PİYASA
Dünya

İsrail seçimlerinde Netanyahu önde ancak tek başına hükümet için yeterli değil

İsrail seçimlerinde Netanyahu önde ancak tek başına hükümet için yeterli değil

Özet

İsrail genel seçimlerinde oyların büyük bir kısmının sayılmasıyla birlikte, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ blok mecliste çoğunluğu sağlamaktan uzak görünüyor. Resmi sonuçların açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Herzog, hükümeti kurması için bir lideri görevlendirecek ancak siyasi kilitlenme süreci haftalarca sürebilir.

Öne çıkanlar

  • Oyların yüzde 97'si sayılırken Netanyahu'nun bloku 120 sandalyeli mecliste 53 koltukta kaldı.
  • Muhalefet bloğu 48 sandalyeye ulaşırken, Arap partileri 19 sandalye ile kilit rol üstleniyor.
  • Katılım oranının yüzde 77,7 ile son yirmi yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi.

Haberin Detayı

İsrail’de düzenlenen genel seçimlerde oyların yüzde 97’sinin sayımı tamamlanırken, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi ve aşırı sağcı müttefiklerinin parlamentoda salt çoğunluğu yakalayamadığı gözlemlendi. 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için en az 61 sandalyeye ihtiyaç duyulurken, Netanyahu'nun bloku mevcut sayımlara göre 53 koltukta kalmış durumda. Rakibi eski askeri şef Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi ve diğer muhalif gruplar ise toplamda 48 sandalyeye ulaşarak seçimden güçlü bir şekilde çıktı.

Seçim sonuçlarında en dikkat çeken unsurlardan biri, Arap partilerinin 19 sandalye ile mecliste hiç olmadığı kadar büyük bir temsil hakkı kazanması oldu. Bu tablo, Arap partilerini hükümet kurma sürecinde potansiyel bir kilit oyuncu haline getiriyor ancak İsrail'deki Yahudi partilerinin büyük çoğunluğu bu gruplarla iş birliği yapmayacağını daha önce beyan etmişti. Mevcut siyasi tıkanıklık, ülkenin derin kutuplaşmış yapısını yeniden gündeme getirirken, tarafların uzlaşmaz tavırları başka bir seçim ihtimalini canlı tutuyor.

Sayım süreci henüz nihayete ermiş değil; askerler, diplomatlar ve hastanede yatan hastalar gibi sandık başına gidemeyenlerin kullandığı yaklaşık 480 bin oy pusulası, nihai sandalye dağılımını değiştirebilecek kritik bir öneme sahip. Bu oyların eklenmesiyle birlikte partilerin parlamentodaki nihai oranları netleşecek. İsrail’in nispi temsil sistemine göre bu süreç, hükümetin hangi tarafça kurulacağına dair dengeleri tamamen değiştirebilir.

Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, seçimlere olan yüksek katılımı İsrail toplumunun demokrasiye olan inancının bir nişanı olarak nitelendirerek, seçmenlerin yüzde 77,7 oranında sandığa gitmesini memnuniyetle karşıladı. Herzog, resmi sonuçlar önümüzdeki hafta kendisine iletildiğinde tüm siyasi fraksiyonlarla görüşmelere başlayacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı, yeni bir seçim turuna ihtiyaç kalmaması için parti liderlerini açık fikirli olmaya ve uzlaşmaya davet etti.

Seçimler, 7 Ekim saldırıları ve ardından gelen bölgesel savaşların ardından düzenlenen ilk oylama olması bakımından tarihi bir ağırlık taşıyor. Netanyahu, sağcı bir hükümet kurma gerekliliğini vurgulayarak muhalefeti ulusal güvenlikten taviz vermekle suçlarken, Eisenkot ise halkın mevcut yönetime olan güvenini kaybettiğini iddia ediyor. Seçmenlerin güvenlik politikaları, yargı reformları ve ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmeti gibi temel konulardaki beklentileri, yeni kurulacak hükümetin izleyeceği yolu da belirleyecek.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

İsrail siyasetindeki bu tablo, koalisyon kurma aşamasında Netanyahu için oldukça zorlu bir dönemin başlayacağını gösteriyor. Özellikle Likud'un önceki meclise kıyasla 15 sandalye kaybetmiş olması, mevcut hard-line politikaların seçmen nezdindeki yansımasını net bir şekilde ölçülebilir kılıyor. Eğer 61 sandalye barajı aşılamazsa, İsrail'in bir kez daha sandığa gitmesi kaçınılmaz bir senaryo olarak ön plana çıkıyor. Bölgesel istikrarsızlığın sürdüğü bir dönemde, bu iç kilitlenme hem uluslararası ilişkilerde hem de İsrail'in askeri stratejilerinde ciddi bir belirsizlik yaratıyor.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Gadi Eisenkot, İsrail için Siyonist askerlik hükümeti kuracağını açıkladı

    İsrail muhalefet lideri Gadi Eisenkot, son seçim sonuçlarının ardından halkın mevcut yönetime güvenmediğini belirterek Siyonist askerlik hükümeti kuracaklarını duyurdu. Katılım oranının yüzde 77,7 ile 1999 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı seçim süreci, ülkede yeni bir siyasi dönemin kapılarını aralıyor.

    • İsrail'de seçime katılım oranı yüzde 77,7 ile 1999'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
    • Eisenkot, Netanyahu hükümetine ve askerlikten kaçınan bloklara olan güvensizliğin sandığa yansıdığını ifade etti.
    • Yeni hükümet hedefiyle kurulan siyasi oluşum, Arap partileriyle iş birliğine kapalı bir strateji izliyor.

    İsrail siyasetinde yeni seçim sonuçlarının ardından muhalefet kanadında önemli bir hareketlilik yaşanıyor. Meclis seçimlerinde oyların yüzde 90 oranında sayılmasıyla birlikte, muhalefet lideri Gadi Eisenkot, sosyal medya platformu üzerinden kamuoyuna hitap eden bir açıklamada bulundu. Eisenkot, seçmenlerin mevcut yönetime olan güvensizliğini dile getirerek, hedeflerinin Siyonist askerlik hükümeti kurmak olduğunu vurguladı.

    Ülke genelinde sandığa katılım oranı, İsrail Merkez Seçim Komitesi verilerine göre yüzde 77,7 olarak kaydedildi. Bu oran, 2022 yılındaki seçimlerle kıyaslandığında 7,1 puanlık bir artışa tekabül ediyor ve 1999 yılından itibaren gerçekleşen en yüksek katılım seviyesi olarak kayıtlara geçiyor. Eisenkot, bu yüksek ilginin halkın değişim talebini net bir şekilde ortaya koyduğuna dikkat çekerek, bu sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını belirtti.

    Muhalefet lideri, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana görevde olan mevcut Netanyahu hükümetine karşı oluşan toplumsal tepkiyi merkeze alıyor. Askerlik hizmetinden kaçınan siyasi grupların son 20 yılın en düşük seviyesine gerilediğini savunan Eisenkot, kendi kurdukları yeni yapının halkın gerçek iradesini temsil ettiğini ifade etti. Bu söylemler, mevcut iktidar bloğunun zayıfladığına dair muhalefet kanadından gelen en somut iddialardan birini oluşturuyor.

    Destekçilerine yönelik konuşmasında bir yıl içinde sıfırdan bir parti kurduklarını hatırlatan Eisenkot, ortaya koydukları alternatifin iktidara gelmeye hazır olduğunu savundu. Kendisine güvenen yüz binlerce İsrailliye teşekkür eden muhalefet lideri, önlerindeki dönemin çalışma ve başarı odaklı geçeceğine dair söz verdi. Bu yeni siyasi oluşumun, İsrail'in temel değerlerine ve Siyonist ilkelere bağlı kalacağını vurgulayarak seçmen tabanına mesaj yolladı.

    Eisenkot'un özellikle Siyonist askerlik vurgusu, İsrail Meclisi'ndeki 19 sandalyeye sahip olan Arap partileriyle uzlaşıya gitmeyeceklerinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Söz konusu ifade biçimi, yeni kurulacak muhtemel bir koalisyonun rotasını belirleyecek bir sınır olarak kabul ediliyor. Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte, Eisenkot'un bu stratejisinin koalisyon görüşmelerinde nasıl bir karşılık bulacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    Eisenkot'un kurmayı hedeflediği bu yapı, İsrail'deki siyasi kutuplaşmanın ordu merkezli bir söylemle yeniden tanımlanacağını gösteriyor. Katılımın yüzde 77,7'ye ulaşması, seçmenin mevcut Netanyahu yönetimine verdiği tepkinin derinliğini yansıtıyor. Ancak Arap partilerini denklem dışı bırakan bu yaklaşım, hükümet kurma sürecinde çok dar bir alanda manevra yapılmasına neden olabilir. Bu strateji, koalisyonun istikrarı için diğer sağ partilerle kurulacak pazarlıkların son 20 yılın en zorlu süreci olacağını düşündürüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    İsrail seçimlerinde sandıktan sonuç çıkmadı; ülkeyi koalisyon krizi bekliyor

    İsrail'de son otuz yılın en yüksek katılımlı seçimi yapılmasına rağmen, hiçbir siyasi parti net bir çoğunluk elde edemedi. Yüzde 77'yi aşan seçmen katılımına karşın ortaya çıkan siyasi düğüm, ülkenin yönetiminde büyük bir belirsizliğe yol açıyor.

    • Seçime katılım oranı yüzde 77 seviyesine ulaşarak son otuz yılın zirvesini gördü.
    • Benjamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi mecliste en fazla sandalyeye sahip güç konumunda.
    • Eski ordu şefi Gadi Eisenkot, halkın görev süresinin sona ermesini istediğini savundu.

    İsrail sandık başına gitti, ancak seçim sonuçları ülkenin beklediği siyasi netliği beraberinde getirmedi. Son yirmi dokuz yılın en yoğun seçmen hareketliliğinin gözlendiği seçimlerde, halkın yüzde 77'sinden fazlası oyunu kullanmak üzere sandık merkezlerine akın etti. Bu denli yüksek bir katılıma rağmen, ortaya çıkan tablo herhangi bir partinin tek başına iktidar kurmasına izin verecek net bir zaferi işaret etmiyor.

    Mevcut Başbakan Benjamin Netanyahu, seçim gecesi yaptığı ilk açıklamalarda güçlü bir sağ kanat hükümeti kurma çağrısında bulundu. Likud Partisi'nin Knesset'te yani İsrail parlamentosunda en büyük grubu oluşturacağı şimdiden netleşmiş durumda. Buna rağmen parlamentodaki koltuk dağılımı, Netanyahu'nun tek başına bir hükümet kurması için gerekli olan çoğunluk sayısının altında kalıyor.

    Seçim rekabetinin diğer tarafında ise eski ordu şefi Gadi Eisenkot yer alıyor. Eisenkot, seçim sonuçlarının seçmenlerin mevcut yönetimin sona ermesini talep ettiği anlamına geldiğini savunarak Netanyahu'nun liderliğine karşı sert bir muhalefet sergiliyor. Siyasi sahadaki bu kutuplaşma, seçim öncesinde tahmin edilen dramatik çıkmazın tam olarak gerçekleştiğini doğrular nitelikte.

    Ülkenin siyasi geleceği üzerindeki bu sis perdesi, koalisyon görüşmelerinin önümüzdeki haftalarda İsrail'in bir numaralı gündem maddesi olacağını gösteriyor. Meclisteki küçük partilerin ve blokların nasıl bir tutum takınacağı, yeni hükümetin kurulup kurulamayacağını belirleyen en temel değişken olacak. Mevcut sistemde hiçbir tarafın mutlak hakimiyet kuramaması, ülkeyi erken seçim ihtimalleriyle de karşı karşıya bırakabilir.

    Hükümet kurma sürecinin karmaşıklığı, İsrail'in iç siyasi dengelerini derinden etkileyen bir sürece işaret ediyor. Netanyahu ve rakibi Eisenkot arasındaki bu çekişme, sadece parlamento içindeki sandalye kavgasını değil, aynı zamanda ülkenin yönetim felsefesine dair taban tabana zıt yaklaşımları da temsil ediyor. Siyasi tarafların uzlaşmaya yanaşmaması durumunda, seçmenlerin iradesinin bir sonraki süreçte nasıl şekilleneceği ise henüz belirsizliğini koruyor.

    AI YORUMU

    Seçim sonuçları İsrail'in siyasi iklimindeki derin çatlağın rakamlarla tescillendiğini ortaya koyuyor. Yüzde 77 gibi yüksek bir katılım oranına rağmen parlamentoda hiçbir blokun çoğunluğu sağlayamaması, hükümetin kurulma sürecini tamamen küçük partilerin insafına bırakıyor. Bu durum, önceki seçim dönemlerine kıyasla çok daha uzun sürecek ve oldukça kırılgan bir koalisyon pazarlığına işaret ediyor. Eğer taraflar arasında orta yol bulunamazsa, seçmenlerin kısa süre içerisinde yeniden sandık başına gitmesi kaçınılmaz bir senaryo olarak masada duruyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    İsrail siyasetinde kilitlenen seçim sonrası 5 farklı yol ayrımı

    İsrail'de 27 Ekim seçimlerinin ardından net bir kazanan çıkmaması, ülkeyi beş farklı siyasi senaryoyla karşı karşıya bıraktı. Uzmanlar, meclis aritmetiğindeki belirsizlik nedeniyle erken seçim ihtimalinin güçlendiğini ve Netanyahu liderliğindeki blok ile muhalefet arasındaki çekişmenin çözüm sürecini tıkadığını belirtiyor.

    • Siyasi belirsizlik sürerse birkaç ay içinde tekrar sandığa gidilmesi en muhtemel sonuç olarak görülüyor.
    • Eisenkot'un Arap partileriyle ortaklık kurarak istikrarlı bir hükümet oluşturma ihtimali masadaki seçeneklerden biri.
    • Netanyahu'nun yolsuzluk davaları nedeniyle siyasi denklemden çıkarılması muhalefetin temel şartı olmayı sürdürüyor.

    İsrailli siyasi gözlemci Vedi Ebu Nassar, 27 Ekim tarihinde gerçekleşen seçimlerin ardından ortaya çıkan tablonun ülkeyi derin bir siyasi krize sürüklediğini vurguladı. Kesin bir sonucun elde edilememesi, hükümet kurma süreçlerini zorlaştırırken uzmanlar meclisin dört yıllık görev süresi dolmadan yeni bir erken seçime gidilmesinin kaçınılmaz olabileceğini değerlendiriyor. Mevcut durumda hiçbir bloğun tek başına çoğunluğu sağlayamaması, koalisyon arayışlarını oldukça karmaşık hale getiriyor.

    İlk senaryo olarak öne çıkan Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un, Filistinlileri temsil eden partilerin dışarıdan veya içeriden desteğiyle bir hükümet kurma ihtimali tartışılıyor. Ebu Nassar, bu durumun gerçekleşmesi için başta Avigdor Liberman olmak üzere muhalefet liderlerinin cesur adımlar atması gerektiğini savunuyor. Arap vatandaşların devlet nezdindeki eşit haklarına vurgu yapan bu formül, istikrarlı bir yürütme organı oluşturmak için en net çözüm yollarından biri olarak sunuluyor.

    Diğer bir seçenek ise Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile Eisenkot'un partisi arasında kurulacak bir ulusal birlik hükümeti olarak karşımıza çıkıyor. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un desteklediği bu dönüşümlü başbakanlık modeline rağmen, muhalefetteki isimlerin Netanyahu ile aynı kabinede yer almama yönündeki kesin kararları bu yolu tıkıyor. Uzmanlar, Gantz örneğinde olduğu gibi böylesi bir girişimin siyasi kariyerler için büyük bir risk barındırdığı konusunda uyarıyor.

    Üçüncü bir senaryo olarak Netanyahu'nun muhalefet saflarını bölerek milletvekili transferi gerçekleştirmesi veya İran'a karşı bir savaş durumu ilan ederek olağanüstü hal hükümeti dayatması ihtimali üzerinde duruluyor. Bu yaklaşımın temel amacı, muhalif bloğun direncinin kırılması ve Netanyahu'nun iktidarını koruyacak bir zemin hazırlanması olarak ifade ediliyor. Özellikle güvenlik odaklı bir krizin, siyasi kutuplaşmayı gölgede bırakacak bir manevra olarak kurgulanması bekleniyor.

    Dördüncü ihtimal ise Netanyahu'nun yolsuzluk davalarının yarattığı hukuki engellerin yasal düzenlemelerle aşılması veya Meclis Başkanlığı değişikliği gibi teknik hamlelerle başbakanlık önünün kesilmesidir. Ebu Nassar, bu formülün 7 Ekim saldırılarına yönelik soruşturma komisyonu kurulmasını kolaylaştıracağına işaret ediyor. Netanyahu ise ordunun sorumlu olduğunu savunarak kendi sorumluluğunu reddetmeye devam ediyor.

    Son olarak siyasi tıkanıklığın aşılamaması durumunda, birkaç ay içerisinde seçmenin tekrar sandığa davet edilmesi en gerçekçi beşinci senaryo olarak masada duruyor. Muhalefetin Likud ile değil doğrudan Netanyahu'nun şahsi konumuyla sorun yaşaması, bu süreci uzatıyor. Siyasi denklemin dışında bırakılmadığı sürece, hiçbir hükümet formülünün uzun vadede istikrar sağlamayacağı görüşü ağır basıyor.

    AI YORUMU

    İsrail'in yaşadığı bu siyasi çıkmaz, yalnızca kişisel hırsların değil, temel bir meşruiyet sorununun da yansımasıdır. Netanyahu'nun yolsuzluk davalarıyla örülü iktidar mücadelesi, ülkedeki güvenlik ve toplumsal uzlaşı ihtiyacının önündeki en büyük engel olarak duruyor. Seçmen iradesinin sandığa yansımadığı bu karmaşık tabloda, bir uzlaşı hükümetinden ziyade erken seçimin daha yüksek bir olasılık olduğu anlaşılıyor. Bu durum, özellikle dış politikada ve güvenlik stratejilerinde belirsizliği körükleyerek bölgedeki etkisini genişletiyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Ortak Arap Listesi liderinden muhalefete Netanyahu karşıtı ittifak çağrısı

    İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi, Binyamin Netanyahu hükümetini devirmek amacıyla muhalefete Yahudi-Arap ortaklığına dayalı bir değişim önerdi. Seçim sonuçlarına göre 19 milletvekili kazanan blok, muhalefetle birleşerek çoğunluğu elde etmeyi hedefliyor.

    • Ortak Arap Listesi 19 milletvekiliyle seçimlerde rekor sandalye sayısına ulaştı.
    • Muhalefet bloğu ve Arap partilerinin toplam milletvekili sayısı 67’ye ulaşıyor.
    • Yusuf Cabbarin, hükümetin ırkçı ve dışlayıcı politikalarına karşı eşitlikçi ortaklık çağrısında bulundu.

    İsrail'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından siyasi dengeler yeniden şekillenirken, Ortak Arap Listesi temsilcilerinden dikkat çeken bir hamle geldi. Cabbarin, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada mevcut iktidarın politikalarına karşı güçlü bir alternatif oluşturulması gerektiğini savundu.

    Muhalefet blokları ile yapılacak bir ittifakın ülkedeki siyasi tıkanıklığı aşabileceğini belirten Cabbarin, Yahudi-Arap ortaklığının temel ilkelerini vurguladı. Söz konusu iş birliğinin sadece seçim odaklı değil, eşitlikçi ve kapsayıcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Cabbarin, hükümetin dışlama ve ırkçılık odaklı uygulamalarının toplumsal barışa zarar verdiğini öne sürdü. Bu açıklamalar, seçim sonuçlarının ardından muhalefet kanadının nasıl bir strateji izleyeceğine dair merakı artırdı.

    Resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku parlamentoda 53 sandalyede kalırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet bloku ise 48 milletvekili kazandı. Ancak İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin bu seçimlerde 19 milletvekili çıkararak rekor kırması, denklemi kökten değiştirdi. Muhalefet blokunun 48 milletvekili ile Filistin asıllıların partilerinin sahip olduğu 19 koltuk birleştiğinde, toplam sayı 67 milletvekiline ulaşıyor.

    Parlamentodaki 67 milletvekilli bu toplam sayı, koalisyon hükümetini kurmak için gerekli olan çoğunluğu tek başına sağlıyor. Bu durum, Netanyahu'nun iktidarını koruma çabaları karşısında muhalefetin elinde ciddi bir pazarlık ve yönetim gücü olduğunu gösteriyor. Taraflar arasındaki ideolojik farklılıklar ve geçmişteki siyasi gerilimler, kurulabilecek bir ortaklığın önündeki temel zorluklar olarak değerlendiriliyor.

    Cabbarin, sundukları alternatifin ırkçılık ve dışlama politikalarından uzak, tamamen farklı bir yönetim vizyonuna dayandığını ifade etti. İktidarın devrilmesi için gerekli adımları atmaya hazır olduklarını kaydeden Cabbarin, siyasi değişimin ancak gerçek bir ortaklık ile mümkün olabileceğini yineledi. Önümüzdeki günlerde muhalefet liderlerinin bu çağrıya nasıl yanıt vereceği ve meclis içerisinde nasıl bir bloklaşma yaşanacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

    AI YORUMU

    Muhalefetin 67 sandalyelik matematiksel çoğunluğa sahip olması, Netanyahu döneminin sona ermesi için en somut gerekçeyi sunuyor. Ancak bu birlikteliğin gerçekleşmesi, ideolojik tabanları birbirinden oldukça farklı olan muhalefet partileri ile Filistinli temsilcilerin ortak bir paydada buluşmasına bağlı. Siyasi uzlaşma sağlanamazsa, parlamento içinde yeni bir kriz ve erken seçim süreci kaçınılmaz olabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler