınılmaz bir adımdı. Stack Overflow 2025 verilerine göre profesyonel geliştiricilerin yüzde 27,7 gibi önemli bir kesimi Ubuntu tercih ederken, Microsoft'un bu kitleyi merkezi güvenlik ağ人に dahil etmesi şirketlerin yönetim yükünü hafifletebilir. Ancak sistemler üzerinde tam kontrol sahibi olmayı seven geliştiriciler için ağ izolasyonu ve merkezi yönetim gibi özelliklerin tartışma yaratması muhtemel.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, uluslararası bir konferansta yaptığı konuşmada dijital verilerin güvenliğinin stratejik önemine dikkat çekti. Uraloğlu, ülkenin veri merkezlerinin genişletildiğini ve siber dayanıklılığın artırıldığını vurguladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu siber bağımsızlık vurgusu yaptı.
Bakanlık dijital güvenlik haritasını kademeli olarak genişletiyor.
Tüm işletmeciler için ilave güvenlik tedbirleri zorunlu hale getirildi.
Günümüz dünyasında bilgi çağının en değerli hazinesinin siber güvenlik yazılımları olduğunu belirten Uraloğlu, bilişim altyapılarının sadece teknik bir unsur olmaktan çıktığını ifade etti. Konuşmasında verilerin artık sıradan arşiv yığınları olmadığının altını çizen Bakan, bu unsurların üretimin ana hammaddesi ve ekonomik egemenliğin temeli haline geldiğini dile getirdi.
Verilerin hangi standartlarda işlendiği ve kimler tarafından denetlendiği meselesinin milli güvenlik seviyesinde ele alınması gerektiğini savunan Uraloğlu, bu alanda egemenlik kuran devletlerin gelecekte avantajlı olacağını kaydetti. Türkiye'nin dijital güvenlik kapasitesini artırmak için atılan adımları anlatan Uraloğlu, ülke genelindeki veri merkezlerinin güvenlik haritasının adım adım genişletildiğini söyledi. Kurulan yeni Siber Güvenlik Başkanlığı'nın da bu yöndeki stratejik hamlelerin başında geldiğini ve milli çıkarların korunmasında rol oynayacağını belirtti.
Toplantıda ayrıca elektronik haberleşme sektörüne yönelik düzenleme faaliyetlerine de geniş yer ayrıldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun sektördeki denetim görevini kararlılıkla sürdürdüğünü hatırlatan Uraloğlu, bu yıl hayata geçirilen Kurul Kararı'na dikkat çekti. Alınan yeni kararla birlikte piyasadaki tüm işletmecilerin şirket büyüklüklerine bakılmaksızın ek güvenlik tedbirleri uygulamakla yükümlü kılındığı açıklandı.
Uygulanan bu yeni yükümlülüklerin sektörel güvenlik çıtasını yukarı taşıyacağı ve ülkenin dijital altyapılarının siber saldırılara karşı dayanıklılığını artıracağı ifade edildi. Alınan önlemlerin teknolojik bağımsızlık yolunda atılan somut adımlardan biri olduğu ve denetimlerin titizlikle devam edeceği aktarıldı.
AI YORUMU
Yerli veri depolama ve siber güvenlik yatırımları, dışa bağımlılığı azaltan en temel stratejik hamleler arasında yer alıyor. Alınan yeni kararlar, özellikle küçük ölçekli işletmelerin de güvenlik standartlarını yükseltmeye zorlanması bakımından sektörde standartları yukarı çekecektir. Sektördeki tüm oyuncuların eşit güvenlik tedbirleriyle donatılması, olası siber zafiyetlerin önüne geçilmesinde doğrudan belirleyici olacaktır.
Yapay zeka tabanlı ses klonlama ve sosyal mühendislik yöntemleri, şirketlerin siber güvenlik açıklarını tetikliyor. Uzmanlar, klasik siber önlemlerin yetersiz kaldığını belirterek sigorta kapsamlarının yeniden incelenmesini öneriyor.
Ses klonlama yöntemiyle yönetici taklidi yapılarak sahte ödeme talimatları verilebiliyor.
Şirketler siber sigortaların her finansal kaybı karşılamayabileceği konusunda uyarılıyor.
Sosyal mühendislik saldırıları doğrudan çalışanların karar mekanizmalarını hedef alıyor.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi Murat Çiftçi, yapay zeka destekli dolandırıcılık yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte şirketlerin risk yönetimini kökten değiştirmesi gerektiğini açıkladı. Gelişen teknolojiler sayesinde siber suçluların sadece sistemleri değil, doğrudan çalışanların karar verme süreçlerini ve kurum içi güven ilişkilerini hedef aldığı vurgulandı.
Özellikle ses klonlama teknikleriyle kişilerin seslerinin gerçeğe yakın bir şekilde kopyalanabildiği, sahte QR kodlar ve değiştirilmiş IBAN bilgileriyle finansal kayıp risklerinin katlandığı ifade ediliyor.
Klasik siber güvenlik yaklaşımlarının bu yeni nesil tehditler karşısında yetersiz kalabildiğine dikkat çekildi. Saldırganların teknik altyapıyı aşmak yerine çalışanları manipüle etmeyi seçtiği, yöneticinin sesiyle ödeme talimatı alan personelin şirketleri ciddi zararlara uğratabileceği aktarıldı.
Her siber sigorta poliçesinin çalışanların kandırılmasıyla oluşan zararları karşılamayabileceği özellikle vurgulandı. Şirketlerin siber poliçelerindeki teminatları ve istisnaları ayrıntılı biçimde incelemesi, finansal suçlar sigortası ile dolandırıcılık teminatlarını birlikte ele alması gerektiği kaydedildi.
AI YORUMU
Şirketlerin teknik güvenlik yatırımları kadar insan odaklı operasyonel kontrolleri de güçlendirmesi zorunlu hale geldi. Ses klonlama ve sosyal mühendislik senaryoları, yalnızca bilgi teknolojileri departmanının değil tüm finans ve yönetim kademesinin ortak sorumluluğudur. Önlem alınmazsa sistemler hiç ihlal edilmeden dahi yüksek tutarlı transfer kayıplarıyla karşılaşılabilir.
Google Cloud'un Londra veri merkezinde ortaya çıkan teknik arıza, Avrupa'da çok sayıda dijital hizmeti sekteye uğrattı. İngiltere merkezli dijital banka Revolut başta olmak üzere çeşitli platformlarda ödeme ve erişim problemleri yaşandı.
Google Cloud'un europe-west2 bölgesindeki arıza saat 09.08'de başladı.
Revolut kullanıcıları kartlı ödemelerde ve para çekmede aksama yaşadı.
Downdetector verilerine göre Lloyds Bank ve HSBC gibi kurumlar etkilendi.
Küresel teknoloji şirketi Google'ın bulut altyapısında meydana gelen geniş çaplı aksaklık, Avrupa genelindeki pek çok dijital platformun işleyişini durma noktasına getirdi. Şirketin Londra merkezli sunucularını etkileyen teknik sorun, özellikle finans sektöründeki uygulamalarda ciddi yavaşlamalara ve bağlantı hatalarına zemin hazırladı.
Reuters tarafından paylaşılan bilgilere göre, europe-west2 olarak adlandırılan bölgede 20 Ekim Salı günü Türkiye saatiyle 09.08 itibarıyla yüksek hata oranları kaydedildi. Mühendislik birimleri sorunun temel kaynağını bulmak için inceleme başlatırken resmi durum sayfasında ağ bağlantısındaki istikrarsızlık doğrulandı.
Yaşanan kesintiden en çok etkilenen finans kuruluşlarının başında İngiltere merkezli dijital bankacılık devi Revolut geldi. Müşteriler kartlı alışverişlerde, ATM'lerden nakit çekim işlemlerinde, para transferlerinde ve mobil uygulamaya giriş denemelerinde başarısızlık bildirdi.
Revolut yönetimi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada tüm müşteri varlıkları ile kişisel verilerin koruma altında olduğunu duyurdu. Arızanın giderilmesi için teknik ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü, yaşanan mağduriyetten ötürü özverili bir yaklaşım beklendiği ifade edildi.
Kesintileri izleyen Downdetector platformuna yansıyan verilere göre Lloyds Bank, HSBC, Halifax, Rightmove ve Royal Mail kullanıcıları da benzer erişim engelleriyle karşılaştı. Almanya merkezli ING ise dijital bankacılık kanalında teknik aksaklıklar yaşandığını duyururken sorunun bulut altyapısıyla bağı henüz resmi olarak netleşmedi.
AI YORUMU
Altyapı sağlayıcılarında meydana gelen tek bir merkezli kesinti, milyonlarca kullanıcının finansal işlemlerini anında kilitliyor. Revolut gibi dijital öncelikli bankaların fiziksel şube ağı bulunmadığı göz önüne alındığında, bulut tabanlı bu aksaklıklar sıradan bir gecikmeden çok daha büyük operasyonel krizlere dönüşüyor. Şirketlerin tek bir bulut sağlayıcısına bağımlı kalması, sistem çökmesi senaryolarında tüm sektörü domino etkisiyle durdurma riski taşıyor.