İçeriğe geç
PİYASA
Gündem

Uçum: TBMM'nin yeni anayasa yapma yetkisi tartışma dışı

Uçum: TBMM'nin yeni anayasa yapma yetkisi tartışma dışı i

Özet

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, TBMM'nin yeni anayasa hazırlama konusunda hukuki bir engelle karşı karşıya olmadığını belirtti. Uçum, mevcut anayasanın geçici maddeleriyle bağlı olmadığını vurgulayarak meclisin kurucu iradesini kullanabileceğini savundu. Bu görüş, siyasi tartışmalarda sivil anayasa tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı.

Öne çıkanlar

  • Uçum, TBMM'nin yeni anayasa yapma yetkisinin tartışmasız olduğunu belirtti
  • Meclisin mevcut anayasal düzen normlarıyla bağlı olmadığı kaydedildi
  • Asli kurucu iktidar tezinin normatif değil pozitif tespit olduğu ifade edildi

Haberin Detayı

Uçum, TBMM'nin halkın seçmen sıfatıyla kullandığı oylarla temsil yetkisini aldığı en üst merci olduğunu ve bu özelliğiyle yeni anayasa yapma iradesini ortaya koyduğunda cari anayasal düzen normlarıyla bağlı olmadığını ifade etti. Bu değerlendirmeler, siyasi gündemde yeniden alevlenen sivil anayasa tartışmalarına hukuki bir perspektif getirdi.

Uçum, mevcut hukuk doktrinindeki 'asli' ve 'tali' kurucu iktidar ayrımına değinerek, TBMM'nin yalnızca mevcut anayasayı değiştirmekle sınırlı tutulması görüşünün sorunlu olduğunu belirtti. Darbecilerin yaptığı anayasaların ilga edilemeyeceği iddiasının, milli egemenliği ve demokrasiyi reddetmek anlamına geldiğini vurguladı. Hukuk devleti ile kanun devleti arasındaki farka dikkat çeken Uçum, bir kuralın geçerli olması ile meşru olmasının tamamen farklı kavramlar olduğuna dikkat çekti.

Yazıda, asli kurucu iktidar kavramının özellikle darbeler ve savaşlar gibi olağanüstü dönemlerle ilişkilendirilmesinin, şiddeti ve kaosu meşrulaştırıcı bir sonuç doğuracağı uyarısı yapıldı. Uçum, geçmişteki halk düşmanı pratiklerle oluşturulan anayasalara mutlak dokunulmazlık verilmesinin, ülkeyi darbe anayasasına mahkum etme ya da şiddeti tek yol olarak gösterme yaklaşımı olarak nitelendirdi. Bu bakış açısının, halkın anayasa yapma iradesini tanımayan elitist bir yaklaşıma kapı araladığı savunuldu.

Mehmet Uçum, spekülatif düşünce çerçevesinde asli ve tali kurucu iktidar ayrımının bilimsel bir yönü kabul etse de, bu ayrımın olgusal durumdan bağımsız olarak yorumlanmasının sakıncalarına işaret etti. Cari hukukla bağlı olmamak bakımından asli kurucu iktidar kavramının teorik bir referans noktası olabileceğini kabul eden Uçum, ancak darbe veya savaş gibi koşulların varlığına bağlanmasının yanlış olduğunu savundu. Halkın iradesinin temel alındığı demokratik süreçlerin, hukuki meşruiyetin en önemli göstergesi olduğunu vurguladı.

Bu açıklamalar, TBMM'nin hukuki sınırlarını ve anayasa yapma kapasitesini merkeze alan tartışmaları derinleştiriyor. Meclisin, darbe dönemlerinde üretilmiş metinlerin gölgesinde kalmadan, çağdaş ve sivil bir anayasa taslağı üzerinde çalışma yetkinliğinin bulunduğuna dair hukuki görüşler güçleniyor. Siyasi aktörlerin bu hukuki çerçeveyi nasıl yorumlayacağı ve süreci nasıl yöneteceği, önümüzdeki dönemde yakın izlenecek başlıca konular arasında yer alıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Hukuki meşruiyet tartışmalarında, darbe anayasalarının 'dokunulmaz' olarak görülmesi yerine, TBMM'nin halkın iradesiyle hareket edebildiğinin altını çizen Uçum'un görüşü, demokratik kurumsallığın temel taşını yeniden hatırlatıyor. Mevcut anayasanın geçici maddelerindeki kısıtlamaların, meclisin kurucu iradesini bağlamadığına dair bu hukuki tespit, sivil anayasa tartışmalarında siyasi aktörlere yeni bir argüman sunuyor. Eğer TBMM bu yetkiyi kullanırsa, son 20 yılda birikmiş anayasal tartışmaların sınırları tamamen değişebilir; ancak bu süreç, muhalefet partilerinin hukuki itirazlarını da beraberinde getirecektir.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Gündem
    Türkiye Cumhuriyeti 103 yıl önce bugün TBMM kararıyla ilan edildi

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Cumhuriyet resmen ilan edildi. Bugün 103. yıl dönümü kutlanan yönetim biçimi, 158 milletvekilinin oy birliğiyle kabul edilerek devletin idari yapısını kökten değiştirdi.

    • 29 Ekim 1923 tarihinde 158 milletvekilinin tamamının oyuyla Cumhuriyet ilanı gerçekleşti.
    • Gazi Mustafa Kemal Paşa, gizli oylama sonucunda Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçildi.
    • Cumhuriyet kararı, 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü'ndeki yemekte çalışma arkadaşlarıyla birlikte şekillendirildi.

    Anadolu'nun kurtuluşunun ardından Türkiye'nin yönetim biçimini belirlemek için atılan adımlar, 29 Ekim 1923 tarihinde sonuçlandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde yürütülen Milli Mücadele, bağımsız bir devletin kurulmasıyla taçlandırıldı. 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, halk egemenliğine dayalı yeni bir düzenin ilk yapı taşlarını oluşturmuştu.

    Cumhuriyet'in ilanına giden süreçte 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya Köşkü'nde gerçekleşen yemek, tarihin seyrini değiştiren toplantılardan biri oldu. Mustafa Kemal Paşa; İsmet Paşa, Fethi Bey ve Kazım Paşa gibi yakın çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelerek ertesi gün ilan edilecek kararı paylaştı. Yemek sırasında alınan bu karar, sadece yönetimsel bir değişiklik değil, aynı zamanda devletin geleceğine dair net bir vizyonu yansıtıyordu.

    Toplantının ardından Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, 1921 Anayasası'nda gerekli düzenlemeleri içeren kanun teklifini hazırlamak üzere kolları sıvadı. Hazırlanan metin, 29 Ekim sabahı vakit kaybetmeden Meclis gündemine taşındı. Yunus Nadi Bey ve diğer milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilen tarihi görüşmelerde, Cumhuriyet'in devletin esas yönetim biçimi olması üzerinde uzlaşı sağlandı.

    Saatler 20.30'u gösterdiğinde, Meclis oturumuna katılan 158 milletvekilinin tamamı Cumhuriyet'in ilanı lehinde oy kullandı. "Yaşasın Cumhuriyet" sloganları ve alkışlarla karşılanan bu karar, Türk siyasi tarihinde yeni bir dönemi başlattı. Meclis, halkın iradesini en üst seviyede temsil eden bir yapıya kavuşarak devlet başkanlığı sorununu da çözüme kavuşturmuş oldu.

    Cumhuriyet'in resmen ilanının hemen ardından meclis içerisinde Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci başlatıldı. Atatürk, Meclis kürsüsüne çıkarak yaptığı konuşmada, Türk milletinin bağımsızlık konusundaki kararlılığını ve yeni devletin geleceğine dair inancını bir kez daha vurguladı.

    Bu tarihi adım, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile uluslararası alanda tanınan Türkiye'nin siyasi ve idari yapılanmasını tamamladı. 13 Ekim'de Ankara'nın başkent olmasıyla pekişen süreç, 29 Ekim'de yönetim biçiminin netleşmesiyle sonuca ulaştı. Milli egemenliğin devlet mekanizmasında kalıcı hale gelmesi, savaş meydanlarında kazanılan zaferlerin idari zaferle birleşmesini sağladı.

    AI YORUMU

    103 yıl önce atılan bu adım, yalnızca bir yönetim değişikliği değil, ulus egemenliğini tescil eden nihai bir irade beyanıdır. 158 milletvekilinin oy birliğiyle aldığı bu karar, o dönemde savaşla yorulmuş bir halkın geleceğine yönelik en büyük güvenceyi oluşturdu. Bugün ulaşılan noktada, 1923'teki bu oy birliğinin sağladığı istikrar, Türkiye'nin parlamenter süreçlerinin temelini inşa etmiştir. Bu irade, benzer siyasi kriz dönemlerinde de rehberlik eden somut bir tarihsel başarı ölçütü olarak kalmaya devam ediyor.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    TBMM, 103. Yılda Türkiye Cumhuriyeti'ni Resmen Onayladı

    29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilanı TBMM tarafından 103 yıl sonra resmi törenle anıldı. Ankara Çankaya Köşkü'nde gerçekleşen karar, 158 milletvekilinin oyuyla kabul edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bu kutlama, Türkiye'nin modern devlet kimliğine dair tarihsel bir dönüm noktasını vurguluyor.

    • 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilanı TBMM'de kabul edildi
    • 158 milletvekilinin tamamının oyuyla karar alındı
    • Gazi Mustafa Kemal Atatürk aynı gün ilk cumhurbaşkanı seçildi

    Türkiye Cumhuriyeti'nin 103. yılı, 29 Ekim 1923 tarihindeki Cumhuriyet ilanının resmi bir anma töreniyle hatırlandı. Ankara’nın Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen akşam yemeği ve ardından yapılan toplantı, milletin geleceğini şekillendiren kritik bir kararın temellerini attı. Bu karar, bir gece içinde hem konuşulup hem de Meclis’e taşındı.

    28 Ekim 1923 akşamı Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde yakın çalışma arkadaşlarını bir araya topladı. İsmet Paşa, Kazım Paşa, Fethi Bey ve diğerleriyle birlikte “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” diyerek kararını paylaştı. Katılımcılar hemen bu görüşe katıldı ve planlama hızla sürdürüldü. Aynı akşam hazırlanan kanun teklifi, ertesi gün TBMM’ye sunuldu.

    29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM, 158 milletvekilinin tam oyuyla Cumhuriyet ilanını onayladı. Meclis içinde “Türkiye Devleti’nin şekli hükümeti Cumhuriyet’tir” ifadesi yer aldı ve saat 20.30’da oy pusulaları sayıldı. Karar alındıktan sonra “Yaşasın Cumhuriyet” tezahüratları duyuldu ve alkışlarla kutlandı. Bu oylama, milli egemenliğin yeni bir yönetim biçimiyle resmileşmesini simgeledi.

    İlanın ardından aynı gün yapılan gizli oylamada Atatürk, 158 milletvekilinin tamamının oyuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Atatürk, Meclis kürsüsüne çıkarak bağımsızlık mücadelesinin ve yeni devletin geleceğine dair inancını dile getirdi. Bu adım, yeni devletin yönetime dair net bir liderlik yapısı kazandığını gösterdi.

    28 Ekim kararının ardından anayasa değişikliği yapıldı, yeni yönetim şekli anayasaya işlendi ve Türkiye, uluslararası alanda da bağımsız bir cumhuriyet olarak tanındı. Bu tarihsel süreç, modern Türkiye’nin siyasi kimliğinin şekillenmesinde belirleyici bir kilometre taşıdır.

    AI YORUMU

    Cumhuriyet ilanının 103. yılı, TBMM’nin tam bir konsensüsle tarihi bir kararı teyit etmesiyle anlam kazandı. 158 milletvekilinin oy birliği, kararın geniş toplumsal kabulünü gösteriyor. Bu tutum, vatandaşların demokrasiye olan güvenini pekiştirirken, geçmişteki tek sesli kararların aksine çoklu temsil ilkesine dayandığını vurguluyor. Benzer büyük anayasal değişikliklerde tek bir parti ya da azınlık çoğunluğu yerine tam oy birliği elde edilmesi, kararların kalıcılığını artırıyor.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Mekke Savunma Anlaşması, Salı günü Meclis Komisyonu'nda görüşülecek

    Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılmasını öngören metin, salı günü Dışişleri Komisyonu'nda ele alınacak.

    • Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, hepsine yapılmış kabul edilecek.
    • Anlaşma 7 Ağustos tarihinde Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde imzalandı.
    • Kanun teklifi 21 Ekim'de Meclis Başkanlığı'na sunularak komisyonlara havale edildi.

    Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında askeri iş birliğini artırmak amacıyla hazırlanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması yasalaşma sürecinde adım atıyor. Geçtiğimiz aylarda liderlerin katılımıyla imzalanan metin, onay için Meclis gündemine taşındı. Salı günü Dışişleri Komisyonu'nda yapılacak oturumda anlaşmanın maddeleri masaya yatırılacak.

    Metnin en çarpıcı unsuru, taraflardan herhangi birinin silahlı bir saldırıya uğraması durumunda bu eylemin tüm üyelere yöneltilmiş sayılması kuralı. Bu düzenleme ile ortak tehditler karşısında kolektif bir caydırıcılık mekanizması kurulması hedefleniyor. Böylece dışarıdan gelebilecek olası risklere karşı üç ülkenin ortak savunma refleksi göstermesi planlanıyor.

    Güvenlik başlığının yanı sıra savunma sanayii alanında ortak projeler yürütülmesi de anlaşma metninde yer alıyor. Askeri eğitim faaliyetleri, teknoloji transferi ve istihbarat birimleri arasında koordinasyonun güçlendirilmesi öngörülen başlıklar arasında bulunuyor. 21 Ekim tarihinde Meclis Başkanlığı'na sunulan kanun teklifi, tali komisyon olarak Milli Savunma Komisyonu'na da gönderildi.

    Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay yönetiminde gerçekleştirilecek toplantıda üyeler kanun teklifini oylayacak. Komisyon aşamasının tamamlanmasının ardından metin Genel Kurul'a sevk edilecek. Genel Kurul'da kabul edilmesi durumunda anlaşmanın Türkiye'de yürürlüğe girmesi için resmi süreç tamamlanmış olacak.

    AI YORUMU

    Ortak savunma mutabakatları, askeri entegrasyon seviyesi düşük ülkeler arasında uzun vadeli operasyonel uyum sorunları doğurabilir. Teklifin yasalaşması, üç ülke arasında istihbarat paylaşımı ve savunma sanayii projelerinde somut bir hızlanma sağlayabilir. Ancak kriz anlarında karar alma mekanizmalarının yavaş çalışması, kolektif caydırıcılık ilkesini sahada zorlayabilir. Önceki ikili askeri iş birliği protokolleriyle kıyaslandığında bu anlaşma ilk kez çok uluslu ve doğrudan saldırıyı ortak kabul eden bir yapı sunuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Gündem
    Erdoğan'dan Suriye ziyareti açıklaması: Takvim henüz kesinleşmedi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin yönelttiği sorulara yanıt verdi. MHP lideri Devlet Bahçeli ile yakın zamanda bir araya gelebileceğini belirten Erdoğan, Şam ziyaretinin takviminin henüz netleşmediğini kaydetti.

    • 455 bini aşkın yatırımcıyı ve ailelerini etkileyen fon soruşturması üç kategoride yürütülüyor.
    • Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli ile yakın zamanda görüşme olabileceğini açıkladı.
    • Suriye ziyareti için Şam takviminin henüz kesinleşmediği ve yakın zamanda netleşebileceği bildirildi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki parti grup toplantısında gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erdoğan, siyasi kulisleri hareketlendiren başlıklar hakkında net mesajlar verdi.

    Fon soruşturma sürecini üç farklı kategoride ele aldıklarını dile getiren Erdoğan, hassasiyet çağrısında bulundu. Tasfiyesine karar verilen fonların 455 bini aşkın yatırımcıyı ve ailelerini doğrudan etkilediğini vurgulayan lider, meseleyi tavizsiz bir yaklaşımla takip ettiklerini ifade etti. Muhalefetin tutumunun kendi gündemlerini etkilemediğini belirtti.

    Toplantı çıkışında gazetecilerin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yeni bir temasın olup olmayacağına dair sorusunu yanıtlayan Erdoğan, yakın zaman içinde bir görüşmenin gerçekleşebileceğini dile getirdi. İki lider arasındaki olası buluşmanın zamanlaması siyasi çevrelerde yakından izleniyor.

    Gündemdeki bir diğer başlık olan Suriye ziyareti konusunda da konuşan Cumhurbaşkanı, Şam seyahati için henüz kesinleşmiş bir takvim bulunmadığını söyledi. Ancak söz konusu ziyaretin önümüzdeki yakın süreçte olabileceğine işaret ederek diplomasi trafiğinin süreceğini kaydetti.

    AI YORUMU

    Liderler diplomasisinin bölgesel gelişmelerle doğrudan kesiştiği bir döneme girilirken, Şam ziyareti ihtimali sahadaki dengeleri etkileme potansiyeli taşıyor. 455 bini aşkın yatırımcıyı mağdur eden fon sürecinde atılan adımlar, ekonomik istikrar ve toplumsal güven açısından kritik bir eşiği temsil ediyor. Takvimin henüz netleşmemiş olması, diplomatik temasların temkinli yürütüldüğünü ve arka planda hassas pazarlıkların sürdüğünü gösteriyor. Olası bir üst düzey ziyaret, yalnızca ikili ilişkileri değil, sınır güvenliği ve mülteci başlıklarındaki tüm parametreleri dönüştürebilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler