PİYASA
Gündem

Canan Karatay'dan Zayıflama İğneleri İçin Hayati Uyarı

Canan Karatay'dan Zayıflama İğneleri İçin Hayati Uyarı Fotoğraf: Yeni Şafak

Özet

Prof. Dr. Canan Karatay, kilo kontrolü amacıyla kullanılan zayıflama iğnelerinin ani ölümlere ve çeşitli organ yetmezliklerine yol açabileceğini belirterek bilinçsiz kullanıma karşı uyarıda bulundu. Hekim kontrolünün şart olduğunu vurgulayan Karatay, doğal beslenme alışkanlıklarına dönülmesi gerektiğini kaydetti.

Öne çıkanlar

  • Zayıflama iğneleri böbrek, karaciğer ve kalp sağlığını tehlikeye atabiliyor.
  • Canan Karatay ilaçların ani ölümlere neden olabileceğini savundu.
  • Beslenmede iki öğün sistemi ve doğal probiyotikler öneriliyor.

Haberin Detayı

Günümüzde kilo vermek isteyen bireylerin sıklıkla tercih ettiği zayıflama iğneleri, tıp dünyasında tartışılmaya devam ediyor. Prof. Dr. Canan Karatay, bu tür ilaçların bilinçsiz tüketiminin hayati riskler barındırdığını ifade ederek kamuoyunu uyardı. Söz konusu ürünlerin etken maddelerine ve hastanın tıbbi geçmişine göre farklılık gösterdiğini belirten Karatay, doktor kontrolü olmadan tedaviye başlanmaması gerektiğini dile getirdi.

İlaçların vücuttaki pek çok sistem üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini aktaran Karatay; böbrek yetmezliği, zihinsel bulanıklık, safra kesesi problemleri ve kalp krizi riskine dikkat çekti. Tedavi sürecinin uzman hekimler tarafından planlanmasının şart olduğunu belirten uzman isim, bazı ürünlerin tip 2 diyabet tedavisinde kullanılırken bazılarının obezite yönetimi için uygulandığını hatırlattı.

Açıklamalarında doğal beslenmenin önemine de değinen Karatay, vücudun gereksinimlerinin işlenmemiş gıdalarla karşılanması gerektiğini vurguladı. Tarihsel referanslara da yer veren Karatay, on birinci yüzyılda İbn-i Sina'nın iki öğün beslenmeyi önerdiğini hatırlatarak üç öğünün hastalık getirebileceğini savundu. Günlük yaşantıda su tüketiminin artırılmasını ve tuzun tamamen hayattan çıkarılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Canan Karatay'ın zayıflama iğneleri hakkındaki bu sert uyarıları, popüler kültürün yarattığı hızlı kilo verme baskısının tıbbi risklerini tekrar tartışmaya açıyor. Özellikle böbrek, kalp ve karaciğer gibi hayati organları tehdit eden bu tür farmakolojik müdahalelerin reçetesiz ya da bilinçsiz şekilde internet üzerinden temin edilmesi, ilerleyen dönemde daha büyük sağlık krizlerine yol açabilir. Bu nedenle bireylerin sosyal medyadaki zayıflama trendleri yerine uzman hekimlerin yönlendirmelerine kulak vermesi hayati önem taşıyor.

Kaynak: Yeni Şafak Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Okumaya Devam Et
Gündem

Tatvan Devlet Hastanesinde Gerçek Zamanlı Deprem Tatbikatı Yapıldı

• Bitlis Haber

Bitlis'in Tatvan ilçesinde sağlık personeli ve itfaiye ekiplerinin katılımıyla kapsamlı bir deprem tatbikatı gerçekleştirildi. Senaryo uyarınca 20 saniyelik sarsıntının ardından mor kod verilerek acil kurtarma ve tahliye adımları devreye sokuldu. Yaralanan çalışanlara acil serviste müdahale edilmesinin ardından operasyon yeşil kod ile sorunsuz biçimde tamamlandı.

  • Senaryo gereği Tatvan'da 20 saniye süren bir deprem canlandırıldı.
  • Sarsıntının hemen ardından mor kod verilerek acil durum planı başlatıldı.
  • Tatvan Belediyesi İtfaiye ekipleri göçük altında kalan personeli kurtardı.

Olası doğal afetlere karşı sağlık kurumlarının operasyonel reflekslerini canlı tutmak hedefiyle Tatvan Devlet Hastanesinde geniş çaplı bir kurtarma faaliyeti organize edildi. Hastane Afet ve Acil Durum Planı çerçevesinde planlanan uygulamada, sağlık çalışanları ve arama kurtarma görevlileri kriz anındaki koordinasyon kabiliyetlerini deneme fırsatı buldu.

Kurgulanan afette ilçenin 20 saniye süren şiddetli bir sarsıntı yaşadığı kabul edildi. Alarm zilinin çalmasıyla birlikte hastane genelinde mor kod ilan edilerek kriz yönetim merkezi faaliyete geçirildi. Tesis içerisindeki ağır ekipmanların ve tıbbi malzemelerin devrilmesi sonucu odalarda mahsur kalan çalışanların varlığı senaryoya dahil edildi.

İhbar üzerine hızla yerleşkeye intikal eden Tatvan Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü personeli, enkaz simülasyonunun bulunduğu alanlara teknik donanımlarla giriş yaptı. Sıkışan personelin tahliyesi kontrollü biçimde sağlanırken, dışarı çıkarılan yaralılara acil tıp uzmanları anında müdahalede bulundu.

Hastane sahasındaki tüm kurtarma ve ilk yardım basamaklarının başarıyla sonuçlanmasının ardından yeşil kod duyurusu yapılarak acil durum protokolü sonlandırıldı. Tesis çalışanları ve itfaiye birimleri arasındaki haberleşme kanallarının sağlamlığı operasyon süresince kayıt altına alındı.

AI YORUMU

Afet bölgelerinde sağlık tesislerinin kendi iç koordinasyonunu mor kod ve yeşil kod gibi standart prosedürlerle sınaması, kriz anlarındaki kaosu doğrudan engeller. Tatvan'daki çalışmada itfaiye ile hastane personelinin 20 saniyelik bir simülasyon üzerinden anlık müdahale pratiği geliştirmesi, operasyonel aksaklıkların masa başında değil sahada görülmesini sağlıyor. Benzer uygulamaların düzenli aralıklarla tekrarlanarak yerel ekiplerin refleks haline getirilmesi gerekiyor.

Kaynak: Bitlis Haber Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Gündem

Türkiye'nin En Tuzlu Peyniri Van Otlu Peyniri Oldu

• Yeni Şafak
Türkiye'nin En Tuzlu Peyniri Van Otlu Peyniri Oldu
Fotoğraf: Yeni Şafak

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre kahvaltı sofralarındaki peynir çeşitlerinin tuz oranları belirlendi. Yapılan analizler sonucunda Van otlu peyniri, yüzde 5,01 tuz oranıyla listenin zirvesinde yer aldı.

  • Erzincan tulumu 100 gramında 1,23 gram tuzla en düşük tuz oranına sahip.
  • İzmir tulum peyniri 3,83 gram tuz içeriğiyle ikinci sırada bulunuyor.
  • Van otlu peyniri yüzde 5,01 tuz oranıyla en tuzlu peynir seçildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki TÜRKOMP Ulusal Gıda Kompozisyon Veri Tabanı tarafından yapılan kapsamlı analizler, sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan peynir çeşitlerinin tuz içeriklerindeki şaşırtıcı farklılıkları gözler önüne serdi. Geleneksel tatlar arasında yıllardır en tuzlu olduğu düşünülen bazı popüler peynir çeşitleri, açıklanan resmi verilerle birlikte tahtını diğer yöresel lezzetlere bıraktı. Ülke genelinde sevilerek tüketilen süt ürünlerinin laboratuvar ortamındaki ölçümleri, sofralardaki tuz tüketim alışkanlıklarına dair yeni bir perspektif sundu.

Elde edilen verilere göre, 100 gramında barındırdığı 1,23 gram tuz ile Erzincan tulumu listenin en az tuz içeren peyniri olarak öne çıktı. Bu ürünü, hamur işlerinde sıkça tercih edilen ve 100 gramında 1,31 gram tuz bulunduran Mersin çökeleği takip etti. Kahvaltı sofralarında yaygın olarak yer alan taze kaşar peyniri ise 1,62 gramlık tuz seviyesiyle orta sıralarda kendine yer buldu. Yağ oranı düşürülmüş peynirlerde bile tuz miktarının 1,96 gram seviyelerinde seyretmesi, üretim süreçlerinin tuz dengesi üzerindeki belirleyici etkisini açıkça gösterdi.

Trakya bölgesinin geleneksel lezzetleri arasında gösterilen çeşitler 100 gramda 2,92 gram tuz içerirken, sert yapısıyla tanınan İzmir tulum peyniri 3,83 gramlık oranıyla listede üst sıralara tırmandı. Salamura yöntemlerinin yoğun olarak uygulanması, bu tür peynirlerin tuz miktarını doğrudan artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor. Ancak tüm bu çeşitleri geride bırakan sürpriz sonuç Doğu Anadolu bölgesinden geldi.

Yöresel otların harmanlanmasıyla üretilen Van otlu peyniri, 100 gramında tespit edilen 5,01 gram tuz oranıyla Türkiye'nin en tuzlu peyniri unvanını aldı. İçeriğindeki yüksek mineral ve tuz değeri, bu yöresel lezzeti listenin zirvesine taşıdı. Uzmanlar, özellikle hipertansiyon gibi sağlık sorunları yaşayan bireylerin tüketim sıklığında bu oranları dikkate almasının, dengeli beslenme açısından oldukça faydalı olacağını belirtiyor.

AI YORUMU

Yüzde 5,01 gibi yüksek bir orana sahip olan Van otlu peynirinin listede birinci sıraya yerleşmesi, yöresel üretim tekniklerinin lezzet kadar besin profili üzerindeki doğrudan etkisini de açıkça kanıtlıyor. Salamura ve otla harmanlama gibi geleneksel yöntemlerin tuz oranını nasıl katladığını gösteren bu tablo, kalp ve tansiyon hastalarının kahvaltı alışkanlıklarını gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Üreticilerin gelecekte daha az tuzlu alternatifler geliştirmesi, hem damak tadını korumak hem de halk sağlığını desteklemek adına önemli bir dönemeç oluşturabilir.

Kaynak: Yeni Şafak Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Gündem

İSKİ'den Şebeke Suyu Açıklaması: Kanalizasyon İddiaları Gerçeği Yansıtmıyor

• Sözcü Gündem

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, kentteki şebeke suyuna kanalizasyon karıştığına yönelik iddiaların asılsız olduğunu duyurdu. Günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp suyun sürekli denetlendiği ve bağımsız laboratuvarlar tarafından incelendiği açıklandı.

  • Günlük ortalama 3 milyon 200 bin metreküp içme suyu dağıtılıyor.
  • İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü 39 ilçeden düzenli numune alıyor.
  • Su kalitesi 7 gün 24 saat çevrim içi sistemlerle takip ediliyor.

Son günlerde sosyal medya platformlarında hızla yayılan ve şehir şebekesine lağım suyu karıştığı yönündeki iddialar üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki yetkili merci kapsamlı bir bilgilendirme yayımladı. Kurum, paylaşılan içeriklerin tamamen gerçek dışı olduğunu ve halk sağlığını tehdit eden herhangi bir olumsuzluğun bulunmadığını net bir dille ifade etti.

Açıklamada, kentin su ihtiyacını karşılayan kaynakların arıtma tesislerinden musluklara ulaşana kadar her aşamada sıkı bir süzgeçten geçirildiği vurgulandı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan ilgili yönetmelik esas alınarak akredite laboratuvarlarda gerçekleştirilen testlerin kesintisiz sürdürüldüğü bilgisi paylaşıldı.

Yalnızca kurum içi denetimlerle yetinilmediği, İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin metropolün 39 ilçesindeki farklı noktalardan periyodik olarak numuneler topladığı da aktarıldı. Bu bağımsız incelemelerin, şebekeye verilen suyun yürürlükteki kalite kriterlerini eksiksiz şekilde karşıladığını tescillediği belirtildi.

On altı milyonluk kentin güvenli suya erişimi için yürütülen faaliyetlerin hassasiyetle devam ettiği hatırlatılırken, temelsiz paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiği yinelendi. Resmî mercilerin dışındaki kaynaklardan yayılan iddiaların karmaşa yaratmayı amaçladığına dikkat çekilerek vatandaşların yalnızca yetkili kurum duyurularını dikkate alması istendi.

AI YORUMU

Sosyal medyada hızla yayılan dezenformasyon dalgaları, özellikle kritik altyapı hizmetlerinde toplumsal paniği tetikleyebiliyor. Günlük 3 milyon 200 bin metreküp su tüketen devasa bir metropolde bu tür asılsız iddiaların tahlil sonuçlarıyla çürütülmesi şeffaflık açısından elzemdir. Vatandaşların resmi kurum denetimlerine güvenmesi ve doğrulanmamış içeriklere karşı temkinli yaklaşması gerekiyor.

Kaynak: Sözcü Gündem Haberin tam sayfası →

Okumaya Devam Et
Gündem

Dişhek-Sen'den Sağlık Bakanlığı'na Faturalandırma Başvurusu

• Toplumsal Haber
Dişhek-Sen'den Sağlık Bakanlığı'na Faturalandırma Başvurusu
Fotoğraf: Toplumsal Haber

Dişhekimleri Sendikası (Dişhek-Sen), mevcut faturalandırma kısıtlamalarının hekimler üzerinde hak kaybına yol açtığı gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı'na resmi talepte bulundu. Sendika, SGK Sağlık Uygulama Tebliği çerçevesindeki uygulamaların hekim performansını ve tedavi kayıtlarını zedelediğini savundu. Süreçlerin hasta güvenliğini de olumsuz etkilediği belirtilerek standart bir düzenleme istendi.

  • Dişhek-Sen faturalandırma sınırlamaları nedeniyle Sağlık Bakanlığı'na resmi başvuruda bulundu.
  • SUT kapsamındaki kısıtlamaların hekimlerin performans puanlarını ve haklarını düşürdüğü bildirildi.
  • Sendika, geri ödeme kurallarında birlik sağlanmasını ve kısıtlamaların yasal dayanaklarının açıklanmasını istedi.

Kamuda ve sağlık kuruluşlarında görev yapan diş hekimlerinin faturalandırma süreçlerinde karşılaştığı engeller meslek örgütlerinin gündeminde yer almaya devam ediyor. Dişhekimleri Sendikası, mevcut kısıtlamaların çalışma koşullarını zorlaştırdığına dikkat çekerek konuyu Sağlık Bakanlığı'na taşıdı.

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Sağlık Uygulama Tebliği kapsamındaki mevcut faturalandırma sisteminin aksaklıklara neden olduğunu belirten sendika yetkilileri, yapılan işlemlerin sisteme tam yansıtılamamasının hekimlerin özlük ve performans haklarında kayıplara yol açtığını ifade etti. Kayıtların eksik ya da hatalı tutulmak zorunda kalmasının klinik verilerin sıhhatini ve doğrudan hasta güvenliğini riske attığı vurgulandı.

Bakanlığa iletilen başvuru metninde, sağlık tesislerinde uygulanan geri ödeme kriterlerinin ve hekim performans ölçümlerinin standardize edilmesi talep edildi. Kurumlar arasındaki uygulama farklılıklarının giderilmesini isteyen sendika, yürürlükteki kısıtlamaların yasal gerekçelerinin şeffaf biçimde paylaşılması ve tedavilerin gerçeğe uygun şekilde sisteme işlenebilmesi için acil düzenleme bekliyor.

AI YORUMU

Sağlık sisteminde faturalandırma ve performans baskısı, hekimlerin tıbbi gerekliliklerden çok bürokratik engellerle uğraşmasına yol açıyor. Bu durum hem hekimlerin emeğinin karşılığını eksik almasına hem de yapılan tıbbi müdahalelerin resmi kayıtlarda görünmemesi yüzünden hasta güvenliğinin tehlikeye girmesine zemin hazırlıyor. Bakanlığın ve SGK'nın, dijitalleşmeyi hekimlerin işini kolaylaştıracak ve hasta verisini güvenceye alacak şekilde yeniden yapılandırması artık bir zorunluluk haline geldi.

Kaynak: Toplumsal Haber Haberin tam sayfası →

Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

İlgili Haberler