Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Sağlık
İzmirli Ömer Asaf, 9 yıl arayla ikinci kez böbrek nakliyle güldü
•2 dk okuma
Paylaş
HSağlık
iFotoğraf: U.S. Navy Photo by Mass Communication Specialist 2nd Class Mark Logico · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
İzmir'de yaşayan on bir yaşındaki Ömer Asaf Öztürk, kadavradan bulunan uygun organla 9 yıl arayla ikinci kez böbrek nakli geçirdi. Ev hemodiyalizi tedavisiyle yıllarca bekleyen çocuk, gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde sağlığına kavuştu.
Öne çıkanlar
Ömer Asaf, 9 yıl arayla ikinci kez böbrek nakli oldu.
Çocuk, 3 yıl boyunca ev hemodiyalizi tedavisi gördü.
Uygun organ kadavradan bulunarak Çiğli'de nakledildi.
Haberin Detayı
İzmir'in Aliağa ilçesinde dünyaya gelen Ömer Asaf Öztürk, hayatının ilk yıllarından bu yana böbrek rahatsızlığıyla mücadele ediyordu. Henüz anne karnında gelişmeyen böbreği nedeniyle bebeklik döneminde diyaliz tedavisine başlanan çocuk, ilk cerrahi müdahalesini iki yaşında geçirdi. Babasının kuzeninden alınan böbreğin nakledilmesiyle yıllarını geçiren Ömer Asaf'ın sağlık tablosu, organın yedi yıl sonra yetmezlik göstermesiyle yeniden olumsuz yöne evrildi.
Fotoğraf: Chief Petty Officer Michael Ard · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
İkinci nakil için kadavra listesine yazılan çocuk, son iki yıldır evinde hemodiyaliz tedavisi görerek yaşamını sürdürüyordu. Ailenin uzun süredir beklediği sevindirici haber yaklaşık bir ay önce ulaştı ve Çiğli'deki özel hastanede operasyon gerçekleştirildi. Kadavradan sağlanan böbreğin başarılı şekilde uyum sağlamasıyla Ömer Asaf, kateter cihazlarından kurtularak normal hayatına dönmeye başladı.
Ameliyatın ardından yaşadığı ağrıların hafiflediğini belirten küçük çocuk, dışarı çıkıp arkadaşlarıyla vakit geçirme hayalini kurduğunu dile getirdi. Anne Emine Öztürk ise iki yıldır telefonunu yastığının altında tutarak organ haberini beklediğini ifade etti. Ailenin kendi geçmişinde de nakil deneyimleri bulunurken, anne organ bağışının önemine dikkat çekerek herkesi duyarlı olmaya çağırdı.
Operasyonu gerçekleştiren Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, ilk nakledilen organın kronik süreçte reddedilmesi nedeniyle yetmezlik geliştiğini kaydetti. Hastanenin nakil sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü ise yeni takılan böbreğin gayet iyi çalıştığını ve hastanın kısa sürede toparlandığını aktardı. Sağlığına kavuşan Ömer Asaf, uzun süren diyaliz sürecinin ardından evine ve sosyal hayatına yeniden adım attı.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Kronik böbrek yetmezliğiyle mücadele eden çocuk hastaların organ nakline erişim süreci, uzun bekleme listeleri nedeniyle ciddi zorluklar barındırıyor. Ömer Asaf'ın dokuz yıl arayla ikinci kez ameliyat masasına yatması, ilk nakledilen organların ömrünün sınırlı olabileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Ev hemodiyaliziyle geçen üç yıllık süreç, hastaların yaşam kalitesini doğrudan düşüren en büyük engeller arasında yer alıyor. Kadavradan bağış oranlarının artırılması, benzer durumda bekleyen binlerce çocuk için tek kalıcı çözüm olmayı sürdürüyor.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Erzurum'da doku uyumsuzluğu nedeniyle 9 kez kadavra çağrısından eli boş dönen 60 yaşındaki böbrek hastası, doğum gününde yapılan operasyonla diyalizden kurtuldu. Giresun'dan getirilen organla sağlığına kavuşan hasta, mutluluk gözyaşı döktü.
Altmış yaşındaki hasta, 11 yıllık diyaliz tedavisini doğum gününde bitirdi.
Daha önceki 9 çağrıda doku uyumsuzluğu engeline takılan hasta sevinç yaşadı.
Giresun'dan sevk edilen uygun kadavra organ Erzurum'da başarıyla nakledildi.
Haftanın üç günü diyaliz cihazına bağlanmak zorunda kalan altmış yaşındaki hasta, daha önce kadavradan nakil için dokuz kez çağrılmasına rağmen doku uyumsuzluğu engeliyle karşılaşmıştı.
Son olarak Giresun'da beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin bağışlanan organının doku testlerinde uygun sonuç vermesi üzerine süreç hızla başlatıldı. Doç. Dr. Necip Altundaş yönetimindeki cerrahi ekip tarafından gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı ve yeni böbrek hastaya nakledildi.
Tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından diyalizden kurtulan Demir, operasyon gününün kendi doğum gününe denk gelmesiyle ayrı bir mutluluk yaşadı. Merkezdeki doktorlara ve hemşirelere teşekkür eden hasta, organ bağışının önemine dikkat çekerek toplumun bu konuda daha duyarlı olmasını istedi.
Merkez Müdürü Doç. Dr. Altundaş ise kadavradan organ bağışının ülbede ve bölgede yeterli düzeyde olmadığını vurguladı. Canlı vericili nakillerin iki kişide risk oluşturduğunu belirten uzmanlar, kadavra bağışlarının artmasının tedavi süreçlerini daha güvenli kıldığını ifade etti.
AI YORUMU
Kadavradan organ bağışının düşük seviyelerde kalması, listede yıllarca bekleyen hastalar için hayati riskleri artırmaya devam ediyor. Metin Demir örneğinde dokuz başarısız denemenin ardından gelen bu başarı, sistemin işleyebilmesi için bağış havuzunun ne denli kritik olduğunu gösteriyor. Canlı vericilerdeki çift yönlü cerrahi riskler göz önüne alındığında, kadavra bağış oranlarının artırılması binlerce kronik hastanın yaşam kalitesini doğrudan belirleyen temel etken konumundadır.
Sindirim sisteminde karbonhidratları fermente ederek kana doğrudan alkol karıştıran nadir bir rahatsızlık tıp dünyasınca incelendi. Ekmek veya makarna gibi gıdaların tüketilmesinin ardından bireylerde alkol almadan ağır sarhoşluk belirtileri görülebiliyor.
Makarna ve ekmek gibi karbonhidratlar bağırsakta fermente olarak doğrudan kana etanol salgılıyor.
Rahatsızlığa maya mantarlarının yanı sıra Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae bakterileri neden oluyor.
Hastalarda peltek konuşma, denge kaybı ve ağır akşamdan kalmalık tablosu ortaya çıkıyor.
Tıp dünyasında oto-bira fabrikası sendromu olarak adlandırılan sindirim sistemi rahatsızlığı, karbonhidrat tüketiminin ardından vücutta kendiliğinden alkol üretilmesiyle ortaya çıkıyor. Uzman isimlerin yürüttüğü incelemeler, günlük beslenmede yer alan makarna ve ekmek gibi gıdaların bağırsaktaki mikroorganizmalar yoluyla fermente olduğunu belgeliyor. Bu süreç sonucunda açığa çıkan etanol doğrudan kan dolaşımına karışarak bireylerde hiç alkol alınmamasına rağmen sarhoşluk hali yaratıyor.
Nature Microbiology dergisinde yer alan araştırmalar, durumun kökeninde yalnızca maya mantarlarının bulunmadığını ortaya koyuyor. Bağırsak florasında aşırı çoğalan Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae türü bakterilerin de bu biyokimyasal mekanizmayı tetiklediği saptandı. Aşırı antibiyotik kullanımı, Crohn hastalığı, kısa bağırsak sendromu ve kontrolsüz diyabet gibi rahatsızlıkların söz konusu bakteriyel artışı hızlandırdığı kaydediliyor.
Vücudun sürekli olarak içsel etanole maruz kalması, ilerleyen dönemlerde siroz benzeri ağır karaciğer yağlanmaları ile doku harabiyetlerine zemin hazırlıyor. Sadece bir dilim ekmek tüketiminin ardından kanındaki alkol seviyesi yükselen hastalarda şiddetli beyin sisi, motor koordinasyon kaybı, bulantı ve peltek konuşma gibi sorunlar baş gösteriyor. Trafik kontrollerinde yüksek alkollü çıkmak veya iş yerinde yanlış suçlamalarla karşılaşmak ise hastalar açısından hukuki krizleri tetikliyor.
Tanı aşamasında hekim gözetiminde uygulanan glikoz yükleme testleri ile kandaki etanol artışı ölçümleniyor. Tedavi protokollerinde ise hedefe yönelik antimikrobiyal ilaçlar, sıfır karbonhidrat içeren diyet programları ve bağırsak florasını düzenleyen mikrobiyota nakli gibi yöntemler öne çıkıyor. Toplumda yeterince bilinmeyen bu sendromun doğru teşhis edilmesinin, hastaların asılsız alkolizm suçlamalarından korunmasında hayati rol oynadığı belirtiliyor.
AI YORUMU
Bireylerin tükettiği karbonhidratların bağırsakta etanol üretmesi, tıbbi teşhislerin ne denli karmaşık olabileceğini net biçimde gösteriyor. Özellikle trafik denetimlerinde veya iş yaşamında haksız yere alkol suçlamasıyla karşılaşan hastalar için bu sendromun bilimsel olarak kanıtlanması hukuki süreçlerde kurtarıcı bir rol üstleniyor. Eğer bağırsak florasındaki dengesizlikler antimikrobiyal tedavilerle kontrol altına alınmazsa, karaciğer dokusunda kalıcı hasarlar kaçınılmaz hale gelecektir. Toplum genelinde bu rahatsızlığa dair farkındalığın artması, yanlış tanıların ve sosyal mağduriyetlerin önüne geçilmesini sağlayabilir.
Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ultrason cihazı üretim tesisi kurulacağını duyurdu. Tesis, yerli üretimin artması ve sağlık sektöründeki ithalat bağımlılığının azaltılması hedefiyle planlanıyor. Hükümet, projeyi önümüzdeki birkaç yıl içinde hayata geçirmeyi planlıyor.
Yeni tesis, ultrason cihazı üretimini yerelleştirecek
Bakan Memişoğlu, projeyi Türkiye’nin sağlık altyapısını güçlendirmek amacıyla açıkladı
Tesis, ithalat bağımlılığını azaltmayı hedefliyor
Bakan Memişoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sağlık politikası kapsamında, Türkiye’de ultrason cihazı üretim tesisi kurulacağını açıkladı. Gündemdeki açıklamada, yerli üretimin artırılması ve sağlık sektöründe bağımlılığın azaltılması vurgulandı. Yeni tesisin kurulacağı konum ve teknik detaylar henüz açıklanmamış olsa da, projenin sağlık sektörüne uzun vadeli katkı sağlaması bekleniyor. Bakan, ülke genelinde tıbbi ekipman üretiminin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti. Projenin, uluslararası rekabet ortamında Türkiye’nin sağlık ekipman üreticileri arasında yerini sağlamlaştırması hedefleniyor. Bu adım, yerli üreticilere destek ve ihracat potansiyelini artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. İlgili bakanlık, projeyi önümüzdeki birkaç yıl içinde hayata geçireceğini ifade etti. Projenin detaylarının ve zaman çizelgesinin ilerleyen dönemlerde kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.
AI YORUMU
Bakan Memişoğlu’nun açıklaması, uluslararası sağlık ekipman pazarında yerli üretimin artması yönünde somut bir adım olarak değerlendirilmeli. Projenin henüz konum ve teknik detayları açıklanmamış olması, risk faktörünü yükseltirken, ithalat bağımlılığının azaltılması yönündeki potansiyel fayda büyük. Bu bağlamda, yerli üreticiler için rekabet avantajı ve sağlık sektöründeki istihdam artışı gibi somut sonuçlar beklenebilir.
Giresun'da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye giden altmış yedi yaşındaki hastada tıp literatürüne geçecek nadir bir anomali tespit edildi. Uzman ürologlar, dünyada yalnızca üç kişide rastlanan bu karmaşık vakada başarılı bir operasyon gerçekleştirdi.
Dünyada sadece dördüncü kez görülen pelvik böbrek anomalili mesane kanseri operasyonu Giresun'da yapıldı.
Altmış yedi yaşındaki hastanın leğen kemiğinde yer alan böbreğinde dört atardamar ve üç toplardamar saptandı.
Operasyonu gerçekleştiren dört kişilik üroloji ekibi, hastanın böbrek fonksiyonlarını tamamen korumayı başardı.
Karın ağrısı ve kanama şikayetiyle Giresun Prof. Dr. İlhan Özdemir Devlet Hastanesi'ne müracaat eden altmış yedi yaşındaki Ferhat Çakır üzerinde yapılan incelemelerde tıp dünyasını şaşırtan bir durumla karşılaşıldı. Yapılan tetkiklerde hastanın böbreğinin normal yerinde değil leğen kemiği içerisinde ve mesaneye yakın konumlandığı anlaşıldı. Bu anatomik farklılığın yanı sıra mesane kasına ilerleyen kanser tespiti üzerine doktorlar radikal bir cerrahi müdahale kararı aldı.
Daha önce dünya genelinde yalnızca üç vakada bildirilen ve Türkiye'de bir ilk olan bu özel durum için detaylı bir hazırlık süreci yürütüldü. Ameliyat öncesinde anjiyografi görüntülerini inceleyen uzmanlar, hastanın böbreğinde dördü atardamar ve üçü toplardamar olmak üzere yedi damar bulunduğunu belirledi. Tümör yayılımını temizlerken bu damarların ve böbreğin zarar görmemesi için cerrahi ekip büyük bir hassasiyet gösterdi.
Op. Dr. Burhan Özdemir, Op. Dr. Ertürk Altun, Op. Dr. Olcay Yıldırım ve Op. Dr. Hakan Keskin'den oluşan üroloji ekibi operasyon sırasında mesaneyi tamamen alarak üriner diversiyon işlemi uyguladı. Kapalı yöntemle alınan ilk parçanın ardından planlanan bu büyük operasyonla hem kanserli doku uzaklaştırıldı hem de hastanın böbrek fonksiyonları eksiksiz korundu. Uzmanlar, idrarda kanama şikayetinin ciddiye alınması gerektiğini ve erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı.
Hastalığın risk faktörleri arasında ileri yaş ve sigara kullanımının öne çıktığını belirten hekimler, matbaa, tekstil ile deri sektöründe çalışanların mesleki maruziyet açısından risk altında olabileceğine dikkat çekti. Başarılı geçen ameliyatın ardından sağlığına kavuşan hastanın durumu iyi giderken, bu tür karmaşık vakaların devlet hastanelerinde de başarıyla tedavi edilebileceği kanıtlanmış oldu.
AI YORUMU
Nadir görülen anatomik varyasyonların tedavisinde cerrahi ekibin tecrübesi, ameliyatın başarısını doğrudan belirleyen en temel unsurdur. Dünya genelinde sadece üç vakada rastlanan bir anomalinin Türkiye'de başarıyla çözülmesi, devlet hastanelerindeki donanım ve uzmanlık seviyesinin geldiği noktayı somut bir şekilde ortaya koyuyor. İdrarda kanama gibi belirtilerin ihmal edilmesi durumunda kanserin mesane kasına ilerlemesi kaçınılmaz bir risk oluşturuyor. Bu nedenle erken evrede yapılan tetkikler, hastaların yaşam kalitesini doğrudan koruyan en kritik adımdır.