İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi, Binyamin Netanyahu hükümetini devirmek amacıyla muhalefete Yahudi-Arap ortaklığına dayalı bir değişim önerdi. Seçim sonuçlarına göre 19 milletvekili kazanan blok, muhalefetle birleşerek çoğunluğu elde etmeyi hedefliyor.
Öne çıkanlar
Ortak Arap Listesi 19 milletvekiliyle seçimlerde rekor sandalye sayısına ulaştı.
Muhalefet bloğu ve Arap partilerinin toplam milletvekili sayısı 67’ye ulaşıyor.
Yusuf Cabbarin, hükümetin ırkçı ve dışlayıcı politikalarına karşı eşitlikçi ortaklık çağrısında bulundu.
Haberin Detayı
İsrail'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından siyasi dengeler yeniden şekillenirken, Ortak Arap Listesi temsilcilerinden dikkat çeken bir hamle geldi. Cabbarin, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada mevcut iktidarın politikalarına karşı güçlü bir alternatif oluşturulması gerektiğini savundu.
Muhalefet blokları ile yapılacak bir ittifakın ülkedeki siyasi tıkanıklığı aşabileceğini belirten Cabbarin, Yahudi-Arap ortaklığının temel ilkelerini vurguladı. Söz konusu iş birliğinin sadece seçim odaklı değil, eşitlikçi ve kapsayıcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Cabbarin, hükümetin dışlama ve ırkçılık odaklı uygulamalarının toplumsal barışa zarar verdiğini öne sürdü. Bu açıklamalar, seçim sonuçlarının ardından muhalefet kanadının nasıl bir strateji izleyeceğine dair merakı artırdı.
Resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku parlamentoda 53 sandalyede kalırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet bloku ise 48 milletvekili kazandı. Ancak İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin bu seçimlerde 19 milletvekili çıkararak rekor kırması, denklemi kökten değiştirdi. Muhalefet blokunun 48 milletvekili ile Filistin asıllıların partilerinin sahip olduğu 19 koltuk birleştiğinde, toplam sayı 67 milletvekiline ulaşıyor.
Parlamentodaki 67 milletvekilli bu toplam sayı, koalisyon hükümetini kurmak için gerekli olan çoğunluğu tek başına sağlıyor. Bu durum, Netanyahu'nun iktidarını koruma çabaları karşısında muhalefetin elinde ciddi bir pazarlık ve yönetim gücü olduğunu gösteriyor. Taraflar arasındaki ideolojik farklılıklar ve geçmişteki siyasi gerilimler, kurulabilecek bir ortaklığın önündeki temel zorluklar olarak değerlendiriliyor.
Cabbarin, sundukları alternatifin ırkçılık ve dışlama politikalarından uzak, tamamen farklı bir yönetim vizyonuna dayandığını ifade etti. İktidarın devrilmesi için gerekli adımları atmaya hazır olduklarını kaydeden Cabbarin, siyasi değişimin ancak gerçek bir ortaklık ile mümkün olabileceğini yineledi. Önümüzdeki günlerde muhalefet liderlerinin bu çağrıya nasıl yanıt vereceği ve meclis içerisinde nasıl bir bloklaşma yaşanacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Muhalefetin 67 sandalyelik matematiksel çoğunluğa sahip olması, Netanyahu döneminin sona ermesi için en somut gerekçeyi sunuyor. Ancak bu birlikteliğin gerçekleşmesi, ideolojik tabanları birbirinden oldukça farklı olan muhalefet partileri ile Filistinli temsilcilerin ortak bir paydada buluşmasına bağlı. Siyasi uzlaşma sağlanamazsa, parlamento içinde yeni bir kriz ve erken seçim süreci kaçınılmaz olabilir.
İsrail'de son otuz yılın en yüksek katılımlı seçimi yapılmasına rağmen, hiçbir siyasi parti net bir çoğunluk elde edemedi. Yüzde 77'yi aşan seçmen katılımına karşın ortaya çıkan siyasi düğüm, ülkenin yönetiminde büyük bir belirsizliğe yol açıyor.
Seçime katılım oranı yüzde 77 seviyesine ulaşarak son otuz yılın zirvesini gördü.
Benjamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi mecliste en fazla sandalyeye sahip güç konumunda.
Eski ordu şefi Gadi Eisenkot, halkın görev süresinin sona ermesini istediğini savundu.
İsrail sandık başına gitti, ancak seçim sonuçları ülkenin beklediği siyasi netliği beraberinde getirmedi. Son yirmi dokuz yılın en yoğun seçmen hareketliliğinin gözlendiği seçimlerde, halkın yüzde 77'sinden fazlası oyunu kullanmak üzere sandık merkezlerine akın etti. Bu denli yüksek bir katılıma rağmen, ortaya çıkan tablo herhangi bir partinin tek başına iktidar kurmasına izin verecek net bir zaferi işaret etmiyor.
Mevcut Başbakan Benjamin Netanyahu, seçim gecesi yaptığı ilk açıklamalarda güçlü bir sağ kanat hükümeti kurma çağrısında bulundu. Likud Partisi'nin Knesset'te yani İsrail parlamentosunda en büyük grubu oluşturacağı şimdiden netleşmiş durumda. Buna rağmen parlamentodaki koltuk dağılımı, Netanyahu'nun tek başına bir hükümet kurması için gerekli olan çoğunluk sayısının altında kalıyor.
Seçim rekabetinin diğer tarafında ise eski ordu şefi Gadi Eisenkot yer alıyor. Eisenkot, seçim sonuçlarının seçmenlerin mevcut yönetimin sona ermesini talep ettiği anlamına geldiğini savunarak Netanyahu'nun liderliğine karşı sert bir muhalefet sergiliyor. Siyasi sahadaki bu kutuplaşma, seçim öncesinde tahmin edilen dramatik çıkmazın tam olarak gerçekleştiğini doğrular nitelikte.
Ülkenin siyasi geleceği üzerindeki bu sis perdesi, koalisyon görüşmelerinin önümüzdeki haftalarda İsrail'in bir numaralı gündem maddesi olacağını gösteriyor. Meclisteki küçük partilerin ve blokların nasıl bir tutum takınacağı, yeni hükümetin kurulup kurulamayacağını belirleyen en temel değişken olacak. Mevcut sistemde hiçbir tarafın mutlak hakimiyet kuramaması, ülkeyi erken seçim ihtimalleriyle de karşı karşıya bırakabilir.
Hükümet kurma sürecinin karmaşıklığı, İsrail'in iç siyasi dengelerini derinden etkileyen bir sürece işaret ediyor. Netanyahu ve rakibi Eisenkot arasındaki bu çekişme, sadece parlamento içindeki sandalye kavgasını değil, aynı zamanda ülkenin yönetim felsefesine dair taban tabana zıt yaklaşımları da temsil ediyor. Siyasi tarafların uzlaşmaya yanaşmaması durumunda, seçmenlerin iradesinin bir sonraki süreçte nasıl şekilleneceği ise henüz belirsizliğini koruyor.
AI YORUMU
Seçim sonuçları İsrail'in siyasi iklimindeki derin çatlağın rakamlarla tescillendiğini ortaya koyuyor. Yüzde 77 gibi yüksek bir katılım oranına rağmen parlamentoda hiçbir blokun çoğunluğu sağlayamaması, hükümetin kurulma sürecini tamamen küçük partilerin insafına bırakıyor. Bu durum, önceki seçim dönemlerine kıyasla çok daha uzun sürecek ve oldukça kırılgan bir koalisyon pazarlığına işaret ediyor. Eğer taraflar arasında orta yol bulunamazsa, seçmenlerin kısa süre içerisinde yeniden sandık başına gitmesi kaçınılmaz bir senaryo olarak masada duruyor.
İsrailli analistler, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun seçim sonuçlarını lehine çevirmek amacıyla yeni bir bölgesel çatışma başlatabileceğini öne sürüyor. Muhalefeti birlik hükûmetine zorlamayı hedefleyen bu stratejinin, özellikle seçim sonuçlarının netleşmediği karmaşık senaryolarda devreye girebileceği ifade ediliyor.
Netanyahu, iktidarda kalmak için bölgesel bir savaş başlatmayı en kolay seçenek olarak görüyor.
Analistler, el-Halil'deki saldırının seçim öncesinde güvenlik aciliyeti yaratmak için kullanıldığını savunuyor.
İsrail ordusu ve genelkurmay başkanlığı, seçim arifesinde tırmanış yaşanmaması için çaba gösteriyor.
İsrailli siyasi gözlemciler, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun seçimlerde beklediği net galibiyeti alamaması durumunda, koltuğunu korumak için bölgesel bir savaş düğmesine basabileceği uyarısında bulunuyor. Yedioth Ahronoth gazetesinden Nahum Barnea, Netanyahu'nun iktidar değişimini geciktirmek amacıyla Amerikan yönetimiyle koordineli veya bağımsız yeni bir askerî operasyon başlatabileceğini belirtti. Seçim sonuçlarının koalisyon bloku lehine kesinleşmediği bir senaryoda, muhalefet liderlerinin baskı altına alınarak bir birlik hükûmetine dahil edilmesinin planlandığı ifade ediliyor.
Barnea, bu stratejinin tamamen hayali olmadığını, son iki haftada Netanyahu'nun benzer girişimlerde bulunduğunu ancak ABD yönetimi ve İsrail ordusunun çekinceleriyle engellendiğini hatırlattı. Benzer bir durumun yeniden tetiklenmesi halinde, Tel Aviv'e yönelik füze tehditleri gibi güvenlik unsurlarının muhalefet rakipleri Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett üzerinde büyük bir psikolojik baskı oluşturması hedefleniyor. Analistlere göre, seçim sonuçları netleşir netleşmez hızla hareket edilerek meşru bir hükûmetin kurulması, bu tür bir askerî manipülasyonun önüne geçebilecek tek seçenek olarak öne çıkıyor.
Askerî analist Amos Harel ise 23 Ekim'de el-Halil'de gerçekleşen silahlı saldırının Netanyahu için politik bir malzeme sunduğuna dikkat çekiyor. Harel'e göre, Batı Şeria'da güvenlik aciliyeti hissi yaratarak kamuoyunu konsolide etmeye çalışan Başbakan, seçimi kazanması halinde İsrail'in ekonomi ve diplomasi alanında dünyadan daha izole bir yapıya bürüneceğini öngörüyor. İsrailli yetkililerin, saldırganların Hamas bağlantısına dair aceleci açıklamaları, olayın seçim kampanyasının bir parçası olarak kurgulandığı şüphesini güçlendiriyor.
Netanyahu'nun rakiplerinin ise seçim yenilgisini kabullenmiş görünmemek için bu savaş tehdidine karşı sessiz kalmayı tercih etmesi, siyasetteki gerilimi artırıyor. İsrail ordusunun, güvenlik krizlerinin seçim malzemesi yapılmasına karşı mesafeli durmaya çalıştığı gözlemlense de, hükûmet kurma müzakereleri sırasında yaşanacak bir krizde ordu yönetiminin nasıl tavır alacağı belirsizliğini koruyor. Harel, seçim gününün ertesinde bile Netanyahu'nun koltuğunu bırakmaya niyetli olmadığını, bu nedenle siyasi belirsizliğin uzun süreceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, İsrail siyasetindeki bu hamlelerin ülkenin dış ilişkilerini nasıl etkileyeceği merak konusu olmaya devam ediyor. Ekonominin dünyadan kopması ve İran, Kuzey Kore veya Rusya benzeri alışılmadık yöntemlerle ayakta kalmaya çalışması, Netanyahu'nun vizyonunun parçası olarak değerlendiriliyor. Seçim sandıklarından çıkacak sonuçlar, yalnızca yeni hükûmetin kim olacağını değil, bölgedeki askerî gerilimin derecesini de belirleyecek kritik bir eşik olarak kabul ediliyor.
AI YORUMU
Netanyahu'nun siyasi bekasını askerî gerilimler üzerinden kurgulaması, İsrail iç siyasetini demokratik meşruiyetten güvenlik odaklı bir kaosa sürüklüyor. Özellikle 23 Ekim'deki saldırı gibi somut olayların, önceden hazırlanmış bir anlatı çerçevesinde seçim kampanyasına dahil edilmesi, kurumların siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını gösteriyor. Muhalefetin bu stratejiyi etkisiz kılmak için elinde tuttuğu tek koz, seçim sonuçlarını beklemeden hızlı bir uzlaşıya varmak gibi görünüyor. Eğer seçim sonuçları netleşmezse, bölgedeki askerî risklerin artması sadece İsrail için değil, tüm komşuları için yeni bir belirsizlik dönemi başlatacaktır.
İsrail'de sandık çıkış anketleri muhalefetin iktidar bloğunun önüne geçtiğini gösterirken, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich Gazze'de Yahudi yerleşimleri kuracaklarını açıkladı. Henüz kesinleşmeyen seçim sonuçları, mecliste hükümet kurmak için gereken 61 milletvekili çoğunluğuna hiçbir bloğun tek başına ulaşamadığını ortaya koyuyor.
Muhalefet 52, iktidar bloğu ise 50 milletvekili ile mecliste çoğunluğu sağlayamadı.
Bakan Smotrich, muhalefetin seçim zaferine karşı Gazze'de yerleşim kurma tehdidini dile getirdi.
Kesin seçim sonuçlarının itiraz süreçlerinin ardından 4 Kasım tarihine kadar açıklanması bekleniyor.
İsrail’de düzenlenen genel seçimlerin ardından sandık çıkış anketleri ülke siyasetinde dengelerin değişebileceğine işaret ediyor. İlk verilere göre eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğu, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun başında olduğu iktidar bloğunun önünde yer alıyor. Ancak 120 sandalyeli mecliste hükümet kurmak için zorunlu olan 61 milletvekili barajına henüz hiçbir taraf ulaşabilmiş değil.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Kudüs’teki Dini Siyonizm Partisi merkezinde yaptığı açıklamada muhalefetin erken kutlamalarına sert tepki gösterdi. Bakan, özellikle Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına yönelik muhalif duruşu eleştirerek yerleşim devriminin geri çevrilemeyeceğini savundu. Smotrich, bu süreçte Gazze’de Yahudi yerleşimlerinin yükseleceğini belirterek bölge üzerindeki planlarını yeniden vurguladı.
Sandık çıkış anketlerinden elde edilen güncel verilere göre muhalefet kanadı 52 milletvekili çıkarırken, aşırı sağcı iktidar bloğu 50 sandalyede kaldı. Dört yılın ardından gerçekleşen seçimlerde İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden listelerin ise toplam 18 sandalye kazanması öngörülüyor. Ortak Arap Listesi’nin bu koltukların 11’ini alması bekleniyor.
Seçim sonuçlarının resmileşmesi süreci, itirazların değerlendirilmesi ve oyların kesinleşmesiyle devam edecek. Yetkililer, tüm yasal incelemelerin tamamlanarak nihai tablonun 4 Kasım tarihine kadar ilan edileceğini duyurdu. Bu süreçte hükümet kurma görüşmelerinin oldukça çetin geçeceği ve koalisyon arayışlarının ön planda olacağı öngörülüyor.
Bakan Smotrich’in Gazze’ye ilişkin çıkışı, İsrail'in önümüzdeki dönem izleyeceği dış politika ve güvenlik stratejileri açısından soru işaretlerini artırıyor. Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte meclisteki aritmetik, bölgesel politikaların seyrini de belirleyecek. Siyasi gözlemciler, koalisyonun kurulması aşamasında yerleşim politikalarının ana tartışma maddesi olacağını tahmin ediyor.
Ülke genelindeki oy sayım işlemleri sürerken siyasi partiler arasında kulis çalışmaları hız kazandı. İsrail Meclisi’ndeki güç dağılımı, netleşecek olan 61 milletvekili sınırının aşılmasına bağlı kalacak. Seçimlerin ardından yaşanacak siyasi istikrarın veya olası bir yeni erken seçimin, bölgedeki yerleşim tartışmalarını daha da derinleştirebileceği konuşuluyor.
AI YORUMU
Smotrich'in Gazze'ye dair söylemleri, seçim sonuçlarının belirsizliğini koruduğu bir dönemde siyasi kutuplaşmayı tırmandırıyor. Seçimlerde 52'ye 50 gibi birbirine yakın bir sandalye dağılımı ortaya çıkması, hükümet kurma sürecinin oldukça sancılı geçeceğini gösteriyor. Bu durum, özellikle dış politika ve yerleşim alanları konusunda İsrail siyasetindeki aşırı sağcı kanadın baskısını artırabilir. Koalisyon kurulamaması durumunda, bölgedeki tansiyonun seçim öncesinden daha yüksek bir seviyeye tırmanması muhtemel görünüyor.
İsrail genel seçimlerine sayılı günler kala yayımlanan anketler, hiçbir siyasi bloğun hükümet kurmak için gereken 61 sandalye eşiğine ulaşamayacağını gösteriyor. Siyasi krizin derinleştiği ülkede koalisyon belirsizliği devam ediyor.
İsrail'de 120 sandalyeli meclis için 38 parti ve ittifak yarışıyor.
İktidar bloğu anketlerde 48 ila 51 sandalye aralığına geriledi.
Muhalefet bloku 54-55 milletvekili çıkararak salt çoğunluğun gerisinde kalıyor.
İsrail genel seçimlerine hazırlanan ülkede kamuoyu yoklamaları derin bir koalisyon krizine işaret ediyor. Gazze, Lübnan ve Suriye hattındaki çatışmaların gölgesinde yapılacak oylama için 7,3 milyon seçmen sandık başına gidecek. Otuz sekiz yıl aradan sonra ilk kez yasal süresini dolduran meclis seçimlerinde toplam 38 parti ve ittifak meclise girmek için mücadele veriyor.
Yüzde 3,25 seçim barajının uygulandığı 120 sandalyeli parlamentoda hükümet kurabilmek için 61 milletvekili desteği gerekiyor. Son araştırmalar Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ koalisyonun büyük oy kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. İktidar bloğundaki partilerin toplam gücü 51 milletvekiline düşerken, bazı anketlerde bu sayının 48'e kadar gerilediği görülüyor.
Muhalefet kanadında ise durum iktidardan çok farklı görünmüyor ve blok 54 ile 55 sandalye arasında seyrediyor. Başbakanlık anketlerinde katılımcıların tercihleri muhalefet adaylarından yana ağırlık koysa da hiçbir taraf tek başına salt çoğunluğa erişemiyor. Mecliste 14 sandalye kazanması beklenen Arap partilerinin tutumu, kurulabilecek olası hükümetler için kilit konumda bulunuyor.
İki ana kutbun da çoğunluğu sağlayamaması durumunda yasal takvim işlemeye başlayacak. Resmi sonuçların açıklanmasının ardından cumhurbaşkanının görevlendireceği adayın 28 günlük yasal sürede koalisyon protokolünü tamamlaması gerekecek. Bu süreçte çoğunluk sağlanamazsa meclis kendini feshedecek ve ülke yeniden seçime gitmek zorunda kalacak.
AI YORUMU
İki ana siyasi kutbun da 61 sandalyelik eşiğin gerisinde kalması, İsrail siyasetini kırılgan azınlık hükümetlerine veya yeni bir erken seçim dalgasına mahkum ediyor. 2022'de iktidar olan sağ bloğun erimesine karşılık muhalefetin de tek başına iktidar kuramayacak olması, Arap partilerinin desteğini zorunlu kılıyor. Siyonist partilerin bu ortaklığa yanaşmaması durumunda ülke uzun süreli bir siyasi kilitlenme süreciyle karşı karşıya kalacak.