PİYASA
Teknoloji

Sceye, 30 bin km uçarak cep telefonlarını direkt bağladı

Sceye, 30 bin km uçarak cep telefonlarını direkt bağladı

Özet

Sceye'nin stratosferde çalışan SE2 platformu, ABD'den Japonya'ya 30 bin kilometrelik bir uçuş tamamlandı. Araç, bu süreçte standart akıllı telefonlara internet, sesli arama ve video izleme hizmeti sundu. Denemeler, Japon operatör SoftBank ile gerçekleştirildi ve başarılı sonuçlar verdi.

Öne çıkanlar

  • 30 bin km mesafede standart telefonlar veri servisi aldı
  • Platform, 500 karasal baz istasyonuna eşdeğer alanı kapsayacak
  • Lityum-kükürt bataryalar ve güneş panelleri güç sağlıyor

Haberin Detayı

ABD merkezli Sceye şirketi, gökyüzünden iletişim sağlayan yeni nesil hava aracı SE2 ile tarihi bir test uçuşuna imza attı. Şirket, uçan baz istasyonu olarak adlandırılan bu platformun 30 bin kilometrelik bir rotayı başarıyla katettiğini doğruladı. Uçuş boyunca araç, Japon telekomünikasyon devi SoftBank'ın şebekesine entegrasyon sağlayarak gerçek zamanlı sinyaller yaydı.

Testlerin en kritik aşaması, Japonya sınırlarına varıldıktan sonra başladı. Ağustos ayının ortasında ülkeye ulaşan SE2, Japonya tarafından yönetilen hava sahasında yedi günden fazla süreyle kesintisiz görev yaptı. Bu dönemde platform, Standart akıllı telefonlarla sesli arama, mesajlaşma ve video izleme gibi temel mobil iletişimler sorunsuz olarak gerçekleştirildi. Kullanıcıların cihazlarında herhangi bir donanım değişikliği veya özel yazılım yüklemesi gerektirmemesi, sistemin mevcut altyapıyla tam uyumlu olduğunu kanıtladı.

Sistemin teknik altyapısı, enerji verimliliği üzerine kurulu. SE2, üst yüzeyindeki güneş panelleriyle gün ışığında enerji üretiyor ve bu gücü lityum-kükürt bataryalarda depoluyor. Yaklaşık 425 Wh/kg enerji yoğunluğuna sahip olan bu bataryalar, kuyruk kısmındaki elektrikli pervaneyi besleyerek itiş gücünü sağlıyor. Bu mimari, aracın dışarıdan enerji almadan günlerce havada kalabilmesini mümkün kılıyor ve operasyonel maliyetleri ciddi oranda düşürüyor.

Ticari potansiyel açısından Sceye'nin hedeflediği boyutlar oldukça iddialı. Şirketin tam ölçekli platformlardan birinin, tek başına yaklaşık 500 karasal baz istasyonunun kapsama alanına eşdeğer bir coğrafyaya hizmet vermesi planlanıyor. Bu özellik, dağlık bölgelerde, açık denizlerde ve altyapı yatırımlarının zor olduğu uzak noktalarda iletişimi demokratikleştirebilir. Mevcut telekom operatörleri için bu sistem, kule kurma zorunluluğunu ortadan kaldıran bir tamamlayıcı altyapı niteliği taşıyor.

Sceye'nin yaklaşımı, uzay tabanlı çözümlerden de ayrışıyor. Dünyanın en yüksek irtifalı platformları arasına giren bu sistem, yer yüzeyinden sadece 17 kilometre yüksekte konumlanıyor. Bu mesafe, sinyal gecikmesini minimize etme ve daha güçlü bir bağlantı sunma potansiyeli taşıyor. Uyduların fırlatılması ve yörüngeye yerleştirilmesi gereken süreçlerden farklı olarak, HAPS platformları atmosfer içinde çalışarak bakım ve erişim kolaylığı da sunuyor.

Bu başarının ardından sektörün gözü, bu hava araçlarının ticari kullanıma ne zaman geçeceğine çevrildi. SoftBank ile yürütülen iş birliği, Japon pazarında testlerin ölçeklendirilmesinin önünü açtı. Gelecekte doğal afetlerde kesintiye uğrayan iletişimi anında onarabilmek veya uzak bölgelere saniyeler içinde veri aktarabilmek için bu teknolojinin standart hale gelmesi bekleniyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Bu teknoloji, özellikle altyapı yatırımı yapmakta zorlanan operatörler için maliyet tablosunu baştan yazıyor. 500 baz istasyonuna eşdeğer tek bir platform, dağlık veya denizcilik sektöründe faaliyet gösteren firmalar için düşük gecikme vadeder. Ancak lityum-kükürt bataryaların 425 Wh/kg kapasitesi, gece saatlerinde ve bulutlu havalarda enerji kesintisi riski taşıyor; bu durum, sistemin kırsal kesimlerdeki sürekli erişim iddiasını test edecek ilk ticari siparişe kadar netleşmeyecek.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Teknoloji
    Teksas semalarında 71 bin drone ile dev ejderha figürü oluşturdular

    Teksas'ta düzenlenen drone gösterisinde 71.207 cihaz aynı anda havalanarak yeni bir dünya rekoru kırdı. Sky Elements ve Damoda iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, 10.183 drone kullanılarak gökyüzüne devasa bir mavi ejderha figürü yansıtıldı.

    • 71.207 drone aynı anda uçurularak dünya rekoru kırıldı
    • 10.183 drone ile en büyük mitolojik yaratık tasviri gerçekleştirildi
    • Damoda tarafından sağlanan şarjlı fırlatma tepsileri lojistik süreci kolaylaştırdı

    Sky Elements ve Damoda ekipleri, Teksas semalarında gerçekleştirdikleri devasa drone gösterisiyle dünya rekorlarını altüst etti. Bir hafta süren yoğun etkinlik programı boyunca toplam 71.207 drone aynı anda gökyüzüne çıkarılarak, 2026 yılının başında kırılan 55.939 uçuşluk önceki rekor geride bırakıldı. Gösteri, kırsal bir bölgede yer alan tek bir operasyon merkezi üzerinden tüm disiplinle yönetildi.

    Etkinliğin kuşkusuz en çarpıcı anı, 28 Eylül 2026 tarihinde gökyüzüne yansıtılan dev mavi ejderha figürüydü. Toplam 10.183 adet drone kullanılarak çizilen bu mitolojik figür, 2025 yılında Birleşik Arap Emirlikleri'nde 2.247 cihazla kırılan rekoru büyük bir farkla tarihe gömdü. Performans serisinde ejderhanın yanı sıra okyanus sahneleri, aslan figürleri ve astronot tasvirleri de yer aldı.

    Operasyonel zorlukları aşmak için Shenzhen merkezli Damoda mühendisleri tarafından geliştirilen özel donanımlar devreye sokuldu. Manuel yerleştirme yerine drone'ların otomatik olarak şarj edilmesini ve depolanmasını sağlayan fırlatma tepsileri, binlerce cihazın lojistik yükünü minimize etti. Her bir drone, uçuş süreci tamamlandıktan sonra otomatik olarak kendi tepsisine geri dönerek bir sonraki gösteri için hazır bekledi.

    Gösteri takvimi, sert hava koşullarının yarattığı engellere rağmen 30 Eylül kapanışına kadar başarıyla uygulandı. Özellikle 27 Eylül günü bölgede etkili olan şiddetli fırtına, ekip için ciddi bir operasyonel kriz oluşturmasına rağmen gösteriler aksatılmadı. Guinness Dünya Rekorları hakemi Michael Empric, hava şartlarının zorlayıcılığına ve günlük uçuş sıklığına dikkat çekerek, bu ölçekte bir organizasyonun tamamlanmasını etkileyici olarak nitelendirdi.

    Şirketin geçmişine bakıldığında, daha önce 4.981 drone ile zencefilli kurabiye köyü inşası gibi ilginç rekorlara da imza attığı görülüyor. Ayrıca 30 dakikayı bulan en uzun drone animasyonu da portföylerinde yer alan önemli başarılar arasında bulunuyor. Damoda ile kurulan bu donanım ortaklığı, gelecekteki benzer büyük ölçekli gösterilerin nasıl daha verimli yapılabileceğine dair teknolojik bir referans noktası oluşturuyor.

    Ekip, her bir performansta yaklaşık 10.200 drone kullanarak günde birkaç kez havalanma başarısı gösterdi. Bu yoğun tempo, lojistik ve depolama gereksinimlerinin hassasiyetle yönetilmesini zorunlu kıldı. Toplanan veriler ve ulaşılan sayısal sonuçlar, drone teknolojisinin sadece görüntüleme değil, aynı zamanda devasa bir operasyonel sistem olarak da olgunlaştığını gösteriyor.

    AI YORUMU

    Drone gösterileri artık basit bir ışık şovu olmaktan çıkıp, karmaşık lojistik yönetimini gerektiren endüstriyel bir disipline evriliyor. 71 bin cihazın tek merkezden yönetilmesi, yazılım ve donanım senkronizasyonunun geldiği noktayı kanıtlıyor. Şarj tepsisi gibi özelleştirilmiş donanımlar kullanılmadığı sürece bu ölçekteki etkinliklerin maliyeti ve hata payı sürdürülebilir değil. Otomasyon sistemleri ne kadar iyileşirse, bu tür şovların geleneksel havai fişeklerin yerini alması daha da hızlanacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Poseidon Aerospace, 1.814 kilogram yük taşıyan otonom drone'unu duyurdu

    Poseidon Aerospace, lojistik operasyonları için geliştirdiği kokpitsiz ve tamamen insansız kargo drone'u Egret'i tanıttı. 1.814 kilogram yük taşıma kapasitesine sahip olan bu hava aracı, havada otonom kamyon görevi görerek maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. Proje, TQ Ventures liderliğinde toplanan 60 milyon dolarlık yatırımla hayata geçiriliyor.

    • Egret, 1.814 kilograma kadar kargo taşıyabiliyor ve 15,24 metre kanat açıklığına sahip.
    • Kokpiti bulunmayan hava aracı, yer kontrol istasyonundan bir operatör tarafından yönetiliyor.
    • TQ Ventures liderliğindeki yatırım turunda 60 milyon dolarlık finansman sağlandı.

    Lojistik sektörünü kökten değiştirmeyi hedefleyen Poseidon Aerospace, Egret isimli insansız kargo uçağı teknolojisini resmen duyurdu. Eski Amazon ve Lockheed Martin mühendisleri David Zagaynov ile Parker Tenney tarafından kurulan şirket, tasarım aşamasında geleneksel havacılık standartlarını tamamen terk etti. Kokpit alanı içermeyen bu yeni nesil araç, sadece lojistik operasyonlarına odaklanacak şekilde yapılandırıldı.

    Egret projesinin geliştirilme süreci, şirketin geçmişte üzerinde çalıştığı prototiplerle besleniyor. İlk olarak V0 modeliyle temelleri atılan çalışma, daha sonra su üzerinde hareket edebilme yeteneğine sahip karbon fiber yapılı Seagull modeliyle devam etti. Özellikle ABD Donanması ve Özel Operasyonlar Komutanlığı'nın yakından takip ettiği gösterimlerde kullanılan bu deneyim, Egret'in tasarımındaki yapısal kararların temelini oluşturdu. Mühendisler, önceki modellerde karşılaşılan zorlukları analiz ederek daha dayanıklı ve işlevsel bir gövde mimarisi geliştirdiklerini belirtiyor.

    Uçuş güvenliği ve operasyonel denetim konusunda Egret, tamamen otonom bir sistemden ziyade hibrit bir kontrol mekanizması kullanıyor. Aracın üzerinde insanlı bir kabin bulunmasa da, yer kontrol istasyonunda görevli bir operatör canlı kamera görüntüleri ve uçuş yüzeyi kontrolleriyle süreci yönetiyor. Bu sistem, kritik uçuş kararlarının insan denetiminde kalmasını garantilerken, pilotun fiziksel varlığının yarattığı ağırlık ve yaşam destek sistemi yüklerini tamamen ortadan kaldırıyor. Böylece uçağın iç hacmi maksimum düzeyde kargo taşımacılığına tahsis edilmiş oluyor.

    Projenin gelecekteki rotası, Oregon'da gerçekleştirilmesi planlanan kapsamlı uçuş testlerinin sonuçlarına göre belirlenecek. Başarılı olması durumunda Egret, Amerika Birleşik Devletleri sınırları içerisinde uçurulan en büyük kargo drone'u unvanını kazanacak. TQ Ventures tarafından sağlanan 60 milyon dolarlık yatırım, bu teknolojinin operasyonel hale gelmesi için gereken altyapı çalışmalarına ve yeni hangar tesislerine yönlendirilecek. Şirket, uçağın teknik menzili veya yakıt tüketimi gibi verileri henüz paylaşmasa da, lojistik verimliliğinin artırılması konusunda iddialı mesajlar veriyor.

    Havacılık endüstrisinde gökyüzündeki otonom kamyonlar olarak tanımlanan bu araçlar, geleneksel hava yolu taşımacılığının maliyet yapısını değiştirmeye aday görünüyor. İnsanlı uçuş gereksiniminin ortadan kalkması, operasyonel sürekliliği artırırken, personel ihtiyacından kaynaklanan kısıtlamaları minimize ediyor. Proje ekibi, test süreçlerinde iletişim ağlarının ve uçuş kontrol sistemlerinin doğrulanmasına odaklanarak, hava sahası güvenliğini ön planda tutan bir standart oluşturmaya çalışıyor.

    AI YORUMU

    Egret projesi, havacılıkta ölçeklenebilir ve insansız lojistik modellerinin sadece kağıt üzerinde kalmayıp gerçek bir ticari seçenek haline geldiğini gösteriyor. Özellikle 1.814 kilogramlık taşıma kapasitesi, bu aracın küçük paket dağıtımından ziyade daha büyük ticari yük trafiğini hedeflediğini kanıtlıyor. Pilot ihtiyacını tamamen devre dışı bırakarak yaşam destek sistemlerini ortadan kaldırması, yakıt verimliliği ve kargo alanı konusunda rakiplerine karşı ciddi bir avantaj sağlıyor. Eğer Oregon'daki test uçuşları beklenenden yüksek bir operasyonel verimlilik sunarsa, geleneksel hava kargo şirketlerinin maliyet yapısı üzerinde baskı kurulması kaçınılmaz olacaktır.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Honor X9e Pro 11.000 mAh batarya ve IP69K sertifikasıyla tanıtıldı

    Honor, yeni X9e Pro modelini 11.000 mAh kapasiteli devasa bataryası ve dayanıklılığıyla öne çıkan IP69K sertifikasıyla resmen tanıttı. Orta-üst segmentte yer alan cihaz, 8,08 mm inceliğini korurken üç güne varan kullanım süresi sunuyor.

    • Dördüncü nesil silikon-karbon teknolojisiyle 11.000 mAh kapasiteli devasa batarya sunuyor.
    • IP69K sertifikası sayesinde 85 derece sıcaklıktaki basınçlı suya karşı tam koruma sağlıyor.
    • Başlangıç modeli 1.499 AED yaklaşık 408 dolar fiyat etiketiyle ön siparişe açıldı.

    Honor, X serisini güçlendiren yeni Pro modelini Dubai'de düzenlenen özel bir etkinlikle teknoloji dünyasına tanıttı. Şirketin dördüncü nesil silikon-karbon batarya mimarisini kullandığı Honor X9e Pro, özellikle şarj ömrü ve fiziksel dayanıklılığıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Cihaz, 8,08 milimetre gövde kalınlığına rağmen 11.000 mAh büyüklüğünde bir bataryayı bünyesinde barındırarak mobil dünyada şaşırtıcı bir denge kurmayı başarıyor.

    Cihazın sunduğu 11.000 mAh batarya kapasitesi, yoğun kullanım senaryolarında dahi üç güne varan bir çalışma performansı vadediyor. 80W hızındaki kablolu şarj desteği ile kısa sürede enerji depolayabilen telefon, aynı zamanda 27W ters şarj özelliği sayesinde diğer cihazları destekleyebilen bir taşınabilir güç kaynağına dönüşüyor. Bataryanın altı yıl boyunca ilk günkü verimliliğini koruyacak şekilde optimize edildiği belirtiliyor.

    Fiziksel dayanıklılık konusunda ise cihaz, sektörün en üst seviye sertifikalarından olan IP69K ile korunuyor. Bu özellik, telefonun 85 derece sıcaklıktaki basınçlı su püskürtmelerine karşı bile dirençli olduğu anlamına geliyor. Ayrıca SGS Premium Performance 5 Yıldızlı Düşme Direnci sertifikasına sahip iç yapısı, cihazın üç metreye kadar olan yüksekliklerden gerçekleşen düşmelere karşı korunmasını sağlıyor.

    Ekran tarafında 6,8 inç büyüklüğünde 1.5K çözünürlüklü AMOLED bir panel kullanan Honor, 10.000 nit seviyesine ulaşan tepe parlaklığıyla güneş ışığı altında yüksek görünürlük sunuyor. Cihazın 120 Hz yenileme hızı ve 3840 Hz PWM karartma desteği, hem akıcı bir görüntü deneyimi hem de göz yorgunluğunu azaltan bir çalışma ortamı yaratıyor. Islak ellerle ya da eldivenle dahi dokunmatik algılamasını sürdüren ekran, zorlu dış ortam koşullarına tam uyum sağlıyor.

    Performansını Qualcomm Snapdragon 6 Gen 5 işlemcisinden alan model, 4 nm mimarisi ve Adreno 812 grafik birimiyle destekleniyor. Yazılım tarafında Android 16 tabanlı MagicOS 10.0 işletim sistemini çalıştıran cihaz; Google Gemini entegrasyonu, AI FreeGrip ve Creative Editor 2.0 gibi güncel yapay zeka araçlarıyla donatılmış durumda. Optik ve elektronik sabitleme özelliklerine sahip 108 MP kamera ise su altı çekim profilleriyle fotoğrafçılık yeteneklerini genişletiyor.

    Orta Doğu pazarında ilk etapta ön siparişe açılan akıllı telefonun 8 GB RAM ve 256 GB depolamalı versiyonu 1.499 AED, 12 GB RAM'li üst versiyonu ise 1.799 AED fiyatla listeleniyor. Honor, bu cihazla hem batarya performansı arayan hem de zorlu çevre koşullarında dayanıklılık bekleyen kullanıcıları hedefliyor. Küresel pazarda önümüzdeki dönemde satışa sunulması beklenen model, orta-üst segment rekabetini bir üst seviyeye taşıyacak özellikler barındırıyor.

    AI YORUMU

    Akıllı telefon pazarında pil ömrü konusunda yaşanan tıkanıklığı, Honor'un silikon-karbon teknolojisiyle aşmaya çalıştığını görüyoruz. 11.000 mAh kapasite, standart bir kullanıcının priz arama ihtiyacını tamamen ortadan kaldırarak mobiliteyi yeniden tanımlıyor. Cihazın IP69K sertifikasıyla sunduğu ekstrem dayanıklılık, benzer fiyatlı rakiplerinin sunduğu IP68 standardının çok üzerine çıkıyor. Özellikle 400 dolar bandında konumlanan bir cihaz için bu donanım paketi, uzun süreli kullanım planlayanlar için gerçek bir fırsat sunuyor.

    Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    Apple, ekran sorunu yaşayan iPhone Duo cihazları için değişim başlattı

    Satışa sunulmasının ardından ekranlarında çatlaklar ve çizgiler oluşan iPhone Duo cihazları için Apple harekete geçti. Teknoloji devi, arızalı cihazların değişimi için kullanıcıları şirketle iletişime geçmeye çağırırken, etkilenen kullanıcıların mağazalara yöneldiği belirtiliyor. Söz konusu donanımsal kusurlar cihazın menteşe yapısıyla ilişkilendiriliyor.

    • Apple, ekranında sorun çıkan iPhone Duo cihazları için ücretsiz değişim süreci başlattı.
    • Kullanıcılar ekran kıvrımında çatlaklar ve cihazı açarken duyulan çatırtı seslerinden şikayet ediyor.
    • En üst modeli 3 bin 199 sterline satılan cihaz, markanın bugüne kadarki en pahalı telefonu.

    Apple, yeni piyasaya sürdüğü katlanabilir telefonu iPhone Duo için yaşanan ekran sorunlarına yönelik hızlı bir çözüm süreci duyurdu. Satışa çıkışının üzerinden henüz birkaç gün geçmişken, çok sayıda kullanıcı cihazın iç ekranında beliren çizgiler ve çatlaklar nedeniyle sosyal medya platformlarında tepkilerini paylaştı. Şirket yönetimi, telefonların küçük bir kısmını etkileyen bu donanımsal kusurun farkında olduklarını kabul ederek, mağdur olan tüm kullanıcıların değişim için kendileriyle iletişime geçmesini talep etti.

    Cihazla ilgili gelen şikayetler sadece görsel kusurlarla sınırlı kalmıyor; bazı kullanıcılar telefonlarını açarken menteşe bölgesinden gelen rahatsız edici çatırtı seslerinden bahsediyor. Justin Lokos isimli bir kullanıcı, ekranın sağ bölümünde oluşan belirgin çizgileri kanıtlayan fotoğraflar paylaşarak yaşadığı süreci detaylandırdı. Lokos, New York'taki bir Apple mağazasına başvurarak arızalı cihazını yeni bir modelle değiştirdiğini ve teknik ekibin destek süreçlerine teşekkür ettiğini belirtti.

    Apple henüz kaç adet cihazın bu teknik sorundan etkilendiğine dair resmi bir rakam açıklamış değil. Bazı uzmanlar, internette dolaşan arızalı ekran görsellerinin bir kısmının yapay zeka araçlarıyla üretilmiş olabileceği şüphesini dile getiriyor. Cihazın 7,6 inçlik (19,3 santimetre) geniş iç ekranı, karmaşık bir mühendislik yapısına sahip olan merkezi bir menteşe ile katlanabiliyor. Bu tasarımın benzer kusurlara yol açtığı daha önce Samsung Galaxy Fold modelinde de görülmüş, 2019 yılındaki ilk çıkış döneminde de benzer ekran kırılma sorunları yaşanmıştı.

    iPhone Duo, Apple'ın yaklaşık yirmi yıldır gerçekleştirdiği en kapsamlı tasarım değişimi olarak konumlandırılıyor ve markanın katlanabilir cihaz pazarındaki rakiplerine karşı verdiği rekabette kritik bir yer tutuyor. Eylül ayında göreve gelen üst yönetici John Ternus, tanıtım sırasında Duo'nun katlanabilir teknoloji deneyimini yeniden tanımlayacağını iddia etmişti. Ancak cihazın 3 bin 199 sterline varan fiyat etiketi, onu Apple'ın bugüne kadarki en pahalı telefonu haline getirirken, gelen şikayetler yüksek beklentilerin karşılanması noktasında yeni bir sınav yaratıyor.

    Android tabanlı rakiplerinin yıllardır geliştirdiği katlanabilir telefon teknolojisi karşısında Apple, Duo ile oldukça iddialı bir giriş yapmayı hedeflemişti. Ternus, piyasadaki diğer ürünleri birbirine yapıştırılmış iki telefona benzeterek eleştirirken, Duo'nun sunduğu kusursuz ekran deneyimine vurgu yapmıştı. Yaşanan bu teknik aksaklık, markanın ürün yelpazesini canlandırma çabalarında bir duraksamaya yol açsa da, hızlı değişim politikasıyla kullanıcı güvenini korumaya yönelik bir strateji izleniyor.

    AI YORUMU

    Apple'ın yeni katlanabilir cihazındaki bu menteşe ve ekran kusuru, yüksek fiyatlı bir ürünün piyasaya sürülme sürecindeki mühendislik stres testlerinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. 3 bin 199 sterlinlik etikete sahip bir cihazda kullanıcıların henüz birkaç günde çatlaklarla karşılaşması, markanın premium algısı üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Rakip katlanabilir modellerin 2019'daki benzer başlangıç hataları düşünüldüğünde, Apple'ın bu sorunu ne kadar hızlı çözdüğü gelecekteki sadakat oranını belirleyecek. Sorunun menteşe kaynaklı olduğu kanıtlanırsa, sadece ekran değişimi değil, tüm menteşe mekanizmasının revize edilmesi gerekebilir.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler