PİYASA
Gündem

Sabri Ülker Vakfı, İstanbul Science Summit 2026 zirvesine ev sahipliği yaptı

Sabri Ülker Vakfı, İstanbul Science Summit 2026 zirvesine ev sahipliği yaptı Fotoğraf: Neha kotary · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Özet

Farklı ülkelerden uzmanların katıldığı İstanbul Science Summit 2026, çocukların sağlıklı gelişimine odaklandı. Sabri Ülker Vakfı ev sahipliğinde gerçekleşen iki günlük zirvede küresel iş birliği çağrısı yapıldı.

Öne çıkanlar

  • Altı farklı ülkeden uzmanlar İstanbul Science Summit 2026 zirvesinde buluştu.
  • Zirve Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı ev sahipliğinde düzenlendi.
  • Çocukların sağlıklı beslenmesi ve gelişimi için uluslararası ortak adımlar tartışıldı.

Haberin Detayı

Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı öncülüğünde ve The Nutrition Society iş birliğiyle hayata geçirilen İstanbul Science Summit 2026, küresel ölçekte pek çok ismi aynı masada buluşturdu. Gıda, beslenme ile sağlık disiplinlerini bir araya getiren buluşma, çocukların sağlıklı gelişim süreçlerine yönelik uluslararası deneyimlerin aktarılmasına zemin hazırladı. Türkiye, İngiltere, ABD, Japonya, Norveç ve Pakistan gibi ülkelerden gelen halk sağlığı uzmanları ile araştırmacılar başkentte değil İstanbul'da ortak akıl aradı.

Fotoğraf: M RAHIL 2004 · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Toplantının açılış oturumunda siyaset ve iş dünyasından üst düzey isimler de yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti'nin son Başbakanı ve 28. TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker katılımcılara hitap etti. Ayrıca Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İsrafil Kışla ve TÜSEB Başkan Yardımcısı Murat Sargın da zirveyi takip edenler arasındaydı.

Vakıf Başkanı Yahya Ülker açılış konuşmasında, bilimsel kanıtların günlük yaşamda karşılık bulmasının şart olduğunu vurguladı. Çocukların yeterli ve dengeli beslenme hakkına erişiminin tüm dünyanın ortak sorumluluğu olduğuna işaret eden Yahya Ülker, araştırmaların sonuçlarını uygulamaya taşıma çağrısı yaptı. Bilimin sınırları aşan gücüyle her çocuğun gelişimini destekleyecek somut çözümler üretilmesi gerektiği ifade edildi.

İki gün sürecek olan uluslararası program boyunca çocuk sağlığını etkileyen faktörler derinlemesine masaya yatırılıyor. Farklı coğrafyalardan gelen akademisyenler kendi ülkelerindeki araştırmaları paylaşarak ortak mesajlar veriyor. Zirvenin sonunda elde edilecek bilimsel birikimin ailelerin ve toplumların yararına sunulması hedefleniyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Çocuk sağlığına yönelik küresel politikaların oluşturulmasında akademik paylaşımlar tek başına yeterli kalmayıp yerel uygulamalarla desteklenmelidir. Zirvede altı farklı ülkenin bir araya gelmesi, sınır ötesi beslenme sorunlarına karşı ortak stratejilerin geliştirilmesi açısından doğrudan bir fırsat yaratıyor. Eğer bu uluslararası buluşmadan çıkan veriler yerel eğitim politikalarına entegre edilmezse, üretilen bilimsel çözümler sahadaki karşılığını bulmakta gecikebilir.

Kaynak: CNN Türk Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Gündem
• CNN Türk
Pedodontistlerden uyarı: Bebeklerde biberon çürüğü riski artıyor
Fotoğraf: CNN Türk

Erken çocukluk çağı diş çürükleri, bebeklik dönemindeki yanlış beslenme alışkanlıkları ve gece biberon kullanımı nedeniyle tehlike saçıyor. Uzmanlar, doğumdan itibaren düzenli ağız bakımının şart olduğunu vurguluyor.

  • 0-3 yaş arası görülen erken çocukluk çağı çürükleri diş kaybına yol açabiliyor.
  • Gece biberonla süt veya şekerli sıvı tüketimi diş sağlığını doğrudan tehdit ediyor.
  • İlk diş hekimi muayenesinin 6 ay ile 1 yaş arasında yapılması öneriliyor.

Çocuklarda erken yaşlarda ihmal edilen ağız ve diş bakımı, ilerleyen süreçlerde kalıcı hasarlara zemin hazırlayabiliyor. 6 yaşından küçük çocuklarda görülen çürük lezyonları, dolgulu süt dişleri veya erken diş kayıpları erken çocukluk çağı çürüğü olarak tanımlanıyor. Özellikle 0-3 yaş aralığında sıklıkla rastlanan bu durum, hatalı beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantı gösteriyor.

Uzmanlar, bebeklere gece uykusundan önce biberonla süt veya şekerli içecekler verilmesinin risk oluşturduğunu belirtiyor. Bunun yanı sıra emziklerin bal ya da reçel gibi gıdalara batırılarak verilmesi de diş yapısının bozulmasında rol oynuyor. Diş çürüklerine neden olan bakterilerin aile bireyleri ile bakıcıların tükürüğü aracılığıyla bebeklere geçebildiği de biliniyor.

Ortak kaşık ve çatal kullanımı, biberon sıcaklığının ebeveynler tarafından ağız yoluyla kontrol edilmesi veya yere düşen emziğin temizlenmeden verilmesi bakteri geçişini kolaylaştırıyor. Cips, bisküvi, kraker ve gazlı içecekler gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalar diş plağındaki asit üretimini tetikliyor. Yapışkan gıdaların ağızda uzun süre kalması ise çürük oluşumunu hızlandıran diğer etkenler arasında yer alıyor.

Bu tür sorunların önüne geçebilmek adına doğumdan itibaren bebeklerin ağız bakımına başlanması gerekiyor. Her beslenme sonrasından sonra bebeğe su içirilmesi ve gece ile sabah beslenmelerinin ardından ağız içinin temiz bir tülbentle sililmesi öneriliyor. İlk dişlerin çıkmasıyla birlikte düzenli temizliğe geçilmesi ve ilk diş hekimi kontrolünün 1 yaşından önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor.

AI YORUMU

Erken yaşlarda kazanılan yanlış beslenme alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda çocukların hem fiziksel sağlığını hem de diş yapısını kalıcı olarak etkiliyor. 0-3 yaş aralığındaki bebeklerin gece biberonla uyutulması gibi alışkanlıklar, diş minesinin henüz gelişim aşamasında zarar görmesine yol açıyor. Ebeveynlerin tükürük yoluyla bakteri bulaştırma riskine karşı daha dikkatli olması ve ilk diş hekimi muayenesini 6 ay ile 1 yaş arasında yaptırması bu tabloda belirleyici bir rol oynuyor. Önlem alınmadığı takdirde erken yaşta yaşanan diş kayıpları çene gelişimini de olumsuz etkiliyor.

Kaynak: CNN Türk Haberin tam sayfası →

Gündem
• CNN Türk
Çocuklarda geniz eti büyümesi uyku ve işitmeyi tehdit ediyor
Fotoğraf: CNN Türk

Çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesi, burun tıkanıklığının yanı sıra uyku kalitesini ve işitmeyi olumsuz etkiliyor. Kulak burun boğaz uzmanları, beş yaşından sonra küçülme eğilimi gösteren bu sorunun cerrahi müdahale gerektirmeyebileceğini belirtiyor.

  • Geniz eti büyümesi beş yaşından sonra genellikle küçülme eğilimi gösteriyor.
  • Alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyona yol açabiliyor.
  • Medikal tedavi yanıt vermezse cerrahi seçenekler değerlendiriliyor.

Çocuk sağlığında sıkça karşılaşılan geniz eti büyümesi, yalnızca burun tıkanıklığı yaratmakla kalmıyor; uyku düzenini, işitme yetisini ve konuşma kabiliyetini de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bu dokunun büyüklüğünden ziyade çocuk üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin asıl odak noktası olması gerektiğini vurguluyor. Uzun süren şikayetlerin göz ardı edilmemesi, ileride yaşanabilecek kalıcı sorunların önüne geçilmesi açısından büyük bir gereklilik oluşturuyor.

Bademcikler ile geniz eti, bağışıklık sisteminin lenfoid dokuları arasında yer alsa da vücuttaki konumları birbirinden tamamen ayrılıyor. Bademcikler boğazın iki yanında fark edilirken, geniz eti burnun arkasında yer alıyor ve dışarıdan bakıldığında doğrudan görülemiyor. Çocuklarda bu iki doku aynı anda büyüme gösterebileceği gibi yalnızca biri de hacim kazanabiliyor.

Alerjik rahatsızlıklar, geniz etiyle ilgili şikayetlerin şiddetlenmesinde rol oynayabiliyor. Alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyon tetikleyerek mevcut durumu kötüleştirebiliyor. Bu tür vakalarda öncelikli olarak alerjinin kontrol altına alınması hedefleniyor ve bazı hastalarda steroidli spreyler veya burun yıkama gibi medikal çözümlerle belirgin rahatlama sağlanabiliyor.

Geniz etinin yapısı gereği beş yaşından sonra küçülmeye başladığı ve erişkinlik döneminde gerilediği biliniyor. Ancak ailelerin nasıl olsa küçülecek beklentisiyle uyku apnesi veya işitme kaybı gibi ciddi belirtileri uzun süre bekletmesi sakıncalı bulunuyor. Devam eden ağız solunumu, geniz akıntısı ve kronik enfeksiyonlar çocuklarda ağız kokusu gibi ek sorunlara da zemin hazırlayabiliyor.

Dokunun hava geçişini engellemesi durumunda ses tonunda kapalılık ve genizden gelen bir konuşma tarzı ortaya çıkabiliyor. Orta kulakta sıvı birikmesi ve işitme kaybı gelişmesi ise küçük yaş gruplarındaki dil gelişimini dolaylı yoldan sekteye uğratabiliyor. Sürekli ağız solunumu, gece solunum bozuklukları ve kalıcı kulak sıvıları gibi tablolarda cerrahi müdahale gündeme geliyor.

AI YORUMU

Beş yaş sınırından sonra gerileme beklentisiyle şikayetlerin yıllarca evde izlenmesi, çocukların işitme ve konuşma gelişiminde telafisi güç kayıplara yol açabilir. Kulak burun boğaz uzmanının işaret ettiği gibi dokunun milimetrik boyutundan ziyade hastanın günlük yaşamındaki nefes ve uyku kalitesi tedavi kararını belirlemelidir. Medikal yöntemlerin sonuç vermediği uyku apnesi vakalarında cerrahi geciktirilmemelidir.

Kaynak: CNN Türk Haberin tam sayfası →

Gündem
• Sözcü Yaşam

Balık yerken boğaza takılan kılçıkları temizlemek amacıyla ekmek tüketmek ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Uzmanlar yanlış müdahalelerin dokularda kalıcı yaralanmalar oluşturabileceğini vurguluyor.

  • Balık kılçığı için ekmek yemek riskli yaralanmalara yol açabiliyor.
  • Pirinç veya muz yutma yöntemleri de güvenli sonuçlar vermiyor.
  • Yanlış müdahaleler boğaz bölgesinde tahribatı artırabiliyor.

Sofraların vazgeçilmezi olan balığı tükettiğimiz anlarda yaşanan kazalar, yanlış alışkanlıklar yüzünden daha tehlikeli bir boyuta ulaşabiliyor. Yemek sırasında boğaza batan küçük kemikleri temizlemek amacıyla halk arasında bilinen bazı pratik yöntemler uygulanıyor. Özellikle ekmek içi yutmak, pirinç yemek veya muzla bastırmaya çalışmak en sık başvurulan refleksler arasında yer alıyor. Ancak sağlık uzmanları bu geleneksel yöntemlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ve durumu daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor.

Aktarılan son bilgilere göre kılçığı ortadan kaldırmak için gıda ürünlerini doğrudan yutmak sorunu çözmek yerine büyütüyor. Boğazda sıkışan sert ve sivri yapılı kemikler, itme kuvvetiyle birlikte hassas dokulara daha derin saplanabiliyor. Bu durum yemek borusunda çizilmelere, yırtılmalara ve hatta enfeksiyon riskine zemin hazırlıyor. Yanlış yapılan her hamle, uzman müdahalesini zorunlu kılan cerrahi riskleri beraberinde getiriyor.

Halk arasında yaygın olan bu tür ezbere dayalı uygulamalar yerine bilinçli adımlar atmak büyük önem taşıyor. Kılçık batması durumunda evde zorlama yöntemleri denemek yerine en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Uzman hekimler uygun aletler ve steril koşullarda müdahale ederek olası komplikasyonların önüne geçebiliyor. Kendi kendine tedavi etme çabaları ise hastane süreçlerini daha da karmaşık hale getirebiliyor.

AI YORUMU

Halk arasında yaygın olarak bilinen ekmekle yutma taktiği, boğaz dokularına zarar vererek sorunu daha da derinleştiriyor. Küçük bir kılçığı yok etmeye çalışırken yemek borusunda oluşabilecek yırtılmalar hastanede müdahale gerektiren acil vakalara dönüşebilir. Bu nedenle evde zorlama yöntemleri denemek yerine doğrudan uzman desteği almak her zaman en güvenli yoldur. Yanlış bir hamle, basit bir takılmayı ciddi bir operasyona çevirebilir.

Kaynak: Sözcü Yaşam Haberin tam sayfası →

Gündem
• Yeni Şafak
Canan Karatay'dan Zayıflama İğneleri İçin Hayati Uyarı
Fotoğraf: Yeni Şafak

Prof. Dr. Canan Karatay, kilo kontrolü amacıyla kullanılan zayıflama iğnelerinin ani ölümlere ve çeşitli organ yetmezliklerine yol açabileceğini belirterek bilinçsiz kullanıma karşı uyarıda bulundu. Hekim kontrolünün şart olduğunu vurgulayan Karatay, doğal beslenme alışkanlıklarına dönülmesi gerektiğini kaydetti.

  • Zayıflama iğneleri böbrek, karaciğer ve kalp sağlığını tehlikeye atabiliyor.
  • Canan Karatay ilaçların ani ölümlere neden olabileceğini savundu.
  • Beslenmede iki öğün sistemi ve doğal probiyotikler öneriliyor.

Günümüzde kilo vermek isteyen bireylerin sıklıkla tercih ettiği zayıflama iğneleri, tıp dünyasında tartışılmaya devam ediyor. Prof. Dr. Canan Karatay, bu tür ilaçların bilinçsiz tüketiminin hayati riskler barındırdığını ifade ederek kamuoyunu uyardı. Söz konusu ürünlerin etken maddelerine ve hastanın tıbbi geçmişine göre farklılık gösterdiğini belirten Karatay, doktor kontrolü olmadan tedaviye başlanmaması gerektiğini dile getirdi.

İlaçların vücuttaki pek çok sistem üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini aktaran Karatay; böbrek yetmezliği, zihinsel bulanıklık, safra kesesi problemleri ve kalp krizi riskine dikkat çekti. Tedavi sürecinin uzman hekimler tarafından planlanmasının şart olduğunu belirten uzman isim, bazı ürünlerin tip 2 diyabet tedavisinde kullanılırken bazılarının obezite yönetimi için uygulandığını hatırlattı.

Açıklamalarında doğal beslenmenin önemine de değinen Karatay, vücudun gereksinimlerinin işlenmemiş gıdalarla karşılanması gerektiğini vurguladı. Tarihsel referanslara da yer veren Karatay, on birinci yüzyılda İbn-i Sina'nın iki öğün beslenmeyi önerdiğini hatırlatarak üç öğünün hastalık getirebileceğini savundu. Günlük yaşantıda su tüketiminin artırılmasını ve tuzun tamamen hayattan çıkarılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

AI YORUMU

Canan Karatay'ın zayıflama iğneleri hakkındaki bu sert uyarıları, popüler kültürün yarattığı hızlı kilo verme baskısının tıbbi risklerini tekrar tartışmaya açıyor. Özellikle böbrek, kalp ve karaciğer gibi hayati organları tehdit eden bu tür farmakolojik müdahalelerin reçetesiz ya da bilinçsiz şekilde internet üzerinden temin edilmesi, ilerleyen dönemde daha büyük sağlık krizlerine yol açabilir. Bu nedenle bireylerin sosyal medyadaki zayıflama trendleri yerine uzman hekimlerin yönlendirmelerine kulak vermesi hayati önem taşıyor.

Kaynak: Yeni Şafak Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…