Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Ekonomi
Societe Generale'den TCMB tahmini: Faiz yüzde 37'de sabit kalabilir
•1 dk okuma
Paylaş
HEkonomi
iFotoğraf: Sirnchtamzi Choirkau · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Uluslararası finans kuruluşu Societe Generale, Merkez Bankası'nın ekim ayı toplantısında faiz oranını değiştirmemesini bekliyor. Bu öngörü, piyasa genelindeki 100 baz puanlık indirim beklentisinden farklı bir tabloya işaret ediyor.
Öne çıkanlar
Societe Generale, 22 Ekim toplantısında politika faizinin yüzde 37'de sabit kalacağını öngörüyor.
Piyasa konsensüsü politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 36'ya çekilmesi yönünde şekilleniyor.
Enflasyon beklentilerindeki katılık, merkez bankasının temkinli duruşunu korumasının ana gerekçesi olarak gösteriliyor.
Haberin Detayı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yaklaşan para politikası kurulu toplantısı öncesinde küresel finans çevrelerinden yeni bir değerlendirme geldi. Societe Generale, 22 Ekim tarihinde gerçekleştirilecek kritik toplantıda politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılacağını öngördü.
Söz konusu tahmin, piyasalardaki yaygın beklentilerin aksine bir duruşu temsil ediyor. Ekonomistlerin ağırlıklı konsensüsü, faiz oranlarında 100 baz puanlık bir indirim yapılarak oranın yüzde 36 seviyesine çekileceği yönünde şekilleniyor.
Finans kuruluşunun bu kararı almasında enflasyon beklentilerindeki katılık etkili oldu. Ekonomik büyümedeki yavaşlama ve likidite koşullarındaki sıkışıklığa rağmen fiyat artış beklentilerinin yüksek seyrini koruması, para politikasında daha temkinli adımlar atılmasını zorunlu kılıyor.
Yayımlanan raporda, büyümedeki ivme kaybı ve piyasadaki likidite sıkışıklığının ilerleyen dönemde gevşeme adımlarını destekleyebileceği vurgulandı. Ancak dezenflasyon sürecinin kademeli seyri nedeniyle ekim ayında herhangi bir indirim hamlesi beklenmediği net bir şekilde ifade edildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Merkez Bankası'nın faiz kararında piyasa beklentilerinden ayrışma ihtimali, enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü gösteren somut bir sinyaldir. Societe Generale'in yüzde 37'lik sabit tutma öngörüsü gerçekleşirse, özellikle döviz ve kredi piyasalarındaki mevcut dengeler kısa vadede korunmaya devam edecektir. Ancak piyasa genelindeki 100 baz puanlık indirim beklentisinin boşa çıkması, borsadaki bazı sektörler üzerinde baskı yaratabilir. İlerleyen aylarda likidite sıkışıklığı sürerse, gevşeme adımlarının takvimi tamamen enflasyon verilerine bağlı kalacaktır.
Kaynak:
Sözcü Ekonomi
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi, ekim ayi Para Politikasi Kurulu toplantisini 22 Ekim Persembe gunu gerceklestirerek politika faizi kararini saat 14.00te duyuracak. Piyasalar, faiz oranlarinin yani sira bankanin gelecek donem para politikasina dair verecegi mesajlari bekliyor.
TCMB ekim ayi toplantisini 22 Ekim Persembe gunu saat 14.00te yapacak.
Eylul ayinda politika faizi yuzde 37 seviyesinde sabit tutulmustu.
Gecelik borc verme faizi yuzde 40, borclanma faizi ise yuzde 35,5 olarak korunmustu.
Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi, ekim ayi Para Politikasi Kurulu toplantisi takvimini netlestirdi. Buna gore karar, 22 Ekim Persembe gunu saat 14.00te kamuoyuna duyurulacak ve tum finans cevrelerinin odak noktasinda yer alacak.
Gecen ay gerceklestirilen toplantida bir hafta vadeli repo ihale faiz orani yuzde 37 olarak sabit birakilmisti. Ayrica gecelik vadeli borc verme faiz orani yuzde 40, borclanma faiz orani da yuzde 35,5 duzeyinde korunmustu.
Bir onceki karar metninde enflasyonun ana egiliminde dusus sinyalleri alindigi belirtilmisti. Bununla birlikte yurt ici talepteki zayif seyrin devam ettigi ve jeopolitik risklerin enerji maliyetleri uzerinde baski olusturabilecegi vurgulanmisti.
Merkez Bankasi yetkilileri fiyat istikrarı saglanana dek sıkı para politikasi durusunun korunacagini aciklamisti. Enflasyon gorunumunde kalici bir bozulma gorulmesi halinde ise ek sikilastirma adimlarinin atilabilecegi ifade edilmisti.
Yatirimcilar ve ekonomistler, persembe gunu aciklanacak kararla birlikte bankanin yeni donem yonlendirmelerini inceleyecek. Kurulun metninde yer alacak degerlendirmeler, onumuzdeki aylardakifaiz patikasi icin yol gosterici olacak.
AI YORUMU
Yuzde 37 seviyesindeki politika faizinin korunup korunmayacagi, ic piyasadaki likidite ve enflasyon beklentileri acisindan dogrudan belirleyici olacak. Ozellikle enerji fiyatlari kaynakli risklerin metne nasil yansiyacagi, reel sektorun finansman maliyetlerini yakindan ilgilendiriyor.
Savaş haberleri ve enerji maliyetleri küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olurken, gözler Merkez Bankasının faiz kararına çevrildi. Uzmanlar 100 baz puanlık indirim beklentisini değerlendiriyor.
Fiziki piyasada Brent petrolün varil fiyatı 120 ile 130 dolar arasında konuşuluyor.
Merkez Bankasının 22 Ekim toplantısında 100 baz puanlık indirim yapması bekleniyor.
Hürmüz Boğazındaki geçiş kısıtlamaları küresel enerji maliyetlerini yukarı çekiyor.
Küresel piyasalarda yaşanan jeopolitik gerilimler ve diplomatik müzakere ihtimalleri emtia fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açıyor. Savaş riskinin yeniden gündeme gelmesi yatırımcıları güvenli liman olan altına yönlendirirken, ABD tahvillerine olan ilginin artması dengeyi değiştiriyor. Haber akışının sürekli değişmesi nedeniyle altın ve döviz piyasalarında tek yönlü bir tablo oluşmuyor.
Hürmüz Boğazındaki geçişlerin kısıtlanması ve taşımacılık maliyetlerinin artması enerji piyasalarını baskılıyor. İran'ın kontrolünde olan boğazda bazı gemilere geçiş izni verilmesi fiyatlardaki dalgalanmayı artırırken, üretim tesislerinin zarar görmesi arzı zorlaştırıyor. Artan sigorta giderleri ve tedarik maliyetleri, petrol fiyatlarının yüksek seyrini korumasına neden oluyor.
Fiziki piyasadaki alım satımlarda Brent petrolün varil fiyatı 120 ila 130 dolar seviyelerinde konuşuluyor. Stratejik rezervlerin azalması ve Avrupa'daki doğal gaz depolarındaki düşüş, enerji maliyetlerinin üretim ve tüketim süreçlerinin tamamına yansımasına yol açıyor. Alternatif güzergâhların kapasitesinin sınırlı kalması taşımacılık giderlerini yukarı çekiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 22 Ekim Perşembe günü açıklayacağı faiz kararı piyasaların odak noktasında yer alıyor. Üreticilerin uygun maliyetli finansmana erişmekte zorlanması ve enerjideki dışa bağımlılık maliyet baskısını artırıyor. Piyasada politika faizinin yüzde 37'den yüzde 36'ya çekilerek 100 baz puanlık indirim yapılması bekleniyor.
Ekonomistler, olası bir faiz indiriminin kredi faizlerine ve piyasaya hemen yansımayabileceğini, geçişin kademeli olacağını ifade ediyor. Enflasyonla mücadele hedefleri gözetilirken enerji maliyetlerindeki artışın sürmesi, karar alıcıların temkinli adımlar atmasını gerektiriyor.
AI YORUMU
Politika faizindeki olası gevşeme adımı, üreticilerin finansman maliyetlerini doğrudan rahatlatmayacak çünkü enerji girdilerindeki yüksek seyir enflasyonist baskıyı canlı tutuyor. Yüzde 37 olan oranın yüzde 36 seviyesine inmesi beklenirken, 120 doları aşan petrol varil fiyatları sanayi tüketimini doğrudan zora sokuyor. Bu senaryoda, kredi faizlerindeki olası gevşeme ancak kademeli bir yayılımla hissedilebilecektir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ülkenin kısa vadeli dış borç stoğunda yukarı yönlü hareket kaydedildiğini bildirdi. Güncel veriler, Türkiye'nin bir yıl içinde vadesi dolacak dış yükümlülüklerinin arttığını gösteriyor. Süreç, piyasalardaki likidite yönetimi açısından yakından izlenen veriler arasında yer alıyor.
Kısa vadeli dış borç stokunda yukarı yönlü artış gerçekleşti.
Resmî veriler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından kamuoyuna aktarıldı.
Veriler bir yıl ve daha kısa vadeli dış yükümlülükleri kapsıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye'nin vadesine bir yıl ya da daha az kalmış dış borç verilerini paylaştı. Açıklanan resmi istatistiklere göre, ülkenin kısa vadeli dış borç stokunda belirgin bir artış kaydedildi. Finansman dengeleri ve döviz ihtiyacı açısından temel göstergelerden biri olan bu tablo, piyasa aktörleri tarafından dikkatle inceleniyor.
Kısa vadeli borç stoku; bankacılık kesimi, kamu ve reel sektörün yurt dışından sağladığı kısa vadeli krediler ile ticari borçları kapsıyor. Söz konusu kalemde meydana gelen artış, vadesi yaklaşan ödemelerin toplam hacmini doğrudan yukarı taşıyor. Borç çevirme oranlarının korunması bu süreçte belirleyici olmaya devam ediyor.
Merkez Bankası verileri, küresel finansal koşulların ve faiz dinamiklerinin yurt içi borçlanma üzerindeki etkilerini de yansıtıyor. Yurt dışı kaynak teminindeki maliyetler ve vadelerin yapısı, kurumların kısa vadeli yükümlülüklere yönelmesinde rol oynuyor. İlgili kurumlar, dış borç profilinin sürdürülebilirliği çerçevesinde nakit akışlarını yönetmeyi sürdürüyor.
Resmi kanallardan paylaşılan göstergeler, ekonominin dış finansman gereksinimini ve döviz talebini şekillendiren unsurların başında geliyor. Borç vadelerinin kompozisyonu hem kamu hem de özel sektör bilançolarının risk yönetiminde belirleyici bir parametre niteliği taşıyor. Merkez Bankası'nın periyodik raporlamaları bu seyrin yönünü ortaya koymayı sürdürecek.
AI YORUMU
Kısa vadeli dış borç stokunun tırmanması, finansman maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde şirketlerin ve bankaların refinansman riskini doğrudan artırır. TCMB verilerindeki bu yukarı yönlü hareket, borçlanma vadelerinin uzatılamadığını gösteriyor. Yurt dışı piyasalarda borç çevirme maliyeti artarsa, reel sektörün nakit akışı ve yatırımları doğrudan baskı altında kalır.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, Ortadoğu'daki savaşın etkisiyle Türkiye'nin enerji maliyetlerinin artacağını ve enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü güncellendiğini duyurdu. Kurum, 2026 büyüme tahminini aşağı çekerken bütçe açığının da genişleyebileceğini öngördü.
S&P, Ortadoğu'daki savaş nedeniyle 2026 büyüme tahminini 0,4 puan indirerek yüzde 3 seviyesine çekti.
Yıllık ortalama enflasyon beklentisi 2026 için yüzde 30,9, 2027 için yüzde 21,7 olarak açıklandı.
Döviz mevduatlarının payı eylül itibarıyla yüzde 38,7'de kalırken merkez bankası rezervlerini güçlendirdi.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Türkiye ekonomisine yönelik güncel risk değerlendirmelerini ve makroekonomik beklentilerini kamuoyuyla paylaştı. Raporda, geçtiğimiz aylarda yaşanan fon tasfiyelerinin liraya karşı geniş çaplı bir güvensizlik yaratmadığı, aksine yatırımcılardan çıkan fonların büyük oranda Türk lirası mevduatlarına yöneldiği vurgulandı. Eylül ayındaki zorunlu varlık satışları hisse senedi piyasasında düşüşe yol açarken, merkez bankasının hızlı likidite hamleleri olası finansal yayılmayı engelledi.
Hanehalkının ulusal para birimine olan inancını koruması sayesinde döviz talebinde gerileme kaydedildi. Eylül sonu itibarıyla döviz cinsi mevduatların toplam içindeki payı yüzde 38,7 seviyesinde sabit kalırken, bu durum merkez bankasının rezervlerini kısmen toparlamasına zemin hazırladı. Öte yandan, bölgedeki çatışma ortamının tırmanmasıyla birlikte enerji piyasalarında görülen dalgalanmaların Türkiye'deki fiyat istikrarını olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Kurumun paylaştığı projelere göre, yıllık ortalama enflasyon oranının 2026 yılında yüzde 30,9 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bu oranın 2027 döneminde ise yüzde 21,7 seviyesine gerilemesi öngörülüyor. Sıkı para politikalarının kararlılıkla uygulanması ve rezervlerin korunması koşuluyla, ekonominin bu dış şokları atlatabileceği raporda yer alan tespitler arasında bulunuyor.
Büyüme rakamlarında ise aşağı yönlü revizyonlar dikkat çekiyor. 2025 yılında yüzde 3,7 olarak hesaplanan Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyümesinin, 2026'da yüzde 3 seviyesine inmesi bekleniyor. Büyümenin 2027 yılına girerken yeniden ivme kazanarak yüzde 3,7 bandına ulaşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca 2025'te yüzde 2,6 oranında gerçekleşen bütçe açığının, 2026 sürecinde yüzde 3 sınırına yaklaşacağı öngörülüyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye'nin kredi notu görünümü durağan çizgisini koruyor. Kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 30 eşiğinin altında kalacağı tahmin edilirken, yetkililerin izleyeceği disiplinli maliye politikaları ekonominin direnci açısından belirleyici olacak. S&P, nisan ayındaki son değerlendirmesinde kredi notunu teyit etmiş, ekim ayındaki planlanan gözden geçirmeyi ise pas geçmişti.
AI YORUMU
Enerji maliyetlerindeki artış dalgası, dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürüldüğü bir dönemde bütçe dengeleri üzerinde ilave baskı yaratıyor. 2026 yılı büyüme beklentisinin yüzde 3 seviyesine çekilmesi, dış kaynaklı şokların üretim kapasitesi üzerindeki kaçınılmaz maliyetini net bir şekilde ortaya koyuyor. Sıkı para politikasının gevşetilmesi durumunda, enerji şokunun enflasyon hedeflerini daha da yukarı taşıması kaçınılmaz bir risk unsuru olarak duruyor.