Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Şile Belediyesi davasında ilk duruşma görüldü: 53 sanık hakim karşısında
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
iFotoğraf: Mostafameraji · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da aralarında bulunduğu 53 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Anadolu 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma 21 Ekim tarihine ertelendi.
Öne çıkanlar
Özgür Kabadayı ve Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil dahil 53 sanık yargılanıyor.
Anadolu 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşma adliyenin konferans salonunda yapıldı.
Duruşmada 12 tutuklu sanık hazır bulunurken, dava 21 Ekim'e ertelendi.
Haberin Detayı
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şile Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan dava dosyası kapsamında 53 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı.
Görülen ilk celsede, görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ile şarkıcı Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in de aralarında yer aldığı 12 tutuklu sanık salonda hazır bulundu. Bu isimlerin yanı sıra çok sayıda tutuksuz sanık ile taraf avukatları da duruşma salonundaki yerlerini alarak savunma hazırlıklarını aktardı.
Duruşmada söz alan imardan sorumlu eski danışman Durmuş Gümüş, belediyedeki 3 aylık çalışma sürecini ve istifa gerekçelerini detaylıca anlattı. Gümüş, imar konuları dışında hiçbir idari yetkisinin bulunmadığını, süreçteki bazı usulsüzlük iddialarını fark etmesinin ardından görevinden ayrıldığını, sanıklar arasında adı geçen bazı isimlerle ilgili diyaloglara şahit olduğunu ifade etti.
Bir diğer tutuksuz sanık Sercan Taşkaya ise seçim kampanyalarından sonra özel kalem kadrosunda görev aldığını ve şoförlük yaptığını belirtti. Taşkaya, bir otelde kendisine verilen kraft kağıt içerisindeki dolar cinsinden parayı taşıdığını sonradan fark ettiğini, rüşvet çarkının içinde yer almak istemediği için başkanla tartıştığını dile getirdi.
Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının dinlenmesinin ardından ara kararını açıkladı. Yargılama sürecinin devam etmesi ve eksik hususların giderilmesi amacıyla dava 21 Ekim tarihine ertelenirken, sanıkların hali hazırda mevcut durumlarının sürdürülmesine karar verildi.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Belediye yönetimlerine yönelik rüşvet ve ihaleye fesat iddialarının yargı aşamasına taşınması, yerel yönetimlerde şeffaflık denetimlerinin ne denli gevşek kaldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Duruşmada dile getirilen 35 bin dolar ve poşet içindeki milyonluk nakit iddiaları, idari yetkilerin denetimsiz kullanımı durumunda kamu kaynaklarının nasıl suistimal edilebileceğini somutlaştırıyor. Yargılamanın 21 Ekim'deki ikinci celsesinde tanık beyanlarının tespiti, davanın seyrini belirleyecek temel unsur olacak. Bu tür dosyalarda savunmaların somut belgelere dayanmaması halinde, sürecin uzaması kamu vicdanındaki adaletsizlik algısını derinleştirebilir.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Adana'da aynı aileden dört kişiyi tabancayla öldüren sanık ile babası ve onlara yardım ettiği öne sürülen beş kişinin yargılanmasına devam edildi. Mahkeme heyeti, olay yerinde keşif yapılmasına ve sanık babanın sağlık raporunun alınmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
Mahkeme, olay yerinde keşif yapılmasına ve sanık Şerif A. için sağlık raporu alınmasına karar verdi.
Tutuklu sanık Hakim A., eşinin ailesinden sürekli tehdit aldığı için silah taşıdığını öne sürdü.
Tutuklu sanık Şerif A., evlerinin basıldığını ve olay sırasında baygınlık geçirdiğini iddia etti.
Adana'nın Seyhan ilçesinde 22 Haziran 2024 tarihinde yaşanan ve dört kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırıyla ilgili dava süreci devam ediyor. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Hakim A. ve babası Şerif A. ile tutuksuz yargılanan beş sanık katıldı. Mahkeme salonunda tarafların savunmaları dinlenirken, güvenlik önlemleri altında gerçekleşen oturumda yeni ara kararlar alındı.
Olayın faili olarak tutuklanan 25 yaşındaki Hakim A., savunmasında boşanma aşamasındaki eşinin ailesi tarafından sürekli tehdit edildiğini savundu. Sanık, iş yerinde bu nedenle tabanca bulundurduğunu ve olay anında hedef gözetmeden ateş açtığını öne sürdü. Babasının olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını iddia eden Hakim A., beraatini ve tahliyesini talep etti.
Davanın diğer tutuklu sanığı olan 67 yaşındaki baba Şerif A. ise suçlamaları reddederek ailecek evlerinin basıldığını ileri sürdü. Kafasına aldığı darbe nedeniyle olay sırasında baygınlık geçirdiğini belirten Şerif A., kimseye ateş etmediğini ve oğlunun eylemini görmediğini söyledi. Sağlık sorunlarının cezaevi koşullarına uygun olmadığını ifade eden sanık da tahliyesini istedi.
Duruşmada dinlenen diğer beş tutuksuz sanık ise baba ve oğluna yardım ettikleri iddialarını kabul etmedi. Avukatların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şerif A.'nın sağlık durumunun cezaevinde kalmasına elverişli olup olmadığının belirlenmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor istenmesini kararlaştırdı. Heyet ayrıca olay yerinde keşif yapılmasına hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
AI YORUMU
Yargı sürecinin sağlıklı ilerlemesi adına olay yerinde keşif yapılması ve adli tıp raporunun beklenmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkması için kritik bir aşamayı oluşturuyor. Sanıkların karşılıklı iddiaları ve çelişkili ifadeleri, suçun işleniş biçimi ile azmettirici unsurların netleşmesini zorlaştırıyor. Mahkemenin atacağı bu adımlar, dört kişinin hayatını kaybettiği dosyadaki soru işaretlerini giderecek en somut veri kaynağı olacak.
İstanbul merkezli on dört ilde gerçekleştirilen operasyonda insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlayan şebeke çökertildi. Türk vatandaşı kadınların yurt dışına yönlendirilerek sekiz yüz on kez yumurta satışı yaptığı ortaya çıktı.
Operasyonda kırk bir kadın tarafından sekiz yüz on kez yumurta satışı yapıldığı saptandı.
Üreme hücrelerinin tanesinin altmış ila seksen euro arasında değişen fiyatlarla el değiştirdiği tespit edildi.
Baskınlarda bir örgüt lideri ve iki kadın hastalıkları uzmanı dahil elli üç şüpheli hedef alındı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturmada dikkat çekici bulgulara ulaşıldı. CİMER üzerinden iletilen ihbarlar neticesinde başlatılan incelemeler, Türkiye ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Gürcistan hatlarında işleyen yasadışı bir zinciri gözler önüne serdi. İletişim trafikleri ve mali hareketlilikler incelenerek şebekenin çalışma modeli çözüldü.
Elde edilen delillere göre organize şekilde hareket eden yapının Türk vatandaşı kadınları hedef aldığı belirlendi. Yurt dışındaki merkezlere yönlendirilen donörlerin maddi menfaat karşılığında yumurta satışı gerçekleştirdiği saptandı. Soruşturma dosyasına yansıyan rakamlara göre kırk bir farklı kadın toplamda sekiz yüz on kez bu ticarete dahil oldu. Hücrelerin her birinin altmış ila seksen euro arasında değişen bedellerle alıcı bulduğu anlaşıldı.
Eş zamanlı olarak İstanbul'un da aralarında bulunduğu on dört ilde düzenlenen baskınlarda geniş çaplı bir şebeke deşifre edildi. Operasyon kapsamında bir örgüt lideri, beş yönetici, kırk bir donör kadın, iki kadın hastalıkları ve uzmanı ile dört seyahat organizatörü olmak üzere toplam elli üç şüpheli şahıs hakkında adli süreç başlatıldı. Güvenlik güçlerinin çalışmaları sonucunda yakalanan şüpheli sayısı kırk ikiye yükseldi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyunu bilgilendiren açıklamalarda bulundu. İnsan bedeni üzerinden kazanç sağlayan yapılanmalara asla müsamaha gösterilmeyeceğini vurgulayan Gürlek, soruşturmayı yürüten adli merciler ile emniyet güçlerine teşekkür etti. Operasyonun derinleştirilerek devam edeceği ve bağlantıların tüm yönleriyle araştırıldığı bildirildi.
AI YORUMU
Yasal ve tıbbi denetimlerin dışına çıkarak insan bedenini ticari meta haline getiren bu tür organizasyonlar, sağlık sistemi üzerindeki denetim eksikliklerini gözler önüne seriyor. Soruşturma dosyasında geçen sekiz yüz on gibi yüksek bir işlem hacmi, denetim mekanizmalarının ne kadar kritik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle üreme hücrelerinin altmış ila seksen euro gibi düşük bedellerle el değiştirmesi, ekonomik kırılganlıkların suç şebekeleri tarafından nasıl istismar edildiğini gösteriyor. Benzer operasyonların artmaması için sınır ötesi sağlık turizmi ve klinik denetimlerinin çok daha sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor.
Mersin'de bir araçta hayatını kaybeden 16 yaşındaki Hiranur Aygar cinayeti davasında karar açıklandı. Üst mahkemenin bozma kararıyla yeniden görülen davada, sanık Hüseyin Arda Ş. ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı.
Hüseyin Arda Ş. nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.
Araçta bulunan diğer iki sanık 4'er ay hapis cezası alarak tahliye edildi.
Avukatlar delillerin karartıldığını belirterek Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını açıkladı.
Mersin'de arkadaş grubunun bulunduğu otomobilde ruhsatsız ateşli silahla vurularak yaşamını yitiren 16 yaşındaki Hiranur Aygar'ın ölümüne ilişkin yargılamada karar çıktı. Yerel mahkemenin hükmünün üst mahkeme tarafından bozulmasının ardından dava, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'nde yeniden ele alındı. Gerçekleşen son duruşmada savcılık makamı, ana sanık hakkında doğrudan kastla öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, sanık Hüseyin Arda Ş.'yi nitelikli kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Olay sırasında aynı araçta bulunan Mustafa Z. ile Nazmi Ç. hakkında ise suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlamasıyla 4'er ay hapis cezası verildi. Bu iki sanık hakkında hükmün açıklanması geri bırakıldı ve tahliyelerine karar verildi.
Duruşmanın ardından Kadın Dayanışma Komiteleri ile Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllü avukatı Derya Demir basına değerlendirmelerde bulundu. Demir, ana sanık hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet kararının toplum vicdanını bir nebze olsun rahatlattığını ifade etti. Ancak diğer iki sanık yönünden cezaların artırılmamasını ve tahliye edilmelerini kabul edilemez bulduklarını dile getirdi.
Yargılama sürecinde etkili bir soruşturma yürütülmediğini savunan avukat Demir, dosyada sanıkların çelişkili beyanlarını ortaya koyan net deliller bulunduğunu kaydetti. Olay yerinde kovan bulunmamasının ve silah sesinin duyulmamasının olayın aktarılandan farklı gerçekleştiğini gösterdiğini belirtti.
AI YORUMU
Yargı sürecindeki cezalandırma dengesizliği, kamu vicdanında yeni soru işaretleri yaratıyor. Sadece ana sanığa verilen ağırlaştırılmış müebbet yeterli görülürken, delil gizleyen diğer kişilerin sadece dört ay ceza alıp tahliye edilmesi adalete olan güveni zedeliyor. 13 aylık hukuki mücadelede eksik yürütülen soruşturmaların payı büyük. Anayasa Mahkemesi aşamasında bu çelişkilerin giderilmemesi durumunda, benzer dosyalarda caydırıcılık zayıflayacaktır.
Görevinden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, 19 sanıklı davanın üçüncü duruşmasında savunma yaptı. Hakkında 217 yıla kadar hapis cezası istenen Özcan, suçlamaları reddederek beraat talebinde bulundu.
Tanju Özcan hakkında mütalaada 217 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Duruşma Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sosyal Bilimler Lisesi'nde yapıldı.
Özcan, Sincan Cezaevi'nden SEGBİS ile duruşmaya katılarak beraatini istedi.
Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, duruşmayı fiziki koşullar nedeniyle Bolu Sosyal Bilimler Lisesi binasında oluşturulan salonda yürüttü. Tutuklu sanık konumundaki Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Ankara Sincan Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla duruşmaya bağlandı.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, Özcan hakkında altı kez icbar suretiyle irtikap, üç kez irtikaba teşebbüs, otuz dört kez nitelikli dolandırıcılık ve bir kez rüşvet suçlamalarıyla doksan yıl üç aydan ikiyüzaltmışüç yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyordu. Geçen ay görülen ikinci duruşmada cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sunmuştu. Mütalaada, Özcan'ın otuz iki mağdura yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak, zincirleme şekilde irtikap ve rüşvet alma suçlarından toplam altmış dokuz yıl altı aydan ikiyüzonedi yıla kadar hapsi talep edilmişti.
Savunma hakkını SEGBİS üzerinden yapmak zorunda kalan ve duruşmaya fiziken getirilmediğini belirten Tanju Özcan, yüz yüze savunma hakkının elinden alındığını ifade etti. Belediye başkanlığı dönemindeki faaliyetlerini aktaran Özcan, BOLSEV Vakfı aracılığıyla çok sayıda öğrenciye burs sağladıklarını ve huzurevi projesi için kaynak oluşturduklarını dile getirdi. Vakfın mali hareketlerinde herhangi bir şaibe bulunmadığını savunan Özcan, Mali Suçları Araştırma Kurulu incelemelerinde de şüpheli bir kayda rastlanmadığını öne sürdü.
Savcılığın mütalaasındaki suçlamalara sert tepki gösteren Özcan, belediyenin çalışmalarının sekteye uğratıldığını ve algı operasyonları yürütüldüğünü iddia etti. İrtikap suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Özcan, duruşmada beraat kararı verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti duruşmaya öğle arası verirken, davada Özcan ve Can ile birlikte Ali Sarıyıldız ve Mustafa Altındal'ın da aralarında bulunduğu dört sanığın tutukluluk hali sürüyor.
AI YORUMU
Belediye başkanlarına yönelik yargı süreçlerinde delillerin ve mali denetimlerin şeffaf biçimde tartışılması, yerel yönetimlerin işleyiş güvenliği açısından doğrudan belirleyicidir. MASAK raporlarında şüpheli işlem bulunmadığı iddiası ile savcılığın talep ettiği 217 yıllık hapis cezası arasındaki çelişki, mahkeme kararının hukuki sınırlarını çizen temel unsurdur. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında sunulacak ek savunmalar, yerel yönetim bütçelerinin kullanımına dair emsal niteliğinde sonuçlar doğurabilir.