Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündem
Çocuklarda geniz eti büyümesi uyku ve işitmeyi tehdit ediyor
•2 dk okuma
Paylaş
HGündem
Fotoğraf: CNN Türk
Özet
Çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesi, burun tıkanıklığının yanı sıra uyku kalitesini ve işitmeyi olumsuz etkiliyor. Kulak burun boğaz uzmanları, beş yaşından sonra küçülme eğilimi gösteren bu sorunun cerrahi müdahale gerektirmeyebileceğini belirtiyor.
Öne çıkanlar
Geniz eti büyümesi beş yaşından sonra genellikle küçülme eğilimi gösteriyor.
Alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyona yol açabiliyor.
Medikal tedavi yanıt vermezse cerrahi seçenekler değerlendiriliyor.
Haberin Detayı
Çocuk sağlığında sıkça karşılaşılan geniz eti büyümesi, yalnızca burun tıkanıklığı yaratmakla kalmıyor; uyku düzenini, işitme yetisini ve konuşma kabiliyetini de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bu dokunun büyüklüğünden ziyade çocuk üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin asıl odak noktası olması gerektiğini vurguluyor. Uzun süren şikayetlerin göz ardı edilmemesi, ileride yaşanabilecek kalıcı sorunların önüne geçilmesi açısından büyük bir gereklilik oluşturuyor.
Bademcikler ile geniz eti, bağışıklık sisteminin lenfoid dokuları arasında yer alsa da vücuttaki konumları birbirinden tamamen ayrılıyor. Bademcikler boğazın iki yanında fark edilirken, geniz eti burnun arkasında yer alıyor ve dışarıdan bakıldığında doğrudan görülemiyor. Çocuklarda bu iki doku aynı anda büyüme gösterebileceği gibi yalnızca biri de hacim kazanabiliyor.
Alerjik rahatsızlıklar, geniz etiyle ilgili şikayetlerin şiddetlenmesinde rol oynayabiliyor. Alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyon tetikleyerek mevcut durumu kötüleştirebiliyor. Bu tür vakalarda öncelikli olarak alerjinin kontrol altına alınması hedefleniyor ve bazı hastalarda steroidli spreyler veya burun yıkama gibi medikal çözümlerle belirgin rahatlama sağlanabiliyor.
Geniz etinin yapısı gereği beş yaşından sonra küçülmeye başladığı ve erişkinlik döneminde gerilediği biliniyor. Ancak ailelerin nasıl olsa küçülecek beklentisiyle uyku apnesi veya işitme kaybı gibi ciddi belirtileri uzun süre bekletmesi sakıncalı bulunuyor. Devam eden ağız solunumu, geniz akıntısı ve kronik enfeksiyonlar çocuklarda ağız kokusu gibi ek sorunlara da zemin hazırlayabiliyor.
Dokunun hava geçişini engellemesi durumunda ses tonunda kapalılık ve genizden gelen bir konuşma tarzı ortaya çıkabiliyor. Orta kulakta sıvı birikmesi ve işitme kaybı gelişmesi ise küçük yaş gruplarındaki dil gelişimini dolaylı yoldan sekteye uğratabiliyor. Sürekli ağız solunumu, gece solunum bozuklukları ve kalıcı kulak sıvıları gibi tablolarda cerrahi müdahale gündeme geliyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Beş yaş sınırından sonra gerileme beklentisiyle şikayetlerin yıllarca evde izlenmesi, çocukların işitme ve konuşma gelişiminde telafisi güç kayıplara yol açabilir. Kulak burun boğaz uzmanının işaret ettiği gibi dokunun milimetrik boyutundan ziyade hastanın günlük yaşamındaki nefes ve uyku kalitesi tedavi kararını belirlemelidir. Medikal yöntemlerin sonuç vermediği uyku apnesi vakalarında cerrahi geciktirilmemelidir.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
İstanbul Kongre Merkezi'ndeki konser sonrasında fenalaşan kişilerin hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmada adli tıp raporları tamamlandı. İstanbul Valisi Davut Gül, ölümlerin konser alanında tüketilen gıdalardan değil, kullanılan farklı uyuşturucu maddelerden kaynaklandığını açıkladı.
Konser sonrası fenalaşan üç kişiden ikisi hayatını kaybetti, birinin tedavisi sürüyor.
Adli tıp raporlarında kurbanların farklı uyuşturucu maddeler kullandığı tespit edildi.
İstanbul Valisi Davut Gül, soruşturmada gıda zehirlenmesi ihtimalinin bulunmadığını belirtti.
İstanbul'da gerçekleştirilen müzik etkinliğinin ardından yaşanan trajik olayla ilgili adli süreç çok yönlü şekilde devam ediyor. Kongre merkezindeki organizasyona katılan üç katılımcı, gece yarısından sonra saat 03.15 civarında aniden rahatsızlanarak yere yığıldı. Etkinlik alanındaki kalabalık arasında durumun fark edilmesi üzerine acil sağlık ekiplerine çağrıda bulunuldu.
Olay yerine hızla intikal eden sağlık görevlileri, durumu ağır olan kişilere ilk müdahaleyi yaptıktan sonra ambulanslarla Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk etti. Hastane acil servisinde doktorların tüm çabalarına rağmen genç katılımcılardan ikisi kurtarılamadı. Yoğun bakım ünitesine alınan diğer kişinin ise tıbbi takip ve tedavisine devam ediliyor.
Yaşanan ani kayıpların ardından ilk aşamada şüpheli gıda veya içecek zehirlenmesi ihtimali üzerinde durulmuştu. Ancak yürütülen soruşturma kapsamında yetkili birimler tarafından toplanan gıda numuneleri incelemeye alınırken, adli tıp kurumundan gelen detaylı raporlar olayın seyrini değiştirdi. Uzman incelemeleri sonucunda, hayatını kaybeden kişilerin vücudunda farklı uyuşturucu maddelere rastlandı.
Konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendiren İstanbul Valisi Davut Gül, iddialara netlik kazandırdı. Vali Gül, yaşanan acı olayın konser organizasyonuyla ya da mekanda satılan yiyecek ve içeceklerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını vurguladı. Elde edilen adli tıp verilerinin, kurbanların farklı uyuşturucu türleri kullandığını net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade eden yetkililer, adli soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü belirtti.
AI YORUMU
Resmî makamların yaptığı açıklamalar, toplumsal olaylarda bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi açısından belirleyici bir rol oynuyor. Olayın gıda zehirlenmesi olmadığının adli tıp bulgularıyla kanıtlanması, benzer kalabalık organizasyonlardaki güvenlik ve denetim önlemlerinin sorgulanmasına yol açıyor. Bu tür trajediler, özellikle gençlerin katıldığı büyük etkinliklerde madde bağımlılığı riskinin ne kadar ölümcül sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor. Denetimlerin sadece mekan içiyle sınırlı kalmayıp madde tedarik ağlarına da odaklanması, benzer kayıpların yaşanmaması için kritik bir gerekliliktir.
Kurumların güncel jeolojik çalışmalarıyla Türkiye'nin deprem risk haritası ve diri fay hatları yeniden listelendi. Şanlıurfa Karaköprü'deki 5,4 büyüklüğündeki sarsıntı sonrasında vatandaşların e-Devlet üzerinden bina zemin ivme değerlerini ve fay mesafelerini sorgulama talebi arttı. Çıkarılan tabloda birinci derece tehlikeli iller ile güvenli kabul edilen kentler ayrıştırıldı.
Şanlıurfa Karaköprü'de 7,39 kilometre derinlikte 5,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
MTA diri fay haritası 13 yıllık saha incelemelerinin ardından güncellendi.
e-Devlet üzerindeki interaktif sistemle mahalle bazında zemin ivme değerleri öğrenilebiliyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından açıklanan son verilere göre Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde sabah 10.40 sularında 5,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Yerin yaklaşık 7,39 kilometre derinliğinde gerçekleşen bu hareketlilik çevre vilayetlerden de hissedildi. Yaşanan hareketlilik sonrasında vatandaşlar binalarının yer aldığı zemin koşullarını ve yakınlarındaki kırık hatlarını öğrenmek üzere resmî kaynaklara yöneldi.
Uzun soluklu saha araştırmaları neticesinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü diri fay haritasını 13 yılın ardından güncelledi. Yeni tespitlerle beraber hem birinci derece tehlike kuşağında kalan yerleşimler hem de görece daha korunaklı dördüncü ve beşinci kuşak bölgeler kamuoyuyla paylaşıldı. İzmir, Balıkesir, Kocaeli, Sakarya, Hatay ve Erzincan gibi çok sayıda şehir doğrudan aktif kırık hatlarının üzerinde kalan birinci grupta listelendi.
Konutlarının altından aktif fay zonu geçip geçmediğini kontrol etmek isteyenler e-Devlet kapısına başvuruyor. Kullanıcılar bu dijital servis aracılığıyla oturdukları mahallenin zemin ivme parametrelerine ve en yakın diri fay hattı mesafesine kolaylıkla ulaşabiliyor.
Orta ve düşük tehlike sınıfında sayılan iller de haritada ayrı gruplara ayrıldı. İstanbul, Adana, Erzurum ve Kahramanmaraş gibi merkezler ikinci ve üçüncü derece kategorilerinde yer buldu. Diri faylardan uzaklığı ve yer kabuğu özellikleri nedeniyle Sinop, Giresun, Trabzon, Rize, Ankara, Karaman ve Niğde gibi yerleşimler ise sarsıntı olasılığının dördüncü ve beşinci derecede kaldığı en korunaklı iller olarak açıklandı.
AI YORUMU
Konut satın alırken veya kiralarken yalnızca dairenin iç tasarımına bakma alışkanlığı terk edilmelidir. e-Devlet üzerindeki interaktif haritadan bina koordinatlarının zemin ivme değerlerini sorgulamak her mülk sahibi ve kiracı için temel güvenlik adımı haline gelmeli. AFAD listesinde güvenli grupta yer alan illerde bile yerel zemin gevşekliği yıkıcı etkiler doğurabilir. Şayet bu dijital kontrol kültürü yaygınlaşmazsa 5,4 büyüklüğündeki orta ölçekli sarsıntılar dahi kentlerde gereksiz panik üretmeyi sürdürür.
Ege Üniversitesi yerleşkesinde yüzlerce köpeğin gece yarısı toplanmasına karşı düzenlenen eylemler uluslararası boyuta taşındı. Bornova Belediyesi ve çevik kuvvet desteğiyle gerçekleştirilen operasyon, New York Times Meydanı'ndaki ekranlarda protesto edildi.
Ege Üniversitesi yerleşkesinden yaklaşık 100 köpek gece yarısı baskınıyla toplandı.
İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları, öğrencilerin bakımını üstlendiği alanın basıldığını duyurdu.
Protestolar ABD'ye sıçrayarak Times Meydanı'ndaki dev ekranlara yansıdı.
İzmir'de bulunan Ege Üniversitesi kampüsünde öğrencilerin kendi imkanlarıyla baktığı kapalı yaşam alanına yönelik gece yarısı operasyonu tepki çekmeye devam ediyor. Üniversite rektörlüğünün talebi doğrultusunda Bornova Belediyesi ve çevik kuvvet ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen baskında yaklaşık 100 köpeğin toplandığı bildirildi. Bölgedeki hayvanların büyük kısmının alındığını belirten öğrenciler ve yaşam hakkı savunucuları, müdahale sırasında polis şiddetiyle karşılaştıklarını ifade etti.
Yerel düzeyde başlayan eylemler ve tepkiler kısa süre içinde uluslararası alana da taşındı. Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrindeki Times Meydanı'nda yer alan dev dijital ekranlardan birinde konuyla ilgili bir mesaj yayımlandı. Ekranlara yansıtılan ifadelerde, kampüsteki hayvanların durumuna dikkat çekilerek geri getirilmesi çağrısı yapıldı.
İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları tarafından sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntüler ve açıklamalar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yapılan açıklamalarda, öğrencilerin koruma kollama sorumluluğunu üstlendiği alanın hedef alındığı savunuldu. Baskın sürecinde yaşananlara sessiz kalmayacaklarını belirten topluluk üyeleri, karşılaştıkları uygulamalara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.
AI YORUMU
Yerel idari kararların ve kampüs içi operasyonların artık sadece yerel sınırlarla sınırlı kalmayıp küresel bir kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kalabileceği görülüyor. Yaklaşık 100 hayvanın hedef alındığı bu tarz gece operasyonları, kent sakinleri ile yerel yönetimler arasındaki güven bağını zedeliyor. Kararın mahiyeti, hayvan hakları savunucuları ile üniversite yönetimi arasındaki çatışmayı derinleştirirken, benzer süreçlerin ilerleyen dönemde daha fazla uluslararası platformda gündeme gelme ihtimalini artırıyor.
Türkiye'nin asrın felaketinin ardından yürüttüğü kapsamlı yeniden inşa süreci, Rusya medyasında geniş yankı uyandırdı. Haberde, şantiyelerdeki yoğun mesai sayesinde günlük 550 konut üretildiği vurgulandı.
Yoğun dönemde saatte 23 ve günde 550 kalıcı konut üretiliyor.
Çalışmalarda 174 farklı bölgede 3 bin 481 şantiye kuruldu.
Süreçte yaklaşık 200 bin mimar, mühendis ve işçi görev alıyor.
Kahramanmaraş merkezli sarsıntıların ardından başlatılan çalışmalar, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Moskova merkezli yayın organlarından Komsomolskaya Pravda, Türkiye'deki kalıcı yerleşke hamlelerini okuyucularına aktardı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonundaki faaliyetlerin yalnızca konut yapımıyla sınırlı kalmadığı özellikle belirtildi.
Altyapı projeleri ve tarihi kent merkezlerinin canlandırılması sürecin en önemli ayaklarını oluşturuyor. Depremin 15'inci gününde ilk temeller atılırken, kırsal kesimdeki ilk evler 45'inci günde hak sahiplerine teslim edildi. Binlerce noktada eş zamanlı sürdürülen faaliyetlerde yaklaşık 200 bin çalışan ter döküyor.
Tarihi yapıların ihyası kapsamında Hatay'daki Uzun Çarşı ve Asi Nehri çevresi öncelikli olarak ele alınıyor. Malatya, Kahramanmaraş ve Adıyaman merkezlerinde de ticari alanlar ve ofisler hızla yükseliyor. Bu hamleler, bölgenin yalnızca barınma ihtiyacını değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamını da ayağa kaldırmayı amaçlıyor.
Altyapı yatırımları kapsamında 11 ili kapsayan 11 bin kilometreyi aşan içme suyu ve kanalizasyon hattı yenileniyor. İskenderun sahilinde ise 3,5 kilometrelik alanı kapsayan kıyı düzenleme projesi yürütülüyor. Ayrıca Hatay ile Kahramanmaraş'ta kurulan tesislerde enkaz atıkları geri dönüştürülüyor.
AI YORUMU
Uluslararası medya organlarının bu devasa operasyonu manşetlerine taşıması, sahadaki lojistik kapasitenin büyüklüğünü tescilliyor. Yaklaşık 200 bin çalışanın aynı anda görev yaptığı 3 bin 481 şantiye, benzeri görülmemiş bir insan kaynağı yönetimini işaret ediyor. Bu durum, yalnızca barınma krizini çözmekle kalmayıp bölgenin ekonomik akışını da doğrudan hızlandırıyor. Eğer bu devasa üretim hızı kesintisiz sürerse, hedeflenen nüfus yerleşimi planlanan takvimden daha kısa sürede tamamlanabilir.