PİYASA
Dünya

Netanyahu seçim sonrası iktidarını korumak için bölgesel savaşı planlıyor

Netanyahu seçim sonrası iktidarını korumak için bölgesel savaşı planlıyor

Özet

İsrailli analistler, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun seçim sonuçlarını lehine çevirmek amacıyla yeni bir bölgesel çatışma başlatabileceğini öne sürüyor. Muhalefeti birlik hükûmetine zorlamayı hedefleyen bu stratejinin, özellikle seçim sonuçlarının netleşmediği karmaşık senaryolarda devreye girebileceği ifade ediliyor.

Öne çıkanlar

  • Netanyahu, iktidarda kalmak için bölgesel bir savaş başlatmayı en kolay seçenek olarak görüyor.
  • Analistler, el-Halil'deki saldırının seçim öncesinde güvenlik aciliyeti yaratmak için kullanıldığını savunuyor.
  • İsrail ordusu ve genelkurmay başkanlığı, seçim arifesinde tırmanış yaşanmaması için çaba gösteriyor.

Haberin Detayı

İsrailli siyasi gözlemciler, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun seçimlerde beklediği net galibiyeti alamaması durumunda, koltuğunu korumak için bölgesel bir savaş düğmesine basabileceği uyarısında bulunuyor. Yedioth Ahronoth gazetesinden Nahum Barnea, Netanyahu'nun iktidar değişimini geciktirmek amacıyla Amerikan yönetimiyle koordineli veya bağımsız yeni bir askerî operasyon başlatabileceğini belirtti. Seçim sonuçlarının koalisyon bloku lehine kesinleşmediği bir senaryoda, muhalefet liderlerinin baskı altına alınarak bir birlik hükûmetine dahil edilmesinin planlandığı ifade ediliyor.

Barnea, bu stratejinin tamamen hayali olmadığını, son iki haftada Netanyahu'nun benzer girişimlerde bulunduğunu ancak ABD yönetimi ve İsrail ordusunun çekinceleriyle engellendiğini hatırlattı. Benzer bir durumun yeniden tetiklenmesi halinde, Tel Aviv'e yönelik füze tehditleri gibi güvenlik unsurlarının muhalefet rakipleri Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett üzerinde büyük bir psikolojik baskı oluşturması hedefleniyor. Analistlere göre, seçim sonuçları netleşir netleşmez hızla hareket edilerek meşru bir hükûmetin kurulması, bu tür bir askerî manipülasyonun önüne geçebilecek tek seçenek olarak öne çıkıyor.

Askerî analist Amos Harel ise 23 Ekim'de el-Halil'de gerçekleşen silahlı saldırının Netanyahu için politik bir malzeme sunduğuna dikkat çekiyor. Harel'e göre, Batı Şeria'da güvenlik aciliyeti hissi yaratarak kamuoyunu konsolide etmeye çalışan Başbakan, seçimi kazanması halinde İsrail'in ekonomi ve diplomasi alanında dünyadan daha izole bir yapıya bürüneceğini öngörüyor. İsrailli yetkililerin, saldırganların Hamas bağlantısına dair aceleci açıklamaları, olayın seçim kampanyasının bir parçası olarak kurgulandığı şüphesini güçlendiriyor.

Netanyahu'nun rakiplerinin ise seçim yenilgisini kabullenmiş görünmemek için bu savaş tehdidine karşı sessiz kalmayı tercih etmesi, siyasetteki gerilimi artırıyor. İsrail ordusunun, güvenlik krizlerinin seçim malzemesi yapılmasına karşı mesafeli durmaya çalıştığı gözlemlense de, hükûmet kurma müzakereleri sırasında yaşanacak bir krizde ordu yönetiminin nasıl tavır alacağı belirsizliğini koruyor. Harel, seçim gününün ertesinde bile Netanyahu'nun koltuğunu bırakmaya niyetli olmadığını, bu nedenle siyasi belirsizliğin uzun süreceğini vurguluyor.

Sonuç olarak, İsrail siyasetindeki bu hamlelerin ülkenin dış ilişkilerini nasıl etkileyeceği merak konusu olmaya devam ediyor. Ekonominin dünyadan kopması ve İran, Kuzey Kore veya Rusya benzeri alışılmadık yöntemlerle ayakta kalmaya çalışması, Netanyahu'nun vizyonunun parçası olarak değerlendiriliyor. Seçim sandıklarından çıkacak sonuçlar, yalnızca yeni hükûmetin kim olacağını değil, bölgedeki askerî gerilimin derecesini de belirleyecek kritik bir eşik olarak kabul ediliyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Netanyahu'nun siyasi bekasını askerî gerilimler üzerinden kurgulaması, İsrail iç siyasetini demokratik meşruiyetten güvenlik odaklı bir kaosa sürüklüyor. Özellikle 23 Ekim'deki saldırı gibi somut olayların, önceden hazırlanmış bir anlatı çerçevesinde seçim kampanyasına dahil edilmesi, kurumların siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını gösteriyor. Muhalefetin bu stratejiyi etkisiz kılmak için elinde tuttuğu tek koz, seçim sonuçlarını beklemeden hızlı bir uzlaşıya varmak gibi görünüyor. Eğer seçim sonuçları netleşmezse, bölgedeki askerî risklerin artması sadece İsrail için değil, tüm komşuları için yeni bir belirsizlik dönemi başlatacaktır.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Dünya
    Smotrich, Gazze seçim sonuçları gölgesinde yerleşim tehdidini yineledi

    İsrail'de sandık çıkış anketleri muhalefetin iktidar bloğunun önüne geçtiğini gösterirken, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich Gazze'de Yahudi yerleşimleri kuracaklarını açıkladı. Henüz kesinleşmeyen seçim sonuçları, mecliste hükümet kurmak için gereken 61 milletvekili çoğunluğuna hiçbir bloğun tek başına ulaşamadığını ortaya koyuyor.

    • Muhalefet 52, iktidar bloğu ise 50 milletvekili ile mecliste çoğunluğu sağlayamadı.
    • Bakan Smotrich, muhalefetin seçim zaferine karşı Gazze'de yerleşim kurma tehdidini dile getirdi.
    • Kesin seçim sonuçlarının itiraz süreçlerinin ardından 4 Kasım tarihine kadar açıklanması bekleniyor.

    İsrail’de düzenlenen genel seçimlerin ardından sandık çıkış anketleri ülke siyasetinde dengelerin değişebileceğine işaret ediyor. İlk verilere göre eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğu, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun başında olduğu iktidar bloğunun önünde yer alıyor. Ancak 120 sandalyeli mecliste hükümet kurmak için zorunlu olan 61 milletvekili barajına henüz hiçbir taraf ulaşabilmiş değil.

    Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Kudüs’teki Dini Siyonizm Partisi merkezinde yaptığı açıklamada muhalefetin erken kutlamalarına sert tepki gösterdi. Bakan, özellikle Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına yönelik muhalif duruşu eleştirerek yerleşim devriminin geri çevrilemeyeceğini savundu. Smotrich, bu süreçte Gazze’de Yahudi yerleşimlerinin yükseleceğini belirterek bölge üzerindeki planlarını yeniden vurguladı.

    Sandık çıkış anketlerinden elde edilen güncel verilere göre muhalefet kanadı 52 milletvekili çıkarırken, aşırı sağcı iktidar bloğu 50 sandalyede kaldı. Dört yılın ardından gerçekleşen seçimlerde İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden listelerin ise toplam 18 sandalye kazanması öngörülüyor. Ortak Arap Listesi’nin bu koltukların 11’ini alması bekleniyor.

    Seçim sonuçlarının resmileşmesi süreci, itirazların değerlendirilmesi ve oyların kesinleşmesiyle devam edecek. Yetkililer, tüm yasal incelemelerin tamamlanarak nihai tablonun 4 Kasım tarihine kadar ilan edileceğini duyurdu. Bu süreçte hükümet kurma görüşmelerinin oldukça çetin geçeceği ve koalisyon arayışlarının ön planda olacağı öngörülüyor.

    Bakan Smotrich’in Gazze’ye ilişkin çıkışı, İsrail'in önümüzdeki dönem izleyeceği dış politika ve güvenlik stratejileri açısından soru işaretlerini artırıyor. Seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte meclisteki aritmetik, bölgesel politikaların seyrini de belirleyecek. Siyasi gözlemciler, koalisyonun kurulması aşamasında yerleşim politikalarının ana tartışma maddesi olacağını tahmin ediyor.

    Ülke genelindeki oy sayım işlemleri sürerken siyasi partiler arasında kulis çalışmaları hız kazandı. İsrail Meclisi’ndeki güç dağılımı, netleşecek olan 61 milletvekili sınırının aşılmasına bağlı kalacak. Seçimlerin ardından yaşanacak siyasi istikrarın veya olası bir yeni erken seçimin, bölgedeki yerleşim tartışmalarını daha da derinleştirebileceği konuşuluyor.

    AI YORUMU

    Smotrich'in Gazze'ye dair söylemleri, seçim sonuçlarının belirsizliğini koruduğu bir dönemde siyasi kutuplaşmayı tırmandırıyor. Seçimlerde 52'ye 50 gibi birbirine yakın bir sandalye dağılımı ortaya çıkması, hükümet kurma sürecinin oldukça sancılı geçeceğini gösteriyor. Bu durum, özellikle dış politika ve yerleşim alanları konusunda İsrail siyasetindeki aşırı sağcı kanadın baskısını artırabilir. Koalisyon kurulamaması durumunda, bölgedeki tansiyonun seçim öncesinden daha yüksek bir seviyeye tırmanması muhtemel görünüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    İsrail seçimlerinde sandıklar kapandı ancak net bir kazanan çıkmadı

    İsrail genel seçimlerinde oy verme işleminin sona ermesinin ardından ilk sonuçlar herhangi bir siyasi bloğun zafer ilan etmesine olanak tanımadı. Ülke genelinde kurulan sandıklarda seçmenlerin tercihi net bir tablo çizmezken, hükümet kurma süreci üzerinde belirsizlikler hakimiyetini sürdürüyor.

    • Oy sayımı sonucunda hiçbir siyasi parti veya blok tek başına iktidar çoğunluğunu sağlayamadı.
    • Seçim merkezlerinde oy verme süreci yerel saatle planlanan şekilde tamamlandı.
    • Ülke genelinde koalisyon hükümeti kurma arayışlarının önümüzdeki haftalarda zorlu geçmesi bekleniyor.

    İsrail'de milyonlarca seçmen yeni hükümeti belirlemek üzere sandık başına gitti ve oy verme işlemleri akşam saatlerinde tamamlandı. Seçim kurulları tarafından yapılan ilk açıklamalar, hiçbir siyasi kanadın tek başına iktidarı kurmaya yetecek sandalye sayısına ulaşamadığını ortaya koyuyor. Bu durum, seçmen iradesinin parçalı bir yapıda kaldığını ve siyasi dengelerin oldukça hassas olduğunu gösteriyor.

    Sandık çıkış anketleri ve gelen ilk veriler, meclisteki dağılımın birbirine çok yakın oranlarda seyrettiğini kanıtlıyor. Siyasi partiler arasındaki oy oranları, herhangi bir tarafın rahatça hükümet kurmasına izin vermeyen bir tablo sergiliyor. Böyle bir ortamda partilerin kendi aralarında yapacakları ittifak görüşmeleri ve koalisyon pazarlıkları, kurulacak yeni kabinenin kaderini belirleyecek ana unsur haline geliyor.

    Hükümet kurma çalışmaları, geçmiş seçim dönemlerinde olduğu gibi yine çetin müzakerelere gebe görünüyor. Siyasi temsilciler, meclisteki sandalye sayılarını artıracak veya ortak bir program oluşturacak hamleler yapmak için vakit kaybetmeden harekete geçmeye başladı. Seçim sonrası oluşan bu manzara, parlamentodaki her bir oyun stratejik değerini yükseltiyor.

    Ülke içindeki siyasi atmosfer, bu belirsizliğin halk üzerindeki yansımalarıyla şekillenmeye devam ediyor. Vatandaşlar, seçim sonuçlarının netleşmesi ve hükümetin kurulmasıyla birlikte ekonomik ve güvenlik politikalarının nasıl bir yöne evrileceğini merakla bekliyor. Siyasi liderlerin yapacağı açıklamalar, önümüzdeki günlerde piyasalar ve toplum üzerinde doğrudan bir etki bırakacak.

    Sürecin nasıl ilerleyeceği hususunda uzmanlar, partilerin taviz verme konusundaki isteksizliklerinin tıkanıklığı uzatabileceğine işaret ediyor. Eğer hiçbir taraf yeterli çoğunluğu sağlayamazsa veya güvenoyu alacak bir koalisyon zemini oluşmazsa, yeni bir seçim senaryosu tekrardan konuşulmaya başlanacak. Şu an için tüm taraflar, meclis içi aritmetiği kendi lehine çevirecek farklı kombinasyonları deneme aşamasında bulunuyor.

    Sonuç olarak İsrail seçmeni, oldukça bölünmüş bir meclis tablosuna oy vererek tarafları zorunlu bir iş birliğine itti. Önümüzdeki günlerde yapılacak görüşmeler, ülkenin yönetim anlayışını ve dış politikadaki hamlelerini doğrudan etkileyen bir dönemi başlatacak. Herkes, mecliste kurulacak ittifakın sürdürülebilir olup olmayacağını yakından takip etmeyi sürdürüyor.

    AI YORUMU

    Sandık sonuçlarının sunduğu bu parçalı yapı, İsrail siyasetinin uzun süredir devam eden istikrarsızlık döngüsünü pekiştiriyor. Hiçbir bloğun meclis aritmetiğinde hakimiyet kuramaması, hükümet kurma sürecinde küçük partilerin elini orantısız şekilde güçlendiriyor. Bu durum, seçmen iradesinin temsilinde ciddi bir verimlilik kaybına yol açarken, siyasi temsilcileri sürekli bir koalisyon arayışına mahkum bırakıyor. Siyasi grupların taviz vermekten kaçındığı mevcut senaryoda, ülke yönetiminin belirsizlik içinde kalması kaçınılmaz görünüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    İsrail seçimlerinde sandık başında rekor katılım: Netanyahu için referandum

    İsrail tarihindeki en kritik seçimlerden birinde sandık başına giden seçmenler, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu yönetimini oyluyor. 7 Ekim saldırıları sonrası ilk kez düzenlenen seçimlerde katılım oranı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, hiçbir bloğun tek başına hükümet kuracak sayıya ulaşamayacağı öngörülüyor.

    • Sandık başında bugüne kadarki en yüksek katılım oranı kaydedildi.
    • Binyamin Netanyahu ile eski askeri şef Gadi Eisenkot arasındaki yarış başa baş gidiyor.
    • Hiçbir siyasi bloğun hükümet kurmak için gereken 61 koltuk sayısına ulaşması beklenmiyor.

    İsrail halkı, 7 Ekim tarihinde gerçekleşen Hamas liderliğindeki saldırılar ve ardından başlayan savaş sürecinin gölgesinde sandık başına gitti. Seçimler, ülkenin yakın siyasi tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri olarak kabul edilirken, süreç büyük oranda Binyamin Netanyahu'nun görevde kalıp kalmayacağına dair bir referandum niteliği taşıyor. Gün boyu süren oy verme işlemlerinde, ülke tarihinin en yüksek katılım oranlarına ulaşıldığı rapor edildi.

    Kamuoyu yoklamaları, 1996 yılından bu yana aktif siyasetin merkezinde yer alan Netanyahu ile Gadi Eisenkot arasında kıyasıya bir rekabet olduğunu gösteriyor. Başbakanlık koltuğu için yarışan bu iki isim ve bağlı oldukları bloklar, hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalye sınırını geçmekte zorlanıyor. Bu durum, seçim sonrası haftalar hatta aylar sürebilecek zorlu koalisyon görüşmelerinin kapısını aralıyor.

    Seçim kampanyası boyunca güvenlik politikaları ve demokrasi tartışmaları öne çıktı. Muhalefet kanadı, 1.200 kişinin yaşamını yitirdiği ve 251 kişinin rehin alındığı 7 Ekim saldırılarını bir güvenlik başarısızlığı olarak nitelendirerek Netanyahu'yu sert şekilde eleştirdi. Başbakan ise kendisini 'Sayın Güvenlik' olarak konumlandırarak, Orta Doğu'daki stratejik hamlelerini ve ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerini seçmenlere hatırlatmaya devam etti.

    Netanyahu'nun seçim gününde Arap seçmenlerin yoğun katılımını 'acil durum' olarak tanımlayıp destekçilerini oy kullanmaya çağırması, sandık başında tansiyonu yükseltti. Likud partisi, oy verme süresinin uzatılması yönünde talepte bulunurken, Gadi Eisenkot'un ekibi bu adımı seçim güvenliğini zayıflatma girişimi olarak niteleyerek eleştirdi. Ülke genelinde bazı sandıklarda usulsüzlük şikayetleri yaşanmış olsa da, Merkezi Seçim Komitesi sistematik bir müdahale kanıtı olmadığını açıkladı.

    Yeni kurulan Yashar Partisi lideri Eisenkot'un öncülük ettiği 'değişim bloku', farklı ideolojik görüşlere sahip ancak Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırma ortak paydasında birleşen partilerden oluşuyor. Eski Başbakan Naftali Bennett, Avigdor Lieberman ve Yair Golan gibi isimlerin yer aldığı bu grup, Netanyahu'nun mevcut aşırı sağcı koalisyonuna ciddi bir alternatif oluşturmayı hedefliyor. Seçim sonuçları, İsrail'in gelecekteki güvenlik ve yargı reformu politikalarının nasıl şekilleneceğini belirleyecek.

    Netanyahu ise, yolsuzluk suçlamalarıyla süren davasına ve yargı sistemini değiştirmeyi hedefleyen tartışmalı planlarına rağmen, radikal sağcı ve ultra-Ortodoks partilerle ittifakını korumaya odaklanıyor. Özellikle ultra-Ortodoks Yahudi erkeklerin askerlik hizmetine alınması konusu, hükümetin Supreme Court kararlarını uygulamaması nedeniyle seçimin en kutuplaştırıcı başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Seçimlerin ardından İsrail'i bekleyen tablo, ülkenin siyasi yapısını uzun vadede kökten değiştirebilir.

    İsrail seçimlerinde sandık başında rekor katılım: Netanyahu için referandum — haber fotoğrafı
    AI YORUMU

    İsrail siyaseti, 7 Ekim sonrası oluşan güvenlik zafiyeti algısı ve yargı reformu tartışmalarıyla kendi içinde bir tıkanma noktasına gelmiş durumda. Mevcut seçimlerde görülen yüksek katılım oranı, halkın mevcut yönetim biçimine karşı duyduğu tepkinin veya arayışın sandığa yansımasıdır. Hiçbir bloğun 61 sandalye hedefine ulaşamaması, ülkenin koalisyon pazarlıklarına mahkum kalacağını gösteriyor. Netanyahu'nun 'Mr. Security' retoriği ile muhalefetin 'demokrasi ve güvenlik başarısızlığı' vurgusu arasındaki fark, seçmenin güvenlik ile hukuk devleti ilkeleri arasında bir tercih yapmaya zorlandığını kanıtlıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Netanyahu, 27 Ekim seçimleri öncesinde İran saldırısı uyarısı yaptı

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan genel seçimleri sabote etmek amacıyla İran ve vekil güçlerinin saldırı düzenleyebileceğini açıkladı. Elindeki istihbarat bilgilerine dayanan Netanyahu, ülkesini sınamaya kalkışanların çok daha ağır darbeler alacağını belirtti.

    • İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim'deki genel seçimler için İran kaynaklı saldırı istihbaratı aldıklarını duyurdu.
    • Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran'ın seçim sonuçlarını etkilemek isteyeceğini iki hafta önce öne sürmüştü.
    • ABD Başkanı Trump ile Netanyahu'nun, ekim ayının ilk haftasında İran'a yönelik olası askeri adımları görüştüğü iddia edilmişti.

    İsrail'de 27 Ekim tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan genel seçimler öncesinde güvenlik endişeleri artmaya devam ediyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, İran ve bölgedeki vekil güçlerinin seçim sürecini hedef alabileceğine dair ellerinde net istihbarat bulunduğunu açıkladı. Yayınladığı video açıklamasıyla bu konudaki iddialarını yineleyen İsrail lideri, düşman unsurların bu kritik süreci sabote etmeye çalışabileceğini vurguladı.

    Batı Şeria'nın kuzey sınırında yaptığı konuşmada benzer uyarılarda bulunan Netanyahu, ülkesine yöneltilecek olası tehditlere karşı sert karşılık vereceklerini ifade etti. Açıklamasında doğrudan uyarıda bulunan Netanyahu, İsrail'in askeri kapasitesinin karşı tarafın tahminlerinden çok daha ileri düzeyde olduğunu savundu. Savunma Bakanı Yisrael Katz da geçtiğimiz haftalarda benzer bir duruma dikkat çekerek İran'ın sandık sonuçlarını etkilemek adına girişimlerde bulunabileceğini öne sürmüştü.

    Bölgedeki siyasi ve askeri hareketlilik sadece seçim güvenliğiyle sınırlı kalmayıp uluslararası kulislerde de geniş yankı buluyor. İsrail kamuoyu ile uluslararası medya organlarında yer alan iddialara göre, hükümetin sandık başına gidilmeden önce İran, Lübnan veya Gazze Şeridi hattında askeri bir operasyon başlatma ihtimali masada duruyor. Bu senaryolar, ülkedeki iç siyasi dengeler ile dış güvenlik politikalarının ne denli hassas bir çizgide ilerlediğini gösteriyor.

    Diplomatik kanatlardaki hareketlilik de bu iddiaları destekler nitelikte gelişmeler barındırıyor. ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu'nun ekim ayının ilk haftasında bir araya gelerek İsrail'in 27 Ekim'deki genel seçimleri ile ABD'nin 3 Kasım'daki Kongre ara seçimleri öncesinde İran'a yönelik olası ortak bir askeri hamleyi ele aldığı basına yansımıştı. Bu görüşme iddiaları, bölgede tansiyonun önümüzdeki haftalarda daha da yükselebileceği yönündeki kaygıları artırıyor.

    Seçim takvimi yaklaşırken ortaya çıkan bu istihbarat raporları, İsrail iç siyasetindeki rekabetin güvenlik argümanlarıyla nasıl şekillendiğini de gözler önüne seriyor. Hem hükümet kanadının hem de muhalefetin dış tehditler üzerinden yürüttüğü stratejiler, sandık sonuçlarını doğrudan etkileyebilecek etkenler arasında yer alıyor. Güvenlik bürokrasisinin aldığı önlemler ve yapılan uyarılar, önümüzdeki günlerde bölgedeki diplomatik ve askeri dengelerin seyrini belirleyecek ana unsurlar olmayı sürdürüyor.

    AI YORUMU

    Seçim dönemlerinde güvenlik risklerinin ön plana çıkarılması, siyasi liderlerin iç kamuoyundaki desteğini konsolide etmek için sıklıkla başvurduğu stratejik bir yöntem olarak dikkat çekiyor. Elindeki istihbarat verilerine atıfta bulunan Netanyahu'nun bu hamlesi, yaklaşan sandık maratonunda güvenlik söylemini merkeze yerleştirdiğini gösteriyor. Olası bir dış operasyon veya çatışma senaryosu, seçmenin sandık başındaki tercihini doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip bulunuyor. Karşılaştırıldığında, önceki seçim dönemlerine kıyasla bu kez bölgesel aktörlerin doğrudan hedef gösterilmesi, siyasi tansiyonun eşiğini çok daha yukarı taşıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler