İçeriğe geç
PİYASA
Gündem

TBMM haftalık gündemini açıkladı: Bütçe ve Kızılay yasası görüşülecek

TBMM haftalık gündemini açıkladı: Bütçe ve Kızılay yasası görüşülecek i

Özet

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Türk Kızılay Kanunu Teklifi ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı gündemine alarak haftalık çalışmalarına başlıyor. Aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonu, ülkenin 2027 yılına yönelik mali planlamasını masaya yatıracak.

Öne çıkanlar

  • Plan ve Bütçe Komisyonu 2027 yılı bütçe görüşmelerini gerçekleştirecek.
  • Genel Kurul, Türk Kızılay Kanunu Teklifi üzerindeki görüşmelere devam edecek.
  • Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanması süreci Meclis'te ele alınacak.

Haberin Detayı

Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni haftaya oldukça yoğun bir çalışma takvimiyle giriş yapıyor. Genel Kurul'un gündeminde yer alan en önemli başlıklardan biri, kurumun idari ve hukuki yapısını ilgilendiren Türk Kızılay Kanunu Teklifi oldu. Milletvekilleri, geçtiğimiz oturumlarda başlanan teklifin maddeleri üzerindeki müzakereleri sürdürerek yasalaşma sürecini tamamlamayı hedefliyor.

Genel Kurul salonundaki mesai yalnızca yerel kanunlarla sınırlı kalmayacak. Dış ilişkiler ve bölgesel güvenlik açısından önem arz eden Mekke Ortak Savunma Anlaşması da onaylanması uygun bulunan uluslararası metinler arasında yer alıyor. Hükümetin onayına sunduğu bu anlaşma, diplomatik prosedürlerin ardından Meclis onayına sunularak nihai karara bağlanacak.

Meclis çatısı altındaki bir diğer yoğun çalışma alanı ise bütçe disiplini kapsamında faaliyet gösteren Plan ve Bütçe Komisyonu olacak. Komisyon üyeleri, 2027 yılına ait bütçe görüşmelerini başlatarak kamu harcamalarının ve yatırımlarının planlanması adına mesai harcayacak. Bu görüşmeler, sonraki yılların ekonomik yol haritasını belirlemek açısından teknik bir zemin oluşturuyor.

Genel Kurul çalışmaları, yasama faaliyetlerinin hız kazanması adına haftanın tüm günlerine yayılan oturumlarla devam edecek. Milletvekilleri, gündemdeki kanun tekliflerinin yanı sıra muhalefetin ve iktidarın önergelerini de değerlendirme fırsatı bulacak. Meclis takvimindeki bu yoğunluk, özellikle kamu bütçesinin detaylandırılması sürecinde tartışmaların artabileceğini işaret ediyor.

Bütçe görüşmelerinin süresi ve kapsamı, kurumların talepleri ve ekonomik veriler ışığında şekillenmeye devam edecek. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanması ise Türkiye'nin bölgedeki stratejik tutumu açısından göz önünde bulunduruluyor. Tüm bu süreçler, vatandaşın gündelik yaşamına doğrudan etki edecek yasal düzenlemelerin temelini hazırlıyor.

Yasama takviminin bu bölümü, yılın ilerleyen dönemlerinde uygulanacak mali politikaların belirlenmesi için bir basamak niteliği taşıyor. Kızılay gibi köklü kurumların işleyişine dair yapılacak yasal değişiklikler de sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarını yeniden düzenliyor. Meclis'teki çalışmalar, haftalık programın tamamlanmasıyla birlikte bir sonraki dönemin projeksiyonunu ortaya koyacak.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Meclis genel kurulundaki bu mesai, sadece mevcut yasal düzenlemeleri değil, aynı zamanda 2027 yılına kadar uzanan ekonomik stratejilerin de netleşmesini sağlayacaktır. Özellikle Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapılacak görüşmeler, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı ve önümüzdeki yıllarda atılacak adımları somutlaştıracaktır. Bu süreçlerin hızlanması, devlet kurumlarının işleyişinde bir düzenlilik sağlarken, onay aşamasındaki uluslararası anlaşmaların bölge siyasetindeki ağırlığını da ortaya koyacaktır. Bütçe rakamlarının 2027 projeksiyonu ile belirlenmesi, vatandaşın ve reel sektörün orta vadeli beklentilerini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    Meclis yeni haftada Kızılay kanunu ve fon tasfiyelerini görüşecek

    Meclis Genel Kurulu Türk Kızılay Kanunu ve tasfiye edilecek yatırım fonlarını görüşmek üzere toplanıyor. Yeni haftada ayrıca 2027 bütçe maratonu için komisyon sunumları da yapılacak.

    • Tasfiye edilecek fonlar için SPK gözetiminde 1 milyon TL'ye kadar ödeme yapılacak
    • Kızılay şube başkanları Sosyal Yardımlaşma Vakfı mütevelli heyetinde yer alacak
    • 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülecek

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Türk Kızılay Kanunu Teklifi ile Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'ni ele almak üzere mesaiye başlıyor. Salı günü başlayacak oturumlarda, Kızılay'a afet ve savaş gibi olağanüstü hallerde gelen yardımların kullanımına dair düzenlemeler masaya yatırılacak. İlk üç maddesi kabul edilen düzenleme, uluslararası yardımların alınmasında Kızılay'ı tek yetkili kılarken bölgede görev yapan personele nakdi tazminat ödenmesini de öngörüyor.

    Görüşülecek bir diğer başlık olan yatırım fonlarının tasfiyesi ise Sermaye Piyasası Kurulu gözetiminde yürütülecek. Net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılara bu tutarda, üzerinde olanlara ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılacak. Piyasa bozucu eylemlerde bulunduğu tespit edilen kişilere tasfiye hesabından ödeme yapılmayacak ve fon kurucuları ile yöneticileri zarardan sorumlu tutulacak.

    Meclis'in yoğunlaşacağı tek alan yasa teklifleri olmayacak; bütçe maratonu da hız kazanacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çarşamba günü Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi sunumunu gerçekleştirecek. Aynı süreçte Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu da kendi gündemlerindeki denetim ve inceleme konularını ele alacak.

    AI YORUMU

    Tasfiye sürecindeki yatırım fonları için getirilen 1 milyon Türk lirası üst sınırı, küçük yatırımcının hak kaybını sınırlama amacını taşıyor ancak denetim mekanizmalarının işletilmesi sürecin adilliğini belirleyecek. SPK kararları doğrultusunda zarardan sorumlu tutulacak portföy yönetim şirketlerinin varlıkları, sürecin mali yükünü doğrudan etkileyecek. Yatırımcıların geri kazanım hesabından alacağı ödemeler katılma payı oranına göre dağıtılacakken, piyasa dolandırıcılığı tespiti yapılan kişilerin kapsam dışı bırakılması caydırıcılığı artırıyor. Bu düzenleme, benzer finansal tasfiyelerde mülkiyet haklarının korunması ile hukuki yaptırımlar arasındaki dengenin nasıl kurulacağına dair somut bir örnek oluşturuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Selçuk Özdağ: Türkiye'de Medyanın Büyük Bölümü İktidarın Güdümünde

    Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, TBMM'de yaptığı açıklamada ulusal basının ezici çoğunluğunun iktidar kontrolünde olduğunu belirtti. Türkiye'nin basın özgürlüğü endeksindeki gerileyişine dikkat çeken Özdağ, muhalefetin sesini duyurma olanaklarının kısıtlandığını ve mevcut tablonun geçmişteki baskı dönemlerini andırdığını dile getirdi.

    • Özdağ ulusal medyanın yüzde 90'ının hükümet etkisinde bulunduğunu savundu.
    • Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 163. sırada olduğu belirtildi.
    • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hesap verebilirliği ve denetimi zayıflattığı ifade edildi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında basın mensuplarıyla bir araya gelen Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, ülkedeki yayıncılık ve medya iklimine dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Özdağ, güncel basın özgürlüğü göstergelerinde Türkiye'nin 180 devlet arasında 163. basamağa kadar gerilediğini anımsatarak, yaygın kitle iletişim araçlarının yaklaşık yüzde 90'lık bölümünün doğrudan iktidar güdümünde ya da hükümet politikalarını destekler çizgide faaliyet yürüttüğünü savundu.

    Medya alanındaki tek sesliliğin siyasi rekabeti baltaladığını dile getiren Özdağ, muhalif aktörlerin ve parti yöneticilerinin topluma ulaşabileceği kanalların daraltıldığını aktardı. Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan haber alma ve yayma hürriyetinin korunmasının kamu gücünün temel sorumluluklarından biri olduğuna işaret eden siyasetçi, sistemin muhalefeti denetlemeye odaklanırken yürütmeyi denetim dışı bıraktığını öne sürdü.

    Yürürlükteki hükümet modelinin iktidarda kalma gayesini öncelediğini ve kamuya hesap verme mekanizmalarını aşındırdığını belirten Özdağ, son yıllardaki baskıcı tutumun 28 Şubat sürecini geride bırakacak boyuta ulaştığını iddia etti. Eleştirel gazetecilerin yargı baskısıyla ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını kaydeden milletvekili, geçmişte kendi yaşadığı mağduriyetleri de hatırlatarak tarihin ironik bir biçimde tekerrür ettiğini söyledi.

    12 Eylül ve 1990'lı yılların çalkantılı atmosferinde başörtüsü serbestisini savunduğu gerekçesiyle akademik görevinden uzaklaştırıldığını belirten Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da o devirde benzer zorluklarla sınandığına değindi. O dönemlerde bile ana akım yayın organlarının farklı seslere asgari düzeyde de olsa alan açtığını savunan Özdağ, dünün mağdurlarının bugün aynı baskı araçlarını muhalif kesimlere yöneltmesini sert sözlerle eleştirdi.

    AI YORUMU

    Basın üzerindeki yoğun kamusal ve siyasi kontrol, yalnızca gazetecilik mesleğini değil, seçmenin doğru bilgiye erişerek tercih yapma hakkını da doğrudan yaralıyor. Muhalefetin geleneksel kanallardan tecrit edilmesi, siyasi tartışmayı ister istemez denetimsiz dijital platformlara kaydırırken kutuplaşmayı daha da besliyor. Medyadaki çoğulculuk açığı giderilmedikçe, demokratik mekanizmaların sağlıklı işlemesi ve şeffaf bir hesap verebilirlik kültürünün yerleşmesi mümkün görünmüyor.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    ABD ara seçimleri 2026 yılında Washington yönetimini kilitliyor

    ABD'de 3 Kasım 2026 tarihinde yapılacak ara seçimler, Temsilciler Meclisi ve Senato dengelerini değiştirerek Beyaz Saray'ın icraat alanını belirleyecek. Başkan değişmese de yasama organındaki çoğunluğun el değiştirmesi, yönetimin bütçe ve atama süreçlerini doğrudan kısıtlama gücüne sahip bulunuyor.

    • 3 Kasım 2026 tarihinde Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri yenilenecek.
    • Muhalefetin meclis çoğunluğunu alması, başkanlık kararnamelerini ve bütçe onaylarını bloke edebilir.
    • Sistem, başkanın ilk iki yıllık performansının halk tarafından oylandığı bir sınav niteliği taşıyor.

    Amerika Birleşik Devletleri seçmenleri, 3 Kasım 2026 tarihinde sandık başına giderek Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek. Bu seçimler doğrudan bir başkanlık oylaması olmasa da, Temsilciler Meclisi'nin tamamının ve Senato'nun üçte birinin yenilenmesi, Beyaz Saray'ın ikinci dönemindeki hareket alanını doğrudan tayin ediyor. Mevcut yönetimin icraatlarını sürdürebilmesi için yasama organında kendisine destek veren bir çoğunluğa ihtiyacı bulunuyor.

    Muhalefet partisi, Kongre'nin en az bir kanadında çoğunluğu elde ederse yürütme organı üzerinde ciddi bir baskı oluşturma imkanına kavuşuyor. Bu durum bütçe onaylarının engellenmesi, başkanlık kararnamelerinin kısıtlanması ve üst düzey bürokrat atamalarının bloke edilmesi gibi sonuçları beraberinde getirebilir. Ayrıca meclis soruşturmaları süreciyle başkanlık faaliyetleri üzerinde yoğun bir denetim mekanizması kurulması da muhtemel senaryolar arasında yer alıyor.

    Ara seçimlerin kökleri, 1787 yılında Philadelphia'da toplanan 55 delegenin hazırladığı anayasaya kadar uzanıyor. George Washington, James Madison ve Alexander Hamilton gibi isimlerin öncülük ettiği kurucu liderler, tiranlığın önüne geçebilmek adına fren ve denge sistemini tasarladı. 1786 yılındaki Shays İsyanı ile ortaya çıkan kurumsal yetersizlikler, güçlü bir federal yapı ve merkezi bir yasama denetimi ihtiyacını ortaya koymuştu.

    Anayasa metninde doğrudan bir ara seçim maddesi olmasa da, Temsilciler Meclisi'nin 2 yıllık, Başkanın 4 yıllık ve Senato'nun 6 yıllık görev süreleri siyasi bir takvim döngüsü yaratıyor. Bu yapı, her başkanın görev süresinin tam ortasında seçmen nezdinde bir güven tazeleme sınavına girmesini zorunlu kılıyor. Seçmen, yürütmenin ilk iki yıllık icraatını onaylamazsa yasama organı üzerinden güçlü bir engel çıkarma yetkisini kullanabiliyor.

    Son dönemde seçim atmosferini etkileyen diğer gelişmeler arasında kirli propaganda faaliyetleri ve müttefiklerin savunma garantilerine duyduğu güvensizlik dikkat çekiyor. Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed'in sağlık politikalarına yönelik tepkileri ve Pentagon eski yetkilisi Dov Zakheim'ın uluslararası paktlara dair tespitleri, seçmen eğilimlerini etkileyen yan başlıklar olarak öne çıkıyor. Tüm bu unsurlar, seçimin sadece iç politika değil, dış ilişkiler ve güvenlik politikaları üzerinde de doğrudan sonuçlar doğuracağını gösteriyor.

    Amerikan seçmeni, yürütme organını denetleme yetkisini kullanarak hükümetin politikalarını yönlendirme şansını elinde tutuyor. Bu durum Washington'daki siyasi iklimin 3 Kasım 2026 sonrası nasıl evrileceğinin temel belirleyicisi olacak.

    AI YORUMU

    Seçim sonuçları, Beyaz Saray'ın bütçe ve atama yetkilerini ne derecede kullanabileceğini doğrudan belirleyen en büyük değişkendir. 3 Kasım 2026'daki oylama, iki yıllık icraatın halk nezdindeki notunu ortaya koyarken, yasama ve yürütme arasındaki dengeyi de yeniden kuracak. Muhalefetin çoğunluğu ele geçirmesi durumunda, 1787 anayasal sistemindeki fren ve denge mekanizması işletilerek başkanlık kararnameleri süresiz bir şekilde bloke edilebilir. Bu tablo, özellikle küresel savunma paktları ve müttefiklik ilişkileri üzerinde belirsizliğe yol açabilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Çözüm sürecinde yeni aşama: PKK'lıların dönüş takvimi ve beklentiler

    Silahsızlanma sürecinin ardından Türkiye'ye geri dönüşlerin nasıl ve ne zaman yapılacağı tartışılıyor. DEM Parti çevreleri, ilk aşamada yaklaşık iki yüz ile dört yüz kişinin gelebileceğini öngörüyor. Sürecin ilerlemesi için yeni yasal düzenlemelerin ve demokratik adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.

    • Çerçeve yasa 10 Ağustos tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
    • İlk aşamada 200 ila 400 kişinin dönüş yapabileceği tahmin ediliyor.
    • Süreç koordinasyonu için Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurul oluşturuldu.

    Türkiye'nin yeni dönemdeki barış ve güvenlik politikaları kapsamında atılan adımlar, yasal altyapının netleşmesiyle birlikte yeni bir faza evriliyor. Silahsızlanma iradesinin resmileşmesinin ardından, yurt dışında ve dağlık arazilerde bulunan örgüt mensuplarının ülkeye dönüş mekanizmaları siyasetin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle ilgili güvenlik kurumlarının teyit süreçlerini tamamlaması ve Milli Güvenlik Kurulu'nun kararlarını duyurması bekleniyor.

    Bu bağlamda siyasi kulislerde ve parti merkezlerinde yapılan değerlendirmelerde, ilk dalgada iki yüz ila dört yüz civarında kişinin geri dönebileceği ifade ediliyor. Ancak bu kişilerin tümüyle kalıcı bir yerleşim tercih etmeyeceği, bir kısmının Avrupa'daki düzenlerini koruyarak iki bölge arasında gidip geleceği tahmin ediliyor. Siyasete katılmak isteyenlerin varlığı ise yeni hukuki düzenlemelerin zaruretini bir kez daha gözler önüne seriyor.

    Süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan parti yetkilileri, yasal çerçevenin tek başına yeterli olmayacağını, toplumsal ve siyasi alanda güven verici adımların atılması gerektiğini savunuyor. Demokratikleşme adımlarının ve ifade özgürlüğü gibi alanlardaki uygulamaların geri dönüş kararlarını doğrudan etkileyebileceği dile getiriliyor. Hükümet kanadı ise tüm işlemlerin mevcut hukuki çerçeve ve güvenlik tedbirleri doğrultusunda yürütüldüğünü ifade ediyor.

    Öte yandan, İmralı ile diyalog kanallarının açık tutulması ve meclis bünyesindeki alt komisyonların aktif olarak çalışmaya başlaması da talep edilen başlıklar arasında yer alıyor. Ağustos ayında yürürlüğe giren yasal düzenleme sonrasında kurulan koordinasyon kurulları, sürecin planlı ve denetimli ilerlemesini hedefliyor. Tarafların beklentileri ve atılacak somut adımların takvimi, önümüzdeki dönemin en belirleyici unsurları olmaya devam edecek.

    AI YORUMU

    Bu sürecin başarısı sadece silahların bırakılmasına değil, toplumsal barışın ve hukuki güvenliğin tesis edilmesine bağlı görünüyor. Dönüş yapacak kişilerin yasal statüsünün netleşmemesi ve siyasi iklimin kırılganlığı, atılacak adımların yavaş olmasına yol açabilir. Taraflar arasındaki diyalog mekanizmalarının şeffaf işletilmesi, olası krizlerin önlenmesi açısından hayati önem taşıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler