İçeriğe geç
PİYASA
Ekonomi

Türkiye ve Kazakistan dış ticaret hacmini 15 milyar dolara taşıyacak

Türkiye ve Kazakistan dış ticaret hacmini 15 milyar dolara taşıyacak

Fotoğraf: TRT Haber Son Dakika

Özet

Türkiye ile Kazakistan arasındaki dış ticaret hacmi, 2025 yılı sonunda 7,9 milyar dolara ulaşarak yeni bir rekor kırdı. İki ülke, ekonomik iş birliğini derinleştirerek mevcut ticaret hacmini 15 milyar dolar seviyesine çıkarmayı hedefliyor. Taraflar, ticaret, enerji ve savunma sanayisi gibi kritik sektörlerdeki ortaklıklarını güçlendirmek için yeni adımlar atıyor.

Öne çıkanlar

  • İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2025 yılında 7,9 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı.
  • Türkiye'nin Kazakistan'a ihracatı 2021-2025 döneminde yaklaşık 2,5 kat artış gösterdi.
  • Türk müteahhitler Kazakistan'da 30,3 milyar dolar değerinde 550 farklı projeye imza attı.

Haberin Detayı

Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasında en büyük ihracat pazarını Kazakistan ile oluşturuyor. İki ülke arasındaki ticari ilişkiler, son yıllarda gerçekleştirilen üst düzey temaslar ve yoğun diplomatik görüşmeler sayesinde ciddi bir ivme kazandı. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev arasında yapılan görüşmeler, ekonomik ortaklıkların kapsamını genişleten bir zemin hazırladı.

Ticaret hacmindeki büyüme verileri incelendiğinde, 2021 yılında 2,9 milyar dolar olan toplam hacmin kısa sürede iki kattan fazla arttığı görülüyor. 2022'de 5,1 milyar dolara yükselen dış ticaret, 2023'te 6,5 milyar dolara, 2024'te ise 6,7 milyar dolara çıktı. Geçtiğimiz yıl kaydedilen 7,9 milyar dolarlık tutar, yıllık bazda yüzde 17,2 oranında bir artışa işaret ederek yeni bir zirveyi temsil etti.

İhracat rakamlarında da benzer bir yükseliş grafiği izleniyor. 2021 yılında 1,3 milyar dolar olan Türkiye'nin Kazakistan'a ihracatı, 2022'de 1,6 milyar dolara, 2023'te ise 3 milyar dolara ulaştı. 2024 yılında 3,3 milyar dolar ve 2025 yılında 3,2 milyar dolar olarak gerçekleşen bu veriler, ihracatın beş yıllık süreçte yaklaşık 2,5 katına çıktığını somut bir şekilde gösteriyor.

Kazakistan'da faaliyet gösteren Türk yatırımcıların ve müteahhitlik sektörünün katkıları, ekonomik bağların en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. 1972 yılından Eylül 2026'ya kadar olan dönemde, Türk müteahhitler ülkede 30 milyar 312,4 milyon dolarlık 550 projeyi üstlenerek Kazakistan'ı en çok iş yapılan 6'ncı ülke konumuna getirdi. Sadece 2026 yılının ilk dokuz ayında bile Türk inşaat sektörü bölgede 227,3 milyon dolarlık yeni iş hacmi yarattı.

İkili yatırımlar açısından da karşılıklı bir büyüme söz konusu. Türk iş insanlarının Kazakistan'da yaklaşık 6 milyar dolarlık yatırımı bulunurken, Kazakistan merkezli şirketlerin Türkiye'ye yönlendirdiği sermaye 2,5 milyar dolara ulaştı. Mayıs ayında imzalanan 13 farklı anlaşma ise ticaretin yanı sıra ulaştırma, enerji ve savunma sanayisi gibi stratejik alanlarda yeni fırsatlar sunmayı amaçlıyor.

Gelecek dönemdeki hedefler, ticaret hacmini 15 milyar dolar seviyesine çekmek üzerine kurgulanıyor. Bu yılın ilk dokuz ayında elde edilen 6,8 milyar dolarlık hacim, belirlenen yüksek hedeflere ulaşma yolunda dengeli bir ilerleme kaydedildiğini ortaya koyuyor. Kazakistan yönetimi, Türk yatırımcılar için elverişli iş ortamı oluşturma konusundaki kararlılığını vurgularken, ekonomik ilişkilerin derinleşmesi her iki taraf için de geniş bir hareket alanı sağlıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

İki ülkenin ticaret hedefindeki iddialı artış, bölgesel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Mevcut 7,9 milyar dolarlık hacmin 15 milyar dolara çıkması için sadece ham madde ticaretinden ziyade, ortak teknoloji ve savunma sanayisi üretimlerine odaklanılması şart. Türk müteahhitlerin 30 milyar doları aşan proje geçmişi, taraflar arasındaki güvenin en somut göstergesi olarak finansal iş birliklerinin önünü açıyor. 2021-2025 yılları arasındaki ihracat artış hızı, iki ekonominin birbirini tamamlayıcı bir yapıya evrildiğini kanıtlıyor.

Bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım, alım-satım veya finansal tavsiye niteliği taşımaz. Yatırım kararları risk içerir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Ekonomi
    Ekonomik Güven Endeksi 100 puanlık kritik eşiğin altına geriledi

    Piyasalardaki genel beklentileri yansıtan Ekonomik Güven Endeksi, yaşanan fon krizinin tetiklediği belirsizlik ortamında 100 puanlık eşiğin altına indi. Endeksin kötümser bölgeye gerilemesi, yatırımcı ve tüketici tarafındaki tedirginliğin arttığını ortaya koyuyor.

    • Ekonomik Güven Endeksi 100 puanlık eşiğin altına düşerek kötümser bölgeye geçti.
    • Endeksin düşüşünde piyasaları etkileyen fon krizi ana belirleyici unsur oldu.
    • Veriler hem tüketici hem de yatırımcı tarafındaki genel beklentilerin bozulduğunu işaret ediyor.

    Türkiye ekonomisinin yönüne dair beklentileri ölçen Ekonomik Güven Endeksi, son dönemde yaşanan fon krizinin etkileriyle birlikte gerileme dönemine girdi. Uzun süredir 100 puanlık eşiğin üzerinde seyreden endeks, söz konusu krizin piyasalarda yarattığı baskı sonucunda bu psikolojik sınırın altına indi. Söz konusu düşüş, hem üreticilerin hem de tüketicilerin gelecek dönem beklentilerinde belirgin bir bozulma yaşandığını gösteriyor.

    Piyasaları yakından takip eden uzmanlar, endeksin 100 puanın altında kalmasının genellikle ekonomideki kötümser beklentilere işaret ettiğini belirtiyor. Fon hareketliliğindeki sıkışıklık ve nakit akışına dair endişeler, güven ortamını doğrudan sarsan temel faktörler arasında öne çıkıyor. İş dünyası temsilcileri ve hane halkı, fon krizinin yarattığı belirsizliğin yatırımları ve tüketim kararlarını ertelemeye zorladığını ifade ediyor.

    Ekonomik güven verileri, yalnızca güncel piyasa koşullarını değil aynı zamanda gelecek aylara ilişkin projeksiyonları da yansıtması bakımından izleniyor. Endeksin bu denli hızlı bir şekilde yön değiştirmesi, fon kaynaklarına erişimdeki güçlüklerin geniş kitleler üzerinde yarattığı somut etkiyi gözler önüne seriyor. Özellikle finansal piyasalardaki oynaklık, reel sektörün planlama yapma kapasitesini kısıtlayarak güven endeksindeki düşüşü körüklüyor.

    Hane halkının harcama alışkanlıkları ve reel sektörün yatırım iştahı, fon krizinin yarattığı bu olumsuz tablo ile doğrudan ilişkili görünüyor. Mevcut veriler ışığında, ekonomik faaliyetlerin hız kesebileceği ve piyasadaki likidite daralmasının devam edebileceği beklentisi güçlenmiş durumda. Vatandaşlar ve şirketler, yaşanan finansal daralmanın yansımalarını hem fiyatlamalarda hem de kredi erişim süreçlerinde hissetmeye başladıklarını belirtiyor.

    Piyasa analistleri, endeksin yeniden 100 puan üzerine çıkabilmesi için finansal istikrarın yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor. Fon krizinin etkilerinin hafifletilmesine yönelik atılacak adımlar, güven ortamının yeniden inşası için ilk gereklilik olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte açıklanacak olan veriler, bu düşüşün geçici bir dalgalanma mı yoksa daha uzun süreli bir trend mi olacağını netleştirecek.

    Ekonomik güven endeksindeki bu değişim, karar vericilerin piyasa moralini düzeltmek için atacağı adımların hızını belirleyecek bir gösterge olma özelliği taşıyor. Fon krizinin derinleşmesi halinde, güven erozyonunun diğer ekonomik parametrelere de yansıması kaçınılmaz görünüyor. Yatırımcılar ve tüketiciler, önümüzdeki döneme dair daha stabil bir finansal çerçeve oluşturulmasını bekliyor.

    AI YORUMU

    Ekonomik Güven Endeksi'nin 100 puanın altına inmesi, piyasa oyuncularının fon krizine karşı geliştirdiği refleksin somut bir kanıtı olarak okunmalıdır. Endeksin 100 eşiğini aşağı yönlü kırması, sadece teknik bir veri kaybı değil, doğrudan hane halkı ve şirketlerin harcama iştahındaki düşüşü simgeliyor. Fon krizinin yarattığı bu tablo süregittiği müddetçe, reel sektördeki yatırım iştahının toparlanması oldukça zor görünüyor. 100 puanlık eşik, ekonomik atmosferin nötrden negatife döndüğü sınırı temsil ettiği için, bu rakamın altında kalınan her gün iyileşme maliyeti artmaktadır.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Nürnberg Başkonsolosluğu, iki ülke ticaretini 60 milyar dolara taşıyacak

    Türkiye'nin Nürnberg Başkonsolosluğu, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda iki ülke arasındaki ticaret hacmini 60 milyar dolara çıkarma hedefini yineledi. Başkonsolos Gürol Baş, geçtiğimiz yıl 52 milyar dolara ulaşan ticaretin daha da ileriye taşınması için ortak sorumluluk vurgusu yaptı.

    • Türkiye ve Almanya arasındaki ticaret hacmi geçen yıl 52 milyar dolar seviyesine ulaştı.
    • Başkonsolos Gürol Baş, 60 milyar dolarlık yeni ticaret hedefine odaklandıklarını açıkladı.
    • 1961 Türk-Alman İşgücü Anlaşması'nın 65. yılı kapsamında iş birliği mesajları verildi.

    Türkiye'nin Nürnberg Başkonsolosluğu, Cumhuriyet'in 103. kuruluş yıl dönümünü kutlamak üzere Meistersingerhalle'de geniş katılımlı bir resepsiyon düzenledi. Etkinliğin ev sahipliğini yapan Başkonsolos Gürol Baş, Türkiye ve Almanya milli marşlarının okunmasının ardından davetlilere hitap etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bayram mesajının da paylaşıldığı programda, iki ülke arasındaki köklü bağlar ön plana çıkarıldı.

    Gürol Baş, Türkiye ile Almanya arasındaki mevcut ekonomik verileri paylaşarak gelecekteki hedeflere dair önemli bilgiler aktardı. Geçtiğimiz yıl 52 milyar ABD doları olarak gerçekleşen ticaret hacminin, yeni hedeflerle birlikte 60 milyar dolara yükseltilmesinin planlandığını belirtti. Baş, Cumhuriyet değerlerini korumanın yanı sıra ekonomik kalkınmanın devamlılığının iki ülke arasındaki iş birliği ile mümkün olduğunu ifade etti.

    Tarihsel sürece de değinen Başkonsolos, 1961 yılında imzalanan Türk-Alman İşgücü Anlaşması'nın 65. yıl dönümünü anımsattı. Almanya'ya göç eden Türk işçilerin, ülkenin ekonomik kalkınmasına büyük katkılar sağladığını ve toplumsal başarı hikayeleri yazdığını dile getirdi. Bu iş gücünün, iki ülke arasındaki diplomatik ve ticari köprülerin temelini oluşturduğunu sözlerine ekledi.

    Güvenlik, göç ve ekonomi başlıklarının iki ülke arasındaki temel iş birliği alanları olduğunu belirten Köller, tarafların birbirine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu iş birliğinin, bölgedeki ekonomik dengeler açısından da belirleyici bir rol oynadığına işaret edildi.

    Kültürel etkinliklerle zenginleşen resepsiyonda Nürnberg Türk Folklör grubu sahne alarak izleyicilere gösteriler sundu. Müzisyenler Uğurcan Demir ve Emre Akman ise hazırladıkları özel dinletiyle davetlilere keyifli anlar yaşattı. Toplantı, iki ülke ilişkilerinin sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel düzeyde de güçlü bir şekilde devam ettiğini göstermiş oldu.

    AI YORUMU

    Ticaret hacminin 52 milyar dolardan 60 milyar dolara çıkarılması hedefi, iki ülke arasındaki ekonomik entegrasyonun derinleşmesi adına somut bir gösterge sunuyor. Yatırımcılar ve dış ticaret şirketleri için Almanya pazarındaki bu büyüme eğilimi, yeni iş birlikleri için fırsatlar barındırıyor. Söz konusu 8 milyar dolarlık artış hedefi, mevcut sanayi ve teknoloji iş birliklerinin verimliliğini artırması durumunda gerçekçi bir seviyede bulunuyor. İstikrarlı ticaret hacmi, bölgesel ekonomik dengelerin korunmasında kilit rol oynayacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Ticaret Bakanlığı: Eylül ayında ihracat 25,9 milyar dolarla rekor kırdı

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin eylül ayında 25,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek 103 yıllık Cumhuriyet tarihindeki en yüksek ikinci aylık seviyeye ulaştığını açıkladı. Bölgesel gerilimlere rağmen ihracat hacmi yılın dokuz ayında yüzde 5,2 artış gösterdi.

    • Eylül ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,3 artarak 25,9 milyar dolar oldu.
    • Yılın ilk dokuz ayında toplam ihracat 210,9 milyar dolar seviyesine ulaştı.
    • Dış ticaret açığı eylül ayında yıllık bazda yüzde 25,8 oranında geriledi.

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından paylaşılan eylül ayı dış ticaret verileri, Türkiye’nin küresel ekonomik zorluklara rağmen ihracatta gösterdiği güçlü performansın altını çiziyor. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,3 oranında büyüme kaydeden ihracat rakamı, 25 milyar 967 milyon dolarla tüm zamanların en yüksek ikinci aylık verisi olarak kayıtlara geçti. Bu başarı, özellikle bölgesel savaşların ve dünya genelindeki ticaret korumacılığının yarattığı olumsuz koşullara rağmen elde edildi.

    Yılın geride kalan dokuz ayına bakıldığında, ihracatın yüzde 5,2 artışla 210 milyar 952 milyon dolara ulaştığı görülüyor. Yıllıklandırılmış mal ihracatı ise 283,7 milyar dolarla Orta Vadeli Program hedeflerinin üzerine çıktı. Bu durum, Türkiye’nin küresel ticaret ağındaki yerini genişletmeye ve zorlu uluslararası şartlarda dahi dış satım hacmini korumaya yönelik stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

    İthalat tarafındaki artışın ihracata kıyasla daha sınırlı kalması, dış ticaret dengesindeki iyileşmeyi hızlandırdı. Eylül ayında mal ithalatı yıllık bazda sadece yüzde 5,6 yükselerek 31 milyar 130 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İhracattaki çift haneli büyüme ve ithalattaki bu dengeli seyir sayesinde, aylık dış ticaret açığı yüzde 25,8 oranında azalarak 5 milyar 163 milyon dolara geriledi.

    Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı ise 95 milyar 976 milyon dolar olarak kaydedilirken, dış ticaret istatistikleri ve hizmetler dengesi verileri cari işlemler hesabında eylül ayında 2 milyar doların üzerinde fazla beklentisini destekliyor. Bakan Bolat, mevcut jeopolitik gerginliklere ve zayıf dış talebe rağmen ihracattaki dirençli görünümün korunacağını ifade ediyor. Yıl sonu itibarıyla mal ve hizmet ihracatında 410 milyar dolarlık eşiğin aşılması temel hedef olarak belirlendi.

    Orta Vadeli Program çerçevesinde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payını artırmaya yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Düşük ve orta teknoloji sektörlerinde yapılacak dijital ve yeşil dönüşüm destekleriyle firmaların daha rekabetçi bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Ayrıca, yurt içi üreticileri haksız rekabete karşı korumak adına uluslararası ticaret hukukuna uygun yeni önlemlerin devreye alınacağı vurgulanıyor.

    Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin küresel ticaretten aldığı payı yükseltmek için yeni dinamiklere uygun politikalar uygulanmaya devam edecek. Özellikle teknoloji odaklı üretim modellerine geçiş süreci, Türkiye'nin ihracat portföyünü çeşitlendirme hedefi için kritik bir rol oynuyor. Bakanlık, yerli üretimi destekleme ve uluslararası piyasalarda daha güçlü bir konum elde etme amacına yönelik atılacak adımların temelini bu dönüşüm vizyonuna bağlıyor.

    AI YORUMU

    Eylül ayı verileri, Türkiye’nin dış ticaret dengesini iyileştirmek adına ihracatı yüksek katma değerli ürünlere kaydırma sürecinin hızlanması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor. İhracattaki 25,9 milyar dolarlık hacim, küresel talep zayıflığına rağmen üreticilerin pazar çeşitlendirme kapasitesini koruduğuna işaret ediyor. Özellikle dış ticaret açığındaki yüzde 25,8’lik azalma, cari dengeyi destekleyerek ekonomik kırılganlıkları sınırlıyor. İthalatın ihracattan daha yavaş artması, döviz çıkışını kontrol altına alan bir senaryo sunarken, bu başarının sürdürülebilirliği tamamen teknoloji odaklı üretim hedeflerinin ne hızla hayata geçeceğine bağlıdır.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Ticaret Bakanı Bolat, ABD ile ticaret hacmi rekorunu açıkladı

    Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki dış ticaret hacmi geçen yıl 38,5 milyar dolara ulaştı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2025 verilerini paylaşırken yeni dönem hedeflerini de duyurdu.

    • İkili ticaret hacmi 2025 yılında yüzde 13 artarak 38,5 milyar dolara ulaştı.
    • 2026 yılında ticaret hacminin 42 ila 43 milyar dolar seviyesini aşması bekleniyor.
    • Amerikan şirketlerinin Türkiye'deki doğrudan yatırımları 16,5 milyar doları buldu.

    İstanbul'da gerçekleştirilen GO GLOBAL Türkiye Zirvesi'nde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ilişkiler masaya yatırıldı. Toplantıda dünyanın önde gelen yatırımcıları ile yerli girişimciler bir araya gelerek yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Etkinlikte konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülke arasındaki ticari faaliyetlerin kararlılıkla büyümeye devam ettiğini ifade etti.

    Bakan Bolat'ın paylaştığı verilere göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 yılında önceki yıla kıyasla yüzde 13 oranında artış gösterdi. Bu artışla birlikte hacim 38,5 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bolat, 2026 yılı için daha iddialı bir hedef koyarak ikili ticarette 42 ile 43 milyar dolar aralığının kesinlikle aşılacağını belirtti. Uzun vadede ise 2028 yılına kadar 50 milyar dolarlık hacme ulaşılması hedefleniyor.

    Ekonomik ilişkilerin yalnızca mal alım satımıyla sınırlı kalmadığı, savunma sanayisi ve havacılık alımlarının yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatının da pay sahibi olduğu aktarıldı. Öte yandan Amerikan sermayeli şirketlerin Türkiye'deki doğrudan yatırımları 16,5 milyar doları bulurken, bu süreçte 60 milyar dolarlık ek yatırım yapıldı. Türk yatırımcıların Amerika Birleşik Devletleri'ndeki doğrudan yatırımları ise 14,5 milyar dolar seviyesinde kaydedildi.

    Zirvede Türk girişim ekosisteminin büyüme rakamları da kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye'deki girişimlerin toplam değerinin 40 milyar avroyu geride bıraktığı, girişim sermayesi desteği alan şirket sayısının ise bin sınırını aştığı açıklandı. 2019 ile 2024 yılları arasında girişim ekosisteminin yaklaşık 9,4 kat büyüdüğü, özellikle finansal teknolojiler ile oyun sektörlerinin uluslararası yatırımcıların odağında olduğu vurgulandı.

    İstanbul'un yedi unicorn şirkete ev sahipliği yaptığını belirten yetkililer, Türkiye'nin girişimcilik alanındaki konumunu her geçen gün güçlendirdiğini kaydetti. Etkinliğe katılan 50'den fazla uluslararası fon yöneticisi, Türkiye'deki yüzün üzerinde yenilikçi girişimle temas kurma imkânı buldu. Son yirmi üç yılda Türkiye'nin milli gelirinin ve ihracat rakamlarının kaydettiği artış, ülkeye gelen doğrudan yabancı yatırımların hacmini de artırdı.

    AI YORUMU

    İki ülke arasındaki ticaret hacminin 40 milyar dolar sınırına dayanması, dış ticarette çeşitliliğin artırılması açısından somut bir gösterge niteliği taşıyor. Açıklanan 38,5 milyar dolarlık 2025 hacmi, hedeflenen 100 milyar dolarlık uzun vadeli vizyon için atılan adımların hızlandığını gösteriyor. Özellikle teknoloji ve finansal teknolojiler alanındaki yatırımlar, ihracatın katma değerli ürünlere kaymasını hızlandırabilir. Bu doğrultuda Türk girişimlerinin uluslararası fonlara erişimi kolaylaşmazsa, büyüme hızı öngörülen takvimin gerisinde kalabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler