Aselsan, yerli hava savunma ağı Çelik Kubbe'ye entegre edilecek gizli özellikli yeni bir füze sistemi üzerinde çalışmalara başladı. Aynı dönemde MKE, Ürdün'de mühimmat üretim tesisi kurduğunu açıklarken, TUSAŞ ise Nijerya ile 500 milyon dolarlık ATAK helikopteri satışı için el sıkıştı.
Öne çıkanlar
Aselsan, Çelik Kubbe ağına dahil edilecek yeni bir füze sistemi geliştiriyor.
TUSAŞ, Nijerya'ya 6 adet ATAK helikopteri teslimatını kapsayan 500 milyon dolarlık anlaşma imzaladı.
MKE, Ürdün'de uçak bombası ve mühimmat üretimi yapacak yeni bir tesis kurulumunu tamamladı.
Haberin Detayı
Savunma sanayiindeki yerli projeler hız kesmeden devam ediyor. Aselsan, geçtiğimiz 26 Ekim tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı bildirimde, teknik detayları ve görev tanımı gizli tutulan yeni bir füze savunma sisteminin geliştirilme sürecini başlattığını duyurdu. Bu teknoloji, Türkiye'nin geniş kapsamlı hava savunma mimarisi olan Çelik Kubbe projesinin bir parçası olarak tasarlandı.
Bölgesel işbirlikleri ve ihracat faaliyetlerinde de somut adımlar atıldı. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in Türkiye ziyareti kapsamında iki ülke arasındaki savunma sanayii ortaklıklarının daha ileri bir düzeye taşınacağını belirtti. Aynı zamanda MKE, savunma sanayii paydaşlarına MAM-15 Anti materyal keskin nişancı tüfeği teslimatlarını gerçekleştirerek envanter desteğini sürdürdü.
Ürdün pazarındaki faaliyetlerini artıran MKE, ülkede mühimmat ve uçak bombası üretim tesisini hayata geçirdiğini ilan etti. Bu hamle, Türk savunma şirketlerinin dış pazarlarda üretim kapasitelerini artırma stratejisinin bir yansıması olarak okunuyor. Afrika pazarında ise TUSAŞ üzerinden önemli bir satış başarısı elde edildi; Nijerya'nın sipariş verdiği 6 adet ATAK helikopteri için imzalanan yarım milyar dolarlık sözleşme, askeri alandaki işbirliğini güçlendiriyor.
Küresel savunma çevrelerinde de benzer bir hareketlilik gözleniyor. ABD merkezli Raytheon şirketi, SM-6 füzelerinin yıllık üretim kapasitesini yüzlerce adede çıkarmak için Amerikan Donanması ile ortak stratejiler belirliyor. İsviçre ise kendi hava savunma sistemlerini yenilemek adına uzun menzilli tedarik sürecinde aday belirleme aşamasına geçti. Türkiye adına ise Ahmet Halit Hatip, NATO DIANA yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçilerek uluslararası alandaki temsil gücünü bir adım öteye taşıdı.
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde savunma kurumları çeşitli etkinliklere imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet yetkililerinin Anıtkabir ziyareti ile başlayan etkinlikler, ASELSAN'ın kutlama mesajları ve Millî Savunma Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı işbirliğinde düzenlenen resim yarışması gibi faaliyetlerle devam etti. TSK için açıklanan yeni stratejik planlama konsepti, gelecek dönemin savunma önceliklerini yansıtan bir rehber niteliği taşıyor.
Sektördeki diğer oyuncular da kapasite artırımına odaklandı. ARCA Savunma Sanayi, Kırıkkale'de yeni bir mühimmat fabrikasının temelini atarak üretim hacmini genişletmeye hazırlanıyor. Tenurmak firması ise Arı Kovanı projesiyle askeri üslerin ve stratejik tesislerin korunmasında taktiksel açıdan yeni nesil çözümler sunuyor. Ayrıca, Boran-8 Uluslararası Keskin Nişancı Yarışması'nda birinci olan Türk keskin nişancıları, yerli silah sistemlerinin başarısını uluslararası platformda kanıtladı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltan yerli füze ve hava savunma projeleri, sadece teknolojik bir kapasite artışı değil, aynı zamanda diplomatik bir el güçlendiricidir. Aselsan tarafından Çelik Kubbe ağına eklenen yeni sistem, bölgesel tehditlere karşı daha esnek ve hızlı bir yanıt mekanizması sağlıyor. Nijerya'ya yapılan 500 milyon dolarlık helikopter satışı, Türk savunma ürünlerinin Afrika pazarındaki rekabet gücünün arttığını gösteriyor. Diğer ülkelerin SM-6 füzelerinde üretim kapasitesini yüzlerce adede çıkarması, küresel ölçekte mühimmat tedarik hızının ne kadar elzem olduğunu kanıtlıyor.
Türkiye'nin katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe'nin uzun menzilli kalkanı SİPER-2, başarılı bir atış testini geride bıraktı. Ateşlendikten sonra uçuş esnasında güncellenen yeni hedefini başarıyla imha eden füze, savunma alanındaki teknolojik yetkinliği gözler önüne serdi.
SİPER-2 füzesi uçuş sırasında güncellenen yeni hedefini başarıyla vurdu.
TÜBİTAK SAGE, ASELSAN ve ROKETSAN projede ortaklaşa çalışıyor.
Çelik Kubbe projesi yerli ve milli sistemlerle güçlenmeye devam ediyor.
Türkiye'nin savunma sanayiindeki yerli ve milli hamleleri aralıksız sürerken, katmanlı hava savunma mimarisi için kritik bir eşik daha aşıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Çelik Kubbe projesinin uzun menzilli kalkanı konumundaki SİPER-2 füzesinin yeni test aşamasını duyurdu. Gerçekleştirilen atış testinde füzenin kabiliyetleri bir kez daha tescillendi.
Paylaşılan test görüntülerinde, SİPER-2'nin ateşlendikten sonra havada süzülürken rota güncellediği ve rotası değiştirilen hedefi kusursuz bir şekilde imha ettiği anlar yer aldı. Bu kabiliyet, füzenقùn sadece sabit hedeflere karşı değil, aynı zamanda operasyonel esneklik gerektiren dinamik senaryolarda da yüksek başarı sağladığını kanıtladı. Test, savunma teknolojilerindeki ulaşılan hassasiyet derecesini net bir şekilde ortaya koydu.
Projenin arkasında Türkiye'nin önde gelen savunma kuruluşlarının mühendislik gücü yer alıyor. TÜBİTAK SAGE, ASELSAN ve ROKETSAN gibi kurumların ortak koordinasyonu ve güçlü iş birliğiyle geliştirilen sistem, ülkenin hava sahası güvenliğini kademeli olarak artırıyor. Tam bağımsızlık vizyonu doğrultusunda gece gündüz demeden çalışan ekipler, bu projelerle ülkenin caydırıcılık gücünü pekiştiriyor.
Çelik Kubbe çatısı altında birleşen çok katmanlı savunma ağının en önemli halkalarından biri olan SİPER-2, uzun menzilli tehditlere karşı caydırıcı bir kalkan oluşturuyor. Alçak, orta ve yüksek irtifa savunma katmanlarının birbirleriyle entegre çalışması sayesinde Türkiye, hava sahasında çok katmanlı bir güvenlik şemsiyesine kavuşuyor. Gerçekleştirilen her başarılı test, bu şemsiyenin operasyonel hazırlık seviyesini artırıyor.
Uzmanlar, hava savunma sistemlerinin uçuş sırasında hedef güncelleme yeteneğinin modern savaş sahasında hayati bir üstünlük sağladığına dikkat çekiyor. SİPER-2'nin bu testi başarıyla geçmesi, Türkiye'nin savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltma hedefinde kat ettiği mesafeyi somutlaştırıyor. Geliştirme faaliyetlerinin aralıksız devam etmesi ve envantere girecek yeni sistemlerle birlikte ülkenin savunma mimarisi daha da sağlamlaşacak.
AI YORUMU
SİPER-2 füzesinin uçuş sırasında hedef değiştirebilme yeteneği kazanması, Türkiye'nin hava savunma mimarisindeki algoritmik ve yazılımsal olgunluk seviyesini somut bir şekilde kanıtlıyor. TÜBİTAK SAGE, ASELSAN ve ROKETSAN ortaklığının getirdiği bu sinerji, önceki nesil sistemlerle kıyaslandığında darbe kapasitesini ve esnekliği katbekat artırıyor. Bu gelişme, sınır güvenliğinden stratejik tesislerin korunmasına kadar geniş bir alanda operasyonel üstünlük sağlayacak.
Aselsan, Savunma Sanayii Başkanlığı ile yeni nesil hava ve füze savunma sistemi geliştirilmesi amacıyla 523 milyon euro değerinde dev bir sözleşmeye imza attı. Türkiye'nin çok katmanlı savunma vizyonunu güçlendirecek bu hamle, dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Aselsan ve SSB arasında 523 milyon euroluk hava savunma sistemi sözleşmesi imzalandı.
Proje, balistik tehditlere ve insansız hava araçlarına karşı üstün tespit yeteneği sunacak.
Geliştirilecek sistem mevcut yerli radarlar ve komuta kontrol yazılımlarıyla tam uyumlu çalışacak.
Türkiye'nin savunma sanayiinde yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik hamleleri hız kesmeden devam ediyor. Savunma elektroniği alanındaki öncü kurumlar arasında yer alan Aselsan, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile stratejik nitelikte yeni bir ortaklık kurdu. Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden paylaşılan resmi bilgilere göre, taraflar arasında yeni nesil hava ve füze savunma sistemi geliştirilmesini kapsayan devasa bir anlaşma resmiyet kazandı.
Toplam maliyeti 523 milyon euro olarak açıklanan bu proje, ülkenin çok katmanlı hava savunma mimarisini daha üst bir kademeye taşımayı amaçlıyor. Dışa bağımlılığı en aza indirme stratejisinin somut bir adımı olan bu süreçte, Ar-Ge ve üretim faaliyetleri eş zamanlı yürütülecek. Hazırlanan yeni nesil sistemin çağdaş savaş sahalarındaki balistik tehlikelere, seyir füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı yüksek etkinlik göstermesi planlanıyor.
Projenin en dikkat çekici teknik bileşenleri arasında yapay zeka destekli hedef analiz mekanizmaları, gelişmiş radar mimarileri ve yüksek kapasiteli atış kontrol entegrasyonu bulunuyor. Çelik Kubbe vizyonu çerçevesinde kurgulanan bu yapılar, sahadaki unsurların birbirleriyle kesintisiz haberleşmesini sağlayan komuta kontrol ağlarıyla desteklenecek. Ortaya çıkan çözümlerin halihazırda envanterde bulunan yerli radarlar ve elektro-optik sistemlerle tam uyum içinde çalıştırılması öngörülüyor.
Gerçekleştirilen bu büyük bütçeli yatırım yalnızca sınır güvenliğini pekiştirmekle kalmayıp aynı zamanda Aselsan'ın küresel pazardaki rekabet gücünü de artıracak. Finansal kaynağın bir kısmı geliştirme safhasında yerli alt yüklenicilere, üniversitelere ve teknoloji merkezlerine aktarılacak. Bu dağılım, yerli ekosistemin tüm paydaşlarıyla birlikte büyümesini sağlarken dost ve müttefik ülkeler için potansiyel ihracat kalemlerinin oluşmasına zemin hazırlayacak.
Yeni savunma hattının operasyonel aşamada karar alma sürelerini saniyelere indirerek hibrit bir savunma gücü vadettiği belirtiliyor. Gelişmiş yazılım ve donanım bileşenleri sayesinde saha yöneticileri anlık verileri çok daha hızlı işleyebilecek. Tamamlanan her aşama, Türkiye'nin hava sahası güvenliğinde dış etkenlere karşı koruma kalkanını daha da sağlamlaştıracak.
AI YORUMU
Beş yüz yirmi üç milyon euroluk bütçe, Türkiye'nin savunma elektroniğinde dışa bağımlılığı tamamen kırma hedefindeki mali kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Yapay zeka ve gelişmiş radar entegrasyonu barındıran bu tür yüksek bütçeli projeler, yerli alt yükleniciler ile üniversite laboratuvarlarının Ar-Ge süreçlerindeki payını doğrudan artırıyor. Şirket, küresel pazardaki rakipleriyle rekabet ederken bu ölçekteki projeler sayesinde ihracat kalemlerini çeşitlendirme fırsatı yakalıyor.
ASELSAN, yılın ilk dokuz ayında 151,5 milyar lira ciroya ulaştı. Yıllık bazda %28 büyüme gösteren şirket, ihracat ve AR‑GE harcamalarında da önemli artışlar kaydetti.
Ciro 151,5 milyar lira, %28 artışla aynı döneme göre
Yeni ihracat sözleşmeleri 1,9 mld dolara yükseldi, bakiye sipariş 30 mld doları aştı
Yatırımlar 228% artarak 684 milyon dolara ulaştı, FAVÖK marjı %26,8’e yükseldi
ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) aracılığıyla açıklanan finansal raporunda yılın 9 ayı için 151,5 milyar lira ciro elde ettiğini duyurdu. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre %28 artışla dikkat çekiyor. Şirketin büyüme stratejisini ihracat odaklı sürdürürken, 14 milyar dolarlık yeni iş alımıyla 1,9 milyar dolarlık ihracat sözleşmeleri de %34 artarak 2023'te ilk kez 30 milyar doları aştı.
Yatırım tutarları, 228% artışla 684 milyon dolara yükseldi. Bu artış, üretim kapasitesini genişleten tesis yatırımları ve artan AR‑GE harcamalarını kapsıyor.
Şirket, 3. çeyrekte satışa oranı 4,4'e yükseltti, bu da ürün portföyünün verimliliğinin arttığını gösteriyor. Operasyonel mükemmellik ve kurumsal dönüşüm, FAVÖK marjını önceki döneme göre 190 baz puan artırarak %26,8’e çıkardı. 2025 yıl sonuna göre ticari alacaklar %11 azaldı ve FAVÖK tutarı 40,6 milyar lira seviyesine çıktı.
ASELSAN’ın personel başına hasılatı dolar bazında %4 artarken, Oğulbey Teknoloji Üssü ve diğer yerleşkelerdeki yatırımlar, artan bakiye siparişlerle paralel olarak üretim kabiliyetini genişletmeye devam etti. Şirket, kritik ve giriş bariyeri yüksek teknolojilere odaklanarak büyümesini sürdürürken, verimlilik artışı ve operasyonel marjları koruma stratejisiyle sektördeki konumunu güçlendirdi.
AI YORUMU
ASELSAN’ın bu güçlü performansı, Türkiye’nin savunma sanayinde küresel rekabet gücünü artırıyor. Yükselen ihracat ve AR‑GE yatırımları, ülke ekonomisine ve teknoloji ekosistemine pozitif katkı sağlayacak gibi görünüyor. Şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisi, gelecekteki riskleri minimize ederek sektör liderliğini pekiştirebilir.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, seri üretim aşamasındaki ANKA-3 insansız savaş uçağının güncellenmiş teknik kapasitesini duyurdu. Yeni yapılandırmada azami kalkış ağırlığı 7.250 kilograma ve faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma ulaştı.
ANKA-3'ün azami faydalı yük kapasitesi 1.700 kilograma çıkarıldı.
Platformun hava-hava görevlerindeki görev yarıçapı 1.075 kilometre olarak açıklandı.
AESA radar ve IRST sistemleriyle donatılan uçak elektronik harp kabiliyetleri taşıyor.
Düşük radar görünürlüğü elde etme amacıyla tasarlanan bu hava aracı; hava-yer taarruzları, hava-hava angajmanları, elektronik harp ve insanlı platformlarla ortak görev icra etme yetenekleriyle donatılıyor. Paylaşılan bilgilere göre platformun uzunluğu 8,9 metre, kanat açıklığı 13,1 metre ve yüksekliği 2,5 metre olarak belirlenmiş durumda.
Mühimmat ve diğer görev ekipmanlarının yerleştirilmesi için uçakta iki dahili ve iki harici istasyon yer alıyor. Gövde içindeki dahili istasyonlar, mühimmatın radarda görünmesini engelleyerek düşük görünürlük hedefine doğrudan katkı sunuyor. Faydalı yük sınırındaki artış, platformun farklı mühimmat kombinasyonlarını esnek bir şekilde taşımasına imkân tanıyor.
Paylaşılan operasyonel verilere göre ANKA-3'ün görev yarıçapı icra edilecek faaliyetin türüne göre farklılık gösteriyor. Hava-hava operasyonlarında 1.075 kilometre menzil sunan platform, hava-yer görevlerinde ise 750 kilometre yarıçapla hareket edebiliyor. Bu değerler doğrudan azami uçuş menzili anlamına gelmeyip, belirli görev profilleri için öngörülen mesafeleri temsil ediyor. Hava-hava mühimmatlarıyla donatılması, aracın yalnızca kara hedeflerine yönelik taarruzlarla sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor.
Platformun görev kabiliyetlerini artırmak amacıyla gelişmiş sensör ve radar sistemleri entegre ediliyor. AESA radar hem hava hem de yer hedeflerinin tespiti ile takibini sağlarken, Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi pasif algılama imkânı veriyor. Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ise sensörler aracılığıyla hedef teşhisi ve nişan alma süreçlerini destekliyor. Bu donanımlar sayesinde hava aracının zorlu çevre koşullarında bile hedef takibi yapabilmesi hedefleniyor.
Elektronik harp ve öz savunma mimarisi de ANKA-3'ün temel özellikleri arasında yer alıyor. Füze uyarı sistemi, radar uyarı alıcısı, yönlendirilmiş kızılötesi karşı tedbir sistemi, RF karıştırıcı ile chaff ve flare atıcıları platformu koruyan donanımlar arasında bulunuyor. Bu sistemler yaklaşan tehditleri algılayıp aldatma mekanizmaları devreye sokarken, elektromanyetik alanın izlenmesine de olanak tanıyor.
MUM-T olarak adlandırılan insanlı ve insansız platformların ortak görev konsepti de geliştirme başlıkları arasında bulunuyor. Ayrıca uçak gemilerinden kalkış ve iniş yapabilme kabiliyeti, deniz havacılığı alanındaki potansiyel kullanım senaryolarını işaret ediyor. Ancak bu özelliklerin operasyonel sahada fiilen kullanılabilmesi, gelecekteki test ve entegrasyon süreçlerinin başarıyla tamamlanmasına bağlı olacak.
AI YORUMU
Savunma sanayiinde platformların çok yönlü görev icra edebilmesi, operasyonel esneklik açısından belirleyici bir eşiktir. TUSAŞ'ın açıkladığı 1.700 kilogramlık yük kapasitesi ve 1.075 kilometrelik hava-hava yarıçafı gibi somut veriler, ANKA-3'ün hafif taarruz çizgisinden çıkarak stratejik bir muharip güce dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, gelecekteki hava muharebelerinde insanlı uçakların yükünü hafifletecek insansız unsurların rolünü pekiştiriyor. Eğer test süreçleri planlandığı gibi ilerlerse, deniz platformlarından kalkabilen bu tür insansız sistemler donanma operasyonlarının dengesini değiştirecektir.