Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Elazığ vişne mermeri ihracatını uçurdu: Çin talebi yüzde 30 arttı
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Albarubescens · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Elazığ'ın Alacakaya ilçesinde çıkarılan özel vişne mermeri, uluslararası pazarlarda rekor ilgi görüyor. Ürünün Çin'e yapılan sevkiyatı yılın ilk yarısında geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 30 oranında yükseldi.
Öne çıkanlar
Çin'e yapılan vişne mermeri sevkiyatı 2026'nın ilk yarısında yüzde 30 arttı.
Özel taş; Dubai, ABD, Hindistan, Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkelere de satılıyor.
Haberin Detayı
Türkiye'nin doğal taş sektöründeki en önemli varlıklarından biri olan vişne mermeri, uluslararası alanda adından söz ettirmeye devam ediyor. Elazığ'ın Alacakaya ilçesindeki ocaklardan çıkarılan bu özel taş, kendine has renk tonları ve damarlı yapısıyla mimarlık projelerinde öne çıkıyor. Küresel pazardaki alıcıların yoğun ilgi gösterdiği ürün, özellikle üst segment yapı tasarımlarında kendine yer buluyor.
Fotoğraf: Titus Tscharntke · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
Uzak Doğu'nun en büyük ekonomisi konumundaki Çin, bu dönemde en fazla sevkiyat yapılan bölgelerin başında geldi. Çinli alıcıların tercihi genellikle blok mermerden yana olurken moloz satışları ise sınırlı tutuluyor.
İhracat rakamlarındaki artışın yanı sıra işletmenin üretim kapasitesi de dikkat çekiyor. Tesis yıllık bazda fabrikada yaklaşık 200 bin metrekare, blok üretiminde ise 15 ile 20 bin ton arasında kapasiteye sahip. Süreçlerin daha verimli hale getirilmesiyle birlikte küresel müşterilere daha hızlı sevkiyat yapılması hedefleniyor.
Sadece Çin pazarıyla sınırlı kalmayan vişne mermeri; Dubai, ABD, Hindistan, Rusya ve Suudi Arabistan gibi farklı coğrafyalara da gönderiliyor. Avrupa pazarındaki talebin de sürdüğünü belirten yetkililer, lüks mimari projeler için görüşmelerin devam ettiğini ve gelecek döneme dair beklentilerin yüksek olduğunu vurguluyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yerel kaynakların küresel pazarda katma değer yaratması, bölge ekonomisinin dış ticaret dengesi açısından belirleyici bir rol üstleniyor. Yılın ilk altı ayında yakalanan yüzde 30'luk artış oranı, hammadde ihracatında doğru pazar stratejisinin somut bir karşılığıdır. Çin gibi devasa bir pazardan gelen büyük ölçekli siparişler karşılanmazsa, küresel rekabette başka ülkelerin öne çıkma riski doğabilir. Şirketlerin kapasiteyi 200 bin metrekare seviyesinde tutarak sevkiyat hızını artırması bu tür riskleri dengeleyen temel unsurdur.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Avrupa ulkelerine yapilan tasimalarda kritik gecis noktasi olan Macaristan hatasinda belge sikintisi buyuyor. Artan ihracat seferlerine karsilik kotalarin yetersiz kalmasi lojistik sektorunde ve dis ticaret zincirinde aksamalara yol aciyor.
2025'in ilk 11 ayinda Avrupa'ya 875 bin ihracat seferi yapildi.
Turk plakali araclare ile 560 bin sefer gerceklestirildi ve oran yuzde 4 artti.
Gundemdeki 10 bin adetlik ek belge yalnizca yaklasik 20 gunluk ihtiyaci karsiliyor.
Bursa ESA Lojistik Yonetim Kurulu Baskani Erdi Altintas, yillar boyunca yinelenen gecis belgesi sorununa gecici cozumler yerine kalici sistemler getirilmesi gerektigini ifade etti. Turkiye'den Bati ve Orta Avrupa ulkelerine uzanan tasima hatlarinda Macaristan'in kilit bir gecis noktasi oldugunu belirten Altintas, mevcut kotalarin yetersizliginin tum ihracat zincirini dogrudan sarstigini dile getirdi.
Uluslararasi Nakliyeciler Dernegi verilerine atifta bulunan Altintas, gecen sure zarfinda Avrupa seferlerinin sayisal olarak arttigini ancak bu buyumeye paralel bir kota genislemesi yasanmadigini vurguladi. Gunluk ortalama 500 Turk tirinin sinirdan cikis yaptigi goz onunde bulunduruldugunda, gundemde yer alan 10 binlik ilave belgenin ancak kisa soluklu bir rahatlama saglayabilecegi ifade edildi.
Yuklerin anlik olarak dijital sistemlerle takip edilebildigi bir donemde ihracat sureclerinin kagida dayali kotalarla sinirlanmamasi gerektigi belirtildi. Ulastirma ve Altyapi Bakanligi tarafindan yurutulen ek belge girisimlerinin degeri teslim edilirken, gorusmelerin kriz anlarinda degil yil basinda gerceklestirilmesinin onemine isaret edildi.
Yil sonuna dogru yogunlasan sevkiyatlar nedeniyle olasi gecikmelerin ve maliyet artislarinin onune gecilmesi adina ihracatci firmalara erkenden planlama yapma cagrisi yapildi. Ro-Ro ve intermodal tasimacilik alternatiflerinin degerlendirilmesi ile rezervasyonlarin zamaninda tamamlanmasi onerildi.
AI YORUMU
Dis ticaret hacminin buyumesine ragmen gecis belgelerindeki bu daralma, lojistik maliyetlerini dogrudan yukselterek dis pazar rekabetini zayiflatma riski tasiyor. Yil basinda yapilmasi gereken uzun vadeli diplomasi trafiksizligi, sektorun her yil ayni donemde benzer bir krizle yuzyuze gelmesine neden oluyor. Mevcut 10 binlik ek belge adimi sadece 20 gunluk ihtiyaci karsilayabildigi icin kalici cozumler uretilmedigi takdirde ihracatcilar yeni maliyetlerle karsilasacak.
Orta Doğu hattındaki gerilimler enerji fiyatlarında risk primini canlı tutmaya devam ediyor. Bu süreçte Çin rafinerilerinin günlük ham petrol stoklarını azalttığı ve ithalat ile üretim dengesinde değişime gittiği belirlendi.
Çin, eylül ayında günlük yaklaşık 500 bin varil ham petrol stoku kullandı.
Bölgedeki güvenlik kaygıları tanker navlun ücretlerini rekor seviyelere çıkardı.
ABD yönetimi yaptırım dışı tanker kapasitesini artırmak için yeni adımlar değerlendiriyor.
Küresel enerji piyasalarında Basra Körfezi çıkışlı sevkiyatlar kesintisiz sürse de Orta Doğu kaynaklı gerilimler fiyatlar üzerindeki jeopolitik risk primini canlı tutuyor. Uluslararası finans kuruluşlarının analizlerine göre, henüz fiili bir arz kesintisi yaşanmamış olmasına rağmen olası senaryolar anlık olarak piyasa fiyatlarına yansıtılıyor. Bölgesel risklerin zayıfladığına dair somut bir işaretin henüz görülmemesi, fiyatların yüksek bantta kalmasını tetikliyor.
Yaşanan gerilim dalgası deniz yolu taşımacılığında rotaların uzamasına ve tankerlerin verimli kullanılamamasına yol açtı. Bu durum navlun ücretlerinde tarihi rekorların kırılmasına neden olurken, ham petrolün nihai teslimat maliyetini de doğrudan yukarı çekti. ABD makamları, yaptırım uygulanan bazı tankerlerin satışına onay vererek taşımacılık kapasitesini genişletmek ve maliyetleri hafifletmek amacıyla yeni formüller üzerinde çalışıyor.
Uzak Doğu'da ise üretim ve tüketim cephesinde dikkat çekici hareketlilik yaşanıyor. Çin'in günlük ham petrol üretimi eylül ayında aylık yüzde 0,6 ve yıllık yüzde 2,5 oranında artarak 4,45 milyon varil seviyesine ulaştı. Ülke genelindeki rafinerilerin günlük işleme hacmi önceki aya kıyasla hafif bir artış gösterip 14 milyon varili aşsa da, geçen yılın aynı döneminin yüzde 8,4 gerisinde kaldı.
Yapılan detaylı veri hesaplamaları, Çin'in eylül ayında günlük ortalama 500 bin varil olmak üzere toplamda yaklaşık 16 milyon varil ham petrol stokunu tükettiğini ortaya koydu. Aynı dönemde ülkenin görünür petrol talebi aylık yüzde 2,7 ve yıllık yüzde 15,2 azalışla günlük 12,75 milyon varile geriledi. Stok erimesi, talepteki daralmaya rağmen rafineri girdilerinin içerideki rezervlerden karşılandığını net biçimde gösteriyor.
AI YORUMU
Piyasalardaki risk priminin yüksek seyretmesi, arz güvenliğine yönelik endişelerin kalıcı olduğunu kanıtlıyor. Çin gibi dev bir tüketicinin stok eritme yoluna gitmesi, ithalat maliyetlerindeki artışa karşı yerel dengeyi koruma hamlesi olarak okunmalıdır. Tanker navlun ücretlerinin rekor kırması ise enerji ithal eden gelişmekte olan ekonomiler için maliyet baskısını artırıyor. Sevkiyat yollarındaki olası bir rahatlama, navlun fiyatlarını aşağı çekmezse küresel akaryakıt enflasyonunda gevşeme beklenmemelidir.
Türkiye'nin ocak-eylül dönemi ihracatı yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaştı. Yılın dokuz aylık sürecinde 26 sektörden 18'i dış satımını artırırken, en yüksek yükseliş yaş meyve ve sebze alanında kaydedildi.
Ocak-eylül döneminde ihracat yüzde 5,2 artarak 211 milyar dolara yükseldi.
Zeytin ve zeytinyağı ihracatı düşük rekolte nedeniyle yüzde 28 geriledi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, yılın ilk dokuz ayında dış ticaret hacmi rekor seviyeye ulaştı. Belirtilen dönemde toplam ihracat geçen yılın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 5,2 oranında artış göstererek 211 milyar dolar sınırını aştı. Son 12 aylık periyotta ise toplam dış satım 283,7 milyar dolara yükseldi ve bu süreçte incelenen 26 ana sektörün 18'i büyüme kaydetti.
Yılın dokuz aylık bilançosuna göre ihracatını en çok artıran alan yüzde 42'lik tırmanışla yaş meyve ve sebze oldu ve 3,2 milyar dolarlık satış gerçekleştirildi. Savunma ve havacılık sanayisi ise yüzde 16 yükselişle 6,9 milyar dolarlık ihracata imza attı.
Otomotiv endüstrisi 31,1 milyar dolarlık dış satımla hacim liderliğini korurken, kimyevi maddeler ve mamulleri 25,8 milyar dolarla bu sektörü takip etti. Çelik ihracatı 12,7 milyar dolar, elektrik ve elektronik sektörü ise 14,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Belirtilen dönemde bazı kalemlerde ise daralma yaşandı.
Toplam 8 sektörün ihracatında düşüş kaydedilirken, en sert gerileme yüzde 28 ile zeytin ve zeytinyağı sektöründe görüldü. Sektör temsilcileri bu düşüşün temel sebebinin geçen sezonki düşük rekolte olduğunu bildirdi. Ayrıca ABD'nin temmuz ayında yürürlüğe koyduğu yüzde 12,5'lik ek verginin üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi.
AI YORUMU
Dış ticaret verilerindeki artış eğilimi genel toplamda olumlu bir tablo çizebilse de, tarım ve gıda kollarındaki dalgalanmalar yerel üreticilerin karşılaştığı yapısal riskleri açıkça işaret ediyor. Zeytin ve zeytinyağı ihracatındaki yüzde 28'lik sert düşüş, iklim koşullarına bağlı rekolte kayıplarının dış pazardaki payı ne denli hızlı eritebileceğini gösteriyor. Üreticilerin önümüzdeki dönemde uluslararası pazarlardaki korumacı vergi duvarlarıyla baş edebilmesi için maliyet yönetimi ve katma değerli ürün stratejilerine ağırlık vermesi şart.
Türkiye'nin yumurta dış satımı yılın ilk dokuz ayında önemli bir ivme yakalayarak milyonlarca dolarlık hacme ulaştı. Küresel piyasalardaki hastalıklar ve iç piyasadaki kota esnetilmeleri bu artışta başrol oynadı.
Yumurta ihracatı yüzde 54 artarak 418 milyon 676 bin dolara yükseldi.
Sofralık tavuk yumurtası ihracatı değer bazında yüzde 132,4 oranında arttı.
Sektörün yıl sonu ihracat hedefi 550 milyon dolar olarak güncellendi.
Tarım ve hayvancılık alanındaki dış ticaret verilerine göre, Türkiye'nin yumurta satışı yılın ocak-eylül döneminde büyük bir sıçrama kaydetti. Su ürünleri dışındaki hayvansal mamul ihracatı toplamda 1 milyar 275 milyon doları bulurken, bu tablonun en büyük payı yumurta sektörüne ait oldu.
Geçen yılın aynı döneminde daha düşük seviyede kalan dış satım rakamları, bu yıl kuluçkalık ve sofralık ürünlerin katkısıyla 418 milyon dolar sınırını aştı. Özellikle sofralık tavuk yumurtası ihracatındaki yüzde 132,4'lük artış dikkat çeken detaylar arasında yer aldı.
Sektör temsilcileri, dış pazarlardaki bu hareketliliğin arkasında uluslararası alanda yaşanan sağlık sorunlarının ve küresel üretim kayıplarının yattığını belirtiyor. Kuş gribi gibi hastalıkların Avrupa ve ABD ekseninde üretimi aksatması, Türkiye'ye yönelik talebi artırdı.
Özellikle Hollanda, Polonya ve Yunanistan gibi ülkelere yapılan sevkiyatlarda yüze yakın artışlar görüldü. Tarım ve Orman Bakanlığının iç piyasa yeterliliğini onaylamasının ardından küçük boy yumurta kotalarının beş katına çıkarılması da üreticinin elini rahatlattı.
Yakın coğrafyadaki Arap ülkeleri ana pazar olmayı sürdürürken, Afrika ve Macaristan gibi yeni rotalar da portföye eklendi. Üreticiden çıkış fiyatlarının sınırlandırılmış olması iç dengeleri korurken, yıl sonu hedefi yükseltildi.
AI YORUMU
Küresel ölçekteki sağlık krizlerinin tarım ticaretinde yarattığı boşluğu doğru okuyan üreticiler, ihracatta somut bir sıçrama yakalamayı başardı. Rakamların 418 milyon doları bulması, uluslararası pazarlardaki tedarik zinciri açıklarının Türk sektörü tarafından hızlıca kapatıldığını gösteriyor. İç piyasadaki fiyat dengesini koruma refleksi sürerken, yeni pazarların çeşitlenmesi dış ticaretteki riskleri minimize ediyor. Kotaların esnetilmesi hamlesi devam etmezse, artan talebi karşılamakta lojistik kapasitenin zorlanma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.