PİYASA
Uzay

Orionid meteor yağmuru bu gece doruğa ulaşıyor

Orionid meteor yağmuru bu gece doruğa ulaşıyor Fotoğraf: Coconino National Forest · Kamu malı · Wikimedia Commons

Özet

Halley kuyrukluyıldızından kopan parçaların oluşturduğu Orionid meteor yağmuru bu gece en yoğun evresine giriyor. Gökyüzü meraklıları herhangi bir teleskopa ihtiyaç duymadan bu görsel şöleni çıplak gözle izleyebilecek.

Öne çıkanlar

  • Orionid meteor yağmuru 21 Ekim gecesi en yoğun dönemine ulaşıyor.
  • Parçalar saniyede yaklaşık 66 kilometre hızla Dünya atmosferine giriyor.
  • NASA, ışık kirliliğinden uzak ve karanlık alanların seçilmesini öneriyor.

Haberin Detayı

Dünya genelinde gökyüzü meraklılarının heyecanla beklediği Orionid meteor yağmuru takvimler 21 Ekim'i gösterdiğinde doruk noktasına ulaşıyor. NASA yetkilileri bu gökyüzü olayını yılın en etkileyici doğa olaylarından biri şeklinde nitelendiriyor. Etki süresi 2 Ekim ile 12 Kasım tarihleri arasında değişen bu geçiş, özellikle 21 Ekim'i 22 Ekim'e bağlayan gece en yüksek yoğunluğunu gösteriyor.

Fotoğraf: ESO/G. Lombardi · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons CC BY 4.0 · Wikimedia Commons

Işık çizgilerinin kaynağı olarak bilinen meteorlar, Orion takımyıldızındaki belirli bir noktadan yayılıyor gibi görünüyor. Bu gök taşı yağmurunun temel sebebi, Dünya'nın yörüngesinin Halley kuyrukluyıldızının arkasında bıraktığı enkaz bulutunun içinden geçmesi olarak açıklanıyor. Kuyrukluyıldızın geride bıraktığı kalıntılar saniyede yaklaşık 66 kilometre gibi devasa bir hızla atmosfer tabakasına dâhil oluyor.

Atmosferdeki gazlarla sürtünmeye başlayan bu parçacıklar hızla buharlaşarak halk arasında kayan yıldız olarak bilinen parlak çizgileri meydana getiriyor. Halley kaynaklı iki yıllık meteor olayından biri olan bu geçiş, yılın daha erken dönemlerinde görülen Eta Aquariids yağmuruyla benzer bir kökeni paylaşıyor. Gözlemciler ekim ve kasım ayları boyunca bu aktif dönemin izlerini gökyüzünde takip edebiliyor.

Fotoğraf: https://wellcomeimages.org/indexplus/obf_images/18/61/f4b40f58c758ac005a905be56d53.jpg Gal · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons CC BY 4.0 · Wikimedia Commons

Uzmanlar bu görsel şöleni en net şekilde izleyebilmek için 22 Ekim gecesini ve 23 Ekim sabahının erken saatlerini işaret ediyor. Şehir ışıklarından ve sokak lambalarından uzak, karanlık bölgelerin tercih edilmesi gözlem kalitesini artırıyor. İnsan gözünün karanlığa uyum sağlaması yaklaşık 30 dakika sürüyor ve bu sürenin ardından çıplak gözle herhangi bir teleskoba gerek duymadan meteorları fark etmek mümkün hale geliyor.

Kuzey yarımkürede yer alan gözlemcilerin güneydoğu yönüne, güney yarımküredeki kişilerin ise kuzeydoğuya odaklanması tavsiye ediliyor. Ancak 26 Ekim tarihinde gerçekleşecek dolunay evresine yaklaşan Ay'ın yayacağı ışık, sönük yapıdaki bazı meteorların fark edilmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle ay ışığının henüz tepe noktaya ulaşmadığı saatlerde gözlem yapmak başarı şansını artırıyor.

AI YORUMU HaberinAi editör analizi

Gökyüzü olaylarını gözlemlemek isteyenler için şehir merkezlerinin yapay ışıklarından uzaklaşmak artık bir zorunluluk haline geldi. Atmosferdeki saniyede 66 kilometrelik bu geçiş hızı, çıplak gözle dahi saniyeler içinde parıltı yakalamayı mümkün kılıyor. Ay ışığının parlaklığının artacağı 26 Ekim tarihine yaklaşırken, gözlem için en doğru zaman dilimi erken saatler olarak öne çıkıyor.

Kaynak: BBC Türkçe Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir. Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SOR Bu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin

Yorumlar

Hesap gerekmez · reklamsız

Yorumlar yükleniyor…

    Bilim
    • Ortadoğu Gazetesi
    NASA Orionid Meteor Yağmuru 2 Ekim-12 Kasım Sürecek, Zirve 21-22 Ekim
    Fotoğraf: Ortadoğu Gazetesi

    NASA, Orionid meteor yağmurunun 2 Ekim'den 12 Kasım'a kadar gökyüzünde aktif olacağını duyurdu. En yoğun izlenme 21-22 Ekim gecesinde bekleniyor ve uygun koşullarda çıplak gözle izlenebilecek. Bu dönem, Halley Kuyrukluyıldızı'nın kalıntılarının Dünya atmosferine girmesiyle oluşuyor.

    • Orionid yağmuru 2 Ekim‑12 Kasım arasında gözlemlenebilir
    • Yoğunluk 21‑22 Ekim gecesinde en yüksek seviyeye ulaşacak
    • Parçacıklar saniyede ~66 km hızla atmosfere giriyor

    Orionid meteor yağmuru, NASA’nın yayımladığı takvime göre 2 Ekim’de başlayıp 12 Kasım’da sona erecek. Bu tarih aralığı, yılın en uzun süren gökyüzü olaylarından biri olarak astronomi meraklılarının takvimine işleniyor. Yağmur, Halley Kuyrukluyıldızı’nın bıraktığı toz ve küçük parçacıkların Dünya’nın yörüngesine girmesiyle oluşuyor ve bu parçacıklar atmosferde yanarak ışık izleri bırakıyor.

    NASA’nın belirttiğine göre, Orionid yağmurunun en yoğun dönemi 21‑22 Ekim gecesine denk geliyor. Bu iki gece, gökyüzünde dakikada birkaç ila onlarca meteorun kaydedildiği bir zirve bekleniyor. Özellikle ışık kirliliğinin düşük olduğu kırsal ve dağlık bölgelerde, çıplak gözle net bir izlenim sağlanabilecek. Gözlemcilerin, şehir ışıklarından uzak, açık bir ufuk çizgisine sahip alanları tercih etmesi öneriliyor.

    Parçacıkların atmosfere giriş hızı yaklaşık 66 km/saniye olarak raporlanıyor. Bu yüksek hız, parçacıkların yanma sürecinde yoğun bir ısı üretmesine ve parlak ışık izlerinin ortaya çıkmasına yol açıyor. Işık izleri birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebiliyor ve Orion takımyıldızının bulunduğu bölgeden geliyormuş gibi görünüyor, bu da adını buradan alıyor.

    Orionid yağmurunun gözlemlenmesinde Ay’ın parlaklığı da rol oynayabilir. 26 Ekim’de gerçekleşecek dolunay, gece gökyüzünün aydınlığını artırarak daha sönük meteorların görülmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle, dolunay öncesi ve sonrası geceler özellikle dikkatle planlanmalı.

    NASA, izleyicilere ışık kirliliği düşük bölgelerde, açık hava koşullarını takip ederek ve gözlem süresini akşam erken saatlere denk getirerek en iyi deneyimi elde etmelerini tavsiye ediyor. Orionid yağmuru, Kuzey Yarımküre’deki gözlemcilerin güneydoğuya, Güney Yarımküre’deki gözlemcilerin ise kuzeydoğuya yönelmeleriyle daha iyi izlenebilecek. Bu doğal gösteri, astronomi tutkunları için yılın öne çıkan etkinliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

    AI YORUMU

    NASA’nın Orionid meteor yağmurunun 2 Ekim‑12 Kasım arasında süreceğini açıklaması, gözlemcilerin planlama yapması açısından kritik. Özellikle 21‑22 Ekim’deki zirve, dakikada birkaç düzine meteor anlamına geliyor ve bu yoğunluk, benzer yıllardaki ortalamaların çok üzerinde. Açık havada, ışık kirliliği düşük bölgelerdeki amatör astronomlar ve doğa fotoğrafçıları bu fırsatı değerlendirmeli. Eğer bulutlu hava veya dolunay gibi engeller yaşanmazsa, gözlem koşulları olağanüstü net olabilir.

    Kaynak: Ortadoğu Gazetesi Haberin tam sayfası →

    Bilim
    • Teknoblog

    NASA'nın kızıl gezegendeki keşif aracı Perseverance, toplamda 45,22 kilometre yol kat ederek Dünya dışı zemin sürüşü rekorunu kırdı. Önceki rekor sahibi Opportunity'nin neredeyse 15 yılda ulaştığı mesafeyi yaklaşık beş buçuk yılda geride bırakan araç, otonom yön bulma yazılımları sayesinde hızla ilerliyor. Görevin ilk etabında 20 kilometre hedeflenirken yeni uzatmayla araştırmaların 2028 sonuna kadar sürmesi planlanıyor.

    • Perseverance, 45,22 kilometre katederek Opportunity'nin sürüş rekorunu kırdı.
    • Araç bu mesafeye 15 yıl yerine 2.006 Mars gününde ulaştı.
    • Mars Global Localization sistemi konumu 25 santimetre hassasiyetle 2 dakikada belirliyor.

    Kızıl gezegen Mars'ta araştırmalarını yürüten NASA aracı Perseverance, 11 Ekim itibarıyla katettiği toplam mesafeyi 45,22 kilometreye çıkararak yeni bir rekora imza attı. Altı tekerlekten güç alan keşif robotu, bu sonuçla birlikte daha önce Opportunity aracına ait olan 45,16 kilometrelik Dünya dışı sürüş mesafesini geride bırakmış oldu. NASA'nın yaptığı bilgilendirmeye göre bu başarının arkasında gelişmiş otonom sürüş kabiliyetleri yer alıyor.

    Perseverance bu mesafeye görevindeki 2.006'ncı Mars gününde erişirken selefi Opportunity benzer bir toplamı yaklaşık 15 yıllık zorlu bir çalışma sürecinde tamamlamıştı. Projenin başında keşif aracının yalnızca 20 kilometre civarında yol alması öngörülüyordu. Ancak aracın gösterdiği yüksek mekanik direnç ve yazılımsal verimlilik, uzay ajansının görev süresini 2028 yılının sonuna kadar uzatmasına zemin hazırladı.

    Aracın katettiği toplam güzergâhın yüzde 90'ından fazlasında AutoNav isimli rota sistemi devreye girdi. Söz konusu altyapı, hareket esnasında çevresel görüntüleri işleyerek olası engelleri üç boyutlu haritaya aktarıyor ve yeryüzündeki yönlendiricilerin belirlediği hedefler arasında otomatik güzergâh oluşturuyor. Sürekli analiz yapabilme yeteneği sayesinde her manevrada duraksamayan araç, tek bir Mars gününde 412 metreye varan sürüşler gerçekleştirebiliyor.

    Zemindeki tekerlek kaymaları ile optik ölçüm sapmalarının zamanla birikmesi rotadan sapma riskini doğurabiliyor. NASA, bu belirsizliği aşmak amacıyla şubat ayında devreye aldığı Mars Global Localization teknolojisinden faydalanıyor. Yörünge haritalarıyla navigasyon kameralarının panoramik görüntülerini kıyaslayan yazılım, kızıl gezegende uydu konumlama ağı bulunmamasına rağmen yaklaşık iki dakika içinde 25 santimetre hata payıyla yer tespiti yapabiliyor.

    Hesaplama sürecinde ortaya çıkan işlem yükü ise artık emekliye ayrılan Ingenuity helikopterinin eski iletişim baz istasyonundaki işlemciye devredildi. Mevcut donanımın yeniden değerlendirilmesiyle geliştirilen algoritma, daha önce tamamlanan 264 farklı durak noktasında test edilerek tam isabet sağladı. Yeni sistem, Dünya'daki mühendislerin harita eşleştirmesi için harcadığı bir günü aşan bekleme sürelerini tamamen ortadan kaldırıyor.

    AI YORUMU

    AutoNav ve yerel konumlandırma yazılımlarının getirdiği bağımsızlık, gezegen keşiflerinde yer kontrol merkezine olan operasyonel bağımlılığı kökten azaltıyor. Ingenuity helikopterinden arta kalan iletişim işlemcisinin konum hesaplama amacıyla yeniden görevlendirilmesi, kısıtlı uzay donanımlarının yaratıcı mühendislikle nasıl dönüştürülebileceğini kanıtlıyor. Önümüzdeki dönemde 2028 yılına kadar planlanan yeni rotalarda bu otonom çeviklik, bilim insanlarının çok daha sarp zeminlerden güvenle jeolojik örnekler toplamasına olanak tanıyacak.

    Kaynak: Teknoblog Haberin tam sayfası →

    Teknoloji
    • CHIP Online

    Uzay ajansı NASA, Artemis keşif programında değerlendirilmek üzere eksi 200 dereceye dayanabilen katı hal pilleri tasarlıyor. SPEARS etiketli girişim, Ay yüzeyindeki sert iklim koşullarında enerji depolama problemlerini aşmayı hedefliyor. Geliştirilen bu yenilikçi donanımın gelecekte Dünya'daki pek çok elektronik cihazda da rol oynaması bekleniyor.

    • SPEARS projesi kapsamında eksi 200 dereceye dayanıklı piller üretiliyor.
    • Yeni katı hal tasarımı sıvı elektrolitlerin donma sorununu ortadan kaldırıyor.
    • Başarılı olması durumunda teknoloji Dünya'daki cihazlarda da kullanılabilecek.

    Uzay araştırmalarında sürdürülebilir enerji yönetimi kritik bir rol oynarken, uydumuzun yüzeyindeki aşırı sıcaklık dalgalanmaları mevcut donanımlar için büyük bir engel teşkil ediyor. Gündüz vakti sıcaklık seviyeleri 100 santigrat dereceyi bulurken, özellikle güney kutup bölgesindeki gecelerde bu değer eksi 200 derecelere kadar geriliyor. Geleneksel lityum iyon sistemler bünyesindeki sıvılar, bu denli sert soğuklarda donarak işlevini yitiriyor veya ısınıp bozulabiliyor.

    Amerikan Uzay Ajansı, bu dezavantajları bertaraf etmek adına SPEARS projesini hayata geçirdi ve sıvı bileşenler yerine seramik ya da polimer bazlı katı materyallere yöneldi. Katı hal mimarisi sayesinde piller, dondurucu ortamlarda bile fiziksel bütünlüğünü muhafaza edebiliyor. Üstelik bu yapı, pillerin ideal derecede tutulması için harcanan termal yönetim enerjisini de minimuma indiriyor.

    Her ne kadar bu donanımların çalışabilmesi için yine de belirli bir ısıya ihtiyaç duyulsa da, maruz kaldıkları buz gibi havadan hasar görmemeleri en büyük artıları arasında gösteriliyor. Enerji tasarrufunun hayati önem taşıdığı Artemis misyonlarında bu durum önemli bir operasyonel avantaj sağlayacaktır.

    Ay ve Mars gibi zorlu coğrafyalarda görev yapacak araçlar için tasarlanan bu teknoloji, uzun vadede sadece uzayla sınırlı kalmayabilir. Dünyada da aşırı iklim koşullarında faaliyet gösteren endüstriyel elektronik sistemlerin bu pillerden faydalanabileceği öngörülüyor. Tabii ki nihai başarının laboratuvar testleri ve sahadaki pratik performans sonuçlarıyla netleşmesi bekleniyor.

    AI YORUMU

    Uzay keşiflerinin önündeki en büyük engellerden biri olan enerji depolama ve sıcaklık yönetimi sorunu, katı hal pil teknolojisiyle aşılmaya çalışılıyor. Bu hamle sadece Artemis gibi devasa bütçeli uzay programlarının güvenliğini artırmakla kalmayıp, Dünya üzerindeki zorlu iklimlerde çalışan elektrikli araçlar ve mobil cihazlar için de bir dönüm noktası olabilir. Önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin ticari pazara ne kadar sürede uyarlanacağı sektörel dönüşümün hızını belirleyecek.

    Kaynak: CHIP Online Haberin tam sayfası →

    Bilim
    • ShiftDelete
    NASA, Ay'ın Aşırı Soğuk Şartlarına Dayanıklı Katı Hal Batarya Üretti
    Fotoğraf: ShiftDelete

    NASA, Ay'ın dondurucu ortamlarında görev yapabilecek katı hal batarya prototiplerini tanıttı. SPEARS projesi kapsamında geliştirilen yeni enerji hücreleri, -170 dereceye varan soğuklarda fiziksel bütünlüğünü koruyor.

    • Prototip batarya hücreleri -170 dereceye kadar fiziksel hasar almıyor.
    • Sıvı elektrolit yerine katı seramik veya polimer tabanlı yapılar kullanılıyor.
    • Hücreler -80 dereceye kadar aktif çalışmayı sürdürebiliyor.

    Uzay araştırmalarında enerji yönetimi, özellikle ekstrem sıcaklıkların görüldüğü gök cisimlerinde en büyük teknik engellerden biri olmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda çalışmalarını yürüten uzay ajansı, Ay yüzeyindeki zorlu termal koşullara uyum sağlayabilecek yeni nesil bir enerji depolama sistemi üzerinde önemli bir başarı elde ettiğini duyurdu. Geliştirilen yenilikçi prototip hücreler, gelecekteki insanlı ve insansız Artemis misyonlarının enerji verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

    Yürütülen SPEARS projesi çerçevesinde, Langley Araştırma Merkezi'nde kapsamlı termal vakum testleri gerçekleştirildi. Yapılan bu deneyler sonucunda, batarya hücrelerinin -60 ile -80 derece aralığında başarılı bir performans gösterdiği ve -80 dereceye kadar aktif şekilde enerji üretebildiği saptandı. Daha düşük sıcaklıklarda ise enerji çıkışı durmasına rağmen, hücrelerin fiziksel yapısında herhangi bir bozulma veya hasar meydana gelmediği gözlemlendi.

    Klasik lityum iyon sistemlerinde kullanılan sıvı elektrolitler, Ay gecelerinde görülen -200 dereceye varan donma noktalarında ciddi güvenlik riskleri barındırıyor. Yeni katı hal teknolojisinde ise sıvı yerine seramik veya polimer esaslı katı elektrolitlere yer veriliyor. Bu mimari, hem yangın risklerini ortadan kaldırıyor hem de bataryanın aşırı soğuklarda bile kalıcı zararlar görmesini engelliyor.

    Ay'ın karanlık yüzünde veya uzun gecelerinde keşif araçlarının çalışır durumda kalabilmesi için yüksek miktarda enerji harcanıyor. Geliştirilen dayanıklı bataryalar sayesinde, her kullanım öncesi sürekli ısıtma zorunluluğu ortadan kalkabilir ve sadece operasyon sırasında küçük ısıtıcılarla hücreler istenen çalışma sıcaklığına getirilebilir. Bu durum uzay araçlarındaki toplam enerji tüketimi ile ağırlık yükünü hafifletebilir.

    Ajans yetkilileri, ilerleyen dönemde farklı elektrot materyalleri deneyerek kapasiteyi artırmayı hedefliyor. Uzay görevlerinin yanı sıra bu teknolojinin havacılık ve taşınabilir elektronik sektörlerinde de değerlendirilebileceği öngörülüyor, ancak nihai kullanım için ileri aşama testlerin tamamlanması bekleniyor.

    AI YORUMU

    Geleneksel bataryaların uzayın uçucu termal döngülerinde yetersiz kalması, katı hal teknolojisini uzay endüstrisinin kilit noktası haline getiriyor. Isıtma maliyetlerinin azalması, Ay yüzeyindeki uzun vadeli keşif bütçelerini doğrudan rahatlatacaktır. Önümüzdeki süreçte bu malzemenin Dünya'daki ticari havacılık ve zorlu iklim cihazlarına ne kadar hızlı uyarlanacağı merak konusu.

    Kaynak: ShiftDelete Haberin tam sayfası →

    Okuma zinciri burada sona erdi Tüm haberlere göz at →

    İlgili Haberler