New York borsasında haftanın ilk işlem gününde teknoloji hisselerine gelen yoğun alımlar vadeli piyasaları yukarı taşıdı. Dow Jones gerilerken Nasdaq 100 vadeli endeksi 29 bin 756,5 puana çıktı.
Öne çıkanlar
Nasdaq 100 vadeli endeksi yüzde 1,24 artışla 29 bin 756,5 puana ulaştı.
Haberin Detayı
New York borsası yeni haftaya başlarken teknoloji odaklı varlıklarda gözlenen alım iştahı piyasalardaki seyre yön veriyor. Pazartesi günü açılış öncesi vadeli işlemlerde endeksler arasında farklı yönlü hareketler dikkat çekerken teknoloji hisseleri öne çıkmayı başardı.
Haftanın ilk işlem gününün verilerine göre Dow Jones endeksi yüzde 0,26 oranında bir düşüş yaşayarak 52 bin 78 puan seviyesine indi. Buna karşın geniş ölçekli piyasa göstergelerinden S&P 500 endeksi yüzde 0,43 oranında değer kazancıyla 7 bin 737,75 puana yükseldi.
Teknoloji ağırlıklı işlemlerin merkezi olan Nasdaq 100 vadeli kontratları ise yüzde 1,24 oranındaki güçlü primle 29 bin 756,5 puan sınırına ulaştı. RTTNews kaynaklı bilgilendirmelerde, sektör özelindeki bu talep artışının vadeli piyasalardaki genel yukarı yönlü ivmeyi tetiklediği vurgulandı.
Piyasa aktörleri önümüzdeki süreçte açıklanacak dönemsel şirket bilançoları ile borçlanma maliyetlerindeki değişimi yakından izliyor. MarketWatch analizlerine göre yatırımcılar, yüksek borçlanma giderleri ile güçlü bilanço beklentileri arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.
Uzmanlar, teknoloji senetlerinde son dönemde yaşanan dalgalanmalar sonrasında şirket karlarının rallinin devamlılığı açısından belirleyici olacağını ifade ediyor. Özellikle dördüncü çeyrek finansal sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte piyasalardaki risk iştahının yönü netleşecek.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Teknoloji sektöründeki 29 bin 756,5 puanlık bu hareket, yatırımcıların yüksek borçlanma maliyetlerine rağmen büyüme odaklı varlıklardan vazgeçmediğini gösteriyor. Şirket bilançoları beklentileri karşılamazsa piyasadaki bu iyimser hava yerini ani satış baskısına bırakabilir. Bilanço döneminde gelecek rakamlar, endeksin mevcut ivmesini koruyup koruyamayacağını belirleyecek ana unsurdur.
Kaynak:
Borsatek
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Visual Capitalist tarafından hazırlanan yeni bir araştırmada, Avrupa kıtasındaki kırk iki ülkenin borsa değerine göre en büyük şirketleri listelendi. Türkiye adına sıralamaya dahil olan ASELSAN, otuz bir milyar doları aşan piyasa değeriyle yirminci basamakta yer aldı. Listenin zirvesinde ise çip teknolojilerinde öncü olan Hollanda merkezli ASML bulunuyor.
ASELSAN otuz bir virgül kırk üç milyar dolar piyasa değeriyle yirminci sırada yer aldı.
Hollandalı çip makinesi üreticisi ASML, altı yüz yetmiş milyar dolarla zirveye oturdu.
Araştırma kırk iki Avrupa ülkesinden borsadaki en yüksek değere sahip şirketleri kapsıyor.
Küresel finans ve ekonomi analizleriyle bilinen Visual Capitalist platformu, Avrupa coğrafyasındaki ülkelerin borsa piyasalarında en yüksek değere sahip olan dev kuruluşlarını bir araya getiren kapsamlı bir çalışma yayımladı. Hazırlanan bu özel listede Türkiye'yi savunma sanayi alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen ASELSAN temsil etti.
Eylül ayının son günlerine ait piyasa verilerinin baz alındığı bu çalışmada şirketlerin genel merkezlerinin bulunduğu ülkeler esas alındı. Buna göre savunma teknolojilerindeki gücüyle öne çıkan Türk şirketi, otuz bir virgül kırk üç milyar dolarlık piyasa büyüklüğüyle kıta genelindeki sıralamada yirminci basamağa adını yazdırdı.
Kıta genelindeki liderlik yarışında ise teknoloji üreticileri ve finans devleri dikkat çekti. Çip üretim süreçlerinde hayati önem taşıyan makineler geliştiren Hollanda menşeli ASML, altı yüz yetmiş milyar doları aşan devasa piyasa değeriyle listenin ilk sırasında konumlandı.
Listenin üst sıralarında finans ve sağlık sektörlerinin ağırlığı göze çarptı. Birleşik Krallık'tan HSBC üç yüz kırk iki milyar doların üzerindeki değeriyle ikinciliği elde ederken, İsviçreli ilaç devi Roche ise hemen ardından üçüncü sırada yer aldı. Genel tablo incelendiğinde bankacılık, sigortacılık ve yatırım alanındaki kuruluşların on sekiz ülkede liderliği elinde tuttuğu görüldü.
AI YORUMU
Bu tür kıtasal araştırmalar, yerli endüstriyel devlerin uluslararası finans çevrelerindeki ağırlığını somut bir şekilde gözler önüne sermesi açısından değerlidir. Gelişmiş ekonomilerin devasa teknoloji ve finans kuruluşlarıyla aynı listede yer almak, savunma alanındaki kabiliyetlerin ekonomik karşılığını da netleştiriyor. Önümüzdeki dönemde bu tür küresel endekslerde daha fazla Türk şirketinin üst sıralara tırmanması, ülkenin sermaye piyasalarının derinliği adına kritik bir eşik olacaktır.
ABD Merkez Bankası'nın ekim ayı para politikası toplantı takvimi resmiyet kazanırken küresel piyasalar Washington'dan gelecek açıklamalara odaklandı. Eylül ayı enflasyon verilerinin ardından yatırımcılar dolar, altın ve borsa üzerindeki olası adımları bekliyor.
Fed faiz toplantısı 27-28 Ekim 2026 tarihlerinde Washington'da gerçekleştirilecek.
Eylül ayı enflasyonunun beklentileri aşması yeni faiz artışı ihtimalini gündeme taşıdı.
Amerikan Merkez Bankası'nın para politikası hamleleri öncesinde küresel finans çevrelerinde hareketlilik hız kazandı. Son dönemde açıklanan eylül ayı enflasyon rakamlarının piyasa tahminlerinin üzerine çıkması, bankanın izleyeceği yola ilişkin belirsizlikleri artırdı. Yatırımcılar ve analistler, bu verilerin ardından faiz oranlarında yaşanabilecek olası değişimleri yakından takip ediyor.
Banka tarafından paylaşılan resmi takvime göre kritik toplantı 27 ile 28 Ekim 2026 tarihlerinde yapılacak. Kararın açıklanacağı gün olan 28 Ekim Çarşamba akşamı Türkiye saatiyle 21.00'de sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacak. Hemen ardından saat 21.30'da ise Başkan tarafından basın toplantısı düzenlenecek.
Kurum, gerçekleştirdiği son toplantıda politika faizini 25 baz puan yukarı çekerek yüzde 3,75 ile 4,00 aralığına getirmişti. Bu hamlenin ardından yıl sonuna kadar yeni bir artış ihtimali aralık ayı için konuşulurken, enflasyon verilerinin beklentileri aşması takvimi öne çekebileceği tartışmalarını başlattı.
Piyasa aktörleri şimdi ekim toplantısından çıkacak karara ve verilecek mesajlara kilitlenmiş durumda. Altın, dolar ve küresel borsa endeksleri olası senaryolara göre şekillenirken, bankanın temkinli duruşunu koruyup korumayacağı mercek altında tutuluyor.
AI YORUMU
Para politikası süreçlerindeki bu tür veri odaklı sürprizler, yatırımcıların risk algısını doğrudan değiştiriyor. Eylül ayında açıklanan enflasyon oranlarının beklentileri aşması, aralık ayına bırakılması düşünülen adımların ekim toplantısında 25 baz puanlık bir artış ihtimalini masaya getirmesine yol açtı. Bu durum, altın ve dolar pozisyonu taşıyan bireysel ile kurumsal yatırımcıların küresel çapta pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Eğer banka temkinli politikasından saparsa, piyasalarda ani dalgalanmaların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir.
Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca'nın aktardığına göre, şirketini halka arz etmek isteyen bir sanayiciden rüşvet alındı. Yaşanan rüşvet skandalı ve sonrasındaki gelişmeler Bursa siyasetinde geniş yankı uyandırdı.
Halka arz sürecindeki sanayiciden korktuğu için 600 bin dolar alındığı öne sürüldü.
Bursa Saati yazarı Yüksel Baysal'ın kaleme aldığı yazı sosyal medyada gündem oldu.
AKP Milletvekili Refik Özen ile Saadet Partili Atmaca iddialarla ilgili açıklama yaptı.
Bursa'da şirketini borsaya açmak isteyen bir sanayicinin yaşadığı süreç, siyaset ve ekonomi kulislerinde tartışma yarattı. 2023 yılının mayıs ayında başlayan olayda, iki yıldır Sermaye Piyasası Kurulundan sonuç alamayan iş insanı Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ile iletişime geçti. Dosyanın ilerlemesi için devreye giren milletvekilleri ile SPK yönetimi arasında çeşitli görüşmeler gerçekleştirildi.
Atmaca'nın girişimlerinin ardından SPK olağan takvimi dışında cuma günü toplanarak başvuruyu ele aldı. Kurul üyelerinden bazılarının şirketin geçmişine yönelik iddialar öne sürerek dosyaya karşı çıktığı belirtildi. Sürece AKP Bursa Milletvekili Refik Özen de dahil olurken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e durum aktarıldı ve taraflar arasında belge alışverişi yapıldı.
Tüm bu görüşmelerin sonucunda şirketin halka arzı gerçekleşti. Ancak süreç bittikten sonra sanayicinin kendisini arayan başka bir milletvekiliyle görüştüğü ve halka arzın gerçekleşmesi karşılığında para talep edildiği iddia edildi. Atmaca'nın paylaştığı bilgilere göre iş insanı, baskı altında kalarak 600 bin dolar ödeme yapmak zorunda kaldı.
Ortaya atılan iddiaların ardından yazar Yüksel Baysal'ın konuyu köşesine taşıdığı yazı internet sitesinden kaldırıldı. Sözcü'ye konuşan AKP Milletvekili Refik Özen, sanayicinin kendisine rüşvet iddiasında bulunduğunu ancak isim ya da rakam vermediğini ifade etti. Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca ise siyaseti kamu yararı için yaptıklarını belirterek rüşvet olayına şahit olmadığını dile getirdi.
AI YORUMU
Sermaye piyasalarındaki onay süreçlerinin şeffaflıktan uzaklaşması, aracı kişilerin devreye girdiği gayriresmi ilişkilerin önünü açıyor. Borsaya açılmak isteyen firmaların iki yılı bulan gecikmelerle karşılaşması ve ardından 600 bin dolar gibi büyük tutarların talep edilmesi, denetim mekanizmalarının sorgulanmasını zorunlu kılıyor. Bu durum yalnızca ilgili şirketi mali ve hukuki riske atmakla kalmıyor, küçük yatırımcının sermaye piyasalarına olan güvenini de derinden sarsıyor. Benzer kurumsal onay süreçlerinde dijital ve şeffaf takip mekanizmaları kurulmazsa, benzer iddiaların tekrarlanması kaçınılmaz bir senaryo olmaya devam edecektir.
Kasım ayındaki ara seçimlerin ardından ABD yönetiminin ticaret politikalarını sertleştirmesi ve gümrük tarifelerini artırması bekleniyor. Allianz Trade raporuna göre korumacı adımlar küresel tedarik zincirlerini zorlarken yapay zeka talebi ticareti destekliyor.
ABD tarifeleriyle bağlantılı ihracat kayıplarının 2025 yılında 74 milyar doları bulması bekleniyor.
Olumsuz senaryolarda ortalama gümrük tarifesi oranının yüzde 21,3 seviyesine çıkabileceği tahmin ediliyor.
Küresel ticarette korumacı politikalar ve gümrük tarifelerine ilişkin belirsizlikler devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri'nde kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ticaret politikalarının daha sert bir döneme girmesi bekleniyor. Allianz Trade tarafından yayımlanan Ekonomik Görünüm raporunda, küresel ticaretin jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki aksaklıklar ve korumacı eğilimler nedeniyle köklü bir değişim sürecinden geçtiği vurgulanıyor. ABD'nin uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri ile Çin'deki zayıf iç talebin birleşmesi, Çinli şirketlerin ihracat rotasını Avrupa ve Küresel Güney pazarlarına çevirmesine yol açıyor.
Çin şoku 2,0 olarak adlandırılan bu süreç Avrupa ekonomileri üzerinde yoğun bir baskı oluştururken, artan rekabet ve azalan ihracat fırsatları ticaret dengelerini sarsıyor. Raporda aktarılan verilere göre, ABD tarifeleriyle bağlantılı ihracat kayıplarının 2025 yılında 74 milyar dolar düzeyinde gerçekleşeceği, 2026 döneminde ise 42 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Seçimlerin ardından ticaret savaşlarının tırmanabileceği ve olumsuz senaryolarda ortalama gümrük tarifelerinin yüzde 21,3 oranına kadar yükselebileceği öngörülüyor. Çin'in üretim fazlasına yönelik yeni ek vergiler getirilmesi ve üçüncü ülkeler üzerinden yapılan sevkıyatların soruşturulması başlıca risk başlıkları arasında yer alıyor.
Tüm bu korumacı baskılara karşın teknoloji odaklı gelişmeler ticaret hacmini ayakta tutan temel unsur olarak öne çıkıyor. Yapay zeka talebinin küresel mal ticareti büyümesine bu yıl 4,8 puanlık bir katkı sunması beklenirken, Avrupa'nın savunma harcamaları 0,2 puanlık destek sağlıyor. Buna karşılık Hürmüz Boğazı'nın kapanma ihtimali ticaret büyümesinden 2,1 puan, devam eden ticaret savaşları ise 0,4 puan siliyor. Yapay zeka kaynaklı güçlü talep dalgası, küresel ekonomideki yapısal ayrışmaları kısmen perdeleyerek farklı büyüme hızlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.
Asya-Pasifik bölgesi, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinden ve yarı iletken girdilerine duyulan yoğun ihtiyaçtan doğrudan yararlanıyor. Yapay zeka tedarik zincirlerinde aktif rol alan Güney Kore'nin ihracatı yıllık bazda yüzde 10,5 artış gösterirken, Tayvan'da bu oran yüzde 30 seviyesine ulaşıyor. Meksika, Vietnam ve Malezya da tedarik zincirlerindeki kaymalardan olumlu etkilenen ülkeler arasında bulunuyor. Uzmanlar, yapay zekanın veri ve altyapı maliyetlerine rağmen Asya-Pasifik ekonomilerinde büyümenin yüzde 25'inin bu yatırımlardan kaynaklanacağını tahmin ediyor.
Gelecek döneme ilişkin beklentiler, serbest ticaret anlaşmalarının ihracata sunacağı ölçülebilir katkılara odaklanıyor. Son on iki ayda imzalanan anlaşmaların 2027 yılından itibaren küresel ticarete yıllık yaklaşık 0,1 puan destek vermesi bekleniyor. Avrupa Birliği, Hindistan ve Avustralya gibi pazarların bu anlaşmalardan kazançlı çıkması öngörülürken, tarife baskılarının getirdiği maliyetlerin dijital ve teknolojik yatırımlarla dengelenmeye çalışılacağı anlaşılıyor.
AI YORUMU
Yapay zeka talebinin getirdiği ihracat artışı, korumacı politikaların yarattığı lojistik daralmaları ve maliyetleri tek başına sırtlayamaz. Güney Kore'nin yüzde 10,5 ve Tayvan'ın yüzde 30'luk ihracat artışı, donanım tedarik zincirinde doğru konumlanan ülkelerin kazançlı çıkacağını net biçimde gösteriyor. Ancak bu teknolojik ivme, fiziki gümrük duvarlarının ve ara seçim sonrası sertleşmesi muhtemel ticaret savaşlarının getirdiği riskleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Ülkeler çip üretimi ve veri altyapısına bel bağlasa da, tarifeler küresel büyümeden her yıl pay koparmaya devam edecek.