Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Gündem
Çocuk cerrahisi uzmanı uyardı: Bebeklerde kasık fıtığı ihmale gelmez
•1 dk okuma
Paylaş
HGündem
iFotoğraf: U.S. Navy photo by Mass Communication Specialist 2nd Class Jonathen E. Davis · Kamu malı · Wikimedia Commons
Özet
Çocuklarda sık görülen kasık fıtığı kendiliğinden iyileşmezken, cerrahi tedavinin geciktirilmesi organlarda kalıcı hasara neden olabiliyor. Uzmanlar aileleri şüpheli şişlikler konusunda dikkatli olmaya çağırıyor.
Öne çıkanlar
Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre 5 ila 8 kat daha sık görülüyor.
Şişlik çocuk ağladığında veya ıkındığında belirginleşip sakinleşince kaybolabiliyor.
Tedavinin gecikmesi durumunda sıkışan organlarda kalıcı hasar riski bulunuyor.
Haberin Detayı
Çocuklarda sıklıkla rastlanan cerrahi problemlerin başında gelen kasık fıtığı, bebeklerde ve erken doğanlarda ciddi sağlık riskleri barındırıyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İrfan Serdar Arda, ailelerin kasık bölgesindeki belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Tanı konulmasının ardından vakit kaybetmeden uygun cerrahi müdahalenin planlanması şart koşuluyor.
Fotoğraf: U.S. Department of Defense Current Photos U.S. Marine Corps photo by Lance Cpl. J. Gage Ka · Kamu malı · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons
Rahatsızlığın en belirgin bulgusu kasık bölgesinde ortaya çıkan şişlikler olarak öne çıkıyor. Bu şişliklerin boyutu çocuk güldüğünde, ağladığında veya ıkındığında artarken, çocuk yattığında veya sakinleştiğinde ortadan kaybolabiliyor. Erkek çocuklarında kızlara oranla yaklaşık 5 ila 8 kat daha fazla görülen bu durum, erken doğan bebekleri de risk grubunda bırakıyor.
Fıtık kesesinin içine sıklıkla bağırsaklar girerken, kız çocuklarında yumurtalıkların da bu kesede yer alabileceği belirtiliyor. Karın içine geri dönemeyen organların kan dolaşımının bozulması kalıcı hasarlara zemin hazırlıyor. Erkek çocuklarda ise testislerin kanlanması bu durumdan olumsuz etkilenebilecek riskler arasında yer alıyor.
Şişliğin sertleşmesi, karın içine dönmemesi, kusma ve ağrı gibi belirtiler acil tıbbi müdahale gerektiriyor. Kasık fıtığının kendiliğinden kapanma ihtimali bulunmadığından tek çözüm cerrahi onarım olarak uygulanıyor. Genel anestezi altında yapılan ve günübirlik gerçekleştirilen operasyonlarla fıtık kesesi çevre dokulardan ayrılarak bağlanıyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Erken teşhis edilmeyen kasık fıtıkları, ilerleyen süreçte doku kaybına varan kritik riskleri beraberinde getiriyor. Erkek çocuklarında kızlara kıyasla 8 kata varan oranlarda görülmesi, bu gruptaki bebeklerin çok daha yakından izlenmesini zorunlu kılıyor. Ailelerin şişlik gibi belirtileri fark ettiği anda vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması, olası acil durumların önüne geçilmesinde tek etkili yoldur.
Kaynak:
CNN Türk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
İstanbul merkezli on dört ilde gerçekleştirilen operasyonda insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlayan şebeke çökertildi. Türk vatandaşı kadınların yurt dışına yönlendirilerek sekiz yüz on kez yumurta satışı yaptığı ortaya çıktı.
Operasyonda kırk bir kadın tarafından sekiz yüz on kez yumurta satışı yapıldığı saptandı.
Üreme hücrelerinin tanesinin altmış ila seksen euro arasında değişen fiyatlarla el değiştirdiği tespit edildi.
Baskınlarda bir örgüt lideri ve iki kadın hastalıkları uzmanı dahil elli üç şüpheli hedef alındı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturmada dikkat çekici bulgulara ulaşıldı. CİMER üzerinden iletilen ihbarlar neticesinde başlatılan incelemeler, Türkiye ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Gürcistan hatlarında işleyen yasadışı bir zinciri gözler önüne serdi. İletişim trafikleri ve mali hareketlilikler incelenerek şebekenin çalışma modeli çözüldü.
Elde edilen delillere göre organize şekilde hareket eden yapının Türk vatandaşı kadınları hedef aldığı belirlendi. Yurt dışındaki merkezlere yönlendirilen donörlerin maddi menfaat karşılığında yumurta satışı gerçekleştirdiği saptandı. Soruşturma dosyasına yansıyan rakamlara göre kırk bir farklı kadın toplamda sekiz yüz on kez bu ticarete dahil oldu. Hücrelerin her birinin altmış ila seksen euro arasında değişen bedellerle alıcı bulduğu anlaşıldı.
Eş zamanlı olarak İstanbul'un da aralarında bulunduğu on dört ilde düzenlenen baskınlarda geniş çaplı bir şebeke deşifre edildi. Operasyon kapsamında bir örgüt lideri, beş yönetici, kırk bir donör kadın, iki kadın hastalıkları ve uzmanı ile dört seyahat organizatörü olmak üzere toplam elli üç şüpheli şahıs hakkında adli süreç başlatıldı. Güvenlik güçlerinin çalışmaları sonucunda yakalanan şüpheli sayısı kırk ikiye yükseldi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyunu bilgilendiren açıklamalarda bulundu. İnsan bedeni üzerinden kazanç sağlayan yapılanmalara asla müsamaha gösterilmeyeceğini vurgulayan Gürlek, soruşturmayı yürüten adli merciler ile emniyet güçlerine teşekkür etti. Operasyonun derinleştirilerek devam edeceği ve bağlantıların tüm yönleriyle araştırıldığı bildirildi.
AI YORUMU
Yasal ve tıbbi denetimlerin dışına çıkarak insan bedenini ticari meta haline getiren bu tür organizasyonlar, sağlık sistemi üzerindeki denetim eksikliklerini gözler önüne seriyor. Soruşturma dosyasında geçen sekiz yüz on gibi yüksek bir işlem hacmi, denetim mekanizmalarının ne kadar kritik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle üreme hücrelerinin altmış ila seksen euro gibi düşük bedellerle el değiştirmesi, ekonomik kırılganlıkların suç şebekeleri tarafından nasıl istismar edildiğini gösteriyor. Benzer operasyonların artmaması için sınır ötesi sağlık turizmi ve klinik denetimlerinin çok daha sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekiyor.
Erken çocukluk çağı diş çürükleri, bebeklik dönemindeki yanlış beslenme alışkanlıkları ve gece biberon kullanımı nedeniyle tehlike saçıyor. Uzmanlar, doğumdan itibaren düzenli ağız bakımının şart olduğunu vurguluyor.
0-3 yaş arası görülen erken çocukluk çağı çürükleri diş kaybına yol açabiliyor.
Gece biberonla süt veya şekerli sıvı tüketimi diş sağlığını doğrudan tehdit ediyor.
İlk diş hekimi muayenesinin 6 ay ile 1 yaş arasında yapılması öneriliyor.
Çocuklarda erken yaşlarda ihmal edilen ağız ve diş bakımı, ilerleyen süreçlerde kalıcı hasarlara zemin hazırlayabiliyor. 6 yaşından küçük çocuklarda görülen çürük lezyonları, dolgulu süt dişleri veya erken diş kayıpları erken çocukluk çağı çürüğü olarak tanımlanıyor. Özellikle 0-3 yaş aralığında sıklıkla rastlanan bu durum, hatalı beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantı gösteriyor.
Uzmanlar, bebeklere gece uykusundan önce biberonla süt veya şekerli içecekler verilmesinin risk oluşturduğunu belirtiyor. Bunun yanı sıra emziklerin bal ya da reçel gibi gıdalara batırılarak verilmesi de diş yapısının bozulmasında rol oynuyor. Diş çürüklerine neden olan bakterilerin aile bireyleri ile bakıcıların tükürüğü aracılığıyla bebeklere geçebildiği de biliniyor.
Ortak kaşık ve çatal kullanımı, biberon sıcaklığının ebeveynler tarafından ağız yoluyla kontrol edilmesi veya yere düşen emziğin temizlenmeden verilmesi bakteri geçişini kolaylaştırıyor. Cips, bisküvi, kraker ve gazlı içecekler gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalar diş plağındaki asit üretimini tetikliyor. Yapışkan gıdaların ağızda uzun süre kalması ise çürük oluşumunu hızlandıran diğer etkenler arasında yer alıyor.
Bu tür sorunların önüne geçebilmek adına doğumdan itibaren bebeklerin ağız bakımına başlanması gerekiyor. Her beslenme sonrasından sonra bebeğe su içirilmesi ve gece ile sabah beslenmelerinin ardından ağız içinin temiz bir tülbentle sililmesi öneriliyor. İlk dişlerin çıkmasıyla birlikte düzenli temizliğe geçilmesi ve ilk diş hekimi kontrolünün 1 yaşından önce gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor.
AI YORUMU
Erken yaşlarda kazanılan yanlış beslenme alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda çocukların hem fiziksel sağlığını hem de diş yapısını kalıcı olarak etkiliyor. 0-3 yaş aralığındaki bebeklerin gece biberonla uyutulması gibi alışkanlıklar, diş minesinin henüz gelişim aşamasında zarar görmesine yol açıyor. Ebeveynlerin tükürük yoluyla bakteri bulaştırma riskine karşı daha dikkatli olması ve ilk diş hekimi muayenesini 6 ay ile 1 yaş arasında yaptırması bu tabloda belirleyici bir rol oynuyor. Önlem alınmadığı takdirde erken yaşta yaşanan diş kayıpları çene gelişimini de olumsuz etkiliyor.
Uzmanlar, erkeklerde 50 yaşından sonra görülen iyi huylu prostat büyümesinin doğrudan kansere yol açmadığını belirtiyor. İdrar şikayetleri ve PSA yüksekliği gibi bulguların ayrıntılı tetkiklerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
İyi huylu prostat büyümesi kansere dönüşmez ancak aynı kişide birlikte görülebilir.
50 yaşından sonra sık idrara çıkma ve akışta zayıflama gibi şikayetler artar.
PSA yüksekliği tek başına kanser tanısı koydurmaz; ileri tetkik ve biyopsi gerekebilir.
İlerlemiş yaşlardaki erkeklerin en büyük sağlık endişeleri arasında yer alan prostat rahatsızlıkları, belirtileri ortaya çıktığında hemen kanser korkusunu tetikliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Ayrancı, iyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanserinin tamamen farklı iki süreç olduğunu ve doğrudan birbirine dönüşmediğini aktarıyor.
İyi huylu prostat büyümesi, tıp dilindeki adıyla BPH, prostat bezindeki hücrelerin sayıca artması sonucunda gelişiyor. Büyüyen bu doku idrar kanalına baskı yaratarak tuvalet alışkanlıklarında aksamalara neden olabiliyor. Buna karşın prostat kanseri, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü huylu bir tablo olarak biliniyor. Uzmanlar, ilk durumun tek başına kanser riskini artırmadığını ancak her iki rahatsızlığın aynı hastada eş zamanlı bulunabileceğini ifade ediyor.
İdrar şikayetlerinin şiddeti tek başına kanser varlığını kanıtlamıyor çünkü erken evredeki prostat kanseri hiçbir belirti vermeyebiliyor. Belirgin prostat büyümesi olan bazı hastalarda kansere rastlanmazken, hiçbir yakınması olmayan bireylerde de kanser saptanabiliyor. Sağlık durumunun netleşmesi için kanda prostat spesifik antijen yani PSA düzeyinin ölçülmesi önem taşıyor. PSA yüksekliği yalnızca kanserle değil, prostat iltihabı veya iyi huylu büyüme gibi durumlarla da ilişkilendirilebiliyor.
Tek bir PSA ölçümüyle kesin tanı konulamadığı için değerler hastanın yaşı, aile geçmişi ve fiziksel muayene bulgularıyla birlikte ele alınıyor. Şüpheli durumlarda multiparametrik prostat MR incelemesinden yararlanılıyor ve gerek görülürse prostat biyopsisi planlanıyor. Tanı kesinleştikten sonra ise hastanın yaşı, evresi, tümör özellikleri ve genel sağlık durumu göz önüne alınarak aktif izlem, radyoterapi veya cerrahi yöntemler tercih ediliyor.
AI YORUMU
Erkek sağlığında elli yaş eşiği aşıldığında ortaya çıkan idrar şikayetleri hastaları doğrudan kanser kaygısına sürüklüyor ancak uzmanlar iki durumun mekanizmasının farklı olduğunu hatırlatıyor. PSA değerinin tek başına bir anlam ifade etmemesi, hastaların rutin taramalarda yalnızca tek bir teste güvenmemesi gerektiğini açıkça gösteriyor. MR görüntülemesi ve biyopsi gibi ileri tetkikler olmadan yapılan erken çıkarımlar yanlış yönlendirmelere yol açabilir. Bu nedenle klinik değerlendirmelerin uzman kontrolünde bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerekir.
Meme kanseri taramalarında başlama yaşı kişisel risk faktörlerine göre değişiklik gösteriyor. Ailede genetik yatkınlık bulunması durumunda kontrollerin 20'li yaşların başında başlaması gerekiyor.
Ortalama risk grubundaki kadınlar 40 yaşından itibaren mamografi taramasına yönlendiriliyor.
Birinci derece akrabaların yanı sıra diğer aile bireylerindeki vakalar da riski etkiliyor.
Erkeklerde de görülebilen meme kanseri için kalıtsal yatkınlık önemli bir bulgu oluşturuyor.
Meme kanseri tedavisinde erken tanı, başarı oranını artıran en temel faktörler arasında yer alıyor. Hastalık her zaman ele gelen kitlelerle belirti vermediği için henüz hissedilmeyecek boyuttaki lezyonlar görüntüleme yöntemleriyle saptanabiliyor. Bu durum tedavi sürecinin hastaya özel planlanmasına ve cerrahi seçeneklerin genişlemesine olanak tanıyor.
Tarama süreçlerinin başlama yaşı kişilerin sahip olduğu risk profillerine göre farklılık gösteriyor. Standart risk grubunda bulunan kadınlar için 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrolleri önem kazanırken, yüksek riskli bireylerde bu süreç çok daha erken yaşlarda başlıyor. Aile bireylerinde geçmişte yaşanan vakalar tarama takviminin oluşturulmasında doğrudan dikkate alınıyor.
Genetik yatkınlık taşıyan kişilerde klinik değerlendirmelerin 20'li yaşların başlarında devreye sokulması gerekebiliyor. Ancak bu durum her kadına doğrudan mamografi çekileceği anlamına gelmiyor ve yöntemler bireysel risk analizine göre belirleniyor. Anne ve kız kardeş gibi yakın akrabaların yanı sıra hala, teyze veya erkek akrabalardaki kanser öyküleri de değerlendirmeye alınıyor.
Temel tarama aracı olan mamografinin yanında meme ultrasonografisi ve riskli gruplarda meme MR tetkikleri de sürece dahil ediliyor. Belirti göstermeyen vakaların da bulunması nedeniyle şikayet beklenmeden düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor. Sağlık hizmetleri kapsamında yürütülen bu tarama programları, bireylerin yaşam alışkanlıkları ve tıbbi geçmişleriyle birlikte ele alınıyor.
AI YORUMU
Erken teşhis süreçlerinde standart yaş sınırlarının tek başına uygulanması yerine aile geçmişinin hesaba katılması tanı başarısını doğrudan yukarı taşıyor. Özellikle 40 yaş sınırı genel bir ortalamayı temsil etse de genetik risk barındıran bireylerin çok daha erken yaşlarda tarama programına alınması hayat kurtarıcı bir rol üstleniyor. Bu yaklaşım, hastaların tedavi süreçlerine daha erken evrede başlamasını sağlayarak olası cerrahi müdahalelerin kapsamını daraltıyor. Bireysel risk haritalarının çıkarılmaması durumunda ise erken tanı fırsatı kaçırılabiliyor.