Sırbistan'daki parlamento seçimlerinde sandık başına giden seçmen sayısı beklenenden yüksek seyrediyor. Yerel saatle 14:00 itibarıyla katılım yüzde 46 olarak ölçüldü ve önceki seçime kıyasla yaklaşık bir milyonluk artış kaydedildi.
Öne çıkanlar
Yerel saatle 14:00 itibarıyla katılım oranı yüzde 46'ya ulaştı.
Öğrenci hareketinin öncülük ettiği muhalefet partisi Student List seçimlerde yarışıyor.
Seçimler, 2024 yılında 16 kişinin hayatını kaybettiği tren istasyonu faciasının ardından başladı.
Haberin Detayı
Sırbistan'da uzun süredir iktidarda bulunan sağcı popülist lider Aleksandar Vučić'e karşı başlatılan öğrenci protestolarının ardından milyonlarca seçmen sandık başına gitti. Erken saatlerden itibaren büyükşehirlerde ve küçük kasabalarda uzun kuyruklar oluşurken, yurt dışındaki temsilciliklerde de yoğunluk gözlendi.
Seçim komisyonunun verilerine göre yerel saatle 14:00'e kadar seçmenlerin yüzde 46'sı oy kullandı. Bu oran, Aralık 2023'te düzenlenen bir önceki seçimin aynı saatindeki verilerine kıyasla yaklaşık bir milyonluk bir artışa işaret ediyor.
Muhalefet kanadında yer alan ve üniversite öğrencilerinin kurduğu Student List hareketi, 2012 yılından bu yana ülkeyi yöneten Sırp İlerleme Partisi'ni devirmeyi hedefliyor. 2024 yılında bir tren istasyonunun çatısının çökmesi sonucu 16 kişinin yaşamını yitirmesi, ülkede yolsuzluk ve ihmal tartışmalarını alevlendirmişti.
İktidardaki Vučić ve partisi ise suçlamaları reddederek son on yıldaki altyapı projeleri ile ekonomik büyüme başarılarını savunuyor. Cumhurbaşkanlığı görev süresi dolan lider, bu kez başbakanlık koltuğuna dönmek amacıyla partisinin seçim kampanyasını yürütüyor.
Seçim güvenliğini sağlamak amacıyla öğrenci hareketleri 8 bin 210 sandığın her birine en az iki gözlemci yerleştirdi. Gün boyunca bazı bölgelerde usulsüzlük iddiaları ve gazetecilere yönelik müdahaleler rapor edilirken, oy verme işlemi yerel saatle 20:00'de sona erecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Yüksek katılım oranı, iktidar karşısındaki muhalefet blokunun yıllardır süren siyasi dengeleri sarsabileceğini gösteriyor. Yüzde 46'lık ara dönemeç verisinin önceki seçime kıyasla bir milyon fazla seçmeni sandığa çekmesi, değişim talebinin tabanda karşılık bulduğunu kanıtlıyor. Olası bir iktidar değişiminde ülkenin dış politika yönelimi ve ekonomik taahhütleri yeni bir döneme girebilir.
Kaynak:
BBC World
Bu haber, ilgili kaynaktan derlenen veriler doğrultusunda HaberinAi Haber Merkezi tarafından hazırlanmış ve editoryal incelemeden geçirilmiştir.
Yayın ilkelerimiz ve içerik politikamız hakkında bilgi edinebilirsiniz.
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
💬 Yorumlar
Hesap gerekmez · reklamsız
Yorumlar yükleniyor…
İlk yorumu sen yaz.
💬 Yorumlar kısa süre içinde açılacak. Bu arada görüşünü e-posta ile iletebilirsin.
İsrail genel seçimlerine sayılı günler kala yayımlanan anketler, hiçbir siyasi bloğun hükümet kurmak için gereken 61 sandalye eşiğine ulaşamayacağını gösteriyor. Siyasi krizin derinleştiği ülkede koalisyon belirsizliği devam ediyor.
İsrail'de 120 sandalyeli meclis için 38 parti ve ittifak yarışıyor.
İktidar bloğu anketlerde 48 ila 51 sandalye aralığına geriledi.
Muhalefet bloku 54-55 milletvekili çıkararak salt çoğunluğun gerisinde kalıyor.
İsrail genel seçimlerine hazırlanan ülkede kamuoyu yoklamaları derin bir koalisyon krizine işaret ediyor. Gazze, Lübnan ve Suriye hattındaki çatışmaların gölgesinde yapılacak oylama için 7,3 milyon seçmen sandık başına gidecek. Otuz sekiz yıl aradan sonra ilk kez yasal süresini dolduran meclis seçimlerinde toplam 38 parti ve ittifak meclise girmek için mücadele veriyor.
Yüzde 3,25 seçim barajının uygulandığı 120 sandalyeli parlamentoda hükümet kurabilmek için 61 milletvekili desteği gerekiyor. Son araştırmalar Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ koalisyonun büyük oy kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. İktidar bloğundaki partilerin toplam gücü 51 milletvekiline düşerken, bazı anketlerde bu sayının 48'e kadar gerilediği görülüyor.
Muhalefet kanadında ise durum iktidardan çok farklı görünmüyor ve blok 54 ile 55 sandalye arasında seyrediyor. Başbakanlık anketlerinde katılımcıların tercihleri muhalefet adaylarından yana ağırlık koysa da hiçbir taraf tek başına salt çoğunluğa erişemiyor. Mecliste 14 sandalye kazanması beklenen Arap partilerinin tutumu, kurulabilecek olası hükümetler için kilit konumda bulunuyor.
İki ana kutbun da çoğunluğu sağlayamaması durumunda yasal takvim işlemeye başlayacak. Resmi sonuçların açıklanmasının ardından cumhurbaşkanının görevlendireceği adayın 28 günlük yasal sürede koalisyon protokolünü tamamlaması gerekecek. Bu süreçte çoğunluk sağlanamazsa meclis kendini feshedecek ve ülke yeniden seçime gitmek zorunda kalacak.
AI YORUMU
İki ana siyasi kutbun da 61 sandalyelik eşiğin gerisinde kalması, İsrail siyasetini kırılgan azınlık hükümetlerine veya yeni bir erken seçim dalgasına mahkum ediyor. 2022'de iktidar olan sağ bloğun erimesine karşılık muhalefetin de tek başına iktidar kuramayacak olması, Arap partilerinin desteğini zorunlu kılıyor. Siyonist partilerin bu ortaklığa yanaşmaması durumunda ülke uzun süreli bir siyasi kilitlenme süreciyle karşı karşıya kalacak.
İşgal altındaki Batı Şeria'da bir kontrol noktasında düzenlenen silahlı saldırıda beş İsrailli yaralandı. Güvenlik güçlerinin karşılık vermesi sonucu iki saldırgan hayatını kaybetti.
Batı Şeria'daki El Halil kenti girişinde çıkan çatışmada beş İsrailli yaralandı.
İsrail ordusu, saldırganların aracında büyük miktarda mühimmat ele geçirdi.
Başbakan Netanyahu, ordunun Batı Şeria'da tam tecrit hazırlığı yapmasını istedi.
İşgal altındaki Batı Şeria bölgesinde yer alan El Halil şehrinin girişindeki askeri kontrol noktasında şiddetli bir çatışma yaşandı. İsrailli makamların açıklamasına göre, nokta önünde gerçekleşen olayda beş İsrail vatandaşı yaralanırken iki saldırgan etkisiz hale getirildi. Sağlık ekipleri, yaralılardan ikisinin sağlık durumunun kritik olduğunu bildirdi.
Bölgede yayınlanan güvenlik kameraları görüntülerinde, otomobille gelen iki kişinin ellerindeki tabanca ve piyade tüfekleriyle askerlere ateş açtığı görüldü. Güvenlik güçlerinin anında karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Askeri yetkililer, araçta çok sayıda mühimmat bulunduğunu ve şüphelilerin asıl hedefinin yakınlardaki Route 35 üzerinde daha büyük bir saldırı planlamak olduğunu değerlendiriyor.
Yaşanan olay, Yahudi yerleşimcilerin zeytin hasadı sırasında Filistinlilere yönelik saldırıları ve dört gün sonra yapılacak genel seçimler nedeniyle artan gerilim ortamına denk geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, gelişmelerin ardından ordunun bölgede tam bir karantina uygulaması için hazırlık yapması talimatını verdiğini duyurdu.
Askeri birlikler saldırganların evlerine baskın düzenlerken, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich olay yerinin yakınındaki bazı binaların yıkılması yönünde emir verdiğini açıkladı. Bölgede yılbaşından bu yana İsrail güçleri veya yerleşimciler tarafından en az 96 Filistinlinin hayatını kaybettiği Birleşmiş Milletler raporlarında yer alıyor.
AI YORUMU
Seçimlere dört gün kala gerçekleşen bu olay, bölgedeki güvenlik politikalarının sertleşmesine zemin hazırlayarak oy dengelerini doğrudan etkileyecektir. Netanyahu yönetimi, kriz durumunu güvenlik merkezli söylemlerle pekiştirerek siyasi avantaj elde etmeye çalışırken, siviller için sokağa çıkma kısıtlamaları günlük yaşamı durma noktasına getiriyor. Yılın başından bu yana artan can kayıpları ve bu tür çatışmalar, sandık öncesi tansiyonun düşmeyeceğini açıkça gösteriyor.
Fotoğraf: Официальный сайт Президента Российской Федерации
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa liderlerine yönelik açıklamalarda bulundu ve kıtanın "siyasi şizofreni" yaşadığını iddia etti. Bu söylem, mevcut Ukrayna savaşı ve AB‑Rusya ilişkilerindeki gerginliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Putin'in eleştirileri, Batı’nın Rusya politikalarına karşı tutumunu sertleştirebilir.
Putin, Avrupa liderlerine "siyasi şizofreni" yaşadıklarını söyledi
Eleştiriler, Ukrayna savaşı ve yaptırımlar bağlamında yapıldı
AB‑Rusya ilişkileri bu açıklamadan sonra daha gergin bir döneme girebilir
Vladimir Putin, bir basın toplantısında Avrupa ülkelerinin iç politikalarına dair sert bir değerlendirme yaptı. Lider, Avrupa’nın mevcut durumda "siyasi şizofreni" yaşadığını belirterek, kıtanın tutarlı bir dış politika geliştiremediğini savundu. Bu söylem, Rusya’nın uzun süredir sürmekte olan Ukrayna savaşı ve Batı’nın uyguladığı ekonomik yaptırımlar bağlamında ortaya çıktı.
Putin, Avrupa’nın enerji politikaları ve NATO genişlemesi konularında tutarsız yaklaşımlar sergilediğini, bu durumun Rusya’nın güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı. Açıklamaları, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonlarını meşrulaştırma çabalarının bir parçası olarak yorumlandı. Avrupa liderlerinin ise bu eleştirilere yanıt vermediği ya da diplomatik bir tutum sergilediği bildirildi.
Söz konusu açıklamanın ardından AB ülkeleri, Rusya’nın dış politika söylemlerine karşı ortak bir duruş sergilemek zorunda kaldı. Birçok AB üyesi, Rusya’ya yönelik yaptırımların sürdürülmesi ve yeni önlemlerin alınması gerektiğini belirtti. Bu süreç, AB içinde enerji bağımlılığı ve güvenlik politikaları üzerine yeni tartışmaları da tetikledi.
Putin’in bu sert eleştirisi, Rusya‑Avrupa ilişkilerinde yeni bir kırılma noktasını işaret ediyor. Uzmanlar, bu tür açıklamaların iki taraf arasında diplomatik temasların azalmasına ve karşılıklı güvensizliğin artmasına yol açabileceğini öne sürüyor. Gelecek haftalarda, uluslararası platformlarda bu gerilimin nasıl yönetileceği yakından izlenecek.
AI YORUMU
Putin’in Avrupa’yı "siyasi şizofreni" olarak nitelendirmesi, Rusya’nın dış politikasında daha agresif bir tutum sergilemeye hazır olduğunun açık sinyalidir. Bu iddia, özellikle mevcut Ukrayna savaşı ve AB‑Rusya yaptırımları çerçevesinde, Avrupa liderlerinin karar alma süreçlerini zorlayabilir. Avrupa ülkeleri, bu eleştiriyi göz ardı edemez; çünkü Rusya’nın tutumu, enerji güvenliği ve savunma politikalarını doğrudan etkiliyor. Önceki yıllarda benzer söylemler, AB içinde daha sıkı yaptırım paketlerine ve NATO’nun doğu kanadının güçlendirilmesine yol açmıştı. Eğer bu gerilim artarsa, Avrupa’nın Rusya karşı stratejileri yeniden şekillenebilir.
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa'daki seçim mitingi öncesinde basına verdiği röportajda İran'la ilgili daha sert adımlar atılabileceğini belirtti. Trump, bazı seçmenlerin bu tutuma memnun, bazıların ise memnun olmadığını ifade ederek, İran'a verilen zararın artırılabileceğini söyledi.
Trump, Iowa mitingi öncesinde İran politikasıyla ilgili "daha ileri gidebiliriz" dedi
Seçim öncesi seçmenlerin İran ve akaryakıt konusundaki memnuniyeti bölünmüş
Trump, 2028 başkanlık seçimlerinde JD Vance'e destek konusunda henüz karar vermedi
İstanbul'dan Iowa'ya uzanan bir yolculuk yapan Donald Trump, Beyaz Saray çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Konuşmasının odak noktası, yaklaşan 3 Kasım Kongre ara seçimleri öncesinde seçmenlerin İran politikası ve akaryakıt fiyatları konusundaki tutumuydu. Trump, bu iki alanda farklı görüşlerin bulunduğunu, bazı vatandaşların politikayı memnuniyetle karşıladığını, bazılarının ise eleştirdiğini vurguladı.
Trump, İran'a yönelik uygulanan yaptırımların ve askeri operasyonların ülkeye ciddi zararlar verdiğini savundu. Bu açıklama, ABD'nin Orta Doğu politikasında daha agresif bir çizgi izleyeceği spekülasyonlarını körüklüyor. Öte yandan Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili soruya net bir yanıt vermekten kaçındı ve sürecin nasıl sonuçlanacağını bekleyeceğini belirtti.
Miting sırasında, Trump ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Rus saldırılarını Putin'in barış istemediğinin kanıtı olarak nitelendirmesine dair soruya, "Bakalım bu süreç nasıl sonuçlanacak" şeklinde bir yanıt verdi. Elon Musk'ın Starlink hizmetinin Ukrayna ordusuna sağladığı internet sınırlamalarını kaldırması konusundaki soruya da benzer bir temkinli tavır sergiledi. Bu tutum, Trump'ın dış politika konularında açıklama yaparken stratejik bir duruş sergilediğini gösteriyor.
"Henüz düşünmedim, daha çok zamanımız var" diyerek, gelecekteki adaylık planlarının belirsizliğini korudu. Bu belirsizlik, parti içinde ve dışarıda potansiyel bir liderlik yarışının önünü açabilir.
AI YORUMU
Trump'ın İran politikası konusundaki sert tutumu, mevcut yaptırımların artırılabileceği sinyalini veriyor. Bu açıklama, Orta Doğu'da ABD'nin daha agresif bir yaklaşım benimseyeceğini gösteriyor; özellikle İran’a karşı uygulanan yaptırımların genişlemesi, bölgedeki müttefik ve rakip ülkeleri doğrudan etkileyebilir. Önceki dönemde uygulanan yaptırımlar zaten ekonomik baskı seviyesini yükseltmişti, bu yeni adım ise benzer ya da daha yüksek bir baskı eşiğini aşabilir. Eğer bu politika uygulanırsa, İran'ın bölgesel etkisi azalabilir ve ABD’nin müttefikleri yeni güvenlik dengeleriyle karşı karşıya kalabilir.