Son dakika haberi çıktığı an telefonuna veya masaüstüne bildirim gelir.
İlgilendiğim konular
Gündemden ilk senin haberin olsun!
Son dakika haberleri için bildirimlere izin ver. İstediğin an kapatabilirsin.
Bilim
Bursa Teknik Üniversitesi, Türkiye sel risk haritalarına odaklandı
•1 dk okuma
Paylaş
HBilim
iFotoğraf: Lauri Veerde · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons
Özet
Bursa Teknik Üniversitesi uzmanları, ülke genelindeki sel tehlikelerini ve taşkın risklerini aza indirmek için bilimsel çalışmalar yürütüyor. Yürütülen projelerle afet öncesi hazırlık süreçlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Öne çıkanlar
Bursa Teknik Üniversitesi sel tehlikelerine karşı akademik çalışmalar başlattı.
Araştırmalar Türkiye genelindeki riskli alanların haritalandırılmasını kapsıyor.
Proje, taşkın felaketlerine karşı erken önlem alınmasını amaçlıyor.
Haberin Detayı
Bursa Teknik Üniversitesi, iklim değişiminin getirdiği hava olayları karşısında önlem almak amacıyla akademik çalışmalarına hız verdi. Üniversite bünyesindeki uzmanlar, yurt genelinde yaşanan su baskınlarının ve taşkınların önüne geçebilmek adına kapsamlı projeler geliştiriyor. Gerçekleştirilen bu bilimsel faaliyetler, yerel yönetimlerin afet planlamalarına doğrudan veri sağlamayı amaçlıyor.
Yürütülen araştırmalar kapsamında coğrafi bilgi sistemleri ve hidrolojik modelleme yöntemleri bir arada kullanılıyor. Risk altındaki bölgelerin tespit edilmesi ve taşkın senaryolarının önceden simüle edilmesi sağlanıyor. Böylece olası afet durumlarında can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi için somut adımlar atılıyor.
Akademik kadro tarafından hazırlanan raporlar, ilgili kamu kurumları ve belediyelerle paylaşılıyor. Altyapı yatırımlarının doğru noktalara yönlendirilmesi için rehber niteliği taşıyan bu veriler, kentsel planlamada su yönetimi politikalarının güncellenmesine zemin hazırlıyor.
AI YORUMUHaberinAi editör analizi
Akademik kurumların yerel yönetimlerle ortaklaşa yürüttüğü bu tür risk analizleri, şehirlerin iklim krizine karşı direncini artırmada temel rol oynamaktadır. Bursa Teknik Üniversitesi tarafından üretilen veriler, geçmişteki taşkın tecrübeleriyle kıyaslandığında plansız yapılaşmanın yarattığı açıkları kapatma potansiyeli taşır. Önlem alınmazsa yakın gelecekte büyükşehirlerin su baskınlarından göreceği zararlar katlanarak artacaktır.
Kaynak:
Habertürk
Bu haber, kaynaktaki bilgilerden yararlanılarak HaberinAi tarafından özgün biçimde
yazılmıştır; kaynak metin birebir kopyalanmaz, fotoğraf kaynağa bağlantıyla gösterilir.
Hata olabilir, ayrıntılar için kaynağa bakın. İçerik ve telif politikası
AI'YA SORBu haber hakkında merak ettiklerini sorabilirsin
Columbia Üniversitesi araştırmacıları, mikroplastiklerin su molekülleriyle etkileşime girerek hücrelere zarar veren yüksek enerjili reaktif radikaller ürettiğini kanıtladı. Nature dergisinde yayımlanan çalışma, plastik kirliliğinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda tehlikeli kimyasal tehditler de barındırdığını ortaya koydu.
Columbia Üniversitesi araştırmacılara göre mikroplastikler suyla temas ettiğinde reaktif radikaller üretiyor.
Nature dergisinde yayımlanan çalışmada plastiklerin toksik kimyasal tepkimeleri tetiklediği belgelendi.
Serbest radikallerin insan ve hayvan dokularında hücresel düzeyde hasara yol açabileceği kaydedildi.
Plastik kirliliğinin canlı organizmalar üzerindeki kimyasal ve biyolojik etkilerini inceleyen bilim insanları, gözle görülmeyen parçacıkların doğasını değiştiren yeni bir mekanizma keşfetti. ABD merkezli Columbia Üniversitesi Kimya ve Biyomedikal Mühendisliği bölümünde yürütülen kapsamlı laboratuvar incelemeleri, plastiklerin su molekülleriyle temas ettiğinde beklenmedik bir süreç başlattığını gösterdi.
Doğada ve insan vücudunda zamanla ufalınarak küçülen plastikler, genişleyen yüzey alanları sayesinde çevreleriyle daha yoğun bir kimyasal etkileşim kuruyor. Araştırma ekibinin elde ettiği bulgulara göre, bu parçacıklar suyun kimyasal yapısını dönüştürerek reaktif oksijen türleri adı verilen yüksek enerjili serbest radikallerin açığa çıkmasına neden oluyor.
Çalışmanın yazarlarından Naixin Qian, ambalajlı sularda ve kan dolaşımında plastiklerin doğrudan sıvı ortamla temas halinde olduğunu vurguladı. İnsan kanının büyük ölçüde sudan oluştuğu gerçeği göz önüne alındığında, dolaşım sisteminde biriken bu yabancı maddelerin toksik radikaller yayma ihtimali uzmanlarca endişeyle karşılanıyor.
Elde edilen laboratuvar verilerinin canlı dokular üzerindeki net klinik yansımalarını haritalandırmak adına tıp ve çevre kimyası alanında yeni projeler başlatıldı. Okyanus tabanlarından en yüksek dağ zirvelerine kadar ekosistemin tamamını kuşatan plastik kirliliğinin biyolojik risklerini azaltmak için su kaynaklarının korunması hayati önem taşıyor.
AI YORUMU
Gündelik hayatımızın her alanına sızan plastiklerin şimdiye kadar genellikle fiziksel tıkanıklıklar veya mekanik etkileri konuşuluyordu. Bu yeni araştırma, tehlikenin mikroskobik boyutta çok daha sinsi bir kimyasal boyutu olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle içme suyu ambalajları ve insan biyolojisi üzerindeki olası etkiler, hem ambalaj endüstrisinin hem de halk sağlığı politikalarının acilen gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.
Güneydoğu Asya'da süren orman yangınları nedeniyle Endonezya ve komşu ülkelerde okullar tatil edildi. Yetkililer, yaşam alanları yok olan 96 orangutanın güvenli bölgelere taşındığını açıkladı.
Batı Kalimantan'da 6 Ağustos'tan bu yana 51 orangutan güvenli alanlara alındı.
Bakanlık verilerine göre Kalimantan bölgesinde kurtarılan orangutan sayısı 96'ya ulaştı.
Bölgedeki yangınlar El Nino hava olayının yarattığı kuraklıkla hızla yayılıyor.
Güneydoğu Asya'da uzun süredir etkisini sürdüren orman yangınları, Endonezya başta olmak üzere bölgedeki pek çok ülkeyi yoğun duman altında bıraktı. Tarım arazisi açma amacıyla bitki örtüsünün ateşe verilmesi yangınların çıkış noktasını oluştururken El Nino hava olayı da kuraklığı tetikleyerek alevlerle mücadeleyi zorlaştırıyor. Bölge genelinde yaşanan yoğun hava kirliliği sebebiyle Endonezya, Malezya, Singapur ve Doğu Timor'da eğitime ara verilirken insanlar ile yaban hayvanlarında solunum rahatsızlıklarının çoğaldığı rapor edildi.
Temmuz ayının sonlarından beri devam eden yangınlar, Borneo orangutanlarının doğal yaşam alanlarını doğrudan tehdit ediyor. İlgili bakanlık verilerine göre, son aylarda Kalimantan bölgesinde kurtarılan hayvan sayısı toplamda 96'ya yükseldi. Batı Kalimantan Koruma Dairesi ile YIARI derneğinin ortak çalışmaları sonucunda 6 Ağustos tarihinden bu yana 51 orangutan güvenli ortamlara yerleştirilerek koruma altına alındı.
Alevlerin arasından çıkarılan bazı hayvanların vücutlarında yanıklar bulunduğu, ayrıca yetersiz beslenme ve şiddetli kansızlık gibi ciddi sağlık problemleriyle mücadele ettikleri belirlendi. Bu durumdaki canlılar veterinerler gözetiminde yoğun tedavi sürecine alındı. Geçmişte Sumatra ve Borneo adalarında 230 binden fazla olan orangutan nüfusunun günümüzde yaklaşık 104 bine gerilediği biliniyor.
Süregelen orman yangınları, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu türün geleceği üzerindeki kaygıları artırıyor. Gönüllü kuruluşlar ve yerel birimler, yaban hayatını korumak adına bölgede aralıksız saha çalışmaları yürütüyor. Uzmanlar, doğal habitatların yok olmasının hayvan popülasyonunu doğrudan yok oluşa sürüklediğini vurguluyor.
AI YORUMU
Orman yangınlarının doğurduğu ekolojik yıkım, yalnızca bitki örtüsünü değil nesli tükenmekte olan türlerin varlığını da doğrudan tehdit ediyor. Bölgede nüfusun 230 binden 104 bine gerilemiş olması, bu krizin boyutu hakkında açık bir veri sunuyor. Alınan 96 orangutanlık kurtarma sayısı olumlu bir adım olsa da habitat kaybı engellenmediği sürece popülasyon hızla azalmaya devam edecektir.
Seyhan Belediyesi, şehir sınırları içinde toplanan atık lastikleri geri dönüşüm tesisine yönlendiriyor. Bu uygulama, çöp sahası baskısını azaltırken, lastiklerin yeniden kullanılabilir ürünlere dönüştürülmesini hedefliyor.
Seyhan Belediyesi atık lastik toplama ağı kurdu
Toplanan lastikler geri dönüşüm tesisine gönderiliyor
Proje çevre kirliliğini azaltmayı amaçlıyor
Seyhan Belediyesi, şehirdeki atık yönetimi stratejisinin bir parçası olarak atık lastik toplama sistemini hayata geçirdi. Belediye ekipleri, yol ve otoparklarda bulunan kullanılmayan lastikleri belirli noktalara yönlendiriyor ve düzenli olarak toplama kampanyaları düzenliyor. Bu çaba, şehirdeki çöp miktarını azaltma hedefiyle örtüşüyor.
Toplanan lastikler, uzmanlaşmış bir geri dönüşüm tesisine sevk ediliyor. Tesiste lastikler önce parçalanıyor, ardından kauçuk ve çelik telleri ayrıştırılıyor. Elde edilen kauçuk tozu, yol kaplamaları, spor zemini ve çeşitli endüstriyel ürünlerde hammadde olarak kullanılabiliyor. Çelik teller ise geri dönüştürülerek metal döküm süreçlerine kazandırılıyor.
Belediye yetkilileri, bu uygulamanın hem çevresel hem de ekonomik faydalar sağlayacağını belirtiyor. Lastik atığının yeniden değerlendirilmeye alınması, çöp sahalarına giden atık miktarını azaltırken, yeni hammadde ihtiyacını da kısmaya yardımcı oluyor. Ayrıca, yerel istihdamın artması ve geri dönüşüm sektörünün güçlenmesi bekleniyor.
Seyhan Belediyesi, projenin sürdürülebilirliğini sağlamak için vatandaşların bilinçlendirilmesine de önem veriyor. Kamuoyuna yönelik bilgilendirme kampanyalarıyla, eski lastiklerin nasıl ve nerede toplanacağı konusunda net talimatlar sunuluyor. Böylece, halkın katılımı artırılarak geri dönüşüm sürecinin etkinliği maksimize ediliyor.
AI YORUMU
Seyhan Belediyesi'nin atık lastik geri dönüşüm programı, şehirde çöp sahası baskısını hafifletecek somut bir adım. Belediyenin toplama ağı ve tesis yönlendirmesi, yerel çevre yönetiminde ölçülebilir iyileşme sağlayacak. Bu yaklaşım, atık yönetimi maliyetlerini düşürürken, geri kazanılan kauçuk ve çelik hammadde olarak ekonomik fayda da getirebilir. Önceki yıllarda lastik atığı doğrudan çöp sahalarına gönderildiği düşünüldüğünde, yeni sistem ciddi bir çevresel dönüşüm sunuyor.
Suudi Arabistan yenilenebilir enerji tesisini korunaklı bir üreme alanına dönüştürdü. Proje sayesinde panellerin sağladığı gölge sıcaklığı düşürürken ceylan nüfusunun önümüzdeki yıllarda ciddi oranda artması hedefleniyor.
250 MW kapasiteli güneş santrali 505 hektarlık alanda ceylan üreme merkezine dönüştürüldü.
Panellerin altındaki zemin sıcaklığı doğrudan güneş alan bölgelere göre 5 ila 10 derece daha serin.
Bilimsel modellemelere göre santraldeki sürünün 2031 yılında yaklaşık 600 hayvana ulaşması bekleniyor.
Suudi Arabistan yönetimi, elektrik üretim faaliyetleri ile koruma çalışmalarını bir araya getiren sıra dışı bir projeyi hayata geçirdi. Toplam 250 megavat kapasiteye sahip olan ve 505 hektarlık araziye yayılan güneş enerjisi tesisi, nesli tehlike altındaki kum ceylanlarının yaşam ve üreme alanı haline getirildi. Yırtıcılara karşı güvenli çitlerle çevrilen bu geniş sahanın önemli bir kısmı hayvanların doğal habitatına uygun olarak düzenlenirken pilot uygulamalar hızla sürdürülüyor.
Çöl ikliminin zorlu koşullarında kurulan bu tesis, yenilenebilir enerji altyapısının hayvanlar için ekolojik bir fayda sağlayabileceğini kanıtlıyor. Araştırma verilerine göre güneş panellerinin gölgelediği zemin sıcaklığı, açıkta kalan alanlara kıyasla 5 ila 10 derece daha düşük seyrediyor. Bu sıcaklık düşüşü, bölgenin aşırı sıcak ikliminde ceylanların konforlu ve güvenli bir yaşam sürmesine doğrudan katkı sunuyor.
Korunaklı ortam sayesinde rezervin hayvan yetiştirme kapasitesi katlanarak artarken uzman korucular canlıların sağlık durumunu ve sürü davranışlarını yakından izliyor. Ekosistemdeki otları ve ağaç yapraklarını tüketerek beslenen kum ceylanları, bitki örtüsünün dengelenmesinde ve tohumların yayılmasında aktif rol oynuyor. Belirlenen hedefler doğrultusunda ilk yavruların Aralık 2026 tarihinde dünyaya gelmesi planlanıyor.
Geniş çaplı modelleme sonuçlarına göre tesisteki ceylan popülaritesinin 2031 yılına kadar 600 bireye ulaşacağı tahmin ediliyor. Hayvanların yeterli sayıya ve olgunluğa erişmesinin ardından 24.500 kilometrekarelik devasa rezerv alanına serbest bırakılması amaçlanıyor. Kraliyet kararnamesiyle kurulan Prens Muhammed bin Selman Kraliyet Rezervi, ülkedeki çok sayıda yerli türü yeniden doğal yaşamla buluşturmayı sürdürüyor.
AI YORUMU
Yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı kalmayıp yaban hayatını desteklemesi ekolojik denge açısından sevindirici bir model oluşturuyor. 505 hektarlık sahanın ceylanlar için güvenli bir sığınağa dönüştürülmesi, endüstriyel alanların doğayla uyumlu hale getirilebileceğini net biçimde kanıtlıyor. Sıcaklıkların 5 ila 10 derece düşmesi gibi somut avantajlar sağlanmasaydı, çöl şartlarında bu kadar yüksek bir üreme başarısı yakalamak imkânsız hale gelirdi. Sürü nüfusunun 2031 yılına kadar 600 hayvana ulaşma hedefi, projenin sadece sembolik olmadığını ve somut bir koruma vizyonuna dayandığını gösteriyor.