Erken çocukluk çağı diş çürükleri, bebeklik dönemindeki yanlış beslenme alışkanlıkları ve gece biberon kullanımı nedeniyle tehlike saçıyor. Uzmanlar, doğumdan itibaren düzenli ağız bakımının şart olduğunu vurguluyor.
Öne çıkanlar
0-3 yaş arası görülen erken çocukluk çağı çürükleri diş kaybına yol açabiliyor.
Gece biberonla süt veya şekerli sıvı tüketimi diş sağlığını doğrudan tehdit ediyor.
İlk diş hekimi muayenesinin 6 ay ile 1 yaş arasında yapılması öneriliyor.
Haberin Detayı
Çocuklarda erken yaşlarda ihmal edilen ağız ve diş bakımı, ilerleyen süreçlerde kalıcı hasarlara zemin hazırlayabiliyor. 6 yaşından küçük çocuklarda görülen çürük lezyonları, dolgulu süt dişleri veya erken diş kayıpları erken çocukluk çağı çürüğü olarak tanımlanıyor. Özellikle 0-3 yaş aralığında sıklıkla rastlanan bu durum, hatalı beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantı gösteriyor.
Uzmanlar, bebeklere gece uykusundan önce biberonla süt veya şekerli içecekler verilmesinin risk oluşturduğunu belirtiyor. Bunun yanı sıra emziklerin bal ya da reçel gibi gıdalara batırılarak verilmesi de diş yapısının bozulmasında rol oynuyor. Diş çürüklerine neden olan bakterilerin aile bireyleri ile bakıcıların tükürüğü aracılığıyla bebeklere geçebildiği de biliniyor.
Ortak kaşık ve çatal kullanımı, biberon sıcaklığının ebeveynler tarafından ağız yoluyla kontrol edilmesi veya yere düşen emziğin temizlenmeden verilmesi bakteri geçişini kolaylaştırıyor. Cips, bisküvi, kraker ve gazlı içecekler gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalar diş plağındaki asit üretimini tetikliyor. Yapışkan gıdaların ağızda uzun süre kalması ise çürük oluşumunu hızlandıran diğer etkenler arasında yer alıyor.
Bu tür sorunların önüne geçebilmek adına doğumdan itibaren bebeklerin ağız bakımına başlanması gerekiyor. Her beslenme sonrasından sonra bebeğe su içirilmesi ve gece ile sabah beslenmelerinin ardından ağız içinin temiz bir tülbentle sililmesi öneriliyor. İlk dişlerin çıkmasıyla birlikte düzenli temizliğe geçilmesi ve ilk diş hekimi kontrolünün 1 yaşından önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Erken yaşlarda kazanılan yanlış beslenme alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda çocukların hem fiziksel sağlığını hem de diş yapısını kalıcı olarak etkiliyor. 0-3 yaş aralığındaki bebeklerin gece biberonla uyutulması gibi alışkanlıklar, diş minesinin henüz gelişim aşamasında zarar görmesine yol açıyor. Ebeveynlerin tükürük yoluyla bakteri bulaştırma riskine karşı daha dikkatli olması ve ilk diş hekimi muayenesini 6 ay ile 1 yaş arasında yaptırması bu tabloda belirleyici bir rol oynuyor. Önlem alınmadığı takdirde erken yaşta yaşanan diş kayıpları çene gelişimini de olumsuz etkiliyor.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Çocuklarda sık görülen kasık fıtığı kendiliğinden iyileşmezken, cerrahi tedavinin geciktirilmesi organlarda kalıcı hasara neden olabiliyor. Uzmanlar aileleri şüpheli şişlikler konusunda dikkatli olmaya çağırıyor.
Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre 5 ila 8 kat daha sık görülüyor.
Şişlik çocuk ağladığında veya ıkındığında belirginleşip sakinleşince kaybolabiliyor.
Tedavinin gecikmesi durumunda sıkışan organlarda kalıcı hasar riski bulunuyor.
Çocuklarda sıklıkla rastlanan cerrahi problemlerin başında gelen kasık fıtığı, bebeklerde ve erken doğanlarda ciddi sağlık riskleri barındırıyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İrfan Serdar Arda, ailelerin kasık bölgesindeki belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Tanı konulmasının ardından vakit kaybetmeden uygun cerrahi müdahalenin planlanması şart koşuluyor.
Rahatsızlığın en belirgin bulgusu kasık bölgesinde ortaya çıkan şişlikler olarak öne çıkıyor. Bu şişliklerin boyutu çocuk güldüğünde, ağladığında veya ıkındığında artarken, çocuk yattığında veya sakinleştiğinde ortadan kaybolabiliyor. Erkek çocuklarında kızlara oranla yaklaşık 5 ila 8 kat daha fazla görülen bu durum, erken doğan bebekleri de risk grubunda bırakıyor.
Fıtık kesesinin içine sıklıkla bağırsaklar girerken, kız çocuklarında yumurtalıkların da bu kesede yer alabileceği belirtiliyor. Karın içine geri dönemeyen organların kan dolaşımının bozulması kalıcı hasarlara zemin hazırlıyor. Erkek çocuklarda ise testislerin kanlanması bu durumdan olumsuz etkilenebilecek riskler arasında yer alıyor.
Şişliğin sertleşmesi, karın içine dönmemesi, kusma ve ağrı gibi belirtiler acil tıbbi müdahale gerektiriyor. Kasık fıtığının kendiliğinden kapanma ihtimali bulunmadığından tek çözüm cerrahi onarım olarak uygulanıyor. Genel anestezi altında yapılan ve günübirlik gerçekleştirilen operasyonlarla fıtık kesesi çevre dokulardan ayrılarak bağlanıyor.
AI YORUMU
Erken teşhis edilmeyen kasık fıtıkları, ilerleyen süreçte doku kaybına varan kritik riskleri beraberinde getiriyor. Erkek çocuklarında kızlara kıyasla 8 kata varan oranlarda görülmesi, bu gruptaki bebeklerin çok daha yakından izlenmesini zorunlu kılıyor. Ailelerin şişlik gibi belirtileri fark ettiği anda vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması, olası acil durumların önüne geçilmesinde tek etkili yoldur.
Çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesi, burun tıkanıklığının yanı sıra uyku kalitesini ve işitmeyi olumsuz etkiliyor. Kulak burun boğaz uzmanları, beş yaşından sonra küçülme eğilimi gösteren bu sorunun cerrahi müdahale gerektirmeyebileceğini belirtiyor.
Geniz eti büyümesi beş yaşından sonra genellikle küçülme eğilimi gösteriyor.
Alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyona yol açabiliyor.
Medikal tedavi yanıt vermezse cerrahi seçenekler değerlendiriliyor.
Çocuk sağlığında sıkça karşılaşılan geniz eti büyümesi, yalnızca burun tıkanıklığı yaratmakla kalmıyor; uyku düzenini, işitme yetisini ve konuşma kabiliyetini de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bu dokunun büyüklüğünden ziyade çocuk üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin asıl odak noktası olması gerektiğini vurguluyor. Uzun süren şikayetlerin göz ardı edilmemesi, ileride yaşanabilecek kalıcı sorunların önüne geçilmesi açısından büyük bir gereklilik oluşturuyor.
Bademcikler ile geniz eti, bağışıklık sisteminin lenfoid dokuları arasında yer alsa da vücuttaki konumları birbirinden tamamen ayrılıyor. Bademcikler boğazın iki yanında fark edilirken, geniz eti burnun arkasında yer alıyor ve dışarıdan bakıldığında doğrudan görülemiyor. Çocuklarda bu iki doku aynı anda büyüme gösterebileceği gibi yalnızca biri de hacim kazanabiliyor.
Alerjik rahatsızlıklar, geniz etiyle ilgili şikayetlerin şiddetlenmesinde rol oynayabiliyor. Alerjik rinit, burun ve geniz bölgesinde kronik inflamasyon tetikleyerek mevcut durumu kötüleştirebiliyor. Bu tür vakalarda öncelikli olarak alerjinin kontrol altına alınması hedefleniyor ve bazı hastalarda steroidli spreyler veya burun yıkama gibi medikal çözümlerle belirgin rahatlama sağlanabiliyor.
Geniz etinin yapısı gereği beş yaşından sonra küçülmeye başladığı ve erişkinlik döneminde gerilediği biliniyor. Ancak ailelerin nasıl olsa küçülecek beklentisiyle uyku apnesi veya işitme kaybı gibi ciddi belirtileri uzun süre bekletmesi sakıncalı bulunuyor. Devam eden ağız solunumu, geniz akıntısı ve kronik enfeksiyonlar çocuklarda ağız kokusu gibi ek sorunlara da zemin hazırlayabiliyor.
Dokunun hava geçişini engellemesi durumunda ses tonunda kapalılık ve genizden gelen bir konuşma tarzı ortaya çıkabiliyor. Orta kulakta sıvı birikmesi ve işitme kaybı gelişmesi ise küçük yaş gruplarındaki dil gelişimini dolaylı yoldan sekteye uğratabiliyor. Sürekli ağız solunumu, gece solunum bozuklukları ve kalıcı kulak sıvıları gibi tablolarda cerrahi müdahale gündeme geliyor.
AI YORUMU
Beş yaş sınırından sonra gerileme beklentisiyle şikayetlerin yıllarca evde izlenmesi, çocukların işitme ve konuşma gelişiminde telafisi güç kayıplara yol açabilir. Kulak burun boğaz uzmanının işaret ettiği gibi dokunun milimetrik boyutundan ziyade hastanın günlük yaşamındaki nefes ve uyku kalitesi tedavi kararını belirlemelidir. Medikal yöntemlerin sonuç vermediği uyku apnesi vakalarında cerrahi geciktirilmemelidir.
İstanbul'da etkili olan şiddetli sağanağın ardından dere yatağında kalan Ayazağa Atatürk Stadı iş makineleriyle yıkıldı. Sel felaketinin altıncı gününde ekipler bölgede enkaz kaldırma çalışmalarını sürdürüyor.
Selin altıncı gününde Ayazağa Atatürk Stadı'nın enkazı tamamen kaldırılıyor.
Dere ıslah çalışmaları kapsamında yatakta bulunan yapıların tahliyesi sürüyor.
14 Ekim'de yaşanan sağanak yağış mahallede su baskınlarına neden olmuştu.
İstanbul'da geçtiğimiz hafta ortasında etkisini gösteren kuvvetli yağmur, kent genelinde su baskınlarına ve taşkınlara yol açtı. Yağıştan en çok etkilenen yerleşim yerlerinden biri olan Sarıyer'in Ayazağa Mahallesi'nde altyapı önlemleri kapsamında harekete geçildi. Bölgedeki riskleri ortadan kaldırmak amacıyla yetkililer dere ıslah projelerini devreye soktu.
Islah hamlesi çerçevesinde dere yatağı güzergâhında bulunan yapılar arasında yer alan Ayazağa Atatürk Stadı için yıkım kararı alındı. Alandaki yapıların ortadan kaldırılmasının hemen ardından molozların toplanması için geniş çaplı bir çalışma başlatıldı. Felaketin altıncı gününe girilirken belediye ekipleri iş makineleriyle moloz tahliyesini hızlandırdı.
Saha içerisinde biriken yıkıntı atıkları kamyonlara yüklenerek bölgeden uzaklaştırılıyor. Havadan çekilen son görüntülerde, spor tesisinin bulunduğu alanın büyük ölçüde boşaltıldığı ve temizlik faaliyetlerinin aralıksız devam ettiği net bir şekilde görülebiliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte dere yatağının güvenli hâle getirilmesi amaçlanıyor.
Yaşanan taşkın felaketinin ardından atılan bu adım, bölge sakinlerinin güvenliğini artırmayı hedefliyor. Ekiplerin yürüttüğü faaliyetler sayesinde su akışının rahatlatılması ve olası benzer afetlerin önlenmesi planlanıyor.
AI YORUMU
Altyapı güvenliği odaklı bu yıkım kararı, kentsel planlamada su yataklarının boş bırakılması gerektiğinin somut bir göstergesidir. 14 Ekim'deki sağanağın ardından alınan bu tedbir, benzer felaketlerin tekrar yaşanmaması adına bölge halkı için hayati bir koruma sağlayacaktır. Planlanan ıslah çalışmalarının zamanında bitirilmemesi durumunda gelecek yağmurlarda aynı risklerin tekrarlanması kaçınılmazdır.
Kırşehir'de düzenlenen kaçakçılık operasyonunda binlerce filtreli sigara kağıdı ele geçirildi. Ekiplerin çalışması sonucunda bir şüpheli gözaltına alındı.
Operasyonda toplam 172 bin makaron ele geçirildi.
Ele geçirilen makaronların 30 bininin dolu olduğu açıklandı.
Adreslerde 30 kilogram kıyılmış tütün ve iki dolum makinesi bulundu.
Kırşehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent genelinde kaçakçılık faaliyetlerinin engellenmesi amacıyla yürüttüğü saha çalışmalarına yenilerini ekledi. Ekipler, yürütülen istihbarat ve analiz çalışmaları neticesinde belirlenen adreslere yönelik operasyon için düğmeye bastı.
Şüpheli M.D.'nin ikametgahında ve iş yerinde gerçekleştirilen aramalarda, piyasaya sürülmeye hazır kaçak ürünler mercek altına alındı. Yapılan detaylı incelemelerde, binlerce filtrelenmiş sigara kağıdı ile tütün işleme ekipmanları muhafaza altına alındı.
Güvenlik güçlerinin adreste bulduğu materyaller arasında otuz bin adet dolu makaronun yanı sıra yüz kırk iki bin adet boş makaron yer aldı. Ayrıca tütün ticaretinde kullanılan otuz kilogram kıyılmış tütün ile iki adet dolum makinesi de ele geçirilen malzemeler arasında kaydedildi.
Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüpheli M.D. hakkında adli işlem başlatılırken, ele geçirilen yasa dışı ürünler emniyete götürüldü. Emniyet birimlerinin tütün kaçakçılığıyla mücadelesine kararlılıkla devam edeceği bildirildi.
AI YORUMU
Kaçak tütün ve doldurulmuş makaron ticaretine yönelik bu tür operasyonlar, vergi kayıplarının önlenmesi ve piyasa dengesinin korunması adına denetimlerin sıklığını artırıyor. Bu süreçte otuz bin dolu ürünün ele geçirilmesi, merdiven altı üretim zincirinin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Yasa dışı ticaretle uğraşan şüpheliler için adli süreçler hız kazanırken, tüketicilerin denetlenmeyen bu ürünler nedeniyle karşılaştığı sağlık riskleri de ortadan kalkıyor. Benzer denetimlerin artması, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede caydırıcı bir etki yaratıyor.