PİYASA
Ekonomi

Güneydoğu Anadolu'nun Gıda İhracatı Yılın İlk Dokuz Ayında Büyüdü

Güneydoğu Anadolu'nun Gıda İhracatı Yılın İlk Dokuz Ayında Büyüdü Fotoğraf: CNN Türk

Özet

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden gerçekleştirilen hububat ve gıda mamulleri dış satımı ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı zamanına göre artış gösterdi. Toplam hacim 2,75 milyar doları aşarken, bölge Türkiye genelindeki sektörel liderliğini sürdürdü. En fazla gelir ayçiçek yağı ve makarna satışlarından elde edildi.

Öne çıkanlar

  • Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,6 artarak 2 milyar 753 milyon dolara ulaştı.
  • Türkiye'nin sektörel dış satımında bölgenin payı yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.
  • En çok gelir 563 milyon dolarla ayçiçek yağı ve 502 milyon dolarla makarnadan sağlandı.

Haberin Detayı

Türkiye'nin önemli tarım ve gıda üretim merkezlerinden biri olan Güneydoğu Anadolu, yılın dokuz aylık bilançosunda dış ticaret başarısıyla dikkat çekti. Bölgeden yapılan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve bu ürünlerin mamulleri sevkiyatı istikrarlı bir ivme yakaladı. Açıklanan veriler, küresel ölçekteki dalgalanmalara rağmen üreticilerin ve ihracatçıların pazar payını korumayı başardığını ortaya koydu.

Gerçekleşen sevkiyatların miktar bazındaki artışı yüzde 3,7 civarında kalırken, elde edilen gelirdeki artışın yüzde 5,6 oranında gerçekleşmesi dikkat çekti. Bu dönemde dış pazarlara sevk edilen toplam ürün miktarı 3 milyon tonu geride bıraktı. Ürün bazında incelendiğinde, gelir tablosunun zirvesinde ayçiçek yağı yer aldı ve bu kalemde önemli bir dış ticaret geliri elde edildi.

Ayçiçek yağını, sağladığı döviz girdisiyle makarna takip etti. Bölgeden gönderilen makarna miktarı ve bu kalemin getirdiği finansal büyüklük sektörel çeşitliliğin önemini gösterdi. Ayrıca buğday unu da hatırı sayılır miktarlarda dış pazarlara ulaştırılarak toplam hacme katkı sunan ana kalemler arasında konumlandı.

Coğrafi olarak bölgenin en büyük alıcısı konumundaki Orta Doğu ülkeleri ilk sıradaki yerini korurken, Afrika pazarı da ihracatçılar için kritik bir üs olmayı sürdürdü. İki bölgeye yapılan milyarlarca dolarlık satış, dış ticaret dengesinin oturmuş pazarlar üzerinden yürüdüğünü gösterdi. Sektör temsilcileri, özellikle Afrika pazarındaki döviz dinamiklerinin ve alım gücü değişimlerinin tüketici tercihlerini doğrudan etkilediğini vurguladı.

Birlik yönetimi tarafından yapılan değerlendirmelerde, yalnızca hacim odaklı büyümenin yeterli olmadığına dikkat çekildi. Bölgesel krizlerin ve ekonomik hassasiyetlerin un ve bitkisel yağ gibi temel gıda maddelerine olan talebi artırdığı, buna karşın ambalajlı ve katma değerli ürünlerde daha temkinli bir alım eğiliminin hakim olduğu ifade edildi.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Küresel pazarlardaki daralma ve bölgesel gerilimlere rağmen bu rakamların yakalanması Türk gıda sektörünün esnekliğini gösteriyor. Ancak katma değerli ürün payının artırılması, sadece ham veya yarı mamul sevkiyatına bağımlılığın azaltılması açısından hayati önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde lojistik maliyetler ve hedef pazarlardaki döviz likiditesi, ihracatın seyrini belirleyecek ana unsurlar olmaya devam edecek.

Kaynak: CNN Türk Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Okumaya Devam Et
Ekonomi

Brent petrol 110 dolar sınırına dayanarak akaryakıta zam sinyali verdi

• Cumhuriyet
Brent petrol 110 dolar sınırına dayanarak akaryakıta zam sinyali verdi
Fotoğraf: Cumhuriyet

Ortadoğu'daki jeopolitik gerilimler ve arz endişeleri nedeniyle brent petrolün varil fiyatı 110 dolar sınırına ulaştı. Yaşanan bu ani tırmanış, benzin ve motorin fiyatlarında yeni zamların gündeme gelmesine neden oldu.

  • Brent petrolün varil fiyatı 109,69 dolara yükselerek 110 doları zorladı.
  • Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) ise 100 dolar barajını aştı.
  • Büyükşehirlerde benzin ortalama 85 TL, motorin ise 96 TL seviyesinde satılıyor.

Küresel enerji piyasalarında bölge kaynaklı askeri ve siyasi risklerin derinleşmesi, hammadde fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı. Günün erken saatlerinde nispeten yatay bir seyir izleyen enerji piyasaları, ilerleyen saatlerde tedarik zincirinin zarar görebileceği yönündeki kaygılarla birlikte yönünü yukarı çevirdi.

Sabah seansında 105 dolar civarında işlem gören brent petrol, artan talep ve arz sıkışıklığı beklentileriyle yüzde 4'e yakın bir değer artışı kaydetti. Benzer bir yukarı yönlü hareket Batı Teksas ham petrolünde de gözlendi ve WTI varil fiyatı 100 dolar eşiğini geride bıraktı.

Piyasa analistleri, fiyatlardaki bu tırmanışın arkasında yalnızca bölgesel çatışma risklerinin bulunmadığına dikkat çekiyor. Meksika Körfezi'nde etkili olan fırtına ve kasırga faaliyetlerinin günlük üretim kapasitesini düşürmesi ile ABD genelindeki enflasyonist baskılar, maliyetleri yukarı çeken temel unsurlar arasında yer alıyor.

Uluslararası piyasalardaki bu artış dalgası, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin akaryakıt tabelalarına doğrudan yansıma riski taşıyor. Döviz kurlarının mevcut seviyeleri göz önüne alındığında, ham petroldeki bu sıçramanın benzin ve motorin pompalarına yansıması kaçınılmaz görünüyor.

Ekim ayının ilk yarısında büyükşehirlerde benzinin litresinin 85 lira, motorinin ise 96 lira bandında alıcı bulduğu biliniyor. Fiyatlardaki artışın kalıcı olması durumunda lojistik ve nakliye giderleri artacak, bu durum gıda başta olmak üzere tüm temel tüketim ürünlerinde zincirleme zamları tetikleyebilecektir.

AI YORUMU

Varil başına 110 dolara dayanan ham petrol fiyatları, enerji faturasının doğrudan tüketiciye yazılacağı bir döneme işaret ediyor. 105 dolardan kısa sürede bu seviyeye gelen brent petrol, döviz kuru baskısıyla birleştiğinde enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratabilir. Özellikle 85 liralık benzin ve 96 liralık motorin seviyelerinin aşılması, lojistik maliyetleri üzerinden tüm temel harcama kalemlerini tetikleyecektir.

Kaynak: Cumhuriyet Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Ekonomi

Merkez Bankasi Ekim Ayi Faiz Kararini 22 Ekimde Aciklayacak

• Sabah Ekonomi
Merkez Bankasi Ekim Ayi Faiz Kararini 22 Ekimde Aciklayacak
Fotoğraf: Sabah Ekonomi

Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi, ekim ayi Para Politikasi Kurulu toplantisini 22 Ekim Persembe gunu gerceklestirerek politika faizi kararini saat 14.00te duyuracak. Piyasalar, faiz oranlarinin yani sira bankanin gelecek donem para politikasina dair verecegi mesajlari bekliyor.

  • TCMB ekim ayi toplantisini 22 Ekim Persembe gunu saat 14.00te yapacak.
  • Eylul ayinda politika faizi yuzde 37 seviyesinde sabit tutulmustu.
  • Gecelik borc verme faizi yuzde 40, borclanma faizi ise yuzde 35,5 olarak korunmustu.

Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi, ekim ayi Para Politikasi Kurulu toplantisi takvimini netlestirdi. Buna gore karar, 22 Ekim Persembe gunu saat 14.00te kamuoyuna duyurulacak ve tum finans cevrelerinin odak noktasinda yer alacak.

Gecen ay gerceklestirilen toplantida bir hafta vadeli repo ihale faiz orani yuzde 37 olarak sabit birakilmisti. Ayrica gecelik vadeli borc verme faiz orani yuzde 40, borclanma faiz orani da yuzde 35,5 duzeyinde korunmustu.

Bir onceki karar metninde enflasyonun ana egiliminde dusus sinyalleri alindigi belirtilmisti. Bununla birlikte yurt ici talepteki zayif seyrin devam ettigi ve jeopolitik risklerin enerji maliyetleri uzerinde baski olusturabilecegi vurgulanmisti.

Merkez Bankasi yetkilileri fiyat istikrarı saglanana dek sıkı para politikasi durusunun korunacagini aciklamisti. Enflasyon gorunumunde kalici bir bozulma gorulmesi halinde ise ek sikilastirma adimlarinin atilabilecegi ifade edilmisti.

Yatirimcilar ve ekonomistler, persembe gunu aciklanacak kararla birlikte bankanin yeni donem yonlendirmelerini inceleyecek. Kurulun metninde yer alacak degerlendirmeler, onumuzdeki aylardakifaiz patikasi icin yol gosterici olacak.

AI YORUMU

Yuzde 37 seviyesindeki politika faizinin korunup korunmayacagi, ic piyasadaki likidite ve enflasyon beklentileri acisindan dogrudan belirleyici olacak. Ozellikle enerji fiyatlari kaynakli risklerin metne nasil yansiyacagi, reel sektorun finansman maliyetlerini yakindan ilgilendiriyor.

Kaynak: Sabah Ekonomi Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Ekonomi

Bandırma'da Palamut Bolluğu Yaşanıyor Fiyatlar 50 Liraya Kadar Düştü

• Dünya Gazetesi

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde tezgahlardaki palamut bolluğu tüketiciye yaradı ve balık fiyatları 50 ile 100 lira arasında değişen rakamlara geriledi. Uygun fiyatları avantaj bilen vatandaşlar balık haline akın ederek kasa kasa alışveriş yaptı.

  • Bandırma ve Karadeniz bölgesinden gelen palamutlar tezgahlarda bolca yer buldu.
  • Tanesi 75 ila 100 lira arasında satılan palamut, bazı noktalarda 50 liraya kadar düştü.
  • Vatandaşların kasa kasa balık alması ve temizleme noktalarındaki yoğunluk esnafın yüzünü güldürdü.

Marmara ve Karadeniz kıyılarında bu sezon yaşanan yoğun avcılık faaliyetleri, balık pazarındaki etiketleri doğrudan aşağı çekti. Balıkesir sınırları içerisinde yer alan Bandırma tezgahlarında gözle görülür bir hareketlilik başlarken, deniz ürünlerine olan talep de en yüksek seviyelere ulaştı.

Bölgedeki tezgahlarda palamutların tane fiyatı ortalama 75 ile 100 lira bandında alıcı buluyor. Ancak rekabetin ve arzın yüksek olduğu bazı noktalarda fiyatların 50 liraya kadar gerilemesi, dar gelirli aileler ile balık severlerin yüzünü güldüren önemli bir gelişme oldu.

Uygun fiyat etiketlerini gören vatandaşlar sabah saatlerinden itibaren balık halinin yolunu tuttu. Alışverişte adetli alım yapmak yerine kasa kasa palamut tercih eden müşteriler, tezgahlardaki sirkülasyonu hızlandırırken esnafın da bu durumdan oldukça memnun olduğu bildirildi.

Yoğun talebin ardından balık temizleme noktalarında uzun kuyruklar oluştu ve çalışanlar mesai boyunca yoğun bir tempo izledi. Sezonun bu döneminde yaşanan söz konusu bolluğun, hem tüketici bütçesini rahatlattığı hem de esnafın günlük cirolarını artırdığı gözlemlendi.

AI YORUMU

Palamut fiyatlarının 50 liraya kadar gerilemesi, son dönemde artan gıda enflasyonu karşısında tüketicilere kısa soluklu da olsa önemli bir ekonomik rahatlama sunuyor. Esnafın kasalarla satış yapması ve uzun kuyruklar oluşması, halkın ucuz proteine ne kadar aç olduğunu net biçimde gösteriyor. Önümüzdeki günlerde av miktarının seyrine bağlı olarak bu uygun fiyat politikasının devam edip etmeyeceği yakından izlenecektir.

Kaynak: Dünya Gazetesi Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Ekonomi

ABD Borç Faiz Ödemeleri Yıllık 1 Trilyon Doları Aştı

• Bloomberght
ABD Borç Faiz Ödemeleri Yıllık 1 Trilyon Doları Aştı
Fotoğraf: Bloomberght

Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin borç faiz ödemeleri 2026 mali yılında 1 trilyon doların üzerine çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Artan faiz giderleri federal bütçeyi zorlarken, ekonomistler durumu ülkenin mali kapasitesinin kademeli olarak aşınması şeklinde değerlendiriyor.

  • Eylül sonu itibarıyla yıllık net faiz giderleri 1,05 trilyon dolara yükseldi.
  • Hazine tahvilleri için ödenen ortalama faiz oranı yüzde 3,52 seviyesine ulaştı.
  • Peter G. Peterson Vakfı, faiz giderlerinin GSYH oranının yüzde 3,2 olmasını bekliyor.

Washington yönetiminin borçlanma giderlerindeki tırmanış hız kesmeden sürüyor ve son veriler bütçe üzerindeki baskının derinleştiğini gösteriyor. Hazine Bakanlığı tarafından paylaşılan rakamlar, Eylül ayına kadar geçen on iki aylık sürede net faiz ödemelerinin 1,05 trilyon dolar sınırını geride bıraktığını ortaya koyuyor. Böylece geçtiğimiz mali yılda 970 milyar dolar olarak kaydedilen toplam fatura yüzde sekizden fazla bir artış kaydetmiş durumda.

Mali tablodaki bu bozulmanın arkasındaki temel dinamiklerin başında, büyüyen toplam borç stoku ile birlikte yükselen faiz oranları geliyor. Ülkenin borç göstergesi 32 trilyon doların üzerine çıkarken, piyasada işlem gören Hazine tahvillerinin ortalama getirisi de yüzde 3,52 düzeyine tırmandı. Beş yıl önce aynı oran yüzde 1,47 seviyesindeyken, yeni borçlanma ihalelerinde gösterge getiriler yüzde 5 civarında seyrediyor.

Araştırma kuruluşları ve uzmanlar mevcut gidişatın makroekonomik etkilerini yakından izliyor. Peter G. Peterson Vakfı verilerine göre, faiz ödemelerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,2 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Bu oran gerçekleşirse, 1991 yılında kırılan tarihi rekor geride bırakılmış olacak ve federal gelirlerin daha büyük bir kısmı doğrudan borç servisine aktarılacak.

Yaşanan mali sıkışıklığa rağmen uzmanlar henüz kısa vadede ani bir finansal çöküş öngörmüyor. Hazine tahvillerine gösterilen talebin güçlü kalması ve kredi akışının aksamaması, şimdilik piyasalarda büyük bir panik yaratmıyor. Ancak Brookings Enstitüsü araştırmacıları, uzun vadede borçlanma maliyetlerinin artmasının ABD ekonomisinin borçlanma kapasitesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.

AI YORUMU

Trilyon dolarlık faiz faturası, ABD bütçesinin esnekliğini giderek daraltan en somut göstergelerden biri. Ortalama tahvil faizinin yüzde 3,52'ye çıkması ve yeni borçlanmaların yüzde 5 seviyesinde maliyet yaratması, önümüzdeki dönemde kamu harcamalarında kesintileri zorunlu kılabilir. Kredi derecelendirme kuruluşları ve küresel piyasalar, bu borç sarmalının ülkenin uzun vadeli kredi notu üzerindeki olası etkilerini yakından takip ediyor.

Kaynak: Bloomberght Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler