TÜİK verilerine göre Eylül 2026 döneminde Türkiye trafiğine 64 bin 361 yeni otomobil kaydı yapıldı. Fransız üretici Renault ilk sıradaki yerini korurken, yerli otomobil üreticisi TOGG yüzde 9,8 pay alarak listede ikinci sıraya yerleşti. Toplam otomobil sayısı ise 18 milyon 115 bin 875 adede ulaştı.
Öne çıkanlar
Eylül ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 9,8'ini TOGG oluşturdu.
Renault pazardaki liderliğini korurken Hyundai yüzde 8,6 ile üçüncü sırayı aldı.
Türkiye'de trafiğe kayıtlı toplam otomobil sayısı 18,1 milyon barajını aştı.
Haberin Detayı
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan Eylül 2026 taşıt istatistikleri, ülke genelindeki araç parkının mevcut durumunu net biçimde belgeliyor. Açıklanan son veriler kapsamında ilgili ay içerisinde 64 bin 361 adet otomobilin trafiğe kaydı gerçekleştirildi. Açılan yeni kayıtlara bakıldığında sürücülerin marka tercihlerinde bariz bir yoğunlaşma yaşandığı anlaşılıyor. Türkiye pazarına sunulan farklı segmentlerdeki modeller, kullanıcı ihtiyaçlarına göre listelerin üst sıralarını şekillendirmeye devam ediyor.
Listelerin ilk sırasındaki yerini muhafaza eden Renault, pazar hakimiyetini bu dönemde de sürdürmeyi başardı. Marka bünyesinde yer alan Clio, Megane ve Austral gibi popüler binek otomobiller, farklı bütçelere sahip müşteri kitlelerine erişim imkanı sunuyor. Yıllardır Türkiye pazarında köklü bir satış ağına sahip olan Fransız üretici, geniş model yelpazesi sayesinde pazar payını üst seviyelerde tutmayı sürdürüyor. Filo kiralamaları ve bireysel satışlardaki bu talep markayı zirvede tutan temel unsur oldu.
Son verilerin en belirgin sonuçlarından biri ise yerli elektrikli otomobil markası TOGG tarafında gerçekleşti. TOGG, Eylül ayında trafiğe kaydı yapılan tüm otomobillerin yüzde 9,8'lik bölümünü tek başına kapsayarak genel listede ikinci sıraya yerleşti. Elektrikli araç segmentindeki bu hızlı yükseliş, sürücülerin yeni nesil ulaşım teknolojilerine olan adaptasyon sürecini hızlandırdı. Elde edilen bu pazar payı, yerli üretimin binek araç parkındaki görünürlüğünü doğrudan artırdı.
Üçüncü sırada yer alan Hyundai ise yüzde 8,6 oranındaki payı ile yerli üreticiyi hemen arkasından takip ediyor. Markanın özellikle i20, Bayon ve Tucson modelleri Türkiye sokaklarında yüksek satış adetlerine ulaşmayı başardı. Dördüncü sıradaki Volkswagen markası Golf, Polo, T-Roc ve Tiguan gibi modelleriyle piyasadaki gücünü korurken, Toyota markası Corolla, C-HR ve Yaris modellerinin desteğiyle yüzde 6,8 pay alarak ilk beşi tamamladı.
Sıralamanın devamında yer alan Alman üretici Mercedes-Benz yüzde 5,3 pay alırken, Skoda yüzde 5,0 ve Kia yüzde 4,5 oranlarıyla öne çıktı. Listenin ilk 10 basamağını tamamlayan diğer markalar ise yüzde 3,7 ile Peugeot ve yüzde 3,3 ile Nissan oldu. İkinci 10 grupta yer alan Opel, Fiat ve Tesla markalarının her biri yüzde 2,7 pazar payı elde ederken, Dacia ile BMW markaları yüzde 2,6 pay oranıyla bu üreticileri takip etti.
Listenin son bölümünde yer alan Citroen, Volvo, Audi, Chery ve Honda markaları da pazardan belirli oranlarda pay almayı başardı. Açıklanan verilerin geneline bakıldığında, Eylül ayı sonu itibarıyla Türkiye'deki toplam otomobil sayısı 18 milyon 115 bin 875 seviyesine ulaştı. Otomobil dışındaki motosiklet, kamyonet ve otobüs gibi diğer araçlar da dahil edildiğinde toplam motorlu kara taşıtı sayısı 35 milyon 65 bin 235 olarak kayıtlara geçti. Bu devasa rakamlar ulaşım altyapısındaki araç yoğunluğunu açıkça gösteriyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yerli elektrikli otomobilin kısa sürede pazarda ikinciliğe yerleşmesi, Türkiye'de geleneksel içten yanmalı motor çağına yönelik dönüşümün sanılandan daha hızlı gerçekleştiğini kanıtlıyor. TOGG'un tek bir aydaki kayıtlarda yüzde 9,8 pay oranını yakalaması, küresel devlerin yıllardır kurduğu pazar hakimiyetini sarsabilecek nitelikte bir başarıdır. Bu durum, otomotiv sektöründeki rekabet dengelerini değiştirirken şarj altyapısı yatırımı yapan firmalar için de ciddi bir pazar hacmi yaratıyor. Tüketicilerin elektrikli araçlara kayışı bu hızla devam ederse, önümüzdeki yıllarda benzinli ve dizel modellerin ikinci el değerlerinde belirgin bir gerileme yaşanabilir.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine göre Türkiye'deki toplam elektrikli araç sayısı Kasım 2026 itibarıyla 491 bin 492 adede yükseldi. Ülke genelindeki halka açık şarj soketi sayısı 48 bin 971'e ulaşırken, her 100 elektrikli araca ortalama 10 şarj soketi düşüyor. Şarj altyapısındaki toplam kurulu güç ise 3 bin 875 megavata çıktı.
Türkiye genelinde her 100 elektrikli otomobile yaklaşık 10 şarj soketi düşüyor.
Toplam elektrikli araç sayısı bir ayda 479 binden 491 bin 492'ye çıktı.
Soketlerin 27 bin 664'ünü AC, 21 bin 307'sini DC hızlı şarjlar oluşturdu.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Türkiye'nin elektrikli araç ekosistemine dair Kasım 2026 verilerini resmi olarak paylaştı. Açıklanan son veriler, ülkemizdeki elektrikli otomobil sayısının ve şarj altyapısının istikrarlı bir ivmeyle büyüdüğünü gösteriyor. Bir önceki ay 479 bin 934 seviyesinde olan elektrikli araç sayısı, son güncellemeyle birlikte 491 bin 492 adede ulaştı. Yollardaki araç sayısındaki bu hızlı yükseliş, şarj noktalarına olan talebi de doğrudan artırıyor.
Araç filosundaki genişlemeye paralel olarak halka açık şarj noktalarının kapasitesinde de belirgin bir artış yaşandı. Ülke genelindeki toplam şarj soketi sayısı 47 bin 908 adetten 48 bin 971 seviyesine kadar tırmandı. Bu şarj altyapısının 27 bin 664 adedini standart AC soketler oluştururken, 21 bin 307 adedini ise hızlı şarj imkanı sunan DC soketler meydana getirdi. İstasyonların toplam kurulu gücü ise 3 bin 773 megavattan 3 bin 875 megavata yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan veriler ise trafikteki genel otomobil durumunu ortaya koyuyor. Ülke çapında trafiğe kayıtlı toplam otomobil sayısı 18 milyon 115 bin 875 adede ulaşmış durumda. Elektrikli motor tipine sahip otomobillerin toplam taşıt parkı içindeki payı yüzde 2,7 seviyesine yükseldi. TÜİK istatistiklerinde elektrikli otomobil sayısı yaklaşık 489 bin olarak hesaplanırken, kurumlar arası yöntem farkından dolayı EPDK verileriyle küçük sapmalar görülebiliyor.
Şehir bazlı elektrikli araç ve şarj noktası oranlarını hesaplama yönteminde de önemli bir teknik değişikliğe gidildi. Daha önce il bazındaki tahmini veriler kullanılırken, artık TÜİK bünyesindeki Merkezi Dağıtım Sistemi veritabanı esas alınıyor. Bu yeni metodoloji sayesinde her bir ilde tam olarak kaç adet elektrikli aracın bulunduğu kesin olarak tespit edilebiliyor. Böylece her şehrin şarj altyapı ihtiyacı çok daha şeffaf ve doğru bir şekilde analiz edilebiliyor.
Yeni hesaplama yönteminin çıktıklarına bakıldığında, ülke genelinde her 100 elektrikli araca ortalama 10 şarj soketinin düştüğü görülüyor. Ancak bu dağılım Türkiye'nin tüm illerinde eşit bir şekilde gerçekleşmiyor. Elektrikli araç yoğunluğu az fakat istasyon sayısı fazla olan bazı illerde araç başına düşen şarj noktası oranı oldukça yüksek seviyelerde seyrediyor. Araç sayısının çok yüksek olduğu büyük metropollerde ise şarj altyapısına olan gereksinim yoğun şekilde hissedilmeye devam ediyor.
Şarj istasyonu sayısı ile soket kapasitesi arasındaki fark, istasyon kurulum stratejilerinin bir sonucunu yansıtıyor. Birçok lokasyonda tek bir istasyon bünyesinde birden fazla şarj soketi barındırarak sürücülere hizmet sunuyor. Hızlı şarj teknolojisi olan DC soketlerin payının artması, özellikle şehirler arası yolculuklarda sürücülerin bekleme sürelerini önemli ölçüde azaltıyor. Yetkililer, şarj ağının ülke genelinde daha dengeli bir yapıda yaygınlaşması için çalışmalarını sürdürüyor.
AI YORUMU
Elektrikli araç sayısı 491 bine dayanmışken şarj altyapısındaki yatırımların DC hızlı şarj odağında ivme kazanması gerekiyor. Toplam 48 bin 971 soketin 21 bin 307'sinin DC olması uzun yol sürücüleri için halen ciddi bir şarj kuyruğu riski oluşturuyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan ve evinde özel şarj imkanı bulunmayan sürücüler, yavaş AC soketler yüzünden zaman kaybı yaşamak zorunda kalıyor. Toplam kurulu gücün 3 bin 875 megavata çıkması olumlu olsa da DC soket oranı yüzde 50 eşiğini aşmadıkça bayram ve tatil dönemlerindeki istasyon yoğunluğu çözülemez.
Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu, mesken aboneleri için yıllık tavanı 3.000 kWh'e düşürdü. Bu değişiklikle evde şarj yapan elektrikli araç sahipleri 2027'den itibaren daha pahalı tarifeye geçecek. Faturalar, mevcut seviyelere göre iki katından fazla artabilir.
Yıllık 3.000 kWh sınırını aşanlar yüksek tarife grubuna geçecek
Yılda 10.000 km sürüş, aylık faturayı 2.801 TL'ye çıkarıyor
Evde şarj, dizel araçlara göre hâlâ daha ekonomik kalıyor
Türkiye'de yaşayan elektrikli otomobil kullanıcıları, 2027 yılında yürürlüğe girecek yeni enerji düzenlemesiyle karşı karşıya. Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), mesken aboneleri için uygulanan Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) limitini 3.000 kWh'e indirdi. Bu eşiği aşan haneler, elektrik enerjisini daha yüksek birim fiyattan satın almak zorunda kalacak. Düzenleme, özellikle evlerinde araçlarını şarj eden sürücüleri doğrudan etkileyecek bir maliyet artışı getirecek.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ülkede yaklaşık 42 milyon mesken abonesi bulunduğunu açıkladı. Ortalama bir hanenin aylık tüketimi 190-200 kWh bandında seyrediyor; bu da yıllık yaklaşık 2.400 kWh'e denk geliyor. Yeni sınır olan 3.000 kWh, ortalama tüketimin sadece 600 kWh üzerinde yer alıyor. Bu dar marj, evde düzenli şarj yapan hanelerin hızla yüksek tüketim grubuna girmesine neden olabilir. Togg T10X'in 100 km'de 19,7 kWh tükettiği hesaba katıldığında, yılda 3.046 km sürüş bile limiti aşırabilir.
Maliyet etkisi, yıllık 10.000 kilometre yapan bir Togg T10X örneğinde net şekilde görülüyor. Sadece aracın şarjından gelen 1.970 kWh'lik ek yük, hanenin toplam tüketimini aylık 414 kWh seviyesine taşıyor. Eylül 2026 verilerine göre bu seviyedeki bir tüketim, faturayı yaklaşık 2.801 TL'ye çıkarıyor. Bu tutar, aktif enerji bedeli, dağıtım bedeli ve vergileri içeriyor. Aynı koşullarda evde şarj yapılmayan bir hanenin faturası 820 TL civarında kalırken, ek maliyet yıllık bazda 23.781 TL'yi bulabiliyor.
Tüm bu artışlara rağmen elektrikli araçların içten yanmalı motorlu rakiplerine karşı avantajı tamamen silinmiyor. Yıllık 10.000 kilometrelik mesafede, bir Hyundai Tucson dizel araca 56.100 TL yakıt harcanırken, Togg T10X'in evden şarj maliyeti 32.319 TL daha düşük çıkıyor. Chery Tiggo 8 benzinli araçla karşılaştırıldığında ise tasarruf farkı 40.539 TL'ye ulaşıyor. DC hızlı şarj istasyonlarını kullananlar için bu maliyet 25.610 TL olarak hesaplanıyor. Dolayısıyla tavan aşımı, elektrikli araçların ekonomik cazibesini azaltıyor ancak ortadan kaldırmıyor.
EPDK, üst kademeye geçişte 2026 takvim yılındaki tüketim verilerini de baz alacak. Bu durum, düzenleme 2027'de resmen uygulanmaya başlamadan önce bile yüksek tüketimli hanelerin mevcut tarifeye göre daha fazla ödeme yapmasına zemin hazırlayabilir. Sürücüler, faturalarını dengelemek için şarj saatlerini ve tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmek zorunda kalabilir. Evde şarjın cazibesi, yeni tarife sınırlarıyla birlikte yeniden şekillenecek görünüyor.
AI YORUMU
Yeni tarife, evde şarj eden elektrikli araç sahiplerinin cebinden çıkanı ciddi oranda artıracaktır. 3.000 kWh'lik sınır, ortalama bir hanenin yalnızca %25'lik bir ek tüketimi bile üst kademeye itmesi nedeniyle kritik bir eşik oluşturuyor. Aylık 820 TL olan faturanın 2.801 TL'ye çıkması, orta gelirli kullanıcılar için bütçeyi zorlayan bir yük bırakır. Ancak 56.100 TL'lik dizel yakıt masrafıyla karşılaştırıldığında, elektrik maliyeti hâlâ yarıya yakın bir tasarruf sağlıyor. Artık avantaj, sadece araç fiyatında değil, şarj stratejisi ve tüketim disiplinde gizli.
Togg, ilk aracının üretim bandından inişinin dördüncü yılında toplam 126 bin 122 aracı yollara çıkardı. 2022'de başlayan seri üretimle birlikte marka, elektrikli otomobil pazarındaki payını artırarak modellerini kullanıcılarla buluşturmaya devam ediyor.
Eylül 2026 sonu itibarıyla yollara çıkan toplam Togg araç sayısı 126 bin 122 oldu.
Şirketin 2023 üretim hedefi yoğun talep üzerine 20 binden 28 bin adede yükseltildi.
T10X ve T10F modelleri elektrikli otomobil segmentinde en çok tercih edilen seçenekler arasına girdi.
Türkiye'nin yerli otomobil vizyonu doğrultusunda faaliyet gösteren Togg, seri üretim bandından ilk aracın inişinin dördüncü yılını geride bırakırken geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. 29 Ekim 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla açılan Gemlik'teki tesis, bugün elektrifikasyon, mobilite ve otonom teknolojileri alanında küresel bir merkez olma hedefiyle üretimini sürdürüyor. Şirket, e-mobilite endüstrisinin gelişiminde üstlendiği öncü rolüyle Türkiye'nin teknolojik dönüşüm sürecinde yer alıyor.
Togg'un temelleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Anadolu Grubu, BMC, Zorlu Holding ve Turkcell'in ortak girişimiyle 2017 yılında atıldı. Mehmet Gürcan Karakaş yönetiminde ilerleyen süreçte ilk elektrikli prototip 27 Aralık 2019'da Gebze'de tanıtıldı. Bursa Gemlik'te inşa edilen teknoloji kampüsünün devreye girmesiyle birlikte, seri üretim süreçleri için gereken altyapı standartları da oluşturulmuş oldu.
Pazar verileri incelendiğinde 2023 yılında 19 bin 583 adetlik teslimat gerçekleştirilirken, bu rakam 2024 yılında 30 bin 93 seviyesine ulaştı. 2025 yılı itibarıyla toplam teslimatlar 39 bin 20 seviyesine yükselirken, 2026 yılının ilk dokuz ayında 37 bin 426 aracın trafiğe çıkış işlemi tamamlandı. Toplamda 126 bin 122 adedi bulan bu ölçek, Togg'un Türkiye elektrikli otomobil pazarındaki konumunu belirginleştiren temel göstergelerden biri haline geldi.
Satış ve talep yönetimi süreçleri ise 14 Mart 2023 tarihinde açıklanan fiyat listeleriyle netlik kazandı. Ön sipariş sürecinde 177 binin üzerinde başvuru alan şirket, üretim kapasitesini gelen talebi karşılayacak şekilde 2023 yılı için 28 bin adede güncelledi. T10X ve T10F modelleri üzerinden şekillenen ürün gamı, hem bireysel hem de ticari kullanım senaryolarında elektrikli araç kullanıcılarının radarına girmeyi başardı.
Şirket, ürün gamını genişletmeye ve yazılım tabanlı mobilite çözümleri geliştirmeye devam ederek yerli teknoloji ekosistemini güçlendirmeyi amaçlıyor. Gelecek dönemde otonomi seviyelerini artıracak yeni nesil güncellemelerle birlikte otomobilin bir yaşam alanına dönüşmesi planlanıyor. Üretim bandından çıkan her yeni araç, Türkiye'nin teknoloji odaklı üretim üssü olma yolundaki somut adımlarının birer parçası olarak yollara çıkmaya devam ediyor.
AI YORUMU
Togg'un ulaştığı 126 bin seviyesindeki teslimat sayısı, yerli üretimin ölçeklenebilirliği konusunda piyasadaki şüpheleri bertaraf eden somut bir gösterge niteliği taşıyor. Özellikle 2023'ten 2026'ya kadar her yıl artan teslimat grafiği, üretim bandındaki verimliliğin kullanıcı talebiyle uyumlu şekilde optimize edildiğini ortaya koyuyor. Elektrikli araç pazarında rekabetin hızla arttığı bir dönemde, yerli üreticinin teknolojik güncellemelerle donanım ve yazılımı sürekli taze tutması, pazar payını koruması açısından kritik olacak. Togg, geleneksel otomobil üreticilerinin hibrit çözümlerle beklediği bir atmosferde, saf elektrikli platformuyla hem Türkiye iç pazarında hem de ihracat potansiyelinde kendi segmentini domine etme fırsatını elinde tutuyor.
Togg, performans odaklı T10F 4More elektrikli otomobili için özel Kehribar Serisi donanım paketini tanıttı. Gövde ve kabindeki premium dokunuşları içeren bu özel tasarım seçeneği için belirlenen resmi fiyat etiketi 100 bin lira oldu.
Togg T10F 4More Kehribar Serisi tasarım paketinin fiyatı 100 bin TL olarak duyuruldu.
Paket, çift motorlu ve dört tekerlekten çekişli 320 kW güç üreten araçta teknik değişiklik içermiyor.
Müşteriler paketi Ayder, Seyhan, Urla, Kula, Oltu, Gemlik ve Mardin olmak üzere yedi farklı renkle alabiliyor.
Yerli mobilite girişimi Togg, fastback tasarım çizgisine sahip tamamen elektrikli modeli T10F'in en yüksek performans sunan versiyonu için hazırladığı yeni tasarım paketini resmen duyurdu. Daha önce volkanik obsidiyen taşından ilham alan bir seri çıkaran marka, bu kez milyonlarca yıllık doğal reçineden esinlenerek geliştirilen Kehribar Serisi'ni görücüye çıkardı. Araç sahiplerine fabrikasyon çıkışlı kişiselleştirilmiş bir görünüm vadettiği belirtilen bu özel paket, otomobilin sportif hatlarını öne çıkaran renk ve kaplama unsurlarını barındırıyor.
Resmi açıklamalara göre Kehribar tasarım paketinin fiyatı 100 bin TL seviyesinde belirlendi. Söz konusu donanım paketi motor gücü veya batarya kapasitesi gibi teknik altyapılarda herhangi bir değişiklik yaratmıyor ve tamamen iç ile dış mekandaki estetik dokunuşlara odaklanıyor. Otomobilin dış yüzeyinde ön difüzör, yan ayna kapakları, üst tasarım çizgisi ve logolarda özel kehribar tonlarına yer veriliyor. Ayrıca parlak siyah jantlar, yan alt cam çerçeveleri ve siyah model yazıları bu görselliği destekliyor.
Şirketin renk paletinde yer alan Ayder, Seyhan, Urla, Kula, Oltu, Gemlik ve Mardin renkleriyle uyumlu çalışabilen paket, ışığın açısına göre ton değiştiren detaylar barındırıyor. Otomobilin fiziksel anahtarı dahi bu özel serinin tasarım çizgisine uygun şekilde yeniden ele alınarak özelleştirildi.
İç mekanda ise malzeme kalitesini ve konsepti artıran belirgin dokunuşlar kullanıcıları karşılıyor. Kabin içerisinde süet kumaş ve vegan derinin bir arada kullanıldığı, seriye özel silüet imzalı koltuk tasarımları dikkat çekiyor. Kapı panellerinde de süet kumaş detaylarına ve özel dekor parçalarına yer verilerek dış gövdedeki kontrast bütünlük yaşam alanının içine doğrudan taşınmış oluyor.
Bütün bu görsel özelleştirmeler, T10F 4More modelinin iddialı teknik kaslarıyla kusursuz bir uyum sergiliyor. Çift motorlu ve dört tekerlekten çekiş sistemine sahip olan araç, toplamda 320 kW yani 435 PS güç ile 700 Nm tork üretiyor. Yüksek performans sunan bu yapı sayesinde otomobil sıfırdan yüz kilometre hıza sadece 4,3 saniyede tırmanabiliyor. Paketin temelini oluşturan model, 89,6 kWh kapasiteli bataryasıyla 500 kilometreye varan menzil sunmaya devam ediyor.
AI YORUMU
Yüz bin liralık ek bedel, standart donanımla yetinmeyip aracına kişisel bir kimlik kazandırmak isteyen premium segment alıcılarını hedefliyor. Özelleştirme seçeneklerinin sadece renk ve döşemeyle sınırlı kalması, performanstan ödün vermeden estetik farklılık arayan sürücüler için mantıklı bir denge oluşturuyor. Opsiyon listesindeki bu tarz dokunuşlar, markanın kullanıcı sadakatini artırma stratejisinde kritik bir kaldıraç işlevi görüyor.