PİYASA
Sağlık

e-Nabız onay süreçlerinde yeni dönem: Tıbbi müdahaleler SMS ile yapılacak

e-Nabız onay süreçlerinde yeni dönem: Tıbbi müdahaleler SMS ile yapılacak

Özet

Sağlık sistemindeki tıbbi müdahale onayı süreci dijitalleşiyor. Hastalar artık işlemler öncesinde e-Nabız uygulaması veya cep telefonlarına gelen SMS onay kodlarını kullanarak gerekli izinleri verebilecek. Yeni yönetmelik kapsamında getirilen bu düzenleme, hem hasta güvenliğini artırmayı hem de kayıt süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyor.

Öne çıkanlar

  • Tıbbi müdahale öncesi onay süreci e-Nabız veya SMS koduyla dijital olarak yapılacak.
  • Yeni yönetmelik telefon doğrulaması ve kayıt kurallarını yeniden belirleyen standartlar içeriyor.
  • Hastalar dijital onay sistemi sayesinde fiziksel form doldurma ihtiyacını azaltabilecek.

Haberin Detayı

Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme adımları kapsamında, hasta onay süreçlerinde önemli bir yenilik devreye alınıyor. Hastanelerde gerçekleştirilecek çeşitli tıbbi müdahaleler öncesinde hastalardan alınan rıza bildirimleri, artık e-Nabız uygulaması veya doğrudan cep telefonuna gönderilecek SMS doğrulama kodları ile kayıt altına alınabilecek. Bu sistem, hastaların sağlık verilerine erişimini kolaylaştırırken onay mekanizmasını daha güvenli ve pratik bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.

Hastanede kullanılan dijital veri kayıt cihazı

Yeni düzenleme ile birlikte telefon numarası doğrulaması ve sisteme kayıt işlemleri için gerekli kurallar netlik kazandı. Hastaneye başvuran kişilerin kimlik bilgileri ile eşleştirilen onay kodları, müdahale öncesindeki yasal sorumlulukların dijital ortamda karşılanmasını sağlayacak. Böylece kağıt tabanlı onay formlarının yarattığı karışıklıkların önüne geçilmesi ve sağlık kayıtlarının daha düzenli şekilde saklanması planlanıyor.

Sistemin işleyişi kapsamında hastalar, tıbbi bir işlem öncesinde kendilerine iletilen doğrulama kodunu sağlık görevlileriyle paylaşarak işlemin onay sürecini tamamlayacak. Söz konusu kod, e-Nabız üzerinden de görüntülenebilecek şekilde tasarlandı. Bu sayede hastalar, kendi rızaları dışında herhangi bir işlem yapılmasının önüne geçerek, kişisel sağlık verileri üzerinde tam kontrol sağlayabilecekler.

Dijital onay mekanizması, özellikle acil servis ve poliklinik hizmetlerinde yaşanan zaman kaybını azaltmak için tasarlandı. Fiziksel formların doldurulması sırasında yaşanan hataların veya eksik bilgilerin azaltılmasıyla, sağlık personeli üzerindeki idari yükün hafifletilmesi öngörülüyor. Hastaların mobil cihazları üzerinden hızlıca onay verebilmesi, sağlık hizmetlerinde verimliliğin artmasına yardımcı olacak.

İlerleyen dönemlerde bu sistemin tüm sağlık kuruluşlarında zorunlu hale getirilmesiyle birlikte, hastaların dijital sağlık karnelerine entegre bir onay geçmişi eklenecek. Vatandaşlar, daha önce onay verdikleri müdahaleleri e-Nabız üzerinden geriye dönük olarak inceleyebilecek. Bu şeffaflık, hasta ve sağlık kuruluşu arasındaki güven ilişkisini güçlendirirken, tıbbi kayıtların doğruluğunu da garanti altına alacak.

Yeni uygulama ile sağlık sistemindeki bürokrasiyi azaltacak olan bu dijital dönüşümün, hata payını minimize etmesi bekleniyor. Hastalar, kendi rızaları dahilinde gerçekleşen her türlü müdahaleyi dijital olarak takip edebilecekleri için süreç daha güvenli işleyecek. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen yeni kurallar, teknolojik altyapının sağlık hizmetlerine daha etkin entegre edilmesinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Dijital onay mekanizması, sağlık hizmetlerindeki yasal sorumlulukların takibini kağıt formlara göre çok daha hatasız hale getirecektir. Fiziksel onay süreçlerinde yaşanan eksiklikler veya kaybolan formlar düşünüldüğünde, SMS doğrulama yöntemi veri güvenliği açısından büyük bir sıçrama sağlar. Hastaların kendi rızalarını dijital ortamda anlık olarak takip edebilmesi, sağlık verisi üzerindeki haklarını korumaları açısından kritiktir. Eski yöntemdeki manuel imza süreçleri ile kıyaslandığında bu sistem, işlemleri hızlandırırken aynı zamanda yasal denetlenebilirliği de en üst seviyeye taşımaktadır.

AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Sağlık
    Prof. Dr. Buyru, Tüp Bebek Paylaşımlarını Sorguladı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, sosyal medyada paylaşılan tüp bebek tedavisi hikâyelerinin yanıltıcı olabileceğini belirtti. Uzman, hastaların gerçek başarı oranlarını ve riskleri göz önünde bulundurarak bu paylaşımlara karşı temkinli olmalarını önerdi. Paylaşımların çoğunun eksik ve hatalı bilgi içerdiği vurgulandı.

    • Tüp bebek paylaşımları gerçek başarı oranlarını gizleyebilir
    • Prof. Dr. Buyru, hastaları eksik bilgiye karşı uyarıyor
    • Sosyal medyada yayılan hikâyeler riskleri artırıyor

    Tüplü gebelik, son yıllarda sosyal medyada sıkça paylaşılan bir konu haline geldi. Ancak Prof. Dr. Faruk Buyru, bu paylaşımların çoğunun gerçekçi olmayan veriler içerdiğini belirtti. Uzman, hastaların tedavi sürecinde karşılaştıkları zorlukları ve başarı oranlarını doğru şekilde değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.

    Buyru, sosyal medya platformlarında yer alan başarı hikâyelerinin çoğunun tek bir ya da birkaç olumlu örneği yansıtıp, tedavi sürecinde yaşanan komplikasyonları ve başarısızlıkları göz ardı ettiğini ifade etti. Bu durum, hastaların beklentilerini yüksek tutmasına ve tedaviye karar verirken gerçekçi bir tablo görmemesine yol açabiliyor.

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, ayrıca tüp bebek tedavisinin başarı oranlarının hastanın yaşı, kısırlık nedeni ve klinik deneyime göre değişiklik gösterebileceğini hatırlattı. Bu değişkenlerin çoğu, sosyal medya paylaşımlarında yeterince vurgulanmadığı için hastalar için yanıltıcı olabilir.

    Buyru, hastaların güvenilir kaynaklardan bilgi edinmelerini ve tedavi sürecini doktorlarıyla ayrıntılı şekilde konuşmalarını önerdi. Ayrıca, sosyal medya paylaşımlarında yer alan bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeleri için sağlık kurumlarının resmi web sitelerini ve akademik yayınları incelemelerini tavsiye etti.

    Uzman, tüp bebek tedavisi ile ilgili doğru ve eksiksiz bilgiye ulaşmanın, hastaların karar verme sürecinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. Yanıltıcı paylaşımların, hastaların tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıda bulundu.

    Prof. Dr. Faruk Buyru, tedavi sürecinde hastaların psikolojik destek almasının da önemli olduğunu belirtti. Bu destek, tedavi sürecindeki belirsizlikleri azaltarak hastaların motivasyonunu artırabilir.

    Son olarak, Buyru, sosyal medyada paylaşılan hikâyelerin gerçekçi bir tablo sunmadığını ve hastaların bu paylaşımları yalnızca bir referans noktası olarak değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.

    AI YORUMU

    Hastaların tüp bebek sürecinde sosyal medyadan gelen bilgilerle yönlendirilmemesi gerekir. Buyru'nun uyarısı, gerçek başarı oranlarının çoğu klinik deneyimle şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle, hastalar tedaviye karar verirken doktorlarının deneyimlerine ve klinik verilerine dayanmalı; sosyal medya paylaşımları yalnızca ek bilgi kaynağı olarak kullanılmalı.

    Haberin tam sayfası →

    Ekonomi
    Gelir İdaresi, dijital vergi daireleriyle 18 milyondan fazla başvuru aldı

    Gelir İdaresi Başkanlığı, robotik süreç otomasyonu ve dijital uygulamalarla vergi işlemlerini hızlandırdı. Yılın dokuz ayında platform üzerinden 18,3 milyon başvuru elektronik ortamda çözüldü.

    • Dijital Vergi Dairesi üzerinden yılın 9 ayında 18,3 milyon başvuru alındı.
    • e-Fatura kullanıcı sayısı yüzde 313 artışla 2,2 milyonu aştı.
    • Robotik süreç otomasyonuyla 200 binden fazla yazı memur müdahalesi olmadan hazırlandı.

    Gelir İdaresi Başkanlığı, vergi hizmetlerinde dijitalleşme hamlelerini genişleterek mükelleflerin işlemlerini internet ortamına taşıdı. Fiziksel vergi dairelerine gitme zorunluluğunu kaldıran uygulamalar, işlemlerin zaman ve mekandan bağımsız şekilde tamamlanmasına olanak tanıyor. İnternet tabanlı platform üzerinden dilekçe, beyanname ve ödeme gibi pek çok farklı işlem pratik bir şekilde yürütülüyor.

    Hizmete açıldığı günden bu yana 750 milyonun üzerinde giriş alan platformda bugün 261 farklı hizmet sunuluyor. Yılın ilk 9 ayında toplam 18,3 milyon başvuru ve dilekçe bu kanal üzerinden sisteme aktarıldı. Fatura, irsaliye, serbest meslek makbuzu ve dekont gibi belgelerin elektronik ortama taşınmasıyla yalnızca 2025 yılında yaklaşık 13 milyar elektronik belge üretildi.

    Kullanıcı sayısındaki artış oranları da dijital dönüşümün büyüklüğünü gözler önüne seriyor. 2021 yılında 532 bin civarında olan e-fatura kullanıcı tabanı, bu yılın ilk 9 ayında yüzde 313 artış göstererek 2,2 milyonun üzerine çıktı. Benzer şekilde e-defter kullanıcı sayısı yüzde 680 oranında artışla 282 binden 2,2 milyon sınırını aştı.

    Başkanlık, iş süreçlerini hızlandırmak amacıyla robotik süreç otomasyonu teknolojilerinden yararlanıyor. Bu kapsamda hata oranını düşüren sistemler sayesinde binlerce yazı ve rapor otomatik olarak üretiliyor. Bugüne kadar 200 binden fazla yazı, memur müdahalesine gerek duyulmadan hazırlanarak ilgili taraflara iletildi.

    Merkezi Denetim Sistemi ile 860 vergi dairesindeki işlemler düzenli olarak takip ediliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yapılan çalışmaların hizmet sürelerini kısalttığını ve kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını sağladığını belirtti. Kurum, gelecekte yapay zeka ve büyük veri teknolojilerini de süreçlere entegre etmeyi hedefliyor.

    AI YORUMU

    Kamusal hizmetlerin dijital ortama taşınması, vatandaşların bürokratik engellerle vakit kaybetmesinin önüne geçiyor. Yılın 9 ayında 18,3 milyon başvurunun elektronik yolla alınması, sistemin gördüğü yoğun ilginin somut bir göstergesidir. Geleneksel yöntemlerin yerini otomasyon süreçlerinin alması, hata payını düşürürken idari maliyetleri de aşağı çekiyor. Önümüzdeki dönemde yapay zeka entegrasyonlarının artmasıyla birlikte denetim mekanizmalarının çok daha nokta atışı çalışması bekleniyor.

    Haberin tam sayfası →

    Yapay Zeka
    Serdar Ortaç'ın 'Kal Be Gönlüm' Şarkısına Yapay Zekâ Destekli Klip

    Pop müzik sanatçısı Serdar Ortaç, yeni single'ı "Kal Be Gönlüm"ü dijital platformlarda yayınladı. Şarkının klibi, yönetmen İmre Haydaroğlu ve yapay zekâ teknolojisi kullanılarak hazırlandı. Klip, sanatçının çocukluk döneminden günümüze uzanan anıları görsel bir zaman yolculuğu olarak sunuyor. Emre Grafson yapımcılığında hayata geçirilen çalışma, müzikseverlerin beğenisine sunuldu.

    • Serdar Ortaç yeni single "Kal Be Gönlüm"i yayınladı
    • Klipte yapay zekâ teknolojisi kullanıldı
    • İmre Haydaroğlu yönetmenliğinde görsel zaman yolculuğu

    Serdar Ortaç, uzun yıllardır Türk pop müziğinin önde gelen isimlerinden biri olarak yeni bir projeye imza attı. "Kal Be Gönlüm" adlı aşk şarkısı, sanatçının söz ve bestesini içeriyor ve Suat Aydoğan tarafından düzenlendi. Şarkı, sevgi, özlem ve bekleyiş temalarını duygusal bir melodiyle birleştirerek dinleyicilere umut dolu bir atmosfer sunuyor.

    Klip, yönetmen İmre Haydaroğlu'nun imzasını taşıyor ve yapay zekâ destekli görsel efektler kullanılarak hazırlandı. Yapay zekâ, Ortaç'ın çocukluk fotoğrafları, gençlik yılları ve güncel sahneler arasında akıcı geçişler sağlayarak izleyiciyi geçmişten günümüze bir yolculuğa çıkarıyor. Bu teknik, klibe hem nostaljik bir dokunuş hem de modern bir estetik kazandırıyor.

    Klipte kullanılan yapay zekâ algoritması, görüntü işleme ve stil transferi üzerine kurulmuş bir sistemle çalışıyor. Görseller, renk paletleri ve ışıklandırma ayarları otomatik olarak optimize edilerek her sahneye uygun bir atmosfer yaratılıyor. Bu sayede klip, geleneksel müzik videolarından farklı olarak dinamik ve sürükleyici bir izleme deneyimi sunuyor.

    Emre Grafson yapımcılığındaki proje, dijital müzik platformları üzerinden yayınlanıyor. Şarkının yayınlandığı platformlar arasında Spotify, Apple Music ve YouTube Music gibi popüler hizmetler bulunuyor. İlk haftada elde edilen dinlenme sayıları ve sosyal medyadaki etkileşimler, klibin yenilikçi yaklaşımının ilgi çektiğini gösteriyor.

    Serdar Ortaç, müzik kariyerinde teknolojik yenilikleri benimseyen nadir sanatçılardan biri olarak öne çıkıyor. "Kal Be Gönlüm" ve yapay zekâ destekli klibi, sanatçının hem müzikal hem de görsel alanda sınırları zorlamaya devam ettiğini işaret ediyor. Bu tür projeler, yerli müzik endüstrisinde dijital dönüşümün hızını artırabilir.

    AI YORUMU

    Yapay zekâ destekli bir klip, müzik sektöründe teknolojik yeniliklerin pratik bir örneği olarak dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, özellikle genç dinleyiciler ve dijital içerik üreticileri arasında yeni bir etkileşim biçimi yaratabilir. Sanatçının uzun vadeli hayran kitlesi, klibin görsel zenginliğinden fayda sağlayacak ve dijital platformlarda daha fazla dinlenme elde edebilir. İlerleyen dönemde benzer yapay zekâ uygulamalarının daha fazla sanatçı tarafından benimsenmesi, müzik videolarının üretim süreçlerini yeniden şekillendirebilir.

    Haberin tam sayfası →

    Dünya
    Hindistan'da şaşırtıcı olay: Göz çukurundan tam gelişmiş diş çıktı

    Hindistan'da yaşayan 16 yaşındaki bir genç, kaş bölgesindeki ağrısız şişliğin sertleşmesi üzerine hastaneye başvurdu. Yapılan tetkiklerde, gencin sol göz çukurunda tamamen gelişmiş bir köpek dişi bulunduğu tespit edildi. Ektopik diş adı verilen bu durum, diş dokusunun ağız dışındaki farklı bir bölgede gelişmesiyle ortaya çıkıyor.

    • Olay Hindistan'da 16 yaşındaki bir erkekte görüldü.
    • Sol göz çukurundan ameliyatla tamamen gelişmiş bir köpek dişi çıkarıldı.
    • Literatürdeki 61 vakalık bir derlemeye göre bu dokular en sık maksiller sinüste yer alıyor.

    Tıp dünyasında nadir rastlanan anomalilerden biri, geçtiğimiz günlerde Asya kıtasından gelen bir vakayla yeniden gündeme geldi. Sol göz kapağı ile kaşı arasında bir aydır herhangi bir ağrı yaratmayan şişlik fark eden genç hasta, derinin altından beyaz ve sert iki ucun çıkması üzerine sağlık kuruluşuna müracaat etti. Uzmanların gerçekleştirdiği detaylı taramalar, bu sertliğin kaynağının ağız boşluğundan bağımsız bir konumda büyüyen eksiksiz bir diş olduğunu ortaya koydu.

    Tıbbi literatürde ektopik diş olarak tanımlanan bu durum, diş dokularının olağan gelişim rotasını izlemeyerek bedenin bambaşka bir noktasında sürmesini ifade ediyor. Bu tür yapılar süt dişi olabileceği gibi kalıcı dişler veya fazladan üretilmiş dokular şeklinde de karşımıza çıkabiliyor. Uzmanlar insan yüzünün embriyonik dönemde farklı hücre gruplarının birleşmesiyle şekillendiğini, bu süreçteki ufak sapmaların dişlerin anormal yerleşimine zemin hazırlayabildiğini belirtiyor.

    Gelişimsel farklılıkların yanı sıra fiziksel travmalar, geçmişteki dental operasyonlar ve çeşitli kistler de üst çene bölgesindeki benzer tabloların olası nedenleri arasında gösteriliyor. Öte yandan hastanın geçmişinde herhangi bir travma öyküsünün bulunmaması, hekimlerin bu vakada kesin bir tetikleyici faktör saptamasını engelledi. Daha önce yayımlanan vakalar incelendiğinde, bu tür dişlerin çoğunlukla elmacık kemiğinin arkasındaki maksiller sinüs boşluğunda yerleştiği görülüyor.

    Burun boşluğu, damak, çene eklemi ve göz çukuru gibi bölgeler ise ektopik dişlerin görülebildiği diğer sıra dışı lokasyonlar arasında bulunuyor. Bazı durumlarda uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeden kalabilen bu yapılar; ilerleyen süreçte ağrı, baş ağrısı, şişlik veya çene hareketlerinde kısıtlılık gibi problemlere yol açabiliyor. Kesin müdahale kararı ise dişin bulunduğu konum ve çevre dokulara verdiği zararlar göz önünde bulundurularak veriliyor.

    Herhangi bir şikayete neden olmayan vakalarda sadece tıbbi takip yeterli görülürken, enfeksiyon riski veya çevre yapılara baskı durumunda cerrahi operasyon şart hale geliyor. Bilgisayarlı tomografi gibi ileri görüntüleme teknikleriyle dokunun konumu önceden haritalandırılıyor ve riskli bölgelerden uzak bir cerrahi planı yapılıyor. Operasyon sonrasında çıkarılan dişin yerine yenisinin gelmediği, ancak bu tip anomalisi bulunan bireylerde farklı noktalarda benzer yapılara rastlanabileceği için hastaların düzenli olarak izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

    AI YORUMU

    İnsan anatomisinin embriyonik gelişim evresindeki kusursuz işleyişinin ne kadar hassas bir dengede olduğunu gösteren bu tür vakalar, modern tıbbın tanı olanaklarının hayati önemini bir kez daha kanıtlıyor. Ağız dışı bölgelerde gelişen dental dokuların erken evrede fark edilmemesi, ilerleyen dönemde göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlar bırakma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle rutin sağlık kontrolleri ve beklenmeyen doku değişimlerinde uzman görüşü almak hayati önem arz ediyor.

    Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler